6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Maddi ve Manevi Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/9323 E. 2013/12117 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rayiç bedel zamanaşımı defi ceza zamanaşımı haksız eylem kâr mahrumiyeti uyuşmazlık konusu içtihadı birleştirme kararı ihbar temerrüt faizi ihtar maddi ve manevi tazminat ıslah eksik inceleme temerrüt zamanaşımı

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 42 · FSEK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, FSEK’in 86/1. maddesi gereği davacılara ait fotoğrafların eser niteliğinde olmasa bile korunması gerektiği, davalı tarafından davacılara ait fotoğrafların izinsiz olarak ticari amaçla reklam afişinde kullanıldığı, bu durumun davacıların maddi ve manevi zararına neden olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile her bir davacı için 450.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, davacılara ait fotoğrafların davalıların inşaatını yapıp sattıkları villaların reklâmında izinsiz olarak kullanıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Somut olayda, davacıların oyuncu olarak yer aldıkları “... ” isimli TV dizisinde canlandırmış oldukları karakterlere ait isimlerin (... ve ... ) ve bu dizideki resimlerin davalıların yapmış oldukları evlerin tam sayfa gazete reklamında kullanıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacılara ait resimlerin izinsiz kullanılması sonucu davacıların mahrum kaldıkları kazancın ne olduğu noktasında toplanmaktadır.

Mahkemece, davacıların uğradıkları maddi zararın belirlenmesi için rayiç bedel araştırması yapılmış ve buna göre dava dışı ... Ajansları Derneği ve yine dava dışı reklam ajansının belirttiği değerler esas alınmış ise de anılan dernek ve reklam firmasının bildirmiş oldukları bedeller somut verilere dayanmamaktadır. Hatta ... İletişim Ltd. Şti. dayanak olarak benzer bir iş için davacı ... ile yapılacak reklam sözleşmesine ilişkin elektronik posta (e-mail) sunmuş ise de, emsal olarak gösterilen bu sözleşmenin sonuca bağlanmadığı, bir teklif niteliğinde olduğu ve sözleşmede belirtilen bedelin 1 yıl içinde 3 reklam filminin çekimi ve yapılacak basın toplantısına katılma şartının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davaya konu reklamın tek seferde yayınlanan gazete reklamı olması göz önüne alındığında emsal olarak ileri sürülen bu sözleşme taslağı tazminat için belirleyici değildir.

Bu itibarla, mahkemece, davacıların uğramış oldukları zararın belirlenmesi için davacılar gibi bilinen (meşhur) kişilerin yapmış oldukları reklam sözleşmelerinin araştırılarak dosya içine getirilmesi ve bu reklam sözleşmeleri emsal alınarak davacıların zararlarının belirlenmesi, şayet böyle bir sözleşme temin edilemez ise, BK’nın 42. ve 43. maddeleri hükmü gereğince mahkemece tazminatın belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3- Ayrıca, davalılar vekilince ıslah edilen miktar için zamanaşımı definde bulunulmuş olup, mahkemece, zamanaşımı definin yasal sürede yapılmadığı ve davalıların eylemlerinin suç teşkil ettiğinden ceza zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı gerekçesiyle, davalılar vekilinin zamanaşımı definin reddine karar verilmiş ise de, davalılar vekilinin gecikmiş zamanaşımı defi konusunda davacı tarafından derhal savunmanın genişletilmesi itirazında bulunulmadığı gibi, davalıların eyleminin hangi suçu oluşturduğu ve bu suç için ceza zamanaşımı süresinin ne olduğu belirtilmeden soyut ifadeler ile ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle zamanaşımı definin reddine karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

4- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda etraflıca açıklandığı üzere, manevi tazminat ne bir ceza ne de

gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminatın kapsamını takdir hakkı, kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, hak ve adalete uygun davranmalı, hukuk biliminden yararlanmalı, toplumun sosyal, ekonomik ve moral yapısını ve özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Takdir edilecek tutar, bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise, zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır. Bu itibarla, davalıların eylemlerinin niteliği ve tarafların konumları dikkate alınarak davacılar için daha makul miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde düşük bir tazminata karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

Ayrıca, haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Bu itibarla, mahkemece, ıslaha konu edilen miktara ilişkin olarak istem gibi haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış, kabul şekli bakımından kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1799 E. 2012/11491 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3741 E. 2016/2356 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9527 E. 2014/18245 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Maddi ve Manevi Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14331 E. 2014/17125 K.

    Ortak:Maddi ve Manevi Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maddi-Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10109 E. 2014/17523 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız icra takibi tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4139 E. 2014/11050 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/9323 E.  ,  2013/12117 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.02.2011 tarih ve 2009/43-2011/53 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı katılma yolu ile davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.06.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davacı ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin ... ’de tanınmış sinema oyuncuları olduklarını, davalının inşaatını yaptığı evlerin tanıtım reklamında izinsiz olarak müvekkillerine ait fotoğrafları kullandığını, bu durumun müvekkilleri açısından maddi ve manevi zarara neden olduğunu ileri sürerek, ıslah ile artırılmış olarak her bir müvekkili için 450.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, yetki ve görev itirazı ile birlikte, anılan fotoğrafların eser niteliğinde olmadığını ve fotoğraflar üzerinde hak sahipliğinin fotoğrafı çeken kişiye veya filmin yapımcısı olan firmaya ait olduğunu, reklamda yer alan fotoğraflar nedeniyle davacıların bir zararının bulunmadığı gibi müvekkilinin de bir kar elde etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, FSEK’in 86/1. maddesi gereği davacılara ait fotoğrafların eser niteliğinde olmasa bile korunması gerektiği, davalı tarafından davacılara ait fotoğrafların izinsiz olarak ticari amaçla reklam afişinde kullanıldığı, bu durumun davacıların maddi ve manevi zararına neden olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile her bir davacı için 450.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, davacılara ait fotoğrafların davalıların inşaatını yapıp sattıkları villaların reklâmında izinsiz olarak kullanıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Somut olayda, davacıların oyuncu olarak yer aldıkları “... ” isimli TV dizisinde canlandırmış oldukları karakterlere ait isimlerin (... ve ... ) ve bu dizideki resimlerin davalıların yapmış oldukları evlerin tam sayfa gazete reklamında kullanıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacılara ait resimlerin izinsiz kullanılması sonucu davacıların mahrum kaldıkları kazancın ne olduğu noktasında toplanmaktadır.

Mahkemece, davacıların uğradıkları maddi zararın belirlenmesi için rayiç bedel araştırması yapılmış ve buna göre dava dışı ... Ajansları Derneği ve yine dava dışı reklam ajansının belirttiği değerler esas alınmış ise de anılan dernek ve reklam firmasının bildirmiş oldukları bedeller somut verilere dayanmamaktadır. Hatta ... İletişim Ltd. Şti. dayanak olarak benzer bir iş için davacı ... ile yapılacak reklam sözleşmesine ilişkin elektronik posta (e-mail) sunmuş ise de, emsal olarak gösterilen bu sözleşmenin sonuca bağlanmadığı, bir teklif niteliğinde olduğu ve sözleşmede belirtilen bedelin 1 yıl içinde 3 reklam filminin çekimi ve yapılacak basın toplantısına katılma şartının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, davaya konu reklamın tek seferde yayınlanan gazete reklamı olması göz önüne alındığında emsal olarak ileri sürülen bu sözleşme taslağı tazminat için belirleyici değildir.

Bu itibarla, mahkemece, davacıların uğramış oldukları zararın belirlenmesi için davacılar gibi bilinen (meşhur) kişilerin yapmış oldukları reklam sözleşmelerinin araştırılarak dosya içine getirilmesi ve bu reklam sözleşmeleri emsal alınarak davacıların zararlarının belirlenmesi, şayet böyle bir sözleşme temin edilemez ise, BK’nın 42. ve 43. maddeleri hükmü gereğince mahkemece tazminatın belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3- Ayrıca, davalılar vekilince ıslah edilen miktar için zamanaşımı definde bulunulmuş olup, mahkemece, zamanaşımı definin yasal sürede yapılmadığı ve davalıların eylemlerinin suç teşkil ettiğinden ceza zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı gerekçesiyle, davalılar vekilinin zamanaşımı definin reddine karar verilmiş ise de, davalılar vekilinin gecikmiş zamanaşımı defi konusunda davacı tarafından derhal savunmanın genişletilmesi itirazında bulunulmadığı gibi, davalıların eyleminin hangi suçu oluşturduğu ve bu suç için ceza zamanaşımı süresinin ne olduğu belirtilmeden soyut ifadeler ile ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle zamanaşımı definin reddine karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

4- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda etraflıca açıklandığı üzere, manevi tazminat ne bir ceza ne de

gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin manevi ıstırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminatın kapsamını takdir hakkı, kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, hak ve adalete uygun davranmalı, hukuk biliminden yararlanmalı, toplumun sosyal, ekonomik ve moral yapısını ve özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Takdir edilecek tutar, bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise, zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır. Bu itibarla, davalıların eylemlerinin niteliği ve tarafların konumları dikkate alınarak davacılar için daha makul miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde düşük bir tazminata karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

Ayrıca, haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Bu itibarla, mahkemece, ıslaha konu edilen miktara ilişkin olarak istem gibi haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış, kabul şekli bakımından kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına, 4 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin herbir taraftan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/452273300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.