Marka İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/1870 E. 2013/3715 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı adına tescilli "CASPER" ibareli markanın ....07.2006 tarihinde sicile kaydedildiği, davacının davasını markanın kullanılmamasına dayandırdığı, dava tarihi itibarıyla 556 sayılı KHK'nin 14. ve 42/c maddelerinde belirtilen 5 yıllık süre şartının tescil tarihi ile dava tarihi arasında gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 08...2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı taraf yararına bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9570 E. 2012/15400 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet
Benzer bu karardaDavacı, dava dilekçesinde davalının kötü niyetli olduğunu ve markalarını 6 yıldır kullanmamasının da bunu gösterdiğini ileri sürmüş, dilekçenin 2. sayfasında ise açıkça davalı şirketin kötü niyetli olarak gerçekleştirdiği tescillerinin iptalini talep etmiş, replik dilekçesinde de hükümsüzlük talebinin «kötü niyete» dayalı olduğunu tekrar belirtmiştir.
-
Denkleştirme tazminatı yalnız acentelik/tekel hakkı veren tek satıcılıkta istenebilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8927 E. 2023/2695 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:portföy tazminatı · tek satıcılık sözleşmesi · acentelik · haksız fesih
Benzer bu karardaNoterliğinin 14.01.2011 tarihli «ihtarnamesi» ile kendiliğinden sona eren sözleşmenin «yenilenmeyeceğinin» bildirildiği, davacı tarafın, davalı tarafça anılan sözleşmenin yenileneceği izlenimi uyandırıldığını ve buna güvenerek bir takım maddi yükümlülükler altına girdiğini ispat edecek delil sunmadığı, diğer yandan davacı vekilinin 25.12.2014 tarihli duruşmadaki beyanında ve yargılama aşamasında talep edilen tazminatın «portföy tazminatı» niteliğinde olduğunu belirttiği, bu tazminatın «acente» ve «tek satıcılık sözleşmelerinde» uygulama imkanı bulduğu, davacının acente olmadığı, tek satıcılık sözleşmesinin ise imalatçı (yapımcı) ile tek satıcı arasında imzalanan sürekli bir sözleşme olduğu, bununla yapımcının bir bölgede «tekel hakkına» sahip olarak satmak üzere bedeli karşılığında sadece tek satıcıya göndermeyi, buna karşılık tek satıcının da sözleşme konusu mamulleri kendi namına ve hesabına satarak bu mamullerin sürümünü artırmak için faaliyette bulunmayı üstlendiği, bu durumda somut olayda davacının tek satıcı olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin bayilik ilişkisi olduğu, denkleştirme tazminatının «bayilik sözleşmelerinde» uygulanma imkanı bulunmadığı, dosyaya emsal olarak sunulan ve davalı şirketin taraf olduğu davalara ilişkin emsal ilamlar da nazara alınarak davacının maddi ve koş …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında 1995 yılında ana «dağıtım» sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 16 yıl «yenilenerek» devam ettiğini, en «son» 30.10.2007 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşmenin «acente» ve «tek satıcılık sözleşmelerinin» özelliklerini taşıdığını, müvekkilinin faaliyetleri neticesinde davacının ürününün önemli ölçüde yayılarak tanındığını, bu nedenle davalının «portföy tazminatı» ödemesi gerektiğini, «hakkaniyet» ilkesi gereğince müvekkili lehine portföy tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalı şirketin 14.01.2011 tarihinde sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, davalın …
… uç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 1995 yılından beri devam eden sözleşmesel ilişki bulunduğu, taraflarca «son» olarak imzalanan 30.10.2007 tarihli ana «dağıtım» sözleşmesinin 3 üncü maddesinde bu sözleşmenin, Logo'nun aynı mahiyette veya benzeri bir sözleşmeyi 3 üncü kişiler ile yapma hakkını veya Logo'nun bizzat kendisinin satış yapması veya yeni bir satış organizasyonu kurma hakkını ortadan kaldırmayacağının düzenlendiği, bu hüküm ile davacıya söz konusu ürünlerin satışı konusunda «tek satıcılık» hakkı verilmediği; sözleşmenin 8.1 maddesinde ise sözleşmenin 3 (üç) yıl süreli olup 31 Aralık 2010 tarihinde sona ereceğinin, süresi sonunda başkaca bir «ihbara», «ihtara» ve hükme gerek olmaksızın kendiliğinden sona ereceğinin, süresi sonunda tarafların yeni bir sözleşme yapıp yapmamakta serbest olduklarının hüküm altına alındığı, işbu açık hüküm doğrultusunda sözleşmenin 31.12.2010 tarihinde kendiliğinden sona erdiği, davalı tarafından keşide edilen 14.01.2011 tarihli «ihtarname» ile de sözleşmenin 31.12.2010 itibariyle kendiliğinden sona erdiği belirtilerek, sona eren sözleşmenin «yenilendiği» anlamına gelmemek kaydıyla davacının 2011 yılı sonuna kadar önceden yararlandığı «iskonto» oranlarından yararlanarak ürün satın alabileceğinin ihtar edildiği, davalının sözleşmenin yenileneceği konusunda davacıya yönelik herhangi bir «taahhüdünün» bulunmadığı, davalının davacı dışında Yaman Bilişim ve Casper Bilgisayar firmaları ile de aynı nitelikte ana dağıtım sözleşmeleri imzalamış olduğu, denkleştirme tazminatının ancak «acentelik» veya «tekel hakkı» veren tek satıcılık niteliğindeki sözleşmelere dayalı olarak talep edilebileceği, somut olayda ise taraflar arasındaki sözleşmenin 3 üncü maddesi, davalıya bizzat satış yapma veya yeni bir satış organizasyonu kurma hakkı tanıdığı gibi, davalı tarafından davacı ile aynı nitelikte olmak üzere dava dışıYaman Bilişim ve Casper Bilgisayar firmalarıyla da aynı nitelikte ana dağıtım sözleşmelerinin imzalandığı, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının «tek satıcılık sözleşmesine» dayalı denkleştirme tazminatı isteme koşullarının bulunmadığı, sözleşme kendiliğinden sona ermiş olup davalının sözleşmenin yenileneceği konusunda davacıya yönelik bir taahhüdü veya sözleşmenin yenileneceği inancını doğuran bir eylemi bulunmadığı gibi, davacının sözleşme görüşmeleri nedeniyle zarara uğradığı kanıtlayamadığı, bu nedenle davacının sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluğa dayalı tazminat isteminin yerinde olmadığı, diğer yandan sözleşmenin yenilenmemesinin başlı başına davacının «kişilik haklarının ihlal» ettiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ilki 1995 yılında imzalanan ve 1995 yılından beri sürekli «yenilenen» ana «dağıtım» sözleşmeleri doğrultusunda 16 yıldır süregelmekte olan bir ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkili şirketin kendisine faturalanan davalı şirket ürünlerini alt bayilerine «fatura» ile ulaştırmayı üstlendiğini, imzalanan en «son» tarihli ana dağıtım sözleşmesinin ise 30.10.2007 tarihli olduğunu, müvekkili şirketin sözleşme uyarınca davalı şirkete ait ürünlerin en iyi şekilde satışını sağlamak, reklam ve pazarlamasını yapmak ve bu surette alt bayilikler oluşturmayı üstlendiğini, bu yükümlülüklerin çok büyük yatırımlar yapılmasını gerektirdiğini, satışa konu ürünlerin yazılım programları olduğunu, ürünün satışını yapan çalışanlara ciddi bir eğitim verilmesinin gerektiğini, müvekkilinin 16 yıldır özverisiyle davalı şirketin sektörde lider olmasına önemli katkılarda bulunduğunu, her ne kadar işbu sözleşmenin 31.12.2010 tarihinde sona ereceği kararlaştırılmış olsa da,16 yıldır her defasında yenilenmek sureti ile sürenin uzatıldığını, ancak müvekkili şirketin yaptığı yatırım harcamalarını tam olarak karşılayamadan, sözleşmenin yenilenmeyeceği hususunu ihtaren öğrendiğini, ancak bu «ihtarnamenin» keşide edilmesinden önce davalı tarafından sözleşmenin yenileceğinin açıkça ve sözlü olarak müvekkiline bildirildiğini, bu kapsamda 2010 yılı Eylül ayında revize hedef «mutabakatı» imzalandığını, değişiklik olmadan sözleşmeye devam edileceğini 31.12.2010 tarihine kadar belirttiğini, sözleşmenin başlangıçtan beri «belirsiz süreli sözleşme» olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davalı şirketin sözlü bildirimler ve «taahhütler» ile sözleşmenin uzayacağı inancını oluşturduğunu, 14.01.2011 tarihli mezkur ihtarnamenin «haksız fesih» niteliğinde olduğunu, davalının «ağır kusuru» nedeniyle manevi tazminat ödemesi gerektiğini, sözleşmenin yenilenmediğinin ileri sürülmesi halinde ise davalının sözleşme öncesi görüşmelerdeki tutum ve davranışlarıyla sözleşmenin yenileneceği izlenimini verdiğinden-culpa in conrahendo- ilkesi gereğince de müvekkilinin zararlarını karşılamak zorunda olduğunu ileri sürerek 25.000,00 TL «maddi tazminat» ile 25.000,00 TL manevi tazminatın haksız fesih tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalı şirketten tahsiline, mahkemede sözleşmenin kendiliğinden sona erdiği yönünde kanaat oluştuğu takdirde, davalı şirketin sözleşme görüşmesinde ku …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/1870 E. , 2013/3715 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... ... FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk (... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk) Mahkemesi’nce verilen .../11/2010 gün ve 2009/195-2010/57 sayılı kararı bozan Daire’nin 08/.../2012 gün ve 2011/9570-2012/15400 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin tekstil ürünleri imal ettiğini ve ...’ye yaptığı ....11.2007 tarihli .... sınıf ürünleri kapsayan "CASPER" ibareli başvurunun davalının aynı ya da benzer alanlarda daha önceden tescilli aynı ibareli markasının bulunduğu gerekçesiyle reddedildiğini, ancak davalının bilgisayar sektöründe faaliyet gösterip, tekstil sektöründeki mal ve hizmetleri içine alan ..., ... ve .... sınıflarda hiçbir ticari faaliyette bulunmadığını, bu sınıflardaki tescillerin markayı kapatma ve yedekleme amaçlı, kötü niyetli tesciller olduğunu, tescil üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen markanın bu alanlarda kullanılmadığını ileri sürerek, davalının 2003/15775 nolu “CASPER” ibareli markasının ..., ....
ve .... sınıflar yönünden iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin 2003/15775 nolu “CASPER” markasının tescil tarihinin .../07/2006 tarihi olduğunu, işbu davanın 5 yıllık süre dolmadan 2009 yılında açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı adına tescilli "CASPER" ibareli markanın ....07.2006 tarihinde sicile kaydedildiği, davacının davasını markanın kullanılmamasına dayandırdığı, dava tarihi itibarıyla 556 sayılı KHK'nin 14. ve 42/c maddelerinde belirtilen 5 yıllık süre şartının tescil tarihi ile dava tarihi arasında gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 08...2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı taraf yararına bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 06,55 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/.... maddesi hükmü uyarınca takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 28.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/487812100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz