Işçi-işveren ilişkisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8320 E. 2018/1396 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işçi-işveren ilişkisi↗ tacir sıfatı↗ şirket müdürlüğü↗ hizmet sözleşmesi↗ anonim şirket↗ usulden reddi↗ görevsizlik kararı↗ yönetim kurulu kararı↗ çek↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ ibraz↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, ortak, yönetim kurulu başkan ya da üyesi, üst düzey yönetici sıfatlarının bulunmadığı, davacı şirkette hizmet sözleşmesine dayalı olarak çalıştığı, tacir sıfatı taşımadığı, davanın, davalının hizmet sözleşmesi ile çalıştığı dönemde, davacı işveren şirketi zararlandırdığı iddiasından kaynaklandığı, bu durumda olaya 4857 sayılı İş Kanunu'nun uygulanması gerektiği, İş Kanunundan kaynaklanan davaların İş Mahkemelerinin görevine girdiği, görev hususunun dava şartları arasında sayıldığı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden usulden reddine, talep halinde dosyanın görevli Konya İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
-/-
Davacı taraf dilekçesinde davalı ...'nin üst düzey yönetici ve müdür olarak görev yaptığını belirtmiş, buna ilişkin olarak da 05.08.2009 tarihli vekaletnameyi ibraz etmiştir. Vekaletnamede davalı ...'nin şirket müdürlerinden olduğu ve müşterek imza ile nakliye işleri ile ilgili olarak 2.000 TL'ye kadar çek tanzim etmeye yetkisinin bulunduğu yazılıdır. Anonim şirketlerde bir kişinin 6102 sayılı TTK'nın 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak görevlendirilmesi halinde bu kişinin şirket ile aynı zamanda işçi-işveren ilişkisinin bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı yasanın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalının TTK'nın 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenip sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4264 E. 2016/4920 K.
Ortak:işçi-işveren ilişkisi · şirket müdürlüğü · görevsizlik kararı · çek · yetkisizlik kararı · ibraz · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaVekaletnamede davalı ...'nin «şirket müdürlerinden» olduğu ve müşterek imza ile nakliye işleri ile ilgili olarak 2.000 TL'ye kadar «çek» tanzim etmeye «yetkisinin» bulunduğu yazılıdır.
Anonim şirketlerde bir kişinin 6102 sayılı TTK'nın 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak «görevlendirilmesi» halinde bu kişinin şirket ile aynı zamanda «işçi-işveren ilişkisinin» bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı yasanın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalının TTK'nın 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenip sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, ortak, «yönetim kurulu» başkan ya da üyesi, üst düzey yönetici sıfatlarının bulunmadığı, davacı şirkette «hizmet sözleşmesine» dayalı olarak çalıştığı, «tacir sıfatı» taşımadığı, davanın, davalının hizmet sözleşmesi ile çalıştığı dönemde, davacı işveren şirketi zararlandırdığı iddiasından kaynaklandığı, bu durumda olaya 4857 sayılı İş Kanunu'nun uygulanması gerektiği, İş Kanunundan kaynaklanan davaların İş Mahkemelerinin görevine girdiği, görev hususunun dava şartları arasında sayıldığı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden «usulden reddine», talep halinde dosyanın «görevli» Konya İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAnonim şirketlerde bir kişinin 6102 sayılı TTK'nın 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak «görevlendirilmesi» halinde bu kişinin şirket ile aynı zamanda «işçi-işveren ilişkisinin» bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı yasanın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalılardan ...'nin TTK'nın 367. maddesi uyarınca belirlenen icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenip sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi isabetsiz olmuş bozmayı gerektirmiştir.
Davacı şirket, davalılardan ...'nin şirketin üst düzey yöneticisi ve şirket adına «kambiyo senedi» tanzim etmekle yetkili bulunduğu, bu «yetkisini» kötüye kullanarak şirketin ticari ilişkisinin ve borcunun bulunmadığı dava dışı şirketi «lehtar» göstererek dava konusu iki adet şirket adına tanzim ettiği ve daha sonra bu çeklere konu meblağı diğer davalı vasıtasıyla uhdesine geçirdiği iddiası ile «çek» bedellerini tahsili için iş bu davayı açmış; davalı ... de şirket yöneticisi ve müdürü olmadığını, işçi sıfatıyla fabrika müdürü olarak çalıştığını, «ticari vekil» de olmadığını, davacı şirket için alım-satım ve borçlandırıcı işlem yapma yetkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu ihtilafın, davalılardan ...'nin davacı şirkette «şirket müdürü» olarak çalıştığı dönemde keşide edilen çeke ilişkin olup, davacı şirket ile davalı ... arasındaki ihtilafın işveren-işçi arasındaki bir ihtilaf olması ve davaya bakma görevinin iş mahkemelerine ait olduğu gerekesiyle, «görevsizliğine» ve dosyanın talep halinde ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari vekil · şirket müdürü · lehtar · kambiyo senedi
Benzer bu karardaDavacı şirket, davalılardan ...'nin şirketin üst düzey yöneticisi ve şirket adına «kambiyo senedi» tanzim etmekle yetkili bulunduğu, bu «yetkisini» kötüye kullanarak şirketin ticari ilişkisinin ve borcunun bulunmadığı dava dışı şirketi «lehtar» göstererek dava konusu iki adet şirket adına tanzim ettiği ve daha sonra bu çeklere konu meblağı diğer davalı vasıtasıyla uhdesine geçirdiği iddiası ile «çek» bedellerini tahsili için iş bu davayı açmış; davalı ... de şirket yöneticisi ve müdürü olmadığını, işçi sıfatıyla fabrika müdürü olarak çalıştığını, «ticari vekil» de olmadığını, davacı şirket için alım-satım ve borçlandırıcı işlem yapma yetkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu ihtilafın, davalılardan ...'nin davacı şirkette «şirket müdürü» olarak çalıştığı dönemde keşide edilen çeke ilişkin olup, davacı şirket ile davalı ... arasındaki ihtilafın işveren-işçi arasındaki bir ihtilaf olması ve davaya bakma görevinin iş mahkemelerine ait olduğu gerekesiyle, «görevsizliğine» ve dosyanın talep halinde ...
Davacı taraf dilekçesinde davalılardan ...'nin «şirket müdürü» olarak görev yaptığını belirtmiş ve buna ilişkin olarak da 05.08.2009 tarihli vekaletname «ibraz» etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8963 E. 2018/1851 K.
Ortak:işçi-işveren ilişkisi · anonim şirket · usulden reddi · görevsizlik kararı · çek · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaAnonim şirketlerde bir kişinin 6102 sayılı TTK'nın 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak «görevlendirilmesi» halinde bu kişinin şirket ile aynı zamanda «işçi-işveren ilişkisinin» bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı yasanın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalının TTK'nın 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenip sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, ortak, «yönetim kurulu» başkan ya da üyesi, üst düzey yönetici sıfatlarının bulunmadığı, davacı şirkette «hizmet sözleşmesine» dayalı olarak çalıştığı, «tacir sıfatı» taşımadığı, davanın, davalının hizmet sözleşmesi ile çalıştığı dönemde, davacı işveren şirketi zararlandırdığı iddiasından kaynaklandığı, bu durumda olaya 4857 sayılı İş Kanunu'nun uygulanması gerektiği, İş Kanunundan kaynaklanan davaların İş Mahkemelerinin görevine girdiği, görev hususunun dava şartları arasında sayıldığı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden «usulden reddine», talep halinde dosyanın «görevli» Konya İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Vekaletnamede davalı ...'nin «şirket müdürlerinden» olduğu ve müşterek imza ile nakliye işleri ile ilgili olarak 2.000 TL'ye kadar «çek» tanzim etmeye «yetkisinin» bulunduğu yazılıdır.
Benzer bu karardaBu durumda, «anonim şirketlerde» bir kişinin 6102 sayılı ...'nin 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak «görevlendirilmesi» halinde, bu kişinin şirket ile aynı zamanda «işçi-işveren ilişkisinin» bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı Yasa'nın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından, mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalılardan ...'nin fabrika müdürü olduğunun sabit olması karşısında ...'nin 367. maddesi uyarınca belirlenen icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenerek, sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davada TBK’nin 27. ve 49. maddesi kapsamında «hile» nedeniyle «kesin hükümsüzlük» ve «haksız fiil sorumluluğuna» dayanıldığı, davalıların haksız eylemleri nedeni ile davacı şirketin mal varlığında zarar oluştuğunun iddia edildiği, bu durumda uyuşmazlığın çözümünde HMK’nin 2. maddesi kapsamında asliye hukuk mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesinin «görevli» olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliye sözleşmesi · kesin hükümsüzlük · haksız fiil sorumluluğu · ticari işletme · hile · haksız fiil · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davada TBK’nin 27. ve 49. maddesi kapsamında «hile» nedeniyle «kesin hükümsüzlük» ve «haksız fiil sorumluluğuna» dayanıldığı, davalıların haksız eylemleri nedeni ile davacı şirketin mal varlığında zarar oluştuğunun iddia edildiği, bu durumda uyuşmazlığın çözümünde HMK’nin 2. maddesi kapsamında asliye hukuk mahkemelerinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «ticari işletme» müdürünün haksız eyleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
… tarafından sunulan 05.08.2009 tarihli vekaletname ile davalı ...’nin çift imza ile davacı şirket adına bilumum nakliye işleri ile ilgili olarak 2.000,00 TL’ye kadar «çek» tanzim etmeye ve imzalamaya yetkili kılındığı, dava konusu üç adet çekin de davalı ... tarafından çift imza ile şirket adına keşide edildiği, yine davalı ...’nin şirket adına «nakliye sözleşmesi» imzaladığı ve ayrıca şirket adına teklif isteme mektupları hazırladığı anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7700 E. 2013/11490 K.
Ortak:görevsizlik kararı · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaAnonim şirketlerde bir kişinin 6102 sayılı TTK'nın 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak «görevlendirilmesi» halinde bu kişinin şirket ile aynı zamanda «işçi-işveren ilişkisinin» bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı yasanın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalının TTK'nın 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenip sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, ortak, «yönetim kurulu» başkan ya da üyesi, üst düzey yönetici sıfatlarının bulunmadığı, davacı şirkette «hizmet sözleşmesine» dayalı olarak çalıştığı, «tacir sıfatı» taşımadığı, davanın, davalının hizmet sözleşmesi ile çalıştığı dönemde, davacı işveren şirketi zararlandırdığı iddiasından kaynaklandığı, bu durumda olaya 4857 sayılı İş Kanunu'nun uygulanması gerektiği, İş Kanunundan kaynaklanan davaların İş Mahkemelerinin görevine girdiği, görev hususunun dava şartları arasında sayıldığı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden «usulden reddine», talep halinde dosyanın «görevli» Konya İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ile davacı arasında işveren ve işçi ilişkisinin bulunduğu, davanın mahiyetinin işçinin işverene karşı sorumluluğunu yerine getirmemesi ve «güveni kötüye kullanmasından» kaynaklanan «tazminat davası» olduğu, «davanın konusu» olan işçi işveren arasındaki tazminat davasının TTK düzenlenen bir husus olmadığı, davada İş Mahkemeleri Kanunun 1. maddesi kapsamında iş mahkemelerinin «görevli» bulunduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Bu nedenle mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güveni kötüye kullanma · sorumluluk davası · davanın konusu · tazminat davası
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ile davacı arasında işveren ve işçi ilişkisinin bulunduğu, davanın mahiyetinin işçinin işverene karşı sorumluluğunu yerine getirmemesi ve «güveni kötüye kullanmasından» kaynaklanan «tazminat davası» olduğu, «davanın konusu» olan işçi işveren arasındaki tazminat davasının TTK düzenlenen bir husus olmadığı, davada İş Mahkemeleri Kanunun 1. maddesi kapsamında iş mahkemelerinin «görevli» bulunduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Dava TTK 553. maddesine göre icracı müdür hakkında açılmış «sorumluluk davası» olup uyuşmazlığa bakma görevi asliye ticaret mahkemesine aittir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/755 E. 2018/2861 K.
Ortak:işçi-işveren ilişkisi · usulden reddi · görevsizlik kararı · çek · yetkisizlik kararı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaVekaletnamede davalı ...'nin «şirket müdürlerinden» olduğu ve müşterek imza ile nakliye işleri ile ilgili olarak 2.000 TL'ye kadar «çek» tanzim etmeye «yetkisinin» bulunduğu yazılıdır.
Anonim şirketlerde bir kişinin 6102 sayılı TTK'nın 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak «görevlendirilmesi» halinde bu kişinin şirket ile aynı zamanda «işçi-işveren ilişkisinin» bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı yasanın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalının TTK'nın 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenip sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, ortak, «yönetim kurulu» başkan ya da üyesi, üst düzey yönetici sıfatlarının bulunmadığı, davacı şirkette «hizmet sözleşmesine» dayalı olarak çalıştığı, «tacir sıfatı» taşımadığı, davanın, davalının hizmet sözleşmesi ile çalıştığı dönemde, davacı işveren şirketi zararlandırdığı iddiasından kaynaklandığı, bu durumda olaya 4857 sayılı İş Kanunu'nun uygulanması gerektiği, İş Kanunundan kaynaklanan davaların İş Mahkemelerinin görevine girdiği, görev hususunun dava şartları arasında sayıldığı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden «usulden reddine», talep halinde dosyanın «görevli» Konya İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, davalılardan ...'nin şirketin üst düzey yöneticisi ve şirket adına «kambiyo senedi» tanzim etmekle yetkili bulunduğu, bu «yetkisini» kötüye kullanarak şirketin ticari ilişkisinin ve borcunun bulunmadığı dava dışı şirketi «lehtar» göstermek suretiyle dava konusu iki adet «çek» bedelini diğer davalı vasıtasıyla uhdesine geçirdiği iddiası ile çek bedellerinin tahsili için açılan alacak davasıdır.
Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın «işçi-işveren ilişkisinden» kaynaklandığı, iş mahkemelerinin «görevi alanına» girdiği gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiş ise de, davalılardan ...’nin davacı şirkette icracı müdür olarak çalıştığı, 05.08.2009 tarihli vekaletname ile adı geçen davalıya «şirket müdürü» olarak «yetki» verildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş aktinden kaynaklanmadığı, ...
… avacı şirket ile davalı ... arasındaki ihtilafın işveren-işçi arasındaki bir ihtilaf olduğu, davaya bakma görevinin iş mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle davanın «görevsizlik» nedeniyle reddine, dosyanın talep halinde ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari vekil · mutlak ticari dava · özen yükümlülüğü · şirket müdürü · lehtar · kambiyo senedi · iş mahkemesi görev alanı · yetki
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın «işçi-işveren ilişkisinden» kaynaklandığı, iş mahkemelerinin «görevi alanına» girdiği gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiş ise de, davalılardan ...’nin davacı şirkette icracı müdür olarak çalıştığı, 05.08.2009 tarihli vekaletname ile adı geçen davalıya «şirket müdürü» olarak «yetki» verildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş aktinden kaynaklanmadığı, ...
Dava, davalılardan ...'nin şirketin üst düzey yöneticisi ve şirket adına «kambiyo senedi» tanzim etmekle yetkili bulunduğu, bu «yetkisini» kötüye kullanarak şirketin ticari ilişkisinin ve borcunun bulunmadığı dava dışı şirketi «lehtar» göstermek suretiyle dava konusu iki adet «çek» bedelini diğer davalı vasıtasıyla uhdesine geçirdiği iddiası ile çek bedellerinin tahsili için açılan alacak davasıdır.
367 ve devamı maddeleri uyarınca davalı ...’nin «ticari vekil» olarak kabul edilmesi gerektiği tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
4. maddesi düzenlemesine göre «mutlak ticari» dava sayılan iş bu davada davalılardan ...’nin ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/8320 E. , 2018/1396 K.
"İçtihat Metni"
...
Taraflar arasında görülen davada ....
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.05.2016 tarih ve 2015/700-2016/321 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının yaklaşık 17 sene müvekkiline ait tuğla fabrikasının müdürlüğünü yaptığını, kendisine duyulan güven nedeniyle vekaletname ile nakliye faturalarına münhasır olarak 2.000 TL'ye kadar çek keşide etme yetkisinin verildiğini, bundan başka geniş yetkileri haiz üst düzey yönetici olarak çalıştığını, davalının mal ve hizmet almadığı bir kısım firmalara ödeme yaptırarak hem bu firmalara hem de kendisine menfaat sağladığını, bu eylemler nedeniyle ilgili şirketler ve davalı hakkında ayrıca dava açıldığını, gerçek bir alışverişe dayanmadan düzenlenen faturalar nedeniyle vergi dairesine düzeltme beyannameleri verildiğini, bu düzeltmelere bağlı olarak müvekkil şirkete tahakkuk ettirilen 19.634,69 TL gecikme zammının ödendiğini, davalının hukuken ticari vekil sıfatını taşıdığını, yaptığı işlemlerin temsil yetkisi kapsamında kaldığını, davalının bu temsil yetkisini kötüye kullandığını ileri sürerek 19.634,69 TL'nin zarar tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın iş mahkemelerinin görevine girdiğini, müvekkilinin şirketi borçlandırma, ödeme, alım satım yetkisinin ve ticari vekil sıfatının bulunmadığını, sadece personelin sevk ve idaresinden sorumlu olup nakliye işleri için 2.000 TL'ye kadar çek keşide etmekle yetkilendirildiğini, şirket temsilcileri ve hissedarlarının talimatlarına göre hareket ettiğini, ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, ortak, yönetim kurulu başkan ya da üyesi, üst düzey yönetici sıfatlarının bulunmadığı, davacı şirkette hizmet sözleşmesine dayalı olarak çalıştığı, tacir sıfatı taşımadığı, davanın, davalının hizmet sözleşmesi ile çalıştığı dönemde, davacı işveren şirketi zararlandırdığı iddiasından kaynaklandığı, bu durumda olaya 4857 sayılı İş Kanunu'nun uygulanması gerektiği, İş Kanunundan kaynaklanan davaların İş Mahkemelerinin görevine girdiği, görev hususunun dava şartları arasında sayıldığı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden usulden reddine, talep halinde dosyanın görevli Konya İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
-/-
Davacı taraf dilekçesinde davalı ...'nin üst düzey yönetici ve müdür olarak görev yaptığını belirtmiş, buna ilişkin olarak da 05.08.2009 tarihli vekaletnameyi ibraz etmiştir. Vekaletnamede davalı ...'nin şirket müdürlerinden olduğu ve müşterek imza ile nakliye işleri ile ilgili olarak 2.000 TL'ye kadar çek tanzim etmeye yetkisinin bulunduğu yazılıdır. Anonim şirketlerde bir kişinin 6102 sayılı TTK'nın 367. maddesi uyarınca icracı müdür olarak görevlendirilmesi halinde bu kişinin şirket ile aynı zamanda işçi-işveren ilişkisinin bulunması onun şirketin zararlandırıcı eyleminden kaynaklanan sorumluluğunun aynı yasanın 553. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalının TTK'nın 367.
maddesi uyarınca icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenip sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve gerekçeyle yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/407118700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz