Yönetim kurulu üyesi/genel müdürün işçilik alacağı davasında görevli mahkeme
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/503 E. 2024/930 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Görev İtirazı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Şirket yöneticisinin (yönetim kurulu üyesi/genel müdür) TTK kapsamındaki icra yetkisine bağlı sorumluluğuna ilişkin uyuşmazlıklar mutlak ticari dava niteliğinde olup asliye ticaret mahkemesinin görevine girer; ancak yöneticinin iş sözleşmesine dayanarak talep ettiği kıdem tazminatı, ücret alacağı gibi İş Kanunu'ndan doğan işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda, işçi-işveren ilişkisinin varlığının araştırılması gerektiğinden görevli mahkeme iş mahkemesidir.
Ele alınan sorunlar
İşçilik alacakları davasında görevli mahkemenin belirlenmesi (iş mahkemesi mi, asliye ticaret mahkemesi mi) → ret
İddia: Davalı vekili, davacının şirkette emir ve talimat verme yetkisine sahip genel müdür ve aynı zamanda şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi olarak hareket ettiğini, taraflar arasında iş ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: 4857 sayılı İş Kanunu'nun 1/2 ve 2. maddelerine göre işçi ve işveren sıfatlarının aynı kişide birleşmesi mümkün değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararına göre, limited/anonim şirketlerde icra (yönetim) yetkisiyle donatılmış kişilerin sorumluluğu TTK'da düzenlendiğinden, bu sorumluluğa ilişkin uyuşmazlıklar hizmet sözleşmesinden ve İş Kanunu'ndan doğan uyuşmazlık olmayıp TTK 4 ve 5. maddeleri uyarınca mutlak ticari dava niteliğindedir ve görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir (TTK 553). Buna karşılık, yöneticinin İş Kanunu'ndan doğan haklarına ilişkin taleplerde iş mahkemeleri görevlidir. Somut olayda davacının yönetim kurulu başkan vekili seçildiği ve başkanla birlikte müşterek temsil yetkisine sahip olduğu, ayrıca genel müdür sıfatıyla ücretli iş sözleşmesi imzaladığı anlaşılmaktadır. Davacının talebi kıdem tazminatı, ücret alacağı ve diğer işçilik alacaklarına ilişkin olduğundan, davalı ile davacı arasında işçi-işveren ilişkisi bulunup bulunmadığının, davacının iş akdi ile çalışıp çalışmadığının ve uyuşmazlığın iddia edilen iş sözleşmesi kapsamında olup olmadığının araştırılıp değerlendirilmesi görevi iş mahkemesine aittir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin verdiği görevsizlik kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Şirket yöneticisinin aynı zamanda iş sözleşmesiyle çalıştığı hallerde, TTK'dan doğan yönetici sorumluluğu ile İş Kanunu'ndan doğan işçilik alacakları arasındaki görev ayrımına ilişkin bir uygulama örneği sunması nedeniyle bölgesel olarak ikna edici emsal değer taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- Yönetim kurulu üyesi/genel müdür sıfatıyla iş sözleşmesine dayanarak kıdem tazminatı, ücret alacağı gibi işçilik alacaklarını talep eden davacının davasında, işçi-işveren ilişkisinin varlığının araştırılması gerektiğinden görevli mahkeme iş mahkemesidir; buna karşılık şirket yöneticisinin TTK kapsamındaki icra yetkisine bağlı sorumluluğuna ilişkin uyuşmazlıklarda mutlak ticari dava niteliği nedeniyle görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
- Dava şartı
- görev
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
görev↗ iş mahkemesi↗ asliye ticaret mahkemesi↗ yönetim kurulu üyesi↗ genel müdür↗ hizmet sözleşmesi↗ mutlak ticari dava↗ TTK 553↗ işçi-işveren ilişkisi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/503
KARAR NO 2024/930
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 24/01/2024
NUMARASI 2022/1147 Esas - 2024/86 Karar
DAVA
Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/06/2024
Görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili Bakırköy İş Mahkemesine sunmuş olduğu 01/07/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette 01/12/2021 tarihinden sözleşmenin feshedildiği 18/04/2022 tarihine kadar sigortalı ve kesintisiz olarak genel müdür olarak görev yaptığını, bilahare davalı şirket tarafından sözleşmenin 18/04/2022 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, bu nedenlerle haksız fesih nedeniyle toplam 1.689.000-TL kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle taraflar arasında vekalet ilişkisi bulunduğunu, işçi işveren ilişkisi bulunmaması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesini, aksi halde ise davacının herhangi bir alacağının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davanın ilk olarak açıldığı, Bakırköy 49. İş Mahkemesi 2022/221 Esas - 101 Karar sayılı ilamıyla davacı ile davalı şirket arasında davacının yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle vekalet ilişkisi bulunduğunu, bu bağlamda taraflar arasında hizmet akdi bulunmadığından görevsizlik kararı vererek dosyayı Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesine göndermiş,görevsizlik kararı kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmiştir. Görevsizlik kararı üzerine Asliye Ticaret Mahkemesince,dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, bilirkişi raporunda; davacının davalı iş yerinde genel müdür olarak iş akdiyle şirkete bağlı olduğu sözleşme ve SGK kayıtları ile sabit olduğunu, bu bağlamda raporda belirtilen işçilik alacaklarına hak kazandığını teknik kanaati olarak belirttiğini, tüm dosya kapsamına göre mahkemece;
davacı ile davalı arasında 01/12/2020 tarihli iş sözleşmesi düzenlendiği ve bu sözleşmeye göre davacı 1/a maddesi kapsamında genel müdür olarak istihdam edildiği ve SGK kayıtlarına göre de davacı, davalı iş yerinde (... sicil numaralı) 01/01/2022 tarihinden itibaren bildirimde bulunulmak suretiyle sigortalı olarak çalıştırıldığını, davacı taraf sözleşmenin başlangıç tarihi olan 01/12/2020 ile fesih tarihi olan 18/04/2022 tarihleri arasındaki işçilik haklarını talep ettiğini, şirketin sicil kaydına göre davacının yönetim kurulu üyesi olduğunu, davacı dışında da yönetim kurulu üyelerinin bulunduğu, davacının genel müdür statüsünde görev yaptığını, şirketin yönetim yapısına göre davacının şirket ortağı ve bağımsız hareket eden murahhas üye de olmadığını;
şirketi münhasıran ve münferiden temsil eden kişinin yönetim kurulu başkanı ... olduğunu, dolayısıyla taraflar arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunduğunu ve davacının da davalı iş yerinde iş akdi ile çalıştığını, bu koşullarda davaya bakma görevinin İş Mahkemesine ait olduğunu (İBAM 37.HD 2023/512-2415 E.K sayılı ilamında da belirtildiği üzere), bu nedenlerle davacı tarafından açılan davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, görevli mahkemenin Bakırköy 49. İş Mahkemesi olduğunun tespitine karar vermiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf yoluna başvuran davalı vekili; davacı, müvekkili şirkette emir ve talimat verme yetkisi ile yönetim hakkını haiz genel müdür sıfatıyla ve aynı zamanda şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi olarak hareket ettiğini, taraflar arasında iş ilişkisi bulunmadığını, davacının müvekkili şirketten hiçbir alacağı bulunmadığını, bu sebeplerden dolayı Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğunun tespitine ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel müdür ve yönetim kurulu üyesi sıfatı ile çalıştığını ileri süren davacının ücret ve diğer işçilik alacaklarının davalı şirketten tahsiline ilişkindir. 4857 sayılı İş Kanununun 1. maddesinin 2. fıkrasında, İş Kanununun 4. maddesinde belirtilen istisnalar dışında kalan bütün işyerlerinde, işverenler ile işveren vekillerine ve çalışma şekline bakılmaksızın işçilere bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. Aynı Yasanın 2. maddesinde, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır. Buna göre işçi ve işveren sıfatlarının aynı kişiden birleşmesi mümkün olmaz.
Konuya ilişkin olarak Daireler arasında çıkan uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararda; " Limited şirketler bakımından, tıpkı anonim şirketlerde olduğu gibi, şirkette hizmet sözleşmesi ile görev yapmakta ise de icra (yönetim) yetkisi ile donatılmış kişilerin sorumluluğu, yukarıda açıklandığı gibi, TTK’nda düzenlenmiş olup uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden ve İş Kanunu’ndan doğan bir uyuşmazlık olmadığından iş mahkemeleri görevli olmayıp TTK'nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliği gereği görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir." (Yargıtay 11 HD nin 2021/5943 esas, 2022/2413 karar sayılı uyuşmazlığın giderilmesi ilamı ) Anılan karara göre ;şirkette yönetici sıfatını taşıyan iş akdi ile çalışan yöneticilerin sorumluluğu sözkonusu TTK nın 553.maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemeleri olduğu belirlenmiştir.Buna göre ;
İş Kanunundan doğan haklar sözkonusu olduğun da ise İş mahkemelerinin görevli olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda, davacının 12 Ocak 2021 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı üzere, 20.12.2020 tarihinde yönetim kurulu başkan vekili seçilip,başkan ile birlikte müştereken temsil yetkisi verildiği, 1 ocak 2021 tarihinden 31 aralık 2023 tarihine kadar genel müdür sıfatıyla iş sözleşmesi imzalandığı, aylık 50.000-TL ücret kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacının kıdem tazminatı, ücret alacağı vesair işçilik alacaklarına ilişkin talepte bulunulduğuna göre, davalı ile davacı arasında işçi-işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı, davalının iş akdi ile çalışıp çalışmadığı, uyuşmazlığın varlığı iddia edilen iş sözleşmesi kapsamında olup olmadığını araştırıp değerlendirme görevi iş mahkemesine ait olacağından, verilen karşı görevsizlik kararında isabetsizlik bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle karara karşı istinaf nedeni yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/06/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/42469 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi