6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tüzel kişiliği sona eren/tasfiye halindeki davalıya usulsüz tebligat nedeniyle kaldırma

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/573 E. 2024/835 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Davalı olarak gösterilen tüzel kişilerin ticaret sicil kaydına göre merkez nakli, iflasın kapatılması suretiyle tüzel kişiliğin sona ermesi veya tasfiyeye girmesi hâllerinde, yargılamanın bu durumlara uygun taraf teşkili sağlanmadan (doğru adrese/tasfiye memuruna tebligat yapılmadan) sürdürülmesi usule aykırıdır; taraf ve dava ehliyeti dava şartı olduğundan bu eksiklik istinaf sebebi olarak ileri sürülmese de mahkemece re'sen gözetilir ve kararın kaldırılmasını gerektirir. Ayrıca üst derece mahkemesinin önceki kaldırma ilamında işaret ettiği bir hukuki hususun ilk derece mahkemesince hiç değerlendirilmeden gerekçesiz karar verilmesi de kaldırma nedenidir.

Ele alınan sorunlar

Tüzel kişiliği sona eren davalı şirketlere usulsüz tebligat yapılması nedeniyle taraf teşkilinin sağlanamamış olması → kabul

Gerekçe: Taraf ve dava ehliyeti dava şartı olup davanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Davalı şirketlerden ikisinin merkez nakli yaparak başka bir ticaret siciline tescil edildiği, İstanbul sicil kayıtlarının bu nedenle silindiği hâlde mahkemece tebligatların kısmen doğru (nakil edilen) adrese, kısmen usulsüz olarak sicilden silinen eski İstanbul adresine yapıldığı; ayrıca tasfiye durumu bulunmayan bir şirket yerine benzer unvanlı, tasfiye halindeki ilgisiz bir şirketin tasfiye memuruna tebligat çıkarıldığı, gerekçeli kararın da usulsüz olarak nakil öncesi adreslere ve ilgisiz tasfiye memuruna tebliğ edildiği tespit edilmiştir. İflas kaydı ve iflasın kapatılmasına ilişkin mahkeme ilamı incelendiğinde bu şirketlerin tüzel kişiliğinin sona erdiği anlaşılmıştır. Taraf teşkili sağlanmadan, tüzel kişiliği sona ermiş şirketler hakkında yargılamaya devam edilip karar verilmesi ve kararın da hatalı adreslere tebliğ edilmesi usule aykırıdır. İstinaf sebebi olarak ileri sürülmemiş olsa da, dava açıldığında re'sen gözetilmesi gereken bu taraf teşkili eksikliği BAM'ca re'sen incelenmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tasfiye halindeki davalı şirkete tasfiye memuru yerine ticaret sicil adresine tebligat yapılması → kabul

Gerekçe: Ticaret sicil kayıtlarına göre davalı firmanın tasfiye haline girdiği ve tasfiye memuru atandığı anlaşılmaktadır. Şirketin tasfiye haline girmesi nedeniyle tebligatın tasfiye memuruna yapılması gerekirken, tasfiye memuru adına çıkarılan tebligat iade edilmiş olmasına rağmen mahkemece yeniden tasfiye memuruna tebligat yapılmayarak gerekçeli kararın şirketin ticaret sicil adresine TK'nın 35. maddesine göre tebliği usule aykırıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tüzel kişiliği sona eren şirketler hakkındaki davanın ihya süreci beklenerek ayrı esasa kaydedilmesi gerekliliği → kabul

Gerekçe: Davalı şirketler hakkında açılan davaya devam edilebilmesi için, tasfiye halindeki davalının tasfiye memuruna tebligat yapılması, davacıya iflasın kapatılması nedeniyle tüzel kişiliği sona eren şirketlerin tüzel kişiliğini ihya etmesi için süre verilmesi ve ihya kararının kesinleşmesinden sonra yargılamaya devam edilmesi gerekmektedir. Yargılamanın uzun süredir devam etmekte oluşu ve şirketlerin ihya süreci dikkate alınarak, bu şirketler hakkındaki davanın işbu davadan ayrılarak ayrı bir esasa kaydedilmesinin usul ekonomisine uygun düşeceği gözetilerek ayrılmasına karar verilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Önceki bozma ilamında işaret edilen bedelsizlik definin diğer davalılara ileri sürülüp sürülemeyeceği hususunun gerekçesiz bırakılması → kabul

Gerekçe: Mahkemece verilen ilk hüküm Dairece, TTK 818/1-e maddesi yollamasıyla 687/1 maddesi hükmü uyarınca bedelsizlik definin diğer davalılara karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle kaldırılmış olmasına rağmen, mahkemece bu hususta hiçbir hukuki değerlendirme yapılmadan gerekçesiz olarak karar verilmiş olması doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ticaret sicilinde merkez nakli, iflasın kapatılması veya tasfiyeye girme suretiyle tüzel kişiliği sona eren/değişen davalı şirketlere yapılan tebligatların usulüne uygunluğunun ve taraf teşkilinin re'sen (istinaf sebebi olmasa bile) denetlenmesi gerektiğine ilişkin tespiti bakımından emsal niteliğindedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Taraf ve dava ehliyeti dava şartı olup, davanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir; tüzel kişiliği sona eren davalılar hakkında taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilemez.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taraf teşkili dava şartı tüzel kişiliğin sona ermesi tasfiye memuru tebligat usulü ihya bedelsizlik defi rehin cirosu istinaf incelemesinin kapsamı

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)a-4HMK 353(1)a-6HMK 353(1)-a · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 818/1-eTTK 687/1 · TK — TK 35

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/573

KARAR NO 2024/835

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/12/2023

NUMARASI 2019/105 Esas - 2023/892 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 30/05/2024

Davanın kabulüne ilişkin kararın temlik alan davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı banka tarafından müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 03.09.2015 keşide tarihli 120.000-TL bedelli ve 13.09.2015 keşide tarihli 125.000-TL bedelli çeklere dayalı icra takibi başlatıldığını, çeklerde müvekkili keşideci olup lehtar Libra şirketi tarafından ciro edilen çeklerin son ciranta ... firması tarafından kredi teminatı olarak davalı bankaya rehin cirosu ile verildiğini, müvekkili tarafından davalı ... Tic. Ltd. Şti.’nden sipariş edilen mallara karşılık keşide edilmiş olan çeklerin, malların alınamaması nedeniyle bedelsiz kaldığını, ... şirketi ile ... şirketi grup şirketi olup bedelsiz kalan çekleri diğer davalı ... firmasına ciro ettiklerini, bu şirketin de çekleri bankaya verdiğini, davalı bankanın çekleri kredi teminatı yani rehin olarak aldığını, çekte rehin cirosu batıl olduğundan davalı bankanın çekte yetkili hamil olmadığını ve çekten doğan haklardan yararlanamayacağını, kaldı ki davalı banka ...

şirketine karşı kredi alacağı nedeniyle takip yapabilecek durumda olup, teminat olarak verilen çekleri de tahsil ettiğinde mükerrer tahsilat oluşacağını belirterek, müvekkilinin çekler nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine, çeklerin iptaline, davalı banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı banka vekili; kambiyo senetlerinin illetten mücerret olmaları nedeniyle davacının temel borç ilişkisine dayalı şahsi defilerini ilişkinin tarafı olmayan üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğini, dava konusu çekleri ... firmasının borçlarına mahsuben temlik cirosu ile devralan müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu, bu nedenle temel borç ilişkisi ile ilgili iddiaların müvekkiline karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ile ... firması arasındaki kredi ilişkisinin varlığının, çeklerdeki cironun rehin cirosu olduğunun ispatı olamayacağını, firmanın kredi borçlarının ödenmesi amacıyla çekleri temlik cirosu ile müvekkiline teslim ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalı banka tarafından çekten kaynaklı bir alacağının bulunduğuna dair dosyaya herhangi somut bir delil sunulmadığı, davacı, diğer davalılar ve isticvap davetiyesi ile dinlenilen davalı şirket yetkililerinin birbiri ile ve dosya kapsamı ile uyumlu beyanlarına itibar edilerek, temlik eden bankanın takip ve dava konusu çeklerden kaynaklı bir alacağının bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu çekler nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Temlik alan davalı ... vekili; davaya konu çeklerin temlik eden bankaya temlik cirosu ve beyaz ciro devredildiğinin çek metninden ve cirolardan açıkça anlaşılabileceğini, bankanın çekleri temlik cirosu ile devralan iyi niyetli hamil olması nedeniyle temel borç ilişkisine dayalı iddiaların bankaya veya temlik alan müvekkiline karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ile ... firması arasındaki kredi ilişkisinin varlığının, çeklerdeki cironun rehin cirosu olduğunun ispatı olamayacağını, çeklerin meşru hamili ve hak sahibi olan müvekkilinin bu çeklere dayalı haklarını kullanma yetkisinin olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, bedelsiz olduğu ve bankaya rehin cirosu ile devredildiği ileri sürülen çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince 11.12.2017 tarihli karar ile davanın reddine karar verilmiş olup, kararın davacı vekilince istinafı üzerine Dairemizin 2018/645 esas 2019/126 karar sayılı ilamıyla; davacının bedelsizlik iddiasının ispatı bakımından delil olarak dayanılan 20.10.2015 tarihli protokol başlıklı belgede imzası bulunan davalı ... Tic. Ltd. Şti. yetkilisi/yetkililerinin isticvabı ile sonucuna göre çeklerin bedelsiz olup olmadığının tespiti, ayrıca TTK 818/1-e maddesi yollamasıyla 687/1 maddesi hükmü uyarınca bedelsizlik definin diğer davalılara karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılması gerektiği, bu bakımdan davacının rehin cirosu ile temlik iddiası yönünden temlik eden bankadan çek tevdi bordrosu celp edilerek çeklerin ne şekilde kaydedildiğinin incelenmesi gerektiği, ayrıca yargılamada geçen uzun süre dikkate alınarak banka dışındaki davalı şirketlerin güncel ticaret sicil adresleri araştırılmadan bir karar verilmesinin de doğru görülmediği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına ve dava yeniden görülmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Mahkemece davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtları getirtilmişse de, usulüne uygun olarak taraf teşkilinin sağlanmadığı görülmektedir.

Şöyle ki; davalı şirketlerden ... ve ... unvanlı şirketlerin ticaret sicil kayıtlarına göre her iki şirketin de merkez nakli yaparak 14.09.2015 tarihinde Uşak ticaret siciline tescil edildiği, İstanbul ticaret sicilindeki kayıtlarının bu nedenle silindiği anlaşılmasına rağmen, mahkemece bir kısım tebligatların şirketlerin Uşak adresine, bir kısmının ise usulsüz olarak her iki şirketin de sicilden silinen İstanbul adreslerine yapıldığı, yine yargılama sırasında ... şirketinin tasfiye durumu söz konusu olmamasına rağmen, usulsüz olarak benzer unvanlı tasfiye halindeki şirketin tasfiye memuruna tebligat yapıldığı, gerekçeli kararın da usulsüz olarak şirketlerin nakil öncesi adreslerine ve ilgisiz tasfiye memuruna tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

Ticaret sicil kayıtları ile dosyaya eklenen Uşak ... İcra Dairesinin ... İflas sayılı dosyası içeriğine göre; ... ve ... unvanlı şirketlerin iflasına karar verildiği, iflas kararının kesinleştiği, tasfiyenin tatili kararı sonrasında Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/606 esas 2017/144 karar sayılı ilamıyla iflasın kapatılmasına karar verildiği, bu suretle şirketlerin tüzel kişiliğinin sona ermiş olduğu anlaşılmaktadır. Taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek tüzel kişiliği sona ermiş şirketler hakkında karar verilmesi ve kararın da şirketlerin ticaret sicil adreslerine, üstelik Uşak'a nakil olmasına rağmen nakilden önceki İstanbul adreslerine tebliği de usule aykırıdır. Yine yargılama sırasında davalı ...

firmasına usulüne uygun olarak tebligat yapılmışsa da, alınan ticaret sicil kayıtlarına göre şirketin 12.01.2023 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edilen genel kurul kararı ile tasfiye haline girdiği, ...'ın tasfiye memuru olarak atandığı anlaşılmaktadır. Şirketin tasfiye haline girmesi nedeniyle tebligatın tasfiye memuruna yapılması gerekmekte olup, şirketin tasfiye memuru adına çıkarılan tebligat iade edilmiş olmasına rağmen, mahkemece tasfiye memuruna yeniden tebligat yapılmayarak, gerekçeli kararın şirketin ticaret sicil adresine TK'nın 35. maddesine göre tebliği usule aykırıdır. Taraf ve dava ehliyeti dava şartı olup, davanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekmektedir. İstinaf sebebi olarak ileri sürülmese de, mahkemece dava açıldığında re'sen yapılması gereken taraf teşkilindeki bu eksiklik re'sen incelenmiştir.

Davalı şirketler hakkında açılan davaya devam edilebilmesi için, tasfiye halindeki davalı ... şirketinin tasfiye memuruna tebligat yapılması, davacıya iflasın kapatılması nedeniyle tüzel kişiliği sona eren davalı ... ve ... şirketlerinin tüzel kişiliğini ihya etmek üzere süre verilmesi ve ihya kararının kesinleşmesinden sonra yargılamaya devam edilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte yargılamanın uzun süredir devam etmekte oluşu ve şirketlerin ihya süreci dikkate alınarak, davalı ... ve ...nna şirketleri hakkındaki davanın işbu davadan ayrılarak ayrı bir esasa kaydedilmesinin usul ekonomisine uygun düşeceği gözetilerek, bu şirketler hakkındaki davanın işbu davadan ayrılmasına karar verilmelidir.

Diğer yandan mahkemece verilen ilk hüküm Dairemizce, TTK 818/1-e maddesi yollamasıyla 687/1 maddesi hükmü uyarınca bedelsizlik definin diğer davalılara karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle kaldırılmış olmasına rağmen, mahkemece bu hususta hiç bir hukuki değerlendirme yapılmadan gerekçesiz olarak karar verilmiş olması da doğru değildir.Açıklanan nedenlerle; temlik alan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin, hükmün HMK'nın 353(1)a-4, 6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Temlik alan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2023 Tarih 2019/105 Esas - 2023/892 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)a-4-6 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE" Temlik alan davalı tarafından yatırılan 4.183,99‬-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/05/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/42207 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.