Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8963 E. 2018/1851 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nakliye sözleşmesi↗ işçi-işveren ilişkisi↗ kesin hükümsüzlük↗ haksız fiil sorumluluğu↗ ticari işletme↗ hile↗ tbk 99↗ anonim şirket↗ usulden reddi↗ haksız fiil↗ görevsizlik kararı↗ çek↗ kesin hüküm↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davada TBK’nin 27. ve 49. maddesi kapsamında hile nedeniyle kesin hükümsüzlük ve haksız fiil sorumluluğuna dayanıldığı, davalıların haksız eylemleri nedeni ile davacı şirketin mal varlığında zarar oluştuğunun iddia edildiği, bu durumda uyuşmazlığın çözümünde HMK’nin 2. maddesi kapsamında asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ticari işletme müdürünün haksız eyleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamından, davacı tarafından sunulan 05.08.2009 tarihli vekaletname ile davalı ...’nin çift imza ile davacı şirket adına bilumum nakliye işleri ile ilgili olarak 2.000,00 TL’ye kadar çek tanzim etmeye ve imzalamaya yetkili kılındığı, dava konusu üç adet çekin de davalı ... tarafından çift imza ile şirket
adına keşide edildiği, yine davalı ...’nin şirket adına nakliye sözleşmesi imzaladığı ve ayrıca şirket adına teklif isteme mektupları hazırladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, anonim şirketlerde bir kişinin 6102 sayılı ...'nin 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak görevlendirilmesi halinde, bu kişinin şirket ile aynı zamanda işçi-işveren ilişkisinin bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı Yasa'nın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından, mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalılardan ...'nin fabrika müdürü olduğunun sabit olması karşısında ...'nin 367. maddesi uyarınca belirlenen icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenerek, sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8320 E. 2018/1396 K.
Ortak:işçi-işveren ilişkisi · anonim şirket · usulden reddi · görevsizlik kararı · çek · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaBu durumda, «anonim şirketlerde» bir kişinin 6102 sayılı ...'nin 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak «görevlendirilmesi» halinde, bu kişinin şirket ile aynı zamanda «işçi-işveren ilişkisinin» bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı Yasa'nın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından, mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalılardan ...'nin fabrika müdürü olduğunun sabit olması karşısında ...'nin 367. maddesi uyarınca belirlenen icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenerek, sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davada TBK’nin 27. ve 49. maddesi kapsamında «hile» nedeniyle «kesin hükümsüzlük» ve «haksız fiil sorumluluğuna» dayanıldığı, davalıların haksız eylemleri nedeni ile davacı şirketin mal varlığında zarar oluştuğunun iddia edildiği, bu durumda uyuşmazlığın çözümünde HMK’nin 2. maddesi kapsamında asliye hukuk mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesinin «görevli» olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAnonim şirketlerde bir kişinin 6102 sayılı TTK'nın 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak «görevlendirilmesi» halinde bu kişinin şirket ile aynı zamanda «işçi-işveren ilişkisinin» bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı yasanın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalının TTK'nın 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenip sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, ortak, «yönetim kurulu» başkan ya da üyesi, üst düzey yönetici sıfatlarının bulunmadığı, davacı şirkette «hizmet sözleşmesine» dayalı olarak çalıştığı, «tacir sıfatı» taşımadığı, davanın, davalının hizmet sözleşmesi ile çalıştığı dönemde, davacı işveren şirketi zararlandırdığı iddiasından kaynaklandığı, bu durumda olaya 4857 sayılı İş Kanunu'nun uygulanması gerektiği, İş Kanunundan kaynaklanan davaların İş Mahkemelerinin görevine girdiği, görev hususunun dava şartları arasında sayıldığı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden «usulden reddine», talep halinde dosyanın «görevli» Konya İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Vekaletnamede davalı ...'nin «şirket müdürlerinden» olduğu ve müşterek imza ile nakliye işleri ile ilgili olarak 2.000 TL'ye kadar «çek» tanzim etmeye «yetkisinin» bulunduğu yazılıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tacir sıfatı · şirket müdürlüğü · hizmet sözleşmesi · yönetim kurulu kararı · tacir · yetkisizlik kararı · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, ortak, «yönetim kurulu» başkan ya da üyesi, üst düzey yönetici sıfatlarının bulunmadığı, davacı şirkette «hizmet sözleşmesine» dayalı olarak çalıştığı, «tacir sıfatı» taşımadığı, davanın, davalının hizmet sözleşmesi ile çalıştığı dönemde, davacı işveren şirketi zararlandırdığı iddiasından kaynaklandığı, bu durumda olaya 4857 sayılı İş Kanunu'nun uygulanması gerektiği, İş Kanunundan kaynaklanan davaların İş Mahkemelerinin görevine girdiği, görev hususunun dava şartları arasında sayıldığı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden «usulden reddine», talep halinde dosyanın «görevli» Konya İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Vekaletnamede davalı ...'nin «şirket müdürlerinden» olduğu ve müşterek imza ile nakliye işleri ile ilgili olarak 2.000 TL'ye kadar «çek» tanzim etmeye «yetkisinin» bulunduğu yazılıdır.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. -/- Davacı taraf dilekçesinde davalı ...'nin üst düzey yönetici ve müdür olarak görev yaptığını belirtmiş, buna ilişkin olarak da 05.08.2009 tarihli vekaletnameyi «ibraz» etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4264 E. 2016/4920 K.
Ortak:işçi-işveren ilişkisi · anonim şirket · görevsizlik kararı · çek · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaBu durumda, «anonim şirketlerde» bir kişinin 6102 sayılı ...'nin 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak «görevlendirilmesi» halinde, bu kişinin şirket ile aynı zamanda «işçi-işveren ilişkisinin» bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı Yasa'nın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından, mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalılardan ...'nin fabrika müdürü olduğunun sabit olması karşısında ...'nin 367. maddesi uyarınca belirlenen icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenerek, sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davada TBK’nin 27. ve 49. maddesi kapsamında «hile» nedeniyle «kesin hükümsüzlük» ve «haksız fiil sorumluluğuna» dayanıldığı, davalıların haksız eylemleri nedeni ile davacı şirketin mal varlığında zarar oluştuğunun iddia edildiği, bu durumda uyuşmazlığın çözümünde HMK’nin 2. maddesi kapsamında asliye hukuk mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesinin «görevli» olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAnonim şirketlerde bir kişinin 6102 sayılı TTK'nın 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak «görevlendirilmesi» halinde bu kişinin şirket ile aynı zamanda «işçi-işveren ilişkisinin» bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı yasanın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalılardan ...'nin TTK'nın 367. maddesi uyarınca belirlenen icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenip sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi isabetsiz olmuş bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, dava konusu ihtilafın, davalılardan ...'nin davacı şirkette «şirket müdürü» olarak çalıştığı dönemde keşide edilen çeke ilişkin olup, davacı şirket ile davalı ... arasındaki ihtilafın işveren-işçi arasındaki bir ihtilaf olması ve davaya bakma görevinin iş mahkemelerine ait olduğu gerekesiyle, «görevsizliğine» ve dosyanın talep halinde ...
Davacı şirket, davalılardan ...'nin şirketin üst düzey yöneticisi ve şirket adına «kambiyo senedi» tanzim etmekle yetkili bulunduğu, bu «yetkisini» kötüye kullanarak şirketin ticari ilişkisinin ve borcunun bulunmadığı dava dışı şirketi «lehtar» göstererek dava konusu iki adet şirket adına tanzim ettiği ve daha sonra bu çeklere konu meblağı diğer davalı vasıtasıyla uhdesine geçirdiği iddiası ile «çek» bedellerini tahsili için iş bu davayı açmış; davalı ... de şirket yöneticisi ve müdürü olmadığını, işçi sıfatıyla fabrika müdürü olarak çalıştığını, «ticari vekil» de olmadığını, davacı şirket için alım-satım ve borçlandırıcı işlem yapma yetkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari vekil · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · lehtar · kambiyo senedi · yetkisizlik kararı · ibraz
Benzer bu karardaDavacı şirket, davalılardan ...'nin şirketin üst düzey yöneticisi ve şirket adına «kambiyo senedi» tanzim etmekle yetkili bulunduğu, bu «yetkisini» kötüye kullanarak şirketin ticari ilişkisinin ve borcunun bulunmadığı dava dışı şirketi «lehtar» göstererek dava konusu iki adet şirket adına tanzim ettiği ve daha sonra bu çeklere konu meblağı diğer davalı vasıtasıyla uhdesine geçirdiği iddiası ile «çek» bedellerini tahsili için iş bu davayı açmış; davalı ... de şirket yöneticisi ve müdürü olmadığını, işçi sıfatıyla fabrika müdürü olarak çalıştığını, «ticari vekil» de olmadığını, davacı şirket için alım-satım ve borçlandırıcı işlem yapma yetkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davacı taraf dilekçesinde davalılardan ...'nin «şirket müdürü» olarak görev yaptığını belirtmiş ve buna ilişkin olarak da 05.08.2009 tarihli vekaletname «ibraz» etmiştir.
Mahkemece, dava konusu ihtilafın, davalılardan ...'nin davacı şirkette «şirket müdürü» olarak çalıştığı dönemde keşide edilen çeke ilişkin olup, davacı şirket ile davalı ... arasındaki ihtilafın işveren-işçi arasındaki bir ihtilaf olması ve davaya bakma görevinin iş mahkemelerine ait olduğu gerekesiyle, «görevsizliğine» ve dosyanın talep halinde ...
Vekaletnamede davalı ...'nin «şirket müdürlerinden» olduğu yazılıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/755 E. 2018/2861 K.
Ortak:işçi-işveren ilişkisi · usulden reddi · görevsizlik kararı · çek · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaBu durumda, «anonim şirketlerde» bir kişinin 6102 sayılı ...'nin 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak «görevlendirilmesi» halinde, bu kişinin şirket ile aynı zamanda «işçi-işveren ilişkisinin» bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı Yasa'nın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından, mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalılardan ...'nin fabrika müdürü olduğunun sabit olması karşısında ...'nin 367. maddesi uyarınca belirlenen icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenerek, sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davada TBK’nin 27. ve 49. maddesi kapsamında «hile» nedeniyle «kesin hükümsüzlük» ve «haksız fiil sorumluluğuna» dayanıldığı, davalıların haksız eylemleri nedeni ile davacı şirketin mal varlığında zarar oluştuğunun iddia edildiği, bu durumda uyuşmazlığın çözümünde HMK’nin 2. maddesi kapsamında asliye hukuk mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesinin «görevli» olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın «işçi-işveren ilişkisinden» kaynaklandığı, iş mahkemelerinin «görevi alanına» girdiği gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiş ise de, davalılardan ...’nin davacı şirkette icracı müdür olarak çalıştığı, 05.08.2009 tarihli vekaletname ile adı geçen davalıya «şirket müdürü» olarak «yetki» verildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş aktinden kaynaklanmadığı, ...
… avacı şirket ile davalı ... arasındaki ihtilafın işveren-işçi arasındaki bir ihtilaf olduğu, davaya bakma görevinin iş mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle davanın «görevsizlik» nedeniyle reddine, dosyanın talep halinde ...
Dava, davalılardan ...'nin şirketin üst düzey yöneticisi ve şirket adına «kambiyo senedi» tanzim etmekle yetkili bulunduğu, bu «yetkisini» kötüye kullanarak şirketin ticari ilişkisinin ve borcunun bulunmadığı dava dışı şirketi «lehtar» göstermek suretiyle dava konusu iki adet «çek» bedelini diğer davalı vasıtasıyla uhdesine geçirdiği iddiası ile çek bedellerinin tahsili için açılan alacak davasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari vekil · mutlak ticari dava · özen yükümlülüğü · şirket müdürü · lehtar · kambiyo senedi · iş mahkemesi görev alanı · yetki
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın «işçi-işveren ilişkisinden» kaynaklandığı, iş mahkemelerinin «görevi alanına» girdiği gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiş ise de, davalılardan ...’nin davacı şirkette icracı müdür olarak çalıştığı, 05.08.2009 tarihli vekaletname ile adı geçen davalıya «şirket müdürü» olarak «yetki» verildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş aktinden kaynaklanmadığı, ...
Dava, davalılardan ...'nin şirketin üst düzey yöneticisi ve şirket adına «kambiyo senedi» tanzim etmekle yetkili bulunduğu, bu «yetkisini» kötüye kullanarak şirketin ticari ilişkisinin ve borcunun bulunmadığı dava dışı şirketi «lehtar» göstermek suretiyle dava konusu iki adet «çek» bedelini diğer davalı vasıtasıyla uhdesine geçirdiği iddiası ile çek bedellerinin tahsili için açılan alacak davasıdır.
367 ve devamı maddeleri uyarınca davalı ...’nin «ticari vekil» olarak kabul edilmesi gerektiği tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
4. maddesi düzenlemesine göre «mutlak ticari» dava sayılan iş bu davada davalılardan ...’nin ...
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7700 E. 2013/11490 K.
Ortak:görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaBu durumda, «anonim şirketlerde» bir kişinin 6102 sayılı ...'nin 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak «görevlendirilmesi» halinde, bu kişinin şirket ile aynı zamanda «işçi-işveren ilişkisinin» bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı Yasa'nın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından, mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalılardan ...'nin fabrika müdürü olduğunun sabit olması karşısında ...'nin 367. maddesi uyarınca belirlenen icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenerek, sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davada TBK’nin 27. ve 49. maddesi kapsamında «hile» nedeniyle «kesin hükümsüzlük» ve «haksız fiil sorumluluğuna» dayanıldığı, davalıların haksız eylemleri nedeni ile davacı şirketin mal varlığında zarar oluştuğunun iddia edildiği, bu durumda uyuşmazlığın çözümünde HMK’nin 2. maddesi kapsamında asliye hukuk mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesinin «görevli» olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ile davacı arasında işveren ve işçi ilişkisinin bulunduğu, davanın mahiyetinin işçinin işverene karşı sorumluluğunu yerine getirmemesi ve «güveni kötüye kullanmasından» kaynaklanan «tazminat davası» olduğu, «davanın konusu» olan işçi işveren arasındaki tazminat davasının TTK düzenlenen bir husus olmadığı, davada İş Mahkemeleri Kanunun 1. maddesi kapsamında iş mahkemelerinin «görevli» bulunduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Bu nedenle mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güveni kötüye kullanma · sorumluluk davası · davanın konusu · tazminat davası
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ile davacı arasında işveren ve işçi ilişkisinin bulunduğu, davanın mahiyetinin işçinin işverene karşı sorumluluğunu yerine getirmemesi ve «güveni kötüye kullanmasından» kaynaklanan «tazminat davası» olduğu, «davanın konusu» olan işçi işveren arasındaki tazminat davasının TTK düzenlenen bir husus olmadığı, davada İş Mahkemeleri Kanunun 1. maddesi kapsamında iş mahkemelerinin «görevli» bulunduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Dava TTK 553. maddesine göre icracı müdür hakkında açılmış «sorumluluk davası» olup uyuşmazlığa bakma görevi asliye ticaret mahkemesine aittir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/8963 E. , 2018/1851 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/05/2016 tarih ve 2015/699-2016/323 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’nin müvekkili şirkete ait Krom Magnezit Ateş Tuğlası Fabrikasının müdürlüğünü yaptığını ve müvekkili şirketin ticari vekili olduğunu, davalı ...’nin geniş yetkilerinin bulunduğunu, davalının bu yetkiye istinaden müvekkili şirkete mal veya hizmet tedarik eden bazı şirketler ile işbirliği yaparak, müvekkil şirketin satın almadığı ve gerçek bir ticari alış verişe dayanmayan bazı faturalar düzenlediğini ve müvekkili şirketin de bu fatura bedellerini karşı şirketlere ödediğini, davalının bu şekilde kendisine ve bazı şirketlere menfaat sağladığını, davalının dava dışı ... Petrol Tic. A.Ş'ye sipariş ettiği 11.198,98 TL'lik madeni yağın bedelini üç adet çek karşılığı şirkete ödetmesine rağmen teslimatın davalı ...'in kardeşi ...'nin şirketine yaptırdığını ileri sürerek 11.198,98 TL zararın ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmeni talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davada TBK’nin 27. ve 49. maddesi kapsamında hile nedeniyle kesin hükümsüzlük ve haksız fiil sorumluluğuna dayanıldığı, davalıların haksız eylemleri nedeni ile davacı şirketin mal varlığında zarar oluştuğunun iddia edildiği, bu durumda uyuşmazlığın çözümünde HMK’nin 2. maddesi kapsamında asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ticari işletme müdürünün haksız eyleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamından, davacı tarafından sunulan 05.08.2009 tarihli vekaletname ile davalı ...’nin çift imza ile davacı şirket adına bilumum nakliye işleri ile ilgili olarak 2.000,00 TL’ye kadar çek tanzim etmeye ve imzalamaya yetkili kılındığı, dava konusu üç adet çekin de davalı ... tarafından çift imza ile şirket
adına keşide edildiği, yine davalı ...’nin şirket adına nakliye sözleşmesi imzaladığı ve ayrıca şirket adına teklif isteme mektupları hazırladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, anonim şirketlerde bir kişinin 6102 sayılı ...'nin 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak görevlendirilmesi halinde, bu kişinin şirket ile aynı zamanda işçi-işveren ilişkisinin bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı Yasa'nın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından, mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalılardan ...'nin fabrika müdürü olduğunun sabit olması karşısında ...'nin 367. maddesi uyarınca belirlenen icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenerek, sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/467066300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz