Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/15082 E. 2018/3733 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 115/3↗ tüketici işlemi↗ sigorta sözleşmesi↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗ sigorta poliçesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 6327 sayılı Kanunla 29/08/2012 tarihinden itibaren emeklilik ve sigorta şirketleri tarafından bireysel emeklilik ve şahıs sigorta poliçeleriyle ilgili yapılan ödemelerden sadece irat (nema/faiz/getiri) tutarları üzerinden kesinti yapılması uygulamasına geçildiği, aynı Kanunun geçici 1. maddesi gereğince 07/10/2001 ile 29/08/2012 tarihleri arasında sistemden çıkmış olanlar için kendilerinden yapılmış olan ve faiz kısmını aşan kısımların iade edilmesine karar verildiği, dolayısıyla davacının Büyük Mükellefler Vergi Dairesine yapacağı başvuru ile kendisinden kesilen fazla vergiyi iade alması imkanı var iken dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bireysel emeklilik sigorta sözleşmesine istinaden yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Dava tarihi olan 06.02.2015 tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, 3/1-l maddesinde ise, tüketici işleminin;
“mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanun'un 73/1 madde ve fıkrasında da, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu hüküm altına alınmıştır. Buna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan ve 6502 sayılı Kanun kapsamında olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanan işlemlerin de tüketici işlemi ve anılan sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin tüketici mahkemeleri olduğu nazara alınarak 6100 sayılı HMK’nın 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1514 E. 2017/2925 K.
Ortak:tüketici işlemi · sigorta sözleşmesi
İncelediğiniz karardaBuna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan ve 6502 sayılı Kanun kapsamında olan «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan işlemlerin de «tüketici işlemi» ve anılan sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin tüketici mahkemeleri olduğu nazara alınarak 6100 sayılı HMK’nın 115/2 maddesi gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
1- Dava, bireysel emeklilik «sigorta sözleşmesine» istinaden yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
… cinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, 3/1-l maddesinde ise, «tüketici işleminin»; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden ger …
Benzer bu karardaBuna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan ve 6502 sayılı Yasa kapsamında olan «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan işlemlerin de «tüketici işlemi» ve anılan sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin tüketici mahkemeleri olduğu nazara alınarak, işin esasına girilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın «sigorta sözleşmesinden» kaynaklandığı, ticaret mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
… cinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, 3/1-l maddesinde ise, «tüketici işleminin»; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden ger …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın «sigorta sözleşmesinden» kaynaklandığı, ticaret mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Buna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan ve 6502 sayılı Yasa kapsamında olan «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan işlemlerin de «tüketici işlemi» ve anılan sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin tüketici mahkemeleri olduğu nazara alınarak, işin esasına girilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15061 E. 2018/4097 K.
Ortak:tüketici işlemi · sigorta sözleşmesi
İncelediğiniz karardaBuna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan ve 6502 sayılı Kanun kapsamında olan «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan işlemlerin de «tüketici işlemi» ve anılan sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin tüketici mahkemeleri olduğu nazara alınarak 6100 sayılı HMK’nın 115/2 maddesi gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
1- Dava, bireysel emeklilik «sigorta sözleşmesine» istinaden yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
… cinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, 3/1-l maddesinde ise, «tüketici işleminin»; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden ger …
Benzer bu karardaBuna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan ve 6502 sayılı Yasa kapsamında olan «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan işlemlerin de «tüketici işlemi» ve anılan sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin tüketici mahkemeleri olduğu nazara alınarak «görevsizlik» kararı vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde işin esasına girilerek kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
… cinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, 3/1-l maddesinde ise, «tüketici işleminin»; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden ger …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderleri · icra takibine itiraz · görevsizlik kararı · asıl alacak · harç · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… ın kendisine iadesini talep ettiği, ancak başvuru tarihinden dava tarihine kadar davalı tarafça ödeme yapılmadığı, alacağının tahsili için davalıya karşı başlatılan «icra takibine itiraz» edildiği ve takibinin durduğu, davacının ilk başvurusundan sonra geçen 3 aylık süre içerisinde tüm işlemlerin tamamlanmamış olmasından davalının sorumlu olduğu, davalının icra takibine sebep olduğu, davacının talep ettiği yargılama ve «harç» giderleri ile «vekalet ücretinin» davalı tarafından davacı tarafa ödenmesi gerektiği, borcun tamamı süresi içerisinden ödenmediğinden tam vekalet ücreti hesaplanması gerektiği, icra takibinin başlamasından itibaren asıl alacağın 14 gün içerisinde ödenmiş olduğu ve 14 günlük faiz hesaplanması gerektiği, davacının toplam 37.712,04 TL alacağının olduğunu, 25/08/2015 tarihinde icra dosyası üzerinden 33.136,61 TL ödendiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ile dava «asıl alacak» yönünden konusuz kaldığından takibin icra vekalet ve «yargılama giderleri» açısından 4.575,43 TL üzerinden devamına, asıl alacağın % 20'si «icra inkar tazminatının» davalı taraftan tahsiline karar verilmiştir.
Buna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan ve 6502 sayılı Yasa kapsamında olan «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan işlemlerin de «tüketici işlemi» ve anılan sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin tüketici mahkemeleri olduğu nazara alınarak «görevsizlik» kararı vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde işin esasına girilerek kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3763 E. 2019/1424 K.
Ortak:tüketici işlemi · sigorta sözleşmesi · Alacak
İncelediğiniz karardaBuna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan ve 6502 sayılı Kanun kapsamında olan «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan işlemlerin de «tüketici işlemi» ve anılan sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin tüketici mahkemeleri olduğu nazara alınarak 6100 sayılı HMK’nın 115/2 maddesi gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
1- Dava, bireysel emeklilik «sigorta sözleşmesine» istinaden yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
… cinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, 3/1-l maddesinde ise, «tüketici işleminin»; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden ger …
Benzer bu karardaBuna göre ilk derece mahkemesi tarafından, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan ve 6502 sayılı Yasa kapsamında olan «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan işlemlerin de «tüketici işlemi» ve anılan sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin tüketici mahkemeleri olduğu nazara alınarak, «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm tesisi doğru olmadığından, ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine iliş …
… n Korunması Hakkında Kanun'un .../1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, .../1-l maddesinde ise, «tüketici işleminin»; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden ger …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu · şikayet · komisyon · ortaklık ilişkisi · kâr payı · görevsizlik kararı · dahili dava · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu kararda… ın dava dışı aracı ... ...'in kişisel hesabına yüklü miktarda paralar yatırdığı, oysa sistemin genel işleyişine göre katılımcıların küçük meblağlar ödeyerek sisteme «dahil» oldukları, bu durumda anlaşan taraflar arasında karşılıklı çıkar ilişkisine dayalı davalı şirketin haberi olmayan bir ilişkinin kurulduğu, bu eylemlerde davacının ağır kusurunun olduğu, katkı «payı» ödeme tarihi ile teklif «formu» düzenleme tarihinin aynı veya ondan sonraki bir tarih olması gerekirken katılımcı davacı tarafından önce ödemelerin yapıldığı, daha sonra emeklilik sözleşmesi teklif formunun tanzim edildiği, davacı ile ... ...'in kurdukları kâr «ortaklığı ilişkisi» kapsamında bireysel emeklilik sistemini ve şirketi aracı olarak kullandıkları, bireysel emeklilik sistemine para sokulması amacını gütmedikleri, davacının asıl amacının aracının hesabına ödeme yaparak «komisyon» kazanma olduğu, aracı ... ... hakkında gelen «şikayetler» üzerine davalı firmanın derhal hukuki ve cezai yollara başvurarak üzerine düşen görevi yerine getirdiği, sonuç olarak davacının ... olduğu katkı payının nakden şirket hesaplarına intikal etmediği ve şirketin uhdesinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Buna göre ilk derece mahkemesi tarafından, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan ve 6502 sayılı Yasa kapsamında olan «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan işlemlerin de «tüketici işlemi» ve anılan sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin tüketici mahkemeleri olduğu nazara alınarak, «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm tesisi doğru olmadığından, ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine iliş …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10938 E. 2018/3130 K.
Ortak:tüketici işlemi
İncelediğiniz kararda… cinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, 3/1-l maddesinde ise, «tüketici işleminin»; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden ger …
Buna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan ve 6502 sayılı Kanun kapsamında olan «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan işlemlerin de «tüketici işlemi» ve anılan sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin tüketici mahkemeleri olduğu nazara alınarak 6100 sayılı HMK’nın 115/2 maddesi gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… in Korunması Hakkında Kanun'un .../1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, .../1-l maddesinde ise «tüketici işleminin»; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden ger …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iş mahkemesi görev alanı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olayda davacının gelirini sigorta ettirdiği, geliri için yaptığı sigorta nedeni ile tüketici sayılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle dava konusu uyuşmazlığın tüketici mahkemesinin değil, 6102 sayılı ...'nun 4/.... maddesi gereğince ticaret mahkemesinin «görev alanına» girdiğinden davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davaya konu uyuşmazlığın ticaret mahkemesinin «görev alanına» girdiğinden bahisle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece tüketici konumundaki davacı tarafından açılan işbu davada Tüketici Mahkemesinin «görevli» olduğu nazara alınarak işin esasına girilerek esastan karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın görev yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15793 E. 2016/9616 K.
Ortak:tüketici işlemi · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda… cinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, 3/1-l maddesinde ise, «tüketici işleminin»; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden ger …
Buna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan ve 6502 sayılı Kanun kapsamında olan «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan işlemlerin de «tüketici işlemi» ve anılan sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin tüketici mahkemeleri olduğu nazara alınarak 6100 sayılı HMK’nın 115/2 maddesi gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" «tüketici işlemi» olarak tanımlanmıştır.
Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin «tüketici işlemi» sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir.
Somut olayda; davanın açıldığı 24.12.2014 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının «alacağını temlik» aldığı şahsın ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu «bankacılık işleminin» de «tüketici işlemi» sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu hususu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi · aktif husumet yokluğu · alacağın temliki · aktif husumet · kamu düzeni · temlik · husumet yokluğu · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; «temliknamelere» göre davacının temlik aldığı alacağının aslında temlik eden tarafından davadan önce bankaya temlik edildiği anlaşıldığından davacının davada aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle; davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; davanın açıldığı 24.12.2014 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının «alacağını temlik» aldığı şahsın ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu «bankacılık işleminin» de «tüketici işlemi» sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğu hususu gözetilerek «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun «kamu düzenine» ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/15082 E. , 2018/3733 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/12/2015 tarih ve 2015/342-2015/61 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin ... A.Ş Çalışanları Yardımlaşma Sandığı Vakfı üyesi olduğunu, vakıf ile davalı arasında yapılan sözleşme ile vakıf üyesi olan tüm çalışanların bireysel emeklilik ile ilgili hakları tüm hukuki sonuçları ile birlikte davalıya 14.06.2012 tarihinde devredildiğini, sözleşme gereğince vakfa üyelik tarihinin sigorta şirketinin emeklilik sistemine başlangıç tarihi olacağının kararlaştırıldığını, bir süre sonra müvekkilinin sistemden çıkmak istediğini, ancak davalının sistemde kalınan süre dikkate alınarak biriken paranın getirisi olan nemalar üzerinden %10 stopaj uygulaması gerekirken müvekkilinin hesabında biriken paranın tümü üzerinde %15 stopaj uygulayarak ödeme yaptığını, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin sigorta şirketi nezdinde kalan bakiye 3.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili tarafından yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu, davacıdan kesilen stopajın davacı adına müvekkili tarafından Büyük Mükellefler Vergi Dairesine ödenmiş olduğundan husumetin vergi dairesine yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 6327 sayılı Kanunla 29/08/2012 tarihinden itibaren emeklilik ve sigorta şirketleri tarafından bireysel emeklilik ve şahıs sigorta poliçeleriyle ilgili yapılan ödemelerden sadece irat (nema/faiz/getiri) tutarları üzerinden kesinti yapılması uygulamasına geçildiği, aynı Kanunun geçici 1. maddesi gereğince 07/10/2001 ile 29/08/2012 tarihleri arasında sistemden çıkmış olanlar için kendilerinden yapılmış olan ve faiz kısmını aşan kısımların iade edilmesine karar verildiği, dolayısıyla davacının Büyük Mükellefler Vergi Dairesine yapacağı başvuru ile kendisinden kesilen fazla vergiyi iade alması imkanı var iken dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bireysel emeklilik sigorta sözleşmesine istinaden yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Dava tarihi olan 06.02.2015 tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, 3/1-l maddesinde ise, tüketici işleminin;
“mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanun'un 73/1 madde ve fıkrasında da, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu hüküm altına alınmıştır. Buna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan ve 6502 sayılı Kanun kapsamında olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanan işlemlerin de tüketici işlemi ve anılan sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin tüketici mahkemeleri olduğu nazara alınarak 6100 sayılı HMK’nın 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın res'en BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/425293200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz