Davanın konusuz kalması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/11440 E. 2013/16423 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
davanın konusuz kalması↗ yapılandırma protokolü↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ tahsilde tekerrür↗ tazminat davası↗ ifa↗ uyuşmazlık konusu↗ kefil↗ protokol↗ ek tasfiye↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacı bankanın dava dışı ...Tekstil A.Ş.'ye usulsüz kullandırılan krediler nedeniyle 14.09.2006 dava tarihi itibariyle, davalılardan 34.950.705,25 TL banka zararını talepte haklı olduğu, bu meblağın dava dışı kredi borçlusu ve kefillerle birlikte tahsilde tekerrür olmamak koşulu ile dava tarihinde davalılardan müteselsilen ve her bir davalıdan sorumluluğu oranında istenebileceği, ancak dava açıldıktan sonra davacı bankanın asıl borçlu ve kefillerle imzaladığı protokol gereği, ifa yerine geçen edimle 31.12.2008 tarihinden borcu tasfiye ettiğinden davanın konusunun
./.
-2-
kalmadığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davalılar ..., ..., ... ve ... vekilleri, karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar ..., ..., ... ve ... vekillerinin aşağıda bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK'nın 440 ncı maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2- Dava, usulsüz kredi kullandırıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Usulsuz kullandırıldığı iddia edilen krediyle ilgili olarak yargılama sırasında dava dışı kredi borçlusu firma ve kefillerle davacı arasında kredi borcunun ödenmesi konusunda yeniden yapılandırmaya yönelik protokol düzenlediği hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davalılar aleyhine açılan iş bu dava, usulsüz kredi kullandırıldığı iddiasına dayalı tazminat davası niteliğindedir. Davalılar, anılan protokolün tarafı değildir. Her ne kadar dava dışı asıl borçlu ve kefiller ile davacı arasında yapılan protokol, davalıların sorumluluğunu etkileyebilecek nitelikte ise de anılan protokolün yapılmış olması, eldeki davanın konusuz kalması sonucunu doğurmayacaktır. Uyuşmazlığın esasa girilerek çözümlenmesi gerekmektedir. Bozma ilamında davacı bankayla ilgili 5411 sayılı Kanunun 132 ve geçici 11. maddeleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler yerinde değildir. Davacı banka, Fon'a devredilen bankalar arasında yer almamaktadır. Tasfiye edilmiş veya henüz tasfiyesine de başlanmamıştır.
Bu durum karşısında, bozma ilamında davacı bankanın Fon'a devredilen veya tasfiyesi tamamlanmış veya tasfiye aşamasında bir banka gibi kabul edilerek 5411 sayılı Kanun'un 132 ve geçici 11. maddeleri bakımından davayı durdurma yetkisi olduğu yönündeki açıklamalar yerinde olmadığından ve salt yukarıdaki gerekçelerle kararın bozulması gerektiğinden davalılar ..., ..., ... ve ... vekillerinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 04.03.2013 Tarih, 2012/399 Esas-2013/3982 Karar sayılı bozma kararının (1) numaralı bendinin tamamen kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/399 E. 2013/3982 K.
Ortak:yapılandırma protokolü · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · ifa · protokol · ek tasfiye · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… le 14.09.2006 dava tarihi itibariyle, davalılardan 34.950.705,25 TL banka zararını talepte haklı olduğu, bu meblağın dava dışı kredi borçlusu ve kefillerle birlikte «tahsilde tekerrür olmamak» koşulu ile dava tarihinde davalılardan müteselsilen ve her bir davalıdan sorumluluğu oranında istenebileceği, ancak dava açıldıktan sonra davacı bankanın asıl borçlu ve kefillerle imzaladığı «protokol» gereği, «ifa» yerine geçen edimle 31.12.2008 tarihinden borcu «tasfiye» ettiğinden davanın konusunun ./. -2- kalmadığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Her ne kadar dava dışı asıl borçlu ve «kefiller» ile davacı arasında «yapılan protokol», davalıların sorumluluğunu etkileyebilecek nitelikte ise de anılan protokolün yapılmış olması, eldeki «davanın konusuz kalması» sonucunu doğurmayacaktır.
Usulsuz kullandırıldığı iddia edilen krediyle ilgili olarak yargılama sırasında dava dışı kredi borçlusu firma ve kefillerle davacı arasında kredi borcunun ödenmesi konusunda yeniden yapılandırmaya yönelik «protokol» düzenlediği hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu kararda… le 14.09.2006 dava tarihi itibariyle, davalılardan 34.950.705,25 TL banka zararını talepte haklı olduğu, bu meblağın dava dışı kredi borçlusu ve kefillerle birlikte «tahsilde tekerrür olmamak» koşulu ile dava tarihinde davalılardan müteselsilen ve her bir davalıdan sorumluluğu oranında istenebileceği, ancak dava açıldıktan sonra davacı bankanın asıl borçlu ve kefillerle imzaladığı «protokol» gereği, «ifa» yerine geçen edimle 31.12.2008 tarihinden borcu «tasfiye» ettiğinden davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, «yapılan protokolün» davayı sonuçsuz bırakmayacağı nazara alınıp buna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ile davalıla …
1- Dava «sorumluluk davası» olup taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzerine davacı banka ile asıl kredi borçlusu arasında borçların yeniden yapılandırılması hususunda 30.12.2008 tarihinde «protokol» düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · husumet
Benzer bu kararda1- Dava «sorumluluk davası» olup taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzerine davacı banka ile asıl kredi borçlusu arasında borçların yeniden yapılandırılması hususunda 30.12.2008 tarihinde «protokol» düzenlenmiştir.
Her ne kadar davalılar bu «protokolün» tarafı değil iseler de, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 132 ve geçici 11. maddeleri uyarınca bankanın talep etmesi halinde «sorumluluk davalarının» da durdurulmasına karar verilebileceği öngörülmüştür.
Asıl borçlu ve kefillerle borcun yeniden yapılandırılması hususunda «protokol» düzenlenmesi sorumluluk davalarında, sorumlulara «husumet» yöneltilmemesi ve dava açılmışsa sorumluluklarınını sona erdirilmesi sonucunu doğurmaz.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16408 E. 2013/20759 K.
Ortak:kefil
İncelediğiniz karardaHer ne kadar dava dışı asıl borçlu ve «kefiller» ile davacı arasında «yapılan protokol», davalıların sorumluluğunu etkileyebilecek nitelikte ise de anılan protokolün yapılmış olması, eldeki «davanın konusuz kalması» sonucunu doğurmayacaktır.
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · ipotek · kefalet · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaTalep, «ticari kredi sözleşmesi» «kefili» olan borçlu hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, bir borç için borçlu lehine «ipotek» tesisinin ancak ipotek borçlularına ipotek miktarınca başvurulmasına engel olacağı düzenlenmiş olup, bu husus kefillerin «kefalet» borcu için ayrıca ipotek «teminatı» verilmediği sürece kefillere başvurmaya engel oluşturmaz.
Bu durumda, mahkemece, dosya içinde mevcut «ipotek» resmi senedinde, «müşterek borçlu müteselsil kefil» gerçek kişinin borç ve «kefaletine» ilişkin olarak verilmiş bir ipotek «teminatı» bulunmadığı göz önüne alınarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; ...'ın borca karşılık «ipotek» verdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
-
Ortaklık Payı Alacağının Tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11625 E. 2016/8380 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti · temsil
Benzer bu kararda2- Dava, davalı şirkete ortak olunduğunun tespiti ve buna bağlı olarak fer'i taleplere ilişkin olup, mahkemece davalı şirket aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde, reddedilen kısma yönelik kendisini bir vekille «temsil» ettiren davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/11440 E. , 2013/16423 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.04.2011 gün ve 2006/488-2011/205 sayılı kararı bozan Daire’nin 04.03.2013 gün ve 2012/399-2013/3982 sayılı kararı aleyhinde davalılar ..., ..., ... ve ... vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar tarafından davacı bankanın...Şubesi'nden dava dışı ...Tekstil A.Ş. firmasına usulsüz krediler tahsis edilmek ve kullandırılmak suretiyle banka zararına sebebiyet verildiğini, bu kredilerden kaynaklanan ve teminatsız olması nedeniyle tahsil kabiliyetinin bulunmadığı tespit edilen 4.093.683,00 TL alacağın 08.11.2001 tarihinden itibaren tasfiye olunacak alacaklar hesabına alındığını ileri sürerek, anılan meblağın 08.11.2001 tarihinden tahsil edileceği tarihe kadar bankaca bu tür kredilere uygulanan değişen oranlarda temerrüt faiziyle birlikte, dava tarihinden önce yapılan yaklaşık 1.730.000 Euro tahsilatın, tahsil tarihi gözetilerek hesaplanacak faiz alacağı ve masraflar da eklenerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile, kararlara iştirakleri oranında davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın usulden ve esastan reddini istemişlerdir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacı bankanın dava dışı ...Tekstil A.Ş.'ye usulsüz kullandırılan krediler nedeniyle 14.09.2006 dava tarihi itibariyle, davalılardan 34.950.705,25 TL banka zararını talepte haklı olduğu, bu meblağın dava dışı kredi borçlusu ve kefillerle birlikte tahsilde tekerrür olmamak koşulu ile dava tarihinde davalılardan müteselsilen ve her bir davalıdan sorumluluğu oranında istenebileceği, ancak dava açıldıktan sonra davacı bankanın asıl borçlu ve kefillerle imzaladığı protokol gereği, ifa yerine geçen edimle 31.12.2008 tarihinden borcu tasfiye ettiğinden davanın konusunun
./.
-2-
kalmadığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davalılar ..., ..., ... ve ... vekilleri, karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar ..., ..., ... ve ... vekillerinin aşağıda bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK'nın 440 ncı maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2- Dava, usulsüz kredi kullandırıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Usulsuz kullandırıldığı iddia edilen krediyle ilgili olarak yargılama sırasında dava dışı kredi borçlusu firma ve kefillerle davacı arasında kredi borcunun ödenmesi konusunda yeniden yapılandırmaya yönelik protokol düzenlediği hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davalılar aleyhine açılan iş bu dava, usulsüz kredi kullandırıldığı iddiasına dayalı tazminat davası niteliğindedir. Davalılar, anılan protokolün tarafı değildir. Her ne kadar dava dışı asıl borçlu ve kefiller ile davacı arasında yapılan protokol, davalıların sorumluluğunu etkileyebilecek nitelikte ise de anılan protokolün yapılmış olması, eldeki davanın konusuz kalması sonucunu doğurmayacaktır. Uyuşmazlığın esasa girilerek çözümlenmesi gerekmektedir.
Bozma ilamında davacı bankayla ilgili 5411 sayılı Kanunun 132 ve geçici 11. maddeleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler yerinde değildir. Davacı banka, Fon'a devredilen bankalar arasında yer almamaktadır. Tasfiye edilmiş veya henüz tasfiyesine de başlanmamıştır.
Bu durum karşısında, bozma ilamında davacı bankanın Fon'a devredilen veya tasfiyesi tamamlanmış veya tasfiye aşamasında bir banka gibi kabul edilerek 5411 sayılı Kanun'un 132 ve geçici 11. maddeleri bakımından davayı durdurma yetkisi olduğu yönündeki açıklamalar yerinde olmadığından ve salt yukarıdaki gerekçelerle kararın bozulması gerektiğinden davalılar ..., ..., ... ve ... vekillerinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 04.03.2013 Tarih, 2012/399 Esas-2013/3982 Karar sayılı bozma kararının (1) numaralı bendinin tamamen kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar ..., ..., ... ve ... vekillerinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 04.03.2013 tarih, 2012/399 Esas-2013/3982 Karar sayılı bozma kararının (1) numaralı bendinin tamamen kaldırılarak yukarıda açıklanan gerekçelerle kararın BOZULMASINA, ödedikleri karar düzeltme harcının istekleri halinde karar düzeltme isteyenlere iadesine, 24.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1029496400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz