Yapılandırma protokolü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/399 E. 2013/3982 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yapılandırma protokolü↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ sorumluluk davası↗ tahsilde tekerrür↗ ifa↗ protokol↗ ek tasfiye↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı bankanın dava dışı ... A.Ş.'ne usulsüz kullandırılan krediler nedeniyle 14.09.2006 dava tarihi itibariyle, davalılardan 34.950.705,25 TL banka zararını talepte haklı olduğu, bu meblağın dava dışı kredi borçlusu ve kefillerle birlikte tahsilde tekerrür olmamak koşulu ile dava tarihinde davalılardan müteselsilen ve her bir davalıdan sorumluluğu oranında istenebileceği, ancak dava açıldıktan sonra davacı bankanın asıl borçlu ve kefillerle imzaladığı protokol gereği, ifa yerine geçen edimle 31.12.2008 tarihinden borcu tasfiye ettiğinden davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava sorumluluk davası olup taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzerine davacı banka ile asıl kredi borçlusu arasında borçların yeniden yapılandırılması hususunda 30.12.2008 tarihinde protokol düzenlenmiştir. Her ne kadar davalılar bu protokolün tarafı değil iseler de, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 132 ve geçici 11. maddeleri uyarınca bankanın talep etmesi halinde sorumluluk davalarının da durdurulmasına karar verilebileceği öngörülmüştür. Somut davada, davacı bankanın bu yönde bir talebi de mevcut değildir. Asıl borçlu ve kefillerle borcun yeniden yapılandırılması hususunda protokol düzenlenmesi sorumluluk davalarında, sorumlulara husumet yöneltilmemesi ve dava açılmışsa sorumluluklarınını sona erdirilmesi sonucunu doğurmaz. Bu itibarla, mahkemece, yapılan protokolün davayı sonuçsuz bırakmayacağı nazara alınıp buna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
...- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ile davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görelmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11440 E. 2013/16423 K.
Ortak:yapılandırma protokolü · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · ifa · protokol · ek tasfiye · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… le 14.09.2006 dava tarihi itibariyle, davalılardan 34.950.705,25 TL banka zararını talepte haklı olduğu, bu meblağın dava dışı kredi borçlusu ve kefillerle birlikte «tahsilde tekerrür olmamak» koşulu ile dava tarihinde davalılardan müteselsilen ve her bir davalıdan sorumluluğu oranında istenebileceği, ancak dava açıldıktan sonra davacı bankanın asıl borçlu ve kefillerle imzaladığı «protokol» gereği, «ifa» yerine geçen edimle 31.12.2008 tarihinden borcu «tasfiye» ettiğinden davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, «yapılan protokolün» davayı sonuçsuz bırakmayacağı nazara alınıp buna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ile davalıla …
1- Dava «sorumluluk davası» olup taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzerine davacı banka ile asıl kredi borçlusu arasında borçların yeniden yapılandırılması hususunda 30.12.2008 tarihinde «protokol» düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda… le 14.09.2006 dava tarihi itibariyle, davalılardan 34.950.705,25 TL banka zararını talepte haklı olduğu, bu meblağın dava dışı kredi borçlusu ve kefillerle birlikte «tahsilde tekerrür olmamak» koşulu ile dava tarihinde davalılardan müteselsilen ve her bir davalıdan sorumluluğu oranında istenebileceği, ancak dava açıldıktan sonra davacı bankanın asıl borçlu ve kefillerle imzaladığı «protokol» gereği, «ifa» yerine geçen edimle 31.12.2008 tarihinden borcu «tasfiye» ettiğinden davanın konusunun ./. -2- kalmadığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Her ne kadar dava dışı asıl borçlu ve «kefiller» ile davacı arasında «yapılan protokol», davalıların sorumluluğunu etkileyebilecek nitelikte ise de anılan protokolün yapılmış olması, eldeki «davanın konusuz kalması» sonucunu doğurmayacaktır.
Usulsuz kullandırıldığı iddia edilen krediyle ilgili olarak yargılama sırasında dava dışı kredi borçlusu firma ve kefillerle davacı arasında kredi borcunun ödenmesi konusunda yeniden yapılandırmaya yönelik «protokol» düzenlediği hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusuz kalması · tazminat davası · uyuşmazlık konusu · kefil
Benzer bu karardaHer ne kadar dava dışı asıl borçlu ve «kefiller» ile davacı arasında «yapılan protokol», davalıların sorumluluğunu etkileyebilecek nitelikte ise de anılan protokolün yapılmış olması, eldeki «davanın konusuz kalması» sonucunu doğurmayacaktır.
Usulsuz kullandırıldığı iddia edilen krediyle ilgili olarak yargılama sırasında dava dışı kredi borçlusu firma ve kefillerle davacı arasında kredi borcunun ödenmesi konusunda yeniden yapılandırmaya yönelik «protokol» düzenlediği hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Davalılar aleyhine açılan iş bu dava, usulsüz kredi kullandırıldığı iddiasına dayalı «tazminat davası» niteliğindedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16408 E. 2013/20759 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · ipotek · kefalet · ihtiyati haciz · kefil
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; ...'ın borca karşılık «ipotek» verdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10095 E. 2014/13366 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap kat ihtarnamesi · kat ihtarnamesi · kat ihtarı · hesap kat · i̇i̇k 257 · müteselsil kefil · muacceliyet · genel kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, aleyhine «ihtiyati haciz» istenenlerin «genel kredi sözleşmelerinde» «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalarının bulunduğu, borçlulara «hesap kat ihtarnamesi» tebliğinin usulüne uygun yapılmadığı, bu nedenle İİK «257». maddesinde belirtilen «muacceliyet» şartının aleyhine ihtiyati haciz istenen şahıslar bakımından gerçekleşmediği gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Alacaklı banka tarafından «hesap kat» edilerek borçlu ve kefillere «ihtarname» gönderilmiştir.
Müteselsil kefillere başvurulabilmesinin koşulu asıl borçlunun ifada gecikmesi ve «ihtarın» sonuçsuz kalması olup, dosya içeriğinden bankanın hesabı kat ettikten sonra asıl borçlu ve müteselsil kefillere alacağının ödenmesini isteyen ihtar gönderdiği, söz konusu «kat ihtarının» asıl borçluya 19.09.2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16709 E. 2012/19899 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · ipotek · kefalet · genel kredi sözleşmesi · ihtiyati haciz · kefil · haciz
Benzer bu karardaTalep, «genel kredi sözleşmesi» borçlu ve «kefili» olan borçlular hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişilerin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, alacaklının, alacağının kısmen «ipotekle» temin edildiği gerekçesiyle talebin kısmen kabulü ile borçluların taşınır, taşınmaz mal ve haklarının 25.087,43 TL ile sınırlı olmak üzere ihtiyaten haczine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/399 E. , 2013/3982 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.04.2011 tarih ve 2006/488-2011/205 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar tarafından davacı bankanın ... Şubesinden dava dışı ... A.Ş. firmasına usulsüz krediler tahsis edilmek ve kullandırılmak suretiyle banka zararına sebebiyet verildiğini, bu kredilerden kaynaklanan ve teminatsız olması nedeniyle tahsil kabiliyetinin bulunmadığı tespit edilen 4.093.683,00 TL alacağın 08.11.2001 tarihinden itibaren tasfiye olunacak alacaklar hesabına alındığını ileri sürerek, anılan meblağın 08.11.2001 tarihinden tahsil edileceği tarihe kadar bankaca bu tür kredilere uygulanan değişen oranlarda temerrüt faiziyle birlikte, dava tarihinden önce yapılan yaklaşık 1.730.000 Euro tahsilatın, tahsil tarihi gözetilerek hesaplanacak faiz alacağı ve masraflar da eklenerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile, kararlara iştirakleri oranında davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın şekli koşullara uyulmadan açıldığını, eski yöneticilerin ibra edilmiş olduklarını, davanın zamanaaşımına uğradığını, kendilerine husumet yönetilmeyeceğini, kredilerin kullandırılmasında usulsüzlük bulunmadığını savunarak, davanın usulden ve esastan reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı bankanın dava dışı ... A.Ş.'ne usulsüz kullandırılan krediler nedeniyle 14.09.2006 dava tarihi itibariyle, davalılardan 34.950.705,25 TL banka zararını talepte haklı olduğu, bu meblağın dava dışı kredi borçlusu ve kefillerle birlikte tahsilde tekerrür olmamak koşulu ile dava tarihinde davalılardan müteselsilen ve her bir davalıdan sorumluluğu oranında istenebileceği, ancak dava açıldıktan sonra davacı bankanın asıl borçlu ve kefillerle imzaladığı protokol gereği, ifa yerine geçen edimle 31.12.2008 tarihinden borcu tasfiye ettiğinden davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava sorumluluk davası olup taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzerine davacı banka ile asıl kredi borçlusu arasında borçların yeniden yapılandırılması hususunda 30.12.2008 tarihinde protokol düzenlenmiştir. Her ne kadar davalılar bu protokolün tarafı değil iseler de, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 132 ve geçici 11. maddeleri uyarınca bankanın talep etmesi halinde sorumluluk davalarının da durdurulmasına karar verilebileceği öngörülmüştür. Somut davada, davacı bankanın bu yönde bir talebi de mevcut değildir. Asıl borçlu ve kefillerle borcun yeniden yapılandırılması hususunda protokol düzenlenmesi sorumluluk davalarında, sorumlulara husumet yöneltilmemesi ve dava açılmışsa sorumluluklarınını sona erdirilmesi sonucunu doğurmaz.
Bu itibarla, mahkemece, yapılan protokolün davayı sonuçsuz bırakmayacağı nazara alınıp buna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
...- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ile davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görelmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (...) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 04.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/455368100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz