Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/3326 E. 2024/9099 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ aile şirketi↗ mal kaçırma↗ mahrum kalınan kâr↗ yoklukla malul karar↗ sorumluluk davası↗ yokluk↗ malvarlığına ilişkin dava↗ muvazaa↗ kâr mahrumiyeti↗ ibra↗ kira sözleşmesi↗ üçüncü kişi↗ temlik↗ kâr kaybı↗ kefil↗ yetki↗ geçersizlik↗ iflas↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ maddi tazminat↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ avans faizi↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğu ... Gıda San. A.Ş.'nin 06.07.2012 tarihli genel kurul kararı ile eski yönetim kurulu üyeleri davalılar ..., ... ve Dursun Güder' in ibra edilmediğini öğrendiğini, davalıların şirketi iyi yönetmemeleri nedeni ile ibra edilmediğini, şirkete ait işletmenin muvazaalı olarak davalı ...’a devredildiğini, şirket ortaklarından mal kaçırmaya yönelik işlem yapıldığını, söz konusu işletmenin ... markasının 2.000,00 TL bedel ile davalıya satıldığını, genel kuruldan yetki almadan bu işlemin yapılamayacağını, davalıların şirket stoklarını ve makinelerini ...’a satış yaptıklarını ayrıca şirketi sahte olarak borçlandırdıklarını, şirket defter ve kayıtlarını yeni yönetime teslim etmediklerini, şirketin aktifinin tümünü ...’a devredildiğini, bu işlemin mutlak hükümsüzlük nedeni ile geçersiz olduğunu, şirketin yegâne işletmesinin 3 üncü bir kişiye kiralanamayacağını, marka devrinin de muvazaa nedeni ile geçersiz olduğunu, satış bedeli ile gerçek bedeli arasında fahiş fark bulunduğunu, 300.000,00 TL değerindeki makinelerin ... Gıda firmasına satış gösterildiğini belirterek şirketin fabrikasının ...’a kiralanmasına ilişkin 23.01.2012 tarihli sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitine, kiracı görünen davalı ...'ın fuzuli şagil olduğunun tespiti ve işletmenin müştemilat ve teferruatı ile müvekkilinin ortağı olduğu şirkete teslimine, şirkete ait ... markalarının ...’a devri işleminin geçersizliğinin tespiti ve mevcut işlemlerin iptali ve markaların şirket adına tesciline, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 30.000,00 TL mahrum kalınan kârın tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı tarafından 17.07.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 556 ncı hükmü gereğince, iflas masasından alınan yetki uyarınca şirket ortakları ve alacaklılardan kaçırılan kazanç mahrumiyetinden davalıların ne miktar sorumlu olacağının ayrı ayrı tespiti ile şimdilik 850.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... ve ... vekilli cevap dilekçesinde; davacı ...'ın yönetim kurulu üyesi ...’un kayınvalidesi olduğunu, ...’un ... ve ...’un kardeşi olduğunu, ... A.Ş.’nin bir aile şirketi olup ...’un ... vekili olarak işlem yaptığını, işletmenin kiraya verilmesinin şirket çıkarlarını gözeten bir karar olduğunu, yönetim kuruluna kiralama yetkisinin verildiğini, borçlarını ödeyemeyen firmanın işletmeyi devam ettirmek için kira kontratı imzaladığını, ... markasının satışının kesinlikle muvazaalı olmadığını, bu markayı ...’un sattığını müvekkillerinin ... firmasında basiretli bir iş adamı gibi çalıştıklarını, şirkete kefil olduklarını, ..., ... ve ...’un davaya dâhil edilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; davacının şirketin tüm işleyişini bildiğini, şirketin faaliyet yapamaz durumda bulunduğunu, ... ile iki ayrı kira kontratının olduğunu, ... markasının satışının kesinlikle muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin gıda tedarikçisi iken ... A.Ş.’den ürün satın aldığını, ... A.Ş.’nin borçlarını ödemeyecek duruma gelmesi sebebiyle müvekkilinden 3 yıllık kira bedeli karşılığı işletmeyi kiraya verdiklerini, kira sözleşmesinin ... A.Ş. yetkilisi ... ile yapıldığını, ...'un ... A.Ş.’nin yetkilisi olup usulüne uygun bir kira sözleşmesi yapıldığını, ... markasının usulsüz olarak değerinin altında devredildiği iddiasının da doğru olmadığı, bu markanın uzun süredir üretim yapmadığını, başka firmalara ait markalarla fason üretim yaptığını, markanın devir ve temlikinin usulüne uygun yapıldığını, davacının iddia ettiği sahte ödeme dekontlarının soyut-gerçek dışı olduğunu, işletmeyi satın almadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan incelemeye göre, kiralama tarihi itibari ile fabrikaların kiralama bedelinin 16.500,00 TL / ay olarak hesaplandığı, dava dışı ... A.Ş. ile davalılardan ... arasında akdedilen 23.01.2012 tarihli kira sözleşmesinin incelenmesinde 23.01.2012 tarihli bu sözleşmeye istinaden 10 yıl süreyle kiralandığı sözleşme tarihi itibariyle 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre bu Kanunun 443 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince ortaklar kurulunun kararı olmadan şirketin malvarlığı için önem taşıyan unsurların (tek malvarlıkların) devredilemeyeceği, bu konuda çoğunlukla bir karar alınması gerektiği, kira sözleşmesinin yönetim kurulu tarafından genel kurul kararı olmaksızın yapılmasında genel kurul kararının bulunmaması / yokluğu nedeniyle işlemin geçersiz olduğu, rayiç kira bedelinin (KDV hariç) 13.983,05 TL olması gerektiği, böylece yaklaşık %235 daha fazla bedel ile kira elde edilmesi gerektiğinden muvazaa olgusunun sabit olduğu, ... markasının ...’a devir bedelinin 2.000,00 TL olarak belirlendiği, bu bedelin de marka değerinden düşük olduğu, davacının davalı şirketin maruz kaldığı kâr kaybının ... A.Ş.’ye ödenmesine dair talebi değerlendirildiğinde, 6762 sayılı Kanunun 341 inci maddesine göre yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurul kararı ya da %10 azlığın talebi ve denetçilerin azlık adına dava açması şartlarının bulunması
gerektiği, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 549-560 hükümleri uygulandığında ise bu konuda bir düzenleme bulunmadığından her bir pay sahibinin şirkete ödenmesi kaydıyla dava açabileceğine ilişkin hüküm bulunduğundan açılan davanın dinlenebilir nitelikte olduğu, kira sözleşmesinin ve ayrıca ... markasının ...’a devredilmesine ilişkin işlemin geçersiz olduğu, şirket yöneticilerinin bu zarardan sorumlu tutulabilmesinin mümkün olduğu, dava tarihi itibari ile kira sözleşmesinden dolayı (KDV hariç) 98.280,51 TL zararının bulunduğu, marka devrine ilişkin ise herhangi bir tespitin yapılmasının mümkün olmadığı, şirketin 2011 ve 2012 yıllarında zarar ile kapattığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu şirkete ait fabrika binasının ...’a kiralanmasına ilişkin 23.01.2012 tarihli kira sözleşmesinin şirketin hayati önem taşıyan malvarlığının genel kurul kararı almaksızın kiralanması işleminin yoklukla malul olduğunun tespitine, fabrika binasının ...’a kiralanmasında bu davalının fuzuli şagil olduğundan bu davalının fabrika binasına ve kiralanan tüm ekipmanlara el atmasının önlenmesine, binanın ve kiralanan tüm makine ve teçhizatın şirkete teslimine, şirkete ait 99/018603 ve 2006/04307 tescil numaralı ... markalarının davalı ...’a devrinin çok düşük bir bedelle de şirket genel kurulunun kararı olmaksızın yapılmış olması nedeniyle muvazaalı olduğunun tespiti ile davalının bu markayı kullanmasının önlenmesine, bu markanın şirketin kullanmasını tahsis edilmesine, davacının talep ettiği dava tarihine kadar olan (KDV hariç) kâr kaybı 98.280,51 TL ilişkin maddi tazminatın davalı yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... ve ...’in ve muvazaa iddiası kabul edilmiş olduğundan diğer davalı ...’dan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili ile dava konusu olan ... Gıda A.Ş.’ye ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket yöneticilerinin ve üçüncü kişinin birlikte gerçekleştirdiği muvazaalı işlemlerden nedeniyle doğan zararın tespiti ve tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 556 ncı maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Davacı dava dilekçesinde; davacının ortağı olduğu şirketin fabrikasının ...’a kiralanmasına ilişkin 23.01.2012 tarihli sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitine, kiracı görünen davalı ...'ın fuzuli şagil olduğunun tespiti ve işletmenin müştemilat ve teferruatı ile müvekkilinin ortağı olduğu şirkete teslimine, şirkete ait markaların ...’a devri işleminin geçersizliğinin tespiti ve mevcut işlemlerin iptali ve markaların şirket adına tesciline, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 30.000,00 TL mahrum kalınan davalılardan müteselsilen tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacının ortak olduğu şirketin iflas etmesinden sonra davacı ıslah dilekçesi ile taleplerini değiştirerek 6102 sayılı Kanun'un 556 ncı hükmü gereğince, iflas masasından alınan yetki uyarınca şirket ortakları ve alacaklılardan kaçırılan kazanç mahrumiyetinden davalıların ne miktar sorumlu olacağının ayrı ayrı tespiti ile şimdilik 850.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Ancak dava ıslah edilmesine rağmen mahkemece ıslah dilekçesi değerlendirilmeksizin dava dilekçesi doğrultusunda yargılama yapılarak dava dilekçesindeki taleplere ilişkin hüküm kurulması hatalı görülmüştür. O halde davacının 17.07.2023 tarihli ıslah dilekçesindeki talepleri dikkate alınarak yargılama yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2.Bozma sebebine göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13882 E. 2013/11682 K.
Ortak:kira sözleşmesi · dava sebebi
İncelediğiniz karardaA.Ş.’nin borçlarını ödemeyecek duruma gelmesi sebebiyle müvekkilinden 3 yıllık kira bedeli karşılığı işletmeyi kiraya verdiklerini, «kira sözleşmesinin» ...
A.Ş.’nin yetkilisi olup usulüne uygun bir «kira sözleşmesi» yapıldığını, ... markasının usulsüz olarak değerinin altında devredildiği iddiasının da doğru olmadığı, bu markanın uzun süredir üretim yapmadığını, başka firmalara ait markalarla fason üretim yaptığını, markanın devir ve «temlikinin» usulüne uygun yapıldığını, davacının iddia ettiği sahte ödeme dekontlarının soyut-gerçek dışı olduğunu, işletmeyi satın almadığını belirterek davanın reddine karar …
A.Ş. ile davalılardan ... arasında akdedilen 23.01.2012 tarihli «kira sözleşmesinin» incelenmesinde 23.01.2012 tarihli bu sözleşmeye istinaden 10 yıl süreyle kiralandığı sözleşme tarihi itibariyle 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre bu Kanunun 443 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince ortaklar kurulunun kararı olmadan şirketin «malvarlığı» için önem «taşıyan» unsurların (tek malvarlıkların) devredilemeyeceği, bu konuda çoğunlukla bir karar alınması gerektiği, kira sözleşmesinin «yönetim kurulu» tarafından genel kurul kararı olmaksızın yapılmasında genel kurul kararının bulunmaması / yokluğu nedeniyle işlemin «geçersiz» olduğu, rayiç kira bedelinin (KDV hariç) 13.983,05 TL olması gerektiği, böylece yaklaşık %235 daha fazla bedel ile kira elde edilmesi gerektiğinden «muvazaa» olgusunun sabit olduğu, ... markasının ...’a devir bedelinin 2.000,00 TL olarak belirlendiği, bu bedelin de marka değerinden düşük olduğu, davacının davalı şirketin maruz kaldığı kâr «kaybının» ...
Benzer bu kararda… ının bu yeri 2001 yılından beri nizasız fasılasız kullandığı ve bu süre zarfında kiracılık ilişkisinin de ihtilaf konusu haline getirilmediği iddia edildiğine göre, «kira sözleşmesinin» yazılı olması gerekmeyip şifahi olarak da yapılacağı ve davalının bir kamu kurumu olduğu da gözetilerek, dosya içinde bulunan 31.03.2011 tarihli yazı da «dahil» olmak üzere tüm deliller bir bütün halinde değerlendirilerek, sigortalının kiracı olup olmadığı konusunda bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışılmaksızın yetersiz gerekçeyle, davacı sigortanın yazılı kira sözleşmesi sunamamasına dayalı olarak davanın reddi doğru olmadığı gibi, sigortalının bu yerde fuzuli şagil olması hali de davanın reddi «sebebi» olmayıp, ancak dava tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı BK'nın 43. maddesi gereğince hükmedilecek tazminattan indirim yapılması sebebi olarak kabul edilecek bir d …
Bina maliki olan davalı, alt katta bulunan davacının sigortalısının bu yerde fuzuli şagil olduğunu, aralarında «kira sözleşmesi» bulunmadığını savunmuş ve mahkemece de bu savunmaya itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz aşamasında temyiz dilekçesi ekinde «ibraz» edilen «kira sözleşmesine» göre, sigortalı ile davalı arasında 26.12.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesi yapılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kira ilişkisi · eksper raporu · keşif · rücuen tazminat · rücu · hasar · dahili dava · ibraz
Benzer bu karardaAncak, «ekspertiz raporu» ve mahkemece yapılan «keşif» sonucu alınan bilirkişi raporuna göre, keşif tarihi olan 05.01.2012 tarihi itibariyle davacının sigortalısı da aynı mahalde bulunmakta olup, işbu davaya konu «hasar» ise 30.04.2010 tarihinde meydana gelmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı tarafın taraflar arasında «kira ilişkisi» bulunduğunu kanıtlayamadığı, sigortalı şirketin geçerli bir hukuki sebep bulunmaksızın bulunduğu taşınmazda meydana gelen hasardan dolayı bina malikine karşı dava açma hakkı bulunmadığından onun halefi durumundaki sigorta şirketinin de davalı bina malikine karşı «rücuen tazminat» isteme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK'nın 1301. maddesi uyarınca açılan sigorta «rücu» davasıdır.
Temyiz aşamasında temyiz dilekçesi ekinde «ibraz» edilen «kira sözleşmesine» göre, sigortalı ile davalı arasında 26.12.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesi yapılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7204 E. 2016/2919 K.
Ortak:muvazaa · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaA.Ş.'nin 06.07.2012 tarihli genel kurul kararı ile eski «yönetim kurulu» üyeleri davalılar ..., ... ve Dursun Güder' in «ibra» edilmediğini öğrendiğini, davalıların şirketi iyi yönetmemeleri nedeni ile ibra edilmediğini, şirkete ait işletmenin «muvazaalı» olarak davalı ...’a devredildiğini, şirket ortaklarından «mal kaçırmaya» yönelik işlem yapıldığını, söz konusu işletmenin ... markasının 2.000,00 TL bedel ile davalıya satıldığını, genel kuruldan «yetki» almadan bu işlemin yapılamayacağını, davalıların şirket stoklarını ve makinelerini ...’a satış yaptıklarını ayrıca şirketi sahte olarak borçlandırdıklarını, şirket «defter» ve kayıtlarını yeni yönetime «teslim» etmediklerini, şirketin aktifinin tümünü ...’a devredildiğini, bu işlemin mutlak hükümsüzlük nedeni ile «geçersiz» olduğunu, şirketin yegâne işletmesinin 3 üncü bir kişiye kiralanamayacağını, marka devrinin de muvazaa nedeni ile geçersiz olduğunu, satış bedeli ile gerçek bedeli …
A.Ş. ile davalılardan ... arasında akdedilen 23.01.2012 tarihli «kira sözleşmesinin» incelenmesinde 23.01.2012 tarihli bu sözleşmeye istinaden 10 yıl süreyle kiralandığı sözleşme tarihi itibariyle 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre bu Kanunun 443 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince ortaklar kurulunun kararı olmadan şirketin «malvarlığı» için önem «taşıyan» unsurların (tek malvarlıkların) devredilemeyeceği, bu konuda çoğunlukla bir karar alınması gerektiği, kira sözleşmesinin «yönetim kurulu» tarafından genel kurul kararı olmaksızın yapılmasında genel kurul kararının bulunmaması / yokluğu nedeniyle işlemin «geçersiz» olduğu, rayiç kira bedelinin (KDV hariç) 13.983,05 TL olması gerektiği, böylece yaklaşık %235 daha fazla bedel ile kira elde edilmesi gerektiğinden «muvazaa» olgusunun sabit olduğu, ... markasının ...’a devir bedelinin 2.000,00 TL olarak belirlendiği, bu bedelin de marka değerinden düşük olduğu, davacının davalı şirketin maruz kaldığı kâr «kaybının» ...
A.Ş.’ye ödenmesine dair talebi değerlendirildiğinde, 6762 sayılı Kanunun 341 inci maddesine göre «yönetim kurulu» üyeleri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kurul kararı ya da %10 azlığın talebi ve denetçilerin azlık adına dava açması şartlarının bulunması gerektiği, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 549-560 hükümleri uygulandığında ise bu konuda bir düzenleme bulunmadığından her bir pay sahibinin şirkete ödenmesi kaydıyla dava açabileceğine ilişkin hüküm bulunduğundan açılan davanın dinlenebilir nitelikte olduğu, «kira sözleşmesinin» ve ayrıca ... markasının ...’a devredilmesine ilişkin işlemin «geçersiz» olduğu, şirket yöneticilerinin bu zarardan sorumlu tutulabilmesinin mümkün olduğu, dava tarihi itibari ile kira sözleşmesinden dolayı (KDV hariç) 98.280,51 TL zararının bulunduğu, marka devrine ilişkin ise herhangi bir tespitin yapılmasının mümkün olmadığı, şirketin 2011 ve 2012 yıllarında zarar ile kapattığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu şirkete ait fabrika binasının ...’a kiralanmasına ilişkin 23.01.2012 tarihli kira sözleşmesinin şirketin hayati önem «taşıyan» «malvarlığının» genel kurul kararı almaksızın kiralanması işleminin «yoklukla malul» olduğunun tespitine, fabrika binasının ...’a kiralanmasında bu davalının fuzuli şagil olduğundan bu davalının fabrika binasına ve kiralanan tüm ekipmanlara el atmasının önlenmesine, binanın ve kiralanan tüm makine ve teçhizatın şirkete «teslimine», şirkete ait 99/018603 ve 2006/04307 tescil numaralı ... markalarının davalı ...’a devrinin çok düşük bir bedelle de şirket genel kurulunun kararı olmaksızın yapılmış olması nedeniyle «muvazaalı» olduğunun tespiti ile davalının bu markayı kullanmasının önlenmesine, bu markanın şirketin kullanmasını tahsis edilmesine, davacının talep ettiği dava tarihine kadar olan (KDV hariç) kâr «kaybı» 98.280,51 TL ilişkin «maddi tazminatın» davalı yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... ve ...’in ve muvazaa iddiası kabul edilmiş olduğundan diğer davalı ...’dan dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile tahsili ile dava konusu olan ...
Benzer bu karardaDavacı tarafça, ticari ilişki nedeniyle verilen çekin iade edilmemesi ve «hamili» tarafından icra takibine konulması nedeniyle yapılmak zorunda kalınan ödemenin çekin verildiği davalı şirket ile işbu şirketi «muvazaalı» olarak devraldığı iddia edilen diğer davalı şirketten «istirdadı» istemi ile açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde, davalı ...'nin fabrika binasının satılmasından önce davalı her iki şirketin «yönetim kurulu» başkanlarının aynı kişi olduğu, davalının bu satış işlemi ile borçlarından kurtulmayı amaçladığı, devir halinde devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işverenin «müteselsilen sorumlu» oldukları gerekçesiyle, davanın kabulü ile hükmedilen alacağın davalılardan tahsiline karar verilmiş ise de, gerek yargılama sırasında alınan, gerekse de mahkemenin kararına dayanak yaptığı 2012/432 Esas sayılı dosyasına «ibraz» edilen bilirkişi raporlarında daval.....'nin sadece fabrika binası, müştemilatı ve makinelerinin diğer davalı şirkete satıldığı, bunun işletmenin aktif ve pasifi ile birlikte devri olarak kabul edilemeyeceği, her iki şirketin de «tüzel kişiliklerinin» ayrı ayrı devam ettiği belirtilmesine rağmen, yargılama sırasında «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verilip rapor alındıktan sonra bu rapor hiç nazara alınmadan, başka bir dosyada alınan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmadığı gibi, somut olayda bir «işletme devrinin» değil, taşınmazın müştemilatı, makine ve teçhizatı ile birlikte satımının söz konusu olduğunun anlaşılması karşısında, davacı alacağından davalı ...Ş.'ni de soruml …
… mece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı.....'nin fabrika binasının satılmasından önce davalı her iki şirketin «yönetim kurulu» başkanlarının aynı kişi olduğu, davalı....'nin bu satış işlemini yaparak borçlarından kurtulmayı amaçladığı, aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapılan davacı tarafından fer'ileriyle birlikte 5.950,00 TL ödeme yapıldığı, devir halinde devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işverenin «müteselsilen sorumlu» oldukları gerekçesiyle, davanın kabulü ile 5.950,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işletme devri · müteselsil sorumluluk · hamil · tüzel kişilik · istirdat · bilirkişi incelemesi · ibraz
Benzer bu karardaDavacı tarafça, ticari ilişki nedeniyle verilen çekin iade edilmemesi ve «hamili» tarafından icra takibine konulması nedeniyle yapılmak zorunda kalınan ödemenin çekin verildiği davalı şirket ile işbu şirketi «muvazaalı» olarak devraldığı iddia edilen diğer davalı şirketten «istirdadı» istemi ile açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde, davalı ...'nin fabrika binasının satılmasından önce davalı her iki şirketin «yönetim kurulu» başkanlarının aynı kişi olduğu, davalının bu satış işlemi ile borçlarından kurtulmayı amaçladığı, devir halinde devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işverenin «müteselsilen sorumlu» oldukları gerekçesiyle, davanın kabulü ile hükmedilen alacağın davalılardan tahsiline karar verilmiş ise de, gerek yargılama sırasında alınan, gerekse de mahkemenin kararına dayanak yaptığı 2012/432 Esas sayılı dosyasına «ibraz» edilen bilirkişi raporlarında daval.....'nin sadece fabrika binası, müştemilatı ve makinelerinin diğer davalı şirkete satıldığı, bunun işletmenin aktif ve pasifi ile birlikte devri olarak kabul edilemeyeceği, her iki şirketin de «tüzel kişiliklerinin» ayrı ayrı devam ettiği belirtilmesine rağmen, yargılama sırasında «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verilip rapor alındıktan sonra bu rapor hiç nazara alınmadan, başka bir dosyada alınan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmadığı gibi, somut olayda bir «işletme devrinin» değil, taşınmazın müştemilatı, makine ve teçhizatı ile birlikte satımının söz konusu olduğunun anlaşılması karşısında, davacı alacağından davalı ...Ş.'ni de soruml …
… mece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı.....'nin fabrika binasının satılmasından önce davalı her iki şirketin «yönetim kurulu» başkanlarının aynı kişi olduğu, davalı....'nin bu satış işlemini yaparak borçlarından kurtulmayı amaçladığı, aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapılan davacı tarafından fer'ileriyle birlikte 5.950,00 TL ödeme yapıldığı, devir halinde devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işverenin «müteselsilen sorumlu» oldukları gerekçesiyle, davanın kabulü ile 5.950,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/3326 E. , 2024/9099 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/819 Esas, 2023/1078 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğu ... Gıda San. A.Ş.'nin 06.07.2012 tarihli genel kurul kararı ile eski yönetim kurulu üyeleri davalılar ..., ... ve Dursun Güder' in ibra edilmediğini öğrendiğini, davalıların şirketi iyi yönetmemeleri nedeni ile ibra edilmediğini, şirkete ait işletmenin muvazaalı olarak davalı ...’a devredildiğini, şirket ortaklarından mal kaçırmaya yönelik işlem yapıldığını, söz konusu işletmenin ... markasının 2.000,00 TL bedel ile davalıya satıldığını, genel kuruldan yetki almadan bu işlemin yapılamayacağını, davalıların şirket stoklarını ve makinelerini ...’a satış yaptıklarını ayrıca şirketi sahte olarak borçlandırdıklarını, şirket defter ve kayıtlarını yeni yönetime teslim etmediklerini, şirketin aktifinin tümünü ...’a devredildiğini, bu işlemin mutlak hükümsüzlük nedeni ile geçersiz olduğunu, şirketin yegâne işletmesinin 3 üncü bir kişiye kiralanamayacağını, marka devrinin de muvazaa nedeni ile geçersiz olduğunu, satış bedeli ile gerçek bedeli arasında fahiş fark bulunduğunu, 300.000,00 TL değerindeki makinelerin ...
Gıda firmasına satış gösterildiğini belirterek şirketin fabrikasının ...’a kiralanmasına ilişkin 23.01.2012 tarihli sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitine, kiracı görünen davalı ...'ın fuzuli şagil olduğunun tespiti ve işletmenin müştemilat ve teferruatı ile müvekkilinin ortağı olduğu şirkete teslimine, şirkete ait ... markalarının ...’a devri işleminin geçersizliğinin tespiti ve mevcut işlemlerin iptali ve markaların şirket adına tesciline, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 30.000,00 TL mahrum kalınan kârın tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı tarafından 17.07.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 556 ncı hükmü gereğince, iflas masasından alınan yetki uyarınca şirket ortakları ve alacaklılardan kaçırılan kazanç mahrumiyetinden davalıların ne miktar sorumlu olacağının ayrı ayrı tespiti ile şimdilik 850.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... ve ... vekilli cevap dilekçesinde; davacı ...'ın yönetim kurulu üyesi ...’un kayınvalidesi olduğunu, ...’un ... ve ...’un kardeşi olduğunu, ... A.Ş.’nin bir aile şirketi olup ...’un ... vekili olarak işlem yaptığını, işletmenin kiraya verilmesinin şirket çıkarlarını gözeten bir karar olduğunu, yönetim kuruluna kiralama yetkisinin verildiğini, borçlarını ödeyemeyen firmanın işletmeyi devam ettirmek için kira kontratı imzaladığını, ... markasının satışının kesinlikle muvazaalı olmadığını, bu markayı ...’un sattığını müvekkillerinin ... firmasında basiretli bir iş adamı gibi çalıştıklarını, şirkete kefil olduklarını, ..., ... ve ...’un davaya dâhil edilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; davacının şirketin tüm işleyişini bildiğini, şirketin faaliyet yapamaz durumda bulunduğunu, ... ile iki ayrı kira kontratının olduğunu, ... markasının satışının kesinlikle muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin gıda tedarikçisi iken ... A.Ş.’den ürün satın aldığını, ... A.Ş.’nin borçlarını ödemeyecek duruma gelmesi sebebiyle müvekkilinden 3 yıllık kira bedeli karşılığı işletmeyi kiraya verdiklerini, kira sözleşmesinin ... A.Ş. yetkilisi ... ile yapıldığını, ...'un ... A.Ş.’nin yetkilisi olup usulüne uygun bir kira sözleşmesi yapıldığını, ... markasının usulsüz olarak değerinin altında devredildiği iddiasının da doğru olmadığı, bu markanın uzun süredir üretim yapmadığını, başka firmalara ait markalarla fason üretim yaptığını, markanın devir ve temlikinin usulüne uygun yapıldığını, davacının iddia ettiği sahte ödeme dekontlarının soyut-gerçek dışı olduğunu, işletmeyi satın almadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan incelemeye göre, kiralama tarihi itibari ile fabrikaların kiralama bedelinin 16.500,00 TL / ay olarak hesaplandığı, dava dışı ... A.Ş. ile davalılardan ... arasında akdedilen 23.01.2012 tarihli kira sözleşmesinin incelenmesinde 23.01.2012 tarihli bu sözleşmeye istinaden 10 yıl süreyle kiralandığı sözleşme tarihi itibariyle 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre bu Kanunun 443 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince ortaklar kurulunun kararı olmadan şirketin malvarlığı için önem taşıyan unsurların (tek malvarlıkların) devredilemeyeceği, bu konuda çoğunlukla bir karar alınması gerektiği, kira sözleşmesinin yönetim kurulu tarafından genel kurul kararı olmaksızın yapılmasında genel kurul kararının bulunmaması / yokluğu nedeniyle işlemin geçersiz olduğu, rayiç kira bedelinin (KDV hariç) 13.983,05 TL olması gerektiği, böylece yaklaşık %235 daha fazla bedel ile kira elde edilmesi gerektiğinden muvazaa olgusunun sabit olduğu, ...
markasının ...’a devir bedelinin 2.000,00 TL olarak belirlendiği, bu bedelin de marka değerinden düşük olduğu, davacının davalı şirketin maruz kaldığı kâr kaybının ... A.Ş.’ye ödenmesine dair talebi değerlendirildiğinde, 6762 sayılı Kanunun 341 inci maddesine göre yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurul kararı ya da %10 azlığın talebi ve denetçilerin azlık adına dava açması şartlarının bulunması
gerektiği, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 549-560 hükümleri uygulandığında ise bu konuda bir düzenleme bulunmadığından her bir pay sahibinin şirkete ödenmesi kaydıyla dava açabileceğine ilişkin hüküm bulunduğundan açılan davanın dinlenebilir nitelikte olduğu, kira sözleşmesinin ve ayrıca ... markasının ...’a devredilmesine ilişkin işlemin geçersiz olduğu, şirket yöneticilerinin bu zarardan sorumlu tutulabilmesinin mümkün olduğu, dava tarihi itibari ile kira sözleşmesinden dolayı (KDV hariç) 98.280,51 TL zararının bulunduğu, marka devrine ilişkin ise herhangi bir tespitin yapılmasının mümkün olmadığı, şirketin 2011 ve 2012 yıllarında zarar ile kapattığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu şirkete ait fabrika binasının ...’a kiralanmasına ilişkin 23.01.2012 tarihli kira sözleşmesinin şirketin hayati önem taşıyan malvarlığının genel kurul kararı almaksızın kiralanması işleminin yoklukla malul olduğunun tespitine, fabrika binasının ...’a kiralanmasında bu davalının fuzuli şagil olduğundan bu davalının fabrika binasına ve kiralanan tüm ekipmanlara el atmasının önlenmesine, binanın ve kiralanan tüm makine ve teçhizatın şirkete teslimine, şirkete ait 99/018603 ve 2006/04307 tescil numaralı ...
markalarının davalı ...’a devrinin çok düşük bir bedelle de şirket genel kurulunun kararı olmaksızın yapılmış olması nedeniyle muvazaalı olduğunun tespiti ile davalının bu markayı kullanmasının önlenmesine, bu markanın şirketin kullanmasını tahsis edilmesine, davacının talep ettiği dava tarihine kadar olan (KDV hariç) kâr kaybı 98.280,51 TL ilişkin maddi tazminatın davalı yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... ve ...’in ve muvazaa iddiası kabul edilmiş olduğundan diğer davalı ...’dan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili ile dava konusu olan ... Gıda A.Ş.’ye ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket yöneticilerinin ve üçüncü kişinin birlikte gerçekleştirdiği muvazaalı işlemlerden nedeniyle doğan zararın tespiti ve tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 556 ncı maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Davacı dava dilekçesinde; davacının ortağı olduğu şirketin fabrikasının ...’a kiralanmasına ilişkin 23.01.2012 tarihli sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitine, kiracı görünen davalı ...'ın fuzuli şagil olduğunun tespiti ve işletmenin müştemilat ve teferruatı ile müvekkilinin ortağı olduğu şirkete teslimine, şirkete ait markaların ...’a devri işleminin geçersizliğinin tespiti ve mevcut işlemlerin iptali ve markaların şirket adına tesciline, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 30.000,00 TL mahrum kalınan davalılardan müteselsilen tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacının ortak olduğu şirketin iflas etmesinden sonra davacı ıslah dilekçesi ile taleplerini değiştirerek 6102 sayılı Kanun'un 556 ncı hükmü gereğince, iflas masasından alınan yetki uyarınca şirket ortakları ve alacaklılardan kaçırılan kazanç mahrumiyetinden davalıların ne miktar sorumlu olacağının ayrı ayrı tespiti ile şimdilik 850.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Ancak dava ıslah edilmesine rağmen mahkemece ıslah dilekçesi değerlendirilmeksizin dava dilekçesi doğrultusunda yargılama yapılarak dava dilekçesindeki taleplere ilişkin hüküm kurulması hatalı görülmüştür. O halde davacının 17.07.2023 tarihli ıslah dilekçesindeki talepleri dikkate alınarak yargılama yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2.Bozma sebebine göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
V.SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bend uyarınca Mahkeme kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bend uyarınca davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı ile davalı ...'a iadesine, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111244000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz