Deniz Ticaret
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/1719 E. 2013/2598 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıplı ifa↗ gemi sicili↗ ipoteğin fekki↗ zamanaşımı defi↗ vekalet ücreti takdiri↗ ifa↗ yargılama gideri↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ temsil↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, geminin 1972 yapımı olduğu, sonraki yıllarda gemi üzerinde küçük ve büyük tadilatlar yapıldığı, ancak bunların gemi siciline yazılmadığı, yapılan ödeme miktarında uyuşmazlık olmadığı, geminin değerinin 850.00 USD olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ve müdahillerin davalıya borçlu olmadıklarının tesbitine, fazla ödenen 390.000 USD’nin dava tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline, banka yedinde olan senetler üzerindeki tedbirin devamına, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, müdahillerin ... .... İcra müdürlüğü 2009/9971 esas sayılı dosyasından borçlu olmadıklarının tesbitine, geminin borcu ödenmiş olduğundan gemi üzerindeki ipoteğin fekkine, davacının ... .... İcra müdürlüğü dosyasından borçlu olmadığının tesbitine, takipler dava devam ederken açıldığından davacının %40 icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve somut uyuşmazlıkta alıcı tarafından istendiği bildirilmiş eşyadan bambaşka bir eşya teslimi edilmesi suretiyle basit bir nitelik sapması değilde apaçık bir özdeşlik veya türdeşlik sapması gerçekleştiğinden artık ayıplı ifa değil, başka şeyle yanlış ifada (Aliud İfası) bulunulması nedeniyle davalının zamanaşımı definin yerinde olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...- Ancak, dava dilekçesinde toplam 400.000 USD’nin faizi ile tahsiline karar verilmesi talep edildiği ve mahkemece davanın kısmen kabulü ile 390.000 USD’nin tahsiline karar verildiği halde reddedilen miktar üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi, yine harç ve yargılama giderinin hesabında kabul ve ret oranları dikkate alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11508 E. 2015/7972 K.
Ortak:ayıplı ifa · ifa · inkar tazminatı · teslim
İncelediğiniz kararda… tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve somut uyuşmazlıkta alıcı tarafından istendiği bildirilmiş eşyadan bambaşka bir eşya «teslimi» edilmesi suretiyle basit bir nitelik sapması değilde apaçık bir özdeşlik veya türdeşlik sapması gerçekleştiğinden artık «ayıplı ifa» değil, başka şeyle yanlış ifada (Aliud İfası) bulunulması nedeniyle davalının «zamanaşımı definin» yerinde olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak, dava dilekçesinde toplam 400.000 USD’nin faizi ile tahsiline karar verilmesi talep edildiği ve mahkemece davanın kısmen kabulü ile 390.000 USD’nin tahsiline karar verildiği halde reddedilen miktar üzerinden davada kendisini vekille «temsil» ettiren davalı yararına «vekalet ücreti takdir» edilmemesi, yine «harç» ve «yargılama giderinin» hesabında kabul ve ret oranları dikkate alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
İcra müdürlüğü dosyasından borçlu olmadığının tesbitine, takipler dava devam ederken açıldığından davacının %40 «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaLtd Şti. arasında 06/06/2011 tarihli yazılı sözleşme mevcut ise de davalı ile davacı arasında yazılı bir sözleşme «ibraz» edilmediği, davacının taraf olmadığı sözleşme hükümlerinin bu olayda uygulanma imkanı bulunmadığı, taraflar arasında satıma konu mallar 03/04/2012 tarihli "«teslim tutanağı»" ile davalı tarafa teslim edilmiş olup davalı tarafın itirazının malların "ayıplı olarak teslim edildiği" noktasında toplandığı, davacı taraf «ayıplı mal» teslim edildiğini kabul etmediğine göre davalının 6102 sayılı TTK'nun 23/c maddesine göre belirtilen «hak düşürücü sürelerde» ve nihayet 8 gün içinde «ayıp» ihbarında bulunmasının kanuni zorunluluk olduğu, teslimden yaklaşık 4 ay sonra ayıp ihbarında bulunulmasının anılan "hak düşürücü" süreler nedeniyle dikkate alınamayacağı, davalı-alıcı hak düşürücü süreyi geçirdiği için malı kabul etmiş sayılacağı, satıcı, ileri sürülen hiç bir ayıbı kabul etmediğinden davalı taraf ise ileri sürdüğü ayıpların teslim anında mevcut olduğunu ispatlayamadığından BK'nun 225. ve 231/2 maddelerinin de somut olayda uygulanma imkanı bulunmadığı, her iki taraf çalışanları arasında düzenlenen "teslim tutanağında" 4170 kg 6x6 patatesin iadesi konusunda anlaşma sağlanmış ise de davalı taraf «iade faturası» kestiğini iddia ve ispat etmediğinden bu malları, davacının geri olma zorunluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın «asıl alacak» yönünden iptaline, takibe 170.802,00 TL üzerinden devam edilmesine, 34.160,40 TL «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, somut uyuşmazlığın yukarıda bahsedilen açıklamalar çerçevesinde değerlendirilip çözüme kavuşturulması gerekirken «ayıplı ifa» mı, yanlış ifa(«aliud ifa») mı bulunduğu konusunda herhangi bir ayrım ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 06/04/2012 tarih 12541 numaralı faturadaki malların satıldığı ve «teslim» edildiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, davalı ile dava dışı N.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aliud ifa · ayıplı teslim · ayıplı mal · teslim tutanağı · iade faturası · i̇i̇k 194 · ayıp · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaLtd Şti. arasında 06/06/2011 tarihli yazılı sözleşme mevcut ise de davalı ile davacı arasında yazılı bir sözleşme «ibraz» edilmediği, davacının taraf olmadığı sözleşme hükümlerinin bu olayda uygulanma imkanı bulunmadığı, taraflar arasında satıma konu mallar 03/04/2012 tarihli "«teslim tutanağı»" ile davalı tarafa teslim edilmiş olup davalı tarafın itirazının malların "ayıplı olarak teslim edildiği" noktasında toplandığı, davacı taraf «ayıplı mal» teslim edildiğini kabul etmediğine göre davalının 6102 sayılı TTK'nun 23/c maddesine göre belirtilen «hak düşürücü sürelerde» ve nihayet 8 gün içinde «ayıp» ihbarında bulunmasının kanuni zorunluluk olduğu, teslimden yaklaşık 4 ay sonra ayıp ihbarında bulunulmasının anılan "hak düşürücü" süreler nedeniyle dikkate alınamayacağı, davalı-alıcı hak düşürücü süreyi geçirdiği için malı kabul etmiş sayılacağı, satıcı, ileri sürülen hiç bir ayıbı kabul etmediğinden davalı taraf ise ileri sürdüğü ayıpların teslim anında mevcut olduğunu ispatlayamadığından BK'nun 225. ve 231/2 maddelerinin de somut olayda uygulanma imkanı bulunmadığı, her iki taraf çalışanları arasında düzenlenen "teslim tutanağında" 4170 kg 6x6 patatesin iadesi konusunda anlaşma sağlanmış ise de davalı taraf «iade faturası» kestiğini iddia ve ispat etmediğinden bu malları, davacının geri olma zorunluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın «asıl alacak» yönünden iptaline, takibe 170.802,00 TL üzerinden devam edilmesine, 34.160,40 TL «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
818 sayılı BK’nun «194». maddesine göre (6098 sayılı TBK’nun 219. maddesi) “«ayıp», bir malın satıcı tarafından açıkça veya üstü kapalı olarak vaadedilmiş ya da sözleşmeyle izlenen amaç gereği bulunması gerekir ve beklenir (vaadedildiği varsayılmış) niteliklerden yoksun olması demektir.
Başka bir deyişle “çeşidiyle belirlenen bir menkulün satımında, sözleşenlerin çeşidini belirlemek için sözleşmede öngördükleri vasıflardan biri «teslim» edilen şeyde bulunmazsa artık «ayıplı teslim» değil satılandan başka bir şeyin teslimi (aliud teslimi) söz konusudur”(Yargıtay 11.HD.
Bu itibarla mahkemece, somut uyuşmazlığın yukarıda bahsedilen açıklamalar çerçevesinde değerlendirilip çözüme kavuşturulması gerekirken «ayıplı ifa» mı, yanlış ifa(«aliud ifa») mı bulunduğu konusunda herhangi bir ayrım ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/250 E. 2023/3067 K.
Ortak:ayıplı ifa · ifa · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · vekalet ücreti · teslim
İncelediğiniz kararda… tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve somut uyuşmazlıkta alıcı tarafından istendiği bildirilmiş eşyadan bambaşka bir eşya «teslimi» edilmesi suretiyle basit bir nitelik sapması değilde apaçık bir özdeşlik veya türdeşlik sapması gerçekleştiğinden artık «ayıplı ifa» değil, başka şeyle yanlış ifada (Aliud İfası) bulunulması nedeniyle davalının «zamanaşımı definin» yerinde olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak, dava dilekçesinde toplam 400.000 USD’nin faizi ile tahsiline karar verilmesi talep edildiği ve mahkemece davanın kısmen kabulü ile 390.000 USD’nin tahsiline karar verildiği halde reddedilen miktar üzerinden davada kendisini vekille «temsil» ettiren davalı yararına «vekalet ücreti takdir» edilmemesi, yine «harç» ve «yargılama giderinin» hesabında kabul ve ret oranları dikkate alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
İcra müdürlüğü dosyasından borçlu olmadığının tesbitine, takipler dava devam ederken açıldığından davacının %40 «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça her ne kadar süresinde tahhüt edilen tutarda malzeme «teslim» edilmediği ileri sürülmüş ise de bu nedenle sözleşmenin feshedilmediği, uğranıldığı ileri sürülen zararın mahsubu talebinde bulunulmadığı, dolayısıyla bu yöndeki savunmanın dikkate alınmadığı, davacının düzenlediği faturaların davalı «defterine» kaydedildiği, ancak davalının düzenlediği «iade faturasının» davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, uyuşmazlığın bu faturadan kaynaklandığı, davalı ile TCDD arasında düzenlenen tutanağın davacıyı bağlamayacağı, ayrıca Türk Akreditasyon Kurumu tarafından düzenlenen raporun da davalı savunmasını ispat için yeterli olmadığı, iade faturasına konu malzeme üzerinde Mahkememizce teknik «bilirkişi incelemesi» yaptırılması gerektiği, ancak davalı tarafın beyanı ve sunulan fotoğraflardan iade faturasına konu kullanılmayan malzemenin, etrafı her türlü müdahaleye açık bir arazide sahipsiz olarak bırakılmış olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın ise söz konusu malzemenin kendileri tarafından teslim edilen ve iade faturasına konu edilen malzeme olmayabileceği yönünde itirazda bulunduğu, malzemenin ayırt edici bir özelliğinin bulunmadığı da dikkate alındığında davacı tarafın bu itirazında haklı görüldüğü, dolayısıyla teknik bilirkişi incelemesinin davanın esasına etkisinin olmayacağının anlaşıldığı, hem «ayıp ihbarının» ispatının tanıkla mümkün olmaması hem de davalı savunmasının malın ayıplı olduğu yönünde değil, «aliud ifa» («sözleşmeye aykırılık») yönünde olması nedeniyle tanık dinletme talebinin reddedildiği, buna göre davalının sözleşmeye ve standartlara uygun olmayan malzeme teslim edildiği yönündeki savunmasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davalının asıl alacağa yönelik itirazının iptaline, takibin 128.839,52 TL «asıl alacak» ve buna takip tarihinden itibaren uygulanacak değişen oranlarda (%10.5’i geçmemek kaydıyla) «avans faizi» yönünden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan 128.839,52 TL’nin %20’si oranındaki «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşme gereği müvekkilinin davalıya balast ve subbalast dolgu malzemelerini «tesliminden» sonra bir «ayıp ihbarı» da yapılmaksızın malların davalı yanca kabul edildiğini, davalının bu satışa ilişkin faturaları kayıtlarına işlediğini, bir kısım ödemeler de yapıldığı halde bakiyesinin ödenmediğini, tahsil amacıyla başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatının» tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 80.000 ton standartlara uygun balast malzeme «teslim» etmeyi «taahhüt» ettiği halde 08.09.2014 tarihi itibariyle ancak 34.295,80 ton temin edebildiğini, müvekkilinin işverene karşı taahhüdünü yerine getirebilmek için daha yüksek fiyata malzeme bulup nakliye giderine katlandığını, davacının teslim ettiği malzemenin de standartlara uygun olmadığının Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın (TCDD) Türk Akreditasyon Kurumunda yaptırdığı testlerden anlaşıldığını, bu üründen 7.225,078 metreküplük kısmının başka amaçlarda kullanılabildiğini, buna ilişkin tutarın davacıya ödendiğini, ancak 2.774,922 metreküplük kısım başka bir işte kullanılamadığından ödemesinin yapılmadığını, bu hususta davacıya «iade faturası» düzenlenmesi hususundan görüşmeler yapılırken davacının kötü niyetle takip başlattığını, standartlara aykırılık TCDD ve Türk Akreditasyon Kurumunca yapılan incelemelerle anlaşıldığından süresinde «faturalara itiraz» edilemediğini, ardından davacıya iade faturasının kesildiğini, davacının kötü niyetle iade ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aliud ifa · akreditif · faturaya itiraz · gizli ayıp · ayıp ihbarı · iade faturası · ayıp · delil tespiti
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı, malların ayıplı olduğuna dair «ayıp» ihbarında bulunularak davacıya bildirildiğine ilişkin «ispat külfetinin» davalı üzerinde olduğu, «ayıp ihbarının» whatsapp mesajıyla yapıldığının öne sürüldüğü, ayıp ihbarının şekle tabi tutulmadığı, mahkemenin «tacirler» arasındaki ayıp ihbarının yazılı olması gerektiği yönündeki hatalı tespitin aksine, bu şekilde yapılan bir ayıp ihbarının da geçerli olmakla birlikte somut olayda, mesaj içeriğinin ayıp ihbarı olarak kabul edilemeyeceği, mesajda ayıplı olduğu söylenen malın miktarı, niteliği, bu sonuca nasıl ulaşıldığının belirtilmediği, bildirimin davacının kabulünde olmadığı, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, faturaya konu malzemenin sözleşme ve standartlara uygun olmadığı, davalı ile TCDD arasında düzenlenen tutanak ve Türk Akreditasyon Kurumu raporu ile tespit edilmişse de davalı ile TCDD arasında düzenlenen tutanağın davacıyı bağlamayacağı, bu tutanağa dayalı olarak davalı tarafından yapılan ayıp ihbarının da bu tutanak baz alınarak «gizli ayıp» kabul edilse bile, yaklaşık altı ay sonra 12.06.2015 tarihinde «iade faturası» ve noterlik «ihtarnamesiyle» yapılan bildirimin süresinde yapılmadığından geçerli kabul edilemeyeceği, ayıp ihbarı süresinde yapıldığı kabul edilse bile, davalıya «teslim» edilen malın yargılama sırasında teknik «bilirkişi incelemesi» yaptırılması gerektiği, ancak dosya kapsamına göre ayıplı olduğu söylenen ve kullanılmayan malzemenin, etrafı her türlü müdahaleye açık bir arazide sahipsiz olarak bırakıldığının anlaşıldığı, davacının ise söz konusu malzemenin kendileri tarafından teslim edilen ve iade faturasına konu edilen malzeme olmayabileceği yönünde itiraz ettiği, malzemenin ayırt edici bir özelliğinin bulunmadığı da dikkate alınarak «keşif» yapılamadığı, teknik bilirkişi raporu alınamadığı, davalının ayıp husunda usulüne uygun «delil tespiti» yaptırmadığı, «ispat yükü» kendisinde olan davalının dava konusu malzemenin ayıplı olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin esastan reddine ka …
… e miktarı, özellikleri, nitelikleri, standartlarının belirtildiğini, teknik şartnamelerin sözleşmeye eklendiğini, malzemenin şartnameye uygun olup olmadığının ancak «akreditasyon» testlerinin yapılması ile anlaşılabileceğini, nitekim müvekkili ile TCDD’nin bu testleri yaptırıp tutanağa bağladığını, davacıya da iletildiğini, davacının sözleşmeye aykırı davrandığının belgeler ile belirlendiğini, sözleşmeye ve standartlara uygunluk taşımayan ürünlerin bir kısmının başka işlerde kullanılmasına rağmen bakiyesinin kullanılamadığını, «ayıp ihbarının» süresinde yapıldığının her türlü delille ispatlanabileceğini, «gizli ayıp» vasfındaki ayıplar hakkında tanık dinletme taleplerinin reddinin «savunma hakkını» engellediğini, müvekkilinin proje müdürünün tespit edilen ayıbı derhal SMS ile ilettiğini, ekran görüntüsünün sunulduğunu, davacının bu ihbara itiraz etmediğini, nitekim Bölge Adliye Mahkemesinin ihbarın kabul edilebileceği sonucuna vardığını, sadece davacı beyanlarına dayalı olarak ayıplı mallar üzerinde teknik inceleme yapılmamasının hukuka aykırılık taşıdığını, sözleşmeye göre nakliye sorumluluğunun davacı üzerinde bulunduğunu, malzemeyi stok sahasından davacının götürmesi gerekirken müdahaleye açık bir şekilde arazide sahipsiz bıraktığını, malzemeleri stok sahasına kendisi nakletmiş olan davacının hangi stok sahasına ne kadar malzemeyi naklettiğini bilmemesinin mümkün olmadığını, davacının stok sahasında bulunan malzemenin kendisi tarafından «teslim» edilen malzeme olup olmadığını bilmediğini ileri sürmesinin malzemelerdeki ayıbı gizleyerek haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını gösterdiğini, davacının kötü niyetli eylemlerinin ve «eksik inceleme» ile hatalı değerlendirmeyle varılan sonucun müvekkiline yüklenemeyeceğini, «iade faturası» hususunda görüşmeler sürerken davacının haksız takip başlattığını, «kötü niyet tazminatı» taleplerinin reddinin hukuka aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça her ne kadar süresinde tahhüt edilen tutarda malzeme «teslim» edilmediği ileri sürülmüş ise de bu nedenle sözleşmenin feshedilmediği, uğranıldığı ileri sürülen zararın mahsubu talebinde bulunulmadığı, dolayısıyla bu yöndeki savunmanın dikkate alınmadığı, davacının düzenlediği faturaların davalı «defterine» kaydedildiği, ancak davalının düzenlediği «iade faturasının» davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, uyuşmazlığın bu faturadan kaynaklandığı, davalı ile TCDD arasında düzenlenen tutanağın davacıyı bağlamayacağı, ayrıca Türk Akreditasyon Kurumu tarafından düzenlenen raporun da davalı savunmasını ispat için yeterli olmadığı, iade faturasına konu malzeme üzerinde Mahkememizce teknik «bilirkişi incelemesi» yaptırılması gerektiği, ancak davalı tarafın beyanı ve sunulan fotoğraflardan iade faturasına konu kullanılmayan malzemenin, etrafı her türlü müdahaleye açık bir arazide sahipsiz olarak bırakılmış olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın ise söz konusu malzemenin kendileri tarafından teslim edilen ve iade faturasına konu edilen malzeme olmayabileceği yönünde itirazda bulunduğu, malzemenin ayırt edici bir özelliğinin bulunmadığı da dikkate alındığında davacı tarafın bu itirazında haklı görüldüğü, dolayısıyla teknik bilirkişi incelemesinin davanın esasına etkisinin olmayacağının anlaşıldığı, hem «ayıp ihbarının» ispatının tanıkla mümkün olmaması hem de davalı savunmasının malın ayıplı olduğu yönünde değil, «aliud ifa» («sözleşmeye aykırılık») yönünde olması nedeniyle tanık dinletme talebinin reddedildiği, buna göre davalının sözleşmeye ve standartlara uygun olmayan malzeme teslim edildiği yönündeki savunmasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davalının asıl alacağa yönelik itirazının iptaline, takibin 128.839,52 TL «asıl alacak» ve buna takip tarihinden itibaren uygulanacak değişen oranlarda (%10.5’i geçmemek kaydıyla) «avans faizi» yönünden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan 128.839,52 TL’nin %20’si oranındaki «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşme gereği müvekkilinin davalıya balast ve subbalast dolgu malzemelerini «tesliminden» sonra bir «ayıp ihbarı» da yapılmaksızın malların davalı yanca kabul edildiğini, davalının bu satışa ilişkin faturaları kayıtlarına işlediğini, bir kısım ödemeler de yapıldığı halde bakiyesinin ödenmediğini, tahsil amacıyla başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatının» tahsilini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/1719 E. , 2013/2598 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
51. Asliye Ticaret (... Denizcilik İhtisas Mahkemesi) Mahkemesi’nce verilen 30.11.2010 tarih ve 2009/216-2010/451 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen ....02.2013 günü hazır bulunan davacı ve asli müdahiller vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan 22.07.2008 tarihli anlaşma uyarınca 1988 yapımı geminin müvekkili tarafından satın alındığını, davalı satıcı tarafından düzenlenen ....07.2008 tarihli faturada geminin 1988 yapımı olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin satış bedeli olan ....300.000 USD’den 1.240.000 USD’lik kısmını davalıya ödedikten sonra geminin 1972 yılından beri deniz ticaretinde kullanıldığını öğrendiğini, aslında geminin değerinin 800.000 USD olduğunu, davalının edimini doğru olarak yerine getirmediğini ileri sürerek, teslim edilen geminin bedelinin iade alınarak davalıya ödediklerinin iadesine, bu talep yerinde görülmez ise geminin bedelinin 800.000 USD olduğunun tesbitine, fazla ödenen 440.000 USD’nin davalıdan tahsiline, protokol uyarınca davalıya verilen ....08.2007 keşide tarihli 141.667 USD bedelli ...
adet bonodan satıcı elinde halen olan 9 adet toplam 1.060.002 USD bedelli senetlerin iadesine, protokolün .... Maddesi uyarınca gemi üzerine tesis edilen gemi ipoteğinin fekkine, senetler üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, satışa konu geminin omurgasının 1972 yılında Danimarka'da kızağa konulduğunu ve 1988 yılında Fas’ta yapımının tamamlandığını, geminin piyasa değerinin altında davacıya satıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın ...’nun 20., MK. .... ve .... 842. maddeleri uyarınca dinlenme olanağının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, geminin 1972 yapımı olduğu, sonraki yıllarda gemi üzerinde küçük ve büyük tadilatlar yapıldığı, ancak bunların gemi siciline yazılmadığı, yapılan ödeme miktarında uyuşmazlık olmadığı, geminin değerinin 850.00 USD olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ve müdahillerin davalıya borçlu olmadıklarının tesbitine, fazla ödenen 390.000 USD’nin dava tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline, banka yedinde olan senetler üzerindeki tedbirin devamına, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, müdahillerin ... .... İcra müdürlüğü 2009/9971 esas sayılı dosyasından borçlu olmadıklarının tesbitine, geminin borcu ödenmiş olduğundan gemi üzerindeki ipoteğin fekkine, davacının ...
.... İcra müdürlüğü dosyasından borçlu olmadığının tesbitine, takipler dava devam ederken açıldığından davacının %40 icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve somut uyuşmazlıkta alıcı tarafından istendiği bildirilmiş eşyadan bambaşka bir eşya teslimi edilmesi suretiyle basit bir nitelik sapması değilde apaçık bir özdeşlik veya türdeşlik sapması gerçekleştiğinden artık ayıplı ifa değil, başka şeyle yanlış ifada (Aliud İfası) bulunulması nedeniyle davalının zamanaşımı definin yerinde olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...- Ancak, dava dilekçesinde toplam 400.000 USD’nin faizi ile tahsiline karar verilmesi talep edildiği ve mahkemece davanın kısmen kabulü ile 390.000 USD’nin tahsiline karar verildiği halde reddedilen miktar üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi, yine harç ve yargılama giderinin hesabında kabul ve ret oranları dikkate alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (...) nolu bentte açıklanan davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı ve asli müdahillerden alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, alınmadığı anlaşılan 119,00 TL temyiz başvuru harcı ile ...,30 TL temyiz ilam harcının davacıdan alınmasına, 14.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/482833400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz