Sözleşmenin Uyarlanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/3178 E. 2013/20242 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmeyle bağlılık ilkesi↗ işlem temelinin çökmesi↗ ahde vefa↗ gecikme tazminatı↗ sözleşmenin uyarlanması↗ borcun ifası↗ sözleşme serbestisi↗ çerçeve sözleşme↗ bozma sonrası karar↗ bloke↗ davanın konusu↗ satış sözleşmesi↗ sözleşmenin feshi↗ hakkaniyet↗ tespit davası↗ muacceliyet↗ hisse devir sözleşmesi↗ dürüstlük kuralı↗ ifa↗ uyuşmazlık konusu↗ vade↗ anonim şirket↗ temerrüt↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma sonrasında birleşen dava ve asıl davada benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 10.03.2000 tarihinde satış sözleşmesinin imzalandığı, dava dışı A.Ş'nin hisselerinin tamamının davalı-birleşen davanın davacısı tarafından blok halinde aylık 31.500 DM karşılığı toplam 1.260.00 DM'ye davacı-karşı davalıya satıldığı, sözleşme ile kararlaştırılan taksitlerden 7 aylık tutar karşılığı 220.500 DM ödendiği, bakiyesinin ödenmediği, davacı-karşı davalının 2001 yılı kalan borcunun ertelenmesini talep ettiği, faiz ilavesiyle bunun kabul edildiği, ertelenen borcun ilk taksitinin ödenmemesi üzerine ödenmeyen tüm taksitlerin talep edildiği, ödeme yapılmadığı, karşılıklı davaların açıldığı, 2001 yılındaki kriz nedeniyle sözleşme temelinin çöktüğü gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, dava tarihi itibariyle davacının, davalıya 1.092.862.15 TL borçlu olduğunun tespitine, birleşen davanın kabulüne, dava tarihi itibariyle toplam 333.436.00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-birleşen davanın davacısı vekili ile davacı-birleşen davanın davalısı...vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, anonim şirket hisse devir sözleşmesinin uyarlanması, birleşen dava ise, hisse devir bedelinin bakiyesinin tahsili istemine ilişkindir.
Asıl davanın davacısı-birleşen davanın davalısı M. Emin Akyüz ile davalı-birleşen davanın davacısı ... arasında 10.03.2000 tarihinde dava dışı anonim şirketin hisselerinin blok halinde devri konusunda sözleşme imzalandığı, hisselerin davacı-birleşen davanın davalısı...e aylık 31.500 DM olmak üzere, 40 ayda ödenecek şekilde toplam 1.260.000 DM karşılığında devrinin yapıldığı, davacı-birleşen davanın davalısı...ün ilk 7 ay devir bedelinin taksitlerini ödediği, daha sonra ekonomik krizi gerekçe göstererek ödeme yapmadığı, 2001 yılı taksitlerinin faiz farkı konularak yeniden senede bağlandığı, bu senetleri de ekonomik krizin varlığı iddiasıyla ödemediği, davalı-birleşen davanın davacısı idarenin kendisine bakiye alacağın ödenmesi için süre verdiği, davacı-birleşen davanın davalısı M.Emin Akyüz'ün bunu sözleşmenin feshi olarak algıladığı, feshi kabul ettiğini açıklayarak, vadesi gelen ve gelmeyen senetlerle ilgili olarak iki ayrı borçlu bulunmadığının tespiti davası ile sözleşmenin feshedildiğinin tespiti, ödenen bedeller ve teminatın tahsili ile uğranılan zararın tazmini davası açtığı, davalı-birleşen davanın davacısı idarenin de karşı tarafın taksitlerin birinde ödemede temerrüde düştüğünü, bakiye taksitlerin de muaccel hale geldiğini ileri sürerek, ödenmeyen devir bedelinin bakiyesinin tahsili amacıyla dava açtığı, açılan bu davaların tamamının birleştirilerek görüldüğü, mahkemece, davalı idarece akdin feshine karar verildiği kabul edilerek davaların sonuçlandırıldığı, kararın davalı-birleşen davanın davacısı İdarenin temyizi üzerine, somut olaya uygulanan mülga BK'nın 106. maddesi hükmü tartışılarak, davalı-birleşen davanın davacısı İdarenin karşı tarafa süre vermesinin akdin feshi anlamında
-/-
-3-
olmadığı, edimlerin yerine getirilmesi yönünde uyarı mahiyetinde bulunduğu, böyle bir sürenin verilmesinin aynen ifa ve gecikme tazminatı isteme hakkını ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle İdarenin açtığı akdin aynen ifasına yönelik davada İdare alacağının hüküm altına alınması gerekçesiyle kararın bozulduğu, bozma sonrası 17.06.2008 temyize konu uyarlama davasının açıldığı, yine bozma sonrası idarenin açtığı aynen ifa davasının önceki açılan davalardan ayrılarak uyarlama davasıyla birleştirildiği ve yazılı şekilde hüküm kurulduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Sözleşme hukukunda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri benimsenmiştir. Bu ilkeler çerçevesinde, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Başka bir anlatımla, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, kural olarak borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir.
Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir sonucudur. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olur ve artık bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet (...Md. 4, 2) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (Clausula Rebüs Sic Stantibus-Beklenmiyen hal şartı-sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır.
Sözleşmedeki edimler arasındaki dengenin çeşitli nedenlerle alt üst olması, borcun ifasını güçlendirmesi durumunda "işlem temelinin çökmesi" gündeme gelir. İşte bu halde yargıç, somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yararına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar verilebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar.
Ancak, uyarlamanın yapılabilmesi için öncelikle talep tarihinde sözleşmenin ayakta olması ve uyarlama talep edenin edimlerinin ifasında temerrüde düşmemesi gerekmektedir. Somut olayda davacı-birleşen davanın davalısı...ün edimini yerine getirmekte temerrüde düştüğü, bu nedenle davalı-karşı davacının hisse devir bedelinin bakiyesi için birleşen davayı daha önce açtığı anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, asıl davanın konusu sözleşmenin uyarlanması koşulları bulunmadığı, birleşen davada ise, bozmaya uyulduğu da dikkate alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı-birleşen davanın davacısı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı-birleşen davanın davacısı vekilinin diğer, davacı-birleşen davanın davalısı M. Emin Akyüz vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3663 E. 2010/10285 K.
Ortak:sözleşmeyle bağlılık ilkesi · işlem temelinin çökmesi · sözleşmenin uyarlanması · borcun ifası · sözleşme serbestisi · hakkaniyet · hisse devir sözleşmesi · dürüstlük kuralı · Sözleşmenin Uyarlanması
İncelediğiniz kararda1-Asıl dava, «anonim şirket» «hisse devir sözleşmesinin uyarlanması», birleşen dava ise, hisse devir bedelinin bakiyesinin tahsili istemine ilişkindir.
Sözleşmedeki edimler arasındaki dengenin çeşitli nedenlerle alt üst olması, «borcun ifasını» güçlendirmesi durumunda "«işlem temelinin çökmesi»" gündeme gelir.
Sözleşme hukukunda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve «sözleşme serbestliği» ilkeleri benimsenmiştir.
Benzer bu karardaGerçekte de, «sözleşmeye bağlılık ilkesi», hukuki güvenlik, doğruluk, «dürüstlük kuralının» bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır.
… am ediyor olması, ayrıca şirketin faaliyet alanına göre tekstil sektörünün bu krizden en çok etkilenen sektör olması ve bir çok işyerinin kapanmasına ve şirketlerin «iflasına» yol açması, zaten hisse devir anlaşmasında devir bedelinin şirketin esas sermayesine göre 5 kat yüksek belirlenmiş olması nedeniyle devir bedelinin döviz olarak kararlaştırılması ve döviz fiyatlarındaki olağan dışı artış göz önüne alındığında, davacıların sözleşmenin yapıldığı tarihteki hükümlerle bağlı kılmanın «hakkın kötüye kullanılması» mahiyetinde olduğu, artık sözleşmeyi yeni duruma uyarlamanın adalet ve «hakkaniyet» gereği olduğu sonucuna varılarak, davaya konu 10.06.1999 tarihli sözleşme ve buna dayalı 05.08.1999 tarihli hisse devir ve ferağ kabul «beyannamesinin» geçerli olmadığından bahisle iptali isteminin reddine, ancak hisse devir bedellerinin söz konusu devir tarihindeki dava dışı şirketin öz varlığına uygun düşmediği …
1- Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ... ...ile davalılar arasındaki anlaşma senedi ve 05.08.1999 tarihli «hisse devir sözleşmesinde» yazılı ödeme esaslarının yeniden düzenlenerek uyarlanmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sürekli borç ilişkisi · borçlunun temerrüdü · afet · ba beyannamesi · malvarlığına ilişkin dava · hakkın kötüye kullanılması · hile · eş rızası
Benzer bu kararda… am ediyor olması, ayrıca şirketin faaliyet alanına göre tekstil sektörünün bu krizden en çok etkilenen sektör olması ve bir çok işyerinin kapanmasına ve şirketlerin «iflasına» yol açması, zaten hisse devir anlaşmasında devir bedelinin şirketin esas sermayesine göre 5 kat yüksek belirlenmiş olması nedeniyle devir bedelinin döviz olarak kararlaştırılması ve döviz fiyatlarındaki olağan dışı artış göz önüne alındığında, davacıların sözleşmenin yapıldığı tarihteki hükümlerle bağlı kılmanın «hakkın kötüye kullanılması» mahiyetinde olduğu, artık sözleşmeyi yeni duruma uyarlamanın adalet ve «hakkaniyet» gereği olduğu sonucuna varılarak, davaya konu 10.06.1999 tarihli sözleşme ve buna dayalı 05.08.1999 tarihli hisse devir ve ferağ kabul «beyannamesinin» geçerli olmadığından bahisle iptali isteminin reddine, ancak hisse devir bedellerinin söz konusu devir tarihindeki dava dışı şirketin öz varlığına uygun düşmediği …
Davacılar tarafından sözleşme tarihinde hissesi devredilen «anonim şirketin» «malvarlığının» gerçek değerinin hatalı bir şekilde ve gerçeğinden fazla belirlendiğinin mi iddia edildiği, bu iddianın BK’nun 23 ve devam eden maddelerinde yazılı “hata, «hile» vs” gibi iradeyi fesada uğratan hangi hukuki nedene dayanıldığı hususların mahkemece öncelikle açıklığa kavuşturulması ve BK’nun 31.maddesi hükmü de dikkate alınar …
Öte yandan, davacıların murisi ... ile davalılar arasındaki sözleşme sonrasında davalılar tarafından ayrı ayrı imzalanan «beyannamelerde» “gerek sektörel, gerekse genel ekonomik kriz veya tabii «afetler» sonucu ortaya çıkacak ödeme güçlüğü halinde tarafların ödeme esaslarını yeniden düzenlemesi «muvafakatine» tabi olmak kaydıyla ve «anonim şirket» yönetim kurulunun tasvibinden sonra geçerli olacağı” beyan edilmiştir.
Dava dilekçesinde muris tarafından hissesi devredilen «anonim şirketin» devir tarihinde «malvarlığı» toplamının sözleşmede yazılı olduğu kadar olmadığı, şirketin malvarlığına yaklaşık 1.000.000 DM daha fazla bedel takdir edildiği, sözleşme tarihinde psikolojik ted …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5089 E. 2020/3243 K.
Ortak:işlem temelinin çökmesi · sözleşmenin uyarlanması · borcun ifası · sözleşme serbestisi · çerçeve sözleşme · davanın konusu · hakkaniyet · dürüstlük kuralı
İncelediğiniz karardaSözleşmedeki edimler arasındaki dengenin çeşitli nedenlerle alt üst olması, «borcun ifasını» güçlendirmesi durumunda "«işlem temelinin çökmesi»" gündeme gelir.
Bu durum karşısında, asıl «davanın konusu» «sözleşmenin uyarlanması» koşulları bulunmadığı, birleşen davada ise, bozmaya uyulduğu da dikkate alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı-birleşen davanın davacısı yararına bozulması gerekmiştir.
1-Asıl dava, «anonim şirket» «hisse devir sözleşmesinin uyarlanması», birleşen dava ise, hisse devir bedelinin bakiyesinin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaSözleşmedeki edimler arasındaki dengenin çeşitli nedenlerle alt üst olması, «borcun ifasını» güçlendirmesi durumunda "«işlem temelinin çökmesi»" gündeme gelir.
Bu durum karşısında eldeki «davanın konusu» «sözleşmenin uyarlanması» koşulları bulunmadığından davanın reddi yerine yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların sözleşmedeki bozucu şartların «muvazaadan» ari olarak gerçekleştiğini, şirket «tüzel kişiliğinin» ve şirketin dava dışı şirketlerle olan iş ilişkisinin sona erdirilmesinin davacıya karşı üstlendikleri yükümlülükten kaçmaya yönelik bir amaç taşımadığını kanıtlayamadıkları, bu «sözleşmenin iptalini» sağlamadıkları sürece anılan sözleşme uyarınca üstlendikleri hisse devir bedelini ödemeleri gerektiği, icra takip tarihleri itibariyle davalılar tarafından açılmış sözleşmenin iptali ve uyarlanmasına yönelik bir dava bulunmadığı, tarafların icra takip tarihleri itibarıyla sözleşme ile bağlı oldukları ve davalıların sözleşme hükümleri doğrultusunda ödeme yapmaları gerektiği, her üç icra takibi açısından da takiplerde talep edilen «asıl alacak» yönünden davalıların itirazlarının haksız ve yersiz olduğu, şirketin «fesih» tarihi itibariyle maddi anlamda borca batık olduğu, sona ermiş, mal varlığı kalmamış, «terkin» edilmiş bir şirket dolayısıyla hala aylık 2.000.- USD ödeneceğini kabul etmenin «hakkaniyete» uygun düşmeyeceği, bu husus göz önüne alındığında, taraflar arasında imzalanan 17.05.2004 tarihli sözleşmenin tasfiyesinin gerektiği, devredilen hissenin devir tarihi itibarıyla bilirkişi kurulu raporlarında belirtilen değeri gözetildiğinde ve davalı tarafça yapılan ve açılan icra takipleri dolayısıyla yapılması gereken ödemeler de değerlendirildiğinde hisse devralanların açtığı dava tarihi itibariyle tarafların birbirlerine borç ve alacaklarının bulunmadığı, sözleşmenin «tasfiye» edilmesinin hakkaniyet uygun bir çözüm olduğu gerekçesiyle esas davada, davanın kısmen kabulüne, davalının İzmir 6.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin iptali · itirazın iptali davası · muvazaa · sicilden terkin · fesih · iptal davası · tüzel kişilik · protokol
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların sözleşmedeki bozucu şartların «muvazaadan» ari olarak gerçekleştiğini, şirket «tüzel kişiliğinin» ve şirketin dava dışı şirketlerle olan iş ilişkisinin sona erdirilmesinin davacıya karşı üstlendikleri yükümlülükten kaçmaya yönelik bir amaç taşımadığını kanıtlayamadıkları, bu «sözleşmenin iptalini» sağlamadıkları sürece anılan sözleşme uyarınca üstlendikleri hisse devir bedelini ödemeleri gerektiği, icra takip tarihleri itibariyle davalılar tarafından açılmış sözleşmenin iptali ve uyarlanmasına yönelik bir dava bulunmadığı, tarafların icra takip tarihleri itibarıyla sözleşme ile bağlı oldukları ve davalıların sözleşme hükümleri doğrultusunda ödeme yapmaları gerektiği, her üç icra takibi açısından da takiplerde talep edilen «asıl alacak» yönünden davalıların itirazlarının haksız ve yersiz olduğu, şirketin «fesih» tarihi itibariyle maddi anlamda borca batık olduğu, sona ermiş, mal varlığı kalmamış, «terkin» edilmiş bir şirket dolayısıyla hala aylık 2.000.- USD ödeneceğini kabul etmenin «hakkaniyete» uygun düşmeyeceği, bu husus göz önüne alındığında, taraflar arasında imzalanan 17.05.2004 tarihli sözleşmenin tasfiyesinin gerektiği, devredilen hissenin devir tarihi itibarıyla bilirkişi kurulu raporlarında belirtilen değeri gözetildiğinde ve davalı tarafça yapılan ve açılan icra takipleri dolayısıyla yapılması gereken ödemeler de değerlendirildiğinde hisse devralanların açtığı dava tarihi itibariyle tarafların birbirlerine borç ve alacaklarının bulunmadığı, sözleşmenin «tasfiye» edilmesinin hakkaniyet uygun bir çözüm olduğu gerekçesiyle esas davada, davanın kısmen kabulüne, davalının İzmir 6.
Şti.'nin 31.03.2005 tarihi itibariyle feshine karar verildiği, tasfiyenin 26.04.2006 tarihinde tamamlanarak «sicilden terkin» edildiği, şirketin «fesih» tarihi itibariyle maddi anlamda borca batık olduğu, sona ermiş, mal varlığı kalmamış, terkin edilmiş bir şirket dolayısıyla hala aylık 2.000 USD ödeneceğini kabul etmenin «hakkaniyete» uygun düşmeyeceği, sözleşmenin tasfiyesinin gerektiği, devredilen hissenin devir tarihi itibariyle bilirkişi raporundaki değeri gözönüne alındığında ve davacılarca yapılan ödemelerde değerlendirildiğinde dava tarihi itibariyle tarafların birbirlerine borç ve alacaklı olmadığı tesbiti yapılarak «tasfiye» edilmesine karar verilmesinin hakkaniyete uygun bir çözüm olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 17.05.2004 tarihli sözleşmenin tarafların birbirlerine sözleşme do …
Şti.'nin «tasfiye» ve «sicilden terkin» edilmesine rağmen davacıların 17.05.2004 tarihli «protokolden» doğan sorumlulukları, Aryamar Denizcilik A.Ş.'nin, Akçansa A.Ş. ve H.C.
Somut uyuşmazlıkta, davacıların aleyhlerinde yapılan icra takipleri ve açılan itirazın iptali davaları nedeniyle edimlerini yerine getirmekte «temerrüde» düştükleri, bu nedenle davalının davacılar aleyhine «itirazın iptali davalarını» açtıkları anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/3178 E. , 2013/20242 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
ASIL DAVADA DAVACI-BİRLEŞEN DAVADA
Taraflar arasında görülen davada Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.11.2011 tarih ve 2008/169-2011/482 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı-birleşen davanın davacısı vekili ile davacı-birleşen davanın davalısı ... vekili vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12.11.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı-birleşen dosya davalısı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davalıya ait ısı çam fabrikasının ihale sonucu aylık 31.500 DM olmak üzere 40 ayda ödenmek üzere toplam 1.260.000 DM karşılığında müvekkilince satın alındığını, ihale sözleşmesinde olmayan hükümler eklenerek sözleşmenin akdedildiğini, o tarih itibariyle 1 DM'nin 285.000 TL olduğunu, sözleşmenin encümen onaylanması sonrası 7 ay borcun ödendiğini, 2001 krizi sonra DM'in TL karşılığının 3 kat arttığını, davalıya başvurularak iki ayrı tarihte vade farkı uygulanarak ödemenin ertelenmesine karar verildiğini, davalının krizi kabul ettiğini, uzlaşma görüşmeleri başlamışken, yeniden değerlendirme yapılırken davalının teminat senetlerini tahsile koyduğunu, menfi tespit davası açıldığını, akdin feshedildiğini, açılan menfi tespit, tazminat davalarının akdin feshi ekseninde cereyan ettiğini, değişen şartlar ile denkleştirici adalet prensibi gereği sözleşmenin uyarlanması koşullarının doğduğunu ileri sürerek, anılan sözleşmenin günün hal ve koşullarına uyarlanmasına, borcun sözleşmenin yapıldığı tarihteki DM'nin değeri hesap edilerek ödenmesine karar verilmesine, dava sonuna kadar ilk sözleşme tarihindeki borç üzerinden borcun ödenme için ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin 10.03.2000 tarihinde akdedildiğini, 8 yıl sonra dava açılmasının yerinde olmadığını, istemin zamanaşımına uğradığını, derdestlik itirazında bulunarak davacının aynı hususla ilgili borçlu olmadığının tespiti davası açtığını, esasen davacının açtığı davanın reddi, davalı idarenin açtığı davanın kabulü gerektiği yönünde verilen kararın bozulduğu, ıslah ile uyarlama istediğini, ıslahın kabul edilmediğini, uyarlama koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, işletmenin davalılara satıldığını, bir kısım borç erteleme isteğinin kabulüne rağmen bakiye devir bedelini ödemediğini, yapılan görüşmelerin karşılıksız kaldığını ileri sürerek, 1.039.500 DM karşılığı 858.744.463.500 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma sonrasında birleşen dava ve asıl davada benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 10.03.2000 tarihinde satış sözleşmesinin imzalandığı, dava dışı A.Ş'nin hisselerinin tamamının davalı-birleşen davanın davacısı tarafından blok halinde aylık 31.500 DM karşılığı toplam 1.260.00 DM'ye davacı-karşı davalıya satıldığı, sözleşme ile kararlaştırılan taksitlerden 7 aylık tutar karşılığı 220.500 DM ödendiği, bakiyesinin ödenmediği, davacı-karşı davalının 2001 yılı kalan borcunun ertelenmesini talep ettiği, faiz ilavesiyle bunun kabul edildiği, ertelenen borcun ilk taksitinin ödenmemesi üzerine ödenmeyen tüm taksitlerin talep edildiği, ödeme yapılmadığı, karşılıklı davaların açıldığı, 2001 yılındaki kriz nedeniyle sözleşme temelinin çöktüğü gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, dava tarihi itibariyle davacının, davalıya 1.092.862.15 TL borçlu olduğunun tespitine, birleşen davanın kabulüne, dava tarihi itibariyle toplam 333.436.00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-birleşen davanın davacısı vekili ile davacı-birleşen davanın davalısı...vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, anonim şirket hisse devir sözleşmesinin uyarlanması, birleşen dava ise, hisse devir bedelinin bakiyesinin tahsili istemine ilişkindir.
Asıl davanın davacısı-birleşen davanın davalısı M. Emin Akyüz ile davalı-birleşen davanın davacısı ... arasında 10.03.2000 tarihinde dava dışı anonim şirketin hisselerinin blok halinde devri konusunda sözleşme imzalandığı, hisselerin davacı-birleşen davanın davalısı...e aylık 31.500 DM olmak üzere, 40 ayda ödenecek şekilde toplam 1.260.000 DM karşılığında devrinin yapıldığı, davacı-birleşen davanın davalısı...ün ilk 7 ay devir bedelinin taksitlerini ödediği, daha sonra ekonomik krizi gerekçe göstererek ödeme yapmadığı, 2001 yılı taksitlerinin faiz farkı konularak yeniden senede bağlandığı, bu senetleri de ekonomik krizin varlığı iddiasıyla ödemediği, davalı-birleşen davanın davacısı idarenin kendisine bakiye alacağın ödenmesi için süre verdiği, davacı-birleşen davanın davalısı M.Emin Akyüz'ün bunu sözleşmenin feshi olarak algıladığı, feshi kabul ettiğini açıklayarak, vadesi gelen ve gelmeyen senetlerle ilgili olarak iki ayrı borçlu bulunmadığının tespiti davası ile sözleşmenin feshedildiğinin tespiti, ödenen bedeller ve teminatın tahsili ile uğranılan zararın tazmini davası açtığı, davalı-birleşen davanın davacısı idarenin de karşı tarafın taksitlerin birinde ödemede temerrüde düştüğünü, bakiye taksitlerin de muaccel hale geldiğini ileri sürerek, ödenmeyen devir bedelinin bakiyesinin tahsili amacıyla dava açtığı, açılan bu davaların tamamının birleştirilerek görüldüğü, mahkemece, davalı idarece akdin feshine karar verildiği kabul edilerek davaların sonuçlandırıldığı, kararın davalı-birleşen davanın davacısı İdarenin temyizi üzerine, somut olaya uygulanan mülga BK'nın 106.
maddesi hükmü tartışılarak, davalı-birleşen davanın davacısı İdarenin karşı tarafa süre vermesinin akdin feshi anlamında
-/-
-3-
olmadığı, edimlerin yerine getirilmesi yönünde uyarı mahiyetinde bulunduğu, böyle bir sürenin verilmesinin aynen ifa ve gecikme tazminatı isteme hakkını ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle İdarenin açtığı akdin aynen ifasına yönelik davada İdare alacağının hüküm altına alınması gerekçesiyle kararın bozulduğu, bozma sonrası 17.06.2008 temyize konu uyarlama davasının açıldığı, yine bozma sonrası idarenin açtığı aynen ifa davasının önceki açılan davalardan ayrılarak uyarlama davasıyla birleştirildiği ve yazılı şekilde hüküm kurulduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Sözleşme hukukunda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri benimsenmiştir. Bu ilkeler çerçevesinde, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Başka bir anlatımla, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, kural olarak borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir.
Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir sonucudur. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olur ve artık bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet (...Md. 4, 2) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (Clausula Rebüs Sic Stantibus-Beklenmiyen hal şartı-sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır.
Sözleşmedeki edimler arasındaki dengenin çeşitli nedenlerle alt üst olması, borcun ifasını güçlendirmesi durumunda "işlem temelinin çökmesi" gündeme gelir. İşte bu halde yargıç, somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yararına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar verilebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar.
Ancak, uyarlamanın yapılabilmesi için öncelikle talep tarihinde sözleşmenin ayakta olması ve uyarlama talep edenin edimlerinin ifasında temerrüde düşmemesi gerekmektedir. Somut olayda davacı-birleşen davanın davalısı...ün edimini yerine getirmekte temerrüde düştüğü, bu nedenle davalı-karşı davacının hisse devir bedelinin bakiyesi için birleşen davayı daha önce açtığı anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, asıl davanın konusu sözleşmenin uyarlanması koşulları bulunmadığı, birleşen davada ise, bozmaya uyulduğu da dikkate alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı-birleşen davanın davacısı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı-birleşen davanın davacısı vekilinin diğer, davacı-birleşen davanın davalısı M. Emin Akyüz vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen davanın davacısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen davanın davacısı vekilinin diğer, davacı-birleşen davanın davalısı M. Emin Akyüz vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 12.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028915400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz