Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/9484 E. 2013/2425 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müterafik kusur↗ trafik kazası↗ kusur sorumluluğu↗ acente↗ kasko sigortası↗ iyiniyet↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ acentelik↗ tacir↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ teminat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Kasko Sigorta Genel Şartları’nın A.4-4.1.maddesinde Türkiye dışında meydana gelen hasarların, ek sözleşme ile teminat altına alınabileceğinin belirtildiği, kaza tarihini kapsayan kasko sigorta poliçesinin 02.07.2008 başlangıç tarihli olması ve kazanın ise bu poliçenin düzenlenmesinden yaklaşık ...-....5 ay sonra meydana gelmiş olması karşısında, ... dışı taşıma işini yaptığını belirten davacının, seyahat esnasında yanında bulundurması gerekli olan sigorta poliçesini, bu süre zarfına incelememiş ve “yabancı ülkeler” teminatı olmadığını fark etmemiş olmasının hayatın olağan akışına ve Türk Ticaret Kanunu’nun “tedbirli bir tacir gibi davranma” kuralına uygun bulunmadığı, ....2007 başlangıç, ....2008 bitiş tarihli poliçe de 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin karar gerekçesinde de belirtildiği şekilde 02.07.2008 başlangıç tarihli sigorta poliçesinin uzantısı şeklinde değerlendirilmediği, sigorta şirketine ....2008 tarihli yazıyı gönderen davalının eylemi, iyi niyet ve nezaket çerçevesinde bir eylem olarak kabul edildiği, davacının yabancı ülkeler teminatı konusunda
bilgilendirilmediği iddiasını yazılı olarak ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı ile sigorta şirketi arasında düzenlenen kasko poliçesinin eksik hükümler taşıması nedeniyle sigorta sözleşmesine aracılık eden acente aleyhine açılan tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı acentenin söz konusu poliçe tanzimi nedeniyle kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içinde mevcut davacı ile dava dışı sigorta şirketi arasında düzenlenen önceki tarihli sigorta poliçesi incelendiğinde, davacıya ait araçların yurtdışı teminatlarının bulunduğu, buna karşın son düzenlenen ve dava konusu olan poliçede söz konusu teminata yer verilmediği, bu kapsamda davacıya ait aracın yurtdışında trafik kazası yapması nedeniyle dava dışı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmaması üzerine davalı acente tarafından sigorta şirketine yazılan yazıda kusurun kendilerinde olduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır. Bu hali ile karar yerinde, davalı tarafından yazılan mektubun iyiniyetli bir eylem olarak değerlendirildiği belirtilse de, söz konusu yazı içeriğinde davacıya ait araçların yurtdışı taşıması yaptığının ve bu durumun poliçeye eklenmesinin unutulduğu belirtilmiş olup, söz konusu açıklama davalının kusuru sonucunda yeni poliçe tanzimi sırasında araçların yurtdışında karşılaşacakları rizikoların teminat dışında kalmasına neden olduğu şeklinde yorumlanmalıdır. Öte yandan mahkemece, davacının yabancı ülkeler teminatı konusunda bilgilendirilmediği iddiasını kanıtlayamadığı görüşüne yer verilmişse de dosya içinde mevcut bilgilendirme formunun taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesinden sonra tanzim edildiği anlaşılmakla davacının yurtdışı teminatları konusunda bilgi sahibi olduğundan söz etmek de mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, davacıya ait araçların daha önce tanzim edilen sigorta poliçesinde yurtdışı teminatına sahipken sonradan bu teminatın kaldırılmasının davalının kusuru ile meydana geldiğinin kabulü ile davacının mevcut poliçeyi yeterince incelememesinin kendisi yönünden müterafik kusur teşkil edip etmediği de değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14980 E. 2016/4422 K.
Ortak:acente · acentelik
İncelediğiniz karardaDava, davacı ile sigorta şirketi arasında düzenlenen kasko poliçesinin eksik hükümler taşıması nedeniyle «sigorta sözleşmesine» aracılık eden «acente» aleyhine açılan tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı «acentenin» söz konusu poliçe tanzimi nedeniyle «kusur» ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içinde mevcut davacı ile dava dışı sigorta şirketi arasında düzenlenen önceki tarihli «sigorta poliçesi» incelendiğinde, davacıya ait araçların yurtdışı «teminatlarının» bulunduğu, buna karşın «son» düzenlenen ve dava konusu olan poliçede söz konusu teminata yer verilmediği, bu kapsamda davacıya ait aracın yurtdışında «trafik kazası» yapması nedeniyle dava dışı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmaması üzerine davalı «acente» tarafından sigorta şirketine yazılan yazıda «kusurun» kendilerinde olduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda2-Acentenin şahsi kusuruna dayalı olarak dava açılmadığı sürece, 6102 sayılı TTK'nın 105/2 maddesi gereğince «acente» aleyhine asıla «izafeten» dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Şirketi'nin «acentesi» sıfatıyla işlem yaptığını, yapılan işlemden dolayı tüm sorumluluğun dava dışı şirket de olduğunu bildirerek, kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini savunmuş, ... para gönderim ve müşteri bilgilendirme formunun A bendinde de, söz konusu yabancı şirketin ayrı bir «tüzel kişiliği» olduğunun ve kendisinin de bu tüzel kişiliğin acentesi sıfatıyla hareket ettiği hususlarının yazılı olduğunu bildirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · izafeten dava · tüzel kişilik · komisyon · havale · harç · husumet
Benzer bu kararda1-Dava, gönderilenden başkasına ödenen «havale» nedeniyle alacak istemine ilişkin olup, TTK'nın 4/1-c maddesine göre BK'nın 555-560. maddelerinde düzenlenen havale ile ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının «mutlak ticari» davalardan olması sebebiyle mahkemece davaya genel mahkeme sıfatıyla bakılması doğru ise de; dava Tüketici Mahkemesi sıfatıyla «harç» yatırılmaksızın açıldığından, mahkemece harcın yatırtılması suretiyle davaya devam edilmesi gerekirken bu hususun üzerinde durulmadan esas hakkında karar verilmiş …
Şirketi'nin «acentesi» sıfatıyla işlem yaptığını, yapılan işlemden dolayı tüm sorumluluğun dava dışı şirket de olduğunu bildirerek, kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini savunmuş, ... para gönderim ve müşteri bilgilendirme formunun A bendinde de, söz konusu yabancı şirketin ayrı bir «tüzel kişiliği» olduğunun ve kendisinin de bu tüzel kişiliğin acentesi sıfatıyla hareket ettiği hususlarının yazılı olduğunu bildirmiştir.
… unda davacının davalı ... aracılığı ile 03.09.2014 tarihinde 4.751,48 TL 04.09.2014 tarihinde 4.749,65 TL'yi yurtdışına yine kendi adına gönderdiği, toplamda 468 TL «komisyon» kesildiği, ancak gönderilen paranın davacı tarafından çekilmediği, davacı adına gönderilmesine rağmen hesaptan paranın tespit edilemeyen şahıslar tarafından çekild …
2-Acentenin şahsi kusuruna dayalı olarak dava açılmadığı sürece, 6102 sayılı TTK'nın 105/2 maddesi gereğince «acente» aleyhine asıla «izafeten» dava açılabileceği düzenlenmiştir.
-
Yurtdışı çıkış yasağının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12292 E. 2011/4623 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:oy yasağı
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin karar Dairemizce “yurtdışına çıkış «yasağı» konulmasının dayanağını oluşturan yasa maddesinin, Anayasa Mahkemesi'nin 18.10.2007 gün, 2007/4 Esas, 2007/81 karar sayılı kararı ile iptal edildiği, kararın Resmi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/9484 E. , 2013/2425 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.09.2011 tarih ve 2010/493-2011/361 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Allianz Sigorta A.Ş.’ye kasko sigortalı olan, müvekkiline ait ... ... plakalı aracın, ....2008 tarihinde, Yunanistan’da meydana gelen kazada hasar gördüğünü, hasar bedelinin karşılanması için sigorta şirketine yapılan başvurunun “aracın ... dışı teminatının olmadığı” gerekçesiyle reddedildiğini, müvekkilinin, aracın ... dışı teminatının olmadığı hususunu bu şekilde öğrendiğini, davalı acentenin uzun yıllardır müşterisi olan müvekkilinin, ... dışında taşıma ve nakliye işi yaptığını, araçlarının sürekli ... dışına çalıştıklarını, aracı sigortalatmaktaki başlıca amacının ... dışı teminatı olduğunu, davalı acentenin, ....2008 tarihli yazılı beyanında sigortalı şirketin araçlarının tamamen ...
dışına çalıştığını, yabancı ülkenin teminatının kontrolünün yapılamadığını ifade ederek poliçe düzenlemede kendi kusurlarının bulunduğunu kabul ettiğini, ileri sürerek, 8.000,00 TL maddi tazminatın, olay tarihi olan ....2008 tarihinden itibaren reeskont (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Kasko Sigorta Genel Şartları’nın A.4-4.1.maddesinde Türkiye dışında meydana gelen hasarların, ek sözleşme ile teminat altına alınabileceğinin belirtildiği, kaza tarihini kapsayan kasko sigorta poliçesinin 02.07.2008 başlangıç tarihli olması ve kazanın ise bu poliçenin düzenlenmesinden yaklaşık ...-....5 ay sonra meydana gelmiş olması karşısında, ... dışı taşıma işini yaptığını belirten davacının, seyahat esnasında yanında bulundurması gerekli olan sigorta poliçesini, bu süre zarfına incelememiş ve “yabancı ülkeler” teminatı olmadığını fark etmemiş olmasının hayatın olağan akışına ve Türk Ticaret Kanunu’nun “tedbirli bir tacir gibi davranma” kuralına uygun bulunmadığı, ....2007 başlangıç, ....2008 bitiş tarihli poliçe de 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin karar gerekçesinde de belirtildiği şekilde 02.07.2008 başlangıç tarihli sigorta poliçesinin uzantısı şeklinde değerlendirilmediği, sigorta şirketine ....2008 tarihli yazıyı gönderen davalının eylemi, iyi niyet ve nezaket çerçevesinde bir eylem olarak kabul edildiği, davacının yabancı ülkeler teminatı konusunda
bilgilendirilmediği iddiasını yazılı olarak ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı ile sigorta şirketi arasında düzenlenen kasko poliçesinin eksik hükümler taşıması nedeniyle sigorta sözleşmesine aracılık eden acente aleyhine açılan tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı acentenin söz konusu poliçe tanzimi nedeniyle kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içinde mevcut davacı ile dava dışı sigorta şirketi arasında düzenlenen önceki tarihli sigorta poliçesi incelendiğinde, davacıya ait araçların yurtdışı teminatlarının bulunduğu, buna karşın son düzenlenen ve dava konusu olan poliçede söz konusu teminata yer verilmediği, bu kapsamda davacıya ait aracın yurtdışında trafik kazası yapması nedeniyle dava dışı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmaması üzerine davalı acente tarafından sigorta şirketine yazılan yazıda kusurun kendilerinde olduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır. Bu hali ile karar yerinde, davalı tarafından yazılan mektubun iyiniyetli bir eylem olarak değerlendirildiği belirtilse de, söz konusu yazı içeriğinde davacıya ait araçların yurtdışı taşıması yaptığının ve bu durumun poliçeye eklenmesinin unutulduğu belirtilmiş olup, söz konusu açıklama davalının kusuru sonucunda yeni poliçe tanzimi sırasında araçların yurtdışında karşılaşacakları rizikoların teminat dışında kalmasına neden olduğu şeklinde yorumlanmalıdır.
Öte yandan mahkemece, davacının yabancı ülkeler teminatı konusunda bilgilendirilmediği iddiasını kanıtlayamadığı görüşüne yer verilmişse de dosya içinde mevcut bilgilendirme formunun taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesinden sonra tanzim edildiği anlaşılmakla davacının yurtdışı teminatları konusunda bilgi sahibi olduğundan söz etmek de mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, davacıya ait araçların daha önce tanzim edilen sigorta poliçesinde yurtdışı teminatına sahipken sonradan bu teminatın kaldırılmasının davalının kusuru ile meydana geldiğinin kabulü ile davacının mevcut poliçeyi yeterince incelememesinin kendisi yönünden müterafik kusur teşkil edip etmediği de değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ....02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/484784100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz