Kusur karinesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8237 E. 2018/4278 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur karinesi↗ limited şirket müdürlüğü↗ uygun illiyet bağı↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ sorumluluktan kurtulma↗ şirket müdürlüğü↗ kusur sorumluluğu↗ ticari işletme↗ illiyet bağı↗ şirket zararı↗ muvafakat↗ ispat yükü↗ anonim şirket↗ limited şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, ortaklar kurulunca davaya muvafakat verilmesi için karar alındığı, davalının, 24.10.2007 tarihinden 09.06.2011 tarihine kadar müdürlük görevinde bulunduğu, hukuki sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için ortada somut bir zararın bulunması gerektiği, ayrıca meydana gelen zararın müdürün kanuna ve sözleşmeye aykırı kusurlu davranışları ile uygun illiyet bağı sonucunda meydana gelmesinin gerektiği, bu esaslar dairesinde alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının fahiş tutarlarla oto kiralamak nedeniyle 72.648,00 TL, hayatın olağan akışına aykırı surette reklam, promosyon ve kırtasiye gideri ödemeleri yapılarak 17.747,92 TL zarara uğrattığı, bu durumda davacı şirketin fahiş miktarla araç kiralama konusundaki talebi olan 50.000,00 TL'nin tahsili ile hayatın olağan akışına aykırı surette reklam, promosyon ve kırtasiye gideri bakımından 17.747,92 TL'nin tahsili olmak üzere toplam 67.747,92 TL'nin tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava limited şirket müdürünün şirkete vermiş olduğu zararın tahsili istemine ilişkindir. Somut olay 6762 sayılı TTK'nın yürürlük tarihinde gerçekleştiğinden bu yasa kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu anonim şirket yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (..., Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim 6762 sayılı TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Bu madde hükmü aynı Yasa'nın 556. maddesi yollamasıyla limited şirket müdürleri hakkında da uygulanmaktadır. Bu bağlamda, davalı zararın olmadığını, şirket lehine ödemeler yaptığını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Davacı taraf, vergi ve SSK ödemelerini şirket kasasında para bulunmasına rağmen ödenmediğini, şirket kayıtlarında bulunan paranın ise şirket kasasında görünmediğini ileri sürerek şirket zararının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Şirket kayıtlarına göre şirket kasasında görünen fakat kasada bulunmayan para şirket bakımından zarar sayılması gerektiği gibi, şirket kasasında nakit bulunması durumunda zamanında ödenmeyen vergi ve SGK ödemeleri de gecikme zammı nedeniyle şirket bakımından zarar oluşturmaktadır. Bu durumda, az önce de bahsedildiği üzere şirket kasasında para bulunmadığını, bu nedenle vergi ve SGK ödemelerinin yapılamadığını, ayrıca kasada olması gereken miktarın ise şirket giderlerine harcandığını usulüne uygun delillerle davalı tarafça ispatlanması gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece ispat yükünün davalı tarafta olduğu nazara alınarak karar verilmesi gerekirken bu talepler yönünden yazılı şekilde verilen red kararı doğru görülmemiş, hükmün bu yönden davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4320 E. 2012/18308 K.
Ortak:şirket zararı
İncelediğiniz karardaDavacı taraf, vergi ve SSK ödemelerini şirket kasasında para bulunmasına rağmen ödenmediğini, şirket kayıtlarında bulunan paranın ise şirket kasasında görünmediğini ileri sürerek «şirket zararının» tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, «şirket müdürü» olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla zarar miktarı olan 87.625,00 TL’nın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklıktan çıkarılma · şirket müdürü · olumsuz oy · ticari defter · havale · vekalet ücreti · e-defter · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDavacı şirket, davaya konu miktarın şirket «defter» ve belgeleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucu belirlendiğini ileri sürerek, şirketin alacaklı olduğu miktarın davalı şirket müdüründen tahsilini istemiş; davalı ise şirkete borçlu değil, aksine alacaklı olduğunu savunmuştur.Yargılama sırasında değişik bilirkişilerden şirkete ait defter ve kayıtlar da incelenmek suretiyle alınan raporlarda, davalının borçlu olduğuna dair şirket kayıtlarının mevcut olduğu ancak kayıtların dayanağı olan belgelerin bulunmadığı, şirkete ait defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmadıkları belirtilmiş, 20.01.2010 «havale» tarihli «ticari defterlerle» birlikte banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen «son» bilirkişi raporunda ise davalının 31.08.2006 tarihinden sonra şirkete olan borcunun 78.585,89 TL olduğu belirtilmiştir.
… arafların iddia ve savunmalarının dayanaklarını açıklama ve kanıtlama olanağının taraflara verilmesi ile davalının iddia edilen davaya konu alacağın doğduğu dönemde «şirket müdürü» olması nedeniyle şirkete ait kayıtların usulüne uygun olarak tutulmasından davalı yasal olarak sorumlu olup, usulüne uygun tutulmamış ise bu durumun da davalının sorumluluğunu gerektireceğinden usulsüz de olsa bu kayıtların tutulmasından sorumlu olan davalıya karşı «defter» ve kayıtlarda görünen alacağın ileri sürülebileceği hususu da göz önüne alınarak sonucuna göre, davalının hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde davacının delil olarak dayandığı «ticari defterlerin» yasaya uygun olarak tutulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça delil olarak dayanılan «ticari defterlerin» tamamının TTK hükümlerine uygun düzenlenmediği, bu nedenlerle bu kayıtlarda geçen bilgi ve belgelere dayanılamayacağından davacı tarafın davasının sübuta ermediği, …
2-Davacı alacak isteminin dışında davalının şirket «ortaklığından çıkarılması» isteminde de bulunmuş olmasına rağmen bu istemle ilgili olarak mahkemece olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi de yerinde görülmeyip, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14548 E. 2012/5944 K.
Ortak:limited şirket
İncelediğiniz kararda2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava «limited şirket» müdürünün şirkete vermiş olduğu zararın tahsili istemine ilişkindir.
Bu madde hükmü aynı Yasa'nın 556. maddesi yollamasıyla «limited şirket müdürleri» hakkında da uygulanmaktadır.
Benzer bu kararda1- Dava, «limited şirket hisse devri» nedeniyle devir öncesi oluşan şirket borcunun davacı tarafından ödendiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı ve kardeşi tarafından davalıların ortağı oldukları dava dışı «limited şirketteki» hisseler devralınmış olup, taraflar arasında «yapılan protokolde» devir öncesi oluşan şirketin vergi ve SSK borçlarından davalıların sorumlu oldukları kararlaştırılmıştır.
Bu itibarla, mahkemece, davacının ortağı olduğu «limited şirketin» yevmiye ve kasa «defterleri» ile diğer kayıt ve belgeleri incelenerek, ödeme tarihlerinde şirket kasasından para çıkışı olup olmadığı, anılan vergi ve SSK «prim» borçlarının şirket tarafından mı yoksa davacı tarafından mı ödendiğinin belirlenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket hisse devri · yapılandırma protokolü · hisse devri · ek prim · protokol · taraf ehliyeti · temerrüt faizi · eksik inceleme
Benzer bu kararda… dia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların ortağı olduğu şirketlerdeki hisselerini davacı ve kardeşine devrettikleri, taraflar arasında «yapılan protokole» göre davalıların devir öncesi doğmuş ve doğacak vergi ve SSK borçlarından sorumlu oldukları, buna göre davacı tarafça toplam 9.078,64 TL ödeme yapıldığı, davalıların hissesine isabet eden bedelin 4.539,32 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, anılan bedelin «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, «limited şirket hisse devri» nedeniyle devir öncesi oluşan şirket borcunun davacı tarafından ödendiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı ve kardeşi tarafından davalıların ortağı oldukları dava dışı «limited şirketteki» hisseler devralınmış olup, taraflar arasında «yapılan protokolde» devir öncesi oluşan şirketin vergi ve SSK borçlarından davalıların sorumlu oldukları kararlaştırılmıştır.
Bu itibarla, mahkemece, davacının ortağı olduğu «limited şirketin» yevmiye ve kasa «defterleri» ile diğer kayıt ve belgeleri incelenerek, ödeme tarihlerinde şirket kasasından para çıkışı olup olmadığı, anılan vergi ve SSK «prim» borçlarının şirket tarafından mı yoksa davacı tarafından mı ödendiğinin belirlenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2929 E. 2016/936 K.
Ortak:şirket zararı
İncelediğiniz karardaDavacı taraf, vergi ve SSK ödemelerini şirket kasasında para bulunmasına rağmen ödenmediğini, şirket kayıtlarında bulunan paranın ise şirket kasasında görünmediğini ileri sürerek «şirket zararının» tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaDava, «şirket müdürü» olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla zarar miktarı olan 87.625,00 TL’nın davalıdan tahsili ve haklı nedenle «ortaklıktan çıkarılması» istemine ilişkindir.
Ayrıca davacı tarafça davalının ortaklıktan haklı nedenle çıkarılması da istenmiş olup dava dilekçesi içeriğinde çıkarılmayı gerektirecek «haklı sebep» olarak sadece davalının «şirketi zarara» uğratmış olmasına dayanılmıştır.
Mahkemece davalı tarafça itiraza uğrayan 02.10.2014 «havale» tarihli bilirkişi raporunda belirtilen ve yine «şirketin zarara» uğratılması olgusuna dayalı olarak yapılan açıklamalar uyarınca davalının «ortaklıktan çıkarılması» talebinin de kabulüne karar verilmiş ise de bu durumda mahkemece öncelikle yapılması gereken davacı şirketin davalı tarafından zarara uğratılıp uğratılmadığının açıklığa kavuşturulmasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklıktan çıkarılma · haklı sebep · şirket müdürü · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi · havale · yasal faiz · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama uyarınca alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «şirketin müdürü» olan davalının şirketi 78.585,89 TL zarara uğrattığı, «ortaklıktan çıkarılması» gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne, 78.585,89 TL'nin 30/04/2005 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalının davalı şirket ortaklığından çıkartılmasına karar verilmiştir.
Bu husus açıklığa kavuşturulduktan sonra bu «sebebin» davalının «ortaklıktan çıkarılmasını» gerektirecek «haklı sebep» sayılıp sayılamayacağının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekecektir.
Dava, «şirket müdürü» olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla zarar miktarı olan 87.625,00 TL’nın davalıdan tahsili ve haklı nedenle «ortaklıktan çıkarılması» istemine ilişkindir.
… yıtlarında görünen alacağın neye dayalı olduğu bozma ilamı içeriğine uygun bir şekilde açıklattırılıp şirket kasa ve banka kayıtları üzerinde bozma içeriğine uygun, «denetime elverişli» bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak bozma gereği yerine getirilmeden karar verilmesi doğru görülmemiş, …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2633 E. 2019/1897 K.
Ortak:kusur karinesi · şirket zararı · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz kararda6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu «anonim şirket yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (..., Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Nitekim 6762 sayılı TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Davacı taraf, vergi ve SSK ödemelerini şirket kasasında para bulunmasına rağmen ödenmediğini, şirket kayıtlarında bulunan paranın ise şirket kasasında görünmediğini ileri sürerek «şirket zararının» tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Nitekim 6762 sayılı ...’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
… a varıldığından davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Dava, davacı şirketin «yönetim kurulu» üyesi ve şube müdürleri aleyhine açılan «sorumluluk davası» olup, davalılar davacı şirketin...şube müdürleri olarak, ... ise aynı zamanda şirket yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · teslim tarihi · ihtirazi kayıt · sorumluluk davası · şirket merkezi mahkemesi · istifa · müteselsil sorumluluk
Benzer bu kararda… ahkemesince, nakit çekilen 222.588.- TL'nın tamamının davacı şirket hesaplarına yansıması nedeniyle davalıların bu hususta usulsüz bir işleminin olmadığı, ürünlerin «teslimi» esnasında şirketçe her hangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürülmemesi nedeniyle teslim anında bozulduğu kanıtlanmayan ürünler nedeniyle oluşan zarardan sorumluluğun da söz konusu olmadığı, davalıların müdürlük görevi «istifa» nedeniyle .../02/2009 tarihinde sona ermekle birlikte fiilen .../03/2009 tarihine kadar görevde kaldıkları, kasanın devir «teslim tarihi» olan .../03/2009 tarihi itibariyle «kasa açığı» bulunması nedeniyle davalıların bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 159.274,...
Davacı vekilince, diğer işlem ve eylemler ile birlikte davalıların davacı şirketin kasasında bulunan bedeli davacı şirkete «teslim» etmedikleri, bu nedenle de davalıların «şirketi zarara» uğrattıkları ileri sürülmüş, mahkemece ileri sürülen diğer zarar kalemleri yönünden davalıların sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilmiş, ancak davalıların fiilen .../03/2009 tarihine kadar görevde kaldıkları, kasanın devir «teslim tarihi» olan .../03/2009 tarihi itibariyle «kasa açığı» bulunması nedeniyle davalıların bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… a varıldığından davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Dava, davacı şirketin «yönetim kurulu» üyesi ve şube müdürleri aleyhine açılan «sorumluluk davası» olup, davalılar davacı şirketin...şube müdürleri olarak, ... ise aynı zamanda şirket yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır.
Davalı ... dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...'nın 342. maddesi uyarınca icracı müdür konumunda olup icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacaktır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/8237 E. , 2018/4278 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/02/2016 tarih ve 2014/833-2016/85 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin önceki müdürü olduğunu, müdürlüğü sırasında vergi ve sigorta primlerini zamanında yatırmaması nedeniyle şirketi 100.000,00 TL zarara uğrattığını, müdürlüğü sona erdiği tarih itibariyle şirket kayıtlarına göre 1.058.410,46 TL naktin göründüğünü, fakat kasada bu miktarın bulunmadığını, dolayısıyla davalı yedinde bulunduğunu, fahiş tutarlarla oto kiralamak nedeniyle şirketi 140.000,00 TL zarara uğrattığını, hayatın olağan akışına aykırı surette reklam, promosyon ve kırtasiye gideri ödemeleri yaparak şirketi 100.000,00 TL zarara uğrattığını, ileri sürerek vergi ve sigorta prim ödemelerini zamanında ödememesi nedeniyle uğranılan zarar için şimdilik 50.0000 TL’nin, zimmetinde bulunan para nedeniyle şimdilik 150.000,00 TL’nin, fahiş tutarlarla oto kiralaması nedeniyle şimdilik 50.000,00 TL’nin, hayatın olağan akışına aykırı surette reklam, promosyon ve kırtasiye gideri ödemeleri yapması nedeniyle şimdilik 50.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili hakkında dava açılmasına dair ortaklar kurulu kararı bulunmadığını, bu şekilde kısmi dava açılamayacağını, oto kiralama konusunda diğer ortakların da bilgisi olduğunu ve makul fiyatlar üzerinden kiralandığını, kırtasiye ve reklam harcamalarının da makul olduğunu, kamusal borçlar bakımından yapılandırmadan yararlanılması karşısında bir zararın bulunmadığını, kasa açığının harcamaların şirket kayıtlarına birebir yansıtılmamasından kaynaklandığını, zimmetinde şirkete ait bir paranın bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesi istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, ortaklar kurulunca davaya muvafakat verilmesi için karar alındığı, davalının, 24.10.2007 tarihinden 09.06.2011 tarihine kadar müdürlük görevinde bulunduğu, hukuki sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için ortada somut bir zararın bulunması gerektiği, ayrıca meydana gelen zararın müdürün kanuna ve sözleşmeye aykırı kusurlu davranışları ile uygun illiyet bağı sonucunda meydana gelmesinin gerektiği, bu esaslar dairesinde alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının fahiş tutarlarla oto kiralamak nedeniyle 72.648,00 TL, hayatın olağan akışına aykırı surette reklam, promosyon ve kırtasiye gideri ödemeleri yapılarak 17.747,92 TL zarara uğrattığı, bu durumda davacı şirketin fahiş miktarla araç kiralama konusundaki talebi olan 50.000,00 TL'nin tahsili ile hayatın olağan akışına aykırı surette reklam, promosyon ve kırtasiye gideri bakımından 17.747,92 TL'nin tahsili olmak üzere toplam 67.747,92 TL'nin tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava limited şirket müdürünün şirkete vermiş olduğu zararın tahsili istemine ilişkindir. Somut olay 6762 sayılı TTK'nın yürürlük tarihinde gerçekleştiğinden bu yasa kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu anonim şirket yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (..., Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim 6762 sayılı TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Bu madde hükmü aynı Yasa'nın 556. maddesi yollamasıyla limited şirket müdürleri hakkında da uygulanmaktadır. Bu bağlamda, davalı zararın olmadığını, şirket lehine ödemeler yaptığını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Davacı taraf, vergi ve SSK ödemelerini şirket kasasında para bulunmasına rağmen ödenmediğini, şirket kayıtlarında bulunan paranın ise şirket kasasında görünmediğini ileri sürerek şirket zararının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Şirket kayıtlarına göre şirket kasasında görünen fakat kasada bulunmayan para şirket bakımından zarar sayılması gerektiği gibi, şirket kasasında nakit bulunması durumunda zamanında ödenmeyen vergi ve SGK ödemeleri de gecikme zammı nedeniyle şirket bakımından zarar oluşturmaktadır.
Bu durumda, az önce de bahsedildiği üzere şirket kasasında para bulunmadığını, bu nedenle vergi ve SGK ödemelerinin yapılamadığını, ayrıca kasada olması gereken miktarın ise şirket giderlerine harcandığını usulüne uygun delillerle davalı tarafça ispatlanması gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece ispat yükünün davalı tarafta olduğu nazara alınarak karar verilmesi gerekirken bu talepler yönünden yazılı şekilde verilen red kararı doğru görülmemiş, hükmün bu yönden davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3.470,89 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/428340600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz