Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/10005 E. 2013/9154 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıl
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödeme def'i↗ prim alacağı↗ peşin karar harcı↗ ticari defter ve kayıtlar↗ ek prim↗ muacceliyet↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ ihbar↗ ticari defter↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava; yurt dışı prim alacağının tahsilinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin olduğu, davacı tarafın 28/12/1984 tarihi itibariyle paranın davalı bankaya gönderildiğini bildiği, bu durumda 26 yıl sonra dava açıldığı, TTK. nun 68/1 maddesi gereğince davalı bankanın ticari defter ve kayıtlarını 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu, bu haliyle zamanaşımı süresinin dolduğu, gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, yabancı sigorta kurumunca davalı bankaya gönderilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Davacıya ait paranın yabancı sigorta kurumunca davalı ...Ş.'ye gönderildiği ve davalı bankaca davacı adına Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı açılarak, bu hesaba aktarıldığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf, davalının paranın banka hesaplarına geldiği hususunda bildirimde bulunulmaması nedeniyle, paranın geldiğinden haberdar olmadığını ve para çekmediğini, ödeme dekontlarındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş, davalı taraf ise, sözkonusu para yurt dışı sigorta kurumundan geldikten sonra davacıya ödendiğini savunarak ödeme dekontlarını ibraz etmiştir. Davalı beyanı ve dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak zamanaşımı def'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 128. maddesi "Müruru zaman alacağın muaccel olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, dava dilekçesinde belirttiği davalı bankadan 25.11.2009 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle zamanaşımının işlemeye başladığı gözetilerek, davalının ödeme def'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4021 E. 2013/4131 K.
Ortak:ödeme def'i · muacceliyet · zamanaşımı def'i · def'i · ihbar · ticari defter · zamanaşımı · e-defter · zamanaşımı 10 yıl · Alacak
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 128. maddesi "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, dava dilekçesinde belirttiği davalı bankadan 25.11.2009 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek, davalının «ödeme def»'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava; yurt dışı «prim alacağının» tahsilinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin olduğu, davacı tarafın 28/12/1984 tarihi itibariyle paranın davalı bankaya gönderildiğini bildiği, bu durumda 26 yıl sonra dava açıldığı, TTK. nun 68/1 maddesi gereğince davalı bankanın «ticari defter» ve kayıtlarını 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu, bu haliyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalı beyanı ve dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak «zamanaşımı def»'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı B.K 128. maddesi "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, davalı bankadan 27.01.2010 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek, davalının «ödeme def»'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilm …
Bankası'na gönderildiği hususunun yazılı olduğu, davacı yanın 18.02.1985 tarihi itibariyle bu durumu bildiği, hal böyleyken 24 yıl sonra dava açıldığı ...'nun 68/1. maddesi gereğince davalı bankanın «ticari defter» ve kayıtlarını ... yıl süreyle saklamak zorunda olduğu, bu haliyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı beyanı ve dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak «zamanaşımı def»'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yanın Türkçe içerikli «formu» da imzaladığı, bu formun içeriğinde paranın T.C. ...
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8575 E. 2012/15680 K.
Ortak:muacceliyet · ihbar · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıl
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 128. maddesi "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, dava dilekçesinde belirttiği davalı bankadan 25.11.2009 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek, davalının «ödeme def»'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava; yurt dışı «prim alacağının» tahsilinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin olduğu, davacı tarafın 28/12/1984 tarihi itibariyle paranın davalı bankaya gönderildiğini bildiği, bu durumda 26 yıl sonra dava açıldığı, TTK. nun 68/1 maddesi gereğince davalı bankanın «ticari defter» ve kayıtlarını 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu, bu haliyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, yabancı sigorta kurumunca davalı bankaya gönderilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.Davacıya ait paranın yabancı sigorta kurumunca davalı ...Ş.'ye gönderildiği ve davalı bankaca davacı adına Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı açılarak, bu hesaba aktarıldığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda2- Öte taraftan, dava alacak istemine ilişkin olup, somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken 818 Sayılı BK'nun 128. maddesi, "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder" hükmünü haizdir.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere, «zamanaşımı» alacağın «muaccel» olduğu, muacceliyet için «ihtarın» gerekli olduğu durumlarda da ihtarın yapıldığı tarihte başlar.
… i raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, davalının takibe dayanak para makbuzunun düzenleme tarihinde davacıya ait şirketin mesul müdürü olduğu, para makbuzunda «vade» bulunmadığından makbuzun davalının mesul müdürlüğü sırasında verildiği sonucuna ulaşıldığı, takip konusu alacağın Borçlar Kanunu'nun 126/4. maddesi gereğince 5 yıllık «zamanaşımına» tabi olup, makbuzun düzenlenme tarihi ile takip tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı başlangıcı · vade · ihtar
Benzer bu kararda… i raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, davalının takibe dayanak para makbuzunun düzenleme tarihinde davacıya ait şirketin mesul müdürü olduğu, para makbuzunda «vade» bulunmadığından makbuzun davalının mesul müdürlüğü sırasında verildiği sonucuna ulaşıldığı, takip konusu alacağın Borçlar Kanunu'nun 126/4. maddesi gereğince 5 yıllık «zamanaşımına» tabi olup, makbuzun düzenlenme tarihi ile takip tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere, «zamanaşımı» alacağın «muaccel» olduğu, muacceliyet için «ihtarın» gerekli olduğu durumlarda da ihtarın yapıldığı tarihte başlar.
Hal böyleyken, mahkemece, «zamanaşımının başlangıç» tarihinin makbuzların düzenlenme tarihi olarak alınması hatalı olmuş ve hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3693 E. 2015/1750 K.
Ortak:muacceliyet · zamanaşımı def'i · def'i · ihbar · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıl
İncelediğiniz karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 128. maddesi "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, dava dilekçesinde belirttiği davalı bankadan 25.11.2009 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek, davalının «ödeme def»'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Davalı beyanı ve dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak «zamanaşımı def»'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava; yurt dışı «prim alacağının» tahsilinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin olduğu, davacı tarafın 28/12/1984 tarihi itibariyle paranın davalı bankaya gönderildiğini bildiği, bu durumda 26 yıl sonra dava açıldığı, TTK. nun 68/1 maddesi gereğince davalı bankanın «ticari defter» ve kayıtlarını 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu, bu haliyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı vekilinin her kalem istemine ilişkin olarak dava konusu alacaklarının «muaccel» olduğu tarihlerin «denetime elverişli» bir şekilde açıkça belirlenmesi ve davalı vekilinin «zamanaşımı def»’inin bu çerçevede değerlendirlmesi gerekirken yanlış ilkeden hareketle yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın da …
2-Dava, şirket ortaklığının tasfiyesine yönelik sözleşmeye dayalı alacak istemine ilişkin olup,uyuşmazlık «zamanaşımı» süresinin nereden başlayacağı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, taraflar arasındaki 31.12.2000 tarihli sözleşme esas alınmak suretiyle davalının «zamanaşımı def»’i yerinde görülerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, mülga 818 sayılı BK.nun 128 nci maddesi“Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder“hükmünü haiz olup, 6098 sayılı TBK.nun 149 ncu maddesi de «zamanaşımının», alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağını açıkça düzenlemiştir.Bu bağlamda, anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde davacı tarafın her bir kalem istemine i …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı vekilinin her kalem istemine ilişkin olarak dava konusu alacaklarının «muaccel» olduğu tarihlerin «denetime elverişli» bir şekilde açıkça belirlenmesi ve davalı vekilinin «zamanaşımı def»’inin bu çerçevede değerlendirlmesi gerekirken yanlış ilkeden hareketle yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın da …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6974 E. 2015/13486 K.
Ortak:muacceliyet · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıl
İncelediğiniz karardaDavalı beyanı ve dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak «zamanaşımı def»'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 128. maddesi "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, dava dilekçesinde belirttiği davalı bankadan 25.11.2009 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek, davalının «ödeme def»'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava; yurt dışı «prim alacağının» tahsilinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin olduğu, davacı tarafın 28/12/1984 tarihi itibariyle paranın davalı bankaya gönderildiğini bildiği, bu durumda 26 yıl sonra dava açıldığı, TTK. nun 68/1 maddesi gereğince davalı bankanın «ticari defter» ve kayıtlarını 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu, bu haliyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2- Ancak, dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak «zamanaşımı def»'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Alacağın «muaccel» olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde, «zamanaşımı» bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar" hükmünü haizdir.
Somut olayda, davacının bankadan dava konusu paranın ödenmesini istediği tarih itibariyle alacağın «muaccel» olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışılmadan hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı vekilinin karar düzeltme istemini …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9925 E. 2014/17800 K.
Ortak:ek prim · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · Alacak
İncelediğiniz karardaDavalı beyanı ve dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak «zamanaşımı def»'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava; yurt dışı «prim alacağının» tahsilinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin olduğu, davacı tarafın 28/12/1984 tarihi itibariyle paranın davalı bankaya gönderildiğini bildiği, bu durumda 26 yıl sonra dava açıldığı, TTK. nun 68/1 maddesi gereğince davalı bankanın «ticari defter» ve kayıtlarını 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu, bu haliyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 128. maddesi "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, dava dilekçesinde belirttiği davalı bankadan 25.11.2009 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek, davalının «ödeme def»'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer bu kararda2-Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; dava yabancı sigorta kurumunca davalı bankaya gönderilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bozma ilamına uyularak dava «zamananaşımı def»'inin reddi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak davacı sigorta «primlerinin» ödenmesi için doldurduğu Almanca ve Türkçe «formda» paranın T.C.
Merkez Bankası'na yatırılmasını belirtmiş, Alman Sigorta Kurumunca da davacıya 12.11.1984 tarihinde bizzat tebliğ edilen 25.10.1984 tarihli belgede sigorta «primlerinin» TC.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:grafolog bilirkişi · icazet · ba formu · eksik inceleme · husumet
Benzer bu kararda… ez Bankası işleyiş ve mevzuatından anlayan bir bilirkişi heyetinden Merkez Bankası kayıtları üzerinde inceleme yapılarak Alman Sigorta Kurumundan gönderilen sigorta «primlerinin» ne şekilde Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabına yatırıldığı, söz konusu hesaptan ne tür işlemler yapıldığı, 06.02.1985 tarihinde para çekilerek kapatılan hesabın, 24.12.1990 tarihinde tekrar para çekilerek kapatılmasının hangi nedene dayandığı hususunda rapor alınarak, somut olayın özelliklerine göre davacının hesabından para çekilmesine «icazet» verip vermediği değerlendirilerek, ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeyle» davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Ancak davacı sigorta «primlerinin» ödenmesi için doldurduğu Almanca ve Türkçe «formda» paranın T.C.
Dosyada mevcut «grafolog bilirkişi» raporunda davacı imzası olarak mukayeseye esas alınan 24.12.1990 tarihli döviz hesabının kapatılması içerikli başvuru belgesi ekindeki 10.000 DEM çekildiğine dair SUŞ başlıklı dekontta tıpkı davacının imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü ödeme belgelerindeki (SUŞ) gibi hesap numarası 79001600-8 olarak belirtilmiştir.
Merkez Bankası'na gönderileceği bildirilen sigorta «primlerinin» 25 yıl kadar bir süre araştırılıp soruşturulmadığı iddasının kabul edilebilir olup olmadığı, davacının hesabından para çekilmesine «icazet» gösterip göstermediği değerlendirilmeden, davacı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu yönündeki bilirkişi raporuna da neden itibar edilmediği tartışılmadan davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/10005 E. , 2013/9154 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
31. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.04.2012 tarih ve 2011/101-2012/81 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, ...'da çalışan müvekkilinin Türkiye'ye geri dönüşü sonunda iş akdine son verildiğini ve işten ayrılmasından sonra ... sigorta kurumu nezdinde birtakım belgeler imzaladığını, bunlar arasında sigorta primlerinin geri alınmasını içeren bir formun da bulunduğunu, müvekkilinin Almanca bilmediğini ve imzaladığı form içeriklerinin mahiyetini bilmeden imzaladığını, emeklilik işlemleri sürecinde yurtdışı çalışmalarını içeren sigorta primlerinin T.C.
Merkez Bankası'na yollandığını öğrendiğini, müvekkilinin bu durumu öğrenir öğrenmez 25/11/2009 tarihinde T.C. Merkez Bankası'na yazı yazdığını, gelen yazı cevabında, sigorta primlerini içeren parasının 28/12/1984 tarihinde geldiğini ve 25.369 ... Markı sigorta parasını ... Şubesi'nden çektiğini bildirdiğini, ancak ödeme belgelerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, imza incelemesi neticesinde bu durumun ortaya çıkacağını, müvekkili parasının 28/12/1984 tarihinde geldiğinin, davalı ...'nın kabulünde olduğunu, fakat müvekkiline bu paranın bankaya geldiğine ilişkin hiçbir haber verilmediğini ileri sürerek 12.970 EURO'nun tahsil tarihindeki kur üzerinden 28/12/1984 tarihinden itibaren işçi dövizlerine uygulanan en yüksek faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, yetki, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın esası yönünden ise ... sigorta kurumundan davacı adına havale edilen 25.369 DEM'lik tutarın müvekkili bankanın 28/12/1984 tarihinde davacı adına kredi mektuplu döviz tevdiyat hesabına alındığını, dava konusu tutarın faizleriyle birlikte davacıya ait hesaptan tamamen çekildiğini, davacı tarafın kendi iddiasına göre uzun yıllar bekleyip böyle bir talepte bulunmasının MK'nın 2. maddesi anlamında objektif iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğunu, savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava; yurt dışı prim alacağının tahsilinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin olduğu, davacı tarafın 28/12/1984 tarihi itibariyle paranın davalı bankaya gönderildiğini bildiği, bu durumda 26 yıl sonra dava açıldığı, TTK. nun 68/1 maddesi gereğince davalı bankanın ticari defter ve kayıtlarını 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu, bu haliyle zamanaşımı süresinin dolduğu, gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, yabancı sigorta kurumunca davalı bankaya gönderilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Davacıya ait paranın yabancı sigorta kurumunca davalı ...Ş.'ye gönderildiği ve davalı bankaca davacı adına Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı açılarak, bu hesaba aktarıldığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf, davalının paranın banka hesaplarına geldiği hususunda bildirimde bulunulmaması nedeniyle, paranın geldiğinden haberdar olmadığını ve para çekmediğini, ödeme dekontlarındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş, davalı taraf ise, sözkonusu para yurt dışı sigorta kurumundan geldikten sonra davacıya ödendiğini savunarak ödeme dekontlarını ibraz etmiştir.
Davalı beyanı ve dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak zamanaşımı def'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 128. maddesi "Müruru zaman alacağın muaccel olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, dava dilekçesinde belirttiği davalı bankadan 25.11.2009 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle zamanaşımının işlemeye başladığı gözetilerek, davalının ödeme def'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/462865300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz