Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/6691 E. 2018/2245 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ibrazdan kaçınma↗ hesap mutabakatı↗ acentelik sözleşmesi↗ tahkikat↗ mutabakat↗ acentelik↗ ek prim↗ yenileme↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının dosyaya ibraz ettiği belgeler ile dijital ortamda tutulan kayıtlar arasında farklılık bulunduğu, davacı tarafça tutulan kayıtların davalının borç miktarını tespite yeterli olmadığı, taraflar arasında davadan önce yapılan mutabakat çalışmaları esnasında davacı şirketçe davalının borcuna dair bulunan miktarların 100.000,00 TL gibi önemli sayılacak miktarda bedelde değişiklik yapılmak suretiyle farklı tarihlerde farklı borç miktarları çıkartıldığı, davacı kayıtlarının düzenli olmadığı, davalının borcunu tespit etmeye yeterli olmadığı, davacının alacak iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki alt acentelik sözleşmesi uyarınca, davalı yanca eksik ödendiği ileri sürülen primlerin tahsiline ilişkin bir alacak davasıdır.
Mahkemece alınan bilirkişi 2. ek raporunda, davacı ... acentesinin kayıtları ile birlikte aracılık yaptığı .... kayıtları birlikte incelenmek suretiyle, davacının bu kayıtlara göre dava tarihi itibariyle 91.601,51 TL alacağı olduğu bildirilmiştir. Hâl böyle olmakla birlikte, mahkemece, davacı kayıtlarının düzensiz olduğu, taraflar arasındaki hesap mutabakatı görüşmeleri sırasında bilirkişilerce saptanan alacak tutarının üzerinde rakamların telaffuz edilmiş olması ve işbu davada hesap raporunda belirtilen alacağın altında bir talepte bulunulması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu gerekçe dosya kapsamı ve bilgisine başvurulan bilirkişi beyanı ile örtüşmemektedir.
Taraflar arasında yıllar itibariyle yenilenen sözleşmeler kapsamında davalının kendisince yapılan prim tahsilatlarına ilişkin kayıtların düzenli tutulmasından ve davacıya iletilmesinden sorumlu olduğu anlaşıldığı gibi bu hususa bilirkişi raporlarında da değinilmektedir. Davalı yan, sözleşmesel bu yükümlülüğünü layıkıyla yerine getirdiğini ileri sürmüş ise de kayıtlarını ibrazdan kaçınmıştır.
Bu durumda, bilirkişi kurulu raporunun sonuca varmaya elverişli bulunmaması halinde, mahkemece yapılacak iş, yeniden atanacak uzman bilirkişiler marifetiyle davalı partajından üretilen poliçelerin davadışı sigorta şirketi kayıtları üzerinde yaptırılacak inceleme ile saptanması, davacı kayıtları ile karşılaştırılması, primleri ödenmeyen poliçeler varsa davadışı sigorta şirketi tarafından bu poliçeler ile ilgili ne gibi bir işlem yapıldığının belirlenmesi, davalının davacı kayıtlarında yer alan ödemeleri ve davacı tarafından davalıya yapılması gerekli ödemeler de gözetilerek, dava tarihi itibariyle davacının varsa bir alacağının denetime açık biçimde hesaplatılması, raporun taraflara tebliği ile gerekirse her bir kalem bakımından beyanlarının alınması, karşı çıktıkları hususlar varsa bu yolda ibraz olunan delil ve karşı delillerin değerlendirilmesi suretiyle varsa rapordaki eksikliklerin giderilmesi, HMK'nın 146. maddesi çerçevesinde davanın yeterince aydınlığa kavuşturulması suretiyle tahkikata son verilerek varılacak sonuç dairesinde hüküm kurulmasından ibarettir.
Şu halde, eksik inceleme, yetersiz ve olaya uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5782 E. 2023/5517 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · tahkikat · mutabakat · acentelik · ek prim · yenileme · eksik inceleme · ibraz · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının dosyaya «ibraz» ettiği belgeler ile dijital ortamda tutulan kayıtlar arasında farklılık bulunduğu, davacı tarafça tutulan kayıtların davalının borç miktarını tespite yeterli olmadığı, taraflar arasında davadan önce yapılan «mutabakat» çalışmaları esnasında davacı şirketçe davalının borcuna dair bulunan miktarların 100.000,00 TL gibi önemli sayılacak miktarda bedelde değişiklik yapılmak suretiyle …
Dava, taraflar arasındaki alt «acentelik sözleşmesi» uyarınca, davalı yanca eksik ödendiği ileri sürülen primlerin tahsiline ilişkin bir alacak davasıdır.
Taraflar arasında yıllar itibariyle «yenilenen» sözleşmeler kapsamında davalının kendisince yapılan «prim» tahsilatlarına ilişkin kayıtların düzenli tutulmasından ve davacıya iletilmesinden sorumlu olduğu anlaşıldığı gibi bu hususa bilirkişi raporlarında da değinilmektedir.
Benzer bu kararda… k Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporuna göre dava dışı Axa Sigorta A.Ş kayıtlarına göre, 70947 nolu tali «acente» Fenerbahçe Orduevi Şubesi (Şube Yetkilisi davalı ...) tarafından 3.339.513,00 TL brüt sigorta «primi» tahakkuk ettirildiği, 182.787,00 TL prim iptalinden sonra net prim tahakkukunun 3.156.726,00 TL olduğu, 3.339.513,00 TL brüt prim üzerinden 468.171,00 TL «komisyon» hesaplandığı,182.787,00 TL tutarında poliçenin iptali ile bu tutara isabet eden 26.355,00 TL komisyon tutarının tenzilinden sonra net komisyon tutarının 441.816,00 TL olduğu, dolayısıyla sigorta şirketi kayıtlarına göre davalının toplam 3.156.726,00 TL tutarında prim tahakkuk ettirdiği, davacı kayıtları ve beyanlarına göre ise davalının 3.160.293,82 TL ödemeyi davacıya yaptığının görüldüğü, bu duruma göre davalının davacıya borcu bulunmadığının tespit edildiği, bozma ilamının gerekleri yerine getirilerek bilirkişi raporu aldırıldığından davacı vekilinin itirazlarına itibar edilmediği, davalı tarafın yargılama boyunca «defter» ibrazında bulunulmaması ve davacının kayıtlarının da düzensiz olduğunun dosyada aldırılan bilirkişi raporları ile sabit olması ile iptal olunan poliçe tutarları da nazara alındığında dava dışı sigorta şirketi kayıtlarına itibar edildiğinde davalının davacıya «acentelik sözleşmesi» uyarınca tahsili gerekli prim borcu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 10.12.2015 tarih, ... sayılı kararı ile tüm dosya kapsamına göre davacının dosyaya «ibraz» ettiği belgeler ile dijital ortamda tutulan kayıtlar arasında farklılık bulunduğu, davacı tarafça tutulan kayıtların davalının borç miktarını tespite yeterli olmadığı, taraflar arasında davadan önce yapılan «mutabakat» çalışmaları esnasında davacı şirketçe davalının borcuna dair bulunan miktarların 100.000,00 TL gibi önemli sayılacak miktarda bedelde değişiklik yapılmak suretiyle …
… netime açık biçimde hesaplatılması, raporun taraflara tebliği ile gerekirse her bir kalem bakımından beyanlarının alınması, karşı çıktıkları hususlar varsa bu yolda «ibraz» olunan delil ve karşı delillerin değerlendirilmesi suretiyle varsa rapordaki eksikliklerin giderilmesi, HMK'nın 146. maddesi çerçevesinde davanın yeterince aydınlığa kavuşturulması suretiyle «tahkikata» «son» verilerek varılacak sonuç dairesinde hüküm kurulmasından ibarettir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik araştırma · bozma sonrası karar · acente · komisyon · e-defter
Benzer bu kararda… k Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporuna göre dava dışı Axa Sigorta A.Ş kayıtlarına göre, 70947 nolu tali «acente» Fenerbahçe Orduevi Şubesi (Şube Yetkilisi davalı ...) tarafından 3.339.513,00 TL brüt sigorta «primi» tahakkuk ettirildiği, 182.787,00 TL prim iptalinden sonra net prim tahakkukunun 3.156.726,00 TL olduğu, 3.339.513,00 TL brüt prim üzerinden 468.171,00 TL «komisyon» hesaplandığı,182.787,00 TL tutarında poliçenin iptali ile bu tutara isabet eden 26.355,00 TL komisyon tutarının tenzilinden sonra net komisyon tutarının 441.816,00 TL olduğu, dolayısıyla sigorta şirketi kayıtlarına göre davalının toplam 3.156.726,00 TL tutarında prim tahakkuk ettirdiği, davacı kayıtları ve beyanlarına göre ise davalının 3.160.293,82 TL ödemeyi davacıya yaptığının görüldüğü, bu duruma göre davalının davacıya borcu bulunmadığının tespit edildiği, bozma ilamının gerekleri yerine getirilerek bilirkişi raporu aldırıldığından davacı vekilinin itirazlarına itibar edilmediği, davalı tarafın yargılama boyunca «defter» ibrazında bulunulmaması ve davacının kayıtlarının da düzensiz olduğunun dosyada aldırılan bilirkişi raporları ile sabit olması ile iptal olunan poliçe tutarları da nazara alındığında dava dışı sigorta şirketi kayıtlarına itibar edildiğinde davalının davacıya «acentelik sözleşmesi» uyarınca tahsili gerekli prim borcu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece «eksik araştırma» yapıldığını, bozma öncesinde alınan 24.06.2015 tarihli bilirkişi raporunda ve bozma ilamı sonrasında alınan 18.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda davalının davacıya borcunun olduğunun belirtildiğini, davanın bu raporlara göre kabulünün gerektiğini, 3.Delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, 4.
… ulmadığı, bu nedenle dosyadaki bilgi ve belgelere göre yapılan incelemenin sonucunda dijital kayıtları ile davacı evraklarının birbirini doğrulamadığı, davacı yasal «defter» kayıtlarının davalı ile olan borç alacak ilişkisini ortaya koyamadığı belirtilmiş, alınan bilirkişi ek raporunda ise davalının kayıtları sunulmadığından inceleneme …
Ne var ki hükme esas alınan «son» bilirkişi raporu ve ek raporunda bozma öncesi alınan bilirkişi raporları değerlendirilmediği gibi, bozma sonrasında alınan iki bilirkişi raporu arasında bulunan çelişki de giderilmemiş, bozma öncesi ve sonrasında alınan iki bilirkişi raporunda davalının davacıya 91.601,75 TL borcu olduğu tespitine neden itibar edilmediği, ne sebeple «bozma sonrası» alınan en son bilirkişi raporu ve ek raporunun benimsendiği açıklanmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2989 E. 2012/4476 K.
Ortak:mutabakat
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının dosyaya «ibraz» ettiği belgeler ile dijital ortamda tutulan kayıtlar arasında farklılık bulunduğu, davacı tarafça tutulan kayıtların davalının borç miktarını tespite yeterli olmadığı, taraflar arasında davadan önce yapılan «mutabakat» çalışmaları esnasında davacı şirketçe davalının borcuna dair bulunan miktarların 100.000,00 TL gibi önemli sayılacak miktarda bedelde değişiklik yapılmak suretiyle …
Hâl böyle olmakla birlikte, mahkemece, davacı kayıtlarının düzensiz olduğu, taraflar arasındaki «hesap mutabakatı» görüşmeleri sırasında bilirkişilerce saptanan alacak tutarının üzerinde rakamların telaffuz edilmiş olması ve işbu davada hesap raporunda belirtilen alacağın altında bir talepte bulunulması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu gerekçe dosya kapsamı ve bilgisine başvurulan bilirkişi beyanı ile örtüşmemektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki 18.11.2009 tarihli «mutabakat» ve «taahhütname» belgesine göre davanın konusuz kaldığı, mutabakatın «yargılama giderlerini» ve «vekalet ücretini» de kapsadığı gerekçesiyle konusuz kalan davada esasa ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacı taraf lehine «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 23.12.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · yargılama gideri · taahhütname · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki 18.11.2009 tarihli «mutabakat» ve «taahhütname» belgesine göre davanın konusuz kaldığı, mutabakatın «yargılama giderlerini» ve «vekalet ücretini» de kapsadığı gerekçesiyle konusuz kalan davada esasa ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacı taraf lehine «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 23.12.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5333 E. 2021/3576 K.
Ortak:ek prim · Alacak
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında yıllar itibariyle «yenilenen» sözleşmeler kapsamında davalının kendisince yapılan «prim» tahsilatlarına ilişkin kayıtların düzenli tutulmasından ve davacıya iletilmesinden sorumlu olduğu anlaşıldığı gibi bu hususa bilirkişi raporlarında da değinilmektedir.
Benzer bu kararda2- Dava, vekaletsiz iş görme hükümlerine göre, davalı Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi'ne ödenen ve davalı ...'ne intikal ettirilen sigorta «primlerinin» sözleşmelerin hükümsüz kılınması nedeniyle «istirdatına» ilişkindir.
Davalı ..., sigorta «primlerinin» kendisine ödenmediğini savunmayıp, sigorta primlerini ödeme yükümlülüğünün davadışı sigortalılarda olduğunu ve primlerin iadesini de sigortalıların talep etmesi gerektiğini belirtmektedir.
Davacı «acente» tarafından tanzim edilen poliçelerin «primlerinin» kural olarak sigortalıdan tahsil edilip, davalı sigorta şirketine intikal ettirildiği gözönüne alındığında, dosya içerisinde bulunan 27.12.2010 tarihli yazının, primlerin tek başına davacı tarafından ödendiğini ispat ettiği kabul edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · eksik araştırma · acente · temerrüt tarihi · ticari faiz · istirdat · sigorta poliçesi · dahili dava
Benzer bu kararda… sigortalandığı, ilk olarak davadışı Güneş Sigorta, sonrasında davalı Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi tarafından sigortalandığı, bu hususun sigortalılar ve davacı «acente» tarafından bilinmediği, somut olayda «beyan yükümlülüğüne» aykırılık bulunmadığı, hataen düzenlenen ikinci «sigorta poliçelerinin» iptali ile iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 20 adet sigorta poliçesinin iptaline, 17.875,70 TL'nin «temerrüt tarihi» olan 28/06/2010 'dan itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte «dahili» davalılardan Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş'den tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, vekaletsiz iş görme hükümlerine göre, davalı Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi'ne ödenen ve davalı ...'ne intikal ettirilen sigorta «primlerinin» sözleşmelerin hükümsüz kılınması nedeniyle «istirdatına» ilişkindir.
Davacı «acente» tarafından tanzim edilen poliçelerin «primlerinin» kural olarak sigortalıdan tahsil edilip, davalı sigorta şirketine intikal ettirildiği gözönüne alındığında, dosya içerisinde bulunan 27.12.2010 tarihli yazının, primlerin tek başına davacı tarafından ödendiğini ispat ettiği kabul edilemez.
Zira, bu primlerin sigortalıdan tahsil edilmesi halinde dahi, primleri sigorta şirketine «acente» intikal ettirecektir.
1 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14527 E. 2018/6283 K.
Ortak:hesap mutabakatı · acentelik sözleşmesi · mutabakat · acentelik · ek prim · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDava, taraflar arasındaki alt «acentelik sözleşmesi» uyarınca, davalı yanca eksik ödendiği ileri sürülen primlerin tahsiline ilişkin bir alacak davasıdır.
Hâl böyle olmakla birlikte, mahkemece, davacı kayıtlarının düzensiz olduğu, taraflar arasındaki «hesap mutabakatı» görüşmeleri sırasında bilirkişilerce saptanan alacak tutarının üzerinde rakamların telaffuz edilmiş olması ve işbu davada hesap raporunda belirtilen alacağın altında bir talepte bulunulması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu gerekçe dosya kapsamı ve bilgisine başvurulan bilirkişi beyanı ile örtüşmemektedir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının dosyaya «ibraz» ettiği belgeler ile dijital ortamda tutulan kayıtlar arasında farklılık bulunduğu, davacı tarafça tutulan kayıtların davalının borç miktarını tespite yeterli olmadığı, taraflar arasında davadan önce yapılan «mutabakat» çalışmaları esnasında davacı şirketçe davalının borcuna dair bulunan miktarların 100.000,00 TL gibi önemli sayılacak miktarda bedelde değişiklik yapılmak suretiyle …
Benzer bu kararda2- Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının 31.221,25 TL «prim alacağı» bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, borca dayanak poliçe suretleri, «acente» partajı, rejistro kayıtları, «hesap mutabakat» formaları temin edilip, gerekirse bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek yardımcı «defterlerin», rejistro dökümlerinin ve davacı tarafından düzenlenen poliçe nüshalarının incelenmesi, davalı defterleri ile karşılaştırılması, davacı defterlerinde alacak olarak görünen tutarın kaynağının belirlenmesi ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı «acentenin» «prim» tahsili ve aktarımına ilişkin sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle davacı yanca haklı nedenle feshedildiği, sözleşme uyarınca davalı acentenin aracılık ettiği poliçeler nedeniyle tahsil ettiği primlerin süresinde davacıya aktarılmadığı, iptal edilen poliçeler dikkate alınarak takip tarihi itibariyle acentenin 31.221,25 TL borçlu olduğunun davacı yanın «kesin delil» kabul edilen «defterleri» ile sabit olduğu, prim borcunun ödendiğine ilişkin bir kanıt sunulmadığı, «fesih» ve «temerrüt ihtarı» ile temerrüde düşen borçluların bu tarihten itibaren «temerrüt faizi» ödemesi gerektiği, bu oranın taraflar arasında düzenlenen «ipotek akit tablosunda» yıllık %80 olarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalıların vaki itirazının 31.221,25 TL «asıl alacak» üzerinden iptali ile takibin bu miktar alacağa ipotek akit tablosunda belirtilen yıllık %80 oranındaki «akdi faiz» uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, takip konusu alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt ihtarı · ipotek akit tablosu · prim alacağı · kesin delil · akdi faiz · davanın konusu · acente · ipotek
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı «acentenin» «prim» tahsili ve aktarımına ilişkin sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle davacı yanca haklı nedenle feshedildiği, sözleşme uyarınca davalı acentenin aracılık ettiği poliçeler nedeniyle tahsil ettiği primlerin süresinde davacıya aktarılmadığı, iptal edilen poliçeler dikkate alınarak takip tarihi itibariyle acentenin 31.221,25 TL borçlu olduğunun davacı yanın «kesin delil» kabul edilen «defterleri» ile sabit olduğu, prim borcunun ödendiğine ilişkin bir kanıt sunulmadığı, «fesih» ve «temerrüt ihtarı» ile temerrüde düşen borçluların bu tarihten itibaren «temerrüt faizi» ödemesi gerektiği, bu oranın taraflar arasında düzenlenen «ipotek akit tablosunda» yıllık %80 olarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalıların vaki itirazının 31.221,25 TL «asıl alacak» üzerinden iptali ile takibin bu miktar alacağa ipotek akit tablosunda belirtilen yıllık %80 oranındaki «akdi faiz» uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, takip konusu alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece, davacı tarafa, «davanın konusu» borca dayanak poliçe suretleri, «acente» partajı, resjistro kayıtları, «hesap mutabakat» formalarını dosyaya sunması için süre verilmiş, davacı tarafça istenilen belgelerin dosyaya sunulduğu beyan edilmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının 31.221,25 TL «prim alacağı» bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, borca dayanak poliçe suretleri, «acente» partajı, rejistro kayıtları, «hesap mutabakat» formaları temin edilip, gerekirse bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek yardımcı «defterlerin», rejistro dökümlerinin ve davacı tarafından düzenlenen poliçe nüshalarının incelenmesi, davalı defterleri ile karşılaştırılması, davacı defterlerinde alacak olarak görünen tutarın kaynağının belirlenmesi ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/6691 E. , 2018/2245 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... . Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.12.2015 tarih ve 2014/367-2015/1004 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili davacı şirketin, .... ve ... Sigorta A.Ş'nin acentesi olduğunu, davalının ise davacı ile imzaladığı sözleşmeye istinaden komisyon paylaşım esasına göre davacı şirket ile çalıştığını, ... ... Şubesi içinde sigorta ürünü satışı görevini 2002-2011 yılları arasında yaptığını, 2010 yılında davacı şirket tarafından geriye dönük denetleme kapsamında davalının davacı şirket hesaplarına intikal ettirmediği 47.343,85 TL poliçe bedellerinin bulunduğunun tespit edildiğini, davalıya bu bedeli ödemesi için ihtarname çekildiğini, davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı ile yapılan sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000,00 TL nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında 2002 yılında yapılan sözleşmenin yenilenerek fesih tarihine kadar devam ettiğini, davalının sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, bu sebeple sözleşmesinin 9 yıl süre ile yenilendiğini, zira yükümlülüklerini yerine getirmeyen veya eksik yerine getiren kişilerin sözleşmelerinin davacı tarafça yenilenmediğini, her ay gerçekleştirilen üretim miktarı ve yapılan ödemelerin taraflarca mutabakata bağlandığını, tutanakların ibra belgesi niteliğinde olduğunu, geriye doğru borç çıkarılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın bilgisayar sistemlerini ve programlarını yenilediğini, hesap ve kayıtları yeni sisteme aktarırken pek çok yanlış işlemler yaptığını, davacının sürekli olarak farklı borç miktarı belirlediğini, muhasebeci ile yapılan çalışmalar sonucunda pek çok yanlış hesap yapıldığını tespit ettiklerini, 100.000,00 TL'lik yanlış bulunması üzerine bu kez borç miktarının 47.000,00 TL’ye düşürüldüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının dosyaya ibraz ettiği belgeler ile dijital ortamda tutulan kayıtlar arasında farklılık bulunduğu, davacı tarafça tutulan kayıtların davalının borç miktarını tespite yeterli olmadığı, taraflar arasında davadan önce yapılan mutabakat çalışmaları esnasında davacı şirketçe davalının borcuna dair bulunan miktarların 100.000,00 TL gibi önemli sayılacak miktarda bedelde değişiklik yapılmak suretiyle farklı tarihlerde farklı borç miktarları çıkartıldığı, davacı kayıtlarının düzenli olmadığı, davalının borcunu tespit etmeye yeterli olmadığı, davacının alacak iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki alt acentelik sözleşmesi uyarınca, davalı yanca eksik ödendiği ileri sürülen primlerin tahsiline ilişkin bir alacak davasıdır.
Mahkemece alınan bilirkişi 2. ek raporunda, davacı ... acentesinin kayıtları ile birlikte aracılık yaptığı .... kayıtları birlikte incelenmek suretiyle, davacının bu kayıtlara göre dava tarihi itibariyle 91.601,51 TL alacağı olduğu bildirilmiştir. Hâl böyle olmakla birlikte, mahkemece, davacı kayıtlarının düzensiz olduğu, taraflar arasındaki hesap mutabakatı görüşmeleri sırasında bilirkişilerce saptanan alacak tutarının üzerinde rakamların telaffuz edilmiş olması ve işbu davada hesap raporunda belirtilen alacağın altında bir talepte bulunulması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu gerekçe dosya kapsamı ve bilgisine başvurulan bilirkişi beyanı ile örtüşmemektedir.
Taraflar arasında yıllar itibariyle yenilenen sözleşmeler kapsamında davalının kendisince yapılan prim tahsilatlarına ilişkin kayıtların düzenli tutulmasından ve davacıya iletilmesinden sorumlu olduğu anlaşıldığı gibi bu hususa bilirkişi raporlarında da değinilmektedir. Davalı yan, sözleşmesel bu yükümlülüğünü layıkıyla yerine getirdiğini ileri sürmüş ise de kayıtlarını ibrazdan kaçınmıştır.
Bu durumda, bilirkişi kurulu raporunun sonuca varmaya elverişli bulunmaması halinde, mahkemece yapılacak iş, yeniden atanacak uzman bilirkişiler marifetiyle davalı partajından üretilen poliçelerin davadışı sigorta şirketi kayıtları üzerinde yaptırılacak inceleme ile saptanması, davacı kayıtları ile karşılaştırılması, primleri ödenmeyen poliçeler varsa davadışı sigorta şirketi tarafından bu poliçeler ile ilgili ne gibi bir işlem yapıldığının belirlenmesi, davalının davacı kayıtlarında yer alan ödemeleri ve davacı tarafından davalıya yapılması gerekli ödemeler de gözetilerek, dava tarihi itibariyle davacının varsa bir alacağının denetime açık biçimde hesaplatılması, raporun taraflara tebliği ile gerekirse her bir kalem bakımından beyanlarının alınması, karşı çıktıkları hususlar varsa bu yolda ibraz olunan delil ve karşı delillerin değerlendirilmesi suretiyle varsa rapordaki eksikliklerin giderilmesi, HMK'nın 146.
maddesi çerçevesinde davanın yeterince aydınlığa kavuşturulması suretiyle tahkikata son verilerek varılacak sonuç dairesinde hüküm kurulmasından ibarettir.
Şu halde, eksik inceleme, yetersiz ve olaya uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/467054600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz