Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13882 E. 2013/11682 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kira ilişkisi↗ eksper raporu↗ keşif↗ kira sözleşmesi↗ rücuen tazminat↗ rücu↗ dava sebebi↗ hasar↗ dahili dava↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı tarafın taraflar arasında kira ilişkisi bulunduğunu kanıtlayamadığı, sigortalı şirketin geçerli bir hukuki sebep bulunmaksızın bulunduğu taşınmazda meydana gelen hasardan dolayı bina malikine karşı dava açma hakkı bulunmadığından onun halefi durumundaki sigorta şirketinin de davalı bina malikine karşı rücuen tazminat isteme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK'nın 1301. maddesi uyarınca açılan sigorta rücu davasıdır. Bina maliki olan davalı, alt katta bulunan davacının sigortalısının bu yerde fuzuli şagil olduğunu, aralarında kira sözleşmesi bulunmadığını savunmuş ve mahkemece de bu savunmaya itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, ekspertiz raporu ve mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre, keşif tarihi olan 05.01.2012 tarihi itibariyle davacının sigortalısı da aynı mahalde bulunmakta olup, işbu davaya konu hasar ise 30.04.2010 tarihinde meydana gelmiştir. Temyiz aşamasında temyiz dilekçesi ekinde ibraz edilen kira sözleşmesine göre, sigortalı ile davalı arasında 26.12.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesi yapılmıştır. Dosya içerisinde davalı vekili tarafından sunulan 31.03.2011 tarihli yazıda da sigortalı için kiracı ibaresi kullanılmıştır. Bu durumda, davacı ... şirketince, sigortalının bu yeri 2001 yılından beri nizasız fasılasız kullandığı ve bu süre zarfında kiracılık ilişkisinin de ihtilaf konusu haline getirilmediği iddia edildiğine göre, kira sözleşmesinin yazılı olması gerekmeyip şifahi olarak da yapılacağı ve davalının bir kamu kurumu olduğu da gözetilerek, dosya içinde bulunan 31.03.2011 tarihli yazı da dahil olmak üzere tüm deliller bir bütün halinde değerlendirilerek, sigortalının kiracı olup olmadığı konusunda bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışılmaksızın yetersiz gerekçeyle, davacı sigortanın yazılı kira sözleşmesi sunamamasına dayalı olarak davanın reddi doğru olmadığı gibi, sigortalının bu yerde fuzuli şagil olması hali de davanın reddi sebebi olmayıp, ancak dava tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı BK'nın 43. maddesi gereğince hükmedilecek tazminattan indirim yapılması sebebi olarak kabul edilecek bir durum olabileceğinden davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18397 E. 2015/3239 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muarazanın men'i · muarazanın giderilmesi · zilyetlik · şirket müdürü · derdestlik · teslim
Benzer bu kararda… uğu, şirket işlerinin müdürler tarafından devam ettirilmesi gerektiği halde davalı ...'un şirket işlerini yönetici gibi devam ettirdiği, yönetim bina ve evraklarını «şirket müdürlerine» «teslim» etmediği, tarafların muarazasının bu konulardan kaynaklandığı gerekçesiyle davalı ...'a yönelik davanın kabulüne, ... ile davacılar arasındaki «muarazanın giderilmesine», bu kapsamda şirkete ait soğuk hava deposunun ve girişindeki yönetim odasının, şirkete ilişkin tüm evrakların «zilyetliğinin» şirkette yönetimi üstlenen davacılara teslimine, davalı şirkete yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, şirkete ait tesislerin müdürlük yetkisi kaldırıldığı iddia edilen davalı şirket ortağı tarafından işgal edilmesi, «şirket müdürü» olarak atandığı belirtilen ortakların işletmeye alınmaması suretiyle haksız müdahale ve «muarazanın men»'i, işletmenin yeni müdürlere «teslimi» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeler ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, fuzuli şagil olduğu iddia edilen davalı şirket ortağının müdürlük yetkilerinin kaldırıldığı genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü istemiyle açılmış «derdest» davalar bulunduğu anlaşılmakla, bu davalar sonucu verilecek olan kararların eldeki davayı da etkileyeceği dikkate alınarak söz konusu genel kurul kararlarının hükü …
-
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3326 E. 2024/9099 K.
Ortak:kira sözleşmesi · dava sebebi
İncelediğiniz kararda… ının bu yeri 2001 yılından beri nizasız fasılasız kullandığı ve bu süre zarfında kiracılık ilişkisinin de ihtilaf konusu haline getirilmediği iddia edildiğine göre, «kira sözleşmesinin» yazılı olması gerekmeyip şifahi olarak da yapılacağı ve davalının bir kamu kurumu olduğu da gözetilerek, dosya içinde bulunan 31.03.2011 tarihli yazı da «dahil» olmak üzere tüm deliller bir bütün halinde değerlendirilerek, sigortalının kiracı olup olmadığı konusunda bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışılmaksızın yetersiz gerekçeyle, davacı sigortanın yazılı kira sözleşmesi sunamamasına dayalı olarak davanın reddi doğru olmadığı gibi, sigortalının bu yerde fuzuli şagil olması hali de davanın reddi «sebebi» olmayıp, ancak dava tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı BK'nın 43. maddesi gereğince hükmedilecek tazminattan indirim yapılması sebebi olarak kabul edilecek bir d …
Bina maliki olan davalı, alt katta bulunan davacının sigortalısının bu yerde fuzuli şagil olduğunu, aralarında «kira sözleşmesi» bulunmadığını savunmuş ve mahkemece de bu savunmaya itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz aşamasında temyiz dilekçesi ekinde «ibraz» edilen «kira sözleşmesine» göre, sigortalı ile davalı arasında 26.12.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesi yapılmıştır.
Benzer bu karardaA.Ş.’nin borçlarını ödemeyecek duruma gelmesi sebebiyle müvekkilinden 3 yıllık kira bedeli karşılığı işletmeyi kiraya verdiklerini, «kira sözleşmesinin» ...
A.Ş.’nin yetkilisi olup usulüne uygun bir «kira sözleşmesi» yapıldığını, ... markasının usulsüz olarak değerinin altında devredildiği iddiasının da doğru olmadığı, bu markanın uzun süredir üretim yapmadığını, başka firmalara ait markalarla fason üretim yaptığını, markanın devir ve «temlikinin» usulüne uygun yapıldığını, davacının iddia ettiği sahte ödeme dekontlarının soyut-gerçek dışı olduğunu, işletmeyi satın almadığını belirterek davanın reddine karar …
A.Ş. ile davalılardan ... arasında akdedilen 23.01.2012 tarihli «kira sözleşmesinin» incelenmesinde 23.01.2012 tarihli bu sözleşmeye istinaden 10 yıl süreyle kiralandığı sözleşme tarihi itibariyle 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre bu Kanunun 443 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince ortaklar kurulunun kararı olmadan şirketin «malvarlığı» için önem «taşıyan» unsurların (tek malvarlıkların) devredilemeyeceği, bu konuda çoğunlukla bir karar alınması gerektiği, kira sözleşmesinin «yönetim kurulu» tarafından genel kurul kararı olmaksızın yapılmasında genel kurul kararının bulunmaması / yokluğu nedeniyle işlemin «geçersiz» olduğu, rayiç kira bedelinin (KDV hariç) 13.983,05 TL olması gerektiği, böylece yaklaşık %235 daha fazla bedel ile kira elde edilmesi gerektiğinden «muvazaa» olgusunun sabit olduğu, ... markasının ...’a devir bedelinin 2.000,00 TL olarak belirlendiği, bu bedelin de marka değerinden düşük olduğu, davacının davalı şirketin maruz kaldığı kâr «kaybının» ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aile şirketi · mal kaçırma · mahrum kalınan kâr · yoklukla malul karar · sorumluluk davası · yokluk · malvarlığına ilişkin dava · muvazaa
Benzer bu karardaA.Ş.’ye ödenmesine dair talebi değerlendirildiğinde, 6762 sayılı Kanunun 341 inci maddesine göre «yönetim kurulu» üyeleri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kurul kararı ya da %10 azlığın talebi ve denetçilerin azlık adına dava açması şartlarının bulunması gerektiği, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 549-560 hükümleri uygulandığında ise bu konuda bir düzenleme bulunmadığından her bir pay sahibinin şirkete ödenmesi kaydıyla dava açabileceğine ilişkin hüküm bulunduğundan açılan davanın dinlenebilir nitelikte olduğu, «kira sözleşmesinin» ve ayrıca ... markasının ...’a devredilmesine ilişkin işlemin «geçersiz» olduğu, şirket yöneticilerinin bu zarardan sorumlu tutulabilmesinin mümkün olduğu, dava tarihi itibari ile kira sözleşmesinden dolayı (KDV hariç) 98.280,51 TL zararının bulunduğu, marka devrine ilişkin ise herhangi bir tespitin yapılmasının mümkün olmadığı, şirketin 2011 ve 2012 yıllarında zarar ile kapattığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu şirkete ait fabrika binasının ...’a kiralanmasına ilişkin 23.01.2012 tarihli kira sözleşmesinin şirketin hayati önem «taşıyan» «malvarlığının» genel kurul kararı almaksızın kiralanması işleminin «yoklukla malul» olduğunun tespitine, fabrika binasının ...’a kiralanmasında bu davalının fuzuli şagil olduğundan bu davalının fabrika binasına ve kiralanan tüm ekipmanlara el atmasının önlenmesine, binanın ve kiralanan tüm makine ve teçhizatın şirkete «teslimine», şirkete ait 99/018603 ve 2006/04307 tescil numaralı ... markalarının davalı ...’a devrinin çok düşük bir bedelle de şirket genel kurulunun kararı olmaksızın yapılmış olması nedeniyle «muvazaalı» olduğunun tespiti ile davalının bu markayı kullanmasının önlenmesine, bu markanın şirketin kullanmasını tahsis edilmesine, davacının talep ettiği dava tarihine kadar olan (KDV hariç) kâr «kaybı» 98.280,51 TL ilişkin «maddi tazminatın» davalı yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... ve ...’in ve muvazaa iddiası kabul edilmiş olduğundan diğer davalı ...’dan dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsili ile dava konusu olan ...
A.Ş.'nin 06.07.2012 tarihli genel kurul kararı ile eski «yönetim kurulu» üyeleri davalılar ..., ... ve Dursun Güder' in «ibra» edilmediğini öğrendiğini, davalıların şirketi iyi yönetmemeleri nedeni ile ibra edilmediğini, şirkete ait işletmenin «muvazaalı» olarak davalı ...’a devredildiğini, şirket ortaklarından «mal kaçırmaya» yönelik işlem yapıldığını, söz konusu işletmenin ... markasının 2.000,00 TL bedel ile davalıya satıldığını, genel kuruldan «yetki» almadan bu işlemin yapılamayacağını, davalıların şirket stoklarını ve makinelerini ...’a satış yaptıklarını ayrıca şirketi sahte olarak borçlandırdıklarını, şirket «defter» ve kayıtlarını yeni yönetime «teslim» etmediklerini, şirketin aktifinin tümünü ...’a devredildiğini, bu işlemin mutlak hükümsüzlük nedeni ile «geçersiz» olduğunu, şirketin yegâne işletmesinin 3 üncü bir kişiye kiralanamayacağını, marka devrinin de muvazaa nedeni ile geçersiz olduğunu, satış bedeli ile gerçek bedeli …
Gıda firmasına satış gösterildiğini belirterek şirketin fabrikasının ...’a kiralanmasına ilişkin 23.01.2012 tarihli sözleşmenin «muvazaa» nedeni ile «geçersizliğinin» tespitine, kiracı görünen davalı ...'ın fuzuli şagil olduğunun tespiti ve işletmenin müştemilat ve teferruatı ile müvekkilinin ortağı olduğu şirkete «teslimine», şirkete ait ... markalarının ...’a devri işleminin geçersizliğinin tespiti ve mevcut işlemlerin iptali ve markaların şirket adına tesciline, fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 30.000,00 TL «mahrum kalınan» kârın tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
A.Ş.’nin bir «aile şirketi» olup ...’un ... vekili olarak işlem yaptığını, işletmenin kiraya verilmesinin şirket çıkarlarını gözeten bir karar olduğunu, yönetim kuruluna kiralama «yetkisinin» verildiğini, borçlarını ödeyemeyen firmanın işletmeyi devam ettirmek için kira kontratı imzaladığını, ... markasının satışının kesinlikle «muvazaalı» olmadığını, bu markayı ...’un sattığını müvekkillerinin ... firmasında basiretli bir iş adamı gibi çalıştıklarını, şirkete «kefil» olduklarını, ..., ... ve ...’un davaya dâhil edilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/13882 E. , 2013/11682 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.03.2012 tarih ve 2011/785-2012/191 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince işyeri paket sigorta poliçesiyle sigortalı işyerinin üst katında bulunan davalıya ait havuz gider tesisatında ve su devir-daim hattında oluşan kaçak ve arıza nedeniyle müvekkilinin sigortalısına ait işyerini su bastığını, oluşan hasar nedeniyle müvekklinin sigortalısına 8.288,00 TL ödeme yaptığını ileri sürerek, bu miktarın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, binanın devlet malı olduğunu, sigortalı ile müvekkili arasında herhangi bir kira sözleşmesi bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı tarafın taraflar arasında kira ilişkisi bulunduğunu kanıtlayamadığı, sigortalı şirketin geçerli bir hukuki sebep bulunmaksızın bulunduğu taşınmazda meydana gelen hasardan dolayı bina malikine karşı dava açma hakkı bulunmadığından onun halefi durumundaki sigorta şirketinin de davalı bina malikine karşı rücuen tazminat isteme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK'nın 1301. maddesi uyarınca açılan sigorta rücu davasıdır. Bina maliki olan davalı, alt katta bulunan davacının sigortalısının bu yerde fuzuli şagil olduğunu, aralarında kira sözleşmesi bulunmadığını savunmuş ve mahkemece de bu savunmaya itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, ekspertiz raporu ve mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre, keşif tarihi olan 05.01.2012 tarihi itibariyle davacının sigortalısı da aynı mahalde bulunmakta olup, işbu davaya konu hasar ise 30.04.2010 tarihinde meydana gelmiştir. Temyiz aşamasında temyiz dilekçesi ekinde ibraz edilen kira sözleşmesine göre, sigortalı ile davalı arasında 26.12.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesi yapılmıştır. Dosya içerisinde davalı vekili tarafından sunulan 31.03.2011 tarihli yazıda da sigortalı için kiracı ibaresi kullanılmıştır. Bu durumda, davacı ... şirketince, sigortalının bu yeri 2001 yılından beri nizasız fasılasız kullandığı ve bu süre zarfında kiracılık ilişkisinin de ihtilaf konusu haline getirilmediği iddia edildiğine göre, kira sözleşmesinin yazılı olması gerekmeyip şifahi olarak da yapılacağı ve davalının bir kamu kurumu olduğu da gözetilerek, dosya içinde bulunan 31.03.2011 tarihli yazı da dahil olmak üzere tüm deliller bir bütün halinde değerlendirilerek, sigortalının kiracı olup olmadığı konusunda bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışılmaksızın yetersiz gerekçeyle, davacı sigortanın yazılı kira sözleşmesi sunamamasına dayalı olarak davanın reddi doğru olmadığı gibi, sigortalının bu yerde fuzuli şagil olması hali de davanın reddi sebebi olmayıp, ancak dava tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı BK'nın 43.
maddesi gereğince hükmedilecek tazminattan indirim yapılması sebebi olarak kabul edilecek bir durum olabileceğinden davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/453105300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz