Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/1466 E. 2018/7687 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekalet görevinin kötüye kullanılması↗ hmk 297↗ alacağın temliki↗ sözleşmeden doğan dava↗ husumet ehliyeti↗ temlik↗ protokol↗ taraf ehliyeti↗ taahhütname↗ yasal faiz↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının temlik iradesinin şirkete yönelik olmasına rağmen, şirkete temlik edilecek olan alacağın davalı ...'a temlik edildiği ve davalı, davacı iradesi hilafına zenginleştiğinden, davacının, davalı ... yönünden husumet ehliyetinin bulunduğu ve davacının dava tarihine kadar dava konusu alacağın şirkete temlik edilmediğini bildiği kanıtlanmayıp, dolayısıyla davalı ... için zamanaşımı süresinin dolmadığı ve taraflar arasında düzenlenen 27/07/2008 tarihli görüşme tutanağı hilafına davalı ...'in vekalet görevini kötüye kullanarak, davacının temlik borcu altına girdiği alacağı şirkete değil de, diğer davalıya temlik etmekle, her iki davalının dava konusu bedelden sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kabulü ile 410.000 USD alacağın fiili ödeme günündeki Merkez Bankası döviz efektif satış kuru Türk Lirası karşılığının (410.000 USD'nin dava tarihindeki Türk Lirası karşılığı 732.957,00 TL olmakla, bu miktar üzerinden hesaplanacak) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, 27/07/2005 tarihli ''Görüşme Tutanağı'' başlıklı sözleşme uyarınca, davacının 02/05/2005 tarihli ''Anlaşma Protokolu'' başlıklı sözleşmeden doğan alacağını ortağı olduğu şirkete temlik etme borcu altına girdiği, bu uğurda vekaletname vermeyi taahhüt ettiği ve anılan sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlüğü yerine getirmesine rağmen, davalı ...'in vekalet görevini kötüye kullanarak, davacının temlik borcu altına girdiği alacağı, şirkete değil de diğer davalıya temlik ettiği ve davalıların, davacının şirketten alacaklı olmasını engelledikleri iddiasına dayalı alacak davasıdır.
Mahkemece, davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle, diğer davalı ... yönünden ise, davacının husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce ''...mahkemece davalı ... yönünden davanın zamanaşımından red gerekçesi olarak, davacının daha önce ... 29. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/67 Esas sayılı dosyasında ibraz etmiş olduğu 08/10/2007 tarihli dava dilekçesinin 6 no'lu bendindeki açıklamalar uyarınca alacağın şirkete temlik edilmediğinden haberdar olduğu kabul edilmiş ise de, anılan dava dilekçesinde gerek 6 no'lu bentte gerekse de dilekçenin bütününde davacının, temlikin şirkete yapılmadığını bildiğine dair bir ibare bulunmadığı gibi, davacının temlik iradesinin şirkete yönelik olmasına rağmen şirkete temlik edilecek olan alacağın davalı ...'a temlik edildiğinden ve davalı, davacı iradesi hilafına zenginleştiğinden, davacının, davalı ... yönünden husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekirken ...'' gerekçesi ile davalı ... yönünden zamanaşımı süresinin dolmadığı, diğer davalı ... Bolak'a ise husumet düşeceği belirtilerek davacı yararına bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak verilen ikinci kararda ise, davalı ... yönünden vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, davalı ... yönünden ise anılan davalının, davacı iradesi hilafına zenginleştiğinin kabulü ile her iki davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. HMK'nın 297/1-c maddesi gereğince hükümde; taraflar arasındaki çekişmeli vakıalar, bu vakıalar hakkında toplanan delillerin neler olduğu, toplanan delillerin ne suretle tartışılıp değerlendirildiği, bunun sonucunda hangi vakıaların sabit görüldüğü, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin neler olduğunun gösterilmesi zorunludur. Mahkemece, yukarıda anılan Anayasa ve kanun hükümleri nazara alınmadan, tarafların iddia, savunma ve delilleri değerlendirilip, aralarındaki ilişkinin mahiyeti ve davalıların sorumlu olup olmayacakları, olacaklarsa kapsamı konusu irdelenmeden sadece Dairemiz bozma ilamından esinlenilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmişir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/34 E. 2019/7128 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik
Benzer bu karardaBu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun gerekçesiz karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3409 E. 2022/5928 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davanın reddine, davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14410 E. 2013/19932 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbir · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaKararı, «ihtiyati tedbir» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HMK'nın 297'inci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, «ihtiyati tedbir» isteyen vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2205 E. 2019/3693 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak · bankacılık işlemleri · denetime elverişlilik · reeskont faizi
Benzer bu kararda1-Dava, «bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak» istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Yargıtay bozma ilamında açıklanan gerekçeler ile, davacı vekilinin davalı aleyhine açmış olduğu davanın kabulü ile, davacının davalı banka hesabında bulunan 7.020.-TL'nın 23.08.2013 tarihinden itibaren ticari «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… e yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya, talebe ve savunmaya uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulması gerekirken, Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297. ve 298.maddelerinde belirtilen unsurlardan ve gerekçeden yoksun ve usulüne uygun hük …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14811 E. 2013/20437 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbir · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaKararı, «ihtiyati tedbir» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HMK'nın 297'nci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, «ihtiyati tedbir» isteyen vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8053 E. 2014/13479 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın açılmamış sayılması · denetime elverişlilik · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaY. hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına», davalı H.M. hakkındaki davanın kabulü ile 36.000,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla karar, mülga 1086 sayılı HUMK'nın 388. maddesinde ve 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4756 E. 2019/1678 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takipsizlik kararı · sözleşmenin feshi · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, şirketin haklı nedenlerle feshine dair koşulların oluştuğuna, ayrıca davanın iki kez «takipsiz» bırakılması nedeniyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerektiğini de belirterek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı vekili taraflar arasındaki «sözleşmenin feshi» nedeniyle oluşan zararın tazminini talep etmiş ise de mahkemce uyumazlık ile ilgisi bulunmayan “şirketin haklı nedenle feshine” ilişkin bir hüküm kurulmuş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. ...-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9830 E. 2015/10091 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · ibra · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece, kendisine ödeme yapıldığı iddia edilen avukatın davacının borcunun tamamını ödediğini ve davacının «ibra» edildiğini beyan ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, ve davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20 «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda davalı aleyhine gerekçesi açıklanmadan «kötüniyet tazminatına» hükmedilmiştir.
Mahkemece, yukarıda anılan hükümler nazara alınmadan gerekçesiz olarak davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/1466 E. , 2018/7687 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22/11/2016 tarih ve 2016/362-2016/362 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 16/10/2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalılardan ... vekili Av. Mehmet Söğüt, davalı Av. ... kendi adına ve aynı zamanda vekil olarak dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan ... arasında 27.07.2005 tarihinde "Görüşme Tutanağı" başlıklı belge imzalandığını, müvekkili sözleşmeden doğan edimleri yerine getirdiği halde müvekkilinin şirket lehine olan kefaletlerinin kaldırılmadığını, borç-alacak mutabakatının sağlanmadığını, iadesi gereken şirketin 36.000 hissesinin iade edilmediğini, hisselerin ihtarname tebliğine rağmen dava dışı iki şirkete 3.066.739,19 TL bedelle satıldığını ileri sürererek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 36.000 TL'nin 24.11.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve mütselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, ıslahla talebini 3.066.287,43 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı şirket vekili, husumet, zamanaşımı ve esas yönünden davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunmuş, davacının taahhüdünü yerine getirmediğini savunmuştur.
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının temlik iradesinin şirkete yönelik olmasına rağmen, şirkete temlik edilecek olan alacağın davalı ...'a temlik edildiği ve davalı, davacı iradesi hilafına zenginleştiğinden, davacının, davalı ... yönünden husumet ehliyetinin bulunduğu ve davacının dava tarihine kadar dava konusu alacağın şirkete temlik edilmediğini bildiği kanıtlanmayıp, dolayısıyla davalı ... için zamanaşımı süresinin dolmadığı ve taraflar arasında düzenlenen 27/07/2008 tarihli görüşme tutanağı hilafına davalı ...'in vekalet görevini kötüye kullanarak, davacının temlik borcu altına girdiği alacağı şirkete değil de, diğer davalıya temlik etmekle, her iki davalının dava konusu bedelden sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kabulü ile 410.000 USD alacağın fiili ödeme günündeki Merkez Bankası döviz efektif satış kuru Türk Lirası karşılığının (410.000 USD'nin dava tarihindeki Türk Lirası karşılığı 732.957,00 TL olmakla, bu miktar üzerinden hesaplanacak) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, 27/07/2005 tarihli ''Görüşme Tutanağı'' başlıklı sözleşme uyarınca, davacının 02/05/2005 tarihli ''Anlaşma Protokolu'' başlıklı sözleşmeden doğan alacağını ortağı olduğu şirkete temlik etme borcu altına girdiği, bu uğurda vekaletname vermeyi taahhüt ettiği ve anılan sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlüğü yerine getirmesine rağmen, davalı ...'in vekalet görevini kötüye kullanarak, davacının temlik borcu altına girdiği alacağı, şirkete değil de diğer davalıya temlik ettiği ve davalıların, davacının şirketten alacaklı olmasını engelledikleri iddiasına dayalı alacak davasıdır.
Mahkemece, davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle, diğer davalı ... yönünden ise, davacının husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce ''...mahkemece davalı ... yönünden davanın zamanaşımından red gerekçesi olarak, davacının daha önce ...
29. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/67 Esas sayılı dosyasında ibraz etmiş olduğu 08/10/2007 tarihli dava dilekçesinin 6 no'lu bendindeki açıklamalar uyarınca alacağın şirkete temlik edilmediğinden haberdar olduğu kabul edilmiş ise de, anılan dava dilekçesinde gerek 6 no'lu bentte gerekse de dilekçenin bütününde davacının, temlikin şirkete yapılmadığını bildiğine dair bir ibare bulunmadığı gibi, davacının temlik iradesinin şirkete yönelik olmasına rağmen şirkete temlik edilecek olan alacağın davalı ...'a temlik edildiğinden ve davalı, davacı iradesi hilafına zenginleştiğinden, davacının, davalı ... yönünden husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekirken ...'' gerekçesi ile davalı ... yönünden zamanaşımı süresinin dolmadığı, diğer davalı ...
Bolak'a ise husumet düşeceği belirtilerek davacı yararına bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak verilen ikinci kararda ise, davalı ... yönünden vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, davalı ... yönünden ise anılan davalının, davacı iradesi hilafına zenginleştiğinin kabulü ile her iki davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.
Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. HMK'nın 297/1-c maddesi gereğince hükümde; taraflar arasındaki çekişmeli vakıalar, bu vakıalar hakkında toplanan delillerin neler olduğu, toplanan delillerin ne suretle tartışılıp değerlendirildiği, bunun sonucunda hangi vakıaların sabit görüldüğü, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin neler olduğunun gösterilmesi zorunludur. Mahkemece, yukarıda anılan Anayasa ve kanun hükümleri nazara alınmadan, tarafların iddia, savunma ve delilleri değerlendirilip, aralarındaki ilişkinin mahiyeti ve davalıların sorumlu olup olmayacakları, olacaklarsa kapsamı konusu irdelenmeden sadece Dairemiz bozma ilamından esinlenilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmişir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 06/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/467025000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz