Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/14980 E. 2016/4422 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 105/2↗ mutlak ticari dava↗ izafeten dava↗ acente↗ acentelik↗ tüzel kişilik↗ komisyon↗ havale↗ harç↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı ... arasında yurtdışına para gönderimine ilişkin olarak ... adı altında sözleşme imzalandığı, bu sözleşme doğrultusunda davacının davalı ... aracılığı ile 03.09.2014 tarihinde 4.751,48 TL 04.09.2014 tarihinde 4.749,65 TL'yi yurtdışına yine kendi adına gönderdiği, toplamda 468 TL komisyon kesildiği, ancak gönderilen paranın davacı tarafından çekilmediği, davacı adına gönderilmesine rağmen hesaptan paranın tespit edilemeyen şahıslar tarafından çekildiği, davalı ... davacı ile aralarındaki sözleşme gereğince gönderilen paranın gönderilen kişi tarafından çekilmesini sağlamakla yükümlü olduğu, bu durumda davalı ... sözleşmenin kendisine yüklediği yükümlülüğü yerine getirmemiş olup davacının bu durumdan kaynaklanan zararını gidermekle sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 9.500,10 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecekyasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, gönderilenden başkasına ödenen havale nedeniyle alacak istemine ilişkin olup, TTK'nın 4/1-c maddesine göre BK'nın 555-560. maddelerinde düzenlenen havale ile ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının mutlak ticari davalardan olması sebebiyle mahkemece davaya genel mahkeme sıfatıyla bakılması doğru ise de; dava Tüketici Mahkemesi sıfatıyla harç yatırılmaksızın açıldığından, mahkemece harcın yatırtılması suretiyle davaya devam edilmesi gerekirken bu hususun üzerinde durulmadan esas hakkında karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Acentenin şahsi kusuruna dayalı olarak dava açılmadığı sürece, 6102 sayılı TTK'nın 105/2 maddesi gereğince acente aleyhine asıla izafeten dava açılabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda davalı, kendisinin yurtdışında mukim ... Şirketi'nin acentesi sıfatıyla işlem yaptığını, yapılan işlemden dolayı tüm sorumluluğun dava dışı şirket de olduğunu bildirerek, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuş, ... para gönderim ve müşteri bilgilendirme formunun A bendinde de, söz konusu yabancı şirketin ayrı bir tüzel kişiliği olduğunun ve kendisinin de bu tüzel kişiliğin acentesi sıfatıyla hareket ettiği hususlarının yazılı olduğunu bildirmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının bu savunması değerlendirilip karar yerinde tartışılmadan hüküm verilmiş olması da doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9484 E. 2013/2425 K.
Ortak:acente · acentelik
İncelediğiniz kararda2-Acentenin şahsi kusuruna dayalı olarak dava açılmadığı sürece, 6102 sayılı TTK'nın 105/2 maddesi gereğince «acente» aleyhine asıla «izafeten» dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Şirketi'nin «acentesi» sıfatıyla işlem yaptığını, yapılan işlemden dolayı tüm sorumluluğun dava dışı şirket de olduğunu bildirerek, kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini savunmuş, ... para gönderim ve müşteri bilgilendirme formunun A bendinde de, söz konusu yabancı şirketin ayrı bir «tüzel kişiliği» olduğunun ve kendisinin de bu tüzel kişiliğin acentesi sıfatıyla hareket ettiği hususlarının yazılı olduğunu bildirmiştir.
Benzer bu karardaDava, davacı ile sigorta şirketi arasında düzenlenen kasko poliçesinin eksik hükümler taşıması nedeniyle «sigorta sözleşmesine» aracılık eden «acente» aleyhine açılan tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı «acentenin» söz konusu poliçe tanzimi nedeniyle «kusur» ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içinde mevcut davacı ile dava dışı sigorta şirketi arasında düzenlenen önceki tarihli «sigorta poliçesi» incelendiğinde, davacıya ait araçların yurtdışı «teminatlarının» bulunduğu, buna karşın «son» düzenlenen ve dava konusu olan poliçede söz konusu teminata yer verilmediği, bu kapsamda davacıya ait aracın yurtdışında «trafik kazası» yapması nedeniyle dava dışı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmaması üzerine davalı «acente» tarafından sigorta şirketine yazılan yazıda «kusurun» kendilerinde olduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · trafik kazası · kasko sigortası · iyiniyet · sigorta sözleşmesi · riziko · tacir · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Kasko Sigorta Genel Şartları’nın A.4-4.1.maddesinde Türkiye dışında meydana gelen hasarların, ek sözleşme ile «teminat» altına alınabileceğinin belirtildiği, kaza tarihini kapsayan «kasko sigorta poliçesinin» 02.07.2008 başlangıç tarihli olması ve kazanın ise bu poliçenin düzenlenmesinden yaklaşık ...-....5 ay sonra meydana gelmiş olması karşısında, ... dışı taşıma işini yaptığını belirten davacının, seyahat esnasında yanında bulundurması gerekli olan sigorta poliçesini, bu süre zarfına incelememiş ve “yabancı ülkeler” teminatı olmadığını fark etmemiş olmasının hayatın olağan akışına ve Türk Ticaret Kanunu’nun “tedbirli bir «tacir» gibi davranma” kuralına uygun bulunmadığı, ....2007 başlangıç, ....2008 bitiş tarihli poliçe de 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin karar gerekçesinde de belirtildiği şek …
Dosya içinde mevcut davacı ile dava dışı sigorta şirketi arasında düzenlenen önceki tarihli «sigorta poliçesi» incelendiğinde, davacıya ait araçların yurtdışı «teminatlarının» bulunduğu, buna karşın «son» düzenlenen ve dava konusu olan poliçede söz konusu teminata yer verilmediği, bu kapsamda davacıya ait aracın yurtdışında «trafik kazası» yapması nedeniyle dava dışı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmaması üzerine davalı «acente» tarafından sigorta şirketine yazılan yazıda «kusurun» kendilerinde olduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Bu hali ile karar yerinde, davalı tarafından yazılan mektubun «iyiniyetli» bir eylem olarak değerlendirildiği belirtilse de, söz konusu yazı içeriğinde davacıya ait araçların yurtdışı taşıması yaptığının ve bu durumun poliçeye eklenmesinin unutulduğu belirtilmiş olup, söz konusu açıklama davalının «kusuru» sonucunda yeni poliçe tanzimi sırasında araçların yurtdışında karşılaşacakları «rizikoların» «teminat» dışında kalmasına neden olduğu şeklinde yorumlanmalıdır.
Bu durumda mahkemece, davacıya ait araçların daha önce tanzim edilen «sigorta poliçesinde» yurtdışı «teminatına» sahipken sonradan bu teminatın kaldırılmasının davalının «kusuru» ile meydana geldiğinin kabulü ile davacının mevcut poliçeyi yeterince incelememesinin kendisi yönünden «müterafik kusur» teşkil edip etmediği de değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulma …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/14980 E. , 2016/4422 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.03.2015 tarih ve 2014/489-2015/118 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin İngiltere'ye tatil için gideceğinden üzerinde nakit para taşımamak için davalı ... şubesinden kendi adına ...'dan 03-04.09.2014 tarihinde 5.000,00'er TL'den toplam 10.000,00 TL para havalesi yaptığını, parayı kendi adına yatırdığını, daha sonra İngiltere'ye gitmekten vazgeçtiğini, bu parayı geri almak için ...ya gittiğinde kendi adına olan paranın çekildiğini gördüğünü, parasının ...nın güvencesi altında olduğunu ileri sürerek, parasının üçüncü şahıslara ödenmesi nedeniyle davalı ...'dan 10.000 TL'nin yasal faizi ile birlikte tahsil edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı ... arasında yurtdışına para gönderimine ilişkin olarak ... adı altında sözleşme imzalandığı, bu sözleşme doğrultusunda davacının davalı ... aracılığı ile 03.09.2014 tarihinde 4.751,48 TL 04.09.2014 tarihinde 4.749,65 TL'yi yurtdışına yine kendi adına gönderdiği, toplamda 468 TL komisyon kesildiği, ancak gönderilen paranın davacı tarafından çekilmediği, davacı adına gönderilmesine rağmen hesaptan paranın tespit edilemeyen şahıslar tarafından çekildiği, davalı ... davacı ile aralarındaki sözleşme gereğince gönderilen paranın gönderilen kişi tarafından çekilmesini sağlamakla yükümlü olduğu, bu durumda davalı ... sözleşmenin kendisine yüklediği yükümlülüğü yerine getirmemiş olup davacının bu durumdan kaynaklanan zararını gidermekle sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 9.500,10 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecekyasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, gönderilenden başkasına ödenen havale nedeniyle alacak istemine ilişkin olup, TTK'nın 4/1-c maddesine göre BK'nın 555-560. maddelerinde düzenlenen havale ile ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının mutlak ticari davalardan olması sebebiyle mahkemece davaya genel mahkeme sıfatıyla bakılması doğru ise de; dava Tüketici Mahkemesi sıfatıyla harç yatırılmaksızın açıldığından, mahkemece harcın yatırtılması suretiyle davaya devam edilmesi gerekirken bu hususun üzerinde durulmadan esas hakkında karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Acentenin şahsi kusuruna dayalı olarak dava açılmadığı sürece, 6102 sayılı TTK'nın 105/2 maddesi gereğince acente aleyhine asıla izafeten dava açılabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda davalı, kendisinin yurtdışında mukim ... Şirketi'nin acentesi sıfatıyla işlem yaptığını, yapılan işlemden dolayı tüm sorumluluğun dava dışı şirket de olduğunu bildirerek, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuş, ... para gönderim ve müşteri bilgilendirme formunun A bendinde de, söz konusu yabancı şirketin ayrı bir tüzel kişiliği olduğunun ve kendisinin de bu tüzel kişiliğin acentesi sıfatıyla hareket ettiği hususlarının yazılı olduğunu bildirmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının bu savunması değerlendirilip karar yerinde tartışılmadan hüküm verilmiş olması da doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/220263500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz