6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Garanti sözleşmesinde ipotek teminatı bulunmaması nedeniyle ihtiyati haciz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/671 E. 2024/898 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İhtiyati hacizdüzelterek yeniden esas hakkında hükümKesin

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)İhtiyati haciz usulü (yaklaşık ispat / teminat / itiraz)

Gerekçe özeti

Yabancılık unsuru taşıyan sözleşmelerde, esas davada yetkisiz olsa bile Türk mahkemeleri geçici hukuki koruma tedbiri niteliğindeki ihtiyati haczi karara bağlayabilir; tarafların yetki anlaşmasıyla esas davadaki yetkiyi kaldırmaları bu sonucu değiştirmez. İpotekle teminat altına alınmış bir borç için ihtiyati haciz istenemez; ancak ipotek akit tablosunda sadece asıl borçlunun borcunun teminat altına alındığına dair ibare varsa ve garanti verenin (kefilden farklı olarak şekil şartına ve limite bağlı olmayan, def'i ve rücu hakkı tanınmayan, bağımsızlık ilkesine tabi) borcu bu ipoteğe dahil edilmemişse, garanti verenin borcu teminatsız kabul edilir ve alacağın yaklaşık ispatı ile vadesinin gelmiş olması koşuluyla garanti veren hakkında ihtiyati haciz kararı verilebilir.

Ele alınan sorunlar

Yabancılık unsuru taşıyan sözleşmede Türk mahkemesinin milletlerarası yetkisi → ret

İddia: İtiraz edenler, Türk mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin Siegburg/Almanya mahkemesi olduğunu, sözleşmenin Alman hukukuna tabi olduğunu ve MÖHUK 24/1 gereği yetkinin de Alman hukukuna göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Milletlerarası yetki dava şartlarından sayılmaz; her devlet kendi mahkemelerinin milletlerarası yetkisini bizzat tayin eder. Türk hukukunda ülke içi yer itibariyle yetki kuralları aynı zamanda milletlerarası yetki kuralları olarak uygulanır; bu nedenle HMK'daki genel/özel yetki halleri ile diğer kanunlardaki özel yetki hükümleri varsa Türk mahkemeleri milletlerarası yetkiye sahiptir. Yetkinin varlığında tarafların Türk vatandaşı veya yabancı olması kural olarak faktör değildir. Cebri icra hukukundan kaynaklanan hususlarda Türk mahkemelerinin ülke içi yetkisi ve buna bağlı milletlerarası yetkisinin varlığını kabul etmek kaçınılmazdır. Türk mahkemelerinin yetkili olduğu hallerde, tarafların yetki anlaşmasıyla Türk mahkemelerinin esas davadaki yetkisini kaldırıp yabancı mahkemeyi yetkili kılmaları, Türk mahkemesinin geçici hukuki koruma tedbiri niteliğindeki ihtiyati haciz kararı vermesine engel değildir. Geçici hukuki koruma kararlarının değerlendirilmesinde esas davadan bağımsız olarak Türk hukuku uygulanır. Bu ilkeler ışığında, esas davada yetkisiz olsalar bile Türk mahkemeleri geçici hukuki koruma tedbirleri açısından yetkilidir; aksi kabul, yabancıların etkin hukuki korumadan yoksun kalması gibi kabul edilemez bir sonuç doğurur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Teminat veren ...'a ait ipoteğin alacağı temin ettiği ve şahsi sorumluluğunun bulunmadığı → ret

Gerekçe: İpotek, ayni sorumluluk doğuran bir güvence olup, alacaklı önce ipotekli taşınmazın değeri üzerinden alacağını elde eder; bu değer yetmezse borçlunun tüm mal varlığına başvurabilir. Teminat veren ...'a ait taşınmaz üzerinde sözleşmede öngörülen borç tutarınca alacaklı lehine ipotek tesis edildiği, sözleşmede ...'ın şahsi sorumluluğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığı anlaşıldığından, bu kişi yönünden ihtiyati haciz kararının kaldırılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Garantörün borcunun ipotekle teminat altına alınıp alınmadığı → kabul

İddia: Alacaklı vekili, ipoteklerin alacağı temin etmediğini, ipotek şerhlerinden önce başka takyidatların bulunduğunu ve sözleşme uyarınca teminat yolunu tüketmenin gerekli olmadığını ileri sürerek ek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: TBK'nın 128. maddesinde düzenlenen üçüncü kişinin fiilini üstlenme ile 581 vd. maddelerinde düzenlenen kefalet sözleşmesinin amacı, asıl borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişilerce alacaklıya şahsi teminat verilmesidir; ancak kefalet yazılı şekle ve sorumluluk limitinin gösterilmesine tabi iken garanti sözleşmesinin geçerliliği herhangi bir şekil şartına bağlı değildir ve limit öngörülmesi gerekmez. Kefil, TBK 591 uyarınca borçluya ait def'ileri alacaklıya karşı ileri sürebilirken garanti sözleşmesinde teminat verene bu hak tanınmamıştır; kefilin ödedikten sonra asıl borçluya yasadan doğan rücu hakkı bulunduğu halde garanti sözleşmesinde teminat verene bu hak tanınmamıştır. TBK 598 gereği kefilin sorumluluğu asıl borcun geçerliliğine ve devamına bağlıyken, üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğindeki garanti sözleşmesi bağımsızlık ilkesi gereği bu koşullara bağlı değildir; bu farklılıklar nedeniyle garanti verenin sorumluluğu kefil sorumluluğundan daha ağır koşullara tabidir. TBK 586/1 uyarınca müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına giren kefile karşı alacaklının borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden başvurabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekirken, garanti veren sıfatını taşıyan kişiye başvurulabilmesi bu koşullara bağlı değildir. Somut olayda teminat veren ve asıl borçluya ait taşınmazlar üzerine ipotekler tesis edilmişse de, ipotek akit tablolarının incelenmesinde tüm ipoteklerin asıl borçlunun borcunu teminat altına aldığı, garanti verenin borcunu kapsadığına ilişkin bir ibare bulunmadığı anlaşılmaktadır; dolayısıyla garantörün borcu ipotekle teminat altında değildir. Bu durumda alacağın varlığı yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmış, alacağın vadesi gelmiş ve garantörün borcu rehinle temin edilmemiş olduğundan, garantör yönünden ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Karar, yabancılık unsuru taşıyan sözleşmelerde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin esas davadan bağımsız olarak geçici hukuki koruma tedbirleri (ihtiyati haciz) açısından değerlendirilmesi gerektiği yönünde ve kefalet ile garanti sözleşmesi arasındaki farkların (şekil şartı, def'i, rücu, bağımsızlık ilkesi) ipotekle teminat kapsamının belirlenmesinde uygulanması yönünde bölgesel ikna edici değer taşımaktadır.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Yabancılık unsuru taşıyan sözleşmelerden doğan ihtiyati haciz taleplerinde, esas davada yetkisiz olan Türk mahkemeleri, cebri icra hukukundan kaynaklanan yetkilerine bağlı olarak geçici hukuki koruma tedbiri niteliğindeki ihtiyati haciz konusunda milletlerarası yetkiye sahiptir; tarafların yetki anlaşmasıyla esas davada Türk mahkemelerinin yetkisini kaldırmaları bu yetkiyi ortadan kaldırmaz.
Dava şartı
Milletlerarası yetki dava şartlarından sayılmaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati haciz milletlerarası yetki yetki anlaşması geçici hukuki koruma ipotek kefalet sözleşmesi garanti sözleşmesi müteselsil borçluluk yaklaşık ispat

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 38İİK 257 · 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) — MÖHUK 24/1 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 128TBK 581TBK 586/1TBK 591TBK 598 · Alman MK — Alman MK 364/2Alman MK 781 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/671

KARAR NO 2024/898

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/02/2024 (Ek Karar)

NUMARASI 2023/442 D.İş 2023/446 Karar

TALEP İhtiyati Haciz

İSTİNAF KARAR TARİHİ 05/06/2024

İhtiyati hacze itirazın kabulüne ilişkin ek kararın alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TALEP

İhtiyati haciz talep eden vekili; müvekkili ile karşı taraf arasında 31.05.2022 tarihli Köln Noterliğinde resen düzenleme şeklinde sözleşme akdedildiğini, işbu sözleşme içeriğine göre müvekkilinin ... Şirketine 799.915-Euro borç verdiğini, ... şirketindeki hisselerinin bir kısmını ... 390.000-Euro ödeme vaadi ile ve ayrıca şirket hisselerinin bir kısmını ise ...'e 110.000-Euro ödeme vaadi ile devrettiğini, 799.915-Euro'nun müvekkiline geri ödeme tarihi en geç 15.09.2022 olup, yine 390.000-Euro ile 110.000-Euro'nun (hisse satış bedelleri) müvekkiline ödeme tarihlerinin ise en geç 15.09.2022 tarihi olduğunu, müvekkiline kayıtsız ve şartsız borç ikrarı ile ödenmesi gereken ve temeli ticari iş niteliğinde olan toplam 1.299.915-Euro müvekkiline ödenmediği gibi, müvekkilinin bu yöndeki taleplerinin sorumlular tarafından hiçbir şekilde dikkate alınmadığını ve bu güne kadar da müvekkiline bir ödeme yapılmadığını, söz konusu bedellerin müvekkiline ödenmesi hususunda diğer sorumlularla birlikte garantör olarak belirtilen ...

ile ...'ın da müteselsilen sorumlu olduklarını, sorumluların borç ikrarlarını miktar, vade, nitelik belirtmek suretiyle açık ve koşulsuz olarak yaptıklarının Köln Asliye Hukuk Mahkemesi Başkanınca da imzalanarak onanmış resen düzenleme şeklindeki Noter sözleşmesi (icra edilebilir ilam) ile ortada olduğunu, işbu sözleşme Alman yasaları gereği ilam niteliğinde olduğu gibi, İİK'nın 38. maddesi uyarınca da ilam hükmünde olduğunu, alınan duyuma göre borçluların Türkiye'de mal kaçırma faaliyeti içinde olduğunu belirterek, İİK'nın 257. maddesi gereğince borçlular ... ve ...'ın 1.299.915-Euro borcuna yetecek miktarda menkul ile gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslarda olan hak ve alacaklarının haczi caiz olan kısmının teminatsız olarak ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; talebin dayanağı belge asılları ile talep edenin onayladığı aslına uygun suretlerinin incelenmesi sonucunda, borcun rehinle temin edilmediği, vadesinin geçtiği ve ödenmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, talebin kabulü ile alacağın %15'i oranında teminat karşılığında borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının alacağa yetecek kadar kısmının ihtiyaten haczine karar verilmiştir.

İTİRAZ

İhtiyati hacze itiraz edenler vekili; ihtiyati haciz yetkisiz mahkemeden talep edildiği gibi alacağın da ipotekle teminat altına alındığını, ipotekle teminat altına alınmış olan alacak hakkında ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, mahkeme yetkisiz olup yetkili mahkemenin Siegburg Almanya mahkemesi olduğunu, talepte bulunan ve müvekkillerinin uzun yıllardır Almanya'da mukim olduklarını, somut olaydaki akdi ve ticari ilişkinin de bütünüyle Almanya'ya münhasır olduğunu, sözleşmenin ifa yerinin Almanya olduğunu, tarafların Almanya merkezli ... şirketine ortak olduklarını, bu şirketin genel kurul kararı ile yine Almanya merkezli ... şirketine ödünç para verildiğini, bu şirketin mülkiyetindeki Lannesdorf ve Muffendorf bölgelerindeki 2 adet gayrimenkul üzerine alacaklı lehine ipotek tesis edildiğini, sözleşmede açıkça sözleşmenin Alman kanunlarına tabi olduğunun belirtildiğini, MÖHUK'un 24/1 maddesi gereğince sözleşmeden doğan borç ilişkilerinin tarafların açıkça seçtiği hukuka tabi olduğunu, dolaysıyla yetkili mahkemenin tespitinde de Alman Medeni Yargılama Usulü Kanunu hükümlerinin geçerli olduğunu, bu kanun gereğince de taraflar Almanya'da mukim olduğundan mahkemenin açıkça yetkisiz olduğunu, HMK hükümlerine göre de müvekkillerinin yerleşim yeri ve sözleşmenin ifa yeri Almanya olduğundan mahkemenin yetkisiz olduğunu, yine ipotekle ilgili davalar bakımından kesin yetki kuralı Alman mahkemelerinin yetkili olduğunu, alacağın ipotekle teminat altına alındığını, sözleşmeye göre Almanya'nın Lannesdorf ve Muffendorf bölgelerinde bulunan 2 adet taşınmaz üzerine davacı lehine ipotek tesis edildiğini, tüm ipotek kayıtlarında sözleşmeye atıfta bulunulduğunu, alacak şarta bağlı olup yargılamayı gerektiren bir ihtilaf bulunduğunu, bu nedenle ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmediğini, sözleşmede onay işlemlerinin bulunmadığını, Almanya'da gerçkleşen olaylar nedeniyle Almanya'da mukim müvekkillerine karşı Türkiye'de ihtiyati haciz talep edilmesinin Alman hukuku bakımından geçersiz olduğunu belirterek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

EK KARAR

Mahkemece; taraflar arasında 31/05/2022 tarihinde Almanya'da bulunan Noterde düzenlenen sözleşme akdedildiği, sözleşmenin tercümesine göre; satıcı'nın satın alan 1'den 390.000-Avro ve satın alan 2'den 110.000-Avro satın alma bedelleri ile ilgili alacak talebinin güvence altına alınması için ve yanı sıra ... şirketine borç olarak verdiği 799.915-Avronun geri ödenmesi talebinin de güvence altına alınması için, yani toplam 1.299.915-Avro tutarındaki alacak talebinin güvence altına alınması hususunda teminat veren, satın alan 1, satın alan 2 ve garantörün borçlarını kabul ettikleri, teminat veren ...'ın Uckendorf tapu sicilinde ... nolu sayfada bulunan mülk üzerine ... adına tutarı 1.299.915-Avro olan devredilemez, koşullu bir ipotek tesis edeceğinin belirtildiği, taraflarca akdedilen 31/05/2022 tarihli sözleşme uyarınca 1.299.915-Avro tutarındaki alacağın Uckendorf tapu sicilinde kayıtlı bulunan bir taşınmaza ipotek verilmesi suretiyle teminat altına alındığı, yargılamayı gerektirir mahiyette olması sebebiyle teminatın alacağı karşılamadığına ilişkin iddiaya itibar edilmediği gerekçesiyle, itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili; müvekkili ile karşı taraf arasında akdedilen 31.05.2022 tarihli sözleşmenin noterde resen düzenleme şeklinde akdedildiğini, sözleşmenin yetkili makamlarca onaylandığını ve apostil tasdik şerhini de içerdiğini, sözleşme içeriğine göre müvekkilinin ... şirketine 799.915-Euro borç verdiğini, ... şirketindeki hisselerinin bir kısmını ... 390.000-Euro ödeme vaadi ile bir kısmını ise ...'e 110.000-Euro ödeme vaadi ile devrettiğini, 799.915-Euro'nun müvekkiline geri ödeme tarihi ile 390.000-Euro ile 110.000-Euro'nun (hisse satış bedelleri) ödeme tarihlerinin de en geç 15.09.2022 tarihi olduğunu, müvekkiline kayıtsız ve şartsız borç ikrarı ile ödenmesi gereken ve temeli ticari iş niteliğinde olan toplam 1.299.915-Euro'nun talebine rağmen bu güne kadar müvekkiline ödenmediğini, söz konusu bedellerin müvekkiline ödenmesi hususunda diğer sorumlularla birlikte garantör olarak belirtilen ...

ile ...'ın da müteselsilen sorumlu olduklarını, sorumluların borç ikrarlarını miktar, vade, nitelik belirtmek suretiyle açık ve koşulsuz olarak yaptıklarının, Köln Asliye Hukuk Mahkemesi başkanınca da imzalanarak onanmış resen düzenleme şeklindeki noter sözleşmesi ile ortada olduğunu, karşı tarafın teminat iddiasının yerinde olmadığını, tercüme evraklarından anlaşılacağı üzere ipotek bulunan taşınmazların kaydında, ipotek şerhinden önce bir çok ipotek ve takyidat bulunduğunu, bu nedenle ipoteklerin müvekkilinin alacağını temin edemeyeceğini, kaldı ki sözleşmenin C bölümü 5. maddesine göre ihtiyati haciz yoluna başvurabilmek için teminat yolunu tüketmenin gerekli olmadığını belirterek, mahkeme ek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Talep, ihtiyati haciz kararına itiraza ilişkindir. Somut olayda; ihtiyati haciz talep eden satıcı alacaklı ile kendi adına şahsen ve alıcılar ... şirketi ve ... ile teminat veren ... adına vekaleten ... arasında Köln noterliğinde düzenleme şeklinde 31.05.2022 tarihli sözleşme akdedildiği, sözleşmede ...'in satıcı, ... şirketi ile ...'in alıcı, ...'ın garantör ve ...'ın teminat veren olarak yer aldıkları, sözleşmede; satıcı alacaklı ...'in ... şirketine 799.915-Euro borç verdiğinin, ayrıca ... şirketindeki hisselerinin bir kısmını ... 390.000-Euro bedelle, bir kısmını da ...'e 110.000-Euro bedelle devrettiğinin, 799.915-Euro borç, 390.000-Euro ile 110.000-Euro hisse devir bedellerinin ödeme tarihlerinin en geç 15.09.2022 olduğunun, sözleşmenin Almanya kanunlarına tabi olduğunun, teminat veren, satın alanlar ve garantörün birlikte borçlu olarak toplam 1.299.915-Euro alacağı 16.09.2022 tarihinden itibaren kanuni taban faiz oranının 9 puan üzerinde faiz uygulanması koşuluyla borçlu olduklarını ve alacaklıya ödemeyi taahhüt ettiklerinin, bu borç kabullerinin alacaklıya karşı müşterek ve müteselsilen sorumlu olarak ifa yerine (Alman MK madde 364/2) değil, bağımsız olarak ve yalnızca ifa amacıyla yükümlülük tesis ettiğinin (Alman MK madde 781), teminat veren, satın alanlar ve garantörün birlikte borçlu olarak toplam 16.09.2022 tarihinden itibaren 1.299.915-Euro alacağı faizi ile birlikte ödeme yükümlülükleri olması nedeniyle, müteselsil borçlular olarak bu belge uyarınca tüm mal varlıklarına derhal cebri icra uygulanabileceği yolunu kabul ettiklerinin, teminat veren ...'a ait Uckendorf bölgesinde bulunan 1187 parsel sayılı taşınmaz üzerinde alacaklı adına tutarı 1.299.915-Euro olan devredilemez, koşullu bir ipotek tesis edileceğinin hüküm altına alındığı, sunulan tapu ve ipotek belgelerine göre, sözleşmede satın alan olarak taraf bulunan ...

şirketine ait Lannesdorf tapu sicilinin 10503 sayfasında kayıtlı taşınmaz ile ... tapu sicilinin ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... sırasında kayıtlı taşınmazlar üzerine dayanak sözleşmeye atıfla sırasıyla 46.425,53-Euro, 23.212,77-Euro, 23.212,77-Euro, 23.212,77-Euro, 23.212,77-Euro, 46.425,53-Euro ve 46.425,53-Euro tutarlı ipotekler tesis edildiği, ... ve ... şirketine ait ipotek tesis edilen taşınmazların tapu kaydında alacaklı lehine verilen ipotekler öncesinde başkaca ipotek şerhlerinin de bulunduğu anlaşılmaktadır. İtiraz edenler vekilince; somut olayda Türk mahkemeleri yetkisiz olup, yetkili mahkemenin Siegburg/Almanya mahkemelerinin yetkili olduğu ileri sürülmüştür. Bu durumda açıkça yabancılık unsuru içeren sözleşmeye dayalı ihtiyati haciz istemi bakımından Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.

Milletlerarası yetki dava şartlarından sayılmamakta olup, her devlet mahkemelerinin milletlerarası yetkisini bizzat tayin eder. Hukukumuzda ülke içi yer itibariyle yetki kuralları, aynı zamanda milletlerarası yetki kuralları olarak uygulanır. Bu nedenle HMK'da yer alan genel ve özel yetki halleri ile diğer kanunlarda belirtilen özel yetki hükümleri bulunan durumlarda, Türk Mahkemeleri milletlerarası yetkiye sahiptir. Yetkinin varlığında, davanın taraflarının Türk vatandaşı veya yabancı olması kural olarak bir faktör olarak alınmaz. Ayrıca cebri icra hukukundan kaynaklanan hususlarda Türk mahkemelerinin ülke içi yetkisinin ve ona bağlı olarak milletlerarası yetkisinin varlığını kabul etmek kaçınılmazdır.

Türk Mahkemelerinin yetkili olduğu hallerde, tarafların yetki anlaşması ile Türk mahkemelerinin yetkisini kaldırarak yabancı bir ülke mahkemesini yetkili olarak kabul etmeleri de Türk mahkemesinin geçici koruma tedbiri olan ihtiyati haciz kararı vermesine engel değildir (Yargıtay 11. HD'nin 2013/2635 esas 2013/5653 karar sayılı, Yargıtay 19. HD'nin 2008/5052 esas 2008/6508 karar sayılı ilamları). Bu nedenle somut olayda itiraz edenler vekilinin Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisine yönelik itirazı yerinde görülmemiştir. Buna bağlı olarak geçici hukuki koruma kararlarının değerlendirilmesinde esas davadan bağımsız olarak Türk Hukuku'nun uygulanması gerekir. Yargıtay kapatılan 19 HD nin

2008/5052 Esas 2008/6508 Karar sayılı 12.06.2008 günlü kararın da açıklandığı üzere "Yabancılık unsuru taşıyan milletlerarası sözleşmelerde de bu anlayışın, yerel hukukî korumanın gerektirdiği hallerde geçerli olacağı şüphesizdir... Yetki sözleşmesi ile Türk Mahkemelerinin esas davadaki yetkisinin kaldırılmış olması Türk mahkemesinin geçici hukukî himaye tedbiri olan ihtiyati haciz kararı vermesine engel değildir. Aksi bir görüşün kabulü hâlinde yabancıların etkin hukukî korumadan yoksun kalmaları gibi kabul edilmesi mümkün olmayan bir sonuç doğar. Şahıs veya malvarlığı tehdit edilen kişilerin hukukî korumadan yararlanmamaları medeni milletlerin temel hukuk anlayışlarına aykırıdır. Toplum hayatının temel kuralları ve yabancıların haklarına saygı, esas davada yetkisiz olsalar bile geçici hukukî koruma tedbirleri söz konusu olduğunda mahkemeleri bu konuda yetkili kılmaktadır (İhtiyati tedbirlere ilişkin benzer açıklamalar için bkz.

Ekşi, N.: Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi, İstanbul 2000, s.229). 1982 Anayasasının 2’nci maddesindeki “hukuk devleti” ilkesi ile güvence altına alınan, “bireylere etkin hukukî güvenlik sağlanması” esası, ...’nin aradığı belli şartların gerçekleşmesi hâlinde esas davada yetkili olmayan Türk Mahkemesi tarafından da dikkate alınmak zorundadır (İhtiyati tedbirlere ilişkin benzer açıklamalar için bkz. Şanlı, C. Uluslararası Ticari Akitlerin Hazırlanması ve Çözüm Yolları, İstanbul 2005, s.179-183). Bu açıklamalar çerçevesinde yerel Ticaret Mahkemesinin, Bankanın Türkiye’de ihtiyati haciz talep etmeye hakkı olduğu ve söz konusu ihtiyati haciz talebine ilişkin olarak İcra ve İflâs Kanunu'nun uygulanması yönündeki değerlendirmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.

"denilmiştir. Sözleşmede ... teminat veren olarak yer almaktadır. Buna göre teminat veren ...'a ait Uckendorf bölgesinde bulunan ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde alacaklı lehine tutarı 1.299.915-Euro olan devredilemez, koşullu bir ipotek tesis edileceği hüküm altına alınmıştır. Sunulan tapu ve ipotek belgelerine göre de ... adına kayıtlı taşınmaz üzerine sözleşmede öngörülen borç tutarınca alacaklı lehine ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır. İpotek, ayni sorumluluk doğuran güvence olup, bir alacağın güvencesi olarak taşınmazın karşılık gösterilmesi, diğer bir deyişle, bir taşınmazın bir borcun güvencesine özgülenmesi demektir. Burada alacaklı, alacağını ilk önce taşınmazın değeri üzerinden elde eder.

Eğer ipotekli taşınmazın bu değeri alacağın ödenmesine yetmezse, alacaklının borçlunun mal varlığının tamamına başvurma hakkı vardır. Somut olayda sözleşmede ...'ın şahsi sorumluluğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığı da dikkate alındığında, ... yönünden mahkemece ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. ... ise sözleşmede garantör olarak yer almaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 128. maddesinde düzenlenmiş olan üçüncü kişinin fiilini üstlenme ile 581 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan kefalet sözleşmesinin temel amacı, esas itibariyle asıl borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişilerce, alacaklıya şahsi teminat (güvence) verilmesidir. Ancak kefalet sözleşmesi yazılı şekil şartına tabi ve kefilin sorumlu olacağı tutarın gösterilmesi gerekmekte iken, garanti sözleşmesinin geçerliliği herhangi bir şekil şartına tabi tutulmadığı gibi verilen garantinin belirli bir limite bağlanması da öngörülmemiştir.

Diğer yandan kefalette TBK'nın 591. maddesi hükmü uyarınca kefil, borçluya ait defileri alacaklıya karşı ileri sürebilme hakkına sahipken, garanti sözleşmesinde teminat veren kişiye bu hak tanınmış değildir. Ayrıca kefilin kefaletten doğan borcunu ödedikten sonra asıl borçluya yasadan doğan rücu hakkı bulunduğu halde, garanti sözleşmesinde teminat verene bu hak tanınmamıştır. Nihayet TBK'nın 598. maddesi gereğince kefalette, kefilin sorumluluğu asıl borcun geçerli oluşuna ve devamına bağlı iken, bir tür üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğini taşıyan garanti sözleşmesi, bağımsızlık ilkesi gereğince bu koşullara Bu farklılıklar nedeniyle garanti verenin sorumluluğu, kefalet verenin sorumluluğundan çok daha ağır koşullara tabi tutulmuştur.

TBK'nın 586/1. maddesinde; ''Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girmeyi kabul etmiş ise alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir'' şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda ise ... sözleşmede kefil olmayıp garanti veren sıfatını taşıdığından, alacaklının bu borçluya başvurabilmesi, anılan koşulların varlığına bağlı değildir. Teminat veren ... ile asıl borçlu ... şirketine ait taşınmazlar üzerine alacaklı lehine ipotekler tesis edilmişse de, ipotek akit tablolarının incelenmesinde, tüm ipoteklerin asıl borçlunun borcunu teminat altına aldığı, ipotek akit tablolarında garanti verenin borcunu kapsadığına, teminat altına aldığına ilişkin bir ibare bulunmadığı, dolayısıyla garantörün borcunun teminat altında olmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda somut olayda alacağın varlığı yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmış olup, alacağın vadesinin geldiği ve garantörün borcunun rehinle de temin edilmediği görülmekle, mahkemece garantör ... yönünden ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; borçlulardan ... yönünden ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ek kararın kaldırılarak, borçlulardan ... yönünden verilen itirazın reddine "borçlu ...

yönünden ihtiyati haciz kararına itirazın reddine" karar verilmiştir.

KARAR

Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/442 D.İş - 2023/446 Karar 08/02/2024 tarihli ek kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "İhtiyati hacze itiraz eden ... yönünden İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/442 D.İş - 2023/446 Karar sayılı 07/12/2023 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, İhtiyati hacze itiraz eden ...'ın ihtiyati haciz kararına itirazının reddine," İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "5.900-TL vekalet ücretinin alacaklıdan alınarak itiraz eden borçlu ...'a verilmesine, 5.900-TL vekalet ücretinin ihtiyati hacze itiraz eden ...'dan alınarak alacaklıya verilmesine" Yatırılan 427,60-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde alacaklıya iadesine, Alacaklı tarafından yapılan 210-TL yargı giderinin borçlu ...'dan alınarak alacaklıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

05/06/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/42122 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.