Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/1569 E. 2018/7198 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfaat çatışması↗ feragat nedeniyle davanın reddi↗ imza sirküleri↗ kayyum atanması↗ şirket müdürlüğü↗ malvarlığına ilişkin dava↗ ortaklar kurulu kararı↗ davadan feragat↗ münhasırlık↗ feragat↗ havale↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, davacılar vekili tarafından verilen 09.09.2016 havale tarihli dilekçe ile davanın yönetim kurulu ve ortaklar kararı olmaksızın açılması nedeniyle davayı açan vekillerin azledildiği ve davadan feragat edildiğinin beyan edildiği ve beyanda bulunan vekilinin feragatte bulunmaya yetkili olduğu gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince dava dilekçesine ekli imza sirkülerinden davacı ... A.Ş.'yi Mehmet ... ve ..., diğer davacı şirketi de İsmail ... ve ... ...'nun münferiden temsile yetkili olduğu, davanın şirketleri münferiden temsile yetkili ... ... ve ... ... tarafından şirket adına verilen vekaletnamelere istinaden açıldığı, diğer münferiden temsile yetkili ... ve ...'nun ise dava açan vekilleri şirket adına azlettikleri, yine bu kişiler tarafından şirket adına atanan yeni vekillerce davadan feragate dair dilekçe verildiği, davadan feragate ilişkin dilekçeler ekindeki vekaletnamelerde feragat edilen dosyanın numarası ve mahkemesi açıkça belirtilmiş olduğu, bu durumda feragat dilekçesinin şeklen geçerli olduğu, feragat yetkisini dava açan şirket yetkilileri değilde diğer şirket yetkililerince verilmesinde davayı açan şirket yetkililerinin irade fesadından söz edilemeyeceği, feragatin geçerliliği için yönetim kurulu veya ortaklar kurulu kararı aranmasının gerekmediği gerekçesi ile istinaf isteminin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, marka hükümsüzlüğüne ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile feragatin şeklen geçerli olduğundan bahisle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Dava dosyasındaki ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davacı ... Tavukçuluk Ve Dam. İşl. San. Tic. AŞ.'yi ... ve ... münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürleri olduğu, davacı ... İç Ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ni İsmail ... ve ... münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürleri olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte dava dilekçesinde imzası bulunan Av. ... davacı şirketlerce verilen vekaletnamede davacı ... İç Ve Dış Tic. Ltd. Şti. adına temsile yetkili müdürlerden İsmail ... tarafından vekalet verildiği, davacı ... Tavukçuluk Ve Dam. İşl. San. Tic. AŞ. adına ise temsile yetkili müdürlerden ... tarafından vekaletin verilmiş olduğu, feragat beyanı sunan Av. ...'a verilen vekaletname de ise davacı ... İç Ve Dış Tic. Ltd. Şti. adına temsile yetkili müdürlerden ... tarafından vekaletin verilmiş olduğu, davacı ... Tavukçuluk Ve Dam. İşl. San. Tic. AŞ. adına ise temsile yetkili müdürlerden ... tarafından vekaleti verildiği tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, Av. ... tarafından sunulan feragat dilekçesi ile davanın yukarıda yazılı olduğu şekilde reddine karar verilmiş akabinde davacı şirketlerin vekili Av. ... tarafından feragatin geçerli olmadığı, feragati dilekçesi sunan Av. ...'a vekalet veren müdürlerin şirketin mallarını kendi malvarlıklarına aktarmaya çalıştığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak ve işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İşbu istinaf dilekçesinde imzası bulunan Av. ...'a verilen vekaletnamede davacı ... İç Ve Dış Tic. Ltd. Şti. adına temsile yetkili müdürlerden ... tarafından vekaletin verilmiş olduğu, davacı ... Tavukçuluk Ve Dam. İşl. San. Tic. AŞ. adına ise temsile yetkili müdürlerden ... tarafından vekaletin verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı şirketler adına bir müdürün iradesiyle şirketlerin malvarlığının korunması amacıyla dava açılırken, diğer müdürlerce bu davadan feragat edilmiştir. Böylece davacı şirketleri tek başına temsile yetkili müdürler arasında davanın sürdürülüp sürdürülmemesi konusunda görüş ayrılığı oluşmuş bulunmaktadır. Mahkemece, şirketlerin temsili konusunda menfaat çatışması doğduğu gözardı edilmiştir. Davanın sürdürülüp sürdürülmemesi konusunda davacı şirketlerin müdürleri arasında menfaat çatışması doğduğuna göre, şirketleri münhasıran bu davada temsil etmek üzere bir temsil kayyumu atanması ve kayyumun beyanına göre bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı şirketler vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5475 E. 2019/6673 K.
Ortak:menfaat çatışması · kayyum atanması · malvarlığına ilişkin dava · münhasırlık · havale · ticaret sicili · yönetim kurulu kararı · temsil
İncelediğiniz karardaDavanın sürdürülüp sürdürülmemesi konusunda davacı «şirketlerin müdürleri» arasında «menfaat çatışması» doğduğuna göre, şirketleri «münhasıran» bu davada «temsil» etmek üzere bir temsil «kayyumu atanması» ve kayyumun beyanına göre bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacılar vekili tarafından verilen 09.09.2016 «havale» tarihli dilekçe ile davanın «yönetim kurulu» ve ortaklar kararı olmaksızın açılması nedeniyle davayı açan vekillerin azledildiği ve «davadan feragat» edildiğinin beyan edildiği ve beyanda bulunan vekilinin feragatte bulunmaya yetkili olduğu gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
A.Ş.'yi Mehmet ... ve ..., diğer davacı şirketi de İsmail ... ve ... ...'nun münferiden «temsile» yetkili olduğu, davanın şirketleri münferiden temsile yetkili ... ... ve ... ... tarafından şirket adına verilen vekaletnamelere istinaden açıldığı, diğer münferiden temsile yetkili ... ve ...'nun ise dava açan vekilleri şirket adına azlettikleri, yine bu kişiler tarafından şirket adına atanan yeni vekillerce «davadan feragate» dair dilekçe verildiği, davadan feragate ilişkin dilekçeler ekindeki vekaletnamelerde feragat edilen dosyanın numarası ve mahkemesi açıkça belirtilmiş olduğu, bu durumda feragat dilekçesinin şeklen geçerli olduğu, feragat «yetkisini» dava açan şirket yetkilileri değilde diğer şirket yetkililerince verilmesinde davayı açan şirket yetkililerinin irade fesadından söz edilemeyeceği, feragatin geçerliliği için «yönetim kurulu» veya «ortaklar kurulu» kararı aranmasının gerekmediği gerekçesi ile istinaf isteminin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacının, davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanının oğlu olduğu ve her iki müdür arasında bu dava nedeniyle görüş ayrılığı bulunduğu ayrıca davacının da davalı şirket müşterek imza ile «temsile» yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu ve bu nedenle taraflar arasında «menfaat çatışması» olduğu nazara alınarak davalı şirketi «münhasıran» bu davada temsil etmek üzere bir temsil «kayyumu atanması» ve kayyumun davanın kabulüne dair verilen dilekçeye karşı beyanına göre bir değerlendirme ile karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmi …
Davacı vekili, müvekkilince yapılan marka başvurusuna davalı şirketin geçerli bir itirazı bulunmadığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini istemiş, davalı şirket vekili ise müvekkili şirketi «temsil» ve ilzama yetkili «yönetim kurulu» başkan vekili olan ...’nun vermiş olduğu vekaletnameye dayalı olarak TPMK nezdinde marka başvurusuna usule uygun şekilde itiraz edildiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafça yapılan marka başvurusunun davalı şirketin markalarına «iltibasa» neden olacak derecede benzer olduğu, davacının davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı olan ...’nun oğlu olduğu ve davacının da müşterek imza ile davalı şirketi «temsil» ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu, davacının marka başvurusuna davalı şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısınca yetkilendirilen marka vekillerince itiraz edildiği, bu itirazın davacının babası olan davalı şirketin yönetim kurulu başkanınca yetkilendirilen marka vekillerince geri çekildiği, bu şekilde davalı şirket adına birçok defa itiraz edilip itirazın geri çekilmesi için dilekçeler verildiği, en «son» olarak itirazın geri çekilmesine yönelik olarak dilekçe verildiği, davalı TPMK tarafından yöneticilerin görevlerini «ifa» ederken özenli ve şirket menfaatlerini gözerek ifa etmesi gerektiğinden bahisle şirket adına itirazın bulunduğunun kabulü ile marka başvurusunun reddine karar verildiği, en son verilen itirazın geri çekilmesi dilekçesi nedeniyle şeklen geçerli bir itirazın bulunmadığı, ancak 6098 sayılı TBK’nın temsile ilişkin hükümleri uyarınca temsilcinin «kötüniyetle» temsil edilenin zararına olcak şekilde üçüncü bir kişi ile işlem yapması ve «üçüncü kişinin» de bu durumu bilmesi halinde yapılan işlem nedeniyle temsil olunan bağlı olmayacağı, her ne kadar şirket ile üçüncü kişi konumunda bulunan davacı arasında doğrudan …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi · ifa · kötüniyet · iltibas · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, davacı tarafça yapılan marka başvurusunun davalı şirketin markalarına «iltibasa» neden olacak derecede benzer olduğu, davacının davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı olan ...’nun oğlu olduğu ve davacının da müşterek imza ile davalı şirketi «temsil» ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu, davacının marka başvurusuna davalı şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısınca yetkilendirilen marka vekillerince itiraz edildiği, bu itirazın davacının babası olan davalı şirketin yönetim kurulu başkanınca yetkilendirilen marka vekillerince geri çekildiği, bu şekilde davalı şirket adına birçok defa itiraz edilip itirazın geri çekilmesi için dilekçeler verildiği, en «son» olarak itirazın geri çekilmesine yönelik olarak dilekçe verildiği, davalı TPMK tarafından yöneticilerin görevlerini «ifa» ederken özenli ve şirket menfaatlerini gözerek ifa etmesi gerektiğinden bahisle şirket adına itirazın bulunduğunun kabulü ile marka başvurusunun reddine karar verildiği, en son verilen itirazın geri çekilmesi dilekçesi nedeniyle şeklen geçerli bir itirazın bulunmadığı, ancak 6098 sayılı TBK’nın temsile ilişkin hükümleri uyarınca temsilcinin «kötüniyetle» temsil edilenin zararına olcak şekilde üçüncü bir kişi ile işlem yapması ve «üçüncü kişinin» de bu durumu bilmesi halinde yapılan işlem nedeniyle temsil olunan bağlı olmayacağı, her ne kadar şirket ile üçüncü kişi konumunda bulunan davacı arasında doğrudan …
-
Tespit | Alacak | Kar payının tespiti | Alacak | Şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13070 E. 2017/2813 K.
Ortak:menfaat çatışması · kayyum atanması · şirket müdürlüğü · davadan feragat · münhasırlık · feragat · ticaret sicili · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaDavanın sürdürülüp sürdürülmemesi konusunda davacı «şirketlerin müdürleri» arasında «menfaat çatışması» doğduğuna göre, şirketleri «münhasıran» bu davada «temsil» etmek üzere bir temsil «kayyumu atanması» ve kayyumun beyanına göre bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
A.Ş.'yi Mehmet ... ve ..., diğer davacı şirketi de İsmail ... ve ... ...'nun münferiden «temsile» yetkili olduğu, davanın şirketleri münferiden temsile yetkili ... ... ve ... ... tarafından şirket adına verilen vekaletnamelere istinaden açıldığı, diğer münferiden temsile yetkili ... ve ...'nun ise dava açan vekilleri şirket adına azlettikleri, yine bu kişiler tarafından şirket adına atanan yeni vekillerce «davadan feragate» dair dilekçe verildiği, davadan feragate ilişkin dilekçeler ekindeki vekaletnamelerde feragat edilen dosyanın numarası ve mahkemesi açıkça belirtilmiş olduğu, bu durumda feragat dilekçesinin şeklen geçerli olduğu, feragat «yetkisini» dava açan şirket yetkilileri değilde diğer şirket yetkililerince verilmesinde davayı açan şirket yetkililerinin irade fesadından söz edilemeyeceği, feragatin geçerliliği için «yönetim kurulu» veya «ortaklar kurulu» kararı aranmasının gerekmediği gerekçesi ile istinaf isteminin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacılar vekili tarafından verilen 09.09.2016 «havale» tarihli dilekçe ile davanın «yönetim kurulu» ve ortaklar kararı olmaksızın açılması nedeniyle davayı açan vekillerin azledildiği ve «davadan feragat» edildiğinin beyan edildiği ve beyanda bulunan vekilinin feragatte bulunmaya yetkili olduğu gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davacı şirket yetkilisi ...'ın oğlu ...'ın 02.01.2014 tarihli dilekçeyle «davadan feragat» beyanında bulunduğu ve mevcut vekili azlettiği, ...'ın şirketi tek başına «temsil» ve ilzam yetkisi olduğu, ancak «şirket müdürlerinden» birinin ortaya koyduğu dava açma iradesini diğer şirket müdürünün bertaraf etme «yetkisinin» bulunmadığı, bu nedenle «şirket müdürü» ...'ın davadan feragat edemeyeceği gibi diğer şirket müdürü davacının atadığı vekili de azledilemeyeceği, aksinin «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olacağı, diğer yetkili müdür davalı ... tarafından şirkete atanan ve feragatin kabulü gerektiğini ifade eden Av. ...'ın da beyanına itibar edilemeyeceği, böyle bir durumun TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğu, kapsamında hukuk düzeni tarafından korunmayacağı, davalı ...'ın 05.03.2010 tarihinde şirket hesabından 1.000.000 TL çekerek şahsi hesabına aktardığı, yargılama devam ederken 450.000 TL'nin şirkete iade edildiği, halen davalı uhdesinde bulunan 545.000 TL'nin tahsili gerektiği gerekçesiyle , birleşen 2011/311 esas sayılı davada şirketin «kar payı dağıtılmasına» ilişkin olarak karar almadığı, 2011/324 esas sayılı davada petrol istasyonu yapımı sırasında «şirketin zarara» uğratılmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 300.000,00 TL'nin yargılama aşamasında 08/03/2011 tarihinde ödendiği anlaşılmakla işbu paranın şirketin hesaplarından çekildiği tarih olan 05/03/2010 tarihinden itibaren 08/03/2011 tarihine kadar işlemiş «avans faizinin» davalı ...'dan tahsili ile davacı şirkete verilmesine, 105.000,00 TL'nin yargılama aşamasında 27/09/2010 tarihinde ödendiği anlaşıldığından işbu paranın şirketin hesaplarından çekildiği tarih olan 05/03/2010 tarihinden itibaren 27/09/2010 tarihine kadar işlemiş avans faizinin davalı ...'dan tahsili ile davacı şirkete verilmesine, 50.000,00 TL'nin yargılama aşamasında 24/02/2011 tarihinde ödendiği anlaşılmakla işbu paranın şirketin hesaplarından çekildiği tarih olan 05/03/2010 tarihinden itibaren 24/02/2011 tarihine kadar işlemiş avans faizinin davalı ...'dan tahsili ile davacı şirkete verilmesine, «asıl alacaklar» ödenmekle konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», 545.000,00 TL'nin ise şirketin hesaplarından çekildiği tarih olan 05/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile dav …
Davanın sürdürülüp sürdürülmemesi konusunda davacı şirketin ortak ve müdürleri arasında «menfaat çatışması» doğduğuna göre, şirketi «münhasıran» bu davada «temsil» etmek üzere bir temsil «kayyumu atanması» ve kayyumun beyanına göre bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde davadışı müdür ...'ın «azil» ve «feragat» beyanı «geçersiz» kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Davadışı ortak-müdür ... ise, 15.04.2015 tarihli duruşmada; atadığı vekilin azledilmesinin «kötüniyetli» olduğunu, şirkete yeni atanan vekili davalı konumda bulunan ...'ın atadığını, «davadan feragat» beyanında bulunan diğer müdür ...'ın da ...'ın oğlu olduğunu, feragatı kabul etmediğini, şirkete «kayyum atanması» gerektiğini savunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı dağıtımı · azil · kâr payı dağıtımı · kar payı · hakkın kötüye kullanılması · şirket müdürü · şirket zararı · kâr dağıtımı
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davacı şirket yetkilisi ...'ın oğlu ...'ın 02.01.2014 tarihli dilekçeyle «davadan feragat» beyanında bulunduğu ve mevcut vekili azlettiği, ...'ın şirketi tek başına «temsil» ve ilzam yetkisi olduğu, ancak «şirket müdürlerinden» birinin ortaya koyduğu dava açma iradesini diğer şirket müdürünün bertaraf etme «yetkisinin» bulunmadığı, bu nedenle «şirket müdürü» ...'ın davadan feragat edemeyeceği gibi diğer şirket müdürü davacının atadığı vekili de azledilemeyeceği, aksinin «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olacağı, diğer yetkili müdür davalı ... tarafından şirkete atanan ve feragatin kabulü gerektiğini ifade eden Av. ...'ın da beyanına itibar edilemeyeceği, böyle bir durumun TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğu, kapsamında hukuk düzeni tarafından korunmayacağı, davalı ...'ın 05.03.2010 tarihinde şirket hesabından 1.000.000 TL çekerek şahsi hesabına aktardığı, yargılama devam ederken 450.000 TL'nin şirkete iade edildiği, halen davalı uhdesinde bulunan 545.000 TL'nin tahsili gerektiği gerekçesiyle , birleşen 2011/311 esas sayılı davada şirketin «kar payı dağıtılmasına» ilişkin olarak karar almadığı, 2011/324 esas sayılı davada petrol istasyonu yapımı sırasında «şirketin zarara» uğratılmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 300.000,00 TL'nin yargılama aşamasında 08/03/2011 tarihinde ödendiği anlaşılmakla işbu paranın şirketin hesaplarından çekildiği tarih olan 05/03/2010 tarihinden itibaren 08/03/2011 tarihine kadar işlemiş «avans faizinin» davalı ...'dan tahsili ile davacı şirkete verilmesine, 105.000,00 TL'nin yargılama aşamasında 27/09/2010 tarihinde ödendiği anlaşıldığından işbu paranın şirketin hesaplarından çekildiği tarih olan 05/03/2010 tarihinden itibaren 27/09/2010 tarihine kadar işlemiş avans faizinin davalı ...'dan tahsili ile davacı şirkete verilmesine, 50.000,00 TL'nin yargılama aşamasında 24/02/2011 tarihinde ödendiği anlaşılmakla işbu paranın şirketin hesaplarından çekildiği tarih olan 05/03/2010 tarihinden itibaren 24/02/2011 tarihine kadar işlemiş avans faizinin davalı ...'dan tahsili ile davacı şirkete verilmesine, «asıl alacaklar» ödenmekle konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», 545.000,00 TL'nin ise şirketin hesaplarından çekildiği tarih olan 05/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile dav …
Bir «şirket müdürü» iradesiyle şirket adına, «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasıyla dava açılırken diğer bir şirket müdürü tarafından bu «davadan feragat» edilmiştir.
1-Asıl dava, davacı «limited şirketin» yetkilisi olan davalı ...'ın «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereği, davadışı müdür ...'ın «azil» ve «feragat» beyanları geçerli kabul edilmemiş ise de, şirketin «temsili» konusunda «menfaat çatışması» doğduğu gözardı edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4784 E. 2015/12123 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15007 E. 2018/7519 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/1569 E. , 2018/7198 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09.09.2016 tarih ve 2016/101 E. -2016/112 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 14/12/2016 tarih ve 2016/51-2016/59 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanunun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalıya dava dışı şirketçe devredilen 29. sınıfta tescilli "... ", "...", "... Zeytinleri" markalarının müvekkili ... A.Ş'nin tanınmış "..." markasıyla ve müvekkili ... Ltd. Şti'ne ait "... " markasıyla iltibas oluşturduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. 09/09/2016 tarihli dilekçe ile müvekkillerince davadan feragat edildiğini beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacılar vekili tarafından verilen 09.09.2016 havale tarihli dilekçe ile davanın yönetim kurulu ve ortaklar kararı olmaksızın açılması nedeniyle davayı açan vekillerin azledildiği ve davadan feragat edildiğinin beyan edildiği ve beyanda bulunan vekilinin feragatte bulunmaya yetkili olduğu gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince dava dilekçesine ekli imza sirkülerinden davacı ... A.Ş.'yi Mehmet ... ve ..., diğer davacı şirketi de İsmail ... ve ... ...'nun münferiden temsile yetkili olduğu, davanın şirketleri münferiden temsile yetkili ... ... ve ... ... tarafından şirket adına verilen vekaletnamelere istinaden açıldığı, diğer münferiden temsile yetkili ... ve ...'nun ise dava açan vekilleri şirket adına azlettikleri, yine bu kişiler tarafından şirket adına atanan yeni vekillerce davadan feragate dair dilekçe verildiği, davadan feragate ilişkin dilekçeler ekindeki vekaletnamelerde feragat edilen dosyanın numarası ve mahkemesi açıkça belirtilmiş olduğu, bu durumda feragat dilekçesinin şeklen geçerli olduğu, feragat yetkisini dava açan şirket yetkilileri değilde diğer şirket yetkililerince verilmesinde davayı açan şirket yetkililerinin irade fesadından söz edilemeyeceği, feragatin geçerliliği için yönetim kurulu veya ortaklar kurulu kararı aranmasının gerekmediği gerekçesi ile istinaf isteminin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, marka hükümsüzlüğüne ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile feragatin şeklen geçerli olduğundan bahisle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Dava dosyasındaki ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davacı ... Tavukçuluk Ve Dam. İşl. San. Tic. AŞ.'yi ... ve ... münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürleri olduğu, davacı ... İç Ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ni İsmail ... ve ... münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürleri olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte dava dilekçesinde imzası bulunan Av. ... davacı şirketlerce verilen vekaletnamede davacı ... İç Ve Dış Tic. Ltd. Şti. adına temsile yetkili müdürlerden İsmail ... tarafından vekalet verildiği, davacı ... Tavukçuluk Ve Dam. İşl. San. Tic. AŞ. adına ise temsile yetkili müdürlerden ... tarafından vekaletin verilmiş olduğu, feragat beyanı sunan Av. ...'a verilen vekaletname de ise davacı ...
İç Ve Dış Tic. Ltd. Şti. adına temsile yetkili müdürlerden ... tarafından vekaletin verilmiş olduğu, davacı ... Tavukçuluk Ve Dam. İşl. San. Tic. AŞ. adına ise temsile yetkili müdürlerden ... tarafından vekaleti verildiği tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, Av. ... tarafından sunulan feragat dilekçesi ile davanın yukarıda yazılı olduğu şekilde reddine karar verilmiş akabinde davacı şirketlerin vekili Av. ... tarafından feragatin geçerli olmadığı, feragati dilekçesi sunan Av. ...'a vekalet veren müdürlerin şirketin mallarını kendi malvarlıklarına aktarmaya çalıştığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak ve işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İşbu istinaf dilekçesinde imzası bulunan Av. ...'a verilen vekaletnamede davacı ... İç Ve Dış Tic. Ltd. Şti. adına temsile yetkili müdürlerden ... tarafından vekaletin verilmiş olduğu, davacı ... Tavukçuluk Ve Dam. İşl. San. Tic. AŞ. adına ise temsile yetkili müdürlerden ... tarafından vekaletin verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı şirketler adına bir müdürün iradesiyle şirketlerin malvarlığının korunması amacıyla dava açılırken, diğer müdürlerce bu davadan feragat edilmiştir. Böylece davacı şirketleri tek başına temsile yetkili müdürler arasında davanın sürdürülüp sürdürülmemesi konusunda görüş ayrılığı oluşmuş bulunmaktadır. Mahkemece, şirketlerin temsili konusunda menfaat çatışması doğduğu gözardı edilmiştir. Davanın sürdürülüp sürdürülmemesi konusunda davacı şirketlerin müdürleri arasında menfaat çatışması doğduğuna göre, şirketleri münhasıran bu davada temsil etmek üzere bir temsil kayyumu atanması ve kayyumun beyanına göre bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı şirketler vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı şirketler vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 20/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/462025200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz