Borca batık şirkette sermaye azaltımı yapılmadan artırım kararı iptal edilemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/5934 E. 2025/4434 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Son yıllık bilançoya göre sermayesinin tamamını kaybederek borca batık duruma gelen ve yedek akçesi bulunmayan anonim şirkette, sermaye şirketinin TTK 376 uyarınca sermayesini tamamlama zorunluluğu bulunduğundan, kaybedilen tutar kadar sermaye azaltımı yapılmadan alınan sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararı yasaya, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı sayılmaz; iptal şartları gerçekleşmez. Yedek akçenin varlığını ispat yükü iptal davası davacısındadır.
Ele alınan sorunlar
Sermayesini tamamen kaybederek borca batık duruma gelen anonim şirkette sermaye artırımı kararının iptali koşulları → ret
İddia: Davalı vekili, sermaye artırım kararının usul ve yasaya aykırı bir yönü bulunmadığını, davacılara rüçhan haklarını kullanmaları yönünde bildirim yapılmasına rağmen bu hakların kullanılmadığını, mevcut sermayenin ödendiğini ve sermayeye aktarılabilecek bir fon bulunmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
Gerekçe: TTK'nın 376. maddesi; son yıllık bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığının anlaşılması hâlinde yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırıp iyileştirici önlemleri sunmasını (f.1), üçte ikisinin karşılıksız kalması hâlinde genel kurulun sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermemesi durumunda şirketin kendiliğinden sona ereceğini (f.2), borca batıklık şüphesi hâlinde ara bilanço çıkarılarak iflasın istenmesini (f.3) düzenlemektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda şirketin öz kaynaklarının eksiye düştüğü tespit edilmiş olup davalı şirket tüm sermayesini kaybetmiş ve borca batık durumdadır. Sermaye şirketi TTK'nın 376. maddesi uyarınca sermayesini tamamlamak zorundadır, aksi hâlde şirketin faaliyetleri sona erer. Yedek akçe bulunduğuna ilişkin bir tespit yoktur ve davacılar da böyle bir yedek akçenin varlığını ispatlayamamıştır. Bu durumda davalı şirketin sermaye artırılmasına dair kararı yasaya, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı değildir; dolayısıyla alınan kararın iptali şartları gerçekleşmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
TTK 376 kapsamındaki borca batık anonim şirkette, kaybedilen tutar kadar sermaye azaltımı yapılmadan alınan sermaye artırımı kararının iptal edilemeyeceği yönünde bağlayıcı Yargıtay içtihadıdır; karar, Dairenin önceki tarihli emsal kararına da atıf yapmaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borca batıklık↗ sermaye kaybı↗ sermaye artırımı↗ sermaye tamamlama↗ genel kurul kararının iptali↗ yedek akçe↗ öz varlık↗ dürüstlük kuralı↗ rüçhan hakkı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14027 E. 2018/7315 K.
Ortak:yedek akçe · genel kurul kararının iptali · dürüstlük kuralı
İncelediğiniz karardaDairemizin 2018/3542 E., 2020/600 K. ve 21.01.2020 tarihli emsal kararında da belirtildiği üzere; sermaye şirketinin TTK'nın 376. maddesi uyarınca «sermayesini tamamlamak» zorunda olduğu, aksi halde şirketin faaliyetlerinin sona ereceği, «yedek akçe» bulunduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının ispatlanamadığı, bu durumda davalı şirketin «sermaye artırılmasına» dair kararının yasa, ana sözleşme ile «dürüstlük kurallarına» aykırı olmadığı, dolayısıyla alınan kararın iptali şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlend …
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 28.04.2022 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısında sermayenin 7.100.000,00 TL’den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini, yönetim kurulunca hazırlanan 06.04.2022 tarihli raporun kanunun aradığı şartları taşımadığını, müvekkillerinin şirket içindeki paylarını azaltmaya yönelik olarak şirket sermayesinin yaklaşık üç katına çıkarıldığını, önceki sermayenin ödenip ödenmediğinin, sermayeye iç kaynaklardan aktarılabilecek bir fon olup olmadığının ispatlanamadığını, genel kurulda da talebe rağmen bu hususlarda bilgi verilmediğini, şirketin bilanço ve finansal evraklarının incelettirilmediğini, ayrıca «sermaye artırımı» kararının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, şirketinin tamamının ele geçirilmesi saikiyle hareket edildiğini ileri sürerek 28.04.2022 tarihli genel kurulun yok hükmünde olduğunun tespitine, …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılara «sermaye artırımından» kaynaklanan rüçhan haklarını kullanabileceklerinin belirtildiği, buna rağmen davacıların bu haklarını kullanmadıkları, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre sermaye artırım kararının keyfi olarak değil bir ihtiyaçtan ve zorunluluktan dolayı alındığı, davacıların 15.09.2021 tarihine kadar «yönetim kurulu üyeliğini» yürüttüklerinden anılan tarihe kadar şirketin mali kayıtlarından haberdar olmadıklarına ilişkin iddianın da yerinde olmayacağı, bilirkişi raporunda «yedek akçe» bulunduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının somut olarak ortaya konulamadığı, alınan kararın «esas sözleşme» ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava konusu ettiği davalı şirketin 20/08/2014 tarihli 2013 yılı «olağan genel kurul» toplantısında alınan gündemin 2, 3, 4, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararlarının ....nın 445. maddesi kapsamında, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinin söylenemeyeceği, iddiaların «genel kurul kararlarının iptalini» sağlayacak nitelikte olmadığı, ....nın 447. maddesi kapsamında batıl olarak da kabul edilecek nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir …
Dava konusu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 445. maddesi uyarınca, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde «iptal davası» açabileceği düzenlenmiştir.
6102 sayılı ...'nın 376. maddesine göre “Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni «yedek akçeler» toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, «yönetim kurulu», genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermayenin tamamlanması · esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi · olağanüstü genel kurul · ara karar · iptal davası · anonim şirket · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaDava konusu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 445. maddesi uyarınca, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde «iptal davası» açabileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava konusu ettiği davalı şirketin 20/08/2014 tarihli 2013 yılı «olağan genel kurul» toplantısında alınan gündemin 2, 3, 4, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararlarının ....nın 445. maddesi kapsamında, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinin söylenemeyeceği, iddiaların «genel kurul kararlarının iptalini» sağlayacak nitelikte olmadığı, ....nın 447. maddesi kapsamında batıl olarak da kabul edilecek nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir …
Aksi hâlde mahkemeye «bilirkişi incelemesi» için yapılmış başvuru «iflas» bildirimi olarak kabul olunur.” Somut olayda, bilirkişi raporuyla davalı şirketin 31/12/2013 tarihli bilançosuna göre aktiflerinin borçlarını karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı, ancak 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararın sermaye ve yasal «yedek akçenin» yarısından ve ayrıca 2/3’ünden fazla olduğu bildirilmiştir. ...’nın 376. maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya «sermayenin tamamlanmasına» karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.
2- Dava, davalı «anonim şirketin» 20/08/2014 tarihli genel kurulunda alınan 2, 3, 4, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle iptali isteğine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6150 E. 2023/6213 K.
Ortak:sermaye kaybı · yedek akçe · sermaye artırımı · genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «olağanüstü genel kurul» toplantısının esas sermayenin arttırılmasına ilişkin 3. gündem maddesi ile sermayenin 7.100.000,00 TL'den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına dair karar alındığı, yapılan «bilirkişi incelemesinde» de şirketin özvarlığının (-9.280.997,22 TL) hesaplandığı ve şirketin sermayesinin tamamını kaybettiğinin belirlendiği, davacılar vekilince «kayyım» raporunda aynı döneme ilişkin olarak özvarlığın (-6.107.136,91 TL) hesaplandığı ileri sürülmüşse de bu rapora göre de sonucun değişmeyeceği, (-6.107.136,91-TL/7.100.000 TL) olmakla «yedek akçe» de bulunmadığından sermayenin 2/3 ünden fazlasının kaybedildiği, davacıların «sermaye artırımı» kararına muhalif kaldıkları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 376/1-2 hükmü gereği davalı şirketin sermayesinin 1/3'ü ile yetinme veya eksik «sermayeyi tamamlama» konusunda bir karar alınmamış olduğu, her ne kadar Ticaret Bakanlığı'nca çıkarılan 6102 sayılı Kanun'un 376. maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10. maddesinde "sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda sermaye artırımına karar verilebileceği gibi (a bendi), sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden de sermaye artırımına karar verebileceği (b bendi) düzenlenmişse de kanunda öngörülen oranda «sermaye kaybı» halinde uygulanması gereken kanun hükümlerine aykırı bir düzenleme yapıldığının anlaşıldığı, Yargıtay 11.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılara «sermaye artırımından» kaynaklanan rüçhan haklarını kullanabileceklerinin belirtildiği, buna rağmen davacıların bu haklarını kullanmadıkları, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre sermaye artırım kararının keyfi olarak değil bir ihtiyaçtan ve zorunluluktan dolayı alındığı, davacıların 15.09.2021 tarihine kadar «yönetim kurulu üyeliğini» yürüttüklerinden anılan tarihe kadar şirketin mali kayıtlarından haberdar olmadıklarına ilişkin iddianın da yerinde olmayacağı, bilirkişi raporunda «yedek akçe» bulunduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının somut olarak ortaya konulamadığı, alınan kararın «esas sözleşme» ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
Dairemizin 2018/3542 E., 2020/600 K. ve 21.01.2020 tarihli emsal kararında da belirtildiği üzere; sermaye şirketinin TTK'nın 376. maddesi uyarınca «sermayesini tamamlamak» zorunda olduğu, aksi halde şirketin faaliyetlerinin sona ereceği, «yedek akçe» bulunduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının ispatlanamadığı, bu durumda davalı şirketin «sermaye artırılmasına» dair kararının yasa, ana sözleşme ile «dürüstlük kurallarına» aykırı olmadığı, dolayısıyla alınan kararın iptali şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlend …
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi davası değerlendirildiğinde «sermaye artırım» kararının şirketin öz sermayesini korumasından daha çok davacı ortağın durumunu ağırlaştırma kastıyla yapıldığı, sermaye artırımının alındığı genel kurul gündemine "şirketin geçmiş yıl ve/veya cari dönem zararları nedeniyle oluşan bilanço açığı ve «sermaye kaybı» ile TTK'nın 376/2. maddesine göre alınacak tedbirler ve/veya başka tedbirlerin alınması" yönünde bir madde de konulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 02.11.2015 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısında 2 nci gündem maddesi ile alınan sermaye artırım kararının iptaline karar verilmiştir.
… ı karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 376 ncı maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni «yedek akçeler» toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya «sermayenin tamamlanmasına» karar vermediği takdirde şirketin kendiliğinden sona ereceğinin düzenlendiği, sermayenin tamamlanması ibaresiyle esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda arttırılması veya bilanço zararlarının kapatılması kasdedilmekte olduğu, şirket genel kurulu doğrudan sermayenin arttırılmasına dair bir karar ittihaz edilemeyeceği, önce esas sermayeyi 1/3’e indirmesi sonra 3/3’e tamamlayıcı arttırmanın yapması gerektiği, yani tamamlama işleminin sona ermesi halinde esas sermaye yine eski düzeyini bulacağı, dolayısıyla, 2014 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararının sermaye ve yasal yedek akçesinin 2/3’ünden fazla olduğu anlaşılan davalı şirkette genel kurulca 6102 sayılı Kanun'un 376 ncı maddesi uyarınca açıklanan kararlar alınabileceği, sermaye arttırım kararı alınamayacağı, bu durum karşısında, «sermaye artırım» kararının öz sermayenin korunmasından çok davacı ortağın durumunun ağırlaştırılması amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 02.11.2015 ta …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 200/318 E. sayılı dosyası ile de şirket ortaklığından ayrılması ve şirket mallarından payına düşen meblağın malen veya reeskont faiziyle nakden kendisine ödenmesi talebiyle davalar açtığını, açılmış olan bu «ortaklıktan çıkma» davasının «derdest» olduğunu, bu davaların haricinde davalı şirketin almış olduğu «genel kurul kararlarının iptali» için açmış oldukları davanın da Çorum 1.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sermayenin tamamlanması · objektif iyi niyet kuralı · amortisman · imza yetkisi · ortaklıktan çıkma · i̇i̇k 266 · ba beyannamesi · istinaf başvurusunun reddi
Benzer bu kararda… sasına göre çıkarılan 31.12.2014 tarihli bilançosunda özkaynaklarının (+)133.287,72 TL, davalının itirazına göre yeniden yapılan hesaplamaya göre 02.11.2015 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantı tarihi itibariyle (+)62.968,11 TL (aktifi azaltıcı unsur birikmiş «amortisman» «dahil») olduğu, genel kurul kararında belirtildiği gibi özkaynakların (-) olmadığı, yapılacak olan «sermaye artırımında» yeni sermaye tutarının özvarlığının 2/3 «kaybını» karşılayacak şekilde olması gerekeceği, bu duruma göre sermayenin 2/3'si «266».666,67 TL'den özkaynak toplamının 133.287,72 TL çıkarıldığında artırılabilecek sermaye tutarının 133.378,95 TL olacağı, davaya konu genel kurulda ise artırılacak sermaye tutarının 300.000,00 TL olarak belirlenmiş olmasının yani sermayenin bir anda % 75 oranında artırılmasının ortakların durumlarını ağırlaştırabileceğinin yapılan «bilirkişi incelemesiyle» anlaşıldığı, taraflar arasında sürmekte olan ortaklıktan çıkmaya ilişkin Çorum 1.
… n 18.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda "Öz kaynakların 45,61TL tutarında sermayenin 1/3 oranı karşılamadığı tespit edilmiştir" denildiğini, raporun sonuç kısmında «sermaye artırımına» gerek olduğunun kabul edildiğini, şirketin kurumlar vergisi «beyannamesinde», 01.01.2015 ile 31.12.2015 tarihleri arasını gösterir mizanında, işletme ayrıntılı bilançosunda görüldüğü üzere şirketin sermaye artırımına acil ihtiyaç duyduğunun açık olduğunu, Mahkemece davacı ortağın durumunu ağırlaştırmaya yönelik sermaye artırımına gidildiği gerekçesinin bilirkişi raporundaki subjektif görüşe dayandığını, bu gerekçenin gerçeklerle bağdaşmadığını, bilirkişi tarafından uzmanlık alanı dışında kalan ve Mahkemenin «yetkisinde» olan hususlarda yaptığı yorumların Mahkemece dikkate alınmaması gerektiğini, bilirkişilerce sağlıksız ve eksik bilgi ile değerlendirme yapıldığını, zira iyi niyet değerlendirmesi yapılırken davacının «ortaklıktan çıkma» davası olduğunun belirtildiğini, oysa ki ortaklıktan çıkma davasının reddedildiğini, davalının kötü niyetli olmadığını, şirketin kendiliğinden sona ermemesi ve dev …
… lduğunu, davalı şirketin 1996 yılından bu yana hidrolik ve pompa elemanları üretimi sektöründe faaliyet gösterdiğini, kurulduğu tarihten itibaren davacının şirkette «temsil» ve «imza yetkisi» ile bizzat şirket işlerinin başında bulunduğunu, 20.05.2008 tarihli karar ile davacının imza ve temsil «yetkisinin» beş yıllığına uzatıldığını, ancak davacının şirket faaliyetleri için yurt dışında olduğu esnada 16.06.2008 tarihli kararla davacının yokluğunda ve bilgisi dışında …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 200/318 E. sayılı dosyası ile de şirket ortaklığından ayrılması ve şirket mallarından payına düşen meblağın malen veya reeskont faiziyle nakden kendisine ödenmesi talebiyle davalar açtığını, açılmış olan bu «ortaklıktan çıkma» davasının «derdest» olduğunu, bu davaların haricinde davalı şirketin almış olduğu «genel kurul kararlarının iptali» için açmış oldukları davanın da Çorum 1.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6150 E. 2023/6213 K.
Ortak:sermaye kaybı · yedek akçe · sermaye artırımı · genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «olağanüstü genel kurul» toplantısının esas sermayenin arttırılmasına ilişkin 3. gündem maddesi ile sermayenin 7.100.000,00 TL'den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına dair karar alındığı, yapılan «bilirkişi incelemesinde» de şirketin özvarlığının (-9.280.997,22 TL) hesaplandığı ve şirketin sermayesinin tamamını kaybettiğinin belirlendiği, davacılar vekilince «kayyım» raporunda aynı döneme ilişkin olarak özvarlığın (-6.107.136,91 TL) hesaplandığı ileri sürülmüşse de bu rapora göre de sonucun değişmeyeceği, (-6.107.136,91-TL/7.100.000 TL) olmakla «yedek akçe» de bulunmadığından sermayenin 2/3 ünden fazlasının kaybedildiği, davacıların «sermaye artırımı» kararına muhalif kaldıkları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 376/1-2 hükmü gereği davalı şirketin sermayesinin 1/3'ü ile yetinme veya eksik «sermayeyi tamamlama» konusunda bir karar alınmamış olduğu, her ne kadar Ticaret Bakanlığı'nca çıkarılan 6102 sayılı Kanun'un 376. maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10. maddesinde "sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda sermaye artırımına karar verilebileceği gibi (a bendi), sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden de sermaye artırımına karar verebileceği (b bendi) düzenlenmişse de kanunda öngörülen oranda «sermaye kaybı» halinde uygulanması gereken kanun hükümlerine aykırı bir düzenleme yapıldığının anlaşıldığı, Yargıtay 11.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılara «sermaye artırımından» kaynaklanan rüçhan haklarını kullanabileceklerinin belirtildiği, buna rağmen davacıların bu haklarını kullanmadıkları, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre sermaye artırım kararının keyfi olarak değil bir ihtiyaçtan ve zorunluluktan dolayı alındığı, davacıların 15.09.2021 tarihine kadar «yönetim kurulu üyeliğini» yürüttüklerinden anılan tarihe kadar şirketin mali kayıtlarından haberdar olmadıklarına ilişkin iddianın da yerinde olmayacağı, bilirkişi raporunda «yedek akçe» bulunduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının somut olarak ortaya konulamadığı, alınan kararın «esas sözleşme» ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
Dairemizin 2018/3542 E., 2020/600 K. ve 21.01.2020 tarihli emsal kararında da belirtildiği üzere; sermaye şirketinin TTK'nın 376. maddesi uyarınca «sermayesini tamamlamak» zorunda olduğu, aksi halde şirketin faaliyetlerinin sona ereceği, «yedek akçe» bulunduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının ispatlanamadığı, bu durumda davalı şirketin «sermaye artırılmasına» dair kararının yasa, ana sözleşme ile «dürüstlük kurallarına» aykırı olmadığı, dolayısıyla alınan kararın iptali şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlend …
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi davası değerlendirildiğinde «sermaye artırım» kararının şirketin öz sermayesini korumasından daha çok davacı ortağın durumunu ağırlaştırma kastıyla yapıldığı, sermaye artırımının alındığı genel kurul gündemine "şirketin geçmiş yıl ve/veya cari dönem zararları nedeniyle oluşan bilanço açığı ve «sermaye kaybı» ile TTK'nın 376/2. maddesine göre alınacak tedbirler ve/veya başka tedbirlerin alınması" yönünde bir madde de konulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 02.11.2015 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısında 2 nci gündem maddesi ile alınan sermaye artırım kararının iptaline karar verilmiştir.
… ı karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 376 ncı maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni «yedek akçeler» toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya «sermayenin tamamlanmasına» karar vermediği takdirde şirketin kendiliğinden sona ereceğinin düzenlendiği, sermayenin tamamlanması ibaresiyle esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda arttırılması veya bilanço zararlarının kapatılması kasdedilmekte olduğu, şirket genel kurulu doğrudan sermayenin arttırılmasına dair bir karar ittihaz edilemeyeceği, önce esas sermayeyi 1/3’e indirmesi sonra 3/3’e tamamlayıcı arttırmanın yapması gerektiği, yani tamamlama işleminin sona ermesi halinde esas sermaye yine eski düzeyini bulacağı, dolayısıyla, 2014 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararının sermaye ve yasal yedek akçesinin 2/3’ünden fazla olduğu anlaşılan davalı şirkette genel kurulca 6102 sayılı Kanun'un 376 ncı maddesi uyarınca açıklanan kararlar alınabileceği, sermaye arttırım kararı alınamayacağı, bu durum karşısında, «sermaye artırım» kararının öz sermayenin korunmasından çok davacı ortağın durumunun ağırlaştırılması amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 02.11.2015 ta …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 200/318 E. sayılı dosyası ile de şirket ortaklığından ayrılması ve şirket mallarından payına düşen meblağın malen veya reeskont faiziyle nakden kendisine ödenmesi talebiyle davalar açtığını, açılmış olan bu «ortaklıktan çıkma» davasının «derdest» olduğunu, bu davaların haricinde davalı şirketin almış olduğu «genel kurul kararlarının iptali» için açmış oldukları davanın da Çorum 1.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sermayenin tamamlanması · objektif iyi niyet kuralı · amortisman · imza yetkisi · ortaklıktan çıkma · i̇i̇k 266 · ba beyannamesi · istinaf başvurusunun reddi
Benzer bu kararda… sasına göre çıkarılan 31.12.2014 tarihli bilançosunda özkaynaklarının (+)133.287,72 TL, davalının itirazına göre yeniden yapılan hesaplamaya göre 02.11.2015 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantı tarihi itibariyle (+)62.968,11 TL (aktifi azaltıcı unsur birikmiş «amortisman» «dahil») olduğu, genel kurul kararında belirtildiği gibi özkaynakların (-) olmadığı, yapılacak olan «sermaye artırımında» yeni sermaye tutarının özvarlığının 2/3 «kaybını» karşılayacak şekilde olması gerekeceği, bu duruma göre sermayenin 2/3'si «266».666,67 TL'den özkaynak toplamının 133.287,72 TL çıkarıldığında artırılabilecek sermaye tutarının 133.378,95 TL olacağı, davaya konu genel kurulda ise artırılacak sermaye tutarının 300.000,00 TL olarak belirlenmiş olmasının yani sermayenin bir anda % 75 oranında artırılmasının ortakların durumlarını ağırlaştırabileceğinin yapılan «bilirkişi incelemesiyle» anlaşıldığı, taraflar arasında sürmekte olan ortaklıktan çıkmaya ilişkin Çorum 1.
… n 18.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda "Öz kaynakların 45,61TL tutarında sermayenin 1/3 oranı karşılamadığı tespit edilmiştir" denildiğini, raporun sonuç kısmında «sermaye artırımına» gerek olduğunun kabul edildiğini, şirketin kurumlar vergisi «beyannamesinde», 01.01.2015 ile 31.12.2015 tarihleri arasını gösterir mizanında, işletme ayrıntılı bilançosunda görüldüğü üzere şirketin sermaye artırımına acil ihtiyaç duyduğunun açık olduğunu, Mahkemece davacı ortağın durumunu ağırlaştırmaya yönelik sermaye artırımına gidildiği gerekçesinin bilirkişi raporundaki subjektif görüşe dayandığını, bu gerekçenin gerçeklerle bağdaşmadığını, bilirkişi tarafından uzmanlık alanı dışında kalan ve Mahkemenin «yetkisinde» olan hususlarda yaptığı yorumların Mahkemece dikkate alınmaması gerektiğini, bilirkişilerce sağlıksız ve eksik bilgi ile değerlendirme yapıldığını, zira iyi niyet değerlendirmesi yapılırken davacının «ortaklıktan çıkma» davası olduğunun belirtildiğini, oysa ki ortaklıktan çıkma davasının reddedildiğini, davalının kötü niyetli olmadığını, şirketin kendiliğinden sona ermemesi ve dev …
… lduğunu, davalı şirketin 1996 yılından bu yana hidrolik ve pompa elemanları üretimi sektöründe faaliyet gösterdiğini, kurulduğu tarihten itibaren davacının şirkette «temsil» ve «imza yetkisi» ile bizzat şirket işlerinin başında bulunduğunu, 20.05.2008 tarihli karar ile davacının imza ve temsil «yetkisinin» beş yıllığına uzatıldığını, ancak davacının şirket faaliyetleri için yurt dışında olduğu esnada 16.06.2008 tarihli kararla davacının yokluğunda ve bilgisi dışında …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 200/318 E. sayılı dosyası ile de şirket ortaklığından ayrılması ve şirket mallarından payına düşen meblağın malen veya reeskont faiziyle nakden kendisine ödenmesi talebiyle davalar açtığını, açılmış olan bu «ortaklıktan çıkma» davasının «derdest» olduğunu, bu davaların haricinde davalı şirketin almış olduğu «genel kurul kararlarının iptali» için açmış oldukları davanın da Çorum 1.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2197 E. 2015/3596 K.
Ortak:borca batıklık · yedek akçe
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılara «sermaye artırımından» kaynaklanan rüçhan haklarını kullanabileceklerinin belirtildiği, buna rağmen davacıların bu haklarını kullanmadıkları, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre sermaye artırım kararının keyfi olarak değil bir ihtiyaçtan ve zorunluluktan dolayı alındığı, davacıların 15.09.2021 tarihine kadar «yönetim kurulu üyeliğini» yürüttüklerinden anılan tarihe kadar şirketin mali kayıtlarından haberdar olmadıklarına ilişkin iddianın da yerinde olmayacağı, bilirkişi raporunda «yedek akçe» bulunduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının somut olarak ortaya konulamadığı, alınan kararın «esas sözleşme» ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «olağanüstü genel kurul» toplantısının esas sermayenin arttırılmasına ilişkin 3. gündem maddesi ile sermayenin 7.100.000,00 TL'den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına dair karar alındığı, yapılan «bilirkişi incelemesinde» de şirketin özvarlığının (-9.280.997,22 TL) hesaplandığı ve şirketin sermayesinin tamamını kaybettiğinin belirlendiği, davacılar vekilince «kayyım» raporunda aynı döneme ilişkin olarak özvarlığın (-6.107.136,91 TL) hesaplandığı ileri sürülmüşse de bu rapora göre de sonucun değişmeyeceği, (-6.107.136,91-TL/7.100.000 TL) olmakla «yedek akçe» de bulunmadığından sermayenin 2/3 ünden fazlasının kaybedildiği, davacıların «sermaye artırımı» kararına muhalif kaldıkları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 376/1-2 hükmü gereği davalı şirketin sermayesinin 1/3'ü ile yetinme veya eksik «sermayeyi tamamlama» konusunda bir karar alınmamış olduğu, her ne kadar Ticaret Bakanlığı'nca çıkarılan 6102 sayılı Kanun'un 376. maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10. maddesinde "sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda sermaye artırımına karar verilebileceği gibi (a bendi), sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden de sermaye artırımına karar verebileceği (b bendi) düzenlenmişse de kanunda öngörülen oranda «sermaye kaybı» halinde uygulanması gereken kanun hükümlerine aykırı bir düzenleme yapıldığının anlaşıldığı, Yargıtay 11.
TTK 376. maddesi "(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni «yedek akçeler» toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, «yönetim kurulu», genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya «sermayenin tamamlanmasına» karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.(3) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir «ara» bilanço çıkartır.
Benzer bu kararda… , iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların 2010 yılı bilançosuna dayalı olarak işbu davayı açtıkları, 31.12.2010 tarihi itibarı ile «kaydi» değerlere göre davalı şirketin öz varlığının (-) 4.510.666,68 TL olmakla borca batık durumda bulunduğu, aynı tarih itibariyle rayiç değerlere göre hazırlanan bilançoya göre ise öz varlık toplamı 730.438,24 TL olduğundan «borca batıklıktan» söz edilemeyeceği, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği, davanın açıldığı tarih itibariyle de davaya 6102 sayılı TTK'nın uygulanacağı, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı Kanunda yer alan "«son» yıllık bilanço" hükmü gözetilerek 2011 yılı «bilançosu esas» alınması gerektiği, buna göre de davalı şirketin 31.12.2012 tarihi itibariyle borca batık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, davacılar vekili dava dilekçesinde ve yargılama esnasında, davalı şirketin sermaye ve kanuni «yedek akçelerinin» tamamını yitirdiği halde şirket yönetiminin 6102 sayılı TTK'nın 376'ncı maddesindeki gereklilikleri yerine getirmediği iddiasının yanında davalı şirketin işletme konusunun imkansız hale geldiğini, şirket yöneticilerinin davalı şirketin bir kısım demirbaş ve makinelerini kendilerine ait şirketlere aktarararak davalı şirketi gayri faal hale getirdiklerini, makine ve techizatın bu şekilde başka şirketlere aktarıldığı hususunda tespit raporu bulunduğunu, TTK'nın 531/1'inci maddesi uyarınca haklı sebeplerin varlığı halinde «şirketin feshine» karar verileceğini ileri sürmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilanço esası · şirketin feshi · fesih · cy/cy kaydı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… , iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların 2010 yılı bilançosuna dayalı olarak işbu davayı açtıkları, 31.12.2010 tarihi itibarı ile «kaydi» değerlere göre davalı şirketin öz varlığının (-) 4.510.666,68 TL olmakla borca batık durumda bulunduğu, aynı tarih itibariyle rayiç değerlere göre hazırlanan bilançoya göre ise öz varlık toplamı 730.438,24 TL olduğundan «borca batıklıktan» söz edilemeyeceği, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği, davanın açıldığı tarih itibariyle de davaya 6102 sayılı TTK'nın uygulanacağı, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı Kanunda yer alan "«son» yıllık bilanço" hükmü gözetilerek 2011 yılı «bilançosu esas» alınması gerektiği, buna göre de davalı şirketin 31.12.2012 tarihi itibariyle borca batık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, davacılar vekili dava dilekçesinde ve yargılama esnasında, davalı şirketin sermaye ve kanuni «yedek akçelerinin» tamamını yitirdiği halde şirket yönetiminin 6102 sayılı TTK'nın 376'ncı maddesindeki gereklilikleri yerine getirmediği iddiasının yanında davalı şirketin işletme konusunun imkansız hale geldiğini, şirket yöneticilerinin davalı şirketin bir kısım demirbaş ve makinelerini kendilerine ait şirketlere aktarararak davalı şirketi gayri faal hale getirdiklerini, makine ve techizatın bu şekilde başka şirketlere aktarıldığı hususunda tespit raporu bulunduğunu, TTK'nın 531/1'inci maddesi uyarınca haklı sebeplerin varlığı halinde «şirketin feshine» karar verileceğini ileri sürmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/5934 E. , 2025/4434 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/2310 Esas, 2024/1205 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/377 E., 2023/673 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 28.04.2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında sermayenin 7.100.000,00 TL’den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini, yönetim kurulunca hazırlanan 06.04.2022 tarihli raporun kanunun aradığı şartları taşımadığını, müvekkillerinin şirket içindeki paylarını azaltmaya yönelik olarak şirket sermayesinin yaklaşık üç katına çıkarıldığını, önceki sermayenin ödenip ödenmediğinin, sermayeye iç kaynaklardan aktarılabilecek bir fon olup olmadığının ispatlanamadığını, genel kurulda da talebe rağmen bu hususlarda bilgi verilmediğini, şirketin bilanço ve finansal evraklarının incelettirilmediğini, ayrıca sermaye artırımı kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, şirketinin tamamının ele geçirilmesi saikiyle hareket edildiğini ileri sürerek 28.04.2022 tarihli genel kurulun yok hükmünde olduğunun tespitine, bu mümkün değilse alınan kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların 15.09.2021 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olduklarını, şirketin mali durumundan haberdar olduklarını, sermaye artırım kararının usul ve yasaya aykırı bir yönü bulunmadığını, davacılara rüçhan haklarını kullanmaları yönünde bildirim yapılmasına rağmen davacıların bu haklarını kullanmadıklarını, şirketin, davacıların kötü yönetimi nedeniyle zarar ettiğini, şirketin mevcut sermayesinin ödendiğini, şirket içerisinden sermayeye aktarılabilecek bir fon bulunmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılara sermaye artırımından kaynaklanan rüçhan haklarını kullanabileceklerinin belirtildiği, buna rağmen davacıların bu haklarını kullanmadıkları, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre sermaye artırım kararının keyfi olarak değil bir ihtiyaçtan ve zorunluluktan dolayı alındığı, davacıların 15.09.2021 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliğini yürüttüklerinden anılan tarihe kadar şirketin mali kayıtlarından haberdar olmadıklarına ilişkin iddianın da yerinde olmayacağı, bilirkişi raporunda yedek akçe bulunduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının somut olarak ortaya konulamadığı, alınan kararın esas sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile olağanüstü genel kurul toplantısının esas sermayenin arttırılmasına ilişkin 3. gündem maddesi ile sermayenin 7.100.000,00 TL'den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına dair karar alındığı, yapılan bilirkişi incelemesinde de şirketin özvarlığının (-9.280.997,22 TL) hesaplandığı ve şirketin sermayesinin tamamını kaybettiğinin belirlendiği, davacılar vekilince kayyım raporunda aynı döneme ilişkin olarak özvarlığın (-6.107.136,91 TL) hesaplandığı ileri sürülmüşse de bu rapora göre de sonucun değişmeyeceği, (-6.107.136,91-TL/7.100.000 TL) olmakla yedek akçe de bulunmadığından sermayenin 2/3 ünden fazlasının kaybedildiği, davacıların sermaye artırımı kararına muhalif kaldıkları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 376/1-2 hükmü gereği davalı şirketin sermayesinin 1/3'ü ile yetinme veya eksik sermayeyi tamamlama konusunda bir karar alınmamış olduğu, her ne kadar Ticaret Bakanlığı'nca çıkarılan 6102 sayılı Kanun'un 376.
maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10. maddesinde "sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda sermaye artırımına karar verilebileceği gibi (a bendi), sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden de sermaye artırımına karar verebileceği (b bendi) düzenlenmişse de kanunda öngörülen oranda sermaye kaybı halinde uygulanması gereken kanun hükümlerine aykırı bir düzenleme yapıldığının anlaşıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik kararları gereğince TTK'nın 376/2. maddesinde tarif edilen durumdaki bir ortaklığın bilançosundaki açığı gidermeden yani kaybedilen tutar kadar sermayesini azaltmadan doğrudan doğruya sermaye artırımının yapılamayacağı, bu nedenle Ticaret Bakanlığı Tebliğinin 10/b maddesi hükmünün, TTK 376/2.
hükmüne açıkça aykırılık teşkil ettiği, şirketin sermayesinin 2/3'ünden fazlasının kaybedildiği, TTK'nın 376. maddesinde öngörülen işlemler yapılmadan sermaye artırımı yapılamayacağı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalı şirketin 28.04.2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında sermayenin 7.100.000,00 TL’den 23.770.000,00 TL’ye çıkarılmasına ilişkin (3) numaralı kararın iptaline karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket olağanüstü genel kurulunda alınan şirket sermayesinin artırılmasına dair kararın iptali istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince dava konusu edilen 28.04.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırım kararının keyfi olarak değil bir ihtiyaçtan ve zorunluluktan dolayı alındığı, zira davalı şirketin borca batık olduğu, alınan kararın esas sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, esas sermayenin arttırılmasına ilişkin 3. gündem maddesi ile sermayenin 7.100.000,00 TL'den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına dair karar alındığı, yapılan bilirkişi incelemesinde de şirketin özvarlığının (-9.280.997,22 TL) hesaplandığı ve şirketin sermayesinin tamamını kaybettiğinin belirlendiği, TTK'nın 376/2.
maddesinde tarif edilen durumdaki bir ortaklığın bilançosundaki açığı gidermeden yani kaybedilen tutar kadar sermayesini azaltmadan doğrudan doğruya sermaye artırımının yapılamayacağı, şirketin sermayesinin 2/3 ünden fazlasının kaybedildiği, TTK'nın 376. maddesinde öngörülen işlemler yapılmadan sermaye artırımı yapılamayacağı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
TTK 376. maddesi "(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.(3) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır.
Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur." hükmünü havidir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda şirketin 2021 yılı sonu itibariyle 7.100.00,00 TL olan öz kaynaklarının -9.280.997,22 TL'ye düştüğü tespit edilmiştir. Bu durumda davalı şirket tüm sermayesini kaybetmiş olup borca batıktır. Dairemizin 2018/3542 E., 2020/600 K. ve 21.01.2020 tarihli emsal kararında da belirtildiği üzere; sermaye şirketinin TTK'nın 376. maddesi uyarınca sermayesini tamamlamak zorunda olduğu, aksi halde şirketin faaliyetlerinin sona ereceği, yedek akçe bulunduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının ispatlanamadığı, bu durumda davalı şirketin sermaye artırılmasına dair kararının yasa, ana sözleşme ile dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, dolayısıyla alınan kararın iptali şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1165442500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz