Sermayenin tamamlanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/14027 E. 2018/7315 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermayenin tamamlanması↗ yedek akçe↗ esas sözleşme↗ şirket merkezi mahkemesi↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ ara karar↗ dürüstlük kuralı↗ iptal davası↗ anonim şirket↗ bilirkişi incelemesi↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava konusu ettiği davalı şirketin 20/08/2014 tarihli 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan gündemin 2, 3, 4, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararlarının ....nın 445. maddesi kapsamında, kanun veya esas sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinin söylenemeyeceği, iddiaların genel kurul kararlarının iptalini sağlayacak nitelikte olmadığı, ....nın 447. maddesi kapsamında batıl olarak da kabul edilecek nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı anonim şirketin 20/08/2014 tarihli genel kurulunda alınan 2, 3, 4, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle iptali isteğine ilişkindir. Dava konusu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 445. maddesi uyarınca, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği düzenlenmiştir. Davalı şirketin dava konusu 20/08/2014 tarihli genel kurulunun 9. gündem maddesiyle şirket sermayesinin 64.039.220,16 TL’den 154.039.220,16 TL’ye arttırılmasına ve şirket esas sözleşmesinin “şirketin sermayesi” başlıklı 6. maddesinin tadiline oy çokluğuyla karar verilmiştir.
6102 sayılı ...'nın 376. maddesine göre “Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer. Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkarttırıp denetçiye verir. Denetçi bu ara bilançoyu, en çok yedi iş günü içinde inceler ve değerlendirmeleri ile önerilerini bir rapor hâlinde yönetim kuruluna sunar. Önerilerde 378 inci maddede düzenlenen erken teşhis komitesinin önerilerinin de dikkate alınması şarttır. Rapordan, aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister; meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru iflas bildirimi olarak kabul olunur.”
Somut olayda, bilirkişi raporuyla davalı şirketin 31/12/2013 tarihli bilançosuna göre aktiflerinin borçlarını karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı, ancak 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararın sermaye ve yasal yedek akçenin yarısından ve ayrıca 2/3’ünden fazla olduğu bildirilmiştir. ...’nın 376. maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer. Sermayenin tamamlanması ibaresiyle esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda arttırılması veya bilanço zararlarının kapatılması kasdedilmekte olup şirket genel kurulu doğrudan sermayenin arttırılmasına dair bir karar ittihaz edemez. Önce esas sermayeyi 1/3’e indirmeli sonra 3/3’e tamamlayıcı arttırmayı yapmalıdır. Yani tamamlama işleminin sona ermesi halinde esas sermaye gene eski düzeyini bulacaktır. (Poroy, Tekinalp, Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, s.734) Dolayısıyla, 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararının sermaye ve yasal yedek akçesinin 2/3’ünden fazla olduğu anlaşılan davalı şirkette genel kurulca ...’nın 376. maddesi uyarınca açıklanan kararlar alınabilecek olup sermaye arttırım kararı alınamayacaktır. Bu suretle de, dava konusu davalı anonim şirket genel kurul toplantısında alınan 9. maddeye yönelik davanın kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle bu maddenin iptali isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Borca batık şirkette sermaye azaltımı yapılmadan artırım kararı iptal edilemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5934 E. 2025/4434 K.
Ortak:genel kurul kararının iptali · yedek akçe · dürüstlük kuralı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava konusu ettiği davalı şirketin 20/08/2014 tarihli 2013 yılı «olağan genel kurul» toplantısında alınan gündemin 2, 3, 4, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararlarının ....nın 445. maddesi kapsamında, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinin söylenemeyeceği, iddiaların «genel kurul kararlarının iptalini» sağlayacak nitelikte olmadığı, ....nın 447. maddesi kapsamında batıl olarak da kabul edilecek nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir …
Dava konusu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 445. maddesi uyarınca, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde «iptal davası» açabileceği düzenlenmiştir.
6102 sayılı ...'nın 376. maddesine göre “Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni «yedek akçeler» toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, «yönetim kurulu», genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.
Benzer bu karardaDairemizin 2018/3542 E., 2020/600 K. ve 21.01.2020 tarihli emsal kararında da belirtildiği üzere; sermaye şirketinin TTK'nın 376. maddesi uyarınca «sermayesini tamamlamak» zorunda olduğu, aksi halde şirketin faaliyetlerinin sona ereceği, «yedek akçe» bulunduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının ispatlanamadığı, bu durumda davalı şirketin «sermaye artırılmasına» dair kararının yasa, ana sözleşme ile «dürüstlük kurallarına» aykırı olmadığı, dolayısıyla alınan kararın iptali şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlend …
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 28.04.2022 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısında sermayenin 7.100.000,00 TL’den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini, yönetim kurulunca hazırlanan 06.04.2022 tarihli raporun kanunun aradığı şartları taşımadığını, müvekkillerinin şirket içindeki paylarını azaltmaya yönelik olarak şirket sermayesinin yaklaşık üç katına çıkarıldığını, önceki sermayenin ödenip ödenmediğinin, sermayeye iç kaynaklardan aktarılabilecek bir fon olup olmadığının ispatlanamadığını, genel kurulda da talebe rağmen bu hususlarda bilgi verilmediğini, şirketin bilanço ve finansal evraklarının incelettirilmediğini, ayrıca «sermaye artırımı» kararının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, şirketinin tamamının ele geçirilmesi saikiyle hareket edildiğini ileri sürerek 28.04.2022 tarihli genel kurulun yok hükmünde olduğunun tespitine, …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılara «sermaye artırımından» kaynaklanan rüçhan haklarını kullanabileceklerinin belirtildiği, buna rağmen davacıların bu haklarını kullanmadıkları, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre sermaye artırım kararının keyfi olarak değil bir ihtiyaçtan ve zorunluluktan dolayı alındığı, davacıların 15.09.2021 tarihine kadar «yönetim kurulu üyeliğini» yürüttüklerinden anılan tarihe kadar şirketin mali kayıtlarından haberdar olmadıklarına ilişkin iddianın da yerinde olmayacağı, bilirkişi raporunda «yedek akçe» bulunduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının somut olarak ortaya konulamadığı, alınan kararın «esas sözleşme» ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye kaybı · sermaye artırımı
Benzer bu karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «olağanüstü genel kurul» toplantısının esas sermayenin arttırılmasına ilişkin 3. gündem maddesi ile sermayenin 7.100.000,00 TL'den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına dair karar alındığı, yapılan «bilirkişi incelemesinde» de şirketin özvarlığının (-9.280.997,22 TL) hesaplandığı ve şirketin sermayesinin tamamını kaybettiğinin belirlendiği, davacılar vekilince «kayyım» raporunda aynı döneme ilişkin olarak özvarlığın (-6.107.136,91 TL) hesaplandığı ileri sürülmüşse de bu rapora göre de sonucun değişmeyeceği, (-6.107.136,91-TL/7.100.000 TL) olmakla «yedek akçe» de bulunmadığından sermayenin 2/3 ünden fazlasının kaybedildiği, davacıların «sermaye artırımı» kararına muhalif kaldıkları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 376/1-2 hükmü gereği davalı şirketin sermayesinin 1/3'ü ile yetinme veya eksik «sermayeyi tamamlama» konusunda bir karar alınmamış olduğu, her ne kadar Ticaret Bakanlığı'nca çıkarılan 6102 sayılı Kanun'un 376. maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10. maddesinde "sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda sermaye artırımına karar verilebileceği gibi (a bendi), sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden de sermaye artırımına karar verebileceği (b bendi) düzenlenmişse de kanunda öngörülen oranda «sermaye kaybı» halinde uygulanması gereken kanun hükümlerine aykırı bir düzenleme yapıldığının anlaşıldığı, Yargıtay 11.
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 28.04.2022 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısında sermayenin 7.100.000,00 TL’den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini, yönetim kurulunca hazırlanan 06.04.2022 tarihli raporun kanunun aradığı şartları taşımadığını, müvekkillerinin şirket içindeki paylarını azaltmaya yönelik olarak şirket sermayesinin yaklaşık üç katına çıkarıldığını, önceki sermayenin ödenip ödenmediğinin, sermayeye iç kaynaklardan aktarılabilecek bir fon olup olmadığının ispatlanamadığını, genel kurulda da talebe rağmen bu hususlarda bilgi verilmediğini, şirketin bilanço ve finansal evraklarının incelettirilmediğini, ayrıca «sermaye artırımı» kararının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, şirketinin tamamının ele geçirilmesi saikiyle hareket edildiğini ileri sürerek 28.04.2022 tarihli genel kurulun yok hükmünde olduğunun tespitine, …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların 15.09.2021 tarihine kadar «yönetim kurulu» üyesi olduklarını, şirketin mali durumundan haberdar olduklarını, «sermaye artırım» kararının usul ve yasaya aykırı bir yönü bulunmadığını, davacılara rüçhan haklarını kullanmaları yönünde bildirim yapılmasına rağmen davacıların bu haklarını kulla …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılara «sermaye artırımından» kaynaklanan rüçhan haklarını kullanabileceklerinin belirtildiği, buna rağmen davacıların bu haklarını kullanmadıkları, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre sermaye artırım kararının keyfi olarak değil bir ihtiyaçtan ve zorunluluktan dolayı alındığı, davacıların 15.09.2021 tarihine kadar «yönetim kurulu üyeliğini» yürüttüklerinden anılan tarihe kadar şirketin mali kayıtlarından haberdar olmadıklarına ilişkin iddianın da yerinde olmayacağı, bilirkişi raporunda «yedek akçe» bulunduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının somut olarak ortaya konulamadığı, alınan kararın «esas sözleşme» ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6150 E. 2023/6213 K.
Ortak:sermayenin tamamlanması · yedek akçe · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaAksi hâlde mahkemeye «bilirkişi incelemesi» için yapılmış başvuru «iflas» bildirimi olarak kabul olunur.” Somut olayda, bilirkişi raporuyla davalı şirketin 31/12/2013 tarihli bilançosuna göre aktiflerinin borçlarını karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı, ancak 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararın sermaye ve yasal «yedek akçenin» yarısından ve ayrıca 2/3’ünden fazla olduğu bildirilmiştir. ...’nın 376. maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya «sermayenin tamamlanmasına» karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava konusu ettiği davalı şirketin 20/08/2014 tarihli 2013 yılı «olağan genel kurul» toplantısında alınan gündemin 2, 3, 4, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararlarının ....nın 445. maddesi kapsamında, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinin söylenemeyeceği, iddiaların «genel kurul kararlarının iptalini» sağlayacak nitelikte olmadığı, ....nın 447. maddesi kapsamında batıl olarak da kabul edilecek nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir …
Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni «yedek akçeler» toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya «sermayenin tamamlanmasına» karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.
Benzer bu kararda… sasına göre çıkarılan 31.12.2014 tarihli bilançosunda özkaynaklarının (+)133.287,72 TL, davalının itirazına göre yeniden yapılan hesaplamaya göre 02.11.2015 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantı tarihi itibariyle (+)62.968,11 TL (aktifi azaltıcı unsur birikmiş «amortisman» «dahil») olduğu, genel kurul kararında belirtildiği gibi özkaynakların (-) olmadığı, yapılacak olan «sermaye artırımında» yeni sermaye tutarının özvarlığının 2/3 «kaybını» karşılayacak şekilde olması gerekeceği, bu duruma göre sermayenin 2/3'si «266».666,67 TL'den özkaynak toplamının 133.287,72 TL çıkarıldığında artırılabilecek sermaye tutarının 133.378,95 TL olacağı, davaya konu genel kurulda ise artırılacak sermaye tutarının 300.000,00 TL olarak belirlenmiş olmasının yani sermayenin bir anda % 75 oranında artırılmasının ortakların durumlarını ağırlaştırabileceğinin yapılan «bilirkişi incelemesiyle» anlaşıldığı, taraflar arasında sürmekte olan ortaklıktan çıkmaya ilişkin Çorum 1.
… ı karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 376 ncı maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni «yedek akçeler» toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya «sermayenin tamamlanmasına» karar vermediği takdirde şirketin kendiliğinden sona ereceğinin düzenlendiği, sermayenin tamamlanması ibaresiyle esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda arttırılması veya bilanço zararlarının kapatılması kasdedilmekte olduğu, şirket genel kurulu doğrudan sermayenin arttırılmasına dair bir karar ittihaz edilemeyeceği, önce esas sermayeyi 1/3’e indirmesi sonra 3/3’e tamamlayıcı arttırmanın yapması gerektiği, yani tamamlama işleminin sona ermesi halinde esas sermaye yine eski düzeyini bulacağı, dolayısıyla, 2014 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararının sermaye ve yasal yedek akçesinin 2/3’ünden fazla olduğu anlaşılan davalı şirkette genel kurulca 6102 sayılı Kanun'un 376 ncı maddesi uyarınca açıklanan kararlar alınabileceği, sermaye arttırım kararı alınamayacağı, bu durum karşısında, «sermaye artırım» kararının öz sermayenin korunmasından çok davacı ortağın durumunun ağırlaştırılması amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 02.11.2015 ta …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, sermaye arttırımına ilişkin «olağanüstü genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sermaye kaybı · objektif iyi niyet kuralı · amortisman · imza yetkisi · ortaklıktan çıkma · i̇i̇k 266 · ba beyannamesi · istinaf başvurusunun reddi
Benzer bu kararda… sasına göre çıkarılan 31.12.2014 tarihli bilançosunda özkaynaklarının (+)133.287,72 TL, davalının itirazına göre yeniden yapılan hesaplamaya göre 02.11.2015 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantı tarihi itibariyle (+)62.968,11 TL (aktifi azaltıcı unsur birikmiş «amortisman» «dahil») olduğu, genel kurul kararında belirtildiği gibi özkaynakların (-) olmadığı, yapılacak olan «sermaye artırımında» yeni sermaye tutarının özvarlığının 2/3 «kaybını» karşılayacak şekilde olması gerekeceği, bu duruma göre sermayenin 2/3'si «266».666,67 TL'den özkaynak toplamının 133.287,72 TL çıkarıldığında artırılabilecek sermaye tutarının 133.378,95 TL olacağı, davaya konu genel kurulda ise artırılacak sermaye tutarının 300.000,00 TL olarak belirlenmiş olmasının yani sermayenin bir anda % 75 oranında artırılmasının ortakların durumlarını ağırlaştırabileceğinin yapılan «bilirkişi incelemesiyle» anlaşıldığı, taraflar arasında sürmekte olan ortaklıktan çıkmaya ilişkin Çorum 1.
… n 18.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda "Öz kaynakların 45,61TL tutarında sermayenin 1/3 oranı karşılamadığı tespit edilmiştir" denildiğini, raporun sonuç kısmında «sermaye artırımına» gerek olduğunun kabul edildiğini, şirketin kurumlar vergisi «beyannamesinde», 01.01.2015 ile 31.12.2015 tarihleri arasını gösterir mizanında, işletme ayrıntılı bilançosunda görüldüğü üzere şirketin sermaye artırımına acil ihtiyaç duyduğunun açık olduğunu, Mahkemece davacı ortağın durumunu ağırlaştırmaya yönelik sermaye artırımına gidildiği gerekçesinin bilirkişi raporundaki subjektif görüşe dayandığını, bu gerekçenin gerçeklerle bağdaşmadığını, bilirkişi tarafından uzmanlık alanı dışında kalan ve Mahkemenin «yetkisinde» olan hususlarda yaptığı yorumların Mahkemece dikkate alınmaması gerektiğini, bilirkişilerce sağlıksız ve eksik bilgi ile değerlendirme yapıldığını, zira iyi niyet değerlendirmesi yapılırken davacının «ortaklıktan çıkma» davası olduğunun belirtildiğini, oysa ki ortaklıktan çıkma davasının reddedildiğini, davalının kötü niyetli olmadığını, şirketin kendiliğinden sona ermemesi ve dev …
… lduğunu, davalı şirketin 1996 yılından bu yana hidrolik ve pompa elemanları üretimi sektöründe faaliyet gösterdiğini, kurulduğu tarihten itibaren davacının şirkette «temsil» ve «imza yetkisi» ile bizzat şirket işlerinin başında bulunduğunu, 20.05.2008 tarihli karar ile davacının imza ve temsil «yetkisinin» beş yıllığına uzatıldığını, ancak davacının şirket faaliyetleri için yurt dışında olduğu esnada 16.06.2008 tarihli kararla davacının yokluğunda ve bilgisi dışında …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 200/318 E. sayılı dosyası ile de şirket ortaklığından ayrılması ve şirket mallarından payına düşen meblağın malen veya reeskont faiziyle nakden kendisine ödenmesi talebiyle davalar açtığını, açılmış olan bu «ortaklıktan çıkma» davasının «derdest» olduğunu, bu davaların haricinde davalı şirketin almış olduğu «genel kurul kararlarının iptali» için açmış oldukları davanın da Çorum 1.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6150 E. 2023/6213 K.
Ortak:sermayenin tamamlanması · yedek akçe · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaAksi hâlde mahkemeye «bilirkişi incelemesi» için yapılmış başvuru «iflas» bildirimi olarak kabul olunur.” Somut olayda, bilirkişi raporuyla davalı şirketin 31/12/2013 tarihli bilançosuna göre aktiflerinin borçlarını karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı, ancak 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararın sermaye ve yasal «yedek akçenin» yarısından ve ayrıca 2/3’ünden fazla olduğu bildirilmiştir. ...’nın 376. maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya «sermayenin tamamlanmasına» karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava konusu ettiği davalı şirketin 20/08/2014 tarihli 2013 yılı «olağan genel kurul» toplantısında alınan gündemin 2, 3, 4, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararlarının ....nın 445. maddesi kapsamında, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinin söylenemeyeceği, iddiaların «genel kurul kararlarının iptalini» sağlayacak nitelikte olmadığı, ....nın 447. maddesi kapsamında batıl olarak da kabul edilecek nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir …
Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni «yedek akçeler» toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya «sermayenin tamamlanmasına» karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.
Benzer bu kararda… sasına göre çıkarılan 31.12.2014 tarihli bilançosunda özkaynaklarının (+)133.287,72 TL, davalının itirazına göre yeniden yapılan hesaplamaya göre 02.11.2015 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantı tarihi itibariyle (+)62.968,11 TL (aktifi azaltıcı unsur birikmiş «amortisman» «dahil») olduğu, genel kurul kararında belirtildiği gibi özkaynakların (-) olmadığı, yapılacak olan «sermaye artırımında» yeni sermaye tutarının özvarlığının 2/3 «kaybını» karşılayacak şekilde olması gerekeceği, bu duruma göre sermayenin 2/3'si «266».666,67 TL'den özkaynak toplamının 133.287,72 TL çıkarıldığında artırılabilecek sermaye tutarının 133.378,95 TL olacağı, davaya konu genel kurulda ise artırılacak sermaye tutarının 300.000,00 TL olarak belirlenmiş olmasının yani sermayenin bir anda % 75 oranında artırılmasının ortakların durumlarını ağırlaştırabileceğinin yapılan «bilirkişi incelemesiyle» anlaşıldığı, taraflar arasında sürmekte olan ortaklıktan çıkmaya ilişkin Çorum 1.
… ı karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 376 ncı maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni «yedek akçeler» toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya «sermayenin tamamlanmasına» karar vermediği takdirde şirketin kendiliğinden sona ereceğinin düzenlendiği, sermayenin tamamlanması ibaresiyle esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda arttırılması veya bilanço zararlarının kapatılması kasdedilmekte olduğu, şirket genel kurulu doğrudan sermayenin arttırılmasına dair bir karar ittihaz edilemeyeceği, önce esas sermayeyi 1/3’e indirmesi sonra 3/3’e tamamlayıcı arttırmanın yapması gerektiği, yani tamamlama işleminin sona ermesi halinde esas sermaye yine eski düzeyini bulacağı, dolayısıyla, 2014 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararının sermaye ve yasal yedek akçesinin 2/3’ünden fazla olduğu anlaşılan davalı şirkette genel kurulca 6102 sayılı Kanun'un 376 ncı maddesi uyarınca açıklanan kararlar alınabileceği, sermaye arttırım kararı alınamayacağı, bu durum karşısında, «sermaye artırım» kararının öz sermayenin korunmasından çok davacı ortağın durumunun ağırlaştırılması amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 02.11.2015 ta …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, sermaye arttırımına ilişkin «olağanüstü genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sermaye kaybı · objektif iyi niyet kuralı · amortisman · imza yetkisi · ortaklıktan çıkma · i̇i̇k 266 · ba beyannamesi · istinaf başvurusunun reddi
Benzer bu kararda… sasına göre çıkarılan 31.12.2014 tarihli bilançosunda özkaynaklarının (+)133.287,72 TL, davalının itirazına göre yeniden yapılan hesaplamaya göre 02.11.2015 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantı tarihi itibariyle (+)62.968,11 TL (aktifi azaltıcı unsur birikmiş «amortisman» «dahil») olduğu, genel kurul kararında belirtildiği gibi özkaynakların (-) olmadığı, yapılacak olan «sermaye artırımında» yeni sermaye tutarının özvarlığının 2/3 «kaybını» karşılayacak şekilde olması gerekeceği, bu duruma göre sermayenin 2/3'si «266».666,67 TL'den özkaynak toplamının 133.287,72 TL çıkarıldığında artırılabilecek sermaye tutarının 133.378,95 TL olacağı, davaya konu genel kurulda ise artırılacak sermaye tutarının 300.000,00 TL olarak belirlenmiş olmasının yani sermayenin bir anda % 75 oranında artırılmasının ortakların durumlarını ağırlaştırabileceğinin yapılan «bilirkişi incelemesiyle» anlaşıldığı, taraflar arasında sürmekte olan ortaklıktan çıkmaya ilişkin Çorum 1.
… n 18.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda "Öz kaynakların 45,61TL tutarında sermayenin 1/3 oranı karşılamadığı tespit edilmiştir" denildiğini, raporun sonuç kısmında «sermaye artırımına» gerek olduğunun kabul edildiğini, şirketin kurumlar vergisi «beyannamesinde», 01.01.2015 ile 31.12.2015 tarihleri arasını gösterir mizanında, işletme ayrıntılı bilançosunda görüldüğü üzere şirketin sermaye artırımına acil ihtiyaç duyduğunun açık olduğunu, Mahkemece davacı ortağın durumunu ağırlaştırmaya yönelik sermaye artırımına gidildiği gerekçesinin bilirkişi raporundaki subjektif görüşe dayandığını, bu gerekçenin gerçeklerle bağdaşmadığını, bilirkişi tarafından uzmanlık alanı dışında kalan ve Mahkemenin «yetkisinde» olan hususlarda yaptığı yorumların Mahkemece dikkate alınmaması gerektiğini, bilirkişilerce sağlıksız ve eksik bilgi ile değerlendirme yapıldığını, zira iyi niyet değerlendirmesi yapılırken davacının «ortaklıktan çıkma» davası olduğunun belirtildiğini, oysa ki ortaklıktan çıkma davasının reddedildiğini, davalının kötü niyetli olmadığını, şirketin kendiliğinden sona ermemesi ve dev …
… lduğunu, davalı şirketin 1996 yılından bu yana hidrolik ve pompa elemanları üretimi sektöründe faaliyet gösterdiğini, kurulduğu tarihten itibaren davacının şirkette «temsil» ve «imza yetkisi» ile bizzat şirket işlerinin başında bulunduğunu, 20.05.2008 tarihli karar ile davacının imza ve temsil «yetkisinin» beş yıllığına uzatıldığını, ancak davacının şirket faaliyetleri için yurt dışında olduğu esnada 16.06.2008 tarihli kararla davacının yokluğunda ve bilgisi dışında …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 200/318 E. sayılı dosyası ile de şirket ortaklığından ayrılması ve şirket mallarından payına düşen meblağın malen veya reeskont faiziyle nakden kendisine ödenmesi talebiyle davalar açtığını, açılmış olan bu «ortaklıktan çıkma» davasının «derdest» olduğunu, bu davaların haricinde davalı şirketin almış olduğu «genel kurul kararlarının iptali» için açmış oldukları davanın da Çorum 1.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2197 E. 2015/3596 K.
Ortak:yedek akçe · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda6102 sayılı ...'nın 376. maddesine göre “Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni «yedek akçeler» toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, «yönetim kurulu», genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.
Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni «yedek akçeler» toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya «sermayenin tamamlanmasına» karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.
Aksi hâlde mahkemeye «bilirkişi incelemesi» için yapılmış başvuru «iflas» bildirimi olarak kabul olunur.” Somut olayda, bilirkişi raporuyla davalı şirketin 31/12/2013 tarihli bilançosuna göre aktiflerinin borçlarını karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı, ancak 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararın sermaye ve yasal «yedek akçenin» yarısından ve ayrıca 2/3’ünden fazla olduğu bildirilmiştir. ...’nın 376. maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya «sermayenin tamamlanmasına» karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.
Benzer bu kararda… , iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların 2010 yılı bilançosuna dayalı olarak işbu davayı açtıkları, 31.12.2010 tarihi itibarı ile «kaydi» değerlere göre davalı şirketin öz varlığının (-) 4.510.666,68 TL olmakla borca batık durumda bulunduğu, aynı tarih itibariyle rayiç değerlere göre hazırlanan bilançoya göre ise öz varlık toplamı 730.438,24 TL olduğundan «borca batıklıktan» söz edilemeyeceği, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği, davanın açıldığı tarih itibariyle de davaya 6102 sayılı TTK'nın uygulanacağı, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı Kanunda yer alan "«son» yıllık bilanço" hükmü gözetilerek 2011 yılı «bilançosu esas» alınması gerektiği, buna göre de davalı şirketin 31.12.2012 tarihi itibariyle borca batık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, davacılar vekili dava dilekçesinde ve yargılama esnasında, davalı şirketin sermaye ve kanuni «yedek akçelerinin» tamamını yitirdiği halde şirket yönetiminin 6102 sayılı TTK'nın 376'ncı maddesindeki gereklilikleri yerine getirmediği iddiasının yanında davalı şirketin işletme konusunun imkansız hale geldiğini, şirket yöneticilerinin davalı şirketin bir kısım demirbaş ve makinelerini kendilerine ait şirketlere aktarararak davalı şirketi gayri faal hale getirdiklerini, makine ve techizatın bu şekilde başka şirketlere aktarıldığı hususunda tespit raporu bulunduğunu, TTK'nın 531/1'inci maddesi uyarınca haklı sebeplerin varlığı halinde «şirketin feshine» karar verileceğini ileri sürmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilanço esası · borca batıklık · şirketin feshi · fesih · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… , iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların 2010 yılı bilançosuna dayalı olarak işbu davayı açtıkları, 31.12.2010 tarihi itibarı ile «kaydi» değerlere göre davalı şirketin öz varlığının (-) 4.510.666,68 TL olmakla borca batık durumda bulunduğu, aynı tarih itibariyle rayiç değerlere göre hazırlanan bilançoya göre ise öz varlık toplamı 730.438,24 TL olduğundan «borca batıklıktan» söz edilemeyeceği, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği, davanın açıldığı tarih itibariyle de davaya 6102 sayılı TTK'nın uygulanacağı, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı Kanunda yer alan "«son» yıllık bilanço" hükmü gözetilerek 2011 yılı «bilançosu esas» alınması gerektiği, buna göre de davalı şirketin 31.12.2012 tarihi itibariyle borca batık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, davacılar vekili dava dilekçesinde ve yargılama esnasında, davalı şirketin sermaye ve kanuni «yedek akçelerinin» tamamını yitirdiği halde şirket yönetiminin 6102 sayılı TTK'nın 376'ncı maddesindeki gereklilikleri yerine getirmediği iddiasının yanında davalı şirketin işletme konusunun imkansız hale geldiğini, şirket yöneticilerinin davalı şirketin bir kısım demirbaş ve makinelerini kendilerine ait şirketlere aktarararak davalı şirketi gayri faal hale getirdiklerini, makine ve techizatın bu şekilde başka şirketlere aktarıldığı hususunda tespit raporu bulunduğunu, TTK'nın 531/1'inci maddesi uyarınca haklı sebeplerin varlığı halinde «şirketin feshine» karar verileceğini ileri sürmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/14027 E. , 2018/7315 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... . Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/12/2015 tarih ve 2014/1524-2015/1084 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 20.11.2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 20/08/2014 tarihli olağan genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara olumsuz oy kullandığını ve muhalefetini bildirdiğini, faaliyet raporunun okunmaması ve bunlarla ilgili hususların müzakere edilmemiş olması nedeniyle gündemin 2. maddesinin, finansal tabloların okunmaması ve bunlarla ilgili hususların müzekere edilmemiş olması nedeniyle gündemin 3. maddesinin, yönetim kurulu üyelerinden ..., A..., ..., ... ve ...'ın ibrasına ilişkin gündemin 4. maddesinin, şirket denetçisinin seçimine ilişkin gündemin 6. maddesinin, yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesine ilişkin gündemin 7. maddesinin, yönetim kurulu üyelerine ...'nın 395 ve 396.
maddelerinde belirtilen izinlerin verilmesine ilişkin gündemin 8. maddesinin, sermaye artırımına ilişkin gündemin 9. maddesinin kanuna, şirket ana sözleşmesine ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, davacının tüm temsilcilerinin genel kurula alınmaması nedeniyle temsil edilme hakkının sınırlandığını, bu durumun da genel kurulun yasalara uygun ve adil bir ortamda yapılmadığını gösterdiğini ileri sürerek davalı şirketin 20/08/2014 tarihli olağan genel kurulunda gündemin 2, 3, 4, 6, 7, 8 ve 9. maddeleriyle alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalı şirketin 20/08/2014 tarihli olağan genel kurulunda alınan kararların yasa hükümlerine, şirket ana sözleşmesine, dürüstlük kurallarına uygun olarak alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava konusu ettiği davalı şirketin 20/08/2014 tarihli 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan gündemin 2, 3, 4, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararlarının ....nın 445. maddesi kapsamında, kanun veya esas sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinin söylenemeyeceği, iddiaların genel kurul kararlarının iptalini sağlayacak nitelikte olmadığı, ....nın 447. maddesi kapsamında batıl olarak da kabul edilecek nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı anonim şirketin 20/08/2014 tarihli genel kurulunda alınan 2, 3, 4, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle iptali isteğine ilişkindir. Dava konusu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 445. maddesi uyarınca, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği düzenlenmiştir. Davalı şirketin dava konusu 20/08/2014 tarihli genel kurulunun 9. gündem maddesiyle şirket sermayesinin 64.039.220,16 TL’den 154.039.220,16 TL’ye arttırılmasına ve şirket esas sözleşmesinin “şirketin sermayesi” başlıklı 6.
maddesinin tadiline oy çokluğuyla karar verilmiştir.
6102 sayılı ...'nın 376. maddesine göre “Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer. Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkarttırıp denetçiye verir.
Denetçi bu ara bilançoyu, en çok yedi iş günü içinde inceler ve değerlendirmeleri ile önerilerini bir rapor hâlinde yönetim kuruluna sunar. Önerilerde 378 inci maddede düzenlenen erken teşhis komitesinin önerilerinin de dikkate alınması şarttır. Rapordan, aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister; meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun.
Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru iflas bildirimi olarak kabul olunur.”
Somut olayda, bilirkişi raporuyla davalı şirketin 31/12/2013 tarihli bilançosuna göre aktiflerinin borçlarını karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı, ancak 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararın sermaye ve yasal yedek akçenin yarısından ve ayrıca 2/3’ünden fazla olduğu bildirilmiştir. ...’nın 376. maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer. Sermayenin tamamlanması ibaresiyle esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda arttırılması veya bilanço zararlarının kapatılması kasdedilmekte olup şirket genel kurulu doğrudan sermayenin arttırılmasına dair bir karar ittihaz edemez.
Önce esas sermayeyi 1/3’e indirmeli sonra 3/3’e tamamlayıcı arttırmayı yapmalıdır. Yani tamamlama işleminin sona ermesi halinde esas sermaye gene eski düzeyini bulacaktır. (Poroy, Tekinalp, Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, s.734) Dolayısıyla, 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararının sermaye ve yasal yedek akçesinin 2/3’ünden fazla olduğu anlaşılan davalı şirkette genel kurulca ...’nın 376. maddesi uyarınca açıklanan kararlar alınabilecek olup sermaye arttırım kararı alınamayacaktır. Bu suretle de, dava konusu davalı anonim şirket genel kurul toplantısında alınan 9. maddeye yönelik davanın kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle bu maddenin iptali isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/464420100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz