Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4619 E. 2023/3791 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihbar tazminatı↗ kıdem tazminatı↗ huzur hakkı↗ güveni kötüye kullanma↗ ispat külfeti↗ yazılı delil↗ fesih↗ ihbar↗ yönetim kurulu kararı↗ ihtarname↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 27.02.2017 tarih, 2016/462 E. ve 2017/109 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 13.03.2019 tarih, 2017/5027 E. ve 2019/2127 K. sayılı kararıyla davacının sair temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu ettiği 2013 yılı Ekim ayı ücret alacağının miktarı belirlenip ücretin ödendiğinin ispat külfetinin de davalıda olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2013 yılı Ekim ayı ücretinin 12.000,00 TL olduğu, bilirkişi raporunda davalı tarafından 2013 yılında bir kısım ödemeler yapıldığının tespit edilmiş ise de bu ödemelerin Ekim ayı ücretine ilişkin olduğu konusunda net bir belirleme yapılmadığı, dava konusu 2013 yılı Ekim ayı ücretinin ödendiği hususunun davalı tarafça ispatlanamadığı, davacının bu kapsamda 12.000,00 TL ücret alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2013 yılının ikinci dönemine ilişkin müvekkili maaşının aylık net 18.000,00 TL olduğunu ve bu nedenle ücret alacağına bu meblağ üzerinden hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin ücret alacağını kendi iradesi ile artırdığına yönelik davalı şirket iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu, zira tanık anlatımlarına değil yazılı delile itibar edilmesi gerektiğini, şirket sahibi tarafından %100 maaş zammı ile yönetim kurulu başkanlığının müvekkiline teklif edildiğini ve müvekkilinin de bu teminat ile teklifi kabul ettiğini, bütün işlemler gibi maaş artırım işleminin de çift imza ile ve diğer yönetim kurulu üyelerinin de bilgisi dahilinde şirket sahibi tarafından yapıldığını, Ekim 2013 tarihine ait maaş bilgileri tam ve eksikiz olarak incelenmeden ve banka kayıtları dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iş akdinin fesih nedeni ücretini arttırmasıyken Mahkemece fesih nedeni oluşturan ücret artışının hesaplamada esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ücret alacağı miktarının belirlenmesinde objektif ölçütler göz ardı edilerek salt tanık anlatımlarının dikkate alındığını, davacının ücret alacağı olarak 18.000,00 TL talep ettiğini ancak huzur hakkının yönetim kurulu üyelerine tanınan bir mali hak olduğunu ve ücretten ayrı olduğu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirkette yönetici olan davacının ücret alacağı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4857 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 394 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5027 E. 2019/2127 K.
Ortak:ihbar tazminatı · kıdem tazminatı · huzur hakkı · ispat külfeti · ihbar · yönetim kurulu kararı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iş akdinin «fesih» nedeni ücretini arttırmasıyken Mahkemece fesih nedeni oluşturan ücret artışının hesaplamada esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ücret alacağı miktarının belirlenmesinde objektif ölçütler göz ardı edilerek salt tanık anlatımlarının dikkate alındığını, davacının ücret alacağı olarak 18.000,00 TL talep ettiğini ancak «huzur hakkının» «yönetim kurulu» üyelerine tanınan bir mali hak olduğunu ve ücretten ayrı olduğu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 13.03.2019 tarih, 2017/5027 E. ve 2019/2127 K. sayılı kararıyla davacının sair temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu ettiği 2013 yılı Ekim ayı ücret alacağının miktarı belirlenip ücretin ödendiğinin «ispat külfetinin» de davalıda olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
… ktiğini, müvekkilinin ücret alacağını kendi iradesi ile artırdığına yönelik davalı şirket iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu, zira tanık anlatımlarına değil «yazılı delile» itibar edilmesi gerektiğini, şirket sahibi tarafından %100 maaş zammı ile «yönetim kurulu» başkanlığının müvekkiline teklif edildiğini ve müvekkilinin de bu «teminat» ile teklifi kabul ettiğini, bütün işlemler gibi maaş artırım işleminin de çift imza ile ve diğer yönetim kurulu üyelerinin de bilgisi dahilinde şirket sahibi taraf …
Benzer bu kararda… emece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkette 100 pay hisse sahibi olduğu ve yönetici pozisyonunda genel müdür yardımcısı, genel müdür ve «yönetim kurulu» başkanı sıfatları ile çalıştığı, davacının davalı şirkette işveren vekili statüsünde bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi vasfını taşımadığı, davalı şirkette hissedar olan davacının aynı zamanda işçi sıfatı ile fazla mesai ve diğer taleplerinin değerlendirilme imkanının olmadığı, davacının yönetici sıfatı ile çalışma saatlerini kendisinin tespit etmesi nedeni ile fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücretlerinin talebinin yerinde olmadığı, TTK 394. maddesi gereğince «huzur hakkı» veya ücretin ancak «esas sözleşme» veya genel kurul kararı ile verileceği, davacının maaş artışına ilişkin genel kurul kararı olmadığı, davacının iş akti işine özen göstermemesi ve mali hakları konusunda tek başına karar alması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle fesh edildiğinden kıdem-«ihbar tazminatı» talep edemeyeceği, ücret alacağının bulunmadığı, davacının ticaret hukukuna dayalı alacak veya hak talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veri …
2-Dava, davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının «hizmet akdinin» haksız feshedildiği iddiasıyla «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Ancak davacı «işçilik alacaklarının» yanı sıra genel müdür yardımcısı sıfatıyla hizmet akdine dayalı olarak çalışması nedeniyle 2013 yılı Ekim ayına ait ücretinin ödenmediğini ileri sürerek 18.000 TL ücret talebinde de bulunmuştur.Mahkemece «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış, bilirkişi raporunda 30.07.2013 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile davacıya emeklerinin karşılığı olarak 6.000,00 TL «huzur hakkı» ödenmesine karar verildiği ve huzur hakkının Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olmakla ücrete «dahil» edilemeyeceği belirlenmiş olup, davacının ücretinin net 7.000,00 TL, brüt 9.791,58 TL olabileceği bildirilmiş ancak davacının ücret alacağının ödenip ödenmediği hususunda belirleme yapılmadığı gibi davacının en «son» aldığı ücret yönünden mahkemece dinlenen tanıkların beyanları da değerlendirilmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hizmet akdi · işçilik alacakları · esas sözleşme · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu karardaAncak davacı «işçilik alacaklarının» yanı sıra genel müdür yardımcısı sıfatıyla hizmet akdine dayalı olarak çalışması nedeniyle 2013 yılı Ekim ayına ait ücretinin ödenmediğini ileri sürerek 18.000 TL ücret talebinde de bulunmuştur.Mahkemece «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış, bilirkişi raporunda 30.07.2013 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile davacıya emeklerinin karşılığı olarak 6.000,00 TL «huzur hakkı» ödenmesine karar verildiği ve huzur hakkının Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olmakla ücrete «dahil» edilemeyeceği belirlenmiş olup, davacının ücretinin net 7.000,00 TL, brüt 9.791,58 TL olabileceği bildirilmiş ancak davacının ücret alacağının ödenip ödenmediği hususunda belirleme yapılmadığı gibi davacının en «son» aldığı ücret yönünden mahkemece dinlenen tanıkların beyanları da değerlendirilmemiştir.
… emece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkette 100 pay hisse sahibi olduğu ve yönetici pozisyonunda genel müdür yardımcısı, genel müdür ve «yönetim kurulu» başkanı sıfatları ile çalıştığı, davacının davalı şirkette işveren vekili statüsünde bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi vasfını taşımadığı, davalı şirkette hissedar olan davacının aynı zamanda işçi sıfatı ile fazla mesai ve diğer taleplerinin değerlendirilme imkanının olmadığı, davacının yönetici sıfatı ile çalışma saatlerini kendisinin tespit etmesi nedeni ile fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücretlerinin talebinin yerinde olmadığı, TTK 394. maddesi gereğince «huzur hakkı» veya ücretin ancak «esas sözleşme» veya genel kurul kararı ile verileceği, davacının maaş artışına ilişkin genel kurul kararı olmadığı, davacının iş akti işine özen göstermemesi ve mali hakları konusunda tek başına karar alması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle fesh edildiğinden kıdem-«ihbar tazminatı» talep edemeyeceği, ücret alacağının bulunmadığı, davacının ticaret hukukuna dayalı alacak veya hak talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veri …
2-Dava, davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının «hizmet akdinin» haksız feshedildiği iddiasıyla «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece öncelikle davacının dava konusu ettiği 2013 yılı Ekim ayı ücret alacağının miktarı belirlenip, ücretin ödendiğinin «ispat külfetinin» de davalıda olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8477 E. 2013/22900 K.
Ortak:ihbar
Benzer bu karardaHukuk Dairesi'nin bozma ilamı ile taraflar arasında iş ilişkisinin bulunmayıp «vekalet ilişkisi» olduğu hususunun kesinleştiği, Haziran ayı itibariyle vekalet alacağının 16.500 TL olduğu ve bu ücretin ödenmediğinin anlaşıldığı, yasal koşulları oluşmayan kıdem, «ihbar», «kötü niyet», yıllık hafta ve genel tatil izinlerine ve manevi tazminata ilişkin istemlerin reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacı yanın 2006 yılı haziran ayı ücretine ilişkin isteminin kabulü ile 1.000 TL için dava tarihinden, kalan kısım için «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı yana verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ilişkisi · kısmi kabul · nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · kötü niyet · görevsizlik kararı · ıslah · yasal faiz
Benzer bu karardaHukuk Dairesi'nin bozma ilamı ile taraflar arasında iş ilişkisinin bulunmayıp «vekalet ilişkisi» olduğu hususunun kesinleştiği, Haziran ayı itibariyle vekalet alacağının 16.500 TL olduğu ve bu ücretin ödenmediğinin anlaşıldığı, yasal koşulları oluşmayan kıdem, «ihbar», «kötü niyet», yıllık hafta ve genel tatil izinlerine ve manevi tazminata ilişkin istemlerin reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacı yanın 2006 yılı haziran ayı ücretine ilişkin isteminin kabulü ile 1.000 TL için dava tarihinden, kalan kısım için «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı yana verilmesine karar verilmiştir.
2- Ancak, davanın 16.500 TL'lik «kısmı kabul» edildiğine göre davacı yararına «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
İş Mahkemesinden «görevsizlik» kararı ile geldiği, İş Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu verilen kararın taraflarca temyizi üzerine Yargıtay 9.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9209 E. 2010/1577 K.
Ortak:kıdem tazminatı · fesih · ihbar · Alacak
İncelediğiniz karardaDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iş akdinin «fesih» nedeni ücretini arttırmasıyken Mahkemece fesih nedeni oluşturan ücret artışının hesaplamada esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ücret alacağı miktarının belirlenmesinde objektif ölçütler göz ardı edilerek salt tanık anlatımlarının dikkate alındığını, davacının ücret alacağı olarak 18.000,00 TL talep ettiğini ancak «huzur hakkının» «yönetim kurulu» üyelerine tanınan bir mali hak olduğunu ve ücretten ayrı olduğu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda2-1475 sayılı İş Kanununun 14/11. maddesi gereği «kıdem tazminatı» için «fesih» tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapıla …
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kıdem, «ihbar», genel tatil ve bayram, hafta tatili ve fazla mesai ücretine hak kazandığı, bilirkişinin hesapladığı 30.077,48 TL fazla mesai ücreti ile genel tatil ve bayram ücretleri ile izin, hastalık gibi nedenlerle çalışılmayan günler olabileceğinden % 50 oranında indirim yapılması gerektiği belirtilerek, toplam 35.960,46 TL alacağın davalıdan tahsiline, dava ile istenen meblağa davadan, ıslahla istenen meblağa «ıslah» tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · ıslah · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kıdem, «ihbar», genel tatil ve bayram, hafta tatili ve fazla mesai ücretine hak kazandığı, bilirkişinin hesapladığı 30.077,48 TL fazla mesai ücreti ile genel tatil ve bayram ücretleri ile izin, hastalık gibi nedenlerle çalışılmayan günler olabileceğinden % 50 oranında indirim yapılması gerektiği belirtilerek, toplam 35.960,46 TL alacağın davalıdan tahsiline, dava ile istenen meblağa davadan, ıslahla istenen meblağa «ıslah» tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesine karar verilmiştir.
2-1475 sayılı İş Kanununun 14/11. maddesi gereği «kıdem tazminatı» için «fesih» tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapıla …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4619 E. , 2023/3791 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/442 Esas, 2021/805 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından duruşma istemli ve davacı vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 44.020,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 01.07.2008 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, en son ücretinin 18.000,00 TL olduğunu, usulsüz olan birtakım kararların müvekkilince imzalanmaması üzerine iş akdine son verilmesine karar verildiğini ve iş akdinin 24.10.2013 tarihinde noter ihtarnamesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25 inci maddesi uyarınca davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatları ile çalıştığı süre boyunca fazla mesai, yıllık izin, genel tatil, hafta tatili ücretlerinin ve Ekim ayı ücretinin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL kıdem tazminatı, 1.000,00 TL ihbar tazminatı, 1.000,00 TL yıllık izin ücreti, 1.000,00 TL fazla mesai ücreti, 1.000,00 TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti, 1.000,00 TL hafta tatili ücreti, 18.000,00 TL ücret alacağı olmak üzere toplam 24.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı işyerinde genel müdür olarak çalışmaya başladığını, davacının işveren vekili konumunda olduğunu, işveren vekillerinin kıdem, ihbar tazminatı ve fazla mesai taleplerinin kanuna ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, davacının davalı işverenin güvenini kötüye kullandığını, davalı işvereni maddi zarara uğrattığını ve feshin haklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 27.02.2017 tarih, 2016/462 E. ve 2017/109 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 13.03.2019 tarih, 2017/5027 E. ve 2019/2127 K. sayılı kararıyla davacının sair temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu ettiği 2013 yılı Ekim ayı ücret alacağının miktarı belirlenip ücretin ödendiğinin ispat külfetinin de davalıda olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2013 yılı Ekim ayı ücretinin 12.000,00 TL olduğu, bilirkişi raporunda davalı tarafından 2013 yılında bir kısım ödemeler yapıldığının tespit edilmiş ise de bu ödemelerin Ekim ayı ücretine ilişkin olduğu konusunda net bir belirleme yapılmadığı, dava konusu 2013 yılı Ekim ayı ücretinin ödendiği hususunun davalı tarafça ispatlanamadığı, davacının bu kapsamda 12.000,00 TL ücret alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2013 yılının ikinci dönemine ilişkin müvekkili maaşının aylık net 18.000,00 TL olduğunu ve bu nedenle ücret alacağına bu meblağ üzerinden hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin ücret alacağını kendi iradesi ile artırdığına yönelik davalı şirket iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu, zira tanık anlatımlarına değil yazılı delile itibar edilmesi gerektiğini, şirket sahibi tarafından %100 maaş zammı ile yönetim kurulu başkanlığının müvekkiline teklif edildiğini ve müvekkilinin de bu teminat ile teklifi kabul ettiğini, bütün işlemler gibi maaş artırım işleminin de çift imza ile ve diğer yönetim kurulu üyelerinin de bilgisi dahilinde şirket sahibi tarafından yapıldığını, Ekim 2013 tarihine ait maaş bilgileri tam ve eksikiz olarak incelenmeden ve banka kayıtları dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iş akdinin fesih nedeni ücretini arttırmasıyken Mahkemece fesih nedeni oluşturan ücret artışının hesaplamada esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ücret alacağı miktarının belirlenmesinde objektif ölçütler göz ardı edilerek salt tanık anlatımlarının dikkate alındığını, davacının ücret alacağı olarak 18.000,00 TL talep ettiğini ancak huzur hakkının yönetim kurulu üyelerine tanınan bir mali hak olduğunu ve ücretten ayrı olduğu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirkette yönetici olan davacının ücret alacağı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4857 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 394 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933660500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz