Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/3941 E. 2013/3289 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulüne uygun tebligat↗ 5718 sayılı möhuk↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ yabancı mahkeme ilamı↗ savunma hakkı↗ möhuk 47↗ tenfiz↗ tebligat↗ ibraz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 5718 sayılı MÖHUK’nun 53. maddesinde tenfize konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiği, 54. maddesinde ise tenfiz kararı verilebilmesinin düzenlendiği, bu hüküm gereğince yabancı mahkemenin o devlet kanuna göre verilmiş kararlarının icra olunabilmesi için gereken şartlardan birinin de, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması olduğu, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayrı Adli belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nin .... maddesine Türkiye’nin çekince koyduğu, bu durumda Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılacak tebligatlarda bu madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, tüm tebligatların ... vasıtasıyla yapılması gerektiği, davacı tarafın davaya dayanak mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalı tarafa yukarıda açıklandığı üzere tebliğ ettiğine dair belgeleri ibraz etmediğinden, MÖHUK 53. maddesinde belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, yabancı mahkeme ilamının tercümesi ve eklerinden, davalının, mahkemenin adi posta yoluyla gıyabi karar tebliğine, tebligat yönünden itiraz ettiği ve bunun üzerine Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca hukuki yardım yoluyla 06.08.2007 tarihinde davalıya tebligat yapıldığı ve davalının da mahkemede Av....tarafından temsil edildiği, verilen kararın da ...’de bulunan davalı vekiline ....2007 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış olup, mahkemece bahsi geçen usulüne uygun tebligatlara rağmen yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1243 E. 2012/8911 K.
Ortak:savunma hakkı · tenfiz · tebligat · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 5718 sayılı MÖHUK’nun 53. maddesinde «tenfize» konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiği, 54. maddesinde ise tenfiz kararı verilebilmesinin düzenlendiği, bu hüküm gereğince yabancı mahkemenin o devlet kanuna göre verilmiş kararlarının icra olunabilmesi için gereken şartlardan birinin de, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması olduğu, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayrı Adli belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nin .... maddesine Türkiye’nin çekince koyduğu, bu durumda Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılacak «tebligatlarda» bu madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, tüm tebligatların ... vasıtasıyla yapılması gerektiği, davacı tarafın davaya dayanak mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalı tarafa yukarıda açıklandığı üzere tebliğ ettiğine dair belgeleri «ibraz» etmediğinden, MÖHUK 53. maddesinde belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, yabancı mahkeme ilamının tercümesi ve eklerinden, davalının, mahkemenin adi posta yoluyla gıyabi karar tebliğine, «tebligat» yönünden itiraz ettiği ve bunun üzerine Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca hukuki yardım yoluyla 06.08.2007 tarihinde davalıya tebligat yapıldığı ve davalının da mahkemede Av....tarafından «temsil» edildiği, verilen kararın da ...’de bulunan davalı vekiline ....2007 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış olup, mahkemece bahsi geçen «usulüne uygun tebligatlara» rağmen yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, «tenfizi» istenen kararın bir suretinin davalıya posta yolu ile tebliğ edildiği mahkemece kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, davacı vekili tarafından dosyaya «ibraz» edilen yabancı mahkeme kararının tercümesinden kararın davalıya hangi usulle tebliğ edildiği anlaşılamadığı gibi dosya içinde davalıya «tebligatın» nasıl yapıldığına ilişkin de herhangi bir belge mevcut değildir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi'nin 10. maddesindeki posta yoluyla «tebligat» usulüne Türkiye’nin çekince koyduğu, «tenfizi» istenen kararın da davalıya posta yoluyla tebliğ edildiği için tenfizi mümkün olan kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Aynı yasanın 38. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartları; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanunlar ihtilafı · münhasırlık · kamu düzeni · yetkisizlik kararı · eksik inceleme · vekalet ücreti
Benzer bu karardaAynı yasanın 38. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartları; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazları dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bu itibarla mahkemece, «tenfize» konu kararın davalıya tebliğine ilişkin belgelerin dosyaya «ibrazı» sağlanmak suretiyle 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi ve MÖHUK uyarınca usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/18 E. 2010/5798 K.
Ortak:savunma hakkı · tenfiz · tebligat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 5718 sayılı MÖHUK’nun 53. maddesinde «tenfize» konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiği, 54. maddesinde ise tenfiz kararı verilebilmesinin düzenlendiği, bu hüküm gereğince yabancı mahkemenin o devlet kanuna göre verilmiş kararlarının icra olunabilmesi için gereken şartlardan birinin de, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması olduğu, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayrı Adli belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nin .... maddesine Türkiye’nin çekince koyduğu, bu durumda Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılacak «tebligatlarda» bu madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, tüm tebligatların ... vasıtasıyla yapılması gerektiği, davacı tarafın davaya dayanak mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalı tarafa yukarıda açıklandığı üzere tebliğ ettiğine dair belgeleri «ibraz» etmediğinden, MÖHUK 53. maddesinde belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, yabancı mahkeme ilamının tercümesi ve eklerinden, davalının, mahkemenin adi posta yoluyla gıyabi karar tebliğine, «tebligat» yönünden itiraz ettiği ve bunun üzerine Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca hukuki yardım yoluyla 06.08.2007 tarihinde davalıya tebligat yapıldığı ve davalının da mahkemede Av....tarafından «temsil» edildiği, verilen kararın da ...’de bulunan davalı vekiline ....2007 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış olup, mahkemece bahsi geçen «usulüne uygun tebligatlara» rağmen yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaAynı yasanın 38.maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartları; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… nca davalıya kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, «tebligat» «kamu düzenine» ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir kararın olmaması halinde ise «tenfiz» isteminde bulunulamayacağı açıktır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, Essen Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 8 0 «308»/06 sayılı karar aslının ve tercümesinin dosyada bulunduğu, kararın kesinleştiği, MÖHUK 54/1-ç bendine uygun karar verildiği gerekçesiyle MÖHUK 54 madde uyarınca ilamın «tenfizine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanunlar ihtilafı · i̇i̇k 308/b · tebliğ tarihi · münhasırlık · kamu düzeni · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaAynı yasanın 38.maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartları; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… nca davalıya kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, «tebligat» «kamu düzenine» ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir kararın olmaması halinde ise «tenfiz» isteminde bulunulamayacağı açıktır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, Essen Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 8 0 «308»/06 sayılı karar aslının ve tercümesinin dosyada bulunduğu, kararın kesinleştiği, MÖHUK 54/1-ç bendine uygun karar verildiği gerekçesiyle MÖHUK 54 madde uyarınca ilamın «tenfizine» karar verilmiştir.
Somut olayda, «tenfizi» istenen Essen Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 8 O «308»/6 sayılı gıyabi kararında, kararın bir suretinin davalıya 21.03.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın kesinleşme tarihinin 24.09.2007 tarihi yazılı olduğu belirtilmiştir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4510 E. 2018/3241 K.
Ortak:tenfiz · tebligat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 5718 sayılı MÖHUK’nun 53. maddesinde «tenfize» konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiği, 54. maddesinde ise tenfiz kararı verilebilmesinin düzenlendiği, bu hüküm gereğince yabancı mahkemenin o devlet kanuna göre verilmiş kararlarının icra olunabilmesi için gereken şartlardan birinin de, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması olduğu, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayrı Adli belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nin .... maddesine Türkiye’nin çekince koyduğu, bu durumda Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılacak «tebligatlarda» bu madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, tüm tebligatların ... vasıtasıyla yapılması gerektiği, davacı tarafın davaya dayanak mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalı tarafa yukarıda açıklandığı üzere tebliğ ettiğine dair belgeleri «ibraz» etmediğinden, MÖHUK 53. maddesinde belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, yabancı mahkeme ilamının tercümesi ve eklerinden, davalının, mahkemenin adi posta yoluyla gıyabi karar tebliğine, «tebligat» yönünden itiraz ettiği ve bunun üzerine Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca hukuki yardım yoluyla 06.08.2007 tarihinde davalıya tebligat yapıldığı ve davalının da mahkemede Av....tarafından «temsil» edildiği, verilen kararın da ...’de bulunan davalı vekiline ....2007 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış olup, mahkemece bahsi geçen «usulüne uygun tebligatlara» rağmen yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; bozma kararına uyulmakla bozmada belirtilen ve bozma dışında tutulan hususlar lehine bozma yapılan taraf için usulü «müktesep hak» oluşturduğu, bu nedenle davaya konu ilamın «tenfiz» koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmiştir.
1- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece bozma ilamına uyularak yazılı şekilde davaya konu ilamın tenfiz koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa yabancı bir mahkeme kararının «tenfizine» karar verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının tenfiz davasının açıldığı tarih itibariyle usulüne uygun olarak kesinleşmiş olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesinleşen ilam · müktesep hak · adli yardım · usulden reddi
Benzer bu karardaO halde, yabancı bir mahkeme ilamının «kesinleşmesi, ilamın» yukarıda anılan Sözleşme hükümlerine uygun biçimde «adli yardımlaşma» yoluyla tebliğ edilmiş olmasına bağlıdır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; bozma kararına uyulmakla bozmada belirtilen ve bozma dışında tutulan hususlar lehine bozma yapılan taraf için usulü «müktesep hak» oluşturduğu, bu nedenle davaya konu ilamın «tenfiz» koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmiştir.
Ayrıca, mahkemece, yabancı mahkeme kararının tebliğ evraklarını sunması için davacı vekiline süre verildiği, davacı vekilinin ise 08.04.2013 tarihli dilekçe ile yabancı mahkeme kararının posta yoluyla tebliğ edildiğini, «adli yardımlaşma» aracılığıyla tebliğ edilmediğini belirterek kararın bu haliyle «tenfizini» talep ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, işbu dava tarihi itibariyle usulüne uygun olarak kesinleşmiş yabancı mahkeme kararı bulunmadığı, kesinleşmenin «tenfiz» davası için dava şartı olduğu gözetilerek davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15159 E. 2012/8970 K.
Ortak:savunma hakkı · tenfiz · tebligat · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 5718 sayılı MÖHUK’nun 53. maddesinde «tenfize» konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiği, 54. maddesinde ise tenfiz kararı verilebilmesinin düzenlendiği, bu hüküm gereğince yabancı mahkemenin o devlet kanuna göre verilmiş kararlarının icra olunabilmesi için gereken şartlardan birinin de, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması olduğu, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayrı Adli belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nin .... maddesine Türkiye’nin çekince koyduğu, bu durumda Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılacak «tebligatlarda» bu madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, tüm tebligatların ... vasıtasıyla yapılması gerektiği, davacı tarafın davaya dayanak mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalı tarafa yukarıda açıklandığı üzere tebliğ ettiğine dair belgeleri «ibraz» etmediğinden, MÖHUK 53. maddesinde belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, yabancı mahkeme ilamının tercümesi ve eklerinden, davalının, mahkemenin adi posta yoluyla gıyabi karar tebliğine, «tebligat» yönünden itiraz ettiği ve bunun üzerine Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca hukuki yardım yoluyla 06.08.2007 tarihinde davalıya tebligat yapıldığı ve davalının da mahkemede Av....tarafından «temsil» edildiği, verilen kararın da ...’de bulunan davalı vekiline ....2007 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış olup, mahkemece bahsi geçen «usulüne uygun tebligatlara» rağmen yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, «tenfizi» istenen kararın bir suretinin davalıya diplomatik yolla tebliğ edilmediği mahkemece kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, davacı vekili tarafından dosyaya «ibraz» edilen yabancı mahkeme kararının tercümesinden kararın davalıya hangi usulle tebliğ edildiği anlaşılamadığı gibi dosya içinde davalıya «tebligatın» nasıl yapıldığına ilişkin de herhangi bir belge mevcut değildir ve davacı, tenfizi istenen karara karşı davalı tarafça Almanya’da temyiz yasa yoluna başvurularak bilahare bu istemden «feragat» edildiğini ifade etmiştir.
Aynı yasanın 38. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartları; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Bu itibarla mahkemece, «tenfize» konu kararın davalıya tebliğine ilişkin belgelerin dosyaya «ibrazı» sağlanmak suretiyle 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi ve MÖHUK uyarınca usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanunlar ihtilafı · vekile tebliğ · münhasırlık · kamu düzeni · feragat · yetkisizlik kararı · eksik inceleme
Benzer bu karardaAynı yasanın 38. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartları; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Somut olayda, «tenfizi» istenen kararın bir suretinin davalıya diplomatik yolla tebliğ edilmediği mahkemece kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, davacı vekili tarafından dosyaya «ibraz» edilen yabancı mahkeme kararının tercümesinden kararın davalıya hangi usulle tebliğ edildiği anlaşılamadığı gibi dosya içinde davalıya «tebligatın» nasıl yapıldığına ilişkin de herhangi bir belge mevcut değildir ve davacı, tenfizi istenen karara karşı davalı tarafça Almanya’da temyiz yasa yoluna başvurularak bilahare bu istemden «feragat» edildiğini ifade etmiştir.
Ayrıca, kararın yurt dışında davalı «vekiline tebliğ» olunduğu yönünde davacı iddiası da mevcuttur.
Bu itibarla mahkemece, «tenfize» konu kararın davalıya tebliğine ilişkin belgelerin dosyaya «ibrazı» sağlanmak suretiyle 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi ve MÖHUK uyarınca usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/109 E. 2013/2510 K.
Ortak:tenfiz · tebligat · ibraz · Yabancı mahkeme kararının tenfizi, Tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 5718 sayılı MÖHUK’nun 53. maddesinde «tenfize» konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiği, 54. maddesinde ise tenfiz kararı verilebilmesinin düzenlendiği, bu hüküm gereğince yabancı mahkemenin o devlet kanuna göre verilmiş kararlarının icra olunabilmesi için gereken şartlardan birinin de, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması olduğu, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayrı Adli belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nin .... maddesine Türkiye’nin çekince koyduğu, bu durumda Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılacak «tebligatlarda» bu madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, tüm tebligatların ... vasıtasıyla yapılması gerektiği, davacı tarafın davaya dayanak mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalı tarafa yukarıda açıklandığı üzere tebliğ ettiğine dair belgeleri «ibraz» etmediğinden, MÖHUK 53. maddesinde belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, yabancı mahkeme ilamının tercümesi ve eklerinden, davalının, mahkemenin adi posta yoluyla gıyabi karar tebliğine, «tebligat» yönünden itiraz ettiği ve bunun üzerine Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca hukuki yardım yoluyla 06.08.2007 tarihinde davalıya tebligat yapıldığı ve davalının da mahkemede Av....tarafından «temsil» edildiği, verilen kararın da ...’de bulunan davalı vekiline ....2007 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış olup, mahkemece bahsi geçen «usulüne uygun tebligatlara» rağmen yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacıların davalı şirketin ortağı olduğu, yabancı mahkeme kararına konu olan hususun Türk Mahkemeleri'nde de çekişme konusu edildiği, dava ve «tenfize» konu edilen söz konusu yabancı mahkeme kararının Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çeliştiğinden «kamu düzenine» aykırı olduğu, ayrıca Lahey Sözleşmesi'ne uygun «tebligatın» olmaması nedeniyle ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan da söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üz …
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, kararın usulünce kesinleşmediği, kesinleşmeyen yabancı mahkeme kararının tenfizinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 5718 sayılı MÖHUK’nun 50 ve 53'ncü maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından «tenfiz» kararı verilmesine bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · kamu düzeni
Benzer bu karardaMahkemece, davacıların davalı şirketin ortağı olduğu, yabancı mahkeme kararına konu olan hususun Türk Mahkemeleri'nde de çekişme konusu edildiği, dava ve «tenfize» konu edilen söz konusu yabancı mahkeme kararının Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çeliştiğinden «kamu düzenine» aykırı olduğu, ayrıca Lahey Sözleşmesi'ne uygun «tebligatın» olmaması nedeniyle ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan da söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üz …
Somut olayda, «tenfizi» istenen Nurnberg Fürt Eyalet Mahkemesi'nin kararında, kararın bir suretinin davalıya 27.02.2009 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın kesinleştiği yazılı olup, mahkemece kararın davalıya «usulüne uygun tebliğ» edilmediğinin kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, davacılar vekili, gerek temyiz dilekçesinde gerekse karar düzeltme dilekçesinde davalıya yabanc …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/3941 E. , 2013/3289 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/09/2011 tarih ve 2009/532-2011/400 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinden aldığı parayı ödememesi üzerine ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı davanın kabul edildiğini ve kararının kesinleştiğini ileri sürerek, anılan bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 5718 sayılı MÖHUK’nun 53. maddesinde tenfize konu ilamın kesinleşmiş olması gerektiği, 54. maddesinde ise tenfiz kararı verilebilmesinin düzenlendiği, bu hüküm gereğince yabancı mahkemenin o devlet kanuna göre verilmiş kararlarının icra olunabilmesi için gereken şartlardan birinin de, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması olduğu, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayrı Adli belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'nin .... maddesine Türkiye’nin çekince koyduğu, bu durumda Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılacak tebligatlarda bu madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, tüm tebligatların ...
vasıtasıyla yapılması gerektiği, davacı tarafın davaya dayanak mahkeme kararını ve dava dilekçesini davalı tarafa yukarıda açıklandığı üzere tebliğ ettiğine dair belgeleri ibraz etmediğinden, MÖHUK 53. maddesinde belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, yabancı mahkeme ilamının tercümesi ve eklerinden, davalının, mahkemenin adi posta yoluyla gıyabi karar tebliğine, tebligat yönünden itiraz ettiği ve bunun üzerine Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca hukuki yardım yoluyla 06.08.2007 tarihinde davalıya tebligat yapıldığı ve davalının da mahkemede Av....tarafından temsil edildiği, verilen kararın da ...’de bulunan davalı vekiline ....2007 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış olup, mahkemece bahsi geçen usulüne uygun tebligatlara rağmen yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ....02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/487563600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz