Tbk 445
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/12456 E. 2018/3829 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 445↗ karşı edim↗ çalışma özgürlüğü↗ olağanüstü hal↗ tbk 444↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ sözleşmenin ihlali↗ rekabet yasağı↗ muvazaa↗ kısıtlılık↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ hizmet sözleşmesi↗ oy yasağı↗ tbk 99↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının somut olarak hangi ticari bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ispatlanamadığı, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, davalının rakip olarak belirtilen firmada çalışmadığı, bu firmaya davalının eşinin ortak olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede rekabet yasağına yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olduğu, sözleşme hükmünün anayasal çalışma hüriyetine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şartın ve uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme-değerlendirmenin yeterli ve yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki, her şeyden önce, gerek BK'nın 348/2. maddesinde ve gerekse de somut olay bakımından uygulanması gereken TBK'nın 444/2. maddesinde düzenlendiği üzere, sözleşmeyle kararlaştırılan rekabet yasağının geçerliliği için, yasağın ihlali halinde işverenin somut bir zarara uğraması olgusu mutlak bir gereklilik olmayıp, iş akdi sona eren işçinin, daha önce çalıştığı işyerindeki çalışma pozisyonuna göre, yaptığı iş nedeniyle edindiği ve o işyeri için önemli nitelikteki bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanma potansiyelinin ve bu suretle de eski işverenine önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması gerekli ve yeterlidir. Bu itibarla mahkemenin, rekabet yasağına ilişkin öngörülmüş cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı biçimindeki gerekçesi yasal düzenleme karşısında yerinde değildir.
Öte yandan, her ne kadar taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi 818 sayılı BK döneminde akdedilmiş ise de, 6101 sayılı Kanun'un 1. ve 3. maddeleri gözetildiğinde, iş akdinin sona erdiği ve davalı açısından rekabet yasağının başladığı 28.09.2014 tarihi itibariyle, uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesinin de uygulanması gerekmektedir. Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 10. maddesinde 2 yıllık rekabet yasağı süresi öngörülmüş, coğrafi alana yönelik kısıtlama ise "tüm Türkiye" olarak belirlenmiştir. Söz konusu sözleşme maddesinde kapsamın "tüm Türkiye" olarak belirlenmesi, aynı maddenin 1. fıkrasındaki düzenlemeye aykırı nitelik taşıyor ise de, TBK'nın 445/2. maddesinde mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından, hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniye uygun biçimde gözönünde tutmak suretiyle sınırlandırabileceği düzenlenmiş olmakla, mahkemece, rekabet yasağının yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen çalışma özgürlüğü ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesinde de isabet bulunmamaktadır.
Diğer bir yandan, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 10/3. maddesi "sözleşme sona erdikten sonra iki yıl süre ile çalışan kendisi, eşi veya birinci derecede yakınları adına ... ile aynı alanda çalışan bir iş ve/veya işyeri kurması yasaktır." şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda, davalı işçinin, iş akdi sona erdikten sonra, davacı işvereni ile aynı ticari faaliyet alanında olmak kaydıyla kendisi adına bir iş kurması veya işyeri açması, rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin ihlali niteliğinde olacağı gibi, doğrudan kendisi tarafından kurulmasa dahi yine kendisi tarafından sevk ve idare edilmek suretiyle, eşine veya birinci derece yakınlarına kurdurduğu işyeri veya kuruluşların mevcut olmasının da rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin ihlali niteliğinde kabul edilmesi gerekir. Söz konusu sözleşme maddesi ile, işçinin, iş akdinin sona ermesini müteakip, rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükümlerinden ve bu kapsamda ihlal halinde öngörülen cezai şarta ilişkin hükümden kaçınmak amacıyla muvazaalı iş ve işlemlere başvurmasının önlenmesinin amaçlandığı açıktır. Somut olayda, toplanan kanıtlar itibariyle, davalının eşi Elmas'ın davacı şirket ile aynı alanda ve aynı şehirde faaliyet gösteren ... Tarım Mak. San. Tic. Ltd. Şti'nin kurucu ve en fazla paya sahip ortağı olduğu, ... Tarım Mak. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından dava dışı Duyan Tarım'a gönderilen fiyat listesini içeren emailde davalı ...'in ... Tarım Mak. San. Tic. Ltd. Şti'nin genel müdürü olarak gösterildiği, hatta dinlenen davalı tanığının bu durumu olağan bir hal olarak algıladığını beyan ettiği, yine dinlenen bir kısım davalı tanıklarının dahi davalı ...'in ... Tarım Mak. San. Tic. Ltd. Şti'nin çalışanlarıyla tarım fuarına katıldığını ifade ettikleri gözlenmiştir. Saptanan tüm bu olguların davalı ile eşinin kurucu ortağı olduğu anılan şirket arasında muvazaalı bir kuruluş, sevk ve idare ilişkisi niteliğinde olup olmadığı karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeksizin davalının "..." unvanlı şirkette çalıştığının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddi de yerinde olmamıştır.
Açıklanan tüm bu hususlar çerçevesinde, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4347 E. 2017/6591 K.
Ortak:çalışma özgürlüğü · rekabet yasağı · kısıtlılık · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının somut olarak hangi ticari bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ispatlanamadığı, «haksız rekabete» ilişkin «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, davalının rakip olarak belirtilen firmada çalışmadığı, bu firmaya davalının eşinin ortak olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olduğu, sözleşme hükmünün anayasal çalışma hüriyetine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» ve uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme-değerlendirmenin yeterli ve yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemenin, «rekabet yasağına» ilişkin öngörülmüş «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve raki …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki «hizmet sözleşmenin» TBK'nin 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, «rekabet yasağının» yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cy/cy kaydı
Benzer bu karardaRekabet «yasağı» «kaydı» karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6975 E. 2016/2969 K.
Ortak:karşı edim · çalışma özgürlüğü · rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ın "tüm Türkiye" olarak belirlenmesi, aynı maddenin 1. fıkrasındaki düzenlemeye aykırı nitelik taşıyor ise de, TBK'nın 445/2. maddesinde mahkemece aşırı nitelikteki «rekabet yasağı» hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından, hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniye» uygun biçimde gözönünde tutmak suretiyle sınırlandırabileceği düzenlenmiş olmakla, mahkemece, rekabet yasağının yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesinde de isabet bulunmamaktadır.
… ilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının somut olarak hangi ticari bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ispatlanamadığı, «haksız rekabete» ilişkin «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, davalının rakip olarak belirtilen firmada çalışmadığı, bu firmaya davalının eşinin ortak olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olduğu, sözleşme hükmünün anayasal çalışma hüriyetine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» ve uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme-değerlendirmenin yeterli ve yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının iş politikası olarak tüm çalışanlarına «haksız rekabete» ve «cezai şarta» ilişkin hüküm içeren sözleşme imzalattığı, işçinin iş akdinin devamı süresince hangi pozisyonda çalışacağı ve firma ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu halin davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği; ancak davacı tarafın haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğu, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkca belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, yani haksız rekabetin varlığının ispatlanamadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, hâkimin, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir.
Dava, «rekabet yasağına» aykırı davranışdan doğan «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geçersizlik
Benzer bu karardaBu itibarla, yürürlük kanunu uyarınca somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılmaksızın, «rekabet yasağının» yer bakımından sınırlama getirmemiş olmasının Anayasa'nın «çalışma özgürlüğüne» aykırı olduğu ve bu nedenle sözleşmenin «geçersiz» olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1828 E. 2020/287 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı
İncelediğiniz kararda… ilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının somut olarak hangi ticari bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ispatlanamadığı, «haksız rekabete» ilişkin «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, davalının rakip olarak belirtilen firmada çalışmadığı, bu firmaya davalının eşinin ortak olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olduğu, sözleşme hükmünün anayasal çalışma hüriyetine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» ve uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme-değerlendirmenin yeterli ve yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemenin, «rekabet yasağına» ilişkin öngörülmüş «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve raki …
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının uğradığı zararı kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2.Ayrıca, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 17.09.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
TBK'nin 445/1 fıkrasında «rekabet yasağı» «kaydı» içeren sözleşmelerde yer, zaman ve işin türü bakımından sınırlama öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cy/cy kaydı
Benzer bu karardaTBK'nin 445/1 fıkrasında «rekabet yasağı» «kaydı» içeren sözleşmelerde yer, zaman ve işin türü bakımından sınırlama öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir.
3 benzer karar daha
-
Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1828 E. 2020/287 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı
İncelediğiniz kararda… ilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının somut olarak hangi ticari bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ispatlanamadığı, «haksız rekabete» ilişkin «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, davalının rakip olarak belirtilen firmada çalışmadığı, bu firmaya davalının eşinin ortak olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olduğu, sözleşme hükmünün anayasal çalışma hüriyetine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» ve uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme-değerlendirmenin yeterli ve yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemenin, «rekabet yasağına» ilişkin öngörülmüş «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve raki …
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının uğradığı zararı kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2.Ayrıca, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 17.09.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
TBK'nin 445/1 fıkrasında «rekabet yasağı» «kaydı» içeren sözleşmelerde yer, zaman ve işin türü bakımından sınırlama öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cy/cy kaydı
Benzer bu karardaTBK'nin 445/1 fıkrasında «rekabet yasağı» «kaydı» içeren sözleşmelerde yer, zaman ve işin türü bakımından sınırlama öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3381 E. 2017/6936 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı
İncelediğiniz kararda… ilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının somut olarak hangi ticari bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ispatlanamadığı, «haksız rekabete» ilişkin «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, davalının rakip olarak belirtilen firmada çalışmadığı, bu firmaya davalının eşinin ortak olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olduğu, sözleşme hükmünün anayasal çalışma hüriyetine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» ve uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme-değerlendirmenin yeterli ve yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemenin, «rekabet yasağına» ilişkin öngörülmüş «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve raki …
Benzer bu kararda… ilişkin bilgisayar kayıtları ortaya çıkmış ise de olay tarihinde uygulanması gerekecek 818 sayılı BK 349 madde hükümleri doğrultusunda taraflar arasında düzenlenen «rekabet yasağı sözleşmesinde», sözleşmenin bitiminden sonra uygun bir süre belirtilmediği, yapılan sözleşme, sözleşmenin bitiminden sonraki dönem yönünden «geçersiz» bulunduğu, işçinin çalıştığı dönem için, «sadakat borcu» yönünden ayrıca sözleşme yapmaya gerek bile bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… t ilişkisi devam ederken dava dışı rakip firma ile gizlice iş ilişkisinde bulunduğunu, hizmet ilişkisi sona erdikten sonra da rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olduğu ve hem işverenle çalıştığı süreyi hem de işten ayrıldıktan sonraki dönemi kapsadığı görülmektedir.
1-Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sadakat borcu · görevsizlik kararı · iş mahkemesi görev alanı · geçersizlik · taahhütname · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… ilişkin bilgisayar kayıtları ortaya çıkmış ise de olay tarihinde uygulanması gerekecek 818 sayılı BK 349 madde hükümleri doğrultusunda taraflar arasında düzenlenen «rekabet yasağı sözleşmesinde», sözleşmenin bitiminden sonra uygun bir süre belirtilmediği, yapılan sözleşme, sözleşmenin bitiminden sonraki dönem yönünden «geçersiz» bulunduğu, işçinin çalıştığı dönem için, «sadakat borcu» yönünden ayrıca sözleşme yapmaya gerek bile bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu da göstermektedir ki davacı şirket, işçinin şirketle iş akdinin devam ettiği zaman dilimi için de «rekabet yasağına» aykırı hareket ettiğini iddia etmektedir ve davanın bu sebeple İş Mahkemesi «görev alanına» girdiği gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilerek reddi gerekirken davanın esasına girilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… beyan ettiği, davalı iddianın bu şekilde değiştirilmesine karşı çıkmadığından mahkemece dilekçede belirtildiği şekilde hukuki niteleme yapılmak suretiyle mahkemenin «görevli» olduğu kabul edilerek, taraflar arasında tanzim edilen 25/04/2007 tarihli sözleşmenin 3.2 maddesinde "işçi, işverenin iş yerinde çalışırken öğrendiği iş ve ticari …
… t ilişkisi devam ederken dava dışı rakip firma ile gizlice iş ilişkisinde bulunduğunu, hizmet ilişkisi sona erdikten sonra da rakip firmada çalışmaya başladığını ve «rekabet yasağını» ihlal ettiğini ileri sürerek «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davaya dayanak alınan «taahhüdün» işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olduğu ve hem işverenle çalıştığı süreyi hem de işten ayrıldıktan sonraki dönemi kapsadığı görülmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3977 E. 2019/990 K.
Ortak:rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · kısıtlılık · hakkaniyet · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının somut olarak hangi ticari bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ispatlanamadığı, «haksız rekabete» ilişkin «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, davalının rakip olarak belirtilen firmada çalışmadığı, bu firmaya davalının eşinin ortak olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olduğu, sözleşme hükmünün anayasal çalışma hüriyetine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» ve uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme-değerlendirmenin yeterli ve yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemenin, «rekabet yasağına» ilişkin öngörülmüş «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve raki …
Benzer bu kararda… ece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, işçi yararına yorum ilkesi gereğince, iş sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören «cezai şart» hükmünün «geçersiz» olduğu, «rekabet yasağının» işçinin iktisadı geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin yükü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği, sınırlandırma yapılmadıkça rekabet yasağının da geçerli olmayacağı, taraflar arasındaki akdedilen iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunsa da, işçinin iş akdinin devamı süresince şirket ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu durumun davalı aleyhine değerlendirilemeyeceği, davacının «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını ispat etmesi gerektiği, haksız rekabete ilişkin cezai şartın muhtemel tehlike varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk ettirilemeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra birtakım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağlandığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacı şirketin hangi ticari yararının engellediğinin açıkça ispat edilemediği, bir çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabete sebep olacağınına dair bir ön kabulün mümkün olmadığı aksinin Anayasada hüküm altına alınan çalışma hakkının «kısıtlanması» anlamına geleceği, davalının 5 ay kadar bir süre davacı firmada çalışmış olmasının pozisyon itibariyle davacının tüm ticari sırlarını bilmesini mümkün kılmayacağı, …
Bu durumda, «hizmet sözleşmelerinde» sadece işçi aleyhine konulan «cezai şart» hükümlerin «geçersiz» olduğunu hüküm altına alan TBK’nın 420. maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmadığından, mahkemece, anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...-) Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi hükmüyle, «rekabet yasağı» «kaydının» işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
1-) Dava, taraflar arasında akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet etmeme yasağı · sözleşmeye aykırılık · geçersizlik · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasında akdedilen «hizmet sözleşmesinde» yer alan «rekabet etmeme yasağına» ilişkin hükmün sadece işçi aleyhine «cezai şart» öngördüğü bu nedenle 6098 sayılı TBK’nın 420.maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, «hizmet sözleşmelerinde» sadece işçi aleyhine konulan «cezai şart» hükümlerin «geçersiz» olduğunu hüküm altına alan TBK’nın 420. maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmadığından, mahkemece, anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ...-) Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi hükmüyle, «rekabet yasağı» «kaydının» işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmeyle davalı işçi bakımından öngörülen «rekabet etmeme yasağı» bir çok ili kapsıyor olması aşırı nitelikte ise de, davalının, davacıya ait iş yerinden ayrıldıktan sonra, davacının faaliyet gösterdiği alanda ve aynı il sınırları içerisinde başka bir işletmenin bölge satış sorumlusu olarak işe girmesi karşısında, TBK'nın 445/.... maddesindeki hükmün koşulları değerlendirilmeksizin yazılı gerekçeyle «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme hükmünün «geçersiz» kabul edilmesi de doğru görülmemiş, hükmün anılan nedenle de bozulması gerekmiştir.
… ece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, işçi yararına yorum ilkesi gereğince, iş sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören «cezai şart» hükmünün «geçersiz» olduğu, «rekabet yasağının» işçinin iktisadı geleceğini tehlikeye düşürmemesi için süre, yer ve işin yükü bakımından duruma göre sınırlandırılması gerektiği, sınırlandırma yapılmadıkça rekabet yasağının da geçerli olmayacağı, taraflar arasındaki akdedilen iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunsa da, işçinin iş akdinin devamı süresince şirket ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu durumun davalı aleyhine değerlendirilemeyeceği, davacının «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını ispat etmesi gerektiği, haksız rekabete ilişkin cezai şartın muhtemel tehlike varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk ettirilemeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra birtakım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağlandığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacı şirketin hangi ticari yararının engellediğinin açıkça ispat edilemediği, bir çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabete sebep olacağınına dair bir ön kabulün mümkün olmadığı aksinin Anayasada hüküm altına alınan çalışma hakkının «kısıtlanması» anlamına geleceği, davalının 5 ay kadar bir süre davacı firmada çalışmış olmasının pozisyon itibariyle davacının tüm ticari sırlarını bilmesini mümkün kılmayacağı, …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/12456 E. , 2018/3829 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/04/2016 tarih ve 2014/837-2016/278 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkil şirket nezdinde hizmet sözleşmesiyle kabin satış ve pazarlama direktörü sıfatıyla çalıştığını, hizmet sözleşmesinde iş ilişkisi sona erdikten sonra geçerli olacak rekabet yasağına ilişkin hükümler bulunduğunu, davalının sözleşmeye uymayarak rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davalının eşi ve müvekkil şirketin bazı eski çalışanlarının, müvekkil şirket ile aynı ilde ve konuda faaliyet göstermek üzere, ... Tarım Ltd. Şti'ni kurduklarını, davalının da müvekkil şirket ile iş ilişkisinin sona erdirdikten hemen sonra...Tarım Ltd. Şti'de genel müdürlük görevini üstlendiğini, davalının, söz konusu şirketin müvekkil şirket tarafından üretilen tarım makinaları ile renk, işlev, boyut ve şekil açısından aynı özelliklere sahip tarım makinaları tasarlayıp, projelendirilip üretime geçildiğini ve bu ürünleri truva markası adı altında piyasaya sürülmesine aracı olduğunu, ayrıca ...
Tarım Mak. San. Tic. Ltd. Şti'nin bazı çalışanlarının ve kurucu ortaklarının, müvekkil şirketin eski çalışanları arasından seçildiğini, nitekim davalının müvekkil şirketin bazı çalışanlarını ayartarak birlikte adı geçen şirketi kurduğunu, davalının bu şekilde edindiği müvekkile ait tüm önemli bilgileri ... Tarım Ltd. Şti'ne ve dolayısıyla kendisine menfaat sağlamak gayesiyle kullandığını, davalının hizmet sözleşmesi ile üstlendiği rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek, 51.392,00 TL belirsiz alacak niteliğindeki cezai tazminatın, 1.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan ceza şartın geçersiz olduğunu, müvekkilinin vakıf olduğu ticari sır niteliğindeki bilgilerden dolayı davacının zarar görebileceği varsayımıyla davanın kabulünün mümkün olamayacağını savunarak, davanın reddinini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının somut olarak hangi ticari bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ispatlanamadığı, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, davalının rakip olarak belirtilen firmada çalışmadığı, bu firmaya davalının eşinin ortak olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede rekabet yasağına yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olduğu, sözleşme hükmünün anayasal çalışma hüriyetine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şartın ve uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme-değerlendirmenin yeterli ve yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki, her şeyden önce, gerek BK'nın 348/2. maddesinde ve gerekse de somut olay bakımından uygulanması gereken TBK'nın 444/2. maddesinde düzenlendiği üzere, sözleşmeyle kararlaştırılan rekabet yasağının geçerliliği için, yasağın ihlali halinde işverenin somut bir zarara uğraması olgusu mutlak bir gereklilik olmayıp, iş akdi sona eren işçinin, daha önce çalıştığı işyerindeki çalışma pozisyonuna göre, yaptığı iş nedeniyle edindiği ve o işyeri için önemli nitelikteki bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanma potansiyelinin ve bu suretle de eski işverenine önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması gerekli ve yeterlidir. Bu itibarla mahkemenin, rekabet yasağına ilişkin öngörülmüş cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı biçimindeki gerekçesi yasal düzenleme karşısında yerinde değildir.
Öte yandan, her ne kadar taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi 818 sayılı BK döneminde akdedilmiş ise de, 6101 sayılı Kanun'un 1. ve 3. maddeleri gözetildiğinde, iş akdinin sona erdiği ve davalı açısından rekabet yasağının başladığı 28.09.2014 tarihi itibariyle, uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesinin de uygulanması gerekmektedir. Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 10. maddesinde 2 yıllık rekabet yasağı süresi öngörülmüş, coğrafi alana yönelik kısıtlama ise "tüm Türkiye" olarak belirlenmiştir. Söz konusu sözleşme maddesinde kapsamın "tüm Türkiye" olarak belirlenmesi, aynı maddenin 1. fıkrasındaki düzenlemeye aykırı nitelik taşıyor ise de, TBK'nın 445/2. maddesinde mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından, hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniye uygun biçimde gözönünde tutmak suretiyle sınırlandırabileceği düzenlenmiş olmakla, mahkemece, rekabet yasağının yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen çalışma özgürlüğü ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesinde de isabet bulunmamaktadır.
Diğer bir yandan, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 10/3. maddesi "sözleşme sona erdikten sonra iki yıl süre ile çalışan kendisi, eşi veya birinci derecede yakınları adına ... ile aynı alanda çalışan bir iş ve/veya işyeri kurması yasaktır." şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda, davalı işçinin, iş akdi sona erdikten sonra, davacı işvereni ile aynı ticari faaliyet alanında olmak kaydıyla kendisi adına bir iş kurması veya işyeri açması, rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin ihlali niteliğinde olacağı gibi, doğrudan kendisi tarafından kurulmasa dahi yine kendisi tarafından sevk ve idare edilmek suretiyle, eşine veya birinci derece yakınlarına kurdurduğu işyeri veya kuruluşların mevcut olmasının da rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin ihlali niteliğinde kabul edilmesi gerekir.
Söz konusu sözleşme maddesi ile, işçinin, iş akdinin sona ermesini müteakip, rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükümlerinden ve bu kapsamda ihlal halinde öngörülen cezai şarta ilişkin hükümden kaçınmak amacıyla muvazaalı iş ve işlemlere başvurmasının önlenmesinin amaçlandığı açıktır. Somut olayda, toplanan kanıtlar itibariyle, davalının eşi Elmas'ın davacı şirket ile aynı alanda ve aynı şehirde faaliyet gösteren ... Tarım Mak. San. Tic. Ltd. Şti'nin kurucu ve en fazla paya sahip ortağı olduğu, ... Tarım Mak. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından dava dışı Duyan Tarım'a gönderilen fiyat listesini içeren emailde davalı ...'in ... Tarım Mak. San. Tic. Ltd. Şti'nin genel müdürü olarak gösterildiği, hatta dinlenen davalı tanığının bu durumu olağan bir hal olarak algıladığını beyan ettiği, yine dinlenen bir kısım davalı tanıklarının dahi davalı ...'in ...
Tarım Mak. San. Tic. Ltd. Şti'nin çalışanlarıyla tarım fuarına katıldığını ifade ettikleri gözlenmiştir. Saptanan tüm bu olguların davalı ile eşinin kurucu ortağı olduğu anılan şirket arasında muvazaalı bir kuruluş, sevk ve idare ilişkisi niteliğinde olup olmadığı karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeksizin davalının "..." unvanlı şirkette çalıştığının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddi de yerinde olmamıştır.
Açıklanan tüm bu hususlar çerçevesinde, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/424760900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz