Rücuen Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/10957 E. 2018/3886 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ipotek↗ denetime elverişlilik↗ rücu↗ genel kredi sözleşmesi↗ ıslah↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ yasal faiz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... ile ...Şubesi arasında 11/08/2008 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, borcun ödenmemesi nedeniyle 30/04/2009 tarihi itibariyle borcun 31.483,00 TL olduğu belirtilerek noter ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiği, davacının adına kayıtlı taşınmazı ipotek ettiği ve kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle 38.649,95 TL'yi ödediği, Medeni Kanunu'nun 884. maddesi uyarınca kredi alacaklısı olan banka yerine geçerek asıl borçlu ve müteselsil borçlulara rücu edebileceği ve 27/10/2014 tarihli bilirkişi raporunun yeterli, denetime elverişli ve hükme esas alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalılardan ...'nun kullanmış olduğu banka kredisini ödemediğinden bahisle davacının ipotek borçlusu olarak borcu bankaya ödemesi nedeniyle açmış olduğu rücu davasıdır. Mahkemece davanın kabulü ile ıslah ile arttırılmış olan miktarların ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş olup 6.062,10 TL'lik ödemeler için dava dilekçesinde faiz talep edilmediğinden faize hükmedilmemiştir. Ancak, davacı vekili 26/01/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile faiz talep etmiş olduğundan 6.062,10 TL'lik ödemeler için de dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13192 E. 2013/16948 K.
Ortak:ıslah
İncelediğiniz karardaMahkemece davanın kabulü ile «ıslah» ile arttırılmış olan miktarların ıslah tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiş olup 6.062,10 TL'lik ödemeler için dava dilekçesinde faiz talep edilmediğinden faize hükmedilmemiştir.
Ancak, davacı vekili 26/01/2015 tarihli «ıslah» dilekçesi ile faiz talep etmiş olduğundan 6.062,10 TL'lik ödemeler için de dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekili 2 defa «ıslah» talebinde bulunmuş olup bir davanın iki kez ıslahı mümkün olmadığından ikinci ıslah talebinin dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 154.062 USD’nin 10.12.1999 hesap açılış tarihinden 09.12.2000 «vade tarihine» kadar yıllık %21, 09.12.2000 tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince değişen oranlarda faizi ile davalıdan ve «borcu üstlenen» TMSF den tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vade tarihi · akdi faiz · borcun üstlenilmesi · vade · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekili 2 defa «ıslah» talebinde bulunmuş olup bir davanın iki kez ıslahı mümkün olmadığından ikinci ıslah talebinin dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 154.062 USD’nin 10.12.1999 hesap açılış tarihinden 09.12.2000 «vade tarihine» kadar yıllık %21, 09.12.2000 tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince değişen oranlarda faizi ile davalıdan ve «borcu üstlenen» TMSF den tahsiline karar verilmiştir.
2- Ancak, mahkemece, hükmedilen alacak miktarına 09.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesine göre «temerrüt faizi» yürütülmesine karar vermek gerekirken, «akdi faiz» yürütülmesine yönelik hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Kararı, davacı vekili ve «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13192 E. 2013/16948 K.
Ortak:ıslah
İncelediğiniz karardaMahkemece davanın kabulü ile «ıslah» ile arttırılmış olan miktarların ıslah tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiş olup 6.062,10 TL'lik ödemeler için dava dilekçesinde faiz talep edilmediğinden faize hükmedilmemiştir.
Ancak, davacı vekili 26/01/2015 tarihli «ıslah» dilekçesi ile faiz talep etmiş olduğundan 6.062,10 TL'lik ödemeler için de dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekili 2 defa «ıslah» talebinde bulunmuş olup bir davanın iki kez ıslahı mümkün olmadığından ikinci ıslah talebinin dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 154.062 USD’nin 10.12.1999 hesap açılış tarihinden 09.12.2000 «vade tarihine» kadar yıllık %21, 09.12.2000 tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince değişen oranlarda faizi ile davalıdan ve «borcu üstlenen» TMSF den tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vade tarihi · akdi faiz · borcun üstlenilmesi · vade · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekili 2 defa «ıslah» talebinde bulunmuş olup bir davanın iki kez ıslahı mümkün olmadığından ikinci ıslah talebinin dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 154.062 USD’nin 10.12.1999 hesap açılış tarihinden 09.12.2000 «vade tarihine» kadar yıllık %21, 09.12.2000 tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince değişen oranlarda faizi ile davalıdan ve «borcu üstlenen» TMSF den tahsiline karar verilmiştir.
2- Ancak, mahkemece, hükmedilen alacak miktarına 09.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesine göre «temerrüt faizi» yürütülmesine karar vermek gerekirken, «akdi faiz» yürütülmesine yönelik hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Kararı, davacı vekili ve «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12106 E. 2018/4131 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · dosya masrafı · dahili dava · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda2-Ancak, davadan önce yapılan tespit giderlerinin mahkeme «masrafları» kapsamında kabul edilerek kabul ve ret oranına göre davalıdan tahsil edilecek yargılama masraflarına «dahil» edilmesi gerekirken tüm tespit giderlerinin davacının asıl alacağına eklenerek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi doğru olmayıp kararın bozulması gerekmekteyse de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HUMK 438/7. maddesi uyarınca, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün «yargılama giderlerine» ilişkin bu bölümünün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; «son» bilirkişi raporunda tarımsal zararın 2.062,00 TL olduğu tespit dosyasında da toplamda 630,00 TL «masraf» yapıldığı dolayısıyla davacının talep edebileceği toplam tazminat miktarının 2.641,60 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/10957 E. , 2018/3886 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.06.2015 tarih ve 2011/665-2015/376 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının ...Şubesi ile yapmış olduğu sözleşmeyi ve diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil müvekkilinin ise ipotek veren sıfatıyla borcun 70.000,00 TL'lik kısmı için imzalandığını, asıl borçlu borcunu ödemediğinden hesabın kat edildiğini, davacının borcu taksitler halinde bankaya ödediğini, davacının asıl borçluya ve hisseleri oranında diğer davalıya rücu hakkı olduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 30.310,50 TL'nin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya konu kredi borcunun ticari krediden kaynaklandığını, kredinin davalı ... adına olmasına rağmen kredinin davacı tarafından alındığını ve karşılığında kendisine ait taşınmazın ipotek olarak verildiğini, hesap sahibine başvuru olmadan borcun kendisi tarafından ödenmesinin de bu durumu gösterdiğini, davacının hesap hareketleri incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... ile ...Şubesi arasında 11/08/2008 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, borcun ödenmemesi nedeniyle 30/04/2009 tarihi itibariyle borcun 31.483,00 TL olduğu belirtilerek noter ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiği, davacının adına kayıtlı taşınmazı ipotek ettiği ve kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle 38.649,95 TL'yi ödediği, Medeni Kanunu'nun 884. maddesi uyarınca kredi alacaklısı olan banka yerine geçerek asıl borçlu ve müteselsil borçlulara rücu edebileceği ve 27/10/2014 tarihli bilirkişi raporunun yeterli, denetime elverişli ve hükme esas alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalılardan ...'nun kullanmış olduğu banka kredisini ödemediğinden bahisle davacının ipotek borçlusu olarak borcu bankaya ödemesi nedeniyle açmış olduğu rücu davasıdır. Mahkemece davanın kabulü ile ıslah ile arttırılmış olan miktarların ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş olup 6.062,10 TL'lik ödemeler için dava dilekçesinde faiz talep edilmediğinden faize hükmedilmemiştir. Ancak, davacı vekili 26/01/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile faiz talep etmiş olduğundan 6.062,10 TL'lik ödemeler için de dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/424722900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz