Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/3693 E. 2015/1750 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muacceliyet↗ zamanaşımı def'i↗ denetime elverişlilik↗ tbk 99↗ def'i↗ ihbar↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davaya dayanak yapılan 31/12/2000 tarihli taksim sözleşmesinin taraflar arasında imzalanarak yürürlük kazandığı, aralarında yapmış oldukları sözleşme ile malların taksim etmiş oldukları, dava konusunun B.K.126/4. maddesi (TBK.147/4.mad.) gereğince 5 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, şirket ortaklığının tasfiyesine yönelik sözleşmeye dayalı alacak istemine ilişkin olup,uyuşmazlık zamanaşımı süresinin nereden başlayacağı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, taraflar arasındaki 31.12.2000 tarihli sözleşme esas alınmak suretiyle davalının zamanaşımı def’i yerinde görülerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, mülga 818 sayılı BK.nun 128 nci maddesi“Müruru zaman alacağın muaccel olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder“hükmünü haiz olup, 6098 sayılı TBK.nun 149 ncu maddesi de zamanaşımının, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağını açıkça düzenlemiştir.Bu bağlamda, anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde davacı tarafın her bir kalem istemine ilişkin olarak iddia ettiği alacaklarının muacceliyet tarihlerinin ayrı ayrı belirlenmesi zamanaşımı süresinin belirlenecek tarihlerden başlatılması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı vekilinin her kalem istemine ilişkin olarak dava konusu alacaklarının muaccel olduğu tarihlerin denetime elverişli bir şekilde açıkça belirlenmesi ve davalı vekilinin zamanaşımı def’inin bu çerçevede değerlendirlmesi gerekirken yanlış ilkeden hareketle yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8575 E. 2012/15680 K.
Ortak:muacceliyet · ihbar · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaOysa, mülga 818 sayılı BK.nun 128 nci maddesi“Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder“hükmünü haiz olup, 6098 sayılı TBK.nun 149 ncu maddesi de «zamanaşımının», alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağını açıkça düzenlemiştir.Bu bağlamda, anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde davacı tarafın her bir kalem istemine i …
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı vekilinin her kalem istemine ilişkin olarak dava konusu alacaklarının «muaccel» olduğu tarihlerin «denetime elverişli» bir şekilde açıkça belirlenmesi ve davalı vekilinin «zamanaşımı def»’inin bu çerçevede değerlendirlmesi gerekirken yanlış ilkeden hareketle yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın da …
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davaya dayanak yapılan 31/12/2000 tarihli taksim sözleşmesinin taraflar arasında imzalanarak yürürlük kazandığı, aralarında yapmış oldukları sözleşme ile malların taksim etmiş oldukları, dava konusunun B.K.126/4. maddesi (TBK.147/4.mad.) gereğince 5 yıllık «zamanaşımına» tabi bulunduğu, gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2- Öte taraftan, dava alacak istemine ilişkin olup, somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken 818 Sayılı BK'nun 128. maddesi, "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder" hükmünü haizdir.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere, «zamanaşımı» alacağın «muaccel» olduğu, muacceliyet için «ihtarın» gerekli olduğu durumlarda da ihtarın yapıldığı tarihte başlar.
… i raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, davalının takibe dayanak para makbuzunun düzenleme tarihinde davacıya ait şirketin mesul müdürü olduğu, para makbuzunda «vade» bulunmadığından makbuzun davalının mesul müdürlüğü sırasında verildiği sonucuna ulaşıldığı, takip konusu alacağın Borçlar Kanunu'nun 126/4. maddesi gereğince 5 yıllık «zamanaşımına» tabi olup, makbuzun düzenlenme tarihi ile takip tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı başlangıcı · vade · ihtar
Benzer bu kararda… i raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, davalının takibe dayanak para makbuzunun düzenleme tarihinde davacıya ait şirketin mesul müdürü olduğu, para makbuzunda «vade» bulunmadığından makbuzun davalının mesul müdürlüğü sırasında verildiği sonucuna ulaşıldığı, takip konusu alacağın Borçlar Kanunu'nun 126/4. maddesi gereğince 5 yıllık «zamanaşımına» tabi olup, makbuzun düzenlenme tarihi ile takip tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere, «zamanaşımı» alacağın «muaccel» olduğu, muacceliyet için «ihtarın» gerekli olduğu durumlarda da ihtarın yapıldığı tarihte başlar.
Hal böyleyken, mahkemece, «zamanaşımının başlangıç» tarihinin makbuzların düzenlenme tarihi olarak alınması hatalı olmuş ve hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10005 E. 2013/9154 K.
Ortak:muacceliyet · zamanaşımı def'i · def'i · ihbar · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı vekilinin her kalem istemine ilişkin olarak dava konusu alacaklarının «muaccel» olduğu tarihlerin «denetime elverişli» bir şekilde açıkça belirlenmesi ve davalı vekilinin «zamanaşımı def»’inin bu çerçevede değerlendirlmesi gerekirken yanlış ilkeden hareketle yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın da …
2-Dava, şirket ortaklığının tasfiyesine yönelik sözleşmeye dayalı alacak istemine ilişkin olup,uyuşmazlık «zamanaşımı» süresinin nereden başlayacağı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, taraflar arasındaki 31.12.2000 tarihli sözleşme esas alınmak suretiyle davalının «zamanaşımı def»’i yerinde görülerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, mülga 818 sayılı BK.nun 128 nci maddesi“Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder“hükmünü haiz olup, 6098 sayılı TBK.nun 149 ncu maddesi de «zamanaşımının», alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağını açıkça düzenlemiştir.Bu bağlamda, anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde davacı tarafın her bir kalem istemine i …
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 128. maddesi "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, dava dilekçesinde belirttiği davalı bankadan 25.11.2009 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek, davalının «ödeme def»'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Davalı beyanı ve dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak «zamanaşımı def»'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava; yurt dışı «prim alacağının» tahsilinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin olduğu, davacı tarafın 28/12/1984 tarihi itibariyle paranın davalı bankaya gönderildiğini bildiği, bu durumda 26 yıl sonra dava açıldığı, TTK. nun 68/1 maddesi gereğince davalı bankanın «ticari defter» ve kayıtlarını 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu, bu haliyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme def'i · prim alacağı · peşin karar harcı · ek prim · ticari defter · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava; yurt dışı «prim alacağının» tahsilinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin olduğu, davacı tarafın 28/12/1984 tarihi itibariyle paranın davalı bankaya gönderildiğini bildiği, bu durumda 26 yıl sonra dava açıldığı, TTK. nun 68/1 maddesi gereğince davalı bankanın «ticari defter» ve kayıtlarını 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu, bu haliyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 128. maddesi "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, dava dilekçesinde belirttiği davalı bankadan 25.11.2009 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek, davalının «ödeme def»'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Davacı taraf, davalının paranın banka hesaplarına geldiği hususunda bildirimde bulunulmaması nedeniyle, paranın geldiğinden haberdar olmadığını ve para çekmediğini, ödeme dekontlarındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş, davalı taraf ise, sözkonusu para yurt dışı sigorta kurumundan geldikten sonra davacıya ödendiğini savunarak ödeme dekontlarını «ibraz» etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14193 E. 2013/22763 K.
Ortak:muacceliyet · ihbar · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaOysa, mülga 818 sayılı BK.nun 128 nci maddesi“Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder“hükmünü haiz olup, 6098 sayılı TBK.nun 149 ncu maddesi de «zamanaşımının», alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağını açıkça düzenlemiştir.Bu bağlamda, anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde davacı tarafın her bir kalem istemine i …
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı vekilinin her kalem istemine ilişkin olarak dava konusu alacaklarının «muaccel» olduğu tarihlerin «denetime elverişli» bir şekilde açıkça belirlenmesi ve davalı vekilinin «zamanaşımı def»’inin bu çerçevede değerlendirlmesi gerekirken yanlış ilkeden hareketle yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın da …
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davaya dayanak yapılan 31/12/2000 tarihli taksim sözleşmesinin taraflar arasında imzalanarak yürürlük kazandığı, aralarında yapmış oldukları sözleşme ile malların taksim etmiş oldukları, dava konusunun B.K.126/4. maddesi (TBK.147/4.mad.) gereğince 5 yıllık «zamanaşımına» tabi bulunduğu, gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMülga Borçlar Kanunu'nun 128. maddesinde, müruru zamanın alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlayacağı, alacağın muacceliyetinin bir «ihbar» vukuuna tabi olması halinde müruru zamanın bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan edeceği belirtilmiştir.
Bu madde uyarınca «zamanaşımı» alacağın «muaccel» olduğu zamandan itibaren başlayacak olması nedeniyle öncelikle muacceliyet tarihinin belirlenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, davadan önce davalıya tebliğ edilen 30.07.1998 tarihli «ihtarname» ile ihtarnameye konu borcun kat edilmiş olmasına göre söz konusu borç bu tarihte «muaccel» hale gelmiş olup, dava tarihi olan 20.06.2008 tarihi itibariyle 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı anlaşıldığından mahkemece davalının «zamanaşımı definin» reddine karar verilerek, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve davaya konu borcun davalı tarafından açılmış ve kesinleşmiş olan «menfi tespit» davasına konu kredi borçları kapsamında olup olmadığının da incelenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın zamanaşımına uğradığından …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap kat ihtarı · kat ihtarı · hesap kat · zamanaşımı defi · sözleşmeden doğan dava · genel kredi sözleşmesi · ihtar · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, alacağın dayandığı 03.03.1987 tarihli «kredi sözleşmesi» ile bunun eki olarak en «son» 12.02.1997 tarihinde davalıya kredi kullandırıldığı, bu tarih ile dava tarihi arasında 11 yıl 4 ay 8 gün geçtiği, banka kredi sözleşmesine dayalı alacak davalarında «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğu, davacının davasını dayandırdığı 30.07.1998 tarihli, 952 yevmiye sayılı «hesap kat ihtarının» bulunmadığı, 03.03.1987 tarihli kredi sözleşmesindeki alacağın zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «genel kredi sözleşmesinden doğan» alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda, davadan önce davalıya tebliğ edilen 30.07.1998 tarihli «ihtarname» ile ihtarnameye konu borcun kat edilmiş olmasına göre söz konusu borç bu tarihte «muaccel» hale gelmiş olup, dava tarihi olan 20.06.2008 tarihi itibariyle 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı anlaşıldığından mahkemece davalının «zamanaşımı definin» reddine karar verilerek, uyuşmazlığın esasına girilmesi ve davaya konu borcun davalı tarafından açılmış ve kesinleşmiş olan «menfi tespit» davasına konu kredi borçları kapsamında olup olmadığının da incelenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın zamanaşımına uğradığından …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15322 E. 2012/17620 K.
Ortak:muacceliyet · ihbar · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaOysa, mülga 818 sayılı BK.nun 128 nci maddesi“Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder“hükmünü haiz olup, 6098 sayılı TBK.nun 149 ncu maddesi de «zamanaşımının», alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağını açıkça düzenlemiştir.Bu bağlamda, anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde davacı tarafın her bir kalem istemine i …
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı vekilinin her kalem istemine ilişkin olarak dava konusu alacaklarının «muaccel» olduğu tarihlerin «denetime elverişli» bir şekilde açıkça belirlenmesi ve davalı vekilinin «zamanaşımı def»’inin bu çerçevede değerlendirlmesi gerekirken yanlış ilkeden hareketle yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın da …
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davaya dayanak yapılan 31/12/2000 tarihli taksim sözleşmesinin taraflar arasında imzalanarak yürürlük kazandığı, aralarında yapmış oldukları sözleşme ile malların taksim etmiş oldukları, dava konusunun B.K.126/4. maddesi (TBK.147/4.mad.) gereğince 5 yıllık «zamanaşımına» tabi bulunduğu, gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemenin karar tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanununun 128. maddesi “Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder.” hükmünü haiz olup «zamanaşımı» süresi alacağın muaccel olduğu tarihten başlayacaktır.
Bu nedenle takip ve dava konusu demirbaş alacağının, anlaşmanın ilgili hükmü gereği «muacceliyet» tarihi araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken anlaşma tarihi ile davacının demirbaşlar üzerindeki hakkını öğrendiği ve alacağın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi yönünde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… kları, 30/09/2004 tarihli sözleşme gereğince, davacının ortaklıktan ayrılmasıyla 75.000 Euro'nun ödendiği, demirbaşların şirkete emaneten bırakıldığı, demirbaşların «şirket merkezinin» kiraya verilişinde ilave bedelle kiracıya «teslim» edileceğinin veya satılıp bedelinin ortaklara ödeneceğinin belirlendiği, davacının davasını demirbaş bedeli alacağına dayandırdığı, davacının demirbaşlar üzerindeki hakkını 30/09/2004 tarihinde öğrendiği halde icra takibini 20/07/2010 tarihinde başlattığı, böylece alacağının varlığını öğrendiği tarihten itibaren 5 yıllık süre geçtikten sonra alacak talebinde bulunduğu, BK.'nun 126. maddesinin 4. bendi gereğince alacağın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle, davanın zaman aşımı nedeni ile reddine, şartları oluşmadığından davacı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmolunmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortaklığı · şirket merkezi mahkemesi · fesih · limited şirket · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · dahili dava · teslim
Benzer bu kararda… kları, 30/09/2004 tarihli sözleşme gereğince, davacının ortaklıktan ayrılmasıyla 75.000 Euro'nun ödendiği, demirbaşların şirkete emaneten bırakıldığı, demirbaşların «şirket merkezinin» kiraya verilişinde ilave bedelle kiracıya «teslim» edileceğinin veya satılıp bedelinin ortaklara ödeneceğinin belirlendiği, davacının davasını demirbaş bedeli alacağına dayandırdığı, davacının demirbaşlar üzerindeki hakkını 30/09/2004 tarihinde öğrendiği halde icra takibini 20/07/2010 tarihinde başlattığı, böylece alacağının varlığını öğrendiği tarihten itibaren 5 yıllık süre geçtikten sonra alacak talebinde bulunduğu, BK.'nun 126. maddesinin 4. bendi gereğince alacağın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle, davanın zaman aşımı nedeni ile reddine, şartları oluşmadığından davacı aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmolunmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket ortakları» arasındaki sözleşmeye dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Şti'nin «fesih» ve devrine ilişkin olarak imzalanan 30/09/2004 tarihli anlaşmanın 13. bendinde “demirbaşlar” başlığı altında düzenlenmiş; “Demirbaşlar şirketin malı olup sayım ve hesaba «dahil» edilmedi ve paylaşımı yapılmadan şirkete emaneten bırakıldı.
Ancak bu demirbaşlar «şirket merkezinin» yeni kiracıya kiraya verilişinde işyerinin teçhizatı olarak kiracıya ilave bir bedelle «teslim» edilecek veya satılıp bedeli ... ve ...'a mütesaviyen ödenecektir” şeklinde ifade edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4021 E. 2013/4131 K.
Ortak:muacceliyet · zamanaşımı def'i · def'i · ihbar · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı vekilinin her kalem istemine ilişkin olarak dava konusu alacaklarının «muaccel» olduğu tarihlerin «denetime elverişli» bir şekilde açıkça belirlenmesi ve davalı vekilinin «zamanaşımı def»’inin bu çerçevede değerlendirlmesi gerekirken yanlış ilkeden hareketle yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın da …
2-Dava, şirket ortaklığının tasfiyesine yönelik sözleşmeye dayalı alacak istemine ilişkin olup,uyuşmazlık «zamanaşımı» süresinin nereden başlayacağı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, taraflar arasındaki 31.12.2000 tarihli sözleşme esas alınmak suretiyle davalının «zamanaşımı def»’i yerinde görülerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, mülga 818 sayılı BK.nun 128 nci maddesi“Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder“hükmünü haiz olup, 6098 sayılı TBK.nun 149 ncu maddesi de «zamanaşımının», alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağını açıkça düzenlemiştir.Bu bağlamda, anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde davacı tarafın her bir kalem istemine i …
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı B.K 128. maddesi "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, davalı bankadan 27.01.2010 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek, davalının «ödeme def»'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilm …
Davalı beyanı ve dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak «zamanaşımı def»'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bankası'na gönderildiği hususunun yazılı olduğu, davacı yanın 18.02.1985 tarihi itibariyle bu durumu bildiği, hal böyleyken 24 yıl sonra dava açıldığı ...'nun 68/1. maddesi gereğince davalı bankanın «ticari defter» ve kayıtlarını ... yıl süreyle saklamak zorunda olduğu, bu haliyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme def'i · ba formu · ticari defter · e-defter
Benzer bu karardaBankası'na gönderildiği hususunun yazılı olduğu, davacı yanın 18.02.1985 tarihi itibariyle bu durumu bildiği, hal böyleyken 24 yıl sonra dava açıldığı ...'nun 68/1. maddesi gereğince davalı bankanın «ticari defter» ve kayıtlarını ... yıl süreyle saklamak zorunda olduğu, bu haliyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yanın Türkçe içerikli «formu» da imzaladığı, bu formun içeriğinde paranın T.C. ...
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı B.K 128. maddesi "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, davalı bankadan 27.01.2010 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek, davalının «ödeme def»'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilm …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/3693 E. , 2015/1750 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/12/2013 tarih ve 2009/245-2013/313 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/02/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, tarafların ... ... ...'in ortakları iken, 31/12/2000 tarihinde ayrılmaya karar verdiklerini, bu nedenle aralarında şirkete ve kişisel mallara ilişkin bir taksim sözleşmesi yaptıklarını, davalının sözleşme hükümlerine uymadığını, müvekkili aleyhine alacak davası açtığını, müvekkilinin de sözleşmede kendisine tanınan haklarla ilgili olarak dava açmak zorunda kaldığını, taraflar birlikte çalışırken şirket adına bir çok iş yapıp ihalelere girdiğini, bu nedenle teminat mektupları alıp ilgili yerlere verdiklerini, bütün teminat mektuplarının masraflarının büyük bölümünün müvekkili tarafından ödendiğini, bu tutarın toplam olarak 68.493,08 TL olduğunu, sözleşme gereği bunun yarısı olan 34.246,54 TL'nı davalının ödemesi gerektiğini, sözleşme gereğince davalının ...'dan 20.000,00 DM.tahsil ettiğini, yarısı olan 10.000,00 DM müvekkile verilmesi gerektiğini, sözleşmedeki çekli hesap ve açık hesabın toplam 56.684,00 TL olduğunu ve bunun ikiye bölünmesi gerektiğini, ....
... Köyü içme suyu işinden müvekkile kalan 8.512,11 TL'nin de müvekkile davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 81.098,65 TL. tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davaya dayanak yapılan 31/12/2000 tarihli taksim sözleşmesinin taraflar arasında imzalanarak yürürlük kazandığı, aralarında yapmış oldukları sözleşme ile malların taksim etmiş oldukları, dava konusunun B.K.126/4. maddesi (TBK.147/4.mad.) gereğince 5 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, şirket ortaklığının tasfiyesine yönelik sözleşmeye dayalı alacak istemine ilişkin olup,uyuşmazlık zamanaşımı süresinin nereden başlayacağı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, taraflar arasındaki 31.12.2000 tarihli sözleşme esas alınmak suretiyle davalının zamanaşımı def’i yerinde görülerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa, mülga 818 sayılı BK.nun 128 nci maddesi“Müruru zaman alacağın muaccel olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder“hükmünü haiz olup, 6098 sayılı TBK.nun 149 ncu maddesi de zamanaşımının, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağını açıkça düzenlemiştir.Bu bağlamda, anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde davacı tarafın her bir kalem istemine ilişkin olarak iddia ettiği alacaklarının muacceliyet tarihlerinin ayrı ayrı belirlenmesi zamanaşımı süresinin belirlenecek tarihlerden başlatılması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı vekilinin her kalem istemine ilişkin olarak dava konusu alacaklarının muaccel olduğu tarihlerin denetime elverişli bir şekilde açıkça belirlenmesi ve davalı vekilinin zamanaşımı def’inin bu çerçevede değerlendirlmesi gerekirken yanlış ilkeden hareketle yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 12/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/166480800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz