Tasarrufun İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13200 E. 2013/3055 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetime elverişli rapor↗ rayiç değer↗ i̇i̇k 167↗ kayyım↗ usuli kazanılmış hak↗ şirket zararı↗ denetime elverişlilik↗ kazanılmış hak↗ mahsup↗ limited şirket↗ dava sebebi↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise kabulüne dair verilen karar Dairemizce davalı (karşı davacı) yararına bozulmuş, bozmaya uyulmuş, dava konusu "CUMBA SELECTİON" markasının kendi sektöründe tanınan, dekorasyon ve mobilya konusunda ünlü dergilerde reklamları ve ürünleri yer alan bir marka konumunda bulunduğu, dava konusu "CUMBA SELECTİON" markasının değerinin 500.263.238.164,20 TL olduğu, ancak davacı vekilince 20.06.2005 tarihli rapordaki 352.815.284,217 TL olarak belirlenen marka değerine itiraz edilmeyerek kabul edilmesi nedeni ile 352.815.28 TL'nın hükme esas alındığı, icra dosyasına intikal eden bedel mahsup edildiğinde (349.937,84-151.705 TL = 198.232,84 TL) bulunan 198.232,84 TL'nin şirket zararı kabul edildiği, satılan araçlarla ilgili olarak şirketin zarara uğratılmadığı, satış parasının kayyımın bilgi ve denetimi dahilinde şirket kayıtlarına geçtiği gerekçesiyle davalı-karşı davacı ... tarafından açılan dava ile ilgili 18/04/2007 gün ve 2003/85-2007/167 sayılı kararın hüküm fıkrasının ... ve 4. Bentlerinde hüküm kurulduğu ve hükmün anılan davalı-karşı davacı yönünden kesinleştiği anlaşıldığından yeniden karar tesisine yer olmadığına,davacı-karşı davalı ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı/karşı davacı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
...- Dava, tarafların ortağı olduğu limited şirkete ait malların, davalının alacaklı olduğu icra dosyasında değerinden düşük bedelle satıldığı iddiasıyla, dolaysıyla uğranılan zararın tazmini ile hükmedilecek bedelin şirkete verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece,
Yargıtay’ın bozma ilamına uyulması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmesi yükümlülüğü meydana gelir. Mahkemenin hem bozma kararına uyması, hem de sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılmaz ve bu husus başlı başına bozma sebebi sayılır.
Somut olayda, "hükme esas alınan bilirkişi raporlarında diğer menkul malların değerinin tespitinde uygulanan, icra yolu ile satılan menkul malların şirkete ait stok kayıtlarındaki defter değerleri ve bu değerlere %30 oranında kâr ilavesi suretiyle menkul malların değerinin tespiti yöntemi de doğru değildir. Mahkemece, icra yolu ile satılan menkul malların cinsi, özellikleri, piyasa koşulları gibi durumlar göz önüne alınarak, piyasa rayiç değerlerinin belirlenmesi, uzman bilirkişilerden oluşan heyetten denetime elverişli rapor alınması gerektiği" gerekçesiyle mahkeme kararı Dairemizce bozulmuş, bozma ilamından sonra düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda bozma ilamında belirtilen şekilde bir inceleme ve irdeleme yapılmadan haczedilen malların defter değerlerine % 40 kar ilave edilerek zarar tutarı hesaplanmış, mahkemece karar davalı lehine bozulduğundan % 30 kar baz alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Oysa, anılan raporda, icra yolu ile satılan menkul malların cinsi, özellikleri, piyasa koşulları gibi durumlar göz önüne alınarak, piyasa rayiç değerlerinin denetime elverişli bir şekilde açıkça belirlenmediği gibi alınan rapor davalı-karşı davacı vekilinin itirazlarını karşılamaktan da uzaktır.
Bu nedenle, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında belirtilen şekilde uzman bilirkişilerden oluşturulacak bir kuruldan denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz ve denetime elverişli bulunmayan rapora itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
...- Öte yandan, Dairemiz bozma ilamında da açıkça belirtildiği üzere, tarafların ortağı olduğu limited şirketten alacaklı olduğu iddiasıyla davalı tarafından başlatılan icra takibi sırasında haczedilen malların açık artırma yolu ile yapılan satış bedeli kadar Tas. Hal. Cumbo Dekorasyon San. ve Tic. Ltd. Şti’nin davalıya olan borcu azalmış olacağından, icra dosyasına intikal eden satış bedelinin, belirlenecek değerden mahsubu gerekirken, bu konuda bir karar verilmemesi de keza doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı-karşı davacı ... yararına bozulması gerekmiştir
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11370 E. 2018/4684 K.
Ortak:rayiç değer · usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak
İncelediğiniz karardaMahkemece, Yargıtay’ın bozma ilamına uyulması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir «usuli kazanılmış hak» doğar.
Mahkemece, icra yolu ile satılan menkul malların cinsi, özellikleri, piyasa koşulları gibi durumlar göz önüne alınarak, piyasa «rayiç değerlerinin» belirlenmesi, uzman bilirkişilerden oluşan heyetten «denetime elverişli rapor» alınması gerektiği" gerekçesiyle mahkeme kararı Dairemizce bozulmuş, bozma ilamından sonra düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda bozma ilamında belirtilen şekilde bir inceleme ve irdeleme yapılmadan haczedilen malların «defter» değerlerine % 40 kar ilave edilerek zarar tutarı hesaplanmış, mahkemece karar davalı lehine bozulduğundan % 30 kar baz alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesis …
Oysa, anılan raporda, icra yolu ile satılan menkul malların cinsi, özellikleri, piyasa koşulları gibi durumlar göz önüne alınarak, piyasa «rayiç değerlerinin» «denetime elverişli» bir şekilde açıkça belirlenmediği gibi alınan rapor davalı-karşı davacı vekilinin itirazlarını karşılamaktan da uzaktır.
Benzer bu kararda2013/3055 K. sayılı bozma ilamının 3 nolu bendinde “...icra dosyasına intikal eden satış bedelinin, belirlenecek değerden mahsubu gerekirken, bu konuda bir karar verilmemesi doğru görülmemiş....” denilmek suretiyle bozma yapılmış olması «maddi hataya» müstenit bulunduğundan ve anılan bozma ilamına uyulmakla «usulü kazanılmış hak» oluşmayacağından; mahkemece bozma ilamına uyularak verilen 15.01.2015 tarih 2014/458 E.
2015/8 K. sayılı üçüncü kararda, ikinci kararı davacı-karşı davalı ...’ın temyiz etmediği de gözetilerek menkul malların «rayiç değeri» 327.315,90 TL’den 151.705,00 TL’nin mahsubu gerekirken ikinci kararı temyiz eden davalı-karşı davacı ... aleyhine sonuç oluşturacak şekilde 143.160,51 TL’nin düşül …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata · avans faizi
Benzer bu kararda… n açılan davanın kısmen kabulüne, marka bedeli ve tazminat toplamı olmak üzere toplam 536.970,67 TL’nin dava tarihi olan 25/02/2003 gününden itibaren değişen oranda «avans faizi» ile birlikte davalı - karşı davacı ...'den alınıp Tasfiye Halinde ... ...
2013/3055 K. sayılı bozma ilamının 3 nolu bendinde “...icra dosyasına intikal eden satış bedelinin, belirlenecek değerden mahsubu gerekirken, bu konuda bir karar verilmemesi doğru görülmemiş....” denilmek suretiyle bozma yapılmış olması «maddi hataya» müstenit bulunduğundan ve anılan bozma ilamına uyulmakla «usulü kazanılmış hak» oluşmayacağından; mahkemece bozma ilamına uyularak verilen 15.01.2015 tarih 2014/458 E.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7728 E. 2011/710 K.
Ortak:mahsup
İncelediğiniz kararda… 15.284,217 TL olarak belirlenen marka değerine itiraz edilmeyerek kabul edilmesi nedeni ile 352.815.28 TL'nın hükme esas alındığı, icra dosyasına intikal eden bedel «mahsup» edildiğinde (349.937,84-151.705 TL = 198.232,84 TL) bulunan 198.232,84 TL'nin «şirket zararı» kabul edildiği, satılan araçlarla ilgili olarak şirketin zarara uğratılmadığı, satış parasının «kayyımın» bilgi ve denetimi dahilinde şirket kayıtlarına geçtiği gerekçesiyle davalı-karşı davacı ... tarafından açılan dava ile ilgili 18/04/2007 gün ve 2003/85-2007/«167» sayılı kararın hüküm fıkrasının ... ve 4.
Benzer bu kararda2- Davacı, davalı banka nezdinde menkul kıymet hesabı ve bu hesapta 5.000 TL’lik menkul kıymeti bulunduğunu, davalı bankanın alacağını öncelikle buradan «mahsup» etmemesi nedeniyle borç miktarının arttığını ileri sürerek işbu davayı açmış ve dosya içerisinde bulunan «taahhütnameden» de taraflar arasında davacıya ait söz konusu hesap üzerinde davalı lehine «rehin hakkı» tesis edildiği anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehin hakkı · mevduat hesabı · rehin · taahhütname
Benzer bu kararda2- Davacı, davalı banka nezdinde menkul kıymet hesabı ve bu hesapta 5.000 TL’lik menkul kıymeti bulunduğunu, davalı bankanın alacağını öncelikle buradan «mahsup» etmemesi nedeniyle borç miktarının arttığını ileri sürerek işbu davayı açmış ve dosya içerisinde bulunan «taahhütnameden» de taraflar arasında davacıya ait söz konusu hesap üzerinde davalı lehine «rehin hakkı» tesis edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka ile davacı arasında 12.02.2004 tarihli kredili «mevduat hesabı» «taahhütnamesinin» imzalandığı, bu taahhütnameye istinaden davacıya nakit kredi kullandırıldığı, bu şekilde oluşan kredi ve ferilerine ilişkin borcun ödenmemesi üzerine taraflar aras …
Davacının banka nezdinde üzerinde «rehin hakkı» olan para veya paraya çevrilebilir menkul kıymeti varsa davalı bankanın İİK’nun 45. maddesi uyarınca öncelikle rehine müracaat zorunluluğu bulunduğundan bu hesaplarda bulunan kıymetlere müracaat etmesi gerekir.
Buna karşılık mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda bu «taahhütname» üzerinde durulmadığı gibi gerçekten de hesapta borcun kat edildiği tarih itibariyle davacının bir menkul kıymeti bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4532 E. 2019/3336 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı
Benzer bu karardaMahkemece davanın kısmen kabulüne, 100.815,49 TL ayrılma «payının» davalıdan tahsiline dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/13200 E. , 2013/3055 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
47. Asliye Ticaret (... .... Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04/07/2011 tarih ve 2009/548-2011/264 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı-karşı davacı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen .../02/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı-karşı davacı ... ile vekili Av. ... ... ve davacı-karşı davalı ... ile vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı (karşı davalı) vekili, tarafların dava dışı Cumbo Dekorasyon San. ve Tic. Ltd. Şti. ile Secan Dekorasyon Tic. Ltd. Şti’nin %50’şer pay ile ortakları olduğunu, anlaşmazlığa düşen ortakların şirketleri ve malları paylaşma kararı aldıklarını, Cumbo Ltd. Şti’nin davalı ...'e, Secan Ltd. Şti’nin de müvekkiline bırakılmasına karar verildiğini, paylaşım konusundaki görüşmelerin 1,5 yıl sürdüğünü, bu arada Cumbo Ltd. Şti’nin fiilen davalı ...’in idare ve kontrolü altında bulunduğunu, davalı ...’in Cumbo Ltd. Şti’ne 28.01.2002 tarihinde 145.800.000.000 TL muvazaalı nakit girişinde bulunarak, şirketten alacaklı konuma geçtiğini, bundan 6 gün sonra Cumbo Ltd. Şti. aleyhinde muvazaalı olarak icra takibine geçildiğini, muvazaalı ve kasıtlı işlemler yapılarak davalı yönetiminde olan şirket mallarının kaçırıldığını, davalının muvazaalı ve hileli işlemlerini dava dışı paravan olarak kurduğu ve ortak olarak görünmediği Dekmo A.Ş’ni kullanarak yaptığını ileri sürerek, şimdilik davalı tarafın şirkete verdiği toplam 940.000.000.000 TL zararın %50’si olan 470.000.000.000 TL’nın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, bunun mümkün olmaması halinde davacının da ortağı olduğu Tas.
Hal. Cumbo Ltd. Şti’ne zararın tamamı olan 940.000.000.000 TL’nın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı (karşı davacı) vekili, şirketten 126.551.802.500 TL daha alacağı olan müvekkilinin, yöneticisi olduğu şirketin ... dışındaki tedarikçilerine kefil olması sebebiyle cebri icra baskısı altında şirket adına borcu bizzat müvekkilinin ... dışına ödediğini, bu sebeple şirkete 145.800.000.000 TL daha para vermek durumunda kaldığını, diğer ortak olan davacının muhtelif eylemlerle şirketten mal kaçırdığını ve müvekkilini, şirketten olan alacağını tahsil edememe tehlikesi ile karşı karşıya bıraktığını, müvekkilinin alacağını tahsil amacıyla şirket hakkında icra takibi başlatmak zorunda kaldığını, müvekkilinin zarar verici bir eylemi bulunmadığını, ayrıca davacı tarafın da kabulünde olduğu üzere, tarafların %50’şer pay ile ortak oldukları Cumbo Ltd.
Şti'nin müvekkiline, Secan Ltd. Şti'nin de davacı tarafa bırakıldığını, müvekkiline bırakıldığı kabul edilen şirkette davacının bir hakkı bulunmadığını savunarak asıl davanın reddini istemiş; karşı dava ile de, Cumbo Ltd.Şti’den 272.351.802.500 TL alacaklı olan müvekkilinin ... dışında olduğu ....06.2001 tarihinde karşı davalının şirket depolarındaki malları kamyona yüklemek suretiyle bu günkü değeri 1.000.000.000.000 TL olan, o gün itibariyle 400.000.000.000 TL değerindeki malı gasp ettiğini, aynı anda Cumbo Ltd. Şti'nin kasasında bulunan şirkete, çalışanlara ve müvekkiline ait para ve kıymetli evrakları da aldığını, Turkuaz adında yeni bir şirket kuran karşı davalının Cumbo Ltd. Şti’den gasbettiği malları bu şirkete aktardığını ve haksız rekabette bulunduğunu, ayrıca Cumbo Ltd.
Şti’nin alacaklarını tahsil edebilmek için başlatılan icra takiplerinden karşı davalının feragat ederek, şirkete zarar verdiğini ileri sürerek, şimdilik 52.145 USD ile 14.589.989.740 TL'nın ....06.2001 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsili ile şirkete verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise kabulüne dair verilen karar Dairemizce davalı (karşı davacı) yararına bozulmuş, bozmaya uyulmuş, dava konusu "CUMBA SELECTİON" markasının kendi sektöründe tanınan, dekorasyon ve mobilya konusunda ünlü dergilerde reklamları ve ürünleri yer alan bir marka konumunda bulunduğu, dava konusu "CUMBA SELECTİON" markasının değerinin 500.263.238.164,20 TL olduğu, ancak davacı vekilince 20.06.2005 tarihli rapordaki 352.815.284,217 TL olarak belirlenen marka değerine itiraz edilmeyerek kabul edilmesi nedeni ile 352.815.28 TL'nın hükme esas alındığı, icra dosyasına intikal eden bedel mahsup edildiğinde (349.937,84-151.705 TL = 198.232,84 TL) bulunan 198.232,84 TL'nin şirket zararı kabul edildiği, satılan araçlarla ilgili olarak şirketin zarara uğratılmadığı, satış parasının kayyımın bilgi ve denetimi dahilinde şirket kayıtlarına geçtiği gerekçesiyle davalı-karşı davacı ...
tarafından açılan dava ile ilgili 18/04/2007 gün ve 2003/85-2007/167 sayılı kararın hüküm fıkrasının ... ve 4. Bentlerinde hüküm kurulduğu ve hükmün anılan davalı-karşı davacı yönünden kesinleştiği anlaşıldığından yeniden karar tesisine yer olmadığına,davacı-karşı davalı ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı/karşı davacı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
...- Dava, tarafların ortağı olduğu limited şirkete ait malların, davalının alacaklı olduğu icra dosyasında değerinden düşük bedelle satıldığı iddiasıyla, dolaysıyla uğranılan zararın tazmini ile hükmedilecek bedelin şirkete verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece,
Yargıtay’ın bozma ilamına uyulması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmesi yükümlülüğü meydana gelir. Mahkemenin hem bozma kararına uyması, hem de sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılmaz ve bu husus başlı başına bozma sebebi sayılır.
Somut olayda, "hükme esas alınan bilirkişi raporlarında diğer menkul malların değerinin tespitinde uygulanan, icra yolu ile satılan menkul malların şirkete ait stok kayıtlarındaki defter değerleri ve bu değerlere %30 oranında kâr ilavesi suretiyle menkul malların değerinin tespiti yöntemi de doğru değildir. Mahkemece, icra yolu ile satılan menkul malların cinsi, özellikleri, piyasa koşulları gibi durumlar göz önüne alınarak, piyasa rayiç değerlerinin belirlenmesi, uzman bilirkişilerden oluşan heyetten denetime elverişli rapor alınması gerektiği" gerekçesiyle mahkeme kararı Dairemizce bozulmuş, bozma ilamından sonra düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda bozma ilamında belirtilen şekilde bir inceleme ve irdeleme yapılmadan haczedilen malların defter değerlerine % 40 kar ilave edilerek zarar tutarı hesaplanmış, mahkemece karar davalı lehine bozulduğundan % 30 kar baz alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, anılan raporda, icra yolu ile satılan menkul malların cinsi, özellikleri, piyasa koşulları gibi durumlar göz önüne alınarak, piyasa rayiç değerlerinin denetime elverişli bir şekilde açıkça belirlenmediği gibi alınan rapor davalı-karşı davacı vekilinin itirazlarını karşılamaktan da uzaktır.
Bu nedenle, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında belirtilen şekilde uzman bilirkişilerden oluşturulacak bir kuruldan denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz ve denetime elverişli bulunmayan rapora itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
...- Öte yandan, Dairemiz bozma ilamında da açıkça belirtildiği üzere, tarafların ortağı olduğu limited şirketten alacaklı olduğu iddiasıyla davalı tarafından başlatılan icra takibi sırasında haczedilen malların açık artırma yolu ile yapılan satış bedeli kadar Tas. Hal. Cumbo Dekorasyon San. ve Tic. Ltd. Şti’nin davalıya olan borcu azalmış olacağından, icra dosyasına intikal eden satış bedelinin, belirlenecek değerden mahsubu gerekirken, bu konuda bir karar verilmemesi de keza doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı-karşı davacı ... yararına bozulması gerekmiştir
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (...) ve (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı-karşı davacı ... yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacı ...'ye verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı-karşı davacı ...'ye iadesine, 20.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/487062800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz