6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Borca batık şirkette sermaye azaltımı yapılmadan artırım kararı iptal edilemez

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/5934 E. 2025/4434 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Son yıllık bilançoya göre sermayesinin tamamını kaybederek borca batık duruma gelen ve yedek akçesi bulunmayan anonim şirkette, sermaye şirketinin TTK 376 uyarınca sermayesini tamamlama zorunluluğu bulunduğundan, kaybedilen tutar kadar sermaye azaltımı yapılmadan alınan sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararı yasaya, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı sayılmaz; iptal şartları gerçekleşmez. Yedek akçenin varlığını ispat yükü iptal davası davacısındadır.

Ele alınan sorunlar

Sermayesini tamamen kaybederek borca batık duruma gelen anonim şirkette sermaye artırımı kararının iptali koşulları → ret

İddia: Davalı vekili, sermaye artırım kararının usul ve yasaya aykırı bir yönü bulunmadığını, davacılara rüçhan haklarını kullanmaları yönünde bildirim yapılmasına rağmen bu hakların kullanılmadığını, mevcut sermayenin ödendiğini ve sermayeye aktarılabilecek bir fon bulunmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

Gerekçe: TTK'nın 376. maddesi; son yıllık bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığının anlaşılması hâlinde yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırıp iyileştirici önlemleri sunmasını (f.1), üçte ikisinin karşılıksız kalması hâlinde genel kurulun sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermemesi durumunda şirketin kendiliğinden sona ereceğini (f.2), borca batıklık şüphesi hâlinde ara bilanço çıkarılarak iflasın istenmesini (f.3) düzenlemektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda şirketin öz kaynaklarının eksiye düştüğü tespit edilmiş olup davalı şirket tüm sermayesini kaybetmiş ve borca batık durumdadır. Sermaye şirketi TTK'nın 376. maddesi uyarınca sermayesini tamamlamak zorundadır, aksi hâlde şirketin faaliyetleri sona erer. Yedek akçe bulunduğuna ilişkin bir tespit yoktur ve davacılar da böyle bir yedek akçenin varlığını ispatlayamamıştır. Bu durumda davalı şirketin sermaye artırılmasına dair kararı yasaya, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı değildir; dolayısıyla alınan kararın iptali şartları gerçekleşmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TTK 376 kapsamındaki borca batık anonim şirkette, kaybedilen tutar kadar sermaye azaltımı yapılmadan alınan sermaye artırımı kararının iptal edilemeyeceği yönünde bağlayıcı Yargıtay içtihadıdır; karar, Dairenin önceki tarihli emsal kararına da atıf yapmaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borca batıklık sermaye kaybı sermaye artırımı sermaye tamamlama genel kurul kararının iptali yedek akçe öz varlık dürüstlük kuralı rüçhan hakkı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 3766102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 376/2

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Sermayenin tamamlanması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14027 E. 2018/7315 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6150 E. 2023/6213 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6150 E. 2023/6213 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Şirketin feshi ve tasfiyesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2197 E. 2015/3596 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/5934 E.  ,  2025/4434 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/2310 Esas, 2024/1205 Karar

HÜKÜM

Davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/377 E., 2023/673 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 28.04.2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında sermayenin 7.100.000,00 TL’den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini, yönetim kurulunca hazırlanan 06.04.2022 tarihli raporun kanunun aradığı şartları taşımadığını, müvekkillerinin şirket içindeki paylarını azaltmaya yönelik olarak şirket sermayesinin yaklaşık üç katına çıkarıldığını, önceki sermayenin ödenip ödenmediğinin, sermayeye iç kaynaklardan aktarılabilecek bir fon olup olmadığının ispatlanamadığını, genel kurulda da talebe rağmen bu hususlarda bilgi verilmediğini, şirketin bilanço ve finansal evraklarının incelettirilmediğini, ayrıca sermaye artırımı kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, şirketinin tamamının ele geçirilmesi saikiyle hareket edildiğini ileri sürerek 28.04.2022 tarihli genel kurulun yok hükmünde olduğunun tespitine, bu mümkün değilse alınan kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların 15.09.2021 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olduklarını, şirketin mali durumundan haberdar olduklarını, sermaye artırım kararının usul ve yasaya aykırı bir yönü bulunmadığını, davacılara rüçhan haklarını kullanmaları yönünde bildirim yapılmasına rağmen davacıların bu haklarını kullanmadıklarını, şirketin, davacıların kötü yönetimi nedeniyle zarar ettiğini, şirketin mevcut sermayesinin ödendiğini, şirket içerisinden sermayeye aktarılabilecek bir fon bulunmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılara sermaye artırımından kaynaklanan rüçhan haklarını kullanabileceklerinin belirtildiği, buna rağmen davacıların bu haklarını kullanmadıkları, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre sermaye artırım kararının keyfi olarak değil bir ihtiyaçtan ve zorunluluktan dolayı alındığı, davacıların 15.09.2021 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliğini yürüttüklerinden anılan tarihe kadar şirketin mali kayıtlarından haberdar olmadıklarına ilişkin iddianın da yerinde olmayacağı, bilirkişi raporunda yedek akçe bulunduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının somut olarak ortaya konulamadığı, alınan kararın esas sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile olağanüstü genel kurul toplantısının esas sermayenin arttırılmasına ilişkin 3. gündem maddesi ile sermayenin 7.100.000,00 TL'den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına dair karar alındığı, yapılan bilirkişi incelemesinde de şirketin özvarlığının (-9.280.997,22 TL) hesaplandığı ve şirketin sermayesinin tamamını kaybettiğinin belirlendiği, davacılar vekilince kayyım raporunda aynı döneme ilişkin olarak özvarlığın (-6.107.136,91 TL) hesaplandığı ileri sürülmüşse de bu rapora göre de sonucun değişmeyeceği, (-6.107.136,91-TL/7.100.000 TL) olmakla yedek akçe de bulunmadığından sermayenin 2/3 ünden fazlasının kaybedildiği, davacıların sermaye artırımı kararına muhalif kaldıkları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 376/1-2 hükmü gereği davalı şirketin sermayesinin 1/3'ü ile yetinme veya eksik sermayeyi tamamlama konusunda bir karar alınmamış olduğu, her ne kadar Ticaret Bakanlığı'nca çıkarılan 6102 sayılı Kanun'un 376.

maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10. maddesinde "sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda sermaye artırımına karar verilebileceği gibi (a bendi), sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden de sermaye artırımına karar verebileceği (b bendi) düzenlenmişse de kanunda öngörülen oranda sermaye kaybı halinde uygulanması gereken kanun hükümlerine aykırı bir düzenleme yapıldığının anlaşıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik kararları gereğince TTK'nın 376/2. maddesinde tarif edilen durumdaki bir ortaklığın bilançosundaki açığı gidermeden yani kaybedilen tutar kadar sermayesini azaltmadan doğrudan doğruya sermaye artırımının yapılamayacağı, bu nedenle Ticaret Bakanlığı Tebliğinin 10/b maddesi hükmünün, TTK 376/2.

hükmüne açıkça aykırılık teşkil ettiği, şirketin sermayesinin 2/3'ünden fazlasının kaybedildiği, TTK'nın 376. maddesinde öngörülen işlemler yapılmadan sermaye artırımı yapılamayacağı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalı şirketin 28.04.2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında sermayenin 7.100.000,00 TL’den 23.770.000,00 TL’ye çıkarılmasına ilişkin (3) numaralı kararın iptaline karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, anonim şirket olağanüstü genel kurulunda alınan şirket sermayesinin artırılmasına dair kararın iptali istemine ilişkindir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince dava konusu edilen 28.04.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırım kararının keyfi olarak değil bir ihtiyaçtan ve zorunluluktan dolayı alındığı, zira davalı şirketin borca batık olduğu, alınan kararın esas sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, esas sermayenin arttırılmasına ilişkin 3. gündem maddesi ile sermayenin 7.100.000,00 TL'den 23.770.000,00 TL'ye çıkarılmasına dair karar alındığı, yapılan bilirkişi incelemesinde de şirketin özvarlığının (-9.280.997,22 TL) hesaplandığı ve şirketin sermayesinin tamamını kaybettiğinin belirlendiği, TTK'nın 376/2.

maddesinde tarif edilen durumdaki bir ortaklığın bilançosundaki açığı gidermeden yani kaybedilen tutar kadar sermayesini azaltmadan doğrudan doğruya sermaye artırımının yapılamayacağı, şirketin sermayesinin 2/3 ünden fazlasının kaybedildiği, TTK'nın 376. maddesinde öngörülen işlemler yapılmadan sermaye artırımı yapılamayacağı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.

TTK 376. maddesi "(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.(3) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır.

Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur." hükmünü havidir.

Mahkemece alınan bilirkişi raporunda şirketin 2021 yılı sonu itibariyle 7.100.00,00 TL olan öz kaynaklarının -9.280.997,22 TL'ye düştüğü tespit edilmiştir. Bu durumda davalı şirket tüm sermayesini kaybetmiş olup borca batıktır. Dairemizin 2018/3542 E., 2020/600 K. ve 21.01.2020 tarihli emsal kararında da belirtildiği üzere; sermaye şirketinin TTK'nın 376. maddesi uyarınca sermayesini tamamlamak zorunda olduğu, aksi halde şirketin faaliyetlerinin sona ereceği, yedek akçe bulunduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığı, davacılar tarafından da böyle bir yedek akçenin varlığının ispatlanamadığı, bu durumda davalı şirketin sermaye artırılmasına dair kararının yasa, ana sözleşme ile dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, dolayısıyla alınan kararın iptali şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1165442500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/2310 E. 2024/1205 K.

Sermaye kaybı halinde TTK 376 usulünce sermaye artırım kararının geçersizliği

Gerekçe özeti

Son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3'ünün zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı durumlarda, genel kurul TTK 376/2 uyarınca sermayenin 1/3'ü ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına (esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda artırılması ya da bilanço zararlarının kapatılması) karar vermeden doğrudan sermaye artırımına karar veremez; bu usule uyulmadan alınan sermaye artırım kararı geçersizdir ve iptali gerekir. Ticaret Bakanlığı Tebliği'nin 2/3 sermaye kaybı halinde doğrudan sermaye artırımına imkân tanıyan hükmü, TTK 376/2'ye aykırı olduğundan uygulanamaz.

Emsal değeri

Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3'ünün kaybedildiği hallerde genel kurulun TTK 376/2'deki usule (sermayenin 1/3'ü ile yetinme veya tamamlama) uymadan doğrudan sermaye artırımı kararı alamayacağı ve Ticaret Bakanlığı Tebliği'nin bunun aksini öngören 10/b hükmünün kanuna aykırılık nedeniyle uygulanamayacağı hususunda emsal niteliktedir.

Kavramlar: sermaye artırımı genel kurul kararının iptali TTK 376 sermaye kaybı yedek akçe özvarlık sermayenin tamamlanması tebliğ-kanun çatışması

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/2310

KARAR NO 2024/1205

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 11/10/2023

NUMARASI 2022/377 Esas - 2023/673 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 05/09/2024

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili ; Davalı şirketin 28.04.2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında sermayenin 7.100.000-TL’den 23.770.000-TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini, sermayeye iç kaynaklardan aktarılabilecek bir fon olup olmadığının ve söz konusu sermaye artırımının gerekçesinin ispatlanmadığını, yönetim kurulunca hazırlanan 06.04.2022 tarihli raporun kanunun aradığı şartları taşımadığını, pandemi koşullarında e-ticaretin çok yaygınlaşması sonrasında davalı şirketin satış yaptığı eczane ve ecza depolarınca e-ticaret kanalıyla satışlar yapılması sonrası şirket için haksız rekabete sebebiyet verildiğini davacılarca fark edildiğini ve durumun diğer ortaklara aktarıldığını, onaylardan sonra ise ...

ve akabinde ... isimli şirketler aracılığıyla e-ticarete girildiğini, İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2021/664 esas sayılı dosyasında kayyım ... tarafından sunulan raporda yer alan satışlardan 30 milyon kar edildiğinin tespitine göre şirketin var ise zararının davacılara İsnat edilen fiilden kaynaklanmadığının aşikar olduğunu, bunun farkına varan diğer ortaklarca davacıların şirket işi paylarını azaltma maksatlı olarak huzurdaki davaya konu genel kurul toplantısını gerçekleştirdiklerini ve sermayeyi yaklaşık üç katına çıkardıklarını,önceki sermayenin ödenip ödenmediğini, sermayeye iç kaynaklardan aktarılabilecek bir fon olup olmadığı gibi gerekçesinin ispatlanamadığını, genel kurulda da talebe rağmen bu hususlarda bilgi verilmediğini, kararda belirtilen YMM raporunun incelettirilmediğini, şirketin bilanço ve finansal evraklarının incelettirmediğini,ayrıca sermaye artırımı kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, şirketinin tamamının ele geçirilmesi saikiyle hareket edildiğini, 28.04.2022 tarihli genel kurulun yok hükmünde olduğunun tespitini, bu mümkün değilse alınan kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacıların yönetim kuruluna sunulan 15.09.2021 tarihli dilekçeler ile yönetim kurulu üyeliklerinden istifa ettiklerini, dava konusu alınan sermaye artırım kararının usul ve yasaya aykırı bir yönü bulunmadığını, davacılara genel kurul sonrasında rüçhan haklarını kullanmaları yönünde bildirim yapılmasına rağmen davacıların şirkete başvuruda bulunmadıklarını, bu nedenle diğer ortaklara yapılan teklifin diğer ortaklarca kabul edilerek sermaye payının diğer ortaklarca banka hesabına bloke edildiğini, davalı şirketin, davacıların kötü yönetimi nedeniyle zarar ettiğini, şirketin mevcut sermayesinin ödendiğini, şirket içerisinden sermayeye aktarılabilecek bir fon bulunmasının mümkün olmadığını tüm bu nedenlerle davacıların haksız davalarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; TTK nın 462.maddesinde iç kaynaklardan yapılan sermaye arttırımı sonucu, ortaklar iç kaynaklardan ortaya çıkacak sermaye paylarını, sermaye oranlarına göre bedelsiz olarak kendiliğinden iktisap ettikleri, TTK'nun 459 vd maddeleri uyarınca ortakların artırılan sermaye paylarını ödemeyi taahhüt ettikleri bedelli sermaye artırımı yolu ile de esas sermaye artışına gitmeleri mümkün olup bu halde her ortağın rüçhan hakkını kullanması zorunlu olmadığını, olağanüstü genel kurul toplantısının 3 numaralı kararı ile “Yapılan oylamada, nakdi olarak sermaye artırımı yapılmasına, şirket sermayesinin 7.100.000-TL'den 23.770.000-TL'na çıkartılmasına ve şirket ana sözleşmesinin sermaye başlıklı 6.

maddesinin aşağıda belirtilen biçimde tadil edilmesine, bu değişikliğin ticaret sicil gazetesinde ilanına, ... Ticaret A.Ş ile ... tarafından verilen 9470 kabul, ... vekili ... ve ... vekili ... tarafından verilen 9630 ret oylarına karşılık oy çokluğuyla karar verildi” şeklide karar verildiği, davacılara sermaye artırımından kaynaklanan rüçhan haklarını kullanabileceklerinin belirtildiği, buna rağmen davacıların bu haklarını kullanmadıkları, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; sermayenin artırılıp artırılmaması, kar payının dağıtılıp dağıtılmaması hususunun takdirinin genel kurula ait olmakla birlikte bu yetkinin kullanılmasının keyfiyete bağlı olmadığı, davalı şirketin mali müşavir bilirkişi tarafından tespit edilen mali verileri karşısında, sermaye artırım kararının ihtiyaçtan ve zorunluluktan dolayı alındığı, dolayısıyla da alınan kararın iptali şartlarının oluşmadığı, her ne kadar davacılar tarafından şirketin bilgi ve belgelerinin denetime sunulmadığı, sermaye artırımının kaynağının bu nedenle anlaşılamadığı ileri sürülmüş ise de, davacıların 15/09/2021 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliğini yürüttüklerinden anılan tarihe kadar şirketin mali kayıtlarından haberdar olmadıklarına ilişkin iddianın da yerinde olmayacağı, mali inceleme bölümünde yedek akçe bulunduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı gibi, yedek akçenin varlığının somut olarak ortaya konulamadığı anlaşılmakla, dava konusu genel kurulun 1 ve 2 nolu kararlarında muhalefet şerhi bulunmayan, 3 nolu maddenin de esas sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığını ispatlayamayan davacıların açtığı davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili, TTK hükümleri uyarınca sermaye artırım kararının alınabilmesi için gerekli olan önceki sermayenin ödenip ödenmediğinin kanıtlanmadığını, iç kaynaklardan sermayeye aktarılabilecek bir fon olup olmadığı kanıtlanamadığı, yönetim kurulu beyanı eksik olduğunu, şirketin diğer ortakları tarafından yönetim kurulu üyeliklerinden silah zoru ve fiziksel/psikolojik şiddet ile zorla istifa ettirildiklerini, şirket ortaklarının birbirine husumetli olup ceza davasının derdest olduğu, sermaye artırımı en son Nisan 2021'de gerçekleştiğini, 2.400.000-TL olan sermayenin Nisan 2021 de 7.100.000-TLye çıkartıldığını, müvekkillerinin istifasının geçersiz olduğu hususunda İstanbul Anadolu 7. ATM'nin 2022/459 esas sayılı dosyası da derdest olup istifanın geçersizliğinin kabulü halinde sermaye artırım kararını genel kurula sunan yönetim kurulu beyanı geçersiz olacağını, kararda şirketin mali verilerinin sermaye artırım kararını zorunlu kıldığı belirtildiği, ancak yönetim kurulu olarak gözüken kişilerce hazırlanan beyanda bu husus kanıtlanamadığından ötürü genel kurul kararının iptali gerektiğini, sermaye artırım kararının alınabilmesi için önceki sermayenin tamamının ödenip ödenmediğinin, iç kaynaklardan aktarılabilecek bir fonun mevcut olup olmadığının yönetim kurulu beyanında açıkça yer alması gerektiğini, önceki sermayenin tamamının ödenmiş olması ya da yedek akçenin mevcut olmaması tek başına yeterli olmadığını, bilirkişi raporunun hem eksik hem de İstanbul Anadolu 2 ATM'nin 2021/664 E sayılı dosya kapsamında SMMM ...

tarafından hazırlanan Kayyım Raporu ile çelişkiler içerdiğini, aynı döneme ilişkin bilirkişi raporunda özkaynak-9.280.997,22-TL(eksi) iken kayyım raporunda -6.107.136,91-TL(eksi) hesaplandığını (Pasif-120.810.261,90-TL, 100.213.370,70-TL olduğu)kararın kaldırılarak davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, anonim şirket olağanüstü genel kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın 445. ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.Davaya konu olağanüstü genel kurul toplantısının esas sermayenin arttırılmasına ilişkin 3.

gündem maddesi ile sermayenin 7.100.000-TL den 23.770.000-TL ye çıkarılmasına karar alındığı, yapılan bilirkişi incelemesinde de, şirketin özvarlığı (-9.280.997,22-TL) hesaplandığı sermayesinin tamamını kaybettiği belirlenmiştir. Davacılar vekili kayyım raporunda aynı döneme ilişkin olarak özvarlığın -6.107.136,91-TL hesaplandığını ileri sürmüş ise de, bu rapora göre de sonuç değişmemektedir. -6.107.136,91-TL/7.100.000-TL olmakla; yedek akçe de bulunmadığı belirlendiğine göre sermayenin 2/3 ünden fazlasının kayıp edildiğinin belirlenmiştir. Somut olayda davacıların sermaye artırımı kararına muhalif kaldıkları anlaşılmaktadır.6102 sayılı TTK'nın 376/1-2 maddesinde; ''Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.

..Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.'' düzenlemesi yer almaktadır. Yazılı hüküm gereği davalı şirketin sermayenin 1/3 ü ile yetinme veya eksik sermayeyi tamamlama konusunda bir karar alınmamıştır.Öte yandan, Ticaret Bakanlığı'nca çıkarılan 6102 sayılı TTKnın 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10. maddesinde " sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda sermaye artırımına karar verilebileceği gibi (a bendi), - sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden de sermaye artırımına karar verebileceği (b bendi) düzenlenmiştir.

Buna göre kanunda öngörülen oranda sermaye kaybı halinde uygulanması gereken kanun hükümlerine aykırı bir düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere, Tebliğ açık bir şekilde (10/b bendinde) 2/3 sermaye kaybı halinde şirketin doğrudan sermaye artırımı yapabileceğini öngörmektedir. Halbuki, bir önceki bölümde açıklandığı zere, öğretideki ağırlıklı görüş ve Yargıtay 11. HD’nin yerleşik kararları, TTK nın 376/2 (eTTK 324/2)’de tarif edilen durumdaki bir ortaklığın bilançosundaki açığı gidermeden (yani kaybedilen tutar kadar sermayesini azaltmadan) doğrudan doğruya sermaye artırımı yapamayacağı yönündedir. Bu çerçevede, Ticaret Bakanlığı Tebliğinin 10/b maddesi hükmünün, TTK 376/2 hükmüne açıkça aykırılık teşkil ettiği söylenebilir (Bkz.

Turan, Gökçen: "Ticaret Bakanlığı’nın TTK nın 376 Hükmünün Uygulama Esaslarına İlişkin Tebliğinin Üçte İki Sermaye Kaybı Halinde Doğrudan Sermaye Artırımı Yapılabilmesine İmkan Tanıyan Hükümleri Üzerine Düşünceler", Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, Yıl 2020, Cilt:6, Sayı:1, s.142-153.)22/03/1996 tarihli ve 1993/5 E., 1996/1 K. sayılı İBB GK’nda açıklandığı üzere tebliğ hükümleri kanuna aykırı olduğundan uygulanamayacaktır.Yargıtay 11. HD'nin 2016/14027 esas, 2018/7315 karar numaralı ilamında "davalı şirketin 31/12/2013 tarihli bilançosuna göre aktiflerinin borçlarını karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı, ancak 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararın sermaye ve yasal yedek akçenin yarısından ve ayrıca 2/3’ünden fazla olduğu bildirilmiştir.

TTK’nın 376. maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer. Sermayenin tamamlanması ibaresiyle esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda arttırılması veya bilanço zararlarının kapatılması kastedilmekte olup şirket genel kurulu doğrudan sermayenin arttırılmasına dair bir karar ittihaz edemez. Önce esas sermayeyi 1/3’e indirmeli sonra 3/3’e tamamlayıcı arttırmayı yapmalıdır. Yani tamamlama işleminin sona ermesi halinde esas sermaye gene eski düzeyini bulacaktır. (Poroy, Tekinalp, Çamoğlu: Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, s.734) Dolayısıyla, 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararının sermaye ve yasal yedek akçesinin 2/3’ünden fazla olduğu anlaşılan davalı şirkette genel kurulca TTK’nın 376.

maddesi uyarınca açıklanan kararlar alınabilecek olup sermaye arttırım kararı alınamayacaktır." denilmiştir.Yine Yargıtay 11 HD nin 2022/6150 esas ,2023/6213 karar sayılı ilamında da " İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 31.12.2014 tarihli bilançosuna göre aktiflerinin cüzi bir miktar ilave ile borçlarını karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı, 6102 sayılı TTK nın (6102 sayılı Kanun) 376 ncı maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirketin kendiliğinden sona ereceğinin düzenlendiği, sermayenin tamamlanması ibaresiyle esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda arttırılması veya bilanço zararlarının kapatılması kastedilmekte olduğu, şirket genel kurulu doğrudan sermayenin arttırılmasına dair bir karar ittihaz edilemeyeceği, önce esas sermayeyi 1/3’e indirmesi sonra 3/3’e tamamlayıcı arttırmanın yapması gerektiği, yani tamamlama işleminin sona ermesi halinde esas sermaye yine eski düzeyini bulacağı, dolayısıyla, 2014 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararının sermaye ve yasal yedek akçesinin 2/3’ünden fazla olduğu anlaşılan davalı şirkette genel kurulca 6102 sayılı Kanun'un 376 ncı maddesi uyarınca açıklanan kararlar alınabileceği, sermaye arttırım kararı alınamayacağı, bu durum karşısında, sermaye artırım kararının öz sermayenin korunmasından çok davacı ortağın durumunun ağırlaştırılması amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 02.11.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2 nci gündem maddesiyle ile alınan sermaye arttırımı kararının iptaline" ilişkin kararın onanmasına karar verilmiştir.

6762 sayılı TTK yürürlüğünde olmakla birlikte somut olaya emsal olabilecek aynı Dairenin 2005/4784 esas, 2006/5163 karar sayılı ilamında "TTK nın 324. maddesi mahkemece resen nazara alınacak amir hükümlerdendir. ... Mahkemece genel kurul gündemine getirilen sermaye tezyidi kararının yasa ve ana sözleşme ile iyiniyet kurallarına uygunluğunu denetler iken TTK 324. maddesine uygun olarak yönetim kurulunca düzenlenen ara bilançoyu istemesi ve uzman bilirkişi raporu ile sermayenin 2/3 ünün kaybedilip edilmediğini yada borçların sermaye ile karşılanıp karşılanmadığını ve genel kurul kararının amir hükme aykırı olup olmadığını saptaması gerekmektedir. Somut olayda genel kurul huzuruna getirilen bir ara bilanço olmadığı halde 1/3 sermaye ile yetinilmesine karar verilmesi ve amir hükme aykırı olduğundan ortağın muhalefet şerhi yazdırmasına gerek olmadan dava açma hakkı bulunduğu"na karar verilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, şirketin sermayesinin 2/3 ünden fazlasının kaybedildiğinin anlaşıldığı , TTK nın 376. Maddesinde öngörülen işlemler yapılmadan sermaye artırımı yapılamayacağı gözetilmeden alınan sermaye artırımının geçersiz olduğu halde davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yeniden karar verilerek davanın kabulüne, ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/377 Esas - 2023/673 Karar sayılı 11/10/2023 tarihli kararının, HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne; davalı şirketin 28.04.2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında sermayenin 7.100.000-TL’ndan 23.770.000-TL’na çıkarılmasına ilişkin (3)nolu kararın iptaline, Dairemizin 2022/1564 esas, 2022/1314 karar sayılı ilamı ile kararın icrasının durdurulmasına ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararının kararın kesinleşmesine kadar devamına, davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine, "İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;

Alınması gereken 427,60-TL karar harcından davacılar tarafından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 346,90-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacılar tarafından yatırılan 80,70-TL peşin harç ile davacılar tarafından yapılan 7.000-TL bilirkişi ücreti ve 508,25-TL posta masrafı olmak üzere toplam 7.588,95‬-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davacılar lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine," Yatırılan 269,85-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacılara iadesine, Davacılar tarafından yapılan 220-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 05/09/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.