Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/9323 E. 2013/12117 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rayiç bedel↗ zamanaşımı defi↗ ceza zamanaşımı↗ haksız eylem↗ kâr mahrumiyeti↗ uyuşmazlık konusu↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ maddi ve manevi tazminat↗ ıslah↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, FSEK’in 86/1. maddesi gereği davacılara ait fotoğrafların eser niteliğinde olmasa bile korunması gerektiği, davalı tarafından davacılara ait fotoğrafların izinsiz olarak ticari amaçla reklam afişinde kullanıldığı, bu durumun davacıların maddi ve manevi zararına neden olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile her bir davacı için 450.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacılara ait fotoğrafların davalıların inşaatını yapıp sattıkları villaların reklâmında izinsiz olarak kullanıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacıların oyuncu olarak yer aldıkları “... ” isimli TV dizisinde canlandırmış oldukları karakterlere ait isimlerin (... ve ... ) ve bu dizideki resimlerin davalıların yapmış oldukları evlerin tam sayfa gazete reklamında kullanıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacılara ait resimlerin izinsiz kullanılması sonucu davacıların mahrum kaldıkları kazancın ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davacıların uğradıkları maddi zararın belirlenmesi için rayiç bedel araştırması yapılmış ve buna göre dava dışı ... Ajansları Derneği ve yine dava dışı reklam ajansının belirttiği değerler esas alınmış ise de anılan dernek ve reklam firmasının bildirmiş oldukları bedeller somut verilere dayanmamaktadır. Hatta ... İletişim Ltd. Şti. dayanak olarak benzer bir iş için davacı ... ile yapılacak reklam sözleşmesine ilişkin elektronik posta (e-mail) sunmuş ise de, emsal olarak gösterilen bu sözleşmenin sonuca bağlanmadığı, bir teklif niteliğinde olduğu ve sözleşmede belirtilen bedelin 1 yıl içinde 3 reklam filminin çekimi ve yapılacak basın toplantısına katılma şartının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davaya konu reklamın tek seferde yayınlanan gazete reklamı olması göz önüne alındığında emsal olarak ileri sürülen bu sözleşme taslağı tazminat için belirleyici değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davacıların uğramış oldukları zararın belirlenmesi için davacılar gibi bilinen (meşhur) kişilerin yapmış oldukları reklam sözleşmelerinin araştırılarak dosya içine getirilmesi ve bu reklam sözleşmeleri emsal alınarak davacıların zararlarının belirlenmesi, şayet böyle bir sözleşme temin edilemez ise, BK’nın 42. ve 43. maddeleri hükmü gereğince mahkemece tazminatın belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, davalılar vekilince ıslah edilen miktar için zamanaşımı definde bulunulmuş olup, mahkemece, zamanaşımı definin yasal sürede yapılmadığı ve davalıların eylemlerinin suç teşkil ettiğinden ceza zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı gerekçesiyle, davalılar vekilinin zamanaşımı definin reddine karar verilmiş ise de, davalılar vekilinin gecikmiş zamanaşımı defi konusunda davacı tarafından derhal savunmanın genişletilmesi itirazında bulunulmadığı gibi, davalıların eyleminin hangi suçu oluşturduğu ve bu suç için ceza zamanaşımı süresinin ne olduğu belirtilmeden soyut ifadeler ile ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle zamanaşımı definin reddine karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda etraflıca açıklandığı üzere, manevi tazminat ne bir ceza ne de
gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminatın kapsamını takdir hakkı, kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, hak ve adalete uygun davranmalı, hukuk biliminden yararlanmalı, toplumun sosyal, ekonomik ve moral yapısını ve özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Takdir edilecek tutar, bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise, zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır. Bu itibarla, davalıların eylemlerinin niteliği ve tarafların konumları dikkate alınarak davacılar için daha makul miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde düşük bir tazminata karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Bu itibarla, mahkemece, ıslaha konu edilen miktara ilişkin olarak istem gibi haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış, kabul şekli bakımından kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1799 E. 2012/11491 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma sözleşmesi · husumet yokluğu · yasal faiz · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın aracın işleteni olmadığı gerekçesiyle, hakkındaki davanın «husumet yokluğundan» reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 273.037,75 TL destek tazminatının, 238,00 TL cenaze giderinin ve toplam 19.000,00 TL manevi tazminatın «yasal faizi» ile birlikte diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3741 E. 2016/2356 K.
Ortak:temerrüt
İncelediğiniz kararda… n davacıların maddi ve manevi zararına neden olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile her bir davacı için 450.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ayrıca, «haksız eylem» faili, «ihtar» ve «ihbara» gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için «temerrüde» düşmüş sayılır.
Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya gerekse sonradan açtığı ek davaya veya «ıslaha» konu ettiği kısma ilişkin olarak «haksız eylem» tarihinden itibaren «temerrüt faizi» isteme hakkına sahiptir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; 184.806,33 TL «maddi tazminatın» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılardan...'a verilmesine, davalılardan... dışındaki diğer davalılar hakkında olay tarihinden itibaren «temerrüte» uygulanan en yüksek «yasal faiz» uygulanmasına, davalılardan .... yönünden maddi tazminata dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, davalılardan .... nin maddi tazminat «sorumluğunun sigorta» limitleri ile sınırlı olmasına, manevi tazminat talebinin kımen kabulüne; davacılardan... lehine 4.000 TL,...lehine 1.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine, daval …
7- Dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarlarına «temerrüde» uygulanan en yüksek «yasal faizin» uygulanması isteği yasal faiz olarak anlaşılacağından, mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminata mevzuatta yeri bulunmayan temerrüde uygulanan en yüksek yasal faizin uygulanmasına karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · sınırlı sorumluluk · sorumluluk sigortası · vekalet ücreti takdiri · yargılama giderleri · taşıma sözleşmesi · infaz · taşıyıcı
Benzer bu kararda2- Dava, yolcu «taşıma sözleşmesine» dayalı, «taşıyıcı», şoför ve aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
5- Davalı ... şirketi vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece hükmedilen «maddi tazminatan» davalı ... şirketinin «sorumluluğunun sigorta» limitleri ile sınırlı olduğu bildirilmişse de sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktarın gösterilmemesi bu suretle de «infazda» terddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
6- Davalı ... şirketi «maddi tazminattan» poliçede belirtilen limitle «sınırlı sorumlu» olduğuna göre kabul edilen maddi tazminat miktarından sorumlu olduğu oran nispetinde «harç», «vekalet ücreti» ve «yargılama giderleriyle» yükümlü olması gerekirken harç, vekalet ücreti ve «yargılama giderlerinin» tamamından sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; 184.806,33 TL «maddi tazminatın» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılardan...'a verilmesine, davalılardan... dışındaki diğer davalılar hakkında olay tarihinden itibaren «temerrüte» uygulanan en yüksek «yasal faiz» uygulanmasına, davalılardan .... yönünden maddi tazminata dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, davalılardan .... nin maddi tazminat «sorumluğunun sigorta» limitleri ile sınırlı olmasına, manevi tazminat talebinin kımen kabulüne; davacılardan... lehine 4.000 TL,...lehine 1.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine, daval …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9527 E. 2014/18245 K.
Ortak:ıslah · zamanaşımı · zamanaşımı var · Maddi ve Manevi Tazminat
İncelediğiniz kararda3- Ayrıca, davalılar vekilince «ıslah» edilen miktar için «zamanaşımı» definde bulunulmuş olup, mahkemece, «zamanaşımı definin» yasal sürede yapılmadığı ve davalıların eylemlerinin suç teşkil ettiğinden «ceza zamanaşımı» süresinin henüz dolmadığı gerekçesiyle, davalılar vekilinin zamanaşımı definin reddine karar verilmiş ise de, davalılar vekilinin gecikmiş zamanaşımı defi konusund …
Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya gerekse sonradan açtığı ek davaya veya «ıslaha» konu ettiği kısma ilişkin olarak «haksız eylem» tarihinden itibaren «temerrüt faizi» isteme hakkına sahiptir.
Bu itibarla, mahkemece, «ıslaha» konu edilen miktara ilişkin olarak istem gibi «haksız eylem» tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış, kabul şekli bakımından kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda4- Davalı vekili, «ıslah» dilekçesine karşı «zamanaşımı def»'inde bulunmuş olup, mahkemece herhangi bir gerekçe kurulmaksızın zamanaşımı def'inin koşullarının oluşmadığı belirtilerek işin esasına girilmesi de doğru olmamış, kararın bu yönden de temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hava taşıması · sorumluluk sınırlaması · riziko · mirasçılık · zamanaşımı def'i · def'i · protokol · taşıyıcı
Benzer bu karardaAynı Kanun'un 124'üncü maddesinde de "Taşıyıcının «sorumluluğunun sınırlandırılması», 12 Ekim 1929 tarihinde Varşova'da imzalanan ve Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkındaki Sözleşme ve bu sözleşmeyi değiştiren Türkiye'nin katıldığı sözleşme ve «protokollerin» hükümlerine göre tayin olunur" hükmüne yer verilmiş olup 126'ncı madde "Zararın, «taşıyıcının» veya adamlarının zarar vermek kastı ile veya zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek dikkatsizce yaptıkları bir hareket veya ihmal sonucunda meydana geldiği ispa …
2- Dava, «hava taşıması» esnasında meydana gelen kaza nedeniyle «mirasçıların» maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
4- Davalı vekili, «ıslah» dilekçesine karşı «zamanaşımı def»'inde bulunmuş olup, mahkemece herhangi bir gerekçe kurulmaksızın zamanaşımı def'inin koşullarının oluşmadığı belirtilerek işin esasına girilmesi de doğru olmamış, kararın bu yönden de temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
… an yoksun kaldıkları, usulünce hesaplanan ölenin ve yardımından yoksun kalanların hayatları boyunca yapılacak yardım oranını gösteren bilirkişi raporu doğrultusunda «maddi tazminata» hükmedilmesi gerektiği, manevi tazminat isteme koşullarının da oluştuğu, olayın «riziko» kapsamında bulunduğu gerekçesiyle davanın maddi tazminat istemi yönünden kabulü ile; davacı eş yönünden 169.039,01 TL'nin, davacı çocuk T..
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14331 E. 2014/17125 K.
Ortak:Maddi ve Manevi Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:destekten yoksun kalma tazminatı · tazminat davası · maddi tazminat · avans faizi · ibraz
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/11 Esas, 2010/118 Karar sayılı dosyasında tarafların aynı olduğu, davacıların aynı kaza sebebiyle ...'nin vefatından dolayı «destekten yoksun kalma tazminatı davası» açtıkları, yapılan yargılama da kazada ...'nin %85, TCDD İşletmesi'nin %15 oranında kusurlu olduğuna dair rapor alındığı, yargılama sonunda eş ..., baba ..., anne ... için «maddi tazminat» davasının kısmen kabulüne karar verildiği, müteveffa ...'nin kardeşlerine eylemli ve düzenli olarak yardım ettiği kanıtlamadığından bu davacıların taleplerinin kabul edilmediği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihi, kazanın oluş şekli ve sonucu göz önüne alınarak ...'nin ölümü sebebiyle eşi, anne-babası ve kardeşleri olan davacıların duydukları elem ve üzüntünün, uğradıkları manevi zararın bir miktar giderilmesi için 6098 sayılı BK'nın 56/2 maddesi gereğince davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 10.000 TL, davacı ... için 8.000 TL, davacı... için 8.000 TL, davacılar ......,...ve ... için 2.000 TL manevi tazminatın 12/07/2008 olay tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ibraz» edilen nüfus kayıtlarında... ve ...'nin ölen ...'nin anne ve babası oldukları, .. ....,... ve ...'nin kardeşleri olduğu, ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10109 E. 2014/17523 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:destekten yoksun kalma tazminatı · tazminat davası · maddi tazminat · avans faizi · ibraz
Benzer bu karardaÇ..i'nin vefatından dolayı «destekten yoksun kalma tazminatı davası» açtıkları, yapılan yargılama da kazada U.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ibraz» edilen nüfus kayıtlarında A.
Ç.. için «maddi tazminat» davasının kısmen kabulüne karar verildiği, müteveffa U.Ç..'nin kardeşlerine eylemli ve düzenli olarak yardım ettiği kanıtlamadığından bu davacıların taleplerinin kabul edilmediği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihi, kazanın oluş şekli ve sonucu göz önüne alınarak U.
Ç.. için 2.000 TL manevi tazminatın 12/07/2008 olay tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4139 E. 2014/11050 K.
Ortak:haksız eylem · uyuşmazlık konusu
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacıların oyuncu olarak yer aldıkları “... ” isimli TV dizisinde canlandırmış oldukları karakterlere ait isimlerin (... ve ... ) ve bu dizideki resimlerin davalıların yapmış oldukları evlerin tam sayfa gazete reklamında kullanıldığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Ayrıca, «haksız eylem» faili, «ihtar» ve «ihbara» gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için «temerrüde» düşmüş sayılır.
Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya gerekse sonradan açtığı ek davaya veya «ıslaha» konu ettiği kısma ilişkin olarak «haksız eylem» tarihinden itibaren «temerrüt faizi» isteme hakkına sahiptir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kesinleşen ceza ve hukuk mahkemesi ilamlarından davacıların «kefil» oldukları 09.01.2004 tarihli «kredi sözleşmesindeki» «kefalet» miktarının 20.000.00 TL olduğu, bu sözleşmeye ilişkin borç ödenmesine rağmen davalı banka çalışanı tarafından davacıların «rızası» olmadan sözleşmedeki miktarın 70.000.00 TL'ye çıkartılarak davacıların kefili olmadığı borcun ödenmesi için haksız olarak aleyhlerine icra takibinde bulunulduğu, «takibin kesinleştiğinin» anlaşıldığı, haksız icra takibinde davacı ...'ın haczedilen maaşının iade edildiği, diğer davacı şirketin «ibraz» edilen «defterleri» üzerinde yapılan incelemede haksız hacizle bağlantılı olarak bir zararının tespit edilemediği, davacıların maddi zararlarına ilişkin iddialarının soyut düzeyde kaldığı, davacıların bu nedenle bir zararının tespit edilemediği, dinlenen tanık beyanlarında haksız icra takibi sebebiyle davacı ...'ın büyük üzüntü duyduğu, psikolojisinin bozulduğu, bu şekilde manevi zarara uğradığının anlaşıldığı, buna davalı bankanın çalışanının «haksız eyleminin» sebep olduğu, 818 sayılı BK'nın 55. maddesi gereğince davalı bankanın sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davacıların «maddi tazminat» taleplerinin reddine, 880.00 TL manevi tazminatın 05.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
Davacıların, dava dışı firmanın davalıdan kullandığı kredi borcunun «kefili» bulundukları, anılan kredi borcunun ödenerek sona erdiği, davalı personelinin «kredi sözleşmesinde» oynama yaparak kredi limitini artırdığı, davalının bu nedenle davacılar aleyhine icra takibi başlattığı, davacıların araçlarına, taşınmazlarına ve davacı gerçek kişinin Bağ-Kur maaşına «hacizler» tatbik edildiği, davacıların açtığı «menfi tespit davası» sonucu borçlu olmadıklarının tespiti sonrasında uzun süre sonra hacizlerin fekkedildiği, «sahteceliğin» sabit olduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız haciz · takibin kesinleşmesi · menfi tespit davası · sahtecilik · eş rızası · tespit davası · kefalet · alacak davası
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kesinleşen ceza ve hukuk mahkemesi ilamlarından davacıların «kefil» oldukları 09.01.2004 tarihli «kredi sözleşmesindeki» «kefalet» miktarının 20.000.00 TL olduğu, bu sözleşmeye ilişkin borç ödenmesine rağmen davalı banka çalışanı tarafından davacıların «rızası» olmadan sözleşmedeki miktarın 70.000.00 TL'ye çıkartılarak davacıların kefili olmadığı borcun ödenmesi için haksız olarak aleyhlerine icra takibinde bulunulduğu, «takibin kesinleştiğinin» anlaşıldığı, haksız icra takibinde davacı ...'ın haczedilen maaşının iade edildiği, diğer davacı şirketin «ibraz» edilen «defterleri» üzerinde yapılan incelemede haksız hacizle bağlantılı olarak bir zararının tespit edilemediği, davacıların maddi zararlarına ilişkin iddialarının soyut düzeyde kaldığı, davacıların bu nedenle bir zararının tespit edilemediği, dinlenen tanık beyanlarında haksız icra takibi sebebiyle davacı ...'ın büyük üzüntü duyduğu, psikolojisinin bozulduğu, bu şekilde manevi zarara uğradığının anlaşıldığı, buna davalı bankanın çalışanının «haksız eyleminin» sebep olduğu, 818 sayılı BK'nın 55. maddesi gereğince davalı bankanın sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davacıların «maddi tazminat» taleplerinin reddine, 880.00 TL manevi tazminatın 05.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
Davacıların, dava dışı firmanın davalıdan kullandığı kredi borcunun «kefili» bulundukları, anılan kredi borcunun ödenerek sona erdiği, davalı personelinin «kredi sözleşmesinde» oynama yaparak kredi limitini artırdığı, davalının bu nedenle davacılar aleyhine icra takibi başlattığı, davacıların araçlarına, taşınmazlarına ve davacı gerçek kişinin Bağ-Kur maaşına «hacizler» tatbik edildiği, davacıların açtığı «menfi tespit davası» sonucu borçlu olmadıklarının tespiti sonrasında uzun süre sonra hacizlerin fekkedildiği, «sahteceliğin» sabit olduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
1-HUMK'nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000.00 TL'sini geçmeyen taşınır mal ve «alacak davalarına» ilişkin nihai kararlar 21.7.2004 hüküm tarihi itibariyle «kesin» olup, anılan 5219 sayılı Kanun ve 5236 sayılı Kanun uyarınca söz konusu miktar 01.01.2012 tarihi itibariyle 1.690.00 TL’ye çıkarılmıştır.
Ancak, somut olayın özellikleri, hacizlerin uzun süre tatbik edilişi, ticari hayatın gerekleri dikkate alındığında «haksız haciz» nedeniyle zarara uğradıklarının kabulü gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/9323 E. , 2013/12117 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.02.2011 tarih ve 2009/43-2011/53 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı katılma yolu ile davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.06.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davacı ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin ... ’de tanınmış sinema oyuncuları olduklarını, davalının inşaatını yaptığı evlerin tanıtım reklamında izinsiz olarak müvekkillerine ait fotoğrafları kullandığını, bu durumun müvekkilleri açısından maddi ve manevi zarara neden olduğunu ileri sürerek, ıslah ile artırılmış olarak her bir müvekkili için 450.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki ve görev itirazı ile birlikte, anılan fotoğrafların eser niteliğinde olmadığını ve fotoğraflar üzerinde hak sahipliğinin fotoğrafı çeken kişiye veya filmin yapımcısı olan firmaya ait olduğunu, reklamda yer alan fotoğraflar nedeniyle davacıların bir zararının bulunmadığı gibi müvekkilinin de bir kar elde etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, FSEK’in 86/1. maddesi gereği davacılara ait fotoğrafların eser niteliğinde olmasa bile korunması gerektiği, davalı tarafından davacılara ait fotoğrafların izinsiz olarak ticari amaçla reklam afişinde kullanıldığı, bu durumun davacıların maddi ve manevi zararına neden olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile her bir davacı için 450.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacılara ait fotoğrafların davalıların inşaatını yapıp sattıkları villaların reklâmında izinsiz olarak kullanıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacıların oyuncu olarak yer aldıkları “... ” isimli TV dizisinde canlandırmış oldukları karakterlere ait isimlerin (... ve ... ) ve bu dizideki resimlerin davalıların yapmış oldukları evlerin tam sayfa gazete reklamında kullanıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacılara ait resimlerin izinsiz kullanılması sonucu davacıların mahrum kaldıkları kazancın ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davacıların uğradıkları maddi zararın belirlenmesi için rayiç bedel araştırması yapılmış ve buna göre dava dışı ... Ajansları Derneği ve yine dava dışı reklam ajansının belirttiği değerler esas alınmış ise de anılan dernek ve reklam firmasının bildirmiş oldukları bedeller somut verilere dayanmamaktadır. Hatta ... İletişim Ltd. Şti. dayanak olarak benzer bir iş için davacı ... ile yapılacak reklam sözleşmesine ilişkin elektronik posta (e-mail) sunmuş ise de, emsal olarak gösterilen bu sözleşmenin sonuca bağlanmadığı, bir teklif niteliğinde olduğu ve sözleşmede belirtilen bedelin 1 yıl içinde 3 reklam filminin çekimi ve yapılacak basın toplantısına katılma şartının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davaya konu reklamın tek seferde yayınlanan gazete reklamı olması göz önüne alındığında emsal olarak ileri sürülen bu sözleşme taslağı tazminat için belirleyici değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davacıların uğramış oldukları zararın belirlenmesi için davacılar gibi bilinen (meşhur) kişilerin yapmış oldukları reklam sözleşmelerinin araştırılarak dosya içine getirilmesi ve bu reklam sözleşmeleri emsal alınarak davacıların zararlarının belirlenmesi, şayet böyle bir sözleşme temin edilemez ise, BK’nın 42. ve 43. maddeleri hükmü gereğince mahkemece tazminatın belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, davalılar vekilince ıslah edilen miktar için zamanaşımı definde bulunulmuş olup, mahkemece, zamanaşımı definin yasal sürede yapılmadığı ve davalıların eylemlerinin suç teşkil ettiğinden ceza zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı gerekçesiyle, davalılar vekilinin zamanaşımı definin reddine karar verilmiş ise de, davalılar vekilinin gecikmiş zamanaşımı defi konusunda davacı tarafından derhal savunmanın genişletilmesi itirazında bulunulmadığı gibi, davalıların eyleminin hangi suçu oluşturduğu ve bu suç için ceza zamanaşımı süresinin ne olduğu belirtilmeden soyut ifadeler ile ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle zamanaşımı definin reddine karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda etraflıca açıklandığı üzere, manevi tazminat ne bir ceza ne de
gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminatın kapsamını takdir hakkı, kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, hak ve adalete uygun davranmalı, hukuk biliminden yararlanmalı, toplumun sosyal, ekonomik ve moral yapısını ve özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Takdir edilecek tutar, bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise, zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır. Bu itibarla, davalıların eylemlerinin niteliği ve tarafların konumları dikkate alınarak davacılar için daha makul miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde düşük bir tazminata karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Bu itibarla, mahkemece, ıslaha konu edilen miktara ilişkin olarak istem gibi haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış, kabul şekli bakımından kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına, 4 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin herbir taraftan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/452273300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz