Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/14101 E. 2018/7479 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürünün sorumluluğu↗ şirket müdürünün sorumluluğu↗ ihtiyati tedbirin kaldırılması↗ teminatın iadesi↗ tedbirin kaldırılması↗ kesin mehil↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ cari hesap alacağı↗ hükmün kesinleşmesi↗ yönetici sorumluluğu↗ ön inceleme aşaması↗ ek mehil↗ kesin delil↗ sorumluluk davası↗ adli yardım↗ cari hesap↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ teminat mektubu↗ ihtiyati tedbir↗ ihtiyati haciz↗ temlik↗ anonim şirket↗ limited şirket↗ haciz↗ çek↗ avans faizi↗ teminat↗ teslim↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin müdürü olan davalının şirketin dava dışı ... Şirketinden olan alacağına karşılık düzenlenen toplam bedeli 432.000,00 TL olan beş adet çeki teslim aldığı, çeklerin ya da tahsil edilen bedellerinin şirket kayıtlarına aktarılması gerekirken, davalının cari hesap alacağı bulunduğunu ileri sürüp çeklerin bir bölümünü kendisinin aldığını, çek bedellerinin bir bölümünün ise ...'a aktardığını ileri sürmüş ise de, şirket kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarına göre bu kişilerin davacı şirketten alacaklı olduklarına ilişkin kayıt
olmadığı gibi, her ikisinin davacı şirkete borçlarının bulunduğu, şirketin ortaklarından borç para alması için ortaklar kurulu kararı gerekli olup, böyle bir karar alındığının ileri sürülmediği ve çek bedellerinin şirket işlerinde kullanıldığının usulüne uygun deliller ile kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 432.000,00 TL'nin 25/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekilinin talebi üzerine 18/05/2016 tarihli ek karar ile yargılama sırasında taşınmazlar üzerine koyulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, HMK'nın 392/2. maddesindeki teminatın iadesi koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin teminat mektubunun iadesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Asıl kararı davalı vekili, ek kararı ise davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkindir. Mülga 6762 sayılı ...'nın 556. maddesinde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacaktır. Bu maddeye göre sorumluluk davasının açılabilmesi için, bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunması gerekmekte olup bu husus dava şartıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uygulaması da aynı yöndedir ( m. 618/son ). Dava konusu olayda sorumluluk davası açılması için alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığından dava açma koşulu oluşmamış ise de bu husus yargılama sırasında tamamlanabilir. Bu durumda mahkemece genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa mehil ve gerektiğinde kesin mehil verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin ek karara ilişkin temyiz isteminin incelemesine gelince; 6100 sayılı HMK’nın 392. maddesinde “İhtiyati tedbir talep edenin, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorunda olduğu, talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkemenin gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebileceği, adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesinin gerekmediği, asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminatın iade edileceği” belirtilmiş; Bölge Adliye Ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin “Teminatların iadesi” başlıklı 217. maddesinde de “İhtiyati tedbir veya ihtiyati haciz taleplerinde teminat olarak yatırılan para, banka mektubu, tahvil ya da benzeri evrakın iadesinin istenmesi halinde yazı işleri müdürü teminatın iadesi için kanuni şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırıp bu hususu belgelendirerek görüşü ile birlikte dosyayı hakim veya başkana sunar. Teminat gösterilmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalktığının anlaşılması halinde mahkemece, teminatın iadesine karar verilir.” hükmü düzenlenmiştir. Davacı vekilinin üç adet taşınmazın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi yönünde verilen ihtiyati tedbirin ihtiyati haciz olarak düzeltilmesi, tedbirin teminatsız devamı, talepleri kabul edilmezse tedbirin kaldırılarak teminat mektubunun iadesi talebi üzerine mahkemece dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 10/11/2016 tarihli ek karar ile taşınmazlar üzerine konulan ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına, teminat mektubunun iadesine ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup, açıklanan hükümlerde yer alan usule ilişkin uygulama yapılmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiş, ek kararın bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının, davacı vekilinin ise ek karara yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Limited şirket müdürünün sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/521 E. 2015/5538 K.
Ortak:limited şirket müdürünün sorumluluğu · şirket müdürünün sorumluluğu · kesin mehil · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · ek mehil · sorumluluk davası · ortaklar kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz kararda1-Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkindir.
Mülga 6762 sayılı ...'nın 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacaktır.
Bu durumda mahkemece genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece davacı şirket «ortaklar kurulu» tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
1-Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter · cy/cy kaydı · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlarda davaya konu çeklerin davacıya ait olduğuna ilişkin herhangi bir «kayda» yer verilmediği, anılan çeklerin davalıya «teslim» edildiğine ve davacının davalıdan alacaklı olduğuna dair bir kaydın da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
618/«son») Dava konusu olayda «sorumluluk davası» açılması için alınmış bir «ortaklar kurulu» kararı dosyaya «ibraz» edilmediğinden dava açma koşulu oluşmamış ise de bu husus yargılama sırasında tamamlanabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5212 E. 2017/7552 K.
Ortak:limited şirket müdürünün sorumluluğu · şirket müdürünün sorumluluğu · kesin mehil · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · ek mehil · sorumluluk davası · ortaklar kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz kararda1-Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkindir.
Mülga 6762 sayılı ...'nın 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacaktır.
Bu durumda mahkemece genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaLimited «şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkin işbu davada, Mülga 6762 sayılı TTK'nin 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacaktır.
Bu nedenle, dava konusu olayda «sorumluluk davası» açılması için alınmış bir genel kurulu kararı bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması, bulunmaması halinde bu hususun yargılama sırasında tamamlanabileceği gözetilerek, genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, Dairemizin 17.11.2015 …
1-Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir Davacı şirket vekili, davalının müdür olarak görev yaptığı dönemde açılan işçi alacaklarına dair davalar sonucu hükmedilen miktarların, davalın …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazminat
Benzer bu kararda1-Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir Davacı şirket vekili, davalının müdür olarak görev yaptığı dönemde açılan işçi alacaklarına dair davalar sonucu hükmedilen miktarların, davalın …
-
Limited şirket müdürünün sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5757 E. 2015/12454 K.
Ortak:limited şirket müdürünün sorumluluğu · şirket müdürünün sorumluluğu · kesin mehil · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · ek mehil · sorumluluk davası · ortaklar kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz kararda1-Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkindir.
Mülga 6762 sayılı ...'nın 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacaktır.
Bu durumda mahkemece genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında res'en gözetilmesi gerektiği hususu da gözönünde bulundurularak mahkemece «ortaklar kurulu» tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verilmesi, dava şartının oluşması halinde 818 sayılı BK'nın 53. ve 6098 sayılı BK'nın 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesince tespit edilecek maddi olgularla hukuk …
Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkindir.
Dava konusu eylemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörüldüğünden uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10657 E. 2017/4388 K.
Ortak:kesin mehil · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · ek mehil · sorumluluk davası · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · anonim şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaMülga 6762 sayılı ...'nın 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacaktır.
Bu durumda mahkemece genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı «şirketin müdürü» olan davalının şirketin dava dışı ...
Benzer bu karardaMülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacaktır.
Bu durumda mahkemece genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
1- Dava, «limited şirket müdürü» olarak görev yapan davalı ...'nun, hiçbir hukuki sebep olmaksızın diğer davalı ...'e şirket hesabından para transferi yapmak sureti ile «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · şirket zararı · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ...'ın davacı şirketi «temsile» yetkili müdür olarak görev yaptığı dönemde diğer davalı ...'a herhangi bir ticari gereklilik olmadan ve bir hizmet alımına da dayanmadan 27.897,50 TL ödemek suretiyle davacı «şirketi zarara» uğrattığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 27.897,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacı yararına davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, «limited şirket müdürü» olarak görev yapan davalı ...'nun, hiçbir hukuki sebep olmaksızın diğer davalı ...'e şirket hesabından para transferi yapmak sureti ile «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1989 E. 2021/2589 K.
Ortak:ihtiyati tedbirin kaldırılması · teminatın iadesi · tedbirin kaldırılması · teminat mektubu · ihtiyati tedbir · teminat · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacı vekilinin talebi üzerine 18/05/2016 tarihli ek karar ile yargılama sırasında taşınmazlar üzerine koyulan «ihtiyati tedbirin kaldırılmasına», HMK'nın 392/2. maddesindeki «teminatın iadesi» koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin «teminat mektubunun» iadesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin üç adet taşınmazın üçüncü kişilere devir ve «temlikinin» önlenmesi yönünde verilen «ihtiyati tedbirin» «ihtiyati haciz» olarak düzeltilmesi, tedbirin «teminatsız» devamı, talepleri kabul edilmezse «tedbirin kaldırılarak» «teminat mektubunun» iadesi talebi üzerine mahkemece dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 10/11/2016 tarihli ek karar ile taşınmazlar üzerine konulan «ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına», teminat mektubunun iadesine ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup, açıklanan hükümlerde yer alan usule ilişkin uygulama yapılmaksızın karar verilmesi doğru …
… HMK’nın 392. maddesinde “İhtiyati tedbir talep edenin, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık «teminat» göstermek zorunda olduğu, talep, resmî belgeye, başkaca «kesin» bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkemenin gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebileceği, «adli yardımdan» yararlanan kimsenin teminat göstermesinin gerekmediği, asıl davaya ilişkin «hükmün kesinleşmesinden» veya «ihtiyati tedbir» kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine «teminatın iade» edileceği” belirtilmiş; Bölge Adliye Ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin “Teminatların iadesi” başlıklı 217. maddesinde de “İhtiyati tedbir veya «ihtiyati haciz» taleplerinde teminat olarak yatırılan para, banka mektubu, tahvil ya da benzeri evrakın iadesinin istenmesi halinde yazı işleri müdürü teminatın iadesi için kanuni …
Benzer bu karardaDavacı vekilinin talebi üzerine 18/05/2016 tarihli ek karar ile yargılama sırasında taşınmazlar üzerine konulan «ihtiyati tedbirin kaldırılmasına», HMK'nın 392/2. maddesindeki «teminatın iadesi» koşulları oluşmadığından davacı vekilinin «teminat mektubunun» iadesine ilişkin talebinin reddine dair verilen ek kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizce ek karar davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6379 E. 2013/9436 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu
Benzer bu karardaİl Özel İdare Müdürlüğü aleyhine açılan davanın reddine, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulü ile 21.392,03 TL’nin 12/01/2004 ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davalı ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yönünden reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9884 E. 2016/4349 K.
Ortak:kesin hüküm
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
… HMK’nın 392. maddesinde “İhtiyati tedbir talep edenin, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık «teminat» göstermek zorunda olduğu, talep, resmî belgeye, başkaca «kesin» bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkemenin gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebileceği, «adli yardımdan» yararlanan kimsenin teminat göstermesinin gerekmediği, asıl davaya ilişkin «hükmün kesinleşmesinden» veya «ihtiyati tedbir» kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine «teminatın iade» edileceği” belirtilmiş; Bölge Adliye Ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin “Teminatların iadesi” başlıklı 217. maddesinde de “İhtiyati tedbir veya «ihtiyati haciz» taleplerinde teminat olarak yatırılan para, banka mektubu, tahvil ya da benzeri evrakın iadesinin istenmesi halinde yazı işleri müdürü teminatın iadesi için kanuni …
Benzer bu karardaBu kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine de mahkemece, 28/05/2015 tarihinde verilen kararlarla, verilen kararın TTK'nın 392/4. maddesi uyarınca «kesin» olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, TTK'nın 392/3. maddesine dayalı, «yönetim kurulu» üyesinin şirketin «defter» ve dosyalarını inceleme hakkını kullanması talebine ilişkin olup, mahkemece konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, mahkemece, verilen kararın TTK'nın 392/4. maddesi uyarınca «kesin» olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin temyiz isteminin reddine karar verilmiş, bu karara yönelik taraf vekillerince verilen temyiz dilekçelerinde davacı vekili ek …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:olağanüstü genel kurul · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı · karar verilmesine yer olmadığına · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 392/3. maddesinde «yönetim kurulu» üyelerinin şirketin «defter» ve dosyalarını inceleme hakkının ne şekilde kullanılacağının düzenlendiğini, anılan yasa maddesine göre bu hakkın kullanılması için yönetim kurulu üyesi olma zorunluluğunun bulunduğu, davacı ...'in dava tarihi itibariyle şirket yönetim kurulu üyesi olduğu halde yargılama aşamasında 28/04/2015 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısında üyeliğinin sona erdirildiği, bu şekilde dava tarihinden sonra davacının dava «ehliyeti» ve TTK'nın 392. maddesine göre inceleme yapma hakkının ortadan kalktığı gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş.
2- Dava, TTK'nın 392/3. maddesine dayalı, «yönetim kurulu» üyesinin şirketin «defter» ve dosyalarını inceleme hakkını kullanması talebine ilişkin olup, mahkemece konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, mahkemece, verilen kararın TTK'nın 392/4. maddesi uyarınca «kesin» olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin temyiz isteminin reddine karar verilmiş, bu karara yönelik taraf vekillerince verilen temyiz dilekçelerinde davacı vekili ek …
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13974 E. 2018/5713 K.
Ortak:kesin mehil · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · ek mehil · sorumluluk davası · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · anonim şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaMülga 6762 sayılı ...'nın 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacaktır.
Bu durumda mahkemece genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı «şirketin müdürü» olan davalının şirketin dava dışı ...
Benzer bu karardaAncak, mülga 6762 sayılı ...'nın 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulama alanı bulmaktadır.
Dava, «limited şirket müdürü» olarak görev yapan davalının görev yaptığı süreçte «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak açılmış bulunan «sorumluluk davası» niteliğinde olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu olayda «sorumluluk davası» açılması için alınmış bir «ortaklar kurulu» kararı bulunmadığından dava açma koşulu oluşmamış ise de bu husus yargılama sırasında tamamlanabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · gecikme faizi · esas sözleşme · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · e-defter · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… 2009 yılında kayıt ve beyanlara intikal ettirilen sahte faturalar ile haksız olarak indirim konusu yapılan vergi ve cezalar nedeniyle 45.000,00 TL KDV, 30.442,50 TL «gecikme faizi», 6.000,00 TL özel usulsüzlük cezası olmak üzere toplam 81.442,50 TL'nin şirket tarafından ödendiği, «şirket müdürlerinin» kanunen tutulması gereken «defterlerin» intizamsız bir surette tutulması nedeniyle kanunun ve «esas sözleşmenin» ./.. kendilerine yüklediği «görevlerin» kasten veya ihmal sonucu olarak yapılmaması nedeniyle «şirketi zarara» uğrattıkları, oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları gerekçesiyle davanın kabulü ile 40.721,...
Dava, «limited şirket müdürü» olarak görev yapan davalının görev yaptığı süreçte «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak açılmış bulunan «sorumluluk davası» niteliğinde olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/14101 E. , 2018/7479 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/04/2016 tarih ve 2011/507-2016/826 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl kararı davalı vekili, ek kararı ise davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 27/11/2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı asil ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının davacı şirketin müdürü olduğunu, görevli olduğu dönemde davacı şirketin dava dışı ... Ltd. Şirketinden olan alacağına karşılık 432.000,00 TL bedelli beş adet çeki 30/04/2009 tarihinde tutanakla teslim almış olmasına rağmen bu çekleri şirket hesaplarına aktarmadığını ve şirket için kullandığını kanıtlayamadığını, bu suretle şirketin zararına yol açtığını ileri sürerek 432.000,00 TL'nin çeklerin teslim alındığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davaya konu çeklerin davacı şirket yetkilisi ... bilgisi dahilinde davalı tarafından teslim alındığını, çeklerin 300.000,00 TL'lik bölümünün şirketten olan alacağı nedeni ile davalı tarafından alındığını, kalan 132.000,00 TL bedelli çeklerin ise yine şirket ortağı ...'ın şirketten olan cari hesap alacağı nedeni ile bu kişiye verildiğini, şirkete ait çekleri nedensiz yere alı koymadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin müdürü olan davalının şirketin dava dışı ... Şirketinden olan alacağına karşılık düzenlenen toplam bedeli 432.000,00 TL olan beş adet çeki teslim aldığı, çeklerin ya da tahsil edilen bedellerinin şirket kayıtlarına aktarılması gerekirken, davalının cari hesap alacağı bulunduğunu ileri sürüp çeklerin bir bölümünü kendisinin aldığını, çek bedellerinin bir bölümünün ise ...'a aktardığını ileri sürmüş ise de, şirket kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarına göre bu kişilerin davacı şirketten alacaklı olduklarına ilişkin kayıt
olmadığı gibi, her ikisinin davacı şirkete borçlarının bulunduğu, şirketin ortaklarından borç para alması için ortaklar kurulu kararı gerekli olup, böyle bir karar alındığının ileri sürülmediği ve çek bedellerinin şirket işlerinde kullanıldığının usulüne uygun deliller ile kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 432.000,00 TL'nin 25/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekilinin talebi üzerine 18/05/2016 tarihli ek karar ile yargılama sırasında taşınmazlar üzerine koyulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, HMK'nın 392/2. maddesindeki teminatın iadesi koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin teminat mektubunun iadesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Asıl kararı davalı vekili, ek kararı ise davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkindir. Mülga 6762 sayılı ...'nın 556. maddesinde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacaktır. Bu maddeye göre sorumluluk davasının açılabilmesi için, bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunması gerekmekte olup bu husus dava şartıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uygulaması da aynı yöndedir ( m. 618/son ). Dava konusu olayda sorumluluk davası açılması için alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığından dava açma koşulu oluşmamış ise de bu husus yargılama sırasında tamamlanabilir.
Bu durumda mahkemece genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa mehil ve gerektiğinde kesin mehil verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin ek karara ilişkin temyiz isteminin incelemesine gelince; 6100 sayılı HMK’nın 392. maddesinde “İhtiyati tedbir talep edenin, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorunda olduğu, talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkemenin gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebileceği, adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesinin gerekmediği, asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminatın iade edileceği” belirtilmiş;
Bölge Adliye Ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin “Teminatların iadesi” başlıklı 217. maddesinde de “İhtiyati tedbir veya ihtiyati haciz taleplerinde teminat olarak yatırılan para, banka mektubu, tahvil ya da benzeri evrakın iadesinin istenmesi halinde yazı işleri müdürü teminatın iadesi için kanuni şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırıp bu hususu belgelendirerek görüşü ile birlikte dosyayı hakim veya başkana sunar. Teminat gösterilmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalktığının anlaşılması halinde mahkemece, teminatın iadesine karar verilir.” hükmü düzenlenmiştir. Davacı vekilinin üç adet taşınmazın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi yönünde verilen ihtiyati tedbirin ihtiyati haciz olarak düzeltilmesi, tedbirin teminatsız devamı, talepleri kabul edilmezse tedbirin kaldırılarak teminat mektubunun iadesi talebi üzerine mahkemece dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 10/11/2016 tarihli ek karar ile taşınmazlar üzerine konulan ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına, teminat mektubunun iadesine ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup, açıklanan hükümlerde yer alan usule ilişkin uygulama yapılmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiş, ek kararın bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının, davacı vekilinin ise ek karara yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle asıl kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin ek karara ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle, ek kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının, davacı vekilinin ise ek karara yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınıp yekdiğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 29/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/465065800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz