Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/4108 E. 2013/5618 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötü niyet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalının markasının .../07/1996 tarihli başvurusuyla .... sınıf için tescil edilmiş bir şekil markası olduğu, davacının aralarında .... sınıfın da bulunduğu aynı şekilden oluşan markalarının Türkiye’de 1992 yılında tescil edilmişse de ... dışında ilk kez 1969’da tescil edildiği, davacıya ait markaların davalı markasının tescili tarihinde tanınmış marka niteliğinde bulunduğu, davalının tescillinin kötü niyetli olduğu, 556 sayılı KHK’nın 42/1-a maddesine göre markanın tescilinde kötü niyet varsa iptal davasının süreye tabi olmadığı, öte yandan davalının markası için yatırımlara yönelik promosyon veya tanıtım yaptığının kanıtlanamadığı gibi markayı uzun süreli yoğun kullanımının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 556 sayılı KHK’ye dayalı davalı markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı tarafından davalının benzer ibareli başka markalarının hükümsüzlüğü için açılan ... 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2006/512 E.-2010/49 K. sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporundaki tespitlere de dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak hüküm tarihi itibariyle anılan karar henüz kesinleşmemiş olup, mahkemece o davadaki rapora dayanıldığına göre, kararın kesinleşmesinin beklenmemesi doğru değildir. Nitekim anılan karar, Dairemize ait 14.06.2012 tarih ve 2010/8788 E.-2012/10506 K. sayılı ilam ile bozulmuş, karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, ... 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2006/512 E.- 2010/49 K. sayılı kararının kesinleşmesi beklenmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/941 E. 2017/6409 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tenfiz
Benzer bu karardaMahkemece, «tenfiz» şartlarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, ...
Hukuk Dairesi'nin 13/12/2012 tarih ve 25 O 512/11 sayılı kararının tanınmasına ve «tenfizine» karar verilmiş, Dairemizce karar bozulmuştur.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13900 E. 2013/11289 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçeli kararın tebliği · olumsuz oy · feragat
Benzer bu karardaDavacılar vekili «gerekçeli kararın tebliğinden» önce 25/07/2012 tarihli dilekçesi ile temyizden «feragat» beyanında bulunmuştur.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/687-512 Esas-Karar sayılı dava hakkında bir karar verilmediğinden davacılar vekilinin «gerekçeli kararın tebliğinden» önceki temyizden «feragati» birleşen dava yönünden sonuç doğurucu nitelikte olmadığından, temyiz eden davacılar vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz istemi incelenmiştir: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde, asıl dava ile birleşen Bakırköy 2.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacılar vekilinin «feragat» beyanı uyarınca, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/687-512 Esas-Karar sayılı dava hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmediğinden, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın birleşen dava yönünden davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12685 E. 2017/7126 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem şartı · tüketici kredisi · ticari kredi · ticari dava niteliği · genel kredi sözleşmesi · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · yasal faiz
Benzer bu kararda… aporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 30/04/2008 tarihli 20.000 TL, 29/07/2009 tarihli 14.000 TL ve 08/04/2011 tarihli 10.000 TL tutarlı krediler kullandığı, «genel kredi sözleşmesi» nedeniyle davacıdan tahsil edildiği anlaşılan «masrafların» davacı ile müzakere edilmeyen «genel işlem şartına» dayandığı, bu nedenle bireysel kredi kaynaklı 512,40.TL ve «ticari kredi» kaynaklı 8.543,40 TL'nin iadesinin talep edilebileceği, «tüketici kredisi» kapsamında alınan 512,40 TL masrafın söz konusu kredinin kullanılması için zorunlu ve belgeli masraflardan olmadığı, diğer kesintilerin ticari kredi kaynaklı olup mahkemenin konusu dışında kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabülüne, 512,40 TL masrafın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dava, «tüketici kredisi» ve «ticari nitelikli» «genel kredi sözleşmesi» kapsamında davacıdan yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, tüketici kredisi kapsamında yapılan kesintilerin davacıya iadesi gerektiği, bunun dışındakalan diğer kesintilerin «ticari kredi» kaynaklı olduğu ve mahkemenin konusu kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Oysa, taraflar arasında düzenlenen kredinin «ticari kredi» olduğu sabit olduğuna ve 6102 sayılı TTK’nin 4. maddesinde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu belirtildiğine göre, uyuşmazlığın çözümünde ticaret mahkemesi «görevlidir».
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/4108 E. , 2013/5618 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28...2010 tarih ve 2010/77-2010/195 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen ....03.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1969 yılında ... dışında Türkiye’de ise 1982 yılında tescil ettirdiği tanınmış “Şekil + TİGER” markasıyla ayniyet derecesinde benzeri olan markaların, davalı tarafından tescil edildiğini, müvekkiline ait ürünlerin toplanılmak istenmesi üzerine bu durumun öğrenildiğini, söz konusu 95944, 135649, 88089, 92854, 92901 sayılı markaların hükümsüzlüğü için ...
4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nde açılan davanın kabul edildiğini, ancak daha sonra yaptıkları incelemede davalının 92370 sayılı bir başka markasının daha bulunduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, davalının kötü niyetle tescil ettirdiği markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın kötü niyetle açıldığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olduğunu, davacının bir başka markasının tescil başvurusunun reddi nedeniyle tescillerinin varlığını bildiğini, davacının markasının tanınmış olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalının markasının .../07/1996 tarihli başvurusuyla .... sınıf için tescil edilmiş bir şekil markası olduğu, davacının aralarında .... sınıfın da bulunduğu aynı şekilden oluşan markalarının Türkiye’de 1992 yılında tescil edilmişse de ... dışında ilk kez 1969’da tescil edildiği, davacıya ait markaların davalı markasının tescili tarihinde tanınmış marka niteliğinde bulunduğu, davalının tescillinin kötü niyetli olduğu, 556 sayılı KHK’nın 42/1-a maddesine göre markanın tescilinde kötü niyet varsa iptal davasının süreye tabi olmadığı, öte yandan davalının markası için yatırımlara yönelik promosyon veya tanıtım yaptığının kanıtlanamadığı gibi markayı uzun süreli yoğun kullanımının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 556 sayılı KHK’ye dayalı davalı markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı tarafından davalının benzer ibareli başka markalarının hükümsüzlüğü için açılan ...
4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2006/512 E.-2010/49 K. sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporundaki tespitlere de dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak hüküm tarihi itibariyle anılan karar henüz kesinleşmemiş olup, mahkemece o davadaki rapora dayanıldığına göre, kararın kesinleşmesinin beklenmemesi doğru değildir. Nitekim anılan karar, Dairemize ait 14.06.2012 tarih ve 2010/8788 E.-2012/10506 K. sayılı ilam ile bozulmuş, karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, ...
4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2006/512 E.- 2010/49 K. sayılı kararının kesinleşmesi beklenmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ....03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/488918500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz