6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/6929 E. 2013/8867 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusursuzluk ispatı kasa açığı virman yönetim kurulu üyeliği sorumluluktan kurtulma sorumluluk davası karine bilirkişi raporuna itiraz şirket zararı temlik anonim şirket ticari defter yönetim kurulu kararı kusur eksik inceleme vekalet ücreti teslim e-defter i̇i̇k 72/son görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: İİK · Bankacılık K. · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

11. Hukuk Dairesi         2011/6929 E.  ,  2013/8867 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.12.2009 tarih ve 2007/533-2009/858 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.04.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... ve diğer davalılardan ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, davalıların davacı şirketin 2002-2004 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği ve denetim kurulu üyeliği yaptıklarını, görevlerinin sona erdiği 13.02.2004 tarihinde davacı şirket kasasının 339.729,88 TL açık verdiğini ve hatta şirket kasasında hiç nakit para bulunmadığını,bu durumdan davalıların sorumlu olduğunu, 26.06.2007 tarihli davacı şirket genel kurulunda davalılar aleyhine sorumluluk davası açılması konusunda karar verildiğini ileri sürerek fazaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL zararın meydana geldiği tarihten itibaren faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılardan ..., 09.02.2004-13.02.2004 tarihleri arasında dört gün süre ile yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, bu süre içinde hiçbir aktif görevde bulunmadığını ve hatta davacı şirketin şirketler grubunda yer alan (... medya grubundaki) işini kaybetmek korkusu ile bu görevi üstlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalılardan ..., 25.03.2003-13.02.2004 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, kendisine teslim edilen kasa mevcudu olmadığını, hiçbir aktif görevde yer almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Diğer davalılar davaya yanıt vermemişlerdir.Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 2003 yılına ait ticari defterlerinde kasa hesabının hiç çalıştırılmadığı ve 2003 yılı defterlerinde kasa mevcudunun 339.820,03 TL olarak 2004 yılına devredildiği ve yine dosyada mübrez kasa sayım ve tesellüm noksanları adı altındaki belgenin 31.12.2004 tarihli 178 nolu olarak tutulduğu ve kasa açığının 339.729,88 TL olarak dava dışı şirket ortakları cari hesabının borcuna virman yolu ile kaydedildiğinin anlaşıldığı, davacı şirketin 2001, 2002, 2003 ve 2004 yıllarına ait genel kurul toplantısının yasal süresinde yapılmadığı ve 26.6.2007 tarihinde toplanan genel kurulun bu dönemlere ait bilanço kar ve zarar hesaplarını onaylamadığı, davacı şirkete ... tarafından el konduğu tarih itibarıyla yönetim kurul üyesi ve denetçi olmaları itibarıyla şirket kasasında kayden mevcut 329.726,88 TL’dan sorumlu tutulabilmelerinin mümkün görülmediği, davacı tarafın bu muhasebe girdileri içerisinde hangi davalının hangi işlemden sorumlu olduğu, hangi usulsüzlüğe neden olduğu, hangi işlemin geri dönmediği, hangi usulsüzlükte imzasının olduğu hususlarını ortaya koyamadığı gibi bu konuda hiçbir somut veride sunmadığı, kaldı ki atanan kişilerin TTK. 317. maddeye uygun olarak atanmadıkları ve TTK. 312. maddeye göre atanan kişilerin pay sahibi olmaları gerekirken davacı şirketin bu madde hükmüne uygun olarak atamaları yapmadığı, davalıların yönetim kurulu üyeliği sıfatlarının dahi doğmayacağı, bu nedenle TTK. 336. maddeye göre sorumlu tutulamayacakları, zararın davalılardan kaynaklandığı davacı tarafça ispat edilemediği, TTK. 336. madde kapsamında davalıların durumları tartışıldığında ise, her ne kadar yönetim kurulu üyelerinin şirkete verdikleri zararlardan sorumlu olacakları kusursuzluğun ispatı yönetim kurulu üyelerine ait ise de, kasa açığı nedeniyle şirketin zarara uğratıldığı konusunda davalı yönetim kurulu üyelerinin görev süreleri incelendiğinde kendilerine isnat olunan zarar verici işlemin yapıldığı sırada kayden görevde olmalarına rağmen yukarıda belirtilen gerekçe doğrultusunda bu kişilerin gerçekte yönetim kurulu üyeliklerinin dahi doğmadığı ve zararlandırıcı hangi işlemden sorumlu oldukları da davacı tarafça ispatlanamadığı, davalıların Uzan ailesinin diğer şirketlerinin çalışanları durumunda olduğu, bu şirketlerden işten çıkarılma korkusu ile bu göreve getirilmeyi kabul ettikleri ve uzan grubu şirketlerde müstakil bir kasa hesabının da tutulmadığı, gruba ait tek kasa tek vezne uygulamasının bulunduğu, bu durumda da yöneticilerin kusurundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere verdikleri zarardan dolayı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır.

Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.

Somut olayda da davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde denetim kurulu raporuna atıf yaparak açıklamıştır. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz ettiği gibi, bilirkişi raporunda ve mahkeme gerekçesinde dava dilekçesinde ve ekinde bulunan denetim kurulu raporundaki davalılara atfedilen işlemlerin şirketi zarara uğratan işlemler olup olmadığı denetime uygun şekilde incelenmemiş, genel ifadelerle yetinilmiştir. O halde, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu durum karşısında, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, aralarında işletme konusunda uzmanların bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

3-Ayrıca, 5411 sayılı Kanunun 133/son maddesi hükmü uyarınca temyiz eden ...’nin maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temlik alan davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temlik alan davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2653 E. 2023/5817 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4270 E. 2019/5670 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8022 E. 2022/8955 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/6929 E.  ,  2013/8867 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.12.2009 tarih ve 2007/533-2009/858 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.04.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... ve diğer davalılardan ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, davalıların davacı şirketin 2002-2004 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği ve denetim kurulu üyeliği yaptıklarını, görevlerinin sona erdiği 13.02.2004 tarihinde davacı şirket kasasının 339.729,88 TL açık verdiğini ve hatta şirket kasasında hiç nakit para bulunmadığını,bu durumdan davalıların sorumlu olduğunu, 26.06.2007 tarihli davacı şirket genel kurulunda davalılar aleyhine sorumluluk davası açılması konusunda karar verildiğini ileri sürerek fazaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL zararın meydana geldiği tarihten itibaren faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılardan ..., 09.02.2004-13.02.2004 tarihleri arasında dört gün süre ile yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, bu süre içinde hiçbir aktif görevde bulunmadığını ve hatta davacı şirketin şirketler grubunda yer alan (...

medya grubundaki) işini kaybetmek korkusu ile bu görevi üstlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalılardan ..., 25.03.2003-13.02.2004 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, kendisine teslim edilen kasa mevcudu olmadığını, hiçbir aktif görevde yer almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Diğer davalılar davaya yanıt vermemişlerdir.Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 2003 yılına ait ticari defterlerinde kasa hesabının hiç çalıştırılmadığı ve 2003 yılı defterlerinde kasa mevcudunun 339.820,03 TL olarak 2004 yılına devredildiği ve yine dosyada mübrez kasa sayım ve tesellüm noksanları adı altındaki belgenin 31.12.2004 tarihli 178 nolu olarak tutulduğu ve kasa açığının 339.729,88 TL olarak dava dışı şirket ortakları cari hesabının borcuna virman yolu ile kaydedildiğinin anlaşıldığı, davacı şirketin 2001, 2002, 2003 ve 2004 yıllarına ait genel kurul toplantısının yasal süresinde yapılmadığı ve 26.6.2007 tarihinde toplanan genel kurulun bu dönemlere ait bilanço kar ve zarar hesaplarını onaylamadığı, davacı şirkete ...

tarafından el konduğu tarih itibarıyla yönetim kurul üyesi ve denetçi olmaları itibarıyla şirket kasasında kayden mevcut 329.726,88 TL’dan sorumlu tutulabilmelerinin mümkün görülmediği, davacı tarafın bu muhasebe girdileri içerisinde hangi davalının hangi işlemden sorumlu olduğu, hangi usulsüzlüğe neden olduğu, hangi işlemin geri dönmediği, hangi usulsüzlükte imzasının olduğu hususlarını ortaya koyamadığı gibi bu konuda hiçbir somut veride sunmadığı, kaldı ki atanan kişilerin TTK. 317. maddeye uygun olarak atanmadıkları ve TTK. 312. maddeye göre atanan kişilerin pay sahibi olmaları gerekirken davacı şirketin bu madde hükmüne uygun olarak atamaları yapmadığı, davalıların yönetim kurulu üyeliği sıfatlarının dahi doğmayacağı, bu nedenle TTK.

336. maddeye göre sorumlu tutulamayacakları, zararın davalılardan kaynaklandığı davacı tarafça ispat edilemediği, TTK. 336. madde kapsamında davalıların durumları tartışıldığında ise, her ne kadar yönetim kurulu üyelerinin şirkete verdikleri zararlardan sorumlu olacakları kusursuzluğun ispatı yönetim kurulu üyelerine ait ise de, kasa açığı nedeniyle şirketin zarara uğratıldığı konusunda davalı yönetim kurulu üyelerinin görev süreleri incelendiğinde kendilerine isnat olunan zarar verici işlemin yapıldığı sırada kayden görevde olmalarına rağmen yukarıda belirtilen gerekçe doğrultusunda bu kişilerin gerçekte yönetim kurulu üyeliklerinin dahi doğmadığı ve zararlandırıcı hangi işlemden sorumlu oldukları da davacı tarafça ispatlanamadığı, davalıların Uzan ailesinin diğer şirketlerinin çalışanları durumunda olduğu, bu şirketlerden işten çıkarılma korkusu ile bu göreve getirilmeyi kabul ettikleri ve uzan grubu şirketlerde müstakil bir kasa hesabının da tutulmadığı, gruba ait tek kasa tek vezne uygulamasının bulunduğu, bu durumda da yöneticilerin kusurundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere verdikleri zarardan dolayı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır.

Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamalıdır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.

Somut olayda da davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde denetim kurulu raporuna atıf yaparak açıklamıştır. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz ettiği gibi, bilirkişi raporunda ve mahkeme gerekçesinde dava dilekçesinde ve ekinde bulunan denetim kurulu raporundaki davalılara atfedilen işlemlerin şirketi zarara uğratan işlemler olup olmadığı denetime uygun şekilde incelenmemiş, genel ifadelerle yetinilmiştir.

O halde, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu durum karşısında, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, aralarında işletme konusunda uzmanların bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

3-Ayrıca, 5411 sayılı Kanunun 133/son maddesi hükmü uyarınca temyiz eden ...’nin maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temlik alan davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temlik alan davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/449129900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.