İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/13102 E. 2018/542 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müracaat hakkı↗ ön inceleme aşaması↗ acentelik sözleşmesi↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ acentelik↗ ipotek↗ icra takibine itiraz↗ fesih↗ kamu düzeni↗ taraf ehliyeti↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ eksik inceleme↗ teminat↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin fesih şartlarının gerçekleştiği, sözleşmenin teminat başlıklı 16.maddesi hükmüne göre; acentenin işbu sözleşme ile kabul ettiği görevlerin uygulanmasını sağlamak amacı ile belli bir miktarda teminat vermeyi kabul ve taahhüt ettiği, bunun üzerine 05/11/2010 tarihinde, davalı acentenin borçlarının teminatı olarak davalı ...'ün maliki bulunduğu taşınmazın tamamı üzerine davacı ... şirketi lehine birinci derece ve birinci sırada 100.000 TL bedelle ipotek tesis edildiği, acentelik sözleşmesinin teminata müracaat hakkı başlıklı 17. maddesi hükümlerine göre acentenin işbu sözleşme ile kabul ettiği görevlerini yerine getirmediği veya borcu oluştuğu takdirde davacının, davalı acentenin teminatına müracaat edebilme hakkına sahip olduğu, davalı acentenin davacı ... şirketine karşı toplam borcunun 98.207,08 TL olduğu, bu alacak tutarının 56.162,89 TL ödenmemiş senet alacağı, diğer kalan 42.044,19 TL ise likit ticari cari alacak tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalıların itirazının iptali ile takibin takip talepnamesindeki koşullar üzerinden aynen devamına, takip miktarının %20 oranına denk gelen 20.000,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalılar vekili icra takibine itiraz dilekçesinde ve yargılama aşamasında, ipotek veren davalı ...’ün 73 yaşında olup söz konusu borç doğurucu işleme vakıf olmamasına rağmen ve sağlık kurul raporu istenmeden işlemin yapıldığını, ipoteğin geçersiz olduğunu belirtmiştir. Yani davalılar, icra takibinin dayanağı olan ipotek tesisine ilişkin işlemin ehliyetsizlik nedeni ile sakat olduğunu savunmuşlardır. Davada dayanılan ehliyetsizlik iddiasının herhangi bir süreye tabi olmaksızın dinlenme olanağı mevcuttur. Bilindiği üzere, davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez.
Bu durumda, davalılarca icra takibine konu ipotek tesisine ilişkin işlemin ehliyetsizlik nedeniyle geçersiz olduğu savunulduğu halde mahkemece ehliyetsizliğin kamu düzeni ile ilgili olduğu gözetilerek öncelikle incelenmesi gerekirken, bu husus tartışılıp değerlendirilmeksizin, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış ve bu nedenle hükmün davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kararın Yargıtayca incelenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12473 E. 2017/435 K.
Ortak:ipotek · taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaYani davalılar, icra takibinin dayanağı olan «ipotek» tesisine ilişkin işlemin «ehliyetsizlik» nedeni ile sakat olduğunu savunmuşlardır.
Bu durumda, davalılarca icra takibine konu «ipotek» tesisine ilişkin işlemin «ehliyetsizlik» nedeniyle «geçersiz» olduğu savunulduğu halde mahkemece ehliyetsizliğin «kamu düzeni» ile ilgili olduğu gözetilerek öncelikle incelenmesi gerekirken, bu husus tartışılıp değerlendirilmeksizin, «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış ve bu nedenle hükmün davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» «fesih» şartlarının gerçekleştiği, sözleşmenin «teminat» başlıklı 16.maddesi hükmüne göre; acentenin işbu sözleşme ile kabul ettiği «görevlerin» uygulanmasını sağlamak amacı ile belli bir miktarda teminat vermeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, bunun üzerine 05/11/2010 tarihinde, davalı acentenin borçlarının teminatı olarak davalı ...'ün maliki bulunduğu taşınmazın tamamı üzerine davacı ... şirketi lehine birinci derece ve birinci sırada 100.000 TL bedelle «ipotek» tesis edildiği, acentelik sözleşmesinin teminata «müracaat hakkı» başlıklı 17. maddesi hükümlerine göre acentenin işbu sözleşme ile kabul ettiği görevlerini yerine getirmediği veya borcu oluştuğu takdirde davacının, davalı acentenin teminatına müracaat edebilme hakkına sahip olduğu, davalı acentenin davacı ... şirketine karşı toplam borcunun 98.207,08 TL olduğu, bu alacak tutarının 56.162,89 TL ödenmemiş senet alacağı, diğer kalan 42.044,19 TL ise likit ticari cari alacak tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalıların itirazının iptali ile takibin takip talepnamesindeki koşullar üzerinden aynen devamına, takip miktarının %20 oranına denk gelen 20.000,00 TL «icra inkar tazminatının» davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavacı vekili, müvekkilinin «ipotek» akdi tesis edilirken yaşlılık nedeniyle medeni hakları kullanma «ehliyeti» bulunmadığını, işlemin anlam ve sonuçlarını ayırt edemeyecek durumda bulunduğunu iddia etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «ipotek» borçlusu davacı ...'in ipotek tesis işlemi hakkında açıkça bilgilendirilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ipotek tesis işleminin iptaline karar verilmiştir.
Dava, «ipotek» tesisi işleminin iptaline ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade bozukluğu · fiil ehliyeti · kısıtlılık
Benzer bu karardaAnılan Yasa'nın 10. maddesine göre, ayırt etme gücüne sahip ve «kısıtlı» olmayan her ergin kişinin «fiil ehliyeti» vardır.
Bu durumda, öncelikle davacının sözleşme tarihi itibariyle «fiil ehliyetine» sahip olup olmadığı hususları araştırılıp; fiil ehliyetinin bulunması halinde ise diğer «irade bozukluğu» hallerinin tartışılıp değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Nitekim Türk Medeni Kanunun 9. maddesinde «fiil ehliyetine» sahip olan kimsenin, kendi fiilleriyle hak edinebileceği vc borç altına girebileceği düzenlenmiştir.
-
Hisse devrin iptali | Tapu tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1334 E. 2013/1302 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu durumda, davalılarca icra takibine konu «ipotek» tesisine ilişkin işlemin «ehliyetsizlik» nedeniyle «geçersiz» olduğu savunulduğu halde mahkemece ehliyetsizliğin «kamu düzeni» ile ilgili olduğu gözetilerek öncelikle incelenmesi gerekirken, bu husus tartışılıp değerlendirilmeksizin, «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış ve bu nedenle hükmün davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/45 esas sayılı dosyasının akibeti de araştırılmak suretiyle «dava konusu» işlemle ilgili davacının 05.02.2010 tarihi itibariyle temyiz kudretine sahip olup olmadığına ilişkin hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli yeni bir rapor alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · kesin hükümsüzlük · hisse devrinin iptali · hisse devri sözleşmesi · sözleşmenin iptali · davanın konusu · ortaklar kurulu kararı · hisse devri
Benzer bu karardaOysa, işbu «davanın konusu» 05.02.2004 tarihli «hisse devri sözleşmesi» olup, uzunca bir süre sonucu beklenen ...
Noterliği'nin 05.02.2004 tarihli devir işleminin temyiz gücünün bulunmaması nedeniyle «kesin hükümsüz» olduğu, buna bağlı olarak davalının söz konusu payları edinmesine yol açan 05.02.2004 tarihli ve 26 nolu «ortaklar kurulu» kararının da kesin hükümsüz olduğu, bu durum çerçevesinde davalı nezdinde bulunan devir konusu payın davacı adına dava dışı şirketin «pay defterine» kaydedilmesi açısından gereken koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Dava, «hisse devrinin iptali» ile davacı adına tescili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacının anılan tarihte iddia edildiği gibi temyiz kudretine haiz olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, ...
Asliye Hukuk Mahkemesi'nce (2006/45 esas) 04.06.2004 tarihli «hisse devir sözleşmesinin iptali» istemi ile ilgili olarak ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/13102 E. , 2018/542 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/04/2016 tarih ve 2014/222-2016/311 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23/01/2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ....ile davalılar vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 21/09/2010 tarihli acentelik sözleşmesi akdedildiğini, ancak davalı acentenin sigortalılardan tahsil ettiği primleri süresi içinde müvekkiline intikal ettirmediğini, bu nedenle davalının acenteliğinin feshedildiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine başlandığını, ancak davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalıların itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin fesih şartlarının gerçekleştiği, sözleşmenin teminat başlıklı 16.maddesi hükmüne göre; acentenin işbu sözleşme ile kabul ettiği görevlerin uygulanmasını sağlamak amacı ile belli bir miktarda teminat vermeyi kabul ve taahhüt ettiği, bunun üzerine 05/11/2010 tarihinde, davalı acentenin borçlarının teminatı olarak davalı ...'ün maliki bulunduğu taşınmazın tamamı üzerine davacı ... şirketi lehine birinci derece ve birinci sırada 100.000 TL bedelle ipotek tesis edildiği, acentelik sözleşmesinin teminata müracaat hakkı başlıklı 17. maddesi hükümlerine göre acentenin işbu sözleşme ile kabul ettiği görevlerini yerine getirmediği veya borcu oluştuğu takdirde davacının, davalı acentenin teminatına müracaat edebilme hakkına sahip olduğu, davalı acentenin davacı ...
şirketine karşı toplam borcunun 98.207,08 TL olduğu, bu alacak tutarının 56.162,89 TL ödenmemiş senet alacağı, diğer kalan 42.044,19 TL ise likit ticari cari alacak tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalıların itirazının iptali ile takibin takip talepnamesindeki koşullar üzerinden aynen devamına, takip miktarının %20 oranına denk gelen 20.000,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalılar vekili icra takibine itiraz dilekçesinde ve yargılama aşamasında, ipotek veren davalı ...’ün 73 yaşında olup söz konusu borç doğurucu işleme vakıf olmamasına rağmen ve sağlık kurul raporu istenmeden işlemin yapıldığını, ipoteğin geçersiz olduğunu belirtmiştir. Yani davalılar, icra takibinin dayanağı olan ipotek tesisine ilişkin işlemin ehliyetsizlik nedeni ile sakat olduğunu savunmuşlardır. Davada dayanılan ehliyetsizlik iddiasının herhangi bir süreye tabi olmaksızın dinlenme olanağı mevcuttur. Bilindiği üzere, davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez.
Bu durumda, davalılarca icra takibine konu ipotek tesisine ilişkin işlemin ehliyetsizlik nedeniyle geçersiz olduğu savunulduğu halde mahkemece ehliyetsizliğin kamu düzeni ile ilgili olduğu gözetilerek öncelikle incelenmesi gerekirken, bu husus tartışılıp değerlendirilmeksizin, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış ve bu nedenle hükmün davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/406217900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz