Cezai Şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/4455 E. 2013/6292 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
serbest rekabet ilkesi↗ sözleşmeyle bağlılık ilkesi↗ ahde vefa↗ sözleşme serbestisi↗ sözleşmenin ihlali↗ kısıtlılık↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ cezai şart↗ dürüstlük kuralı↗ ifa↗ kamu düzeni↗ geçersizlik↗ taşıyan↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
dava, sözleşmenin ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Rekabet, bir tüketici grubuna aynı dönemde, aynı türdeki mal ya da hizmetleri satan teşebbüsler arasındaki ilişki olup, çağdaş piyasa ekonomisinin temelini serbest rekabet ilkesi oluşturur. Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi ile, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı bulunup yasaklanmış olup mahkemece, taraflar arasında imzalanan sözleşme anılan bu yasaklamalar kapsamında kaldığından bahisle geçersiz sayılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa- Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Diğer bir söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Anayasa’da veya yasalarda sözleşme yapma imkanı, özel bazı istisnalar dışında herkes için kabul edilmiştir. İmzalanan bir sözleşmenin sonradan ortaya çıkan şartlara göre değiştirilebilmesi için, sözleşmede buna imkan veren bir hükmün bulunması gerekir. Sözleşme serbestliği ilkesi tarafların birbirleri karşısında eşit hak sahibi olarak bulunmalarını gerektirir. Sözleşme ilişkisinden ... uyuşmazlıklarda tarafların hak ve borçları, sözleşme ve eklerine göre belirlenir. Başka bir ifade ile uyuşmazlığın çözümünde sözleşme hükümlerinin esas alınması gerekir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak sözleşme serbestisi sınırsız değildir. Karar tarihinde geçerli 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun .... ve 20. maddelerinde sözleşme serbestisine bir takım sınırlamalar getirilmiş, kanunun kesin olarak emrettiği kurallara veya ahlaka (adaba) veya kamu düzenine yahut şahsi hükümlere ilişkin haklara aykırı sözleşmelerin geçerli olamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, taraflar arasında imzalanmış bulunan ....2005 tarihli sözleşme hükümlerinin, sözleşme serbestliği ilkesi çerçevesinde geçerli bir sözleşme olduğu ve Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin dava konusu olaya uygulanırlığının bulunmadığı gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davacı vekilinin davalı ... bakımından verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkemece anılan davalı hakkında verilen kararın bozulmasına karar vermek gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3178 E. 2013/20242 K.
Ortak:sözleşme serbestisi · dürüstlük kuralı · ifa
İncelediğiniz karardaHukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa- Pacta Sund Servanda) ve «sözleşme serbestliği» ilkeleri kabul edilmiştir.
Diğer bir söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen «ifa» etmelidir.
Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, «dürüstlük kuralının» bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır.
Benzer bu karardaEmin Akyüz ile davalı-birleşen davanın davacısı ... arasında 10.03.2000 tarihinde dava dışı «anonim şirketin» hisselerinin «blok» halinde devri konusunda sözleşme imzalandığı, hisselerin davacı-birleşen davanın davalısı...e aylık 31.500 DM olmak üzere, 40 ayda ödenecek şekilde toplam 1.260.000 DM karşılığında devrinin yapıldığı, davacı-birleşen davanın davalısı...ün ilk 7 ay devir bedelinin taksitlerini ödediği, daha sonra ekonomik krizi gerekçe göstererek ödeme yapmadığı, 2001 yılı taksitlerinin faiz farkı konularak yeniden senede bağlandığı, bu senetleri de ekonomik krizin varlığı iddiasıyla ödemediği, davalı-birleşen davanın davacısı idarenin kendisine bakiye alacağın ödenmesi için süre verdiği, davacı-birleşen davanın davalısı M.Emin Akyüz'ün bunu «sözleşmenin feshi» olarak algıladığı, feshi kabul ettiğini açıklayarak, «vadesi» gelen ve gelmeyen senetlerle ilgili olarak iki ayrı borçlu bulunmadığının «tespiti davası» ile sözleşmenin feshedildiğinin tespiti, ödenen bedeller ve «teminatın» tahsili ile uğranılan zararın tazmini davası açtığı, davalı-birleşen davanın davacısı idarenin de karşı tarafın taksitlerin birinde ödemede «temerrüde» düştüğünü, bakiye taksitlerin de «muaccel» hale geldiğini ileri sürerek, ödenmeyen devir bedelinin bakiyesinin tahsili amacıyla dava açtığı, açılan bu davaların tamamının birleştirilerek görüldüğü, mahkemece, davalı idarece akdin feshine karar verildiği kabul edilerek davaların sonuçlandırıldığı, kararın davalı-birleşen davanın davacısı İdarenin temyizi üzerine, somut olaya uygulanan mülga BK'nın 106. maddesi hükmü tartışılarak, davalı-birleşen davanın davacısı İdarenin karşı tarafa süre vermesinin akdin feshi anlamında -/- -3- olmadığı, edimlerin yerine getirilmesi yönünde uyarı mahiyetinde bulunduğu, böyle bir sürenin verilmesinin aynen «ifa» ve «gecikme tazminatı» isteme hakkını ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle İdarenin açtığı akdin aynen ifasına yönelik davada İdare alacağının hüküm altına alınması gerekçesiyle kararın bozulduğu, «bozma sonrası» 17.06.2008 temyize konu uyarlama davasının açıldığı, yine bozma sonrası idarenin açtığı aynen ifa davasının önceki açılan davalardan ayrılarak uyarlama davasıyla birleştirildiği ve yazılı şekilde hüküm kurulduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sözleşme hukukunda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve «sözleşme serbestliği» ilkeleri benimsenmiştir.
Başka bir anlatımla, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, kural olarak borçlu sözleşmedeki edimini aynen «ifa» etmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlem temelinin çökmesi · gecikme tazminatı · sözleşmenin uyarlanması · borcun ifası · çerçeve sözleşme · bozma sonrası karar · bloke · davanın konusu
Benzer bu karardaEmin Akyüz ile davalı-birleşen davanın davacısı ... arasında 10.03.2000 tarihinde dava dışı «anonim şirketin» hisselerinin «blok» halinde devri konusunda sözleşme imzalandığı, hisselerin davacı-birleşen davanın davalısı...e aylık 31.500 DM olmak üzere, 40 ayda ödenecek şekilde toplam 1.260.000 DM karşılığında devrinin yapıldığı, davacı-birleşen davanın davalısı...ün ilk 7 ay devir bedelinin taksitlerini ödediği, daha sonra ekonomik krizi gerekçe göstererek ödeme yapmadığı, 2001 yılı taksitlerinin faiz farkı konularak yeniden senede bağlandığı, bu senetleri de ekonomik krizin varlığı iddiasıyla ödemediği, davalı-birleşen davanın davacısı idarenin kendisine bakiye alacağın ödenmesi için süre verdiği, davacı-birleşen davanın davalısı M.Emin Akyüz'ün bunu «sözleşmenin feshi» olarak algıladığı, feshi kabul ettiğini açıklayarak, «vadesi» gelen ve gelmeyen senetlerle ilgili olarak iki ayrı borçlu bulunmadığının «tespiti davası» ile sözleşmenin feshedildiğinin tespiti, ödenen bedeller ve «teminatın» tahsili ile uğranılan zararın tazmini davası açtığı, davalı-birleşen davanın davacısı idarenin de karşı tarafın taksitlerin birinde ödemede «temerrüde» düştüğünü, bakiye taksitlerin de «muaccel» hale geldiğini ileri sürerek, ödenmeyen devir bedelinin bakiyesinin tahsili amacıyla dava açtığı, açılan bu davaların tamamının birleştirilerek görüldüğü, mahkemece, davalı idarece akdin feshine karar verildiği kabul edilerek davaların sonuçlandırıldığı, kararın davalı-birleşen davanın davacısı İdarenin temyizi üzerine, somut olaya uygulanan mülga BK'nın 106. maddesi hükmü tartışılarak, davalı-birleşen davanın davacısı İdarenin karşı tarafa süre vermesinin akdin feshi anlamında -/- -3- olmadığı, edimlerin yerine getirilmesi yönünde uyarı mahiyetinde bulunduğu, böyle bir sürenin verilmesinin aynen «ifa» ve «gecikme tazminatı» isteme hakkını ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle İdarenin açtığı akdin aynen ifasına yönelik davada İdare alacağının hüküm altına alınması gerekçesiyle kararın bozulduğu, «bozma sonrası» 17.06.2008 temyize konu uyarlama davasının açıldığı, yine bozma sonrası idarenin açtığı aynen ifa davasının önceki açılan davalardan ayrılarak uyarlama davasıyla birleştirildiği ve yazılı şekilde hüküm kurulduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sözleşmedeki edimler arasındaki dengenin çeşitli nedenlerle alt üst olması, «borcun ifasını» güçlendirmesi durumunda "«işlem temelinin çökmesi»" gündeme gelir.
Bu durum karşısında, asıl «davanın konusu» «sözleşmenin uyarlanması» koşulları bulunmadığı, birleşen davada ise, bozmaya uyulduğu da dikkate alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı-birleşen davanın davacısı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bozma sonrasında birleşen dava ve asıl davada benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 10.03.2000 tarihinde «satış sözleşmesinin» imzalandığı, dava dışı A.Ş'nin hisselerinin tamamının davalı-birleşen davanın davacısı tarafından «blok» halinde aylık 31.500 DM karşılığı toplam 1.260.00 DM'ye davacı-karşı davalıya satıldığı, sözleşme ile kararlaştırılan taksitlerden 7 aylık tutar karşılığı 220.500 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5089 E. 2020/3243 K.
Ortak:sözleşme serbestisi · dürüstlük kuralı · ifa
İncelediğiniz karardaHukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa- Pacta Sund Servanda) ve «sözleşme serbestliği» ilkeleri kabul edilmiştir.
Diğer bir söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen «ifa» etmelidir.
Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, «dürüstlük kuralının» bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır.
Benzer bu karardaSözleşme hukukunda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve «sözleşme serbestliği» ilkeleri benimsenmiştir.
Başka bir anlatımla, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, kural olarak borçlu sözleşmedeki edimini aynen «ifa» etmelidir.
Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, «dürüstlük kuralının» bir sonucudur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:işlem temelinin çökmesi · sözleşmenin uyarlanması · borcun ifası · çerçeve sözleşme · sözleşmenin iptali · itirazın iptali davası · davanın konusu · muvazaa
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların sözleşmedeki bozucu şartların «muvazaadan» ari olarak gerçekleştiğini, şirket «tüzel kişiliğinin» ve şirketin dava dışı şirketlerle olan iş ilişkisinin sona erdirilmesinin davacıya karşı üstlendikleri yükümlülükten kaçmaya yönelik bir amaç taşımadığını kanıtlayamadıkları, bu «sözleşmenin iptalini» sağlamadıkları sürece anılan sözleşme uyarınca üstlendikleri hisse devir bedelini ödemeleri gerektiği, icra takip tarihleri itibariyle davalılar tarafından açılmış sözleşmenin iptali ve uyarlanmasına yönelik bir dava bulunmadığı, tarafların icra takip tarihleri itibarıyla sözleşme ile bağlı oldukları ve davalıların sözleşme hükümleri doğrultusunda ödeme yapmaları gerektiği, her üç icra takibi açısından da takiplerde talep edilen «asıl alacak» yönünden davalıların itirazlarının haksız ve yersiz olduğu, şirketin «fesih» tarihi itibariyle maddi anlamda borca batık olduğu, sona ermiş, mal varlığı kalmamış, «terkin» edilmiş bir şirket dolayısıyla hala aylık 2.000.- USD ödeneceğini kabul etmenin «hakkaniyete» uygun düşmeyeceği, bu husus göz önüne alındığında, taraflar arasında imzalanan 17.05.2004 tarihli sözleşmenin tasfiyesinin gerektiği, devredilen hissenin devir tarihi itibarıyla bilirkişi kurulu raporlarında belirtilen değeri gözetildiğinde ve davalı tarafça yapılan ve açılan icra takipleri dolayısıyla yapılması gereken ödemeler de değerlendirildiğinde hisse devralanların açtığı dava tarihi itibariyle tarafların birbirlerine borç ve alacaklarının bulunmadığı, sözleşmenin «tasfiye» edilmesinin hakkaniyet uygun bir çözüm olduğu gerekçesiyle esas davada, davanın kısmen kabulüne, davalının İzmir 6.
Eldeki davada 17.05.2004 tarihli «sözleşmenin iptali» talep edilmemiş, «sözleşmenin uyarlanması» istenmiştir.
Sözleşmedeki edimler arasındaki dengenin çeşitli nedenlerle alt üst olması, «borcun ifasını» güçlendirmesi durumunda "«işlem temelinin çökmesi»" gündeme gelir.
Bu durum karşısında eldeki «davanın konusu» «sözleşmenin uyarlanması» koşulları bulunmadığından davanın reddi yerine yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3663 E. 2010/10285 K.
Ortak:sözleşmeyle bağlılık ilkesi · sözleşme serbestisi · dürüstlük kuralı · ifa
İncelediğiniz karardaHukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa- Pacta Sund Servanda) ve «sözleşme serbestliği» ilkeleri kabul edilmiştir.
Diğer bir söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen «ifa» etmelidir.
Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, «dürüstlük kuralının» bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır.
Benzer bu karardaGerçekte de, «sözleşmeye bağlılık ilkesi», hukuki güvenlik, doğruluk, «dürüstlük kuralının» bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır.
Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ( Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda ) ve «sözleşme serbestliği» ilkeleri kabul edilmiştir.
Eş söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen «ifa» etmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sürekli borç ilişkisi · sözleşmenin uyarlanması · borcun ifası · borçlunun temerrüdü · afet · ba beyannamesi · malvarlığına ilişkin dava · hakkın kötüye kullanılması
Benzer bu kararda… am ediyor olması, ayrıca şirketin faaliyet alanına göre tekstil sektörünün bu krizden en çok etkilenen sektör olması ve bir çok işyerinin kapanmasına ve şirketlerin «iflasına» yol açması, zaten hisse devir anlaşmasında devir bedelinin şirketin esas sermayesine göre 5 kat yüksek belirlenmiş olması nedeniyle devir bedelinin döviz olarak kararlaştırılması ve döviz fiyatlarındaki olağan dışı artış göz önüne alındığında, davacıların sözleşmenin yapıldığı tarihteki hükümlerle bağlı kılmanın «hakkın kötüye kullanılması» mahiyetinde olduğu, artık sözleşmeyi yeni duruma uyarlamanın adalet ve «hakkaniyet» gereği olduğu sonucuna varılarak, davaya konu 10.06.1999 tarihli sözleşme ve buna dayalı 05.08.1999 tarihli hisse devir ve ferağ kabul «beyannamesinin» geçerli olmadığından bahisle iptali isteminin reddine, ancak hisse devir bedellerinin söz konusu devir tarihindeki dava dışı şirketin öz varlığına uygun düşmediği …
Öncelikle Dairemiz`in yerleşik uygulamasına göre, «sözleşmenin uyarlanmasının» istenebilmesi için sözleşmenin sona ermemiş olması, diğer anlatımla «borçlunun temerrüde» düşmemiş bulunması gerekmektedir.
Öte yandan, davacıların murisi ... ile davalılar arasındaki sözleşme sonrasında davalılar tarafından ayrı ayrı imzalanan «beyannamelerde» “gerek sektörel, gerekse genel ekonomik kriz veya tabii «afetler» sonucu ortaya çıkacak ödeme güçlüğü halinde tarafların ödeme esaslarını yeniden düzenlemesi «muvafakatine» tabi olmak kaydıyla ve «anonim şirket» yönetim kurulunun tasvibinden sonra geçerli olacağı” beyan edilmiştir.
Dava dilekçesinde muris tarafından hissesi devredilen «anonim şirketin» devir tarihinde «malvarlığı» toplamının sözleşmede yazılı olduğu kadar olmadığı, şirketin malvarlığına yaklaşık 1.000.000 DM daha fazla bedel takdir edildiği, sözleşme tarihinde psikolojik ted …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3232 E. 2021/6493 K.
Ortak:sözleşme serbestisi · ifa
İncelediğiniz karardaHukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa- Pacta Sund Servanda) ve «sözleşme serbestliği» ilkeleri kabul edilmiştir.
Diğer bir söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen «ifa» etmelidir.
Ancak «sözleşme serbestisi» sınırsız değildir.
Benzer bu kararda… bulunan makineler, teçhizatlar ve tüm menkullerin 370.000,00 TL bedel ile davacı yana satılması ve 1 ay içinde davacı yanca söküm işleminin tamamlanarak menkullerin «teslim» alınması yönündeki sözleşmenin davalı yanın engellemeleri karşısında «ifa» edilemediği iddiasına dayalı olarak açılmış olup davacı yanca davalının sökülmesine izin vermediği iddia edilen makine ve teçhizat bedelinin tahsili istenmektedir.
Sözleşme hukukunda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve «sözleşme serbestliği» ilkeleri benimsenmiştir.
Başka bir anlatımla, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, kural olarak borçlu sözleşmedeki edimini aynen «ifa» etmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:seçimlik haklar · borçlunun temerrüdü · çerçeve sözleşme · istinaf sebebi · zilyetlik · faiz başlangıç tarihi · tanık beyanı · satış sözleşmesi
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; taraflar arasındaki «satım sözleşmesine» konu 370.000 TL bedelin davacı tarafça ödendiği, ancak dava dilekçesinde belirtilen 26 parça malın davacı tarafça «teslim» alınmadığı sabit olup, mahkemece malların bulunduğu fabrika binasında iki kez yangın çıktığı, teslime konu makinaların oksijen kaynağı ile sökülmesinin zorunlu olduğu ancak davalı tarafın makinaların sökümüne izin verilmemesi nedeni ile teslim alınamadığı, davalı tarafça cevabi «ihtarname» gönderilmediği, aksi yönde delil sunulmadığı, keza «tanık beyanının» da aynı yönde olduğu kabul edilerek rapor ve «ıslah» dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olup davalı vekilinin esasa ilişkin istinaf isteminin reddine; davalı vekilinin mahkemece müvekkili aleyhine harca hükmolunmasının hatalı olduğuna ilişkin diğer istinaf isteminde ise karar tarihi itibariyle davalı Banka'nın faaliyetleri durdurulmuş olup, Fona devredilmiş olmakla 21.07.2016 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamında değerlendirme yapılması gerektiğinden ilgili Kanun'un 140/1. maddesi gereğince, Fon her türlü harçtan muaf olup, her ne kadar mahkemece harca hükmedilmişse de, esasen davalı banka ve dolayısı ile devredildiği Fon harçtan muaftır ve mahkemece «harç» alınması yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin bu konudaki «istinaf sebebinin» kabulüne, davacı ıslah dilekçesinde ıslah edilen miktar yönünden açıkça faiz talebinde bulunmamış olup mahkemece ıslah edilen kısım yönünden faize hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf talebi kısmen haklı bulunarak ilk derece mahkemesi kararının «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmasına, davanın 189.350,00 TL üzerinden kabulü ile bu tutarın 10.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, 3095 sayılı Kanun'un 2/2 md. uyarınca «ticari faiz» yürütülmesine karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasındaki hukuki ilişki «satış sözleşmesinden» kaynaklanmakta olup satış sözleşmesi, satıcının «zilyetlik» ve mülkiyet devri karşılığında, alıcının uygun bir bedel ödemeyi kararlaştırdıkları sözleşme türüdür.
… asından taşımasına davalının engel olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince incelenmiş ve «faiz başlangıç tarihi» ile harçların hesaplanmasına yönelik istinaf taleplerinin kabulü ile esasa ilişkin istinaf taleplerinin reddine karar verilerek ilk derece mahkemesinin kararı kald …
Satıcının «temerrüdü» ile ilgili düzenlemeyi içeren TBK 212. maddesi ise “Satıcının temerrüdü halinde «borçlunun temerrüdüne» ilişkin genel hükümler uygulanır” demek suretiyle TBK 125. maddesine atıfta bulunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2803 E. 2014/9425 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık ilkesi · taleple bağlılık · ticari faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «taleple bağlılık ilkesi» gereği davacının davasının kabulü ile 10.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davacı ve davalı ... yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/4455 E. , 2013/6292 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29...2011 tarih ve 2009/75-2011/264 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan ....2005 tarihli sözleşme ile müvekkili şirketin, davalı iş merkezinde bulunan mağazasında her türlü halıyı, davalı ...'nın ise sadece Kaşmir ve Samur marka küçük ebatlı halı satabileceği ile alışveriş merkezinde başka bir halıcıya yer verilmeyeceği, sözleşmenin ihlali halinde tarafların 50.000,00 TL tazminat ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalılardan ...'nın anılan sözleşmeyi ihlal ederek önce Kaşmir ve Samur markalarının her ebattaki halılarını satmaya başladığını, sonrasında da Royal Halıcılığın bayii olduğunu, davalıların sözleşmeye aykırı hareket ederek müvekkilini zarara uğrattıklarını ileri sürerek, 50.000.00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Yöneticiliği vekili, müvekkilinin Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre seçili bir yönetim olduğundan husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmeyi ihlal etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, Royal firmasına ait halıların satışının, müvekkilinin Elvankent’teki mağazasında yapıldığını, bu nedenle müvekkilinin sözleşmeyi ihlal etmesinin sözkonusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunmalar ve dosya kapsamına göre, davalılardan ... Yönetimi’nin ortak yerlere ilişkin işlemler hariç husumet ehliyetinin bulunmadığı, taraflar arasında akdedilen ....2005 tarihli sözleşme hükümlerinin, niteliği itibari ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi uyarınca geçersiz olup, davacının bu sözleşmeye dayanarak tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalılardan ... Yönetimi hakkındaki davada verilen hükme yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
...- Davacı vekilinin diğer davalı hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava, sözleşmenin ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Rekabet, bir tüketici grubuna aynı dönemde, aynı türdeki mal ya da hizmetleri satan teşebbüsler arasındaki ilişki olup, çağdaş piyasa ekonomisinin temelini serbest rekabet ilkesi oluşturur. Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi ile, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı bulunup yasaklanmış olup mahkemece, taraflar arasında imzalanan sözleşme anılan bu yasaklamalar kapsamında kaldığından bahisle geçersiz sayılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa- Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Diğer bir söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Anayasa’da veya yasalarda sözleşme yapma imkanı, özel bazı istisnalar dışında herkes için kabul edilmiştir. İmzalanan bir sözleşmenin sonradan ortaya çıkan şartlara göre değiştirilebilmesi için, sözleşmede buna imkan veren bir hükmün bulunması gerekir. Sözleşme serbestliği ilkesi tarafların birbirleri karşısında eşit hak sahibi olarak bulunmalarını gerektirir.
Sözleşme ilişkisinden ... uyuşmazlıklarda tarafların hak ve borçları, sözleşme ve eklerine göre belirlenir. Başka bir ifade ile uyuşmazlığın çözümünde sözleşme hükümlerinin esas alınması gerekir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak sözleşme serbestisi sınırsız değildir. Karar tarihinde geçerli 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun .... ve 20. maddelerinde sözleşme serbestisine bir takım sınırlamalar getirilmiş, kanunun kesin olarak emrettiği kurallara veya ahlaka (adaba) veya kamu düzenine yahut şahsi hükümlere ilişkin haklara aykırı sözleşmelerin geçerli olamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, taraflar arasında imzalanmış bulunan ....2005 tarihli sözleşme hükümlerinin, sözleşme serbestliği ilkesi çerçevesinde geçerli bir sözleşme olduğu ve Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin dava konusu olaya uygulanırlığının bulunmadığı gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davacı vekilinin davalı ... bakımından verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkemece anılan davalı hakkında verilen kararın bozulmasına karar vermek gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalılardan ... Yönetimi hakkında verilen karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalılardan ... hakkında verilen karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile anılan davalı hakkındaki kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/490630200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz