Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/14400 E. 2018/5050 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sulh protokolü↗ davadan feragat↗ protokol↗ feragat↗ sulh↗ ıslah↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu uyarınca asıl dava dayanağı faydalı model belgelerinin hükümsüzlüğüne ilişkin birleşen davada, davanın kısmen kabulü ile davalı adına kayıtlı faydalı model belgesinin 1 nolu istemi açısından hükümsüzlüğüne, 2 nolu istem bakımından davanın reddine; asıl davada, birleşen davada varılan sonuca bağlı olarak, davacının sahibi olduğu faydalı model belgesinin 2 nolu istemi bakımından davalı yanın ihlalinin önlenmesine, 1.000 TL'nin dava tarihinden, 66.111,60 TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte toplam 67.111,60 TL maddi tazminat ile 2.500 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı yandan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davanın taraf vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dava dosyasının yerel mahkemece Dairemize gönderilmesinden sonra, asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekilince sunulan 29.06.2018 tarihli dilekçe ile taraflar arasında sulh vaki olduğu, bu nedenle asıl davadan feragat ettiklerini ve davanın sulh protokolü uyarınca karara bağlanmasını talep ettiklerini bildirdiği, birleşen davada davacı, asıl davada davalı vekilinin ise 04.06.2018 tarihli dilekçesi ile birleşen davaya ilişkin davadan feragat beyanında bulunduğu gözlenmiştir.
Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup davada sulh ve davadan feragat hüküm kesinleşinceye değin yapılabilir ve kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Taraf vekillerinin açtıkları davadan feragat beyanları ile asıl davada davacı vekilinin vaki sulh çerçevesinde davanın karara bağlanması yolundaki istemlerinin yerel mahkemece değerlendirilerek hüküm tesisi için asıl ve birleşen davada verilen kararların bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/826 E. 2019/5352 K.
Ortak:sulh
İncelediğiniz kararda… ının yerel mahkemece Dairemize gönderilmesinden sonra, asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekilince sunulan 29.06.2018 tarihli dilekçe ile taraflar arasında «sulh» vaki olduğu, bu nedenle asıl «davadan feragat» ettiklerini ve davanın «sulh protokolü» uyarınca karara bağlanmasını talep ettiklerini bildirdiği, birleşen davada davacı, asıl davada davalı vekilinin ise 04.06.2018 tarihli dilekçesi ile birleşen davay …
Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup davada «sulh» ve «davadan feragat» hüküm kesinleşinceye değin yapılabilir ve «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur.
Taraf vekillerinin açtıkları «davadan feragat» beyanları ile asıl davada davacı vekilinin vaki «sulh» çerçevesinde davanın karara bağlanması yolundaki istemlerinin yerel mahkemece değerlendirilerek hüküm tesisi için asıl ve birleşen davada verilen kararların bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6580 E. 2021/6986 K.
Ortak:yasal faiz
İncelediğiniz kararda… ak, davacının sahibi olduğu faydalı model belgesinin 2 nolu istemi bakımından davalı yanın ihlalinin önlenmesine, 1.000 TL'nin dava tarihinden, 66.111,60 TL'nin ise «ıslah» tarihinden itibaren hesaplanacak «yasal faizi» ile birlikte toplam 67.111,60 TL «maddi tazminat» ile 2.500 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı yandan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… iremizin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, asıl davanın kabulü ile 45.000.-TL'nin 18/01/2000 tarihinden itibaren değişen oranlarda «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen İstanbul 13 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/111 esas sayılı dosyasında davacının davasının kısmen kabulü ile 24.334,42 TL'nin 18/01/2000 «temerrüt tarihi» itibariyle yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen davada fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen kararın taraf vekilleri …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · temerrüt
Benzer bu kararda… iremizin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, asıl davanın kabulü ile 45.000.-TL'nin 18/01/2000 tarihinden itibaren değişen oranlarda «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen İstanbul 13 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/111 esas sayılı dosyasında davacının davasının kısmen kabulü ile 24.334,42 TL'nin 18/01/2000 «temerrüt tarihi» itibariyle yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen davada fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen kararın taraf vekilleri …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12974 E. 2013/18020 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin deliline dayanma · ispat külfeti · yemin delili · yemin
Benzer bu kararda… lların faturalı ve belgeli olması nedeniyle mülkiyetinin davacıya ait olduğu, 41.270,05 TL tutarındaki mallar açısından ise davacının herhangi bir belgesi olmadığı, «ispat külfetinin» davacıda olduğu, «yemin delilinin» hatırlatılarak davacının «yemin deliline dayanması» üzerine davalıların ayrı ayrı usulüne uygun olarak malların kendilerine ait olduğu ve davacının mallar üzerinde herhangi bir hakkının bulunmadığını yönünde yemin e …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/14400 E. , 2018/5050 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin cam balkon sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, sektörel buluşları ile öncü olduğunu, TR 2010/05950 Y sayılı faydalı model belgesinin sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin sahibi olduğu faydalı model belgesi kapsamında ürettiği ürünlerin ticaretini yaptığının mahkemece tespit edildiğini, davalının eylemlerinin faydalı model belgesinden doğan haklara tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek tecavüzün tespiti ile fazlaya dair haklar saklı tutulmak kaydıyla 1.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın en yüksek ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, aşamada sunduğu 18.06.2016 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat istemini 67.111,60 TL'ye artırmıştır.
Asıl davada davalı vekili, davacı dayanağı faydalı model belgesine konu ürünlerin yeni ve ayırdedici olmadığını, hükümsüzlükleri için dava açacaklarını beyanla asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, asıl dava dayanağı faydalı model belgelerinin yeni ve ayırdedici olmadığını ileri sürerek hükümsüzlüklerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu uyarınca asıl dava dayanağı faydalı model belgelerinin hükümsüzlüğüne ilişkin birleşen davada, davanın kısmen kabulü ile davalı adına kayıtlı faydalı model belgesinin 1 nolu istemi açısından hükümsüzlüğüne, 2 nolu istem bakımından davanın reddine; asıl davada, birleşen davada varılan sonuca bağlı olarak, davacının sahibi olduğu faydalı model belgesinin 2 nolu istemi bakımından davalı yanın ihlalinin önlenmesine, 1.000 TL'nin dava tarihinden, 66.111,60 TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte toplam 67.111,60 TL maddi tazminat ile 2.500 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı yandan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davanın taraf vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dava dosyasının yerel mahkemece Dairemize gönderilmesinden sonra, asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekilince sunulan 29.06.2018 tarihli dilekçe ile taraflar arasında sulh vaki olduğu, bu nedenle asıl davadan feragat ettiklerini ve davanın sulh protokolü uyarınca karara bağlanmasını talep ettiklerini bildirdiği, birleşen davada davacı, asıl davada davalı vekilinin ise 04.06.2018 tarihli dilekçesi ile birleşen davaya ilişkin davadan feragat beyanında bulunduğu gözlenmiştir.
Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup davada sulh ve davadan feragat hüküm kesinleşinceye değin yapılabilir ve kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Taraf vekillerinin açtıkları davadan feragat beyanları ile asıl davada davacı vekilinin vaki sulh çerçevesinde davanın karara bağlanması yolundaki istemlerinin yerel mahkemece değerlendirilerek hüküm tesisi için asıl ve birleşen davada verilen kararların bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada vaki feragat ve sulh çerçevesinde bir karar verilmek üzere yerel mahkemece asıl ve birleşen davalarda verilen kararların BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/430813900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz