Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/5317 E. 2019/1953 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cezai şart↗ ıslah↗ yasal faiz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava bakımından, bilirkişilerin şirket içi yazışmaları gerekçe göstererek feshin haklı olduğu kanaatine vardıklarını ancak, dosya kapsamında alınan tanık beyanları göz önüne alındığında bu görüşe itibar etmenin mümkün olmadığı, zira, bilgi ve görgüsüne başvurulan davacı tanığının bizzat kendi görgüsüne dayalı bir bilgisi bulunmadığı, davalı tanıklarının ise davacı iddialarını ispata yarar bir bayanda bulunmadıkları, bu nedenle davacı yanca feshin haklı sebeple yapıldığının ispatlanamadığı, birleşen davadaki talebin, feshin haklı sebeple yapıldığı ispatlanamadığından haklı olduğu ve buna göre, şirketin davacı işçiden sözleşmeyle cezai şart olarak öngörülen 33.000,00 TL’yi talep edebileceği ancak kısmi dava olarak açılan işbu davada davacı talebinin 3.000,00 TL olduğu gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, 3.000,00 TL'nin 16/09/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte asıl dosya davacısından tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı karşı davalı vekilinin asıl ve karşı davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddiyle asıl dava ile ilgili hükmün onanması gerekmiştir.
2- Davalı karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, karşı dava, taraflar arasındaki sözleşmeyle öngörülen cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilerek, davacı lehine 3.000 TL cezai şarta hükmedilmiştir. Ancak, davacı, dava dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 3.000,00 TL talep etmiş, akabinde 24.03.2010 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 30.000,00 TL artırarak 33.000,00 TL’ye yükseltmiştir. Mahkemece, davacı yanca usulüne uygun olarak yapılan ıslah gözetilerek hüküm tesisi gerekirken, ıslah yapılmamış gibi hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülememiş, karşı davada verilen hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/730 E. 2020/5053 K.
Ortak:cezai şart
İncelediğiniz kararda… ığının ispatlanamadığı, birleşen davadaki talebin, feshin haklı sebeple yapıldığı ispatlanamadığından haklı olduğu ve buna göre, şirketin davacı işçiden sözleşmeyle «cezai şart» olarak öngörülen 33.000,00 TL’yi talep edebileceği ancak kısmi dava olarak açılan işbu davada davacı talebinin 3.000,00 TL olduğu gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, 3.000,00 TL'nin 16/09/2008 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte asıl dosya davacısından tahsiline karar verilmiştir.
2- Davalı karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, karşı dava, taraflar arasındaki sözleşmeyle öngörülen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilerek, davacı lehine 3.000 TL cezai şarta hükmedilmiştir.
Benzer bu kararda… i sözler söylendiğinin tespit edildiği, bu nedenle davalının sözleşmeyi haklı nedenlerle feshettiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacının sözleşmeyle kararlaştırılan «cezai şartı» talep edemeyeceği, davacı yanca dayanılan ve davalının avans aldığını bildiren makbuzdaki imzanın davalının elinden sadır olmadığı bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden «avansın iadesi» talebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmesinin» sözleşmeyle öngörülen «fesih» «ihbar» süresine riayet edilmeksizin feshedildiği iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans iadesi · rekabet yasağı · istifa · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · fesih · ihbar
Benzer bu kararda2- Dava, taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmesinin» sözleşmeyle öngörülen «fesih» «ihbar» süresine riayet edilmeksizin feshedildiği iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
TBK'nın 447/2. maddesi uyarınca, ayrılan işçiye karşı açılan «rekabet yasağına» aykırılık sözleşmesine istinaden dava açılabilmesi için, işverenin sözleşmeyi haklı olarak veya işçinin sözleşmeyi haksız olarak «fesih» etmiş olması gerekir.
… i sözler söylendiğinin tespit edildiği, bu nedenle davalının sözleşmeyi haklı nedenlerle feshettiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacının sözleşmeyle kararlaştırılan «cezai şartı» talep edemeyeceği, davacı yanca dayanılan ve davalının avans aldığını bildiren makbuzdaki imzanın davalının elinden sadır olmadığı bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden «avansın iadesi» talebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak somut olayda davalı «istifa» dilekçesinde herhangi bir gerekçe göstermediği gibi, yargılama sırasında davalı tarafa, davacı şirket yetkilileri tarafından kendisine mobbing uygulandığı şeklindeki savunmasını da somutlaştırıp ispat edememiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2288 E. 2010/4014 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin devri · ihtarname
Benzer bu kararda… rici sebeplere, şirket hisse devir bedelinin 08.11.2005 tarihli sözleşmede nakit olarak kararlaştırılıp bedelin peşin ödendiği belirtilmiş ise de 14.11.2005 tarihli «sözleşmede devrin», bilöbedel yapılacağının kararlaştırılmış olmasına ve tarafların devir esnasında yaptıkları yazışmalar ile karşılıklı olarak gönderdikleri «ihtarnameler» kapsamına göre davacının bedeli ödediğinin mevcut delillerle ispatlanamamış olmasına göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ih …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/5317 E. , 2019/1953 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
8. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 19/07/2017 tarih ve 2014/1497-2017/609 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı karşı davalı vekili asıl davada, müvekkilinin davalı şirket nezdinde belirli süreli iş sözleşmesiyle genel müdür sıfatıyla çalıştığını, ayrıca şirket yönetim kurulu kararıyla yönetim kurulu üyesi olarak da görev yaptığını, genel müdür sıfatıyla, işe alınma ve işten çıkarılma yetkisi yönetim kurulunda olan pazarlama ve iş geliştirme direktörünü şirketi zarara sokan eylemleri ve işteki düşük performansı nedeniyle bir uyarı yazısı ile uyardığını ve akabinde adı geçen şahıstan savunma istediğini, ardından anılan çalışan tarafından müvekkili hakkında başlatılan asılsız ağır isnat ve hakaretlere karşı müvekkilince yönetim kuruluna müracaat edilerek gereğinin yapılmasının istenildiğini ancak, yönetim kurulunca söz konusu çalışan hakkında herhangi bir işlem yapılmadığını, belirtilen nedenlerle iş akdinin devamı müvekkili için çekilmez hale geldiğinden iş sözleşmesini haklı sebeple tek taraflı olarak feshettiğini ileri sürerek, toplam 1.000 TL tutarında ücret, ikramiye, izin ve huzur hakkı ile 1.000 TL kıdem tazminatı alacaklarının temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, akabinde, 13.04.2010 tarihli ıslah dilekçesiyle, talebini, kıdem tazminatı bakımından 3.809,85 TL, bakiye ücret alacağı bakımından 28.967,00 TL ve ikramiye alacağı bakımından 5.937,00 TL olarak ıslah etmiş, birleşen davanın reddini talep etmiştir.
Davalı karşı davacı vekili birleşen davada, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalı yanca hiç bir haklı ve gerekçeli sebep gösterilmeksizin ve sözleşmede belirlenen önel süresine uyulmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, sözleşmeyle öngörülen cezai şarttan şimdilik 3.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini istemiş, akabinde, 24.03.2010 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini, 33.000,00 TL olarak ıslah etmiş, asıl davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava bakımından, bilirkişilerin şirket içi yazışmaları gerekçe göstererek feshin haklı olduğu kanaatine vardıklarını ancak, dosya kapsamında alınan tanık beyanları göz önüne alındığında bu görüşe itibar etmenin mümkün olmadığı, zira, bilgi ve görgüsüne başvurulan davacı tanığının bizzat kendi görgüsüne dayalı bir bilgisi bulunmadığı, davalı tanıklarının ise davacı iddialarını ispata yarar bir bayanda bulunmadıkları, bu nedenle davacı yanca feshin haklı sebeple yapıldığının ispatlanamadığı, birleşen davadaki talebin, feshin haklı sebeple yapıldığı ispatlanamadığından haklı olduğu ve buna göre, şirketin davacı işçiden sözleşmeyle cezai şart olarak öngörülen 33.000,00 TL’yi talep edebileceği ancak kısmi dava olarak açılan işbu davada davacı talebinin 3.000,00 TL olduğu gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, 3.000,00 TL'nin 16/09/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte asıl dosya davacısından tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı karşı davalı vekilinin asıl ve karşı davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddiyle asıl dava ile ilgili hükmün onanması gerekmiştir.
2- Davalı karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, karşı dava, taraflar arasındaki sözleşmeyle öngörülen cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilerek, davacı lehine 3.000 TL cezai şarta hükmedilmiştir. Ancak, davacı, dava dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 3.000,00 TL talep etmiş, akabinde 24.03.2010 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 30.000,00 TL artırarak 33.000,00 TL’ye yükseltmiştir. Mahkemece, davacı yanca usulüne uygun olarak yapılan ıslah gözetilerek hüküm tesisi gerekirken, ıslah yapılmamış gibi hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülememiş, karşı davada verilen hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle asıl dava ile ilgili kararın ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, karşı davada verilen hükmün davalı karşı davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 173,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı-karşı davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 11/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/492088000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz