Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2232 E. 2013/2386 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cayma hakkı↗ dain-i mürtehin↗ sigorta tazminatı↗ hayat sigortası↗ sigorta ettiren↗ sigorta sözleşmesi↗ mirasçılık↗ iş bölümü↗ taşıyan↗ sigorta poliçesi↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı sigorta şirketi poliçe tanzimi esnasında verilen cevapları kontrol ederek tam olarak poliçenin doldurulduğunu tespit ettikten sonra poliçeyi kabul etmesi gerektiği, rahatsızlık ile ilgili soruya verilmesi gereken cevap bölümünün boş bırakılmasını kabul ederek poliçe tanzim edip primleri tahsil ettiği, bu bölümün boş bırakılmasının sağlık durumu ile ilgili olarak murisin sigorta şirketini yanılttığını göstermeyeceği, poliçe nedeni ile davalının sorumlu olduğu, hayat sigorta poliçesinde kredi kullandıran İş Bankası'nın dain ve mürtehin olarak belirlendiği, İş Bankası'nın davaya açıkca olur verdiği, davacılar tarafından murislerinin kredi borcunun 11.09.2009 tarihinde ödendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.870,34 TL'nin 08.01.2010 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının faiz başlangıcına ilişkin fazla isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, hayat sigortalısının vefatı nedeniyle mirasçılarının sigortadan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar murisi olan sigortalının, mernis ölüm tutanağında ölüm nedeni kalp krizi olarak kayıtlıdır. Dosyada mecut 20.04.1999 tarihli rapora göre, sigortalı murisin 14.04.1999 tarihinde koroner bypass ameliyatı olarak taburcu olduğu anlaşılmakta olup, sözkonusu raporda, davalı sigorta şirketinin Güney ... Bölge Müdürlüğü'nün ....2009 tarihli "taranmıştır" kaşesi mevcuttur. 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1290. maddesi uyarınca sigorta ettiren kimse sözleşme yapılırken gerçeğe uygun beyanda bulunmaya mecburdur. Şayet, sigortalıya sorulduğu halde susması veya eksik yahut hakikate aykırı beyanlarda bulunması halinde sigortacı sözleşmeden cayabilir. Şu kadarki caymanın sigortacı tarafından hakikatin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılması gerekir. Sigorta aktinin yapıldığı tarihte davacılar murisi olan sigortalı tarafından sağlık beyanı ile ilgili olarak kalp hastalığı ile ilgili yaşamsal risk taşıyan bir hastalık bulunup bulunmadığı kısmı boş bırakılmıştır. Bu durumda, aralarında kalp damar hastalıkları ve sigortacılık alanlarında uzman bilirkişilerinde bulunduğu bilirkişi heyetinden somut uyuşmazlıkta 6762 Sayılı Kanun 1290. maddesinde belirtilen cayma hakkının kullanılması koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda görüş alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
...-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14557 E. 2017/2081 K.
Ortak:dain-i mürtehin · sigorta tazminatı · hayat sigortası · sigorta sözleşmesi · sigorta poliçesi
İncelediğiniz kararda… kabul etmesi gerektiği, rahatsızlık ile ilgili soruya verilmesi gereken cevap bölümünün boş bırakılmasını kabul ederek poliçe tanzim edip primleri tahsil ettiği, bu «bölümün» boş bırakılmasının sağlık durumu ile ilgili olarak murisin sigorta şirketini yanılttığını göstermeyeceği, poliçe nedeni ile davalının sorumlu olduğu, «hayat sigorta poliçesinde» kredi kullandıran İş Bankası'nın dain ve mürtehin olarak belirlendiği, İş Bankası'nın davaya açıkca olur verdiği, davacılar tarafından murislerinin kredi borcunun 11.09.2009 tarihinde ödendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.870,34 TL'nin 08.01.2010 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının faiz başlangıcına ilişkin fazla isteminin reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «hayat sigortalısının» vefatı nedeniyle «mirasçılarının» «sigortadan tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şayet, sigortalıya sorulduğu halde susması veya eksik yahut hakikate aykırı beyanlarda bulunması halinde «sigortacı sözleşmeden» cayabilir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; banka ile muris arasında bir «kredi sözleşmesi» imzalandığı, bankanın «daini mürtehin» sıfatı ile imzalanan «sigorta sözleşmesinde» yer aldığı ve davaya «muvafakat» etmediği, kaldı ki murisin de «sigorta poliçesi» düzenlenirken sağlığına ilişkin hususlarda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı ... «hayat sigortası poliçesinde» «daini mürtehin» olarak yer almaktadır.
Dava, davacılar murisinin kullandığı kredinin bakiye borcunun «hayat sigortası poliçesi» kapsamında ödenmesi talebine dayalı «menfi tespit» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muvafakat · kredi sözleşmesi · menfi tespit · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; banka ile muris arasında bir «kredi sözleşmesi» imzalandığı, bankanın «daini mürtehin» sıfatı ile imzalanan «sigorta sözleşmesinde» yer aldığı ve davaya «muvafakat» etmediği, kaldı ki murisin de «sigorta poliçesi» düzenlenirken sağlığına ilişkin hususlarda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacılar murisinin kredi borcunun poliçe kapsamında sigorta şirketinden tahsili konusunda davalı/alacaklı ...'nın hareketsiz kalması ve açılan davaya da «muvafakat» etmemesi, ... ile davalı Sigorta Şirketi olan ...nin aynı sermaye grubuna «dahil» olduğu gözetildiğinde TMK'nın 2. maddesine aykırıdır.
Bu durumda, davacının talebinin «sigorta tazminatının» tahsiline ilişkin olmayıp «menfi tespit» istemine ilişkin olduğu da dikkate alınarak işbu davayı açabileceğinin ve davalı ...'nın işbu davaya «muvafakat» etmemesinin sonuca etkili olmadığının kabulü gerekir.
Dava, davacılar murisinin kullandığı kredinin bakiye borcunun «hayat sigortası poliçesi» kapsamında ödenmesi talebine dayalı «menfi tespit» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14715 E. 2013/22313 K.
Ortak:sigorta tazminatı · hayat sigortası · sigorta sözleşmesi · sigorta poliçesi
İncelediğiniz kararda… kabul etmesi gerektiği, rahatsızlık ile ilgili soruya verilmesi gereken cevap bölümünün boş bırakılmasını kabul ederek poliçe tanzim edip primleri tahsil ettiği, bu «bölümün» boş bırakılmasının sağlık durumu ile ilgili olarak murisin sigorta şirketini yanılttığını göstermeyeceği, poliçe nedeni ile davalının sorumlu olduğu, «hayat sigorta poliçesinde» kredi kullandıran İş Bankası'nın dain ve mürtehin olarak belirlendiği, İş Bankası'nın davaya açıkca olur verdiği, davacılar tarafından murislerinin kredi borcunun 11.09.2009 tarihinde ödendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.870,34 TL'nin 08.01.2010 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının faiz başlangıcına ilişkin fazla isteminin reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «hayat sigortalısının» vefatı nedeniyle «mirasçılarının» «sigortadan tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şayet, sigortalıya sorulduğu halde susması veya eksik yahut hakikate aykırı beyanlarda bulunması halinde «sigortacı sözleşmeden» cayabilir.
Benzer bu karardaDavacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle muris ile davalı arasında 24.04.2007-24.04.2011 tarihleri arası için dört yıl süreli «hayat sigorta sözleşmesi» düzenlemiş olup davacıların murisi 27.12.2007 tarihinde ölmüş, davalı sigortacı tarafından ise murisin hastalığının gizlendiği gerekçesiyle «sigorta tazminatı» ödenmemiştir.
Dava, «hayat sigortası sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme yükümlülüğünü düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarını» düzenlemekte ise de, Dairemizin yerleşik kararları uyarınca «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mal sigortası · bildirim yükümlülüğü · imza incelemesi · ba formu · eksik inceleme
Benzer bu kararda… Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir «form» doldurulmadan) «sigortalı, sözleşmenin» yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya «bildirmekle yükümlü» olup, buna ilişkin bir formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Esasen bu husus mahkemenin de kabulünde olup davalı şirketin sunduğu sağlık beyan «formu» fotokopisinin altındaki imzanın davacı tarafça inkar edildiği, form aslı sunulmadığından «imza incelemesinin» yapılamadığı, murisin hastalığını gizlediğinin davalı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü yoluna gidilmiştir.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme yükümlülüğünü düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar «mal sigortalarını» düzenlemekte ise de, Dairemizin yerleşik kararları uyarınca «hayat sigortalarında» da uygulanmaktadır.
Ancak, davalı taraf, davacıların murisinde mevcut hastalıkların, sözleşmenin kurulması sırasında bildirilmesi halinde «sigorta poliçesinin» düzenlenmeyeceğini savunduğuna göre mahkemece gerekirse sigortacılık uygulamaları konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle davalının bu savunmasının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2012/14342 E, 2013/12091 K sayılı onama kararının kal …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4100 E. 2010/7861 K.
Ortak:hayat sigortası · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · sigorta poliçesi
İncelediğiniz kararda… kabul etmesi gerektiği, rahatsızlık ile ilgili soruya verilmesi gereken cevap bölümünün boş bırakılmasını kabul ederek poliçe tanzim edip primleri tahsil ettiği, bu «bölümün» boş bırakılmasının sağlık durumu ile ilgili olarak murisin sigorta şirketini yanılttığını göstermeyeceği, poliçe nedeni ile davalının sorumlu olduğu, «hayat sigorta poliçesinde» kredi kullandıran İş Bankası'nın dain ve mürtehin olarak belirlendiği, İş Bankası'nın davaya açıkca olur verdiği, davacılar tarafından murislerinin kredi borcunun 11.09.2009 tarihinde ödendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.870,34 TL'nin 08.01.2010 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının faiz başlangıcına ilişkin fazla isteminin reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «hayat sigortalısının» vefatı nedeniyle «mirasçılarının» «sigortadan tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1290. maddesi uyarınca «sigorta ettiren» kimse sözleşme yapılırken gerçeğe uygun beyanda bulunmaya mecburdur.
Benzer bu karardaDava, «hayat sigortası poliçesinden» kaynaklanan tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, davacıların murisi ... ile davalı arasında 02.10.2006/2016 tarihlerini kapsayan hayat «sigortası sözleşmesi» yapıldığı, sigortalının 03.06.2007 tarihinde yaşamını yitirdiği «uyuşmazlık konusu» değildir.
Uyuşmazlık, sigortalının ölüm nedeninin ne olduğu ve poliçe tanzimi sırasında beyan edilmeyen mevcut rahatsızlıkla ölüm nedeni arasında uygun bir «illiyet bağının» bulunup bulunmadığı, bu bağlamda «sigorta ettirenin» «ihbar» ve «beyan yükümlülüğünü» ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · uygun illiyet bağı · illiyet bağı · denetime elverişlilik · uyuşmazlık konusu · ihbar · dava sebebi · eksik inceleme
Benzer bu karardaUyuşmazlığın çözümü için öncelikle ölüm «sebebinin» tepitiyle davacıların murisi sigortalının, davalı tarafça savunulduğu üzere, gerçekten de «beyan yükümlülüğünü» ihlal edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması ve bilahare de beyan edilmediği belirtilen hastalık veya hastalıklarla ölüm sebebi arasında «uygun illiyet bağının» mevcut olup olmadığının kuşkuya yer bırakmaksızın saptanmasına bağlı olup, mahkemece bu yönde bir araştırılmaya girişilmiş ve bu hususta bilirkişiden rapor alınmas …
Uyuşmazlık, sigortalının ölüm nedeninin ne olduğu ve poliçe tanzimi sırasında beyan edilmeyen mevcut rahatsızlıkla ölüm nedeni arasında uygun bir «illiyet bağının» bulunup bulunmadığı, bu bağlamda «sigorta ettirenin» «ihbar» ve «beyan yükümlülüğünü» ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıların murisi sigortalı ...'ın ölümünün kalp rahatsızlığına bağlı olarak gelişen komplikasyon sonucu gerçekleştiği, kalp rahatsızlığını önceden bilmesine rağmen sigortalının poliçe tanzim edilirken bu rahatsızlığını gizlediği, böylelikle TTK'nun 1290 vd. maddelerindeki «ihbar» ve «beyan yükümlüğünü» yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ar doğrultusunda, yeniden oluşturulacak başka bir bilirkişi kurulu aracılığıyla davacı tarafın ciddi ve sonuca etkili itirazlarını da karşılayan mahkeme ve Yargıtay «denetimine elverişli» yeni bir rapor alınmak ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken, «eksik incelemeye» ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/2232 E. , 2013/2386 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06...2011 tarih ve 2011/227-2011/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin murisinin T. İş Bankası ... ... Şubesi'nden tüketici kredisi kullanması nedeniyle davalı sigorta şirketine hayat sigortası yaptırdığını, tüketici kredisi borcu bitmeden vefat ettiğini, müvekkillerinin bankaya geriye kalan kredi borcu için 16.870,34 TL ödediklerini, davalı sigorta şirketinin müvekkillerine ödeme yapmadığını ileri sürürerek, 16.870,34 TL'nin ödeme tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortalının "Koroner Arter" (Solunum- Dolaşım Hastalığı-Kalp Krizi) sonucu vefat ettiğini, davacıların poliçede menfaattar olarak tayin edilmediklerinden kredi borcunun tamamını bankaya ödemeden talep haklarının bulunmadığını, sigortalının mevcut rahatsızlığını gizlediğini, müvekkilinin durumu öğrenince Hayat Sigortası Genel Şartlarının C2 maddesi uyarınca cayma hakkını kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı sigorta şirketi poliçe tanzimi esnasında verilen cevapları kontrol ederek tam olarak poliçenin doldurulduğunu tespit ettikten sonra poliçeyi kabul etmesi gerektiği, rahatsızlık ile ilgili soruya verilmesi gereken cevap bölümünün boş bırakılmasını kabul ederek poliçe tanzim edip primleri tahsil ettiği, bu bölümün boş bırakılmasının sağlık durumu ile ilgili olarak murisin sigorta şirketini yanılttığını göstermeyeceği, poliçe nedeni ile davalının sorumlu olduğu, hayat sigorta poliçesinde kredi kullandıran İş Bankası'nın dain ve mürtehin olarak belirlendiği, İş Bankası'nın davaya açıkca olur verdiği, davacılar tarafından murislerinin kredi borcunun 11.09.2009 tarihinde ödendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.870,34 TL'nin 08.01.2010 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının faiz başlangıcına ilişkin fazla isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, hayat sigortalısının vefatı nedeniyle mirasçılarının sigortadan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar murisi olan sigortalının, mernis ölüm tutanağında ölüm nedeni kalp krizi olarak kayıtlıdır. Dosyada mecut 20.04.1999 tarihli rapora göre, sigortalı murisin 14.04.1999 tarihinde koroner bypass ameliyatı olarak taburcu olduğu anlaşılmakta olup, sözkonusu raporda, davalı sigorta şirketinin Güney ... Bölge Müdürlüğü'nün ....2009 tarihli "taranmıştır" kaşesi mevcuttur. 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1290. maddesi uyarınca sigorta ettiren kimse sözleşme yapılırken gerçeğe uygun beyanda bulunmaya mecburdur. Şayet, sigortalıya sorulduğu halde susması veya eksik yahut hakikate aykırı beyanlarda bulunması halinde sigortacı sözleşmeden cayabilir. Şu kadarki caymanın sigortacı tarafından hakikatin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılması gerekir.
Sigorta aktinin yapıldığı tarihte davacılar murisi olan sigortalı tarafından sağlık beyanı ile ilgili olarak kalp hastalığı ile ilgili yaşamsal risk taşıyan bir hastalık bulunup bulunmadığı kısmı boş bırakılmıştır. Bu durumda, aralarında kalp damar hastalıkları ve sigortacılık alanlarında uzman bilirkişilerinde bulunduğu bilirkişi heyetinden somut uyuşmazlıkta 6762 Sayılı Kanun 1290. maddesinde belirtilen cayma hakkının kullanılması koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda görüş alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
...-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ....02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/482309900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz