Dolaylı zarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/3927 E. 2013/3723 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dolaylı zarar↗ i̇i̇k 308/b↗ yönetici sorumluluğu↗ sorumluluktan kurtulma↗ karine↗ pay sahipliği↗ şirket zararı↗ anonim şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ temsil↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... ’un dava dışı Eta Mak. Ltd. Şti.’nin temsilcisi, diğer davalı ...’ın şirketin ortağı olduğunu, davacının dolaylı bir zararının bulunduğu, davalı yöneticinin sorumluluğunu gerektirecek somut verilerin davacı tarafından ortaya konulmadığı, davalının eyleminin ...’nun 336. maddesinde yer alan istisnai sorumluluk halleri çerçevesinde kişisel sorumluluğunu doğurucu nitelikte olduğunun kanıtlanamadığı, diğer davalının yönetici sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ...'nun 309. maddesi uyarınca açılmış tazminat davasıdır. Davacı yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kötü yönetim sonucu şirketi zarara uğrattıklarını ve bu yüzden şirketten olan alacağı tahsil edemediklerini belirterek iş bu davayı açmışlardır. Mahkemece, davacının dolaylı bir zararının bulunduğu, davalı yöneticinin sorumluluğunu gerektirecek
somut verilerin davacı tarafından ortaya konulmadığı, davalının eyleminin ...’nun 336. maddesinde yer alan istisnai sorumluluk halleri çerçevesinde kişisel sorumluluğunu doğurucu nitelikte olduğunun kanıtlanamadığı, diğer davalının yönetici sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, ...’nun 309. maddesi “Şirketin 305, 306, 307 ve 308 inci maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan dolayısıyla zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakları vardır. Ancak, hükmolunacak tazminat şirkete verilir.“ hükmünü haiz olup, şirkete bir zarar verilmiş ise bu davayı pay sahipleri ile alacaklılar da açabilir. Somut olayda, davacının yöneticiler ve ortaklar hakkında ileri sürdüğü talep dolaylı zarar kapsamındadır. Dolaylı zarar durumunda alacaklılar da talepte bulunabilir. Ancak, bu zararın kendilerine değil, şirkete verilmesini istemiş olmaları gerekir. Ayrıca anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevleri sırasında sebep oldukları zarardan sorumlu olması için öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. ... 338 ve 359'uncu maddeleri uyarınca yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler. Bu nedenle mahkemenin davacının, davalı yöneticilerin sorumluluğunu gerektirecek somut verilerin ortaya konulmadığı gerekçesi ile reddi de doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davanın bu gerekçe ile reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru değilse de sonucu itibariyle doğru bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17493 E. 2014/5713 K.
Ortak:dolaylı zarar · i̇i̇k 308/b · pay sahipliği · şirket zararı
İncelediğiniz karardaOysa, ...’nun 309. maddesi “Şirketin 305, 306, 307 ve «308» inci maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan dolayısıyla zarar gören «pay sahipleri» ve şirket alacaklılarının dava hakları vardır.
Davacı «yönetim kurulu» üyeleri olan davalıların kötü yönetim sonucu «şirketi zarara» uğrattıklarını ve bu yüzden şirketten olan alacağı tahsil edemediklerini belirterek iş bu davayı açmışlardır.
Ancak, hükmolunacak tazminat şirkete verilir.“ hükmünü haiz olup, şirkete bir zarar verilmiş ise bu davayı «pay sahipleri» ile alacaklılar da açabilir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; TTK.'nın 309. maddesinin şirketin 305, 306, 307 ve «308». maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde bundan dolayısıyla zarar gören «pay sahipleri» ve şirket alacaklılarının dava haklarının bulunduğu ancak hükmolunacak tazminatın şirkete verileceği hükmüne haiz olduğu, şirkete bir zarar verilmiş ise bu davayı pay sahipleri ile alacaklıların da açabileceği, somut olayda, davacının yöneticiler ve ortaklar hakkında ileri sürdüğü talebin «dolaylı zarar» kapsamında kaldığı, dolaylı zarar durumunda alacaklıların da talepte bulunabilmesine karşın bu zararın kendilerine değil, şirkete verilmesini istemiş olmalarının g …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5777 E. 2016/1349 K.
Ortak:i̇i̇k 308/b · pay sahipliği
İncelediğiniz karardaOysa, ...’nun 309. maddesi “Şirketin 305, 306, 307 ve «308» inci maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan dolayısıyla zarar gören «pay sahipleri» ve şirket alacaklılarının dava hakları vardır.
Ancak, hükmolunacak tazminat şirkete verilir.“ hükmünü haiz olup, şirkete bir zarar verilmiş ise bu davayı «pay sahipleri» ile alacaklılar da açabilir.
Benzer bu karardaMahkemece, TTK’nın 309. maddesi ile şirketin 305, 306, 307, «308», (6762 sayılı TTK’nın 334,335) 6102 sayılı TTK’nın 395, 396. maddelerinde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde bundan dolayısıyla zarar gören «pay sahipleri» ve şirket alacaklarının dava haklarının olduğu ve ancak hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesi gerektiğinin düzenlendiği, TTK’nın 340. maddesinde de TTK’nın 336. ve 337. maddelerin hükümleri gereğince idare meclisi azalarına yükletilen mesuliyet hakkında 309'uncu madde hükmünün de tatbik olunacağı belirtildiğinden hüküm olunacak tazminatın şirkete verilmesi gerektiği kanaatiyle usulüne uygun açılmayan davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03/02/2015 tarihli kararı ile onanmıştır.
Farklı:aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, TTK’nın 309. maddesi ile şirketin 305, 306, 307, «308», (6762 sayılı TTK’nın 334,335) 6102 sayılı TTK’nın 395, 396. maddelerinde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde bundan dolayısıyla zarar gören «pay sahipleri» ve şirket alacaklarının dava haklarının olduğu ve ancak hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesi gerektiğinin düzenlendiği, TTK’nın 340. maddesinde de TTK’nın 336. ve 337. maddelerin hükümleri gereğince idare meclisi azalarına yükletilen mesuliyet hakkında 309'uncu madde hükmünün de tatbik olunacağı belirtildiğinden hüküm olunacak tazminatın şirkete verilmesi gerektiği kanaatiyle usulüne uygun açılmayan davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03/02/2015 tarihli kararı ile onanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2825 E. 2015/1184 K.
Ortak:i̇i̇k 308/b · pay sahipliği
İncelediğiniz karardaOysa, ...’nun 309. maddesi “Şirketin 305, 306, 307 ve «308» inci maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan dolayısıyla zarar gören «pay sahipleri» ve şirket alacaklılarının dava hakları vardır.
Ancak, hükmolunacak tazminat şirkete verilir.“ hükmünü haiz olup, şirkete bir zarar verilmiş ise bu davayı «pay sahipleri» ile alacaklılar da açabilir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 309. maddesi ile şirketin 305, 306, 307, «308», (6762 sayılı TTK’nın 334,335) 6102 sayılı TTK’nın 395, 396 maddelerinde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde bundan dolayısıyla zarar gören «pay sahipleri» ve şirket alacaklarının dava haklarının olduğu ve ancak hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesi gerektiğinin düzenlendiği, TTK’nın 340. maddesinde de TTK’nın 336 ve 337 maddelerin hükümleri gereğince idare meclisi azalarına yükletilen mesuliyet hakkında 309'uncu madde hükmünün de tatbik olunacağı belirtildiğinden hüküm olunacak tazminatın şirkete verilmesi gerektiği kanaatiyle usulüne uygun açılmayan davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Farklı:aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · haksız rekabet · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 309. maddesi ile şirketin 305, 306, 307, «308», (6762 sayılı TTK’nın 334,335) 6102 sayılı TTK’nın 395, 396 maddelerinde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde bundan dolayısıyla zarar gören «pay sahipleri» ve şirket alacaklarının dava haklarının olduğu ve ancak hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesi gerektiğinin düzenlendiği, TTK’nın 340. maddesinde de TTK’nın 336 ve 337 maddelerin hükümleri gereğince idare meclisi azalarına yükletilen mesuliyet hakkında 309'uncu madde hükmünün de tatbik olunacağı belirtildiğinden hüküm olunacak tazminatın şirkete verilmesi gerektiği kanaatiyle usulüne uygun açılmayan davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
… içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesine dair davanın da davacının ortağı olduğu dava dışı şirket adına açılması gerektiğinden bu dava bakımdan da davacının aktif dava «ehliyeti» bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/3927 E. , 2013/3723 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/.../2010 tarih ve 2008/159-2010/730 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen ....02.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalılar vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalıların ortağı olduğu dava dışı Eta Mak. Ltd. Şti‘den alacaklı olduğu, şirket aleyhine alacağın tahsili için yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, şirketin kötü yönetilmesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, davalıların şahsi malvarlıkları ile sınırsız sorumlu olduklarını ileri sürerek 7.500 TL‘nın davalılardan faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin davacı ile ticari ilişkilerinin bulunmadığını, kötü yönetimin sözkonusu olmadığını, şirketin tüm mal varlığı ile satıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... ’un dava dışı Eta Mak. Ltd. Şti.’nin temsilcisi, diğer davalı ...’ın şirketin ortağı olduğunu, davacının dolaylı bir zararının bulunduğu, davalı yöneticinin sorumluluğunu gerektirecek somut verilerin davacı tarafından ortaya konulmadığı, davalının eyleminin ...’nun 336. maddesinde yer alan istisnai sorumluluk halleri çerçevesinde kişisel sorumluluğunu doğurucu nitelikte olduğunun kanıtlanamadığı, diğer davalının yönetici sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ...'nun 309. maddesi uyarınca açılmış tazminat davasıdır. Davacı yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kötü yönetim sonucu şirketi zarara uğrattıklarını ve bu yüzden şirketten olan alacağı tahsil edemediklerini belirterek iş bu davayı açmışlardır. Mahkemece, davacının dolaylı bir zararının bulunduğu, davalı yöneticinin sorumluluğunu gerektirecek
somut verilerin davacı tarafından ortaya konulmadığı, davalının eyleminin ...’nun 336. maddesinde yer alan istisnai sorumluluk halleri çerçevesinde kişisel sorumluluğunu doğurucu nitelikte olduğunun kanıtlanamadığı, diğer davalının yönetici sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, ...’nun 309. maddesi “Şirketin 305, 306, 307 ve 308 inci maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan dolayısıyla zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakları vardır. Ancak, hükmolunacak tazminat şirkete verilir.“ hükmünü haiz olup, şirkete bir zarar verilmiş ise bu davayı pay sahipleri ile alacaklılar da açabilir. Somut olayda, davacının yöneticiler ve ortaklar hakkında ileri sürdüğü talep dolaylı zarar kapsamındadır.
Dolaylı zarar durumunda alacaklılar da talepte bulunabilir. Ancak, bu zararın kendilerine değil, şirkete verilmesini istemiş olmaları gerekir. Ayrıca anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevleri sırasında sebep oldukları zarardan sorumlu olması için öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. ... 338 ve 359'uncu maddeleri uyarınca yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler. Bu nedenle mahkemenin davacının, davalı yöneticilerin sorumluluğunu gerektirecek somut verilerin ortaya konulmadığı gerekçesi ile reddi de doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davanın bu gerekçe ile reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru değilse de sonucu itibariyle doğru bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi sonucu itibariyle doğru olan kararın ONANMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/488287300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz