Haksız icra takibi tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4139 E. 2014/11050 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız haciz↗ takibin kesinleşmesi↗ menfi tespit davası↗ sahtecilik↗ haksız eylem↗ eş rızası↗ tespit davası↗ kefalet↗ alacak davası↗ uyuşmazlık konusu↗ kefil↗ içtihadı birleştirme kararı↗ haciz↗ kredi sözleşmesi↗ maddi tazminat↗ menfi tespit↗ avans faizi↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kesinleşen ceza ve hukuk mahkemesi ilamlarından davacıların kefil oldukları 09.01.2004 tarihli kredi sözleşmesindeki kefalet miktarının 20.000.00 TL olduğu, bu sözleşmeye ilişkin borç ödenmesine rağmen davalı banka çalışanı tarafından davacıların rızası olmadan
sözleşmedeki miktarın 70.000.00 TL'ye çıkartılarak davacıların kefili olmadığı borcun ödenmesi için haksız olarak aleyhlerine icra takibinde bulunulduğu, takibin kesinleştiğinin anlaşıldığı, haksız icra takibinde davacı ...'ın haczedilen maaşının iade edildiği, diğer davacı şirketin ibraz edilen defterleri üzerinde yapılan incelemede haksız hacizle bağlantılı olarak bir zararının tespit edilemediği, davacıların maddi zararlarına ilişkin iddialarının soyut düzeyde kaldığı, davacıların bu nedenle bir zararının tespit edilemediği, dinlenen tanık beyanlarında haksız icra takibi sebebiyle davacı ...'ın büyük üzüntü duyduğu, psikolojisinin bozulduğu, bu şekilde manevi zarara uğradığının anlaşıldığı, buna davalı bankanın çalışanının haksız eyleminin sebep olduğu, 818 sayılı BK'nın 55. maddesi gereğince davalı bankanın sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, 880.00 TL manevi tazminatın 05.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-HUMK'nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000.00 TL'sini geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 21.7.2004 hüküm tarihi itibariyle kesin olup, anılan 5219 sayılı Kanun ve 5236 sayılı Kanun uyarınca söz konusu miktar 01.01.2012 tarihi itibariyle 1.690.00 TL’ye çıkarılmıştır.
Somut olayda her bir davacı için ayrı ayrı 7.500.00 TL maddi ve davacı gerçek kişi için 10.000.00 TL manevi tazminat talep edilmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat istemlerinin reddine ve 880.00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Yargılama sonucunda davalı aleyhine kabul edilen miktar, yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması göre, davacılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, haksız icra takibi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacıların, dava dışı firmanın davalıdan kullandığı kredi borcunun kefili bulundukları, anılan kredi borcunun ödenerek sona erdiği, davalı personelinin kredi sözleşmesinde oynama yaparak kredi limitini artırdığı, davalının bu nedenle davacılar aleyhine icra takibi başlattığı, davacıların araçlarına, taşınmazlarına ve davacı gerçek kişinin Bağ-Kur maaşına hacizler tatbik edildiği, davacıların açtığı menfi tespit davası sonucu borçlu olmadıklarının tespiti sonrasında uzun süre sonra hacizlerin fekkedildiği, sahteceliğin sabit olduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Davacılar, dilekçesinde açıkladığı nedenlerle zarara uğradıklarını ileri sürerek maddi tazminat isteminde bulunmuşlar, yazılı gerekçe ile bu istemlerinin reddine karar verilmiştir. Ancak, somut olayın özellikleri, hacizlerin uzun süre tatbik edilişi, ticari hayatın gerekleri dikkate alındığında haksız haciz nedeniyle zarara uğradıklarının kabulü gerekir. Yine somut olayın özelliği gereği bu zararın miktarının ispat edilmesindeki güçlük de dikkate alınarak, davaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nın 42. maddesi uyarınca mahkemece davacılar yararına uygun bir miktar maddi tazminat tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
4-Ayrıca, davacı ...'ın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da etraflıca açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ısdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminatın kapsamını takdir hakkı, kural olarak yargıca aittir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, hak ve adalete uygun davranmalı, hukuk biliminden yararlanmalı, toplumun sosyal,ekonomik ve moral yapısını ve özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Takdir edilecek tutar, bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır. Bu durum karşısında, haksiz hacizlerin tatbik tarihi, devam ettiği süre, davacı ...'ın konumu, tanık beyanları, paranın alım gücü ve somut olayın diğer özellikleri dikkate alınarak, yararına daha makul oranda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu yönüyle de davacı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3741 E. 2016/2356 K.
Ortak:maddi tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kesinleşen ceza ve hukuk mahkemesi ilamlarından davacıların «kefil» oldukları 09.01.2004 tarihli «kredi sözleşmesindeki» «kefalet» miktarının 20.000.00 TL olduğu, bu sözleşmeye ilişkin borç ödenmesine rağmen davalı banka çalışanı tarafından davacıların «rızası» olmadan sözleşmedeki miktarın 70.000.00 TL'ye çıkartılarak davacıların kefili olmadığı borcun ödenmesi için haksız olarak aleyhlerine icra takibinde bulunulduğu, «takibin kesinleştiğinin» anlaşıldığı, haksız icra takibinde davacı ...'ın haczedilen maaşının iade edildiği, diğer davacı şirketin «ibraz» edilen «defterleri» üzerinde yapılan incelemede haksız hacizle bağlantılı olarak bir zararının tespit edilemediği, davacıların maddi zararlarına ilişkin iddialarının soyut düzeyde kaldığı, davacıların bu nedenle bir zararının tespit edilemediği, dinlenen tanık beyanlarında haksız icra takibi sebebiyle davacı ...'ın büyük üzüntü duyduğu, psikolojisinin bozulduğu, bu şekilde manevi zarara uğradığının anlaşıldığı, buna davalı bankanın çalışanının «haksız eyleminin» sebep olduğu, 818 sayılı BK'nın 55. maddesi gereğince davalı bankanın sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davacıların «maddi tazminat» taleplerinin reddine, 880.00 TL manevi tazminatın 05.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
Somut olayda her bir davacı için ayrı ayrı 7.500.00 TL maddi ve davacı gerçek kişi için 10.000.00 TL manevi tazminat talep edilmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, «maddi tazminat» istemlerinin reddine ve 880.00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacılar, dilekçesinde açıkladığı nedenlerle zarara uğradıklarını ileri sürerek «maddi tazminat» isteminde bulunmuşlar, yazılı gerekçe ile bu istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; 184.806,33 TL «maddi tazminatın» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılardan...'a verilmesine, davalılardan... dışındaki diğer davalılar hakkında olay tarihinden itibaren «temerrüte» uygulanan en yüksek «yasal faiz» uygulanmasına, davalılardan .... yönünden maddi tazminata dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, davalılardan .... nin maddi tazminat «sorumluğunun sigorta» limitleri ile sınırlı olmasına, manevi tazminat talebinin kımen kabulüne; davacılardan... lehine 4.000 TL,...lehine 1.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine, daval …
Davada «maddi tazminat» olarak davacı...'ın iş göremezlik tazminatı istenmiş, bu suretle alınan...
Oysa, Adli Tıp Kurumundan alınacak engel raporuna göre işlem yapılması gerekirken davacı...'ın meslekte kazanma gücünü ne nispette ve sebeplerle kalıcı olarak kaybettiği tespit edilemeyen bir başına adı geçen davacının özür oranının saptandığı rapora itibarla «maddi tazminatın» hesaplaması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacılar ile davalılar sigorta şirketi ve ... yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · sınırlı sorumluluk · sorumluluk sigortası · vekalet ücreti takdiri · yargılama giderleri · taşıma sözleşmesi · infaz · taşıyıcı
Benzer bu kararda2- Dava, yolcu «taşıma sözleşmesine» dayalı, «taşıyıcı», şoför ve aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
5- Davalı ... şirketi vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece hükmedilen «maddi tazminatan» davalı ... şirketinin «sorumluluğunun sigorta» limitleri ile sınırlı olduğu bildirilmişse de sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktarın gösterilmemesi bu suretle de «infazda» terddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
6- Davalı ... şirketi «maddi tazminattan» poliçede belirtilen limitle «sınırlı sorumlu» olduğuna göre kabul edilen maddi tazminat miktarından sorumlu olduğu oran nispetinde «harç», «vekalet ücreti» ve «yargılama giderleriyle» yükümlü olması gerekirken harç, vekalet ücreti ve «yargılama giderlerinin» tamamından sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; 184.806,33 TL «maddi tazminatın» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılardan...'a verilmesine, davalılardan... dışındaki diğer davalılar hakkında olay tarihinden itibaren «temerrüte» uygulanan en yüksek «yasal faiz» uygulanmasına, davalılardan .... yönünden maddi tazminata dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, davalılardan .... nin maddi tazminat «sorumluğunun sigorta» limitleri ile sınırlı olmasına, manevi tazminat talebinin kımen kabulüne; davacılardan... lehine 4.000 TL,...lehine 1.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine, daval …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14331 E. 2014/17125 K.
Ortak:maddi tazminat · avans faizi · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kesinleşen ceza ve hukuk mahkemesi ilamlarından davacıların «kefil» oldukları 09.01.2004 tarihli «kredi sözleşmesindeki» «kefalet» miktarının 20.000.00 TL olduğu, bu sözleşmeye ilişkin borç ödenmesine rağmen davalı banka çalışanı tarafından davacıların «rızası» olmadan sözleşmedeki miktarın 70.000.00 TL'ye çıkartılarak davacıların kefili olmadığı borcun ödenmesi için haksız olarak aleyhlerine icra takibinde bulunulduğu, «takibin kesinleştiğinin» anlaşıldığı, haksız icra takibinde davacı ...'ın haczedilen maaşının iade edildiği, diğer davacı şirketin «ibraz» edilen «defterleri» üzerinde yapılan incelemede haksız hacizle bağlantılı olarak bir zararının tespit edilemediği, davacıların maddi zararlarına ilişkin iddialarının soyut düzeyde kaldığı, davacıların bu nedenle bir zararının tespit edilemediği, dinlenen tanık beyanlarında haksız icra takibi sebebiyle davacı ...'ın büyük üzüntü duyduğu, psikolojisinin bozulduğu, bu şekilde manevi zarara uğradığının anlaşıldığı, buna davalı bankanın çalışanının «haksız eyleminin» sebep olduğu, 818 sayılı BK'nın 55. maddesi gereğince davalı bankanın sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davacıların «maddi tazminat» taleplerinin reddine, 880.00 TL manevi tazminatın 05.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
Somut olayda her bir davacı için ayrı ayrı 7.500.00 TL maddi ve davacı gerçek kişi için 10.000.00 TL manevi tazminat talep edilmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, «maddi tazminat» istemlerinin reddine ve 880.00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacılar, dilekçesinde açıkladığı nedenlerle zarara uğradıklarını ileri sürerek «maddi tazminat» isteminde bulunmuşlar, yazılı gerekçe ile bu istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/11 Esas, 2010/118 Karar sayılı dosyasında tarafların aynı olduğu, davacıların aynı kaza sebebiyle ...'nin vefatından dolayı «destekten yoksun kalma tazminatı davası» açtıkları, yapılan yargılama da kazada ...'nin %85, TCDD İşletmesi'nin %15 oranında kusurlu olduğuna dair rapor alındığı, yargılama sonunda eş ..., baba ..., anne ... için «maddi tazminat» davasının kısmen kabulüne karar verildiği, müteveffa ...'nin kardeşlerine eylemli ve düzenli olarak yardım ettiği kanıtlamadığından bu davacıların taleplerinin kabul edilmediği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihi, kazanın oluş şekli ve sonucu göz önüne alınarak ...'nin ölümü sebebiyle eşi, anne-babası ve kardeşleri olan davacıların duydukları elem ve üzüntünün, uğradıkları manevi zararın bir miktar giderilmesi için 6098 sayılı BK'nın 56/2 maddesi gereğince davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 10.000 TL, davacı ... için 8.000 TL, davacı... için 8.000 TL, davacılar ......,...ve ... için 2.000 TL manevi tazminatın 12/07/2008 olay tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ibraz» edilen nüfus kayıtlarında... ve ...'nin ölen ...'nin anne ve babası oldukları, .. ....,... ve ...'nin kardeşleri olduğu, ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:destekten yoksun kalma tazminatı · tazminat davası
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/11 Esas, 2010/118 Karar sayılı dosyasında tarafların aynı olduğu, davacıların aynı kaza sebebiyle ...'nin vefatından dolayı «destekten yoksun kalma tazminatı davası» açtıkları, yapılan yargılama da kazada ...'nin %85, TCDD İşletmesi'nin %15 oranında kusurlu olduğuna dair rapor alındığı, yargılama sonunda eş ..., baba ..., anne ... için «maddi tazminat» davasının kısmen kabulüne karar verildiği, müteveffa ...'nin kardeşlerine eylemli ve düzenli olarak yardım ettiği kanıtlamadığından bu davacıların taleplerinin kabul edilmediği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihi, kazanın oluş şekli ve sonucu göz önüne alınarak ...'nin ölümü sebebiyle eşi, anne-babası ve kardeşleri olan davacıların duydukları elem ve üzüntünün, uğradıkları manevi zararın bir miktar giderilmesi için 6098 sayılı BK'nın 56/2 maddesi gereğince davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 10.000 TL, davacı ... için 8.000 TL, davacı... için 8.000 TL, davacılar ......,...ve ... için 2.000 TL manevi tazminatın 12/07/2008 olay tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10109 E. 2014/17523 K.
Ortak:maddi tazminat · avans faizi · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kesinleşen ceza ve hukuk mahkemesi ilamlarından davacıların «kefil» oldukları 09.01.2004 tarihli «kredi sözleşmesindeki» «kefalet» miktarının 20.000.00 TL olduğu, bu sözleşmeye ilişkin borç ödenmesine rağmen davalı banka çalışanı tarafından davacıların «rızası» olmadan sözleşmedeki miktarın 70.000.00 TL'ye çıkartılarak davacıların kefili olmadığı borcun ödenmesi için haksız olarak aleyhlerine icra takibinde bulunulduğu, «takibin kesinleştiğinin» anlaşıldığı, haksız icra takibinde davacı ...'ın haczedilen maaşının iade edildiği, diğer davacı şirketin «ibraz» edilen «defterleri» üzerinde yapılan incelemede haksız hacizle bağlantılı olarak bir zararının tespit edilemediği, davacıların maddi zararlarına ilişkin iddialarının soyut düzeyde kaldığı, davacıların bu nedenle bir zararının tespit edilemediği, dinlenen tanık beyanlarında haksız icra takibi sebebiyle davacı ...'ın büyük üzüntü duyduğu, psikolojisinin bozulduğu, bu şekilde manevi zarara uğradığının anlaşıldığı, buna davalı bankanın çalışanının «haksız eyleminin» sebep olduğu, 818 sayılı BK'nın 55. maddesi gereğince davalı bankanın sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davacıların «maddi tazminat» taleplerinin reddine, 880.00 TL manevi tazminatın 05.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
Somut olayda her bir davacı için ayrı ayrı 7.500.00 TL maddi ve davacı gerçek kişi için 10.000.00 TL manevi tazminat talep edilmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, «maddi tazminat» istemlerinin reddine ve 880.00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacılar, dilekçesinde açıkladığı nedenlerle zarara uğradıklarını ileri sürerek «maddi tazminat» isteminde bulunmuşlar, yazılı gerekçe ile bu istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «ibraz» edilen nüfus kayıtlarında A.
Ç.. için «maddi tazminat» davasının kısmen kabulüne karar verildiği, müteveffa U.Ç..'nin kardeşlerine eylemli ve düzenli olarak yardım ettiği kanıtlamadığından bu davacıların taleplerinin kabul edilmediği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihi, kazanın oluş şekli ve sonucu göz önüne alınarak U.
Ç.. için 2.000 TL manevi tazminatın 12/07/2008 olay tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:destekten yoksun kalma tazminatı · tazminat davası
Benzer bu karardaÇ..i'nin vefatından dolayı «destekten yoksun kalma tazminatı davası» açtıkları, yapılan yargılama da kazada U.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13206 E. 2011/14749 K.
Ortak:maddi tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kesinleşen ceza ve hukuk mahkemesi ilamlarından davacıların «kefil» oldukları 09.01.2004 tarihli «kredi sözleşmesindeki» «kefalet» miktarının 20.000.00 TL olduğu, bu sözleşmeye ilişkin borç ödenmesine rağmen davalı banka çalışanı tarafından davacıların «rızası» olmadan sözleşmedeki miktarın 70.000.00 TL'ye çıkartılarak davacıların kefili olmadığı borcun ödenmesi için haksız olarak aleyhlerine icra takibinde bulunulduğu, «takibin kesinleştiğinin» anlaşıldığı, haksız icra takibinde davacı ...'ın haczedilen maaşının iade edildiği, diğer davacı şirketin «ibraz» edilen «defterleri» üzerinde yapılan incelemede haksız hacizle bağlantılı olarak bir zararının tespit edilemediği, davacıların maddi zararlarına ilişkin iddialarının soyut düzeyde kaldığı, davacıların bu nedenle bir zararının tespit edilemediği, dinlenen tanık beyanlarında haksız icra takibi sebebiyle davacı ...'ın büyük üzüntü duyduğu, psikolojisinin bozulduğu, bu şekilde manevi zarara uğradığının anlaşıldığı, buna davalı bankanın çalışanının «haksız eyleminin» sebep olduğu, 818 sayılı BK'nın 55. maddesi gereğince davalı bankanın sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davacıların «maddi tazminat» taleplerinin reddine, 880.00 TL manevi tazminatın 05.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
Somut olayda her bir davacı için ayrı ayrı 7.500.00 TL maddi ve davacı gerçek kişi için 10.000.00 TL manevi tazminat talep edilmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, «maddi tazminat» istemlerinin reddine ve 880.00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacılar, dilekçesinde açıkladığı nedenlerle zarara uğradıklarını ileri sürerek «maddi tazminat» isteminde bulunmuşlar, yazılı gerekçe ile bu istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… dana gelen kazada kusurlu oldukları, davalı Güven Sigorta A.Ş’nin trafik sigortacısı bulunduğu, merkezinin burada olması nedeniyle davada mahkemenin yetkili olduğu, «ceza zamanaşımının» da olayda uygulanacağı ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, dava dışı trafik sigortacısının ödeme yaptığı, belirlenen «maddi tazminattan» düşüldüğü, davacıların destek zararlarının belirlendiği, ayrıca manevi zararlarının da gerçekleştiği, Güven Sigorta A.Ş’nin trafik sigortacısı bulunduğu aracın ger …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · ceza zamanaşımı · sorumluluk sigortası · rücu · kusur · zamanaşımı
Benzer bu kararda2918 sayılı KTK.nun 104/1. maddesi, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüs sahibinin, gözetim, onarım, bakım, alım-satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı işleten gibi sorumlu olacağını, aracın işleteni ve araç için «zorunlu mali sorumluluk sigortası» yapan sigortacının bu zararlardan sorumlu bulunmayacağını düzenlemiştir.
… dana gelen kazada kusurlu oldukları, davalı Güven Sigorta A.Ş’nin trafik sigortacısı bulunduğu, merkezinin burada olması nedeniyle davada mahkemenin yetkili olduğu, «ceza zamanaşımının» da olayda uygulanacağı ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, dava dışı trafik sigortacısının ödeme yaptığı, belirlenen «maddi tazminattan» düşüldüğü, davacıların destek zararlarının belirlendiği, ayrıca manevi zararlarının da gerçekleştiği, Güven Sigorta A.Ş’nin trafik sigortacısı bulunduğu aracın ger …
… davalıların kusurlu olduklarının tespit edilmiş bulunmasına, davacıların maddi ve manevi zararlarını davalılardan müştereken ve müteselsilen talep etmiş olmalarına, «kusur» oranlarında sorumluluğun, davalılar arasında açılabilecek «rücu» davasında tartışılacağının sabit bulunmasına göre, davalı ... ile davalılar ... ve ... vekilinin tüm, davacılar ile davalı ... vekillerinin aşağıdaki bentlerin kap …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1799 E. 2012/11491 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma sözleşmesi · husumet yokluğu · yasal faiz · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın aracın işleteni olmadığı gerekçesiyle, hakkındaki davanın «husumet yokluğundan» reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 273.037,75 TL destek tazminatının, 238,00 TL cenaze giderinin ve toplam 19.000,00 TL manevi tazminatın «yasal faizi» ile birlikte diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/4139 E. , 2014/11050 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/11/2012 tarih ve 2011/550-2012/544 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/06/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılardan asil ... ve davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Düzce ilinde yerleşik ve beyaz eşya ticareti işi ile uğraşan müvekkili şirketin ortağı olan diğer müvekkili ...'ın, şirketi temsilen ve kendi adına dava dışı firmanın davalının Düzce Şubesinden almış olduğu 24 aylık geri ödemeli 20.000.00 TL bedelli kredi sözleşmesine kefil bulunduklarını, bu kredinin 09.02.2006 tarihinde kapatıldığını, ancak buna rağmen davalının müvekkilleri aleyhine icra takibine geçtiğini, 17.10.2006 tarihli 155.924,03 TL tutarlı ödeme emri tebliğ ettirdiğini, ödeme emrinde borcun sebebi olarak kapatılan kredi borcunun dayanak gösterildiğini, müvekkillerinin imzası ve bilgisi dahilinde olmayan 02.04.2004 tarihli ve 24.01.2005 tarihli kredi sözleşmelerinin icra takibinin dayanak belgeleri olduğunu, müvekkillerinin şikayet üzerine davalı müfettişi tarafından yapılan soruşturma sonunda düzenlenen raporda banka personelince ilk sözleşmedeki 20.000,00 YTL ibaresindeki "2" rakamının "7" olarak değiştirdiğinin, ilk sözleşmede kefil olan davacıların bilgi ve iradesi dışında sonradan 40.000,00 TL ve 10.000,00 TL'lik kredi fasıllarının da ilk sözleşmeye dahil edildiğinin belirlendiğini, savcılığa yapılan şikayet sonrası kamu davası açıldığını, sahteciliğin belirlendiğini, davalı personelinin mahkumiyetine karar verildiğini, açılan menfi tespit davasının kabul edilerek müvekkillerinin davalıya borcunun da olmadığının belirlendiğini, yapılan bu haksız işlemler ve takiplerle müvekkillerinin işlerinin bozulduğunu, bayiliklerinin birer birer iptal edildiğini, hiçbir bankanın kendileri ile çalışmak istemediğini, küçük bir yer olan Düzce'de bu olayın duyulması sebebiyle itibarlarının sarsıldığını, müvekkillerinin maddi ve manevi zararlarının doğduğunu ileri sürerek, müvekkili ...
için 10.000.00 TL manevi, 7.500.00 TL maddi ve diğer müvekkili için şimdilik 7.500.00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili, davacıların ihtarlara ve icra takibine itirazlarının olmadığını, takibin kesinleştiğini, ceza dosyası ile menfi tespit dosyasının henüz kesinleşmediğini, maddi ve manevi tazminat davasının hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kesinleşen ceza ve hukuk mahkemesi ilamlarından davacıların kefil oldukları 09.01.2004 tarihli kredi sözleşmesindeki kefalet miktarının 20.000.00 TL olduğu, bu sözleşmeye ilişkin borç ödenmesine rağmen davalı banka çalışanı tarafından davacıların rızası olmadan
sözleşmedeki miktarın 70.000.00 TL'ye çıkartılarak davacıların kefili olmadığı borcun ödenmesi için haksız olarak aleyhlerine icra takibinde bulunulduğu, takibin kesinleştiğinin anlaşıldığı, haksız icra takibinde davacı ...'ın haczedilen maaşının iade edildiği, diğer davacı şirketin ibraz edilen defterleri üzerinde yapılan incelemede haksız hacizle bağlantılı olarak bir zararının tespit edilemediği, davacıların maddi zararlarına ilişkin iddialarının soyut düzeyde kaldığı, davacıların bu nedenle bir zararının tespit edilemediği, dinlenen tanık beyanlarında haksız icra takibi sebebiyle davacı ...'ın büyük üzüntü duyduğu, psikolojisinin bozulduğu, bu şekilde manevi zarara uğradığının anlaşıldığı, buna davalı bankanın çalışanının haksız eyleminin sebep olduğu, 818 sayılı BK'nın 55.
maddesi gereğince davalı bankanın sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, 880.00 TL manevi tazminatın 05.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-HUMK'nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000.00 TL'sini geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 21.7.2004 hüküm tarihi itibariyle kesin olup, anılan 5219 sayılı Kanun ve 5236 sayılı Kanun uyarınca söz konusu miktar 01.01.2012 tarihi itibariyle 1.690.00 TL’ye çıkarılmıştır.
Somut olayda her bir davacı için ayrı ayrı 7.500.00 TL maddi ve davacı gerçek kişi için 10.000.00 TL manevi tazminat talep edilmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat istemlerinin reddine ve 880.00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Yargılama sonucunda davalı aleyhine kabul edilen miktar, yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması göre, davacılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, haksız icra takibi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacıların, dava dışı firmanın davalıdan kullandığı kredi borcunun kefili bulundukları, anılan kredi borcunun ödenerek sona erdiği, davalı personelinin kredi sözleşmesinde oynama yaparak kredi limitini artırdığı, davalının bu nedenle davacılar aleyhine icra takibi başlattığı, davacıların araçlarına, taşınmazlarına ve davacı gerçek kişinin Bağ-Kur maaşına hacizler tatbik edildiği, davacıların açtığı menfi tespit davası sonucu borçlu olmadıklarının tespiti sonrasında uzun süre sonra hacizlerin fekkedildiği, sahteceliğin sabit olduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Davacılar, dilekçesinde açıkladığı nedenlerle zarara uğradıklarını ileri sürerek maddi tazminat isteminde bulunmuşlar, yazılı gerekçe ile bu istemlerinin reddine karar verilmiştir. Ancak, somut olayın özellikleri, hacizlerin uzun süre tatbik edilişi, ticari hayatın gerekleri dikkate alındığında haksız haciz nedeniyle zarara uğradıklarının kabulü gerekir. Yine somut olayın özelliği gereği bu zararın miktarının ispat edilmesindeki güçlük de dikkate alınarak, davaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nın 42. maddesi uyarınca mahkemece davacılar yararına uygun bir miktar maddi tazminat tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
4-Ayrıca, davacı ...'ın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da etraflıca açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ısdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminatın kapsamını takdir hakkı, kural olarak yargıca aittir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, hak ve adalete uygun davranmalı, hukuk biliminden yararlanmalı, toplumun sosyal,ekonomik ve moral yapısını ve özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Takdir edilecek tutar, bir yandan manevi acıları gidermeli, kamuoyu ve sosyal vicdanda kabul görmeli, diğer yandan ise zarar gören açısından zenginleşme aracı olmamalıdır.
Bu durum karşısında, haksiz hacizlerin tatbik tarihi, devam ettiği süre, davacı ...'ın konumu, tanık beyanları, paranın alım gücü ve somut olayın diğer özellikleri dikkate alınarak, yararına daha makul oranda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu yönüyle de davacı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, alınmadığı anlaşılan 103,00 TL temyiz başvuru harcı ile 60,10 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 10/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/347259200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz