6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul kararı olmadan şirket yöneticisinin şirket taşınmazını kendine satışı kesin hükümsüzdür

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1146 E. 2024/1116 K. · · İlk derece: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Limited şirket ortağı ve münferit yetkili müdürünün, şirketin tasfiyeye yol açacak derecede önemli miktarda malvarlığını oluşturan taşınmazlarını genel kurul kararı olmaksızın kendisine satış yoluyla temlik etmesi halinde, bu işlem TTK 538 (eTTK 443) ve 643. maddeleri uyarınca askıda hükümsüzdür; genel kurulun icazet vermemesi (özellikle işlemin iptali için dava açması) halinde işlem baştan itibaren kesin hükümsüz hale gelir ve tapu kaydının iptaline karar verilmesi gerekir. Şirketin zarara uğraması halinde ortakların, muvazaalı işlemden zarar gören ortağın da tapu iptali ve tescil davası açma ehliyeti bulunmaktadır.

Ele alınan sorunlar

Davacı gerçek kişi ortakların dava açma (aktif husumet) ehliyeti → ret

Gerekçe: TTK 553/1 ve 555. maddeleri gereğince şirketin zarara uğraması halinde şirket ortaklarının dava açmaya hakları olduğu gibi, muvazaalı işlemden dolayı zarar gören şirket ortağının da taşınmazın tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep etmeye hakkı bulunduğundan, davacı gerçek kişi ortakların işbu davayı açmaya aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Genel kurul kararı olmadan yapılan önemli miktarda şirket malvarlığı satışının hukuki niteliği ve geçerliliği → ret

İddia: Davalı vekili, mahkemenin bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurmasının hatalı olduğunu, ortakların şirket malvarlığının paylaşımı ve şirketin tasfiyesi hususunda anlaştıklarını, satış sözleşmelerinden davacıların haberdar olduğunu, vergi yükünü hafifletmek amacıyla rayiç bedeller üzerinden satış yapıldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: 6102 sayılı TTK'nın 643. maddesinin yollamasıyla TTK 538. maddesi (eTTK 443) uyarınca, şirket tasfiye aşamasında bile olsa tasfiyeye yol açacak ölçüde şirket aktiflerinin toptan satılması şirket genel kuruluna ait mutlak bir yetkidir; söz konusu yetkinin genel kurul yerine yönetim kurulu veya yöneticilerce kullanılması yokluk sebebidir. Şirket adına kayıtlı dört ayrı taşınmazın satışının genel kurul kararı olmadan yapıldığı hususunda ihtilaf bulunmamakta olup, taşınmazların şirketin malvarlığı içinde önemli miktar teşkil ettiği belirlenmiştir. Genel kurul kararı olmadan yapılan önemli miktarda şirket varlığı satışının geçersizlik (hükümsüzlük) hali; doktrinde ve yargı uygulamasında kesin hükümsüzlük değil askıda hükümsüzlük olarak kabul edilmektedir. Öngörülen hükümsüzlüğün mutlak emredici şekilde düzenlenmediği, yapılan satışa genel kurul tarafından icazet verilebileceğinin kabulü gerekmekte olup, genel kurul tarafından icazet verilmesi ile işlem baştan bu yana hüküm doğuracaktır. Somut olayda genel kurul yapılan satışlara icazet vermediği gibi tapu iptali davası açtığından iradesini icazet vermeme yönünde göstermiş olup, davalı tarafından yapılan satış işlemi baştan itibaren kesin hükümsüz hale gelmiştir. Davalının şirketin tasfiyesi hususunda anlaşıldığı, şirket işlerinin kendisi tarafından yürütüldüğü, sermayenin kendisi tarafından konulduğuna ilişkin savunmaların hukuki bir değeri olmadığından dikkate alınmamasında isabetsizlik bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Limited şirket müdürünün, şirketin önemli miktarda malvarlığını oluşturan taşınmazını genel kurul kararı olmaksızın kendisine satış yoluyla devretmesi halinde bu işlemin hukuki niteliğinin (askıda hükümsüzlük/icazetin verilmemesi halinde kesin hükümsüzlük) belirlenmesi ve şirket ortağının bu nedenle tapu iptali davası açma ehliyetine ilişkin tespitleri nedeniyle emsal değer taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Davacı gerçek kişi ortakların (şirket adına muvazaalı işlemden zarar gördükleri gerekçesiyle) tapu iptali ve tescil davası açma ehliyeti (aktif husumet)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurulun devredilemez yetkileri askıda hükümsüzlük kesin hükümsüzlük icazet münferit temsil yetkisi şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğü aktif husumet ehliyeti yokluk

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 553/1TTK 555TTK 643TTK 538

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/1146

KARAR NO 2024/1116

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/05/2024

NUMARASI 2023/263 Esas 2024/342 Karar

DAVA

Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/07/2024

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; müvekkili ... ve ... ile davalı ...'ın, müvekkili şirketin ortakları ve aynı zamanda kardeş olduğunu, şirketin 3 ortağının da münferit imza yetkisine sahip olduğunu, davalının imza yetkisini kötüye kullanarak bilgileri dava dilekçesinde yazılı dava konusu taşınmazların tapusunu 16/03/2023 tarihinde kendi üzerine, birini de muhasebecisi ...'a devrettiğini, böylece şirketin üzerine kayıtlı bir mal varlığı kalmadığını, devir işleminden şirketin diğer yetkilileri ve ortakları olan davacıların bilgisi ve onayı olmadığını, taşımazların gerçek değerinden çok düşük bir miktara satıldığını, şirket muhasebecisine yaptığı satışta tapuda gösterilen değerin şirket hesaplarına ödendiğini ancak, bu bedelin de işlemin hemen akabinde şirket hesaplarından çekildiğini ve şirketin hesaplarının tamamen boş olduğunu, şirket yöneticisinin şirket adına olan yetkisini kötüye kullanarak şirket malının bedelsiz olarak kendi adına geçirdiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle İstanbul ili, Şişli İlçesi, ...

mah. ... ada, ... parselde kayıtlı 2, 3, 4 nolu dükkanlar ve 13 nolu mesken nitelikli taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptaline ve davacı şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; tarafların ortağı olduğu davacı şirketin tüm sermayesinin müvekkili tarafından ödendiğini, şirketin tüm iş ve işlemlerini müvekkilinin yürüttüğünü, şirket kar payının kardeşi olan davacılara ödendiğini, bu durumun bu şekilde devam etmesinin verdiği rahatsızlık üzerine ortakların bir araya gelerek şirketin tasfiyesi için karar alındığını, alınan kararla paylaşımın belirtilmesi rağmen kötüniyetli olarak eldeki davanın açıldığını, dava konusu taşınmaz üzerindeki devir işlenin kanunda sayılan tüm geçerlilik şartlarını taşıdığını, muvazaalı olarak gerçekleşmediğini, davacı taraf iddialarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; 6102 sayılı TTK"nın 644/1-b maddesinde aynı yasanın 395. maddesine atıf yapılmadığından, limited şirkete ortak olan müdürlerinin şirketle işlem yapması açıkça yasaklanmamış ise de; TTK'nın 626.maddesi gereğince şirket müdür ve yöneticilerinin şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğü bulunduğu, 643.maddesinin yollamasıyla aynı yasanın 538/2 maddesi uyarınca limited şirketin fesih ve tasfiyesine yol açabilecek ölçüde mal varlığının devri genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayıldığı, şirketin özvarlığının yitirilmesine, başka bir anlatımda fesih ve tasfiyesine sebebiyet verebilecek nitelikteki tasarruflar, genel kurulda TTK'nın 421. maddesinde öngörülen ve ortakların kullanacakları nitelikli oy oranıyla alacakları kararla mümkün olup, aksi yöndeki işlem ve tasarruflar geçersiz olduğu, dava konusu taşınmazların TTKnın 538/2.maddesi kapsamında önemli miktarda davacı şirketin aktiflerini oluşturup oluşturmadığı hususunda inceleme yaptırıldığı;

alınan bilirkişi raporunda; davacı şirketin 2023 yılına ait bilançosunda 2 nolu bağımsız bölümün kayıtlı değerinin 50.250-TL, 3 nolu bağımsız bölümün 25.100-TL, 4 nolu bağımsız bölümün 25.150- TL, 13 nolu bağımsız bölümün 80.250- TL olduğu, bu kayıtlı değerlerin şirketin aktif toplamı olan 9.835.832,98- TL içerisinde %1.84 oranını oluşturduğu, taşınmazların güncel değerler üzerinden yapılan hesaplamalara göre değerlerinin 22.512.250-TL olduğu ve toplam kayıtlı bilanço aktif değerinin (9.835.832,98 TL / 22.512.250-TL=) %228,87 oranını oluşturduğu, bu anlamda rayiç değerlere göre dava konusu bağımsız bölümlerin davacı şirketin aktiflerini önemli miktarını oluşturduğu, Beyoğlu ... Noterliğince 14 Ekim 2002 tarihli ...

yevmiye numaralı tasdikli Karar defterine göre, 2, 3, 4 ve 13 nolu bağımsız bölümlerin satışı ile olarak ortaklar kurulu kararı alınmadığı, davalı ... tarafından 22.03.2023 tarihinde davacı şirketin banka hesaplarına 905.000-TL ve 398.000-TL olmak üzere toplam 1.303.000-TL yatırıldığı, yatırılan bu ödemenin aynı tarihte davalı tarafından şirket hesaplarından çekildiğinin belirlendiğini, davacı şirketin mülkiyetinde olan ve elden çıkartılmaları durumunda şirketin özvarlığının kaybedilmesine sebebiyet verebilecek nitelikteki dava konusu taşınmazların, aynı zamanda davacı şirketin ortağı ve müdürü olan davalıya satış suretiyle devrine ilişkin hukuki işlemlerin; şirket ortaklar kurulu alınmaksızın gerçekleştirilmesi ve yöneticinin/müdürün şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğünü ihlal eder nitelikte işlemler olması nedeniyle geçersiz oldukları ve bu nedenle iptal edilmeleri gerektiği sonucuna varıldığından, davanın kabulüne dava konusu taşınmazların tapularının iptali ile davacı şirket adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; davacıların şirketin işleri ile ilgilenmediği gibi şirketin yapılan tüm işlerini müvekkili üzerinde bıraktıklarını, kardeşlerinin mağdur olmaması, ekonomik bir kaygı gütmemeleri için şirketten kendilerine gösterilen hisse oranında kar payı ödemesi yaptığını, tüm hisse sahiplerinin şirket üzerindeki malların kendi aralarında paylaşımı ve şirketin tasfiye edilmesi hususunda karar aldıklarını, satış sözleşmelerinden haberdar oldukları halde kötüniyetle dava açıldığını, davacıların şirketin taşınmazlarını temlik aldıktan sonra ödemesi gereken bedeli ödemediği, söz konusu satışlara ilişkin faturaların tarafların ortak olduğu şirket tarafından kesildiğinden şirketin vergi yükünü hafifletmek maksatlı olarak rayiç bedeller üzerinden satışların yapıldığını, bilirkişi raporunda aleyhe olan hususları kabul etmeyerek itiraz ettiklerini, mahkemece ek rapor talebinin reddedilerek maddi hata ve yanlış hesaplama sonucu hazırlanan bilirkişi raporuna bağlı kalarak karar verildiğini, kararın müvekkili yararına kaldırılarak yeni bir hüküm kurulmasına, aksi halde yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; davacı şirket adına kayıtlı iken satış suretiyle şirket ortağı ve münferit yetkili müdürü olan davalı adına tescil edilen dava konusu 4 adet taşınmazın tapu kaydının iptalleri ile davacı şirket adına tescili istemine ilişkindir. Davacı gerçek kişiler davacı şirketin 1/3 oranında paydaşlarıdır.TTK 553/1 ve 555 maddeleri gereğince şirketin zarara uğraması halinde, şirket ortaklarının dava açmaya hakları olduğu gibi muvazaalı işlemden dolayı zarar gören şirket ortağının da taşınmazın tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep etmeye hakkı bulunduğundan davacı gerçek kişi ortakların işbu davayı açmaya aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır (Yargıtay 11.HD nin 2014/1111 esas - 2014/18464 karar sayılı emsal ilamı).

Getirtilen tapu kayıtları ile resmi senet içeriğinden; dükkan ve mesken nitelikli 4 adet bağımsız bölüm taşınmazın, davacı şirket adına kayıtlı iken, şirketi temsilen yetkilisi davalı ...'ın, ...'a verdiği vekaletname ile ve 16/03/2023 tarihli ... yevmiye nolu işlemle davacı şirketin ortağı ve münferit yetkilisi olan davalı ...'a satış suretiyle temlik edildiği,bilirkişi incelemesinde satış ve devir tarihi itibariyle taşınmazlarının rayiç değerlerinin 13.724.575-TL olduğu hesaplanmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 643. maddesinin yollamasıyla, TTK 538. maddesi (eTTK 443) uyarınca, şirket tasfiye aşamasında bile olsa, tasfiyeye yol açacak ölçüde şirket aktiflerinin toptan satılması şirket genel kuruluna ait mutlak bir yetkidir.

Söz konusu yetkinin genel kurul yerine yönetim kurulu veya yöneticilerce kullanılması yokluk sebebidir.(Yargıtay 11 HD nin 2020/8038 esas, 2022/4957 karar sayılı 16.06.2022 tarihli ilamı ) Şirket adına kayıtlı dört ayrı taşınmazın satışının genel kurul kararı olmadan yapıldığı hususunda ihtilaf yoktur. Taşınmazların şirketin malvarlığı içinde önemli miktar teşkil ettiği belirlenmiştir.Bu nokta da genel kurul kararı olmadan yapılan önemli miktarda şirket varlığı satışının geçersizlik (hükümsüzlük )halinin ne olduğunun üzerinde durulması gerekmektedir. Doktrinde ve yargı uygulamasında ; bu halde yapılan satış işleminin akıbeti ,kesin hükümsüzlük değil askıda hükümsüzlük olarak kabul edilmektedir.

Öngörülen hükümsüzlüğün mutlak emredici şekilde düzenlenmediği,yapılan satışa genel kurul tarafından icazet verilebileceğinin kabulü gerektiğinden genel kurul tarafından icazet verilmesi ile işlem baştan bu yana hüküm doğuracaktır. Ancak ;somut olayda ise genel kurul yapılan satışlara icazet vermediği gibi tapu iptali davası açtığından iradesini icazet vermeme yönünde göstermiş olup,davalı tarafından yapılan satış işlemi baştan itibaren kesin hükümsüz hale gelmiştir. Yapılan incelemelerde davacı şirketin tasfiyeye yol açacak derecede önemli miktarda malvarlığını teşkil eden dava konusu taşınmazların davalı tarafından münferiden temsil ve ilzam yetkisi nedeniyle kendisi tarafından genel kurul kararı olmaksızın satın alındığı anlaşılmakla ,yapılan satış işleminin kesin hükümsüz olduğu ,davalının şirketin tasfiyesi hususunda anlaşıldığı ,şirket işlerinin kendisi tarafından yürütüldüğü,sermayenin kendisi tarafından konulduğuna ilişkin savunmaların hukuki bir değeri olmadığından dikkate alınmamasında isabetsizlik bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; kesin hükümsüz olan tapu devri işleminin iptaline karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş ,istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 937.525,72-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 234.381,43-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 703.144,29‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.16/07/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/46483 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.