Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2633 E. 2019/1897 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur karinesi↗ kasa açığı↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ teslim tarihi↗ ihtirazi kayıt↗ sorumluluk davası↗ kusur sorumluluğu↗ şirket merkezi mahkemesi↗ istifa↗ ticari işletme↗ müteselsil sorumluluk↗ şirket zararı↗ ispat yükü↗ bilirkişi incelemesi↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ avans faizi↗ ibraz↗ temsil↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, nakit çekilen 222.588.- TL'nın tamamının davacı şirket hesaplarına yansıması nedeniyle davalıların bu hususta usulsüz bir işleminin olmadığı, ürünlerin teslimi esnasında şirketçe her hangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmemesi nedeniyle teslim anında bozulduğu kanıtlanmayan ürünler nedeniyle oluşan zarardan sorumluluğun da söz konusu olmadığı, davalıların müdürlük görevi istifa nedeniyle .../02/2009 tarihinde sona ermekle birlikte fiilen .../03/2009 tarihine kadar görevde kaldıkları, kasanın devir teslim tarihi olan .../03/2009 tarihi itibariyle kasa açığı bulunması nedeniyle davalıların bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 159.274,... TL'nın ....000,00 TL'sine dava tarihinden kalan kısmına ıslah tarihi olan 07/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı, davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; HMK'nın 353/...-b..... maddesi uyarınca, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
...- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-... maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...- Dava, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi ve şube müdürleri aleyhine açılan sorumluluk davası olup, davalılar davacı şirketin...şube müdürleri olarak, ... ise aynı zamanda şirket yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. Davacı vekilince, diğer işlem ve eylemler ile birlikte davalıların davacı şirketin kasasında bulunan bedeli davacı şirkete teslim etmedikleri, bu nedenle de davalıların şirketi zarara uğrattıkları ileri sürülmüş, mahkemece ileri sürülen diğer zarar kalemleri yönünden davalıların sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilmiş, ancak davalıların fiilen .../03/2009 tarihine kadar görevde kaldıkları, kasanın devir teslim tarihi olan .../03/2009 tarihi itibariyle kasa açığı bulunması nedeniyle davalıların bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı ... dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...'nın 342. maddesi uyarınca icracı müdür konumunda olup icracı müdürler bakımından da yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dair hükümler uygulanacaktır. Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı ...’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim 6762 sayılı ...’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Dolayısıyla, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 342. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 336. maddesindeki düzenlemeler gereği davalılar yönünden sorumluluk koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda kasa dahil tüm muhasebe kayıtlarının davacı şirket merkezinde tutulduğu, davalılarca...şubesinde yapılan tüm harcamalar, gelir-gider dökümlerinin şirkete düzenli olarak raporlanarak faturaların şirket merkezine gönderildiği, bazı harcama kayıtlarının şirket kayıtlarına geçirilmediği, davalıların şirket merkez kayıtlarına doğrudan müdahalelerinin olmadığı savunulmuş, bilirkişilerce de şirket defterleri üzerinde inceleme yapılmış; şube kayıtlarının merkezdeki şirket defterlerine kaydedildiği anlaşılmıştır. Davalılarca, yapılan bir kısım harcamaların şirket defterlerine kaydedilmediği savunulup, bu yönde belgeler ibraz ediliğine göre, mahkemece davalıların şube için yaptıklarını ileri sürdükleri harcamaların şubeye ilişkin olup olmadığı üzerinde durulup, gerekirse davacı temsilcileri ile davalıların bu yöndeki beyanları alınmak suretiyle bilirkişi incelemesi yapılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalıların bu savunmaları yönünden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5839 E. 2011/17169 K.
Ortak:kasa açığı
İncelediğiniz kararda… ahkemesince, nakit çekilen 222.588.- TL'nın tamamının davacı şirket hesaplarına yansıması nedeniyle davalıların bu hususta usulsüz bir işleminin olmadığı, ürünlerin «teslimi» esnasında şirketçe her hangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürülmemesi nedeniyle teslim anında bozulduğu kanıtlanmayan ürünler nedeniyle oluşan zarardan sorumluluğun da söz konusu olmadığı, davalıların müdürlük görevi «istifa» nedeniyle .../02/2009 tarihinde sona ermekle birlikte fiilen .../03/2009 tarihine kadar görevde kaldıkları, kasanın devir «teslim tarihi» olan .../03/2009 tarihi itibariyle «kasa açığı» bulunması nedeniyle davalıların bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 159.274,...
Davacı vekilince, diğer işlem ve eylemler ile birlikte davalıların davacı şirketin kasasında bulunan bedeli davacı şirkete «teslim» etmedikleri, bu nedenle de davalıların «şirketi zarara» uğrattıkları ileri sürülmüş, mahkemece ileri sürülen diğer zarar kalemleri yönünden davalıların sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilmiş, ancak davalıların fiilen .../03/2009 tarihine kadar görevde kaldıkları, kasanın devir «teslim tarihi» olan .../03/2009 tarihi itibariyle «kasa açığı» bulunması nedeniyle davalıların bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · yemin · kötü niyet tazminatı · mahsup · kötü niyet · kötüniyet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaSomut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından bozmadan önce sunulan «yemin» metni gereğince davalı şirket yetkilisine dosya içerisinde yer alan en «son» tarihli şirket yöneticisine yemin yöneltildiğini, davacı tarafa borçlarının bulunmadığını bildirdiğinden ispat edilemeyen davanın reddine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece davacı tarafından yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu kabul edilerek, davalı lehine «kötüniyet tazminatına» hükmetmiş ise de kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11348 E. 2014/20196 K.
Ortak:kusur karinesi · kasa açığı · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur · teslim · e-defter
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
… ahkemesince, nakit çekilen 222.588.- TL'nın tamamının davacı şirket hesaplarına yansıması nedeniyle davalıların bu hususta usulsüz bir işleminin olmadığı, ürünlerin «teslimi» esnasında şirketçe her hangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürülmemesi nedeniyle teslim anında bozulduğu kanıtlanmayan ürünler nedeniyle oluşan zarardan sorumluluğun da söz konusu olmadığı, davalıların müdürlük görevi «istifa» nedeniyle .../02/2009 tarihinde sona ermekle birlikte fiilen .../03/2009 tarihine kadar görevde kaldıkları, kasanın devir «teslim tarihi» olan .../03/2009 tarihi itibariyle «kasa açığı» bulunması nedeniyle davalıların bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 159.274,...
Davacı vekilince, diğer işlem ve eylemler ile birlikte davalıların davacı şirketin kasasında bulunan bedeli davacı şirkete «teslim» etmedikleri, bu nedenle de davalıların «şirketi zarara» uğrattıkları ileri sürülmüş, mahkemece ileri sürülen diğer zarar kalemleri yönünden davalıların sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilmiş, ancak davalıların fiilen .../03/2009 tarihine kadar görevde kaldıkları, kasanın devir «teslim tarihi» olan .../03/2009 tarihi itibariyle «kasa açığı» bulunması nedeniyle davalıların bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ka aykırı ve kusurlu hareketleri sonucunda meydana geldiğinin davacı tarafından ispatlanması gerektiği, davalılardan bir kısmı şirkete el konulduğu tarihte şirketin «yönetim kurulu» üyeleri, bir kısmı denetim kurulu üyeleri, birisi ise finans müdürü olarak görev yapmakta olup, şirkette meydana gelen, şirketin zararından «defterlerin» düzgün tutulmamasından veya denetleme görevini gereği gibi yapmamalarından dolayı sorumlu olacakları, ancak sorumluluk için öncelikle zararın meydana gelmiş olması gerektiği, davacı tarafın şirkete el koyduktan sonra tek taraflı olarak düzenlediği tutanak ve raporlara istinaden açtığı davada, «kasa açığının» mevcut olup olmadığına ilişkin başkaca bir delil bulunmaması karşısında kasa açığının mevcut olup olmadığı, doğru bir şekilde hesaplanıp hesaplanmadığı ve kasa açığının meydana geldiği tarih açısından tam bir kanaate ulaşılamadığı, hatta davacı tarafça, kasa açığını daha fazla belirlemiş iken sonradan bazı «mutabakatlardan» dolayı kasa açığının düşerek değiştiğine ilişkin tutanakta tutulmuş olup, bu tutanaklar, tutanakların tutulmasında gereken hassasiyetin gösterilmediği konusunda şüpheler uyandırmış olup, davacı taraf kasa açığını başkaca bir belge ile ve «ticari defter» ile kayıtlar ile ispatlayamadığı, dava dışı Ö..M..'ya elden «teslim» edildiği belirtilen paranın dahi banka kayıtlarına girmeden kasada mevcut iken ödendiğinin belirtildiği, ancak bunun daha sonradan kasa açığına eklenmek istendiği, …
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (G..
M..'ya elden «teslim» edilmiş ise «kasa açığının» tutulduğu tarihte bununda tutanakta belli edilmesi gerektiği, Ö..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutabakat · iş bölümü · temlik · ticari defter · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… ka aykırı ve kusurlu hareketleri sonucunda meydana geldiğinin davacı tarafından ispatlanması gerektiği, davalılardan bir kısmı şirkete el konulduğu tarihte şirketin «yönetim kurulu» üyeleri, bir kısmı denetim kurulu üyeleri, birisi ise finans müdürü olarak görev yapmakta olup, şirkette meydana gelen, şirketin zararından «defterlerin» düzgün tutulmamasından veya denetleme görevini gereği gibi yapmamalarından dolayı sorumlu olacakları, ancak sorumluluk için öncelikle zararın meydana gelmiş olması gerektiği, davacı tarafın şirkete el koyduktan sonra tek taraflı olarak düzenlediği tutanak ve raporlara istinaden açtığı davada, «kasa açığının» mevcut olup olmadığına ilişkin başkaca bir delil bulunmaması karşısında kasa açığının mevcut olup olmadığı, doğru bir şekilde hesaplanıp hesaplanmadığı ve kasa açığının meydana geldiği tarih açısından tam bir kanaate ulaşılamadığı, hatta davacı tarafça, kasa açığını daha fazla belirlemiş iken sonradan bazı «mutabakatlardan» dolayı kasa açığının düşerek değiştiğine ilişkin tutanakta tutulmuş olup, bu tutanaklar, tutanakların tutulmasında gereken hassasiyetin gösterilmediği konusunda şüpheler uyandırmış olup, davacı taraf kasa açığını başkaca bir belge ile ve «ticari defter» ile kayıtlar ile ispatlayamadığı, dava dışı Ö..M..'ya elden «teslim» edildiği belirtilen paranın dahi banka kayıtlarına girmeden kasada mevcut iken ödendiğinin belirtildiği, ancak bunun daha sonradan kasa açığına eklenmek istendiği, …
A.Ş.'ye TMSF tarafından el konulmasından sonra 13/02/2004 tarihinde yapılan sayımda kasada mevcut olması gereken 960.026,39 TL'nin kasada mevcut olmadığının tespit edildiğini, buna ilişkin tutanak tutulduğunu, ayrıca şirketin kasada mevcut olan; ancak kasada «kaydı» yapılmayan 338.927 Euro'luk mevcudunun da T..
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, «temlik» alan TMSF vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava konusu olayda, TMSF tarafından davacı şirkete 13.2.2004 tarihinde elkonulduktan sonra şirket «defter» ve kayıtlarının incelenmesi sonucu aynı tarihli tutanağa göre kasada yapılan sayımda olması gereken 960.026,39 TL’nin kasada mevcut olmadığı, kasanın boş olduğu ve bu tutanağın muhasebe sorumlusu ve iç denetim müdürü tarafından da imzalandığı, yine mahkemce alınan bilirkişi raporunda da davacı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda 31/12/2003 tarihi itibariyle davacı şirketin 993.345,15 TL bakiye gösteren hesabının, çeşitli firmalarla yapılan «mutabakat» sonuçlarının mahsubu neticesinde 960.026,39 TL'ye gerilediği ve bu mevcudun 13.02.2004 tarihinde kasada bulunmadığı tespit edilmiş olmakla, «kasa açığına» ilişkin zararın mevcut olduğunun kabulü gerekir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5313 E. 2013/4188 K.
Ortak:kusur karinesi · kasa açığı · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Davacı vekilince, diğer işlem ve eylemler ile birlikte davalıların davacı şirketin kasasında bulunan bedeli davacı şirkete «teslim» etmedikleri, bu nedenle de davalıların «şirketi zarara» uğrattıkları ileri sürülmüş, mahkemece ileri sürülen diğer zarar kalemleri yönünden davalıların sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilmiş, ancak davalıların fiilen .../03/2009 tarihine kadar görevde kaldıkları, kasanın devir «teslim tarihi» olan .../03/2009 tarihi itibariyle «kasa açığı» bulunması nedeniyle davalıların bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı ... dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...'nın 342. maddesi uyarınca icracı müdür konumunda olup icracı müdürler bakımından da «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» dair hükümler uygulanacaktır.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» söz edilebilmesi için hisselerin değerinden fazlaya satın alındığının ve hissesi satın alınan şirketlerin finansal durumlarının bilinmesinin gerektiği, bu hususların davacı tarafça kanıtlanamadığı ayrıca salt grup şirketlerinin hisselerinin alınmasının kusurlu davranış olarak nitelenemeyeceği, «kasa açığına» ilişkin tutanağın iki ay sonra tutulması nedeniyle eski yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, ...’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · teamül · kâr payı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDavacı şirket ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır.
Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen kusurlu eylemlerden birisi de davacı şirketin ortaklarınca ödenen sermaye «payı» bedelinin, ödeme gücü olmayan ...
Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin mahkemece hükmedilen «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/2633 E. , 2019/1897 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29/09/2016 tarih ve 2014/474 Esas 2016/646 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesince verilen 09/03/2017 tarih ve 2017/52-2017/83 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 05.03.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı asil ... ve vekili Av. ... ile diğer davalı ... Ann Traher dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların davacı şirketin...şube müdürü, ...'in aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğunu, davalıların düzenlemiş oldukları makbuzlarla ve faturalarla müvekkili şirketi kendilerine ve üçüncü kişilere karşı borçlandırdıklarını, istifaları gerçekleştikten sonra kendilerine ve üçüncü kişilere davacı şirket hesaplarından ödeme yaptıklarını, davalıların davacı şirketin kasasındaki 154.000,00 TL'yi davacı şirkete teslim etmediklerini, banka kayıtları ile davacı şirketin borçlandırılarak zarara uğratıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ....000,00 TL' nın zarar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş;
ıslah dilekçesiyle talebini 344.962,... TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin görev süresi boyunca şirketin yönetim kurulu başkanı ... Ali Münir Babaoğlu'na düzenli raporlama yaptığını, resmi kasa bakiyesi konusunda müvekkilinin hiç sorgulanmadığını, ... ve Canlar A.Ş.'nin davacı aleyhine dava açmasından sonra müvekkilinin karalamaya maruz kaldığını, 154.000,00 TL'nın 2008 yılı sonunda kasada varmış gibi görünen rakam olmasına rağmen bu bedelin hiç bir zaman kasada olmadığını, bu bedelin geçmiş yıllardan beri gelen şirketin merkezinde kayıt dışı bırakılan harcamalardan oluştuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Ann Traher vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, davacı şirketin .../06/2006 tarihli genel kurul toplantısında müvekkilinin ... yıllığına yönetim kurulu üyesi seçildiğini, diğer iki yönetim kurulu üyesi ... Ali Münir Babaoğlu ile...'nun imza yetkisini mürahhas üye sıfatıyla ellerinde tutmaları nedeniyle onların talimatı olmadan tek başına hiç bir işlem yapma yetkisinin bulunmadığını, English Garden Şirketi ile imzalanan Babaoğlu Çiftliği işletme ve ürün satış sözleşmesinin taraflara karşılıklı borç ve yükümlülük tanıyan sözleşme olduğunu, oluşan bir zarar varsa bu zarardan kendisinin sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığını savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, nakit çekilen 222.588.- TL'nın tamamının davacı şirket hesaplarına yansıması nedeniyle davalıların bu hususta usulsüz bir işleminin olmadığı, ürünlerin teslimi esnasında şirketçe her hangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmemesi nedeniyle teslim anında bozulduğu kanıtlanmayan ürünler nedeniyle oluşan zarardan sorumluluğun da söz konusu olmadığı, davalıların müdürlük görevi istifa nedeniyle .../02/2009 tarihinde sona ermekle birlikte fiilen .../03/2009 tarihine kadar görevde kaldıkları, kasanın devir teslim tarihi olan .../03/2009 tarihi itibariyle kasa açığı bulunması nedeniyle davalıların bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 159.274,... TL'nın ....000,00 TL'sine dava tarihinden kalan kısmına ıslah tarihi olan 07/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı, davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; HMK'nın 353/...-b..... maddesi uyarınca, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
...- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-... maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
...- Dava, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi ve şube müdürleri aleyhine açılan sorumluluk davası olup, davalılar davacı şirketin...şube müdürleri olarak, ... ise aynı zamanda şirket yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. Davacı vekilince, diğer işlem ve eylemler ile birlikte davalıların davacı şirketin kasasında bulunan bedeli davacı şirkete teslim etmedikleri, bu nedenle de davalıların şirketi zarara uğrattıkları ileri sürülmüş, mahkemece ileri sürülen diğer zarar kalemleri yönünden davalıların sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilmiş, ancak davalıların fiilen .../03/2009 tarihine kadar görevde kaldıkları, kasanın devir teslim tarihi olan .../03/2009 tarihi itibariyle kasa açığı bulunması nedeniyle davalıların bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı ... dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...'nın 342. maddesi uyarınca icracı müdür konumunda olup icracı müdürler bakımından da yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dair hükümler uygulanacaktır. Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı ...’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir.
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim 6762 sayılı ...’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Dolayısıyla, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 342. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 336. maddesindeki düzenlemeler gereği davalılar yönünden sorumluluk koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda kasa dahil tüm muhasebe kayıtlarının davacı şirket merkezinde tutulduğu, davalılarca...şubesinde yapılan tüm harcamalar, gelir-gider dökümlerinin şirkete düzenli olarak raporlanarak faturaların şirket merkezine gönderildiği, bazı harcama kayıtlarının şirket kayıtlarına geçirilmediği, davalıların şirket merkez kayıtlarına doğrudan müdahalelerinin olmadığı savunulmuş, bilirkişilerce de şirket defterleri üzerinde inceleme yapılmış; şube kayıtlarının merkezdeki şirket defterlerine kaydedildiği anlaşılmıştır. Davalılarca, yapılan bir kısım harcamaların şirket defterlerine kaydedilmediği savunulup, bu yönde belgeler ibraz ediliğine göre, mahkemece davalıların şube için yaptıklarını ileri sürdükleri harcamaların şubeye ilişkin olup olmadığı üzerinde durulup, gerekirse davacı temsilcileri ile davalıların bu yöndeki beyanları alınmak suretiyle bilirkişi incelemesi yapılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalıların bu savunmaları yönünden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/.... maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan ....037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan ...'a verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 07/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/510412000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz