6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Re'sen terkinde 'adresin tespit edilememesi' TTK geçici 7. madde kapsamında değildir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/227 E. 2024/417 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Şirketin ihyasıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketlerŞirketin ihyası

Gerekçe özeti

6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında re'sen terkin, madde metninde sayılan sınırlı hallerle mümkündür; bu maddenin geçici ve istisnai niteliği genişletici yoruma engeldir. Bir şirketin 'adresinin tespit edilememesi' nedeniyle oda kaydının silinmesi, 5174 sayılı Kanun ve buna dayalı tebliğ hükümleri çerçevesinde farklı bir mekanizmaya tabi olup TTK geçici 7. madde kapsamında bir terkin sebebi oluşturmaz. İkincil düzenlemeler kanuna aykırı bir terkin sebebi ihdas edemez; çelişki halinde kanun hükmü uygulanır. Bu şekilde kanunda öngörülmeyen bir sebeple yapılan terkin hukuka uygun sayılmaz ve şirket münfesih kabul edilemeyeceğinden tasfiye memuru atanmasına da gerek kalmaz.

Ele alınan sorunlar

Terkin işleminin TTK geçici 7. madde kapsamında hukuka uygun yapılıp yapılmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, terkin işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, 'adreste tespit edilememesi/vergi kaydının terkin edilmesi' hususunun re'sen terkin sebebi olmadığı şeklindeki mahkeme değerlendirmesinin hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kanunu'nun 10/3. maddesi, oda kaydının silinmesine ilişkin ayrı bir mekanizma düzenlemektedir. Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1. maddesinin 'd' bendi, 5174 sayılı Kanunun 10 ve 32. maddelerine göre adreslerinin/durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda kaydı silinen şirketleri kapsayan bir hal düzenlemiş olup bu hal TTK geçici 7. madde kapsamında değildir. Bu nedenle kanunda öngörülen haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil, TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılması gerekir. Geçici 7. maddenin geçici ve istisnai niteliği nedeniyle maddede sayılan hallerin sınırlı olduğu ve genişletici yoruma tabi tutulamayacağı kabul edilmiştir. İkincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz; çelişki halinde ikincil düzenleme değil kanun hükmü uygulanır. Somut olayda ihyası istenen şirket hakkında başkaca bir münfesihlik sebebi ileri sürülmediğinden, terkin sebebinin 'adreste tespit edilememe' olduğu ve bunun kanunda öngörülmeyen bir sebep olduğu, dolayısıyla şirketin münfesih olmadığı ve terkin işleminin hukuka uygun yapılmadığı sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirkete tasfiye memuru atanması gerekip gerekmediği → ret

İddia: Davalı vekili, dava konusu şirkete tasfiye memuru atanmasının kanun hükmü gereğince zorunlu olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Terkin işleminin kanunda öngörülmeyen bir sebeple yapıldığı ve şirketin münfesih olmadığı sonucuna varıldığından, şirkete tasfiye memuru atanmasına gerek bulunmadığı kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Karar, TTK geçici 7. maddedeki re'sen terkin sebeplerinin sınırlı sayıda olduğunu ve 'adresin tespit edilememesi' gibi 5174 sayılı Kanun kapsamındaki oda kaydı silinme hallerinin bu madde kapsamına genişletici yorumla dahil edilemeyeceğini; ikincil düzenlemelerin kanuna aykırı terkin sebebi oluşturamayacağını ortaya koyması yönünden bölgesel ve ikna edici emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin ihyası re'sen terkin TTK geçici 7. madde münfesih şirket tasfiye memuru ticaret sicili kaydının silinmesi

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/227

KARAR NO 2024/417

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/09/2023

NUMARASI 2023/409 Esas - 2023/547 Karar

DAVA

Şirketin İhyası

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davacı tarafından Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/291 Esas ve 2020/717 Karar sayılı dosyası kapsamında müvekkilinin satın aldığı aracın gümrük müdürlüğü kararı ile mülkiyetinin kamuya geçirilmesi, 2 yıl sonra kendisine teslim edilmesi ve diğer olaylar nedeniyle uğradığı zararın tazmini talep edildiğini,mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, karara karşı yapılan istinaf başvurusunda Ankara BAM 4. HD'nin 2021/595 Esas ve 2023/438 Karar sayılı kararı ile "...l Tic. Ltd. Şti. isimli şirketin TTK nın geçici 7. maddesi gereğince 09.10.2015 tarihinde resen terkin edildiğini, HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca mahkemece asıl ve birleşen davada davacıya, asıl ve birleşen davada davalı ...

Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasını sağlamak üzere süre verilerek, şirket ihya edildikten sonra taraf teşkili tamamlanmak suretiyle işin esası incelenip davanın sonuçlandırılması gerektiğinden..." denilerek kararın kaldırılmasına karar verildiğini, kaldırma kararı sonrasında davanın mahkemenin 2023/140 esasına kaydedildiğini ve 23.05.2023 tarihli celsede şirketin ihyasını sağlamak üzere yetki ve süre verildiğini ileri sürerek 09.10.2015 tarihinde re’sen terkin olunan ... Tic. Ltd. Şti.’nin (Terkinden önceki adresi ... Cad ...) ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, 6102 Sayılı TTK nın 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34 maddesi çerçevesinde işlem yaptığını, Ticaret Sicili Müdürlüğünün re’sen terkin işleminin, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7.

maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, davalı aleyhine isnat edilecek bir kusur ve sorumluluk bulunmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği ”Yasal hasım” konumunda bulunan davalı aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce 30/06/2015 tarihinde sicilden resen terkin edildiğini, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapıldığı, ancak şirket yetkilisine tebligat yapıldığına dair delil sunulmadığını, celbedilen sicil dosyası içerisinde de tebliğe ilişkin belge bulunmadığı, yapılan terkin işlemi, TTK'nun Geçici 7/4 fıkrasındaki usule uygun olmadığından, Geçici 7/15 fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin somut dava yönünden uygulanması mümkün olmadığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... Ticaret Ltd Şti'nin ticaret sicil kaydının, Ankara 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/140 Esas sayılı dosyası ve birleşen davada verilecek kararın infazı işlemleri sınırlı olmak üzere, ihyasına, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına ve davalı ... sicil müdürlüğü aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; terkin işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu ve davacı tarafça bu yönde bir iddianın ileri sürülemeyeceğini, müvekkili müdürlük aleyhine yargı gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirkete ve temsilcisine terkin öncesi yapılan tebligatların usulsüzlüğü, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılması durumunda incelenmesi gereken hususlar olduğunu, huzurdaki davanın dayanağını teşkil eden husus, 2016 yılında ikame edilen bir dava olmakla TTK geçici m. 7/2 hükmüne aykırı bir husus dahi bulunmadığını, mahkemenin, "adreste tesbit edilememesi/vergi kaydının terkin edilmesi" hususunun re'sen terkin sebebi olmadığı şeklindeki değerlendirmesi hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, dava konusu şirkete tasfiye memuru atanması kanun hükmü gereğince zorunluluk arz ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, 6102 sayılı TTK 'nın geçici 7. maddesi gereği re'sen terkin olunan limited şirketin ihyası istemine ilişkindir. Şirketin terkin sebebinin "adresin tesbit edilememesi" olduğu anlaşılmaktadır. 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesi; "Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır.

Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği, hükmünü içermektedir."Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 1. maddesinin "d" bendinde; "5174 sayılı kanunun 10 ve 32. maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler.." ifadesi ile geçici 7.madde kapsamında olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir.

Bu nedenle kanunda öngörülen haller dışındaki durumlarda geçici 7. Maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında anılan maddedeki sayılan hallerin sınırlı sayıldığı ve genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. İkincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümleri dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır. Açıklanan nedenlerle, ihyası istenilen şirket hakkında başkaca münfesihlik sebebi ileri sürülmediği, "terkin sebebinin" adreste tesbit edilmeme" olduğu, kanunda öngörülmeyen bir sebeple terkin yapıldığı,şirketin münfesih olmadığı anlaşılmakla şirkete tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığı ,kanunda öngörülmeyen bir nedenle terkin yapıldığından terkin işleminin hukuka uygun yapılmadığının kabulü ile davalı vekilinin terkin işleminin hukuk uygun yapıldığına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafça yapılan 107-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/03/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/45134 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2958 E. 2024/4690 K. · Bozuldu

Üçüncü kişinin ihya davası ek tasfiyedir; tasfiye memuru atanır

Gerekçe özeti

Ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışındaki üçüncü kişilerce açılan ihya davası ek tasfiye niteliğinde olduğundan, ihyaya karar verilmesi hâlinde dava dilekçesinde belirtilen dosya ile sınırlı olmak üzere ihyaya ve tasfiye memuru atanmasına birlikte karar verilmelidir; tasfiye memuru atanmaması bozmayı gerektirir. Ayrıca yargılama sırasında yürürlüğe giren kanun değişikliği uyarınca ihya yargılamasında ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmolunamaz.

Emsal değeri

Üçüncü kişilerce açılan ihya davasının ek tasfiye niteliğinde olduğu ve tasfiye memuru atanmasının zorunluluğu ile ihya yargılamasında ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmolunamayacağı yönünde, Hukuk Genel Kurulu ilamı ve Dairenin yerleşik uygulamasına dayanan bağlayıcı bir bozma kararıdır.

Kavramlar: şirketin ihyası resen terkin ek tasfiye tasfiye memuru münfesih şirket hak düşürücü süre yasal hasım yargılama gideri ve vekâlet ücreti

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/2958 E.  ,  2024/4690 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2024/227 Esas, 2024/417 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2023/409 E., 2023/547 K.

Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/291 E. ve 2020/717 K. sayılı dosyası kapsamında müvekkilinin satın aldığı aracın gümrük müdürlüğü kararı ile mülkiyetinin kamuya geçirilmesi, 2 yıl sonra kendisine teslim edilmesi ve diğer olaylar nedeniyle uğradığı zararın tazmininin talep edildiğini, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, karara karşı yapılan istinaf başvurusunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2021/595 E., 2023/438 K. sayılı kararı ile "Davalı Anka Otomobil Tic. Ltd. Şti.'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi uyarınca resen terkin edildiği gerekçesiyle taraf teşkili tamamlanmak suretiyle işin esasının incelenmesi gerektiğine işaret edilerek ilk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiğini, kaldırma kararı sonrasında Mahkeemece şirketin ihyası için yetki ve süre verildiğini ileri sürerek 09.10.2015 tarihinde resen terkin olunan Anka Otomobil Tic.

Ltd. Şti.’nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müdürlüğün 6102 sayılı Kanun'un 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34 maddesi çerçevesinde işlem yaptığını, resen terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesi, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20 nci maddeinin birinci fıkrası ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine, Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7 nci maddesi kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, yasal hasım olduğunu, aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce 30.06.2015 tarihinde sicilden resen terkin edildiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapıldığı; ancak şirket yetkilisine tebligat yapıldığına dair delil sunulmadığı, celbedilen sicil dosyası içerisinde de tebliğe ilişkin belge bulunmadığı, yapılan terkin işlemi, geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasındaki usule uygun olmadığından, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin somut dava yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, Şirketin terkin sebebi gözönüne alındığında tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, davalı ...

Sicil Müdürlüğü geçici 7 nci madde de öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi resen terkin ettiğinden işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu şirketin Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/140 E. sayılı dosyası ve bu dosya ile birleşen dosyasının görülmesi, Mahkemece verilecek kararın infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına ve davalı ... Sicil Müdürlüğü aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; terkin işleminin hukuka uygun olduğunu, müvekkili müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirkete ve temsilcisine terkin öncesi yapılan tebligatların usulsüzlüğünün davanın hak düşürücü süre içerisinde açılması durumunda incelenmesi gereken hususlar olduğunu, huzurdaki davanın dayanağını teşkil eden hususun 2016 yılında ikame edilen bir dava olmakla geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı bir husus bulunmadığını, Mahkemenin, "adreste tesbit edilememe/vergi kaydının terkin edilmesi" hususunun resen terkin sebebi olmadığı şeklindeki değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirketin terkin sebebinin "adreste tesbit edilmeme" olduğu, başkaca münfesihlik sebebi ileri sürülmediği, Kanunda öngörülmeyen bir sebeple terkin yapıldığı, şirketin münfesih olmadığı anlaşılmakla şirkete tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığı, kanunda öngörülmeyen bir nedenle terkin yapıldığından terkin işleminin hukuka uygun yapılmadığının kabulü ile davalı vekilinin terkin işleminin hukuka uygun yapıldığına yönelik istinaf nedeninin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, şirket ihyası koşullarının bulunup bulunmadığı, şirkete tasfiye memuru atanması gerekip gerekmediği, yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi,

3. Değerlendirme

1.Dava, şirket ihyasına ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere dava konusu şirketin ihyasına karar verilmiş ancak yazılı gerekçe ile tasfiye memuru atanmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2023 tarihli 2023/11-340 E., 2023/1236 K. sayılı ilamı ve Dairemizin yerleşik uygulaması (Dairemizin 21.02.2024 tarihli 2024/257 E., 2024/1352K. sayılı, 09.01.2024 tarihli 2023/6897 E., 2024/98 K. sayılı ilamları) gereğince terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına istinaden açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile tasfiye memuru atanmaması doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.

2.Ayrıca 29.05.2024 tarihli 32560 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16 ncı maddesi ile "...6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.” düzenlemesine yer verilmiş olup anılan Kanun'un 23 üncü maddesinde bu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Bu durumda anılan hüküm uyarınca dava konusu terkin işlemi nedeniyle davalı ... Sicil Müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.