Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/9476 E. 2018/2054 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faaliyet raporu↗ nisap↗ toplantı tutanağı↗ hazirun cetveli↗ yokluk↗ davanın konusu↗ emredici hüküm↗ sermaye artırımı↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ ibra↗ denetime elverişlilik↗ iptal davası↗ hak düşürücü süre↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ ilan↗ eksik inceleme↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davada dava konusu olan ....07.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararı çerçevesinde 950.000,00 TL tutarında sermaye artırımının davalı şirket için gerekli olduğuna gerekçe oluşturabilecek nitelikte objektif denetime elverişli finansal dayanakların bulunmadığı, bu nedenle ....07.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararının iptalinin talep edilebileceği, birleşen davada dava konusu olan ....07.2011 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan karar uyarınca onaylanan mali tabloların, temel muhasebe kavramları ve finansal raporlama ilkelerine uygun bulunmadıkları, dolayısıyla da şirketin varlık ve kaynak durumu ile faaliyet sonuçlarını doğru olarak yansıttığından söz edilemeyeceği, bu nedenle ....07.2011 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin ...,4 ve 5. maddelerine alınan faaliyet raporu, bilanço-kâr/zarar hesaplarının kabulü, yönetim kurulu ve denetçilerin ibrası kararlarının iptalinin gerekeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre asıl ve birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
...- Asıl dava, davalı şirketin ....07.2006 tarihli genel kurul toplantısı öncesinde 6762 sayılı ...'nin 368. maddesine uygun şekilde genel kurula davete ilişkin işlemlerin yerine getirilmediği, bu nedenle söz konusu genel kurulda alınan kararların geçersiz olduğu iddiasıyla genel kurulda alınan sermaye artırımına ilişkin kararın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davaya konu olağan genel kurul toplantısının ....07.2006 tarihinde yapıldığı, toplantı öncesinde ...'nin 368. maddesine uygun şekilde toplantıya davetin yerine getirildiğinin toplantı tutanağında belirtildiği, hazirun cetvelindeki davacı adresinin davacı tarafından şirkete bildirilen ve halen davacı tarafından kullanılan adresi olduğu, toplantının Bakanlık komiserinin gözetiminde yapılıp, şirket sermayesini temsil eden 50.000 adet hisseden asaleten olmak üzere toplam 42.188 adet hissenin toplantıda temsil edildiği ve kararların gerekli çoğunlukla alındığı anlaşılmıştır. Genel kurul kararlarının iptalini düzenleyen 6762 sayılı ...’nin 381. maddesinde, toplantıya davetin usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini iddia eden pay sahiplerinin kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine tarihlerinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilecekleri düzenlenmiştir. Dairemizin uzun yıllardır uyguladığı istikrar kazanan yerleşik içtihadına göre, aynı Kanunun 368. maddesi emredici nitelikte ise de aynı Kanunun 381. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkını verdiği açıkça düzenlendiğine göre, bu husus kanun koyucunun da bu hükme aykırılığın müeyyidesini yokluk olarak kabul etmediğini açıkça göstermektedir. Bu durumda, tek başına toplantıya çağrıdaki usulsüzlük bir yokluk nedeni olmayıp, anılan madde uyarınca çağrılmayan ortağa iptal davası açma hakkı tanımaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelindiğinde, davacının toplantıya çağrılmaması toplantı ve karar nisaplarını etkilemediği gibi başkaca bir nedene dayalı olarak ileri sürülen yokluk ve geçersiz iddiası da bulunmayıp, esasen davaya konu genel kurulun yok hükmünde veya geçersiz sayılmasını gerektirecek bir aykırılık da mevcut değildir. Bu itibarla, davacının davaya konu genel kurulda alınan kararlara karşı ancak iptal davası açma hakkı bulunup, bu hakkın da toplantı tarihinden itibaren ... aylık hak düşürücü süre içinde kullanılması gerekmekte olup, genel kurulun ....07.2006 tarihinde toplandığı, asıl davanın ise ... aylık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 04.....2011 tarihinde açıldığı anlaşıldığından süresinde açılmayan asıl davanın reddi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde asıl davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
...- Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3004 E. 2013/9515 K.
Ortak:nisap · yokluk · emredici hüküm · olağanüstü genel kurul · iptal davası · hak düşürücü süre · geçersizlik · yönetim kurulu kararı · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaDairemizin uzun yıllardır uyguladığı istikrar kazanan yerleşik içtihadına göre, aynı Kanunun 368. maddesi «emredici» nitelikte ise de aynı Kanunun 381. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların «iptali davası» açma hakkını verdiği açıkça düzenlendiğine göre, bu husus kanun koyucunun da bu hükme aykırılığın müeyyidesini «yokluk» olarak kabul etmediğini açıkça göstermektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelindiğinde, davacının toplantıya çağrılmaması toplantı ve karar «nisaplarını» etkilemediği gibi başkaca bir nedene dayalı olarak ileri sürülen «yokluk» ve «geçersiz» iddiası da bulunmayıp, esasen davaya konu genel kurulun yok hükmünde veya geçersiz sayılmasını gerektirecek bir aykırılık da mevcut değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davada «dava konusu» olan ....07.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan «sermaye artırımı» kararı çerçevesinde 950.000,00 TL tutarında sermaye artırımının davalı şirket için gerekli olduğuna gerekçe oluşturabilecek nitelikte objektif «denetime elverişli» finansal dayanakların bulunmadığı, bu nedenle ....07.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararının iptalinin talep edilebileceği, birleşen davada dava konusu olan ....07.2011 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan karar uyarınca onaylanan mali tabloların, temel muhasebe kavramları ve finansal raporlama ilkelerine uygun bulunmadıkları, dolayısıyla da şirketin varlık ve kaynak durumu ile faaliyet sonuçlarını doğru olarak yansıttığından söz edilemeyeceği, bu nedenle ....07.2011 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin ...,4 ve 5. maddelerine alınan «faaliyet raporu», bilanço-kâr/zarar hesaplarının kabulü, «yönetim kurulu» ve denetçilerin «ibrası» kararlarının iptalinin gerekeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDairemizin uzun yıllardır uyguladığı ve bu konuda artık istikrar kazanan yerleşik içtihadına göre, aynı Kanunun 368. maddesi «emredici» nitelikte ise de aynı Kanunun 381. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların «iptali davası» açma hakkını verdiği açıkça düzenlendiğine göre, bu husus kanun koyucunun da bu hükme aykırılığın müeyyidesini «yokluk» olarak kabul etmediğini açıkça göstermektedir.Bu durumda, tek başına toplantıya çağrıdaki usulsüzlük bir yokluk nedeni olmayıp, anılan madde uyarınca çağrılmayan ortağa iptal davası açma hakkı tanımaktadır.Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelindiğinde, davacının toplantıya çağrılmaması toplantı ve karar «nisaplarını» etkilemediği gibi başkaca bir nedene dayalı olarak ileri sürülen yokluk ve «geçersiz» iddiası da bulunmayıp, esasen davaya konu genel kurulun yok hükmünde veya geçersiz sayılmasını gerektirecek bir aykırılık da mevcut değildir.Bu itibarla, davacının davaya konu genel kurulda alınan kararlara karşı ancak iptal davası açma hakkı bulunup, bu hakkın da toplantı tarihinden itibaren 3 aylık «hak düşürücü süre» içinde kullanılması gerekmekte olup, genel kurulun 17.10.2007 tarihinde toplandığı, davanın ise 3 aylık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 03.05.2010 tarihinde açıldığı anlaşıldığından süresinde açılmayan iptal davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde Dairemizin uzun yıllardır uyguladığı «son» içtihatlarına aykırı gerekçeyle davaya konu genel kurul toplantısının yokluğunun tespitine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmişt …
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkette «nama yazılı pay» sahibi bulunan davacı ortağın toplantıya TTK'nın 368 maddesinde belirtilen «emredici» hükme aykırı olarak davet edilmediği ve davacının genel kurul toplantısına katılmadığı, bu nedenle 17.10.2007 tarihli genel kurul toplantısının yokluğunun tespitine karar vermek gerektiği, davacının «esas sözleşmeye» aykırı olarak yapılan pay devirlerini onaylayan «yönetim kurulu» kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi istemine gelince; şirket esas sözleşmesinin 6. maddesinde hisselerini devretmek isteyen hissedarların öncelikle diğer hisse sahiplerine yazılı bildirimde bulunarak, hisselerini satmayı teklif etmek zorunda oldukları, diğer hissedarların alıcı olması halinde hisseler aralarında taksim edileceği, hissedarların bu bildirimi aldıkları tarihten itibaren 30 günlük bir sürede teklif edilen hisselerin bedelini ödeyip alımı tamamlamaz ise satıcının hisselerini bir üçüncü şahıs alıcıya ve diğer hissedarlara teklif edilen bedelden aşağı olmayacak bir fiyattan satabileceğinin düzenlendiği, bu hükmün şirket ortaklarına satışa çıkartılan hisseleri satın alma konusunda müktesep bir hak tanıdığı, kanun veya esas sözleşme ile oluşturulmuş müktesep hakları ihlal eden yönetim kurulu kararlarının batıl olduğu, somut olayda yönetim kurulunun şirket esas sözleşmesinin 6. maddesinde belirtilen emredici hükme aykırı olarak esas sözleşmede belirtilen yükümlülükler yerine getirilmeden yapılan pay devirlerini esas sözleşme hükümlerine aykırı olarak onadığı, yönetim kurulunun esas sözleşme hükümlerine aykırı olarak pay devirlerini onamasının ortakların müktesep haklarının ihlali niteliğinde bulunduğu, bu nedenle batıl olup, «hükümsüzlüğün tespitine» karar vermek gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 17.10.2007 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan kararların yokluğunun tespitine, şirket yönetim kurulunun 15/11/2005, 25/11/2005, 03/01/2006, 26/02/2006, 14/11/2006 tarihli ... tarafından yapılan, 14/11/2006 tarihli Hakan Kaya tarafından yapılan, 28/09/2007, 15/11/2007, 13/07/2009, 15/02/2010 tarihli ... tarafından yapılan, 15/02/2010 tarihli ... tarafından yapılan, 15/02/2010 tarihli ... tarafından yapılan, 15/02/2010 tarihli Zeliha Sevim tarafından yapılan, 17/02/2010 tarihli ... tarafından yapılan, 17/02/2010 tarihli ... tarafından yapılan hisse satışlarının onayına ilişkin Yönetim Kurulu kararının batıl ( hükümsüz ) olduğunun ve satış sonrası paylara sahip olan kişilerin bu pay devirlerini davalı şirkete karşı ileri sürmelerinin mümkün bulunmadığının tespitine, davacı vekilinin diğer taleplerinin reddine, davalı şirkete denetçi «kayyumu atanmasına» ilişkin «ihtiyati tedbir» kararının kaldırılmasına, denetçi kayyumların görevinin sona erdirilmesine karar verilmiştir.
… esinde mülga TTK'nın 368. maddesine uygun şekilde genel kurula davete ilişkin işlemlerin yerine getirilmediği, bu nedenle söz konusu genel kurulda alınan kararların «geçersiz» olduğu iddiasıyla genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ile usulsüz olarak yapılan hisse devirlerini onaylayan «yönetim kurulu» kararının yok hükmünde olduğunun tespit edilerek, yapılan satışların «pay defterinden» silinmesi istemlerine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:nama yazılı pay · kayyum atanması · pay defterine kayıt · pay defteri kaydı · hükümsüzlüğün tespiti · esas sözleşme · ticaret sicili tescili · hakkın kötüye kullanılması
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkette «nama yazılı pay» sahibi bulunan davacı ortağın toplantıya TTK'nın 368 maddesinde belirtilen «emredici» hükme aykırı olarak davet edilmediği ve davacının genel kurul toplantısına katılmadığı, bu nedenle 17.10.2007 tarihli genel kurul toplantısının yokluğunun tespitine karar vermek gerektiği, davacının «esas sözleşmeye» aykırı olarak yapılan pay devirlerini onaylayan «yönetim kurulu» kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi istemine gelince; şirket esas sözleşmesinin 6. maddesinde hisselerini devretmek isteyen hissedarların öncelikle diğer hisse sahiplerine yazılı bildirimde bulunarak, hisselerini satmayı teklif etmek zorunda oldukları, diğer hissedarların alıcı olması halinde hisseler aralarında taksim edileceği, hissedarların bu bildirimi aldıkları tarihten itibaren 30 günlük bir sürede teklif edilen hisselerin bedelini ödeyip alımı tamamlamaz ise satıcının hisselerini bir üçüncü şahıs alıcıya ve diğer hissedarlara teklif edilen bedelden aşağı olmayacak bir fiyattan satabileceğinin düzenlendiği, bu hükmün şirket ortaklarına satışa çıkartılan hisseleri satın alma konusunda müktesep bir hak tanıdığı, kanun veya esas sözleşme ile oluşturulmuş müktesep hakları ihlal eden yönetim kurulu kararlarının batıl olduğu, somut olayda yönetim kurulunun şirket esas sözleşmesinin 6. maddesinde belirtilen emredici hükme aykırı olarak esas sözleşmede belirtilen yükümlülükler yerine getirilmeden yapılan pay devirlerini esas sözleşme hükümlerine aykırı olarak onadığı, yönetim kurulunun esas sözleşme hükümlerine aykırı olarak pay devirlerini onamasının ortakların müktesep haklarının ihlali niteliğinde bulunduğu, bu nedenle batıl olup, «hükümsüzlüğün tespitine» karar vermek gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 17.10.2007 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan kararların yokluğunun tespitine, şirket yönetim kurulunun 15/11/2005, 25/11/2005, 03/01/2006, 26/02/2006, 14/11/2006 tarihli ... tarafından yapılan, 14/11/2006 tarihli Hakan Kaya tarafından yapılan, 28/09/2007, 15/11/2007, 13/07/2009, 15/02/2010 tarihli ... tarafından yapılan, 15/02/2010 tarihli ... tarafından yapılan, 15/02/2010 tarihli ... tarafından yapılan, 15/02/2010 tarihli Zeliha Sevim tarafından yapılan, 17/02/2010 tarihli ... tarafından yapılan, 17/02/2010 tarihli ... tarafından yapılan hisse satışlarının onayına ilişkin Yönetim Kurulu kararının batıl ( hükümsüz ) olduğunun ve satış sonrası paylara sahip olan kişilerin bu pay devirlerini davalı şirkete karşı ileri sürmelerinin mümkün bulunmadığının tespitine, davacı vekilinin diğer taleplerinin reddine, davalı şirkete denetçi «kayyumu atanmasına» ilişkin «ihtiyati tedbir» kararının kaldırılmasına, denetçi kayyumların görevinin sona erdirilmesine karar verilmiştir.
2- Davacı açtığı işbu davada «yönetim kurulu» tarafından «esas sözleşmeye» aykırı olarak yapılan pay devirlerinin kabul edilerek «pay defterine kaydına» ilişkin olarak verilen kararların da yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, usulsüz hisse devirlerini onaylayan yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile yapılan satışların pay defterinden silinmesine karar verilmesini de istemiştir.Davalı şirket, 03.10.2005 tarihinde «ticaret siciline tescil» edilerek kurulmuş olup, tescil edilen kuruluş anasözleşmesine göre şirket ortakları ...'dan oluşmaktadır.Anasözleşmenin 6. maddesinde payların devrine ilişkin düze …
Bu madde ile pay devirlerinde bağlam hükmü getirilmiş olup, buna uyulmaması hali devir «sözleşmesinin feshini» isteme hakkını verirse de her hakkın olduğu gibi önalım ve «fesih» hakkının kullanımı da MK'nın 2. maddesi ile sınırlıdır.Somut olayda, pay devirlerinde anasözleşmenin 6. maddesinde düzenlenen bağlam hükmünün uygulanmadığı, anılan maddedeki koşullar uygulanmadan yapılan pay devirlerinin kabul edilerek «pay defterine kayıt» edildiği, davalı şirketin üç büyük hissedarından biri ve aynı zamanda davacının eşi olan ...'nun davalı şirketin «yönetim kurulu» üyesi olup, ...'nun kendisi tarafından da anılan bağlam hükmüne uyulmadan pay devirlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.Bu durumda, şirket ortağı olmasının dışında davalı şirketin eski büyük hissedarlarından birisi ve yönetim kurulu üyesi ...'nun eşi de olan davacının gerek eşi tarafından uzun yıllardır yapılan işlemlerden gerekse davaya konu pay devirlerinden haberdar olmaması hayatın olağan akışına aykırı bulunduğundan davacının uzun yıllar hiçbir itiraza uğramadan yapılan pay devirlerine yönelik işlemlerin anasözleşmeye aykırılığını ileri sürerek yok hükmünde sayılmasını istemesi, somut olayın özellikleri dikkate alındığında MK'nın 2. maddesinde düzenlenen «hakkın kötüye kullanılması» «yasağına» aykırılık teşkil ettiğinden davacının bu yöndeki isteminin de reddine karar verilmesi gerekirken bu yönler değerlendirilmeden yazılı şekilde pay devirlerinin «geçersiz» sayılması doğru olmadığı gibi temyizden sonra davalı şirket vekili tarafından dosyaya sunulan ek beyanlarda anasözleşmedeki pay devirlerine ilişkin bağlam hükmünün …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9047 E. 2012/16257 K.
Ortak:yokluk · genel kurul kararının iptali · iptal davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaDairemizin uzun yıllardır uyguladığı istikrar kazanan yerleşik içtihadına göre, aynı Kanunun 368. maddesi «emredici» nitelikte ise de aynı Kanunun 381. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların «iptali davası» açma hakkını verdiği açıkça düzenlendiğine göre, bu husus kanun koyucunun da bu hükme aykırılığın müeyyidesini «yokluk» olarak kabul etmediğini açıkça göstermektedir.
Bu durumda, tek başına toplantıya çağrıdaki usulsüzlük bir «yokluk» nedeni olmayıp, anılan madde uyarınca çağrılmayan ortağa «iptal davası» açma hakkı tanımaktadır.
Genel kurul kararlarının iptalini düzenleyen 6762 sayılı ...’nin 381. maddesinde, toplantıya davetin usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi «ilan» veya tebliğ edilmediğini iddia eden pay sahiplerinin kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine tarihlerinden itibaren üç ay içinde «iptal davası» açabilecekleri düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaTTK'nın 381. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların «iptali davası» açma hakkını verdiği açıkça düzenlendiğine göre, bu husus kanun koyucunun da bu hükme aykırılığın müeyyidesini «yokluk» olarak kabul etmediğini açıkça göstermektedir.
TTK'nın 536/«son» maddesi gereği «limited şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemlerinde «anonim şirket» genel kurul kararlarının iptaline ilişkin TTK.'nın 381. maddesi uygulanacaktır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çağrı usulü · çağrı usulsüzlüğü · ortaklar kurulu kararının iptali · iyiniyet kuralı · ortaklar kurulu kararı · iyiniyet · anonim şirket · limited şirket
Benzer bu karardaO halde mahkemece, genel kurul toplantısına «çağrı usulsüzlüğü» iptal edilebilirlik nedeni olarak nitelendirilerek, çağrı usulsüzlüğünü iddia eden tarafın ayrıca genel kurul toplantısında alınan kararların, yasa, anasözleşme veya «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu da ispat etmesi zorunlu olup, mahkemece, belirtilen gerekçe ile «ortaklar kurulu kararının iptaline» karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, olağanüstü ortaklar genel kurul toplantısına «çağrının usulsüz» olduğundan bahisle toplantıda alınan kararların iptali isteminde «husumetin» şirkete yöneltilmesi gerektiği, TTK'nın 538/4. maddesinde toplantıya «çağrı usulü» olarak "Toplantıya ve yazılı olarak rey vermeye davet şirket mukavelesinde gösterilen şekilde ve eğer mukavelede bu hususta hüküm yoksa «taahhütlü» mektupla ve toplantıdan en az beş gün önce ve gündemi bildirmek suretiyle yapılır" şeklinde düzenleme bulunduğu, 5 günlük sürenin «tebligatın» muhataba ulaşma süresi olduğu, olayda toplantı gününün davacıya toplantıdan 1 gün önce tebliğ edildiği ve TTK'nın 538/4. maddesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle asıl davanın husumet nedeni ile reddine, birleşen davanın kabulü ile 30/12/2010 tarihli «ortaklar kurulu kararının iptaline» karar verilmiştir.
TTK'nın 536/«son» maddesi gereği «limited şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemlerinde «anonim şirket» genel kurul kararlarının iptaline ilişkin TTK.'nın 381. maddesi uygulanacaktır.
Dava, «limited şirket» genel kurul toplantısının iptali istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5356 E. 2010/11467 K.
Ortak:yokluk · genel kurul kararının iptali · iptal davası · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaDairemizin uzun yıllardır uyguladığı istikrar kazanan yerleşik içtihadına göre, aynı Kanunun 368. maddesi «emredici» nitelikte ise de aynı Kanunun 381. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların «iptali davası» açma hakkını verdiği açıkça düzenlendiğine göre, bu husus kanun koyucunun da bu hükme aykırılığın müeyyidesini «yokluk» olarak kabul etmediğini açıkça göstermektedir.
Bu durumda, tek başına toplantıya çağrıdaki usulsüzlük bir «yokluk» nedeni olmayıp, anılan madde uyarınca çağrılmayan ortağa «iptal davası» açma hakkı tanımaktadır.
Genel kurul kararlarının iptalini düzenleyen 6762 sayılı ...’nin 381. maddesinde, toplantıya davetin usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi «ilan» veya tebliğ edilmediğini iddia eden pay sahiplerinin kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine tarihlerinden itibaren üç ay içinde «iptal davası» açabilecekleri düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaŞayet dava süresinde ise, Kooperatif Kanunu’nun 98.maddesi delaletiyle TTK 368.maddesine göre usulüne uygun çağrı yapılmamış olması genel kurulda alınan kararların «yoklukla» malül olduğu sonucunu doğurmayıp bu usulsüzlüğe muhatap olan ortaklara «iptal davası» açma hakkı verir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının 18.06.2006 tarihli genel kurul öncesinde kooperatife ortak olduğunun tespit edildiği, buna rağmen genel kurula çağrılmadığı, bu durumda «genel kurul kararının iptalinin» istenebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, genel kurul kararının iptaline karar verilmiştir.
Dava, kooperatif «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:objektif iyi niyet kuralı
Benzer bu karardaAncak «genel kurul kararlarının iptali» için de, bu kararların yasaya, anasözleşmeye veya «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olduğunun ispatı gereklidir, tek başına toplantıya çağrıdaki usulsüzlük iptal nedeni oluşturmaz.
1 benzer karar daha
-
Ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3574 E. 2012/10601 K.
Ortak:yokluk · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaDairemizin uzun yıllardır uyguladığı istikrar kazanan yerleşik içtihadına göre, aynı Kanunun 368. maddesi «emredici» nitelikte ise de aynı Kanunun 381. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların «iptali davası» açma hakkını verdiği açıkça düzenlendiğine göre, bu husus kanun koyucunun da bu hükme aykırılığın müeyyidesini «yokluk» olarak kabul etmediğini açıkça göstermektedir.
Bu durumda, tek başına toplantıya çağrıdaki usulsüzlük bir «yokluk» nedeni olmayıp, anılan madde uyarınca çağrılmayan ortağa «iptal davası» açma hakkı tanımaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelindiğinde, davacının toplantıya çağrılmaması toplantı ve karar «nisaplarını» etkilemediği gibi başkaca bir nedene dayalı olarak ileri sürülen «yokluk» ve «geçersiz» iddiası da bulunmayıp, esasen davaya konu genel kurulun yok hükmünde veya geçersiz sayılmasını gerektirecek bir aykırılık da mevcut değildir.
Benzer bu karardaÖğretide ve yargı uygulamasında, «yoklukla» malûl kararların yokluğunun tespiti isteminin «hak düşürücü süreye» tabi olmadığı kabul edilmektedir.
Mahkemece «ortaklar kurulu» kararının «yoklukla malul» olup olmadığının değerlendirilmesi ve yapılacak araştırma sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve TTK.’nun 381. maddesine göre, davanın üç aylık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararının yokluğu · hisse devrinin iptali · yoklukla malul karar · ortaklar kurulu kararı · hisse devri · limited şirket
Benzer bu karardaDava, «limitet şirket» «ortaklar kurulu kararlarının yokluğunun» tespiti ile ortaklar kurulu kararının ve «hisse devrinin iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece «ortaklar kurulu» kararının «yoklukla malul» olup olmadığının değerlendirilmesi ve yapılacak araştırma sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/9476 E. , 2018/2054 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada...1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/11/2015 tarih ve 2011/476-2015/1535 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortağı ve %... hissedarı olduğunu, davalı şirketin ....07.2006 tarihli olağan genel kurulunda müvekkilinin usulü dairesinde davet edilmeden usule, yasaya, ana sözleşmeye ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı olarak sermaye artırım kararı alındığını, bu kararın alınmasındaki amacın şirket ihtiyaçlarını karşılamak değil, çoğunluğun azınlığı bu yol ile yok etmesine zemin hazırlamak olduğunu, sahte adres değişikliği ile müvekkilinin temsil ve savunma hakkının engellendiğini, müvekkilinin sermaye artırımına ilişkin ....07.2006 tarihli toplantıdan ....07.2011 tarihli olağan genel kurulunda haberdar olduğunu, ayrıca davalı şirketin aktiflerinin usulsüz olarak satılarak şirket yöneticileri tarafından zimmetlerine geçirildiğini, davalı şirketin taşınmazlarından başka malvarlığı bulunmadığını, taşınmazlarından gelen kira gelirinin şirket defterlerine işlenmediğini, bu nedenle şirket faaliyet raporları ile kâr/zarar hesaplarının gerçeği yansıtmadığını, bu itibarla ....07.2011 tarihli olağan genel kurulunda alınan yönetim kurulu faaliyet raporu ve bilanço ile kâr ve zarar hesaplarına ilişkin kabul kararı ile yönetim ve denetim kurulu faaliyetlerine ilişkin ibra kararının iptali gerektiğini ileri sürerek asıl davada ....07.2006 tarihli olağan genel kurulunda alınan sermaye artırıma ilişkin kararın iptaline, birleşen davada ise ....07.2011 tarihli olağan genel kurulunda alınan yönetim kurulu faaliyet raporu ve bilanço ile kâr ve zarar hesaplarına ilişkin kabul kararı ile yönetim ve denetim kurulu faaliyetlerine ilişkin ibra kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili; asıl davada davacının ....07.2006 tarihli olağan genel kuruluna usulüne uygun davet edildiğini, davacının yasal üç aylık hak düşürücü süre içerisinde dava açmadığını, asıl ve birleşen davaya konu genel kurul kararlarının usule, yasaya ve ana sözleşmeye uygun olduğunu savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davada dava konusu olan ....07.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararı çerçevesinde 950.000,00 TL tutarında sermaye artırımının davalı şirket için gerekli olduğuna gerekçe oluşturabilecek nitelikte objektif denetime elverişli finansal dayanakların bulunmadığı, bu nedenle ....07.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararının iptalinin talep edilebileceği, birleşen davada dava konusu olan ....07.2011 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan karar uyarınca onaylanan mali tabloların, temel muhasebe kavramları ve finansal raporlama ilkelerine uygun bulunmadıkları, dolayısıyla da şirketin varlık ve kaynak durumu ile faaliyet sonuçlarını doğru olarak yansıttığından söz edilemeyeceği, bu nedenle ....07.2011 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin ...,4 ve 5.
maddelerine alınan faaliyet raporu, bilanço-kâr/zarar hesaplarının kabulü, yönetim kurulu ve denetçilerin ibrası kararlarının iptalinin gerekeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre asıl ve birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
...- Asıl dava, davalı şirketin ....07.2006 tarihli genel kurul toplantısı öncesinde 6762 sayılı ...'nin 368. maddesine uygun şekilde genel kurula davete ilişkin işlemlerin yerine getirilmediği, bu nedenle söz konusu genel kurulda alınan kararların geçersiz olduğu iddiasıyla genel kurulda alınan sermaye artırımına ilişkin kararın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davaya konu olağan genel kurul toplantısının ....07.2006 tarihinde yapıldığı, toplantı öncesinde ...'nin 368. maddesine uygun şekilde toplantıya davetin yerine getirildiğinin toplantı tutanağında belirtildiği, hazirun cetvelindeki davacı adresinin davacı tarafından şirkete bildirilen ve halen davacı tarafından kullanılan adresi olduğu, toplantının Bakanlık komiserinin gözetiminde yapılıp, şirket sermayesini temsil eden 50.000 adet hisseden asaleten olmak üzere toplam 42.188 adet hissenin toplantıda temsil edildiği ve kararların gerekli çoğunlukla alındığı anlaşılmıştır.
Genel kurul kararlarının iptalini düzenleyen 6762 sayılı ...’nin 381. maddesinde, toplantıya davetin usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini iddia eden pay sahiplerinin kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine tarihlerinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilecekleri düzenlenmiştir. Dairemizin uzun yıllardır uyguladığı istikrar kazanan yerleşik içtihadına göre, aynı Kanunun 368. maddesi emredici nitelikte ise de aynı Kanunun 381. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkını verdiği açıkça düzenlendiğine göre, bu husus kanun koyucunun da bu hükme aykırılığın müeyyidesini yokluk olarak kabul etmediğini açıkça göstermektedir.
Bu durumda, tek başına toplantıya çağrıdaki usulsüzlük bir yokluk nedeni olmayıp, anılan madde uyarınca çağrılmayan ortağa iptal davası açma hakkı tanımaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelindiğinde, davacının toplantıya çağrılmaması toplantı ve karar nisaplarını etkilemediği gibi başkaca bir nedene dayalı olarak ileri sürülen yokluk ve geçersiz iddiası da bulunmayıp, esasen davaya konu genel kurulun yok hükmünde veya geçersiz sayılmasını gerektirecek bir aykırılık da mevcut değildir. Bu itibarla, davacının davaya konu genel kurulda alınan kararlara karşı ancak iptal davası açma hakkı bulunup, bu hakkın da toplantı tarihinden itibaren ... aylık hak düşürücü süre içinde kullanılması gerekmekte olup, genel kurulun ....07.2006 tarihinde toplandığı, asıl davanın ise ... aylık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 04.....2011 tarihinde açıldığı anlaşıldığından süresinde açılmayan asıl davanın reddi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde asıl davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
...- Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davaya ilişkin kararın ONANMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davada verilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalı vekilinin asıl davaya yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalı'dan alınmasına, 19/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/467038400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz