Muacceliyet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/6974 E. 2015/13486 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muacceliyet↗ zamanaşımı def'i↗ tbk 99↗ def'i↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme isteklerinin reddi gerekmiştir.
2- Ancak, dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak zamanaşımı def'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 149. (818 Sayılı BK 128) maddesi "Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar" hükmünü haizdir. Somut olayda, davacının bankadan dava konusu paranın ödenmesini istediği tarih itibariyle alacağın muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle zamanaşımının işlemeye başladığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışılmadan hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 04.02.2015 gün 2014/15764 Esas – 2015/1228 Karar sayılı ilamının 1. bendinin kaldırılarak, hükmün bu gerekçe itibariyle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2906 E. 2019/5289 K.
Ortak:muacceliyet · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda2- Ancak, dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak «zamanaşımı def»'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Alacağın «muaccel» olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde, «zamanaşımı» bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar" hükmünü haizdir.
Somut olayda, davacının bankadan dava konusu paranın ödenmesini istediği tarih itibariyle alacağın «muaccel» olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışılmadan hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı vekilinin karar düzeltme istemini …
Benzer bu karardaDavacı vekili, davalının, 01/01/2000 tarihli tarımsal «kredi sözleşmesi» gereği bakiye alacağını ödemediğini ileri sürmüş, davalı vekili süresi içinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuştur.
Alacağın «muaccel» olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde, «zamanaşımı» bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar" hükmünü haizdir.
Yerel mahkemece, «kredi sözleşmesinin» 01.11.1999 tarihinde düzenlendiği, alacağa ilişkin icra takibinin ise 07.01.2015 tarihinde «zamanaşımı» süresi geçmesinden sonra yapıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmişse de, TBK 149. maddesine göre, zamanaşımı süresinin alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren başlayacağı dikkate alınarak, mahkemece muacceliyet tarihi belirlenmeksizin zamanaşımı süresinin geçirilmiş olduğu gerekçesiyle davanın re …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi sözleşmesi
Benzer bu kararda… mece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146. maddesinde, aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunun belirtildiği, dava konusu alacağın dayanağı olarak gösterilen «kredi sözleşmesinin» 01.11.1999 tarihinde düzenlendiği, alacağa ilişkin icra takinin 07.01.2015 tarihinde yapıldığı, eldeki davanın ise 02.03.2016 tarihinde açıldığı, mevcut icra takib …
Dava, tarımsal «kredi sözleşmesine» dayalı alacağın tahsiline ilişkindir.
Davacı vekili, davalının, 01/01/2000 tarihli tarımsal «kredi sözleşmesi» gereği bakiye alacağını ödemediğini ileri sürmüş, davalı vekili süresi içinde «zamanaşımı def»’inde bulunmuştur.
Yerel mahkemece, «kredi sözleşmesinin» 01.11.1999 tarihinde düzenlendiği, alacağa ilişkin icra takibinin ise 07.01.2015 tarihinde «zamanaşımı» süresi geçmesinden sonra yapıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmişse de, TBK 149. maddesine göre, zamanaşımı süresinin alacağın «muaccel» olduğu tarihten itibaren başlayacağı dikkate alınarak, mahkemece muacceliyet tarihi belirlenmeksizin zamanaşımı süresinin geçirilmiş olduğu gerekçesiyle davanın re …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10005 E. 2013/9154 K.
Ortak:muacceliyet · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda2- Ancak, dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak «zamanaşımı def»'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Alacağın «muaccel» olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde, «zamanaşımı» bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar" hükmünü haizdir.
Somut olayda, davacının bankadan dava konusu paranın ödenmesini istediği tarih itibariyle alacağın «muaccel» olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışılmadan hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı vekilinin karar düzeltme istemini …
Benzer bu karardaDavalı beyanı ve dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak «zamanaşımı def»'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 128. maddesi "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, dava dilekçesinde belirttiği davalı bankadan 25.11.2009 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek, davalının «ödeme def»'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava; yurt dışı «prim alacağının» tahsilinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin olduğu, davacı tarafın 28/12/1984 tarihi itibariyle paranın davalı bankaya gönderildiğini bildiği, bu durumda 26 yıl sonra dava açıldığı, TTK. nun 68/1 maddesi gereğince davalı bankanın «ticari defter» ve kayıtlarını 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu, bu haliyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme def'i · prim alacağı · peşin karar harcı · ek prim · ihbar · ticari defter · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava; yurt dışı «prim alacağının» tahsilinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin olduğu, davacı tarafın 28/12/1984 tarihi itibariyle paranın davalı bankaya gönderildiğini bildiği, bu durumda 26 yıl sonra dava açıldığı, TTK. nun 68/1 maddesi gereğince davalı bankanın «ticari defter» ve kayıtlarını 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu, bu haliyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 128. maddesi "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, dava dilekçesinde belirttiği davalı bankadan 25.11.2009 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek, davalının «ödeme def»'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Davacı taraf, davalının paranın banka hesaplarına geldiği hususunda bildirimde bulunulmaması nedeniyle, paranın geldiğinden haberdar olmadığını ve para çekmediğini, ödeme dekontlarındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş, davalı taraf ise, sözkonusu para yurt dışı sigorta kurumundan geldikten sonra davacıya ödendiğini savunarak ödeme dekontlarını «ibraz» etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4021 E. 2013/4131 K.
Ortak:muacceliyet · zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda2- Ancak, dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak «zamanaşımı def»'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Alacağın «muaccel» olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde, «zamanaşımı» bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar" hükmünü haizdir.
Somut olayda, davacının bankadan dava konusu paranın ödenmesini istediği tarih itibariyle alacağın «muaccel» olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışılmadan hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı vekilinin karar düzeltme istemini …
Benzer bu karardaDavalı beyanı ve dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak «zamanaşımı def»'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı B.K 128. maddesi "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, davalı bankadan 27.01.2010 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek, davalının «ödeme def»'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilm …
Bankası'na gönderildiği hususunun yazılı olduğu, davacı yanın 18.02.1985 tarihi itibariyle bu durumu bildiği, hal böyleyken 24 yıl sonra dava açıldığı ...'nun 68/1. maddesi gereğince davalı bankanın «ticari defter» ve kayıtlarını ... yıl süreyle saklamak zorunda olduğu, bu haliyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme def'i · ba formu · ihbar · ticari defter · e-defter
Benzer bu karardaBankası'na gönderildiği hususunun yazılı olduğu, davacı yanın 18.02.1985 tarihi itibariyle bu durumu bildiği, hal böyleyken 24 yıl sonra dava açıldığı ...'nun 68/1. maddesi gereğince davalı bankanın «ticari defter» ve kayıtlarını ... yıl süreyle saklamak zorunda olduğu, bu haliyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı B.K 128. maddesi "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder." hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, davalı bankadan 27.01.2010 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek, davalının «ödeme def»'i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilm …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yanın Türkçe içerikli «formu» da imzaladığı, bu formun içeriğinde paranın T.C. ...
1 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8575 E. 2012/15680 K.
Ortak:muacceliyet · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAlacağın «muaccel» olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde, «zamanaşımı» bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar" hükmünü haizdir.
Somut olayda, davacının bankadan dava konusu paranın ödenmesini istediği tarih itibariyle alacağın «muaccel» olduğu ve bu tarih itibariyle «zamanaşımının» işlemeye başladığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışılmadan hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı vekilinin karar düzeltme istemini …
2- Ancak, dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak «zamanaşımı def»'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaMadde metninden de anlaşılacağı üzere, «zamanaşımı» alacağın «muaccel» olduğu, muacceliyet için «ihtarın» gerekli olduğu durumlarda da ihtarın yapıldığı tarihte başlar.
… i raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, davalının takibe dayanak para makbuzunun düzenleme tarihinde davacıya ait şirketin mesul müdürü olduğu, para makbuzunda «vade» bulunmadığından makbuzun davalının mesul müdürlüğü sırasında verildiği sonucuna ulaşıldığı, takip konusu alacağın Borçlar Kanunu'nun 126/4. maddesi gereğince 5 yıllık «zamanaşımına» tabi olup, makbuzun düzenlenme tarihi ile takip tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, sunulan makbuzların şirkete ait olup olmadığı da değerlendirilerek, ilişkinin şirket ortaklığından kaynaklanıp kaynaklanmadığı açıklığa kavuşturulmadan «zamanaşımı» süresinin 5 yıl olarak kabulü doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı başlangıcı · vade · ihbar · ihtar
Benzer bu kararda… i raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, davalının takibe dayanak para makbuzunun düzenleme tarihinde davacıya ait şirketin mesul müdürü olduğu, para makbuzunda «vade» bulunmadığından makbuzun davalının mesul müdürlüğü sırasında verildiği sonucuna ulaşıldığı, takip konusu alacağın Borçlar Kanunu'nun 126/4. maddesi gereğince 5 yıllık «zamanaşımına» tabi olup, makbuzun düzenlenme tarihi ile takip tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2- Öte taraftan, dava alacak istemine ilişkin olup, somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken 818 Sayılı BK'nun 128. maddesi, "Müruru zaman alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir «ihbar» vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder" hükmünü haizdir.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere, «zamanaşımı» alacağın «muaccel» olduğu, muacceliyet için «ihtarın» gerekli olduğu durumlarda da ihtarın yapıldığı tarihte başlar.
Hal böyleyken, mahkemece, «zamanaşımının başlangıç» tarihinin makbuzların düzenlenme tarihi olarak alınması hatalı olmuş ve hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/6974 E. , 2015/13486 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ .... ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 17/04/2014
NUMARASI 2014/91-2014/154
Taraflar arasında görülen davada .... ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/04/2014 gün ve 2014/91-2014/154 sayılı kararı bozan Daire’nin 04/02/2015 gün ve 2014/15764-2015/1228 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, 1970-1983 yılları arasında Almanya'da işçi olarak çalışan müvekkilinin 1984 yılında yurda kesin dönüş yaptığını, Almanya'da çalıştığı dönemde sigorta primleri ödenen müvekkilince, 60 yaşını doldurduğunda emekli olabileceği düşüncesiyle yurda döndükten sonra sigorta primlerinin akıbeti ile ilgilenilmediğini, 2012 Eylül ayı içerisinde müvekkilince sigorta primlerinin kendisine ödenmesi için yapılan başvuruda, ödemenin 10.06.1984 tarihinde Ankara Merkez Bankası'na yapıldığı bilgisinin verilmesi üzerine 31.05.2013 günlü dilekçesi ile kendisine ödeme yapılması istemiyle davalı bankaya talepte bulunulduğunu ancak, davalı tarafça bir ödemenin yapılmadığını ileri sürerek, 11.972,54 € (23.346.47 DM)'nin Almanya SGK tarafından davalı bankaya ödeme tarihi olan 10.06.1984 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK'nın 68/1 maddesi uyarınca müvekkili bankanın ticari defter ve dayanaklarını 10 yıl saklamakla yükümlü bulunduğunu, davacının başvurusu sonucu Alman Sigorta Kurumu’ndan gelen DEM 23.346,47'lık ödeme kararının 30.07.1984 tarihinde davacı tarafından teslim alındığını, yaklaşık 29 yıl sonra açılan somut davada her türlü talep hakkının zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme isteklerinin reddi gerekmiştir.
2- Ancak, dosya kapsamından taraflar arasında "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı" adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak zamanaşımı def'inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 149. (818 Sayılı BK 128) maddesi "Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar" hükmünü haizdir. Somut olayda, davacının bankadan dava konusu paranın ödenmesini istediği tarih itibariyle alacağın muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle zamanaşımının işlemeye başladığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışılmadan hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 04.02.2015 gün 2014/15764 Esas – 2015/1228 Karar sayılı ilamının 1.
bendinin kaldırılarak, hükmün bu gerekçe itibariyle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin diğer karar düzeltme isteklerinin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 04.02.2015 gün 2014/15764 Esas – 2015/1228 Karar sayılı ilamının 1. bendinin kaldırılarak, hükmün bu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 15/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/159216100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz