Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/7027 E. 2018/964 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözlü yargılama↗ tebligat kanunu m.35↗ tahkikat↗ yokluk↗ savunma hakkı↗ ön inceleme duruşması↗ muvafakat↗ ihtar↗ tebligat↗ sulh↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hükümsüzlüğü istenen markanın tescil edildiği 04.02.2009 tarihinden itibaren dava tarihi olan 11.04.2014 tarihine kadar 556 sayılı KHK'nin 14. maddesi uyarınca kullanıldığının davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2007/55937 sayılı markanın kullanılmaması sebebiyle 556 sayılı KHK'nin 14. maddesi uyarınca iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 10. maddesinde tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği, aynı kanunun 35/4. maddesinde de tüzel kişiler yönünden tebligat yapılacak adresin resmi kayıtlarda görünen adres olduğu belirtilmiştir. Yine, 6100 sayılı HMK'nin 139. maddesi, "Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. Çıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara sulh için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca ihtar edilir." şeklinde, 186. maddesi de "Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir." şeklinde düzenlenmiştir.
.../...
TC Anayasasının 36. ve 6100 sayılı HMK’nin 27. maddelerinde, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu itibarla kişinin kendisinden habersiz olarak yargılama yapılarak karar verilmesi kural olarak mümkün değildir.
Somut olayda, dava dilekçesi davalının, davacı tarafından bildirilen ve .... kayıtlarında görünen adresine gönderilmişse de, tebliğ alındısı üzerinde herhangi bir isme ve unvana yer verilmemiş, sadece tebligat yapılan kişinin imzası alınmakla yetinilmiştir. Bu durumda, davalı şirkete yapılan tebligat usulüne uygun olmadığından taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemeyecektir. Ayrıca, her ne kadar ön inceleme duruşmasının davalıya bildirilmesi için tebligat evrakı hazırlanmışsa da bunun davalıya tebliğ edildiğine ilişkin dosyada bir belge bulunmadığı gibi mahkemece sözlü yargılama için gün tayin edilip davalıya davetiye gönderilmemiştir. HMK'nin 139. ve 186. maddeleri uyarınca ön inceleme duruşmasının davalıya bildirilmemesi ve sözlü yargılama için gün tayin edilip davalının davet edilmemesi davalının savunma hakkını kısıtlar niteliktedir. Bu durumda mahkemece, yargılama sırasında usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanması ve davalı tarafa savunma hakkı tanınmasından sonra işin esasına girilip, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmeiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14181 E. 2015/10401 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · savunma hakkı
İncelediğiniz karardaÇıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara «sulh» için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun «muvafakati» olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca «ihtar» edilir." şeklinde, 186. maddesi de "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
HMK'nin 139. ve 186. maddeleri uyarınca ön «inceleme duruşmasının» davalıya bildirilmemesi ve «sözlü yargılama» için gün tayin edilip davalının davet edilmemesi davalının «savunma hakkını» kısıtlar niteliktedir.
Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususu bildirilir." şeklinde düzenlenmiştir. .../...
Benzer bu karardaDava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nun 186. maddesinde mahkemenin, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olunacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği ve taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususunun bildirileceği düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 186. maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Somut uyuşmazlıkta 19.03.2014 tarihli celsede davacı «bono» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasını talep etmiş, mahkemece bu konuda ayrıca bir karar verilmeden ve «tahkikatın» bittiği açıklanarak «sözlü yargılama» için ayrı bir gün tayin edilmeden davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · tanık delili · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · borçlu olunmadığının tespiti · kısıtlılık · bono
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK'nun 186. maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının takibe konu ettiği «bono» altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça kendisi tarafından boş olarak şirkete bırakılan belgenin davalı tarafından doldurulduğu ileri sürülmüş ve bu hususun ispatı için «tanık deliline» dayanılmış ise de bu iddianın ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, davacının bu nitelikte bir delile dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «bono» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Anayasa'nın 36. maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16460 E. 2015/5503 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · savunma hakkı
İncelediğiniz karardaÇıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara «sulh» için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun «muvafakati» olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca «ihtar» edilir." şeklinde, 186. maddesi de "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
HMK'nin 139. ve 186. maddeleri uyarınca ön «inceleme duruşmasının» davalıya bildirilmemesi ve «sözlü yargılama» için gün tayin edilip davalının davet edilmemesi davalının «savunma hakkını» kısıtlar niteliktedir.
Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususu bildirilir." şeklinde düzenlenmiştir. .../...
Benzer bu kararda1- Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186'ıncı maddesinde mahkemenin, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği ve taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususunun bildirileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta 6100 sayılı HMK'nın 186'ıncı maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · kısıtlılık · derdestlik · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta 6100 sayılı HMK'nın 186'ıncı maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
… ia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında görülen davaların ... kararının iptali ve hükümsüzlük davası olması sebebiyle «derdestlik» itirazının yerinde olmadığı, tecavüz eyleminin internet sitesinde işlenmiş olması sebebiyle 556 sayılı KHK'nın 63/1. maddesi uyarınca mahkemenin yetkili olduğu, davalının internet sitesinde akışkan transferlerinde kullanılan endüstriyel ürünleri tanıtarak ve satarak markasını tescil kapsamı dışında 35. sınıf hizmetlerde kullanıp davacının markalarına tecavüzde bulunduğu, yine davacının "..." ibaresini ticaret ünvanını aşacak şekilde internet sitesinde markasal olarak kullanarak davacının markasına tecavüzde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının «haksız rekabet» yaptığının tespitine ve tecavüzün önlenmesine karar verilmiştir.
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17206 E. 2014/5723 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · savunma hakkı
İncelediğiniz karardaÇıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara «sulh» için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun «muvafakati» olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca «ihtar» edilir." şeklinde, 186. maddesi de "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
HMK'nin 139. ve 186. maddeleri uyarınca ön «inceleme duruşmasının» davalıya bildirilmemesi ve «sözlü yargılama» için gün tayin edilip davalının davet edilmemesi davalının «savunma hakkını» kısıtlar niteliktedir.
Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususu bildirilir." şeklinde düzenlenmiştir. .../...
Benzer bu kararda1- Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186'ıncı maddesinde mahkemenin, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği ve taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususunun bildirileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta 6100 sayılı HMK'nın 186'ıncı maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · ödeme planı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · kısıtlılık · rücu · protokol
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta 6100 sayılı HMK'nın 186'ıncı maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Şti.'nin ortağı iken hisselerini 12.05.2006 tarihinde davalılara devir ettiği, taraflar arasında «protokol» düzenlendiği, şirketin SGK ve vergi dairesine olan borçlarının 6111 sayılı Yasa'nın 2 nci maddesi gereğince taksitlendirilerek «ödeme planına» bağlandığı, davacının 50.577,77 TL SGK ve vergi ödemesi yaptığı, İTO'ya ise 1.021,38 TL aidat ödediği, davacının hisselerini devrinden sonra yaptığı ödemelerden dolayı şirket ortakları olan davalılara «rücu» edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibe itirazların 51.599,15 TL kısım yönünden iptaline, takibin bu miktar ve «asıl alacak» ile takip tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» yönünden devamına, asıl alacak miktarı üzerinden %40 oranında «inkar tazminatının» davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/406 E. 2015/4915 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · savunma hakkı
İncelediğiniz karardaÇıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara «sulh» için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun «muvafakati» olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca «ihtar» edilir." şeklinde, 186. maddesi de "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
HMK'nin 139. ve 186. maddeleri uyarınca ön «inceleme duruşmasının» davalıya bildirilmemesi ve «sözlü yargılama» için gün tayin edilip davalının davet edilmemesi davalının «savunma hakkını» kısıtlar niteliktedir.
Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususu bildirilir." şeklinde düzenlenmiştir. .../...
Benzer bu kararda1- Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186'ncı maddesinde mahkemenin, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği ve taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususunun bildirileceği düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 186'ıncı maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Somut uyuşmazlıkta 28.10.2014 tarihli celsede verilen «ara» karar ile davalı vekili tarafından sunulan «mazeret» reddedilmiş, aynı celsede «tahkikat» aşaması bitirilerek sözlü aşamaya geçilmiş ve yukarıda özetlendiği şekilde hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · mazeret · savunma hakkının kısıtlanması · kısıtlılık · ara karar · avans faizi
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK'nın 186'ıncı maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Somut uyuşmazlıkta 28.10.2014 tarihli celsede verilen «ara» karar ile davalı vekili tarafından sunulan «mazeret» reddedilmiş, aynı celsede «tahkikat» aşaması bitirilerek sözlü aşamaya geçilmiş ve yukarıda özetlendiği şekilde hüküm kurulmuştur.
Mahkemece, markaya tecavüz yolundaki istekler konusuz kaldığından bu isteklerle ilgili esasa ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına», davacının itibarı tazminat istemi yönünden ise davalının kendine ait internet sitesinde ''...'' ibaresini kullandığı, herhangi bir arama motorundan ''...'' ibaresi aranınca, ilgililerin karşısına davalıya ait internet sitesinin çıktığı, dolayısıyla ''...'' ile ilgili araştırma yapan tüketicilerin karşısına başka bir adres ve sitenin çıkmasının, tüketiciler nezninde davacıya olan güveni zedeleyeceği, davacı markasının özel ve özgün olmadığı, başkaları tarafından da kullanıldığı, belki de davacının başkalarından «iltibas» yoluna gittiği şeklinde algıların oluşmasına sebebiyet verebileceği, uygun olmayan kullanma koşulunun gerçekleştiği gerekçesi ile, talebin kabulü ile 10.000 TL itibari tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5526 E. 2016/2242 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · savunma hakkı
İncelediğiniz karardaÇıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara «sulh» için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun «muvafakati» olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca «ihtar» edilir." şeklinde, 186. maddesi de "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
HMK'nin 139. ve 186. maddeleri uyarınca ön «inceleme duruşmasının» davalıya bildirilmemesi ve «sözlü yargılama» için gün tayin edilip davalının davet edilmemesi davalının «savunma hakkını» kısıtlar niteliktedir.
Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususu bildirilir." şeklinde düzenlenmiştir. .../...
Benzer bu karardaKarar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesinde mahkemenin, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olunacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği ve taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususunun bildirileceği düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 186. maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Somut uyuşmazlıkta 21.10.2014 tarihli celsede davacı vekili yeniden «bilirkişi incelemesi» yapılmasını, bu talep kabul görmezse davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili ise davanın reddine karar verilmesini istemiş, mahkemece davacının talebi için ayrıca bir karar verilmeden ve yargılamanın bittiği açıklanarak «sözlü yargılama» için ayrı bir gün tayin edilmeden davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · ticaret sicili tescili · kısıtlılık · ticaret unvanı · kâr kaybı
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK'nun 186. maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
… i, 9. sınıfta belirtilen mal ve hizmetler arasında yazılım konusu ile ilgili net belirleme mevcut olmasa dahi, davalının ..... esaslı unsurlu ibare ile 1992 yılında «ticaret siciline tescil» edildiği ve iştigal alanında da bilişim ve yazılımla ilgili faaliyetlerin mevcut olduğu, davalının gösterdiği bu faaliyetleri ile ilgili yazılım alanında ..... ibaresi üzerinde öncelikli kullanım hakkına sahip olduğu, tescilli ibarelere dayalı kullanım sebebiyle de kötü niyetli olarak addedilemeyeceği, 186577 sayılı marka yönünden davacının 5 yıllık süre içerisinde hükümsüzlük davası açmadığından sessiz kalma yoluyla, yine «ticaret unvanını» 5 yıllık süre içerisinde terkinini istemediğinden, sessiz kalma suretiyle hak «kaybına» uğradığı, davalının gerek tescilli markasındaki ibareyi, gerekse ticaret unvanındaki markayı unvan doğrultusunda ve markasal kullanımı yasal zeminde olduğundan «haksız rekabet» oluşturmayacağı gibi, markadaki esaslı unsur niteliğindeki ..... ibaresini web sitesi alan adı olarak kullanmasının da hukuka aykırılık oluşturmadığı ve davacı yan …
Anayasa'nın 36. maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı, «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5359 E. 2016/2227 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat · yokluk · savunma hakkı
İncelediğiniz karardaÇıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara «sulh» için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun «muvafakati» olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca «ihtar» edilir." şeklinde, 186. maddesi de "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
HMK'nin 139. ve 186. maddeleri uyarınca ön «inceleme duruşmasının» davalıya bildirilmemesi ve «sözlü yargılama» için gün tayin edilip davalının davet edilmemesi davalının «savunma hakkını» kısıtlar niteliktedir.
Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususu bildirilir." şeklinde düzenlenmiştir. .../...
Benzer bu karardaKarar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesinde mahkemenin, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olunacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği ve taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususunun bildirileceği düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 186. maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Somut uyuşmazlıkta 06.11.2014 tarihli celsede bilirkişi raporuna karşı davacı vekilinin beyanı alındıktan sonra mahkemece «sözlü yargılama» için ayrı bir gün tayin edilip davalı taraf davet edilmeden ve davalı vekilinin yokluğunda «tahkikatın» bittiği bildirilerek karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · taşıma senedi · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · kısıtlılık · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK'nun 186. maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
… kapsamına göre, dava konusu taşımaya ve gümrük işlemlerine ilişkin davacı tarafından düzenlenen belgeler ile davalı tarafça düzenlenen tır karnesi ile uluslararası «taşıma senedinin» usulüne uygun biçimde Türkiye gümrük makamlarına sunulduğu, taşımayı gerçekleştiren aracın... gümrük bölgesine girişi sırasında, araç sürücüsünün aslına uygun olmayan eşya faturası, tır karnesi ve taşıma senedini «görevlilere» «ibraz» ettiği, ... gümrük yetkililerinin yaptığı denetim sırasında asıl faturalar ile asıl taşıma senedinin araçta ele geçirildiği, davalı «taşıyıcının» zorunlu bulunan transit geçiş, refakat/eskort hizmetini almaktan ve ücretini ödemekten kaçınmak için bu yola gittiği, taşınan ürünlere... gümrüğünce el konulmasına davalının kusurunun yol açtığı, dolayısıyla davacının zararından sorumlu bulunduğu, dava konusu alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 144.311,05 USD yönünden davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı tazminatın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Anayasa'nın 36. maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/7027 E. , 2018/964 K.
"İçtihat Metni"
...
Taraflar arasında görülen davada ....
4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/10/2015 tarih ve 2014/138-2015/220 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ticaret unvanını da oluşturan tanınmış "..." markasını uzun yıllardır kullandığını, marka üzerinde önceye dayalı kullanım nedeniyle müvekkilinin hak sahibi olduğunu, davalının 2007/55937 sayılı "...." ibareli markayı kötüniyetle adına tescil ettirdiği halde kullanımının bulunmadığını, davalı markasının mevcudiyetinin müvekkilinin markasını tescil ettirmesine engel olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hükümsüzlüğü istenen markanın tescil edildiği 04.02.2009 tarihinden itibaren dava tarihi olan 11.04.2014 tarihine kadar 556 sayılı KHK'nin 14. maddesi uyarınca kullanıldığının davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2007/55937 sayılı markanın kullanılmaması sebebiyle 556 sayılı KHK'nin 14. maddesi uyarınca iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 10. maddesinde tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği, aynı kanunun 35/4. maddesinde de tüzel kişiler yönünden tebligat yapılacak adresin resmi kayıtlarda görünen adres olduğu belirtilmiştir. Yine, 6100 sayılı HMK'nin 139. maddesi, "Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. Çıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara sulh için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca ihtar edilir." şeklinde, 186.
maddesi de "Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir." şeklinde düzenlenmiştir.
.../...
TC Anayasasının 36. ve 6100 sayılı HMK’nin 27. maddelerinde, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu itibarla kişinin kendisinden habersiz olarak yargılama yapılarak karar verilmesi kural olarak mümkün değildir.
Somut olayda, dava dilekçesi davalının, davacı tarafından bildirilen ve .... kayıtlarında görünen adresine gönderilmişse de, tebliğ alındısı üzerinde herhangi bir isme ve unvana yer verilmemiş, sadece tebligat yapılan kişinin imzası alınmakla yetinilmiştir. Bu durumda, davalı şirkete yapılan tebligat usulüne uygun olmadığından taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemeyecektir. Ayrıca, her ne kadar ön inceleme duruşmasının davalıya bildirilmesi için tebligat evrakı hazırlanmışsa da bunun davalıya tebliğ edildiğine ilişkin dosyada bir belge bulunmadığı gibi mahkemece sözlü yargılama için gün tayin edilip davalıya davetiye gönderilmemiştir. HMK'nin 139. ve 186. maddeleri uyarınca ön inceleme duruşmasının davalıya bildirilmemesi ve sözlü yargılama için gün tayin edilip davalının davet edilmemesi davalının savunma hakkını kısıtlar niteliktedir.
Bu durumda mahkemece, yargılama sırasında usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanması ve davalı tarafa savunma hakkı tanınmasından sonra işin esasına girilip, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmeiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/407786500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz