İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/8521 E. 2015/5590 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulsüz tebliğ↗ sulh sözleşmesi↗ ödeme emrine itiraz↗ usulüne uygun tebligat↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ ödeme emri tebliği↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ ödeme emri↗ acentelik sözleşmesi↗ tebligat kanunu m.35↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ savunma hakkı↗ acente↗ kısıtlılık↗ ticari defter kayıtları↗ müteselsil kefil↗ acentelik↗ işlemiş faiz↗ kefil↗ ticari defter↗ tebligat↗ sulh↗ ıslah↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde takip tarihi itibariyle davacının davalılardan 254,412,31 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, sulh sözleşmesine rağmen itiraz edilmesi haksız bulunduğundan hüküm altına alınan alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulü ile taleple bağlı kalınarak davalıların itirazının iptaline, takibin 240.219 TL asıl alacak, 2.781,00 TL işlemiş faiz olmak üzere 243.000 TL üzerinden asıl alacağın takip tarihinden işleyecek faizi ile birlikte devamına, hüküm altına alınan alacak miktarı üzerinden %40’tan az olmamak üzere hesaplanan 97.200 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, acentelik sözleşmesinin feshinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Anayasa'nın 36, 1086 sayılı HUMK'nın 73. ve 6100 sayılı HMK'nın 27. maddelerinde taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden yani hukuki dinlenilme hakkı yerine getirilmeden karar verilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu husus yargılamaya hakim olan ilkelerden olup, mahkemece buna uyulması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta, davacı ile dava dışı ...Hiz. Ltd. Şti. arasında imzalanan acentelik sözleşmesini davalılar müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalamışlardır.
Acentelik sözleşmesinin 22. maddesinde acente ve müşterek borçlu müteselsil kefillerin tebligata yarar adresleri ayrı ayrı bildirilmiştir. Dava dilekçesi davalıların acentelik sözleşmesinde bildirilen adreslerine değil de acente... Hiz. Ltd. Şti’nin “...-...” adresine tebliğe çıkarılmış ve davalıların adres bırakmadan ayrılması nedeniyle tebliğ edilememiştir. Davacı vekilinin, davalıların icra dosyasındaki adreslerine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapılmasını talep etmesi üzerine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapılmıştır. Ancak icra dosyasında ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığı adres yine acente...Ltd.Şti.’nin adresi olan “...-...” adresi olup davalı borçlu ...’a çıkarılan tebligat adres bırakmadan ayrıldığından bahisle bila tebliğ iade edilmiş, borçlu ...’a çıkarılan ödeme emri ise işyeri ortağı ...’ye tebliğ edilmiştir. Borçlu ... ve ... vekili ödeme emrine itiraz dilekçesinde “...-...” adresini bildirmiştir. İcra dosyasında davalı borçlulara yapılmış usulüne uygun bir tebligat bulunmadığından mahkemece dava dilekçesinin icra dosyasındaki adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine tebliğe çıkarılması usulüne uygun olmamıştır. Dava dosyasında davalılara yapılmış usulüne uygun bir tebligat bulunmadığı halde ıslah dilekçesi ve gerekçeli karar da yine dava dışı acentenin yukarıda bildirilen adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Bu durumda mahkemece, dava dilekçesi ve duruşma gününün davalılara usulüne uygun şekilde tebliği ile taraf teşkili sağlanıp, buna göre yargılamaya devam olunması gerekirken, yapılan usulsüz tebliğler ile davalılarının yokluğunda savunma hakkını kısıtlayacak şekilde yargılama yapılarak karar verilmesi doğru görülmemiş, taraf teşkili usulüne uygun olarak yerine getirilmeden yapılan yargılama sonucu verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin uyuşmazlığın esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3983 E. 2017/6164 K.
Ortak:ödeme emrine itiraz · ödeme emri tebliği · ödeme emri · acente · acentelik
İncelediğiniz karardaAncak icra dosyasında «ödeme emrinin tebliğe» çıkarıldığı adres yine «acente»...Ltd.Şti.’nin adresi olan “...-...” adresi olup davalı borçlu ...’a çıkarılan «tebligat» adres bırakmadan ayrıldığından bahisle bila tebliğ iade edilmiş, borçlu ...’a çıkarılan ödeme emri ise işyeri ortağı ...’ye tebliğ edilmiştir.
Dava dilekçesi davalıların «acentelik sözleşmesinde» bildirilen adreslerine değil de «acente»...
1-Dava, «acentelik sözleşmesinin» feshinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaKg şirketinin «acentesi» olup olmadığının, «ödeme emrine itiraz» dilekçesinin ekinde bulunan belgeler de incelenmek suretiyle tespit edilmesi, acentesi olduğu kanısına varılması halinde «acente» sıfatıyla usulüne uygun yapılmış itirazın bulunduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeyle» karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalı hakkında takip yapılmış olmakla, usulüne uygun «ödeme emrinin tebliği» ile itiraz olmadığı, itirazın iptali davasının şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kg adına bu şirketin «acentesi» olduğunu iddia eden ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu kararda1- Dava «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Ticaret Limited Şirketi itiraz etmiş, itiraz dilekçesi ekinde davalının «acentesi» olduğuna dair belge örnekleri «ibraz» etmiştir.
Kg şirketinin «acentesi» olup olmadığının, «ödeme emrine itiraz» dilekçesinin ekinde bulunan belgeler de incelenmek suretiyle tespit edilmesi, acentesi olduğu kanısına varılması halinde «acente» sıfatıyla usulüne uygun yapılmış itirazın bulunduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeyle» karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8606 E. 2017/5616 K.
Ortak:ödeme emrine itiraz · ödeme emri tebliği · ödeme emri · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın «ticari defter» ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde takip tarihi itibariyle davacının davalılardan 254,412,31 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, «sulh sözleşmesine» rağmen itiraz edilmesi haksız bulunduğundan hüküm altına alınan alacak miktarı üzerinden «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulü ile taleple bağlı kalınarak davalıların itirazının iptaline, takibin 240.219 TL «asıl alacak», 2.781,00 TL «işlemiş faiz» olmak üzere 243.000 TL üzerinden asıl alacağın takip tarihinden işleyecek faizi ile birlikte devamına, hüküm altına alınan alacak miktarı üzerinden %40’tan az olma …
Ancak icra dosyasında «ödeme emrinin tebliğe» çıkarıldığı adres yine «acente»...Ltd.Şti.’nin adresi olan “...-...” adresi olup davalı borçlu ...’a çıkarılan «tebligat» adres bırakmadan ayrıldığından bahisle bila tebliğ iade edilmiş, borçlu ...’a çıkarılan ödeme emri ise işyeri ortağı ...’ye tebliğ edilmiştir.
Borçlu ... ve ... vekili «ödeme emrine itiraz» dilekçesinde “...-...” adresini bildirmiştir.
Benzer bu kararda… ketin ticaret sicilinde iki ayrı adresi olduğundan mahkemenin yetkili olduğu, davalı tarafın davacı tarafa icra takibindeki tutar kadar borcu olduğu, davalı tarafın «icra takibine itirazında» haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, «asıl alacak» üzerinden % 20 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İtirazın iptali davasının görülebilmesinin öncelikli koşulu, başlatılan icra takibinde borçluya «ödeme emrinin tebliği» ve borçlunun süresinde ve usulüne uygun biçimde «ödeme emrine itirazda» bulunmasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik itirazı · nakliyat emtia sigortası · borca itiraz · rücuan tazminat · ilamsız icra takibi · icra takibine itiraz · yetkisizlik kararı · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda1- Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklı «rücuan tazminat» alacağının tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Diğer yandan, borçlunun icra dairesinin «yetkisine» ve «borca itirazı» üzerine açılan davada, mahkemenin de «yetkisine itiraz» edilmesi halinde, mahkemece, İİK 50. ve 6100 sayılı HMK'nın 117/2. maddesi gereğince, dava şartı niteliğinde bulunan icra dairesinin yetkili olup olmadığı hususu öncelikle incelenmelidir.
Somut olayda, davalının icra dairesinin «yetkisine» ve «borca itirazından» sonra açılan işbu itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine de itiraz edilmiştir.
… ketin ticaret sicilinde iki ayrı adresi olduğundan mahkemenin yetkili olduğu, davalı tarafın davacı tarafa icra takibindeki tutar kadar borcu olduğu, davalı tarafın «icra takibine itirazında» haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, «asıl alacak» üzerinden % 20 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3085 E. 2011/14828 K.
Ortak:acente
İncelediğiniz karardaAcentelik sözleşmesinin 22. maddesinde «acente» ve müşterek borçlu müteselsil kefillerin «tebligata» yarar adresleri ayrı ayrı bildirilmiştir.
Dava dilekçesi davalıların «acentelik sözleşmesinde» bildirilen adreslerine değil de «acente»...
Ancak icra dosyasında «ödeme emrinin tebliğe» çıkarıldığı adres yine «acente»...Ltd.Şti.’nin adresi olan “...-...” adresi olup davalı borçlu ...’a çıkarılan «tebligat» adres bırakmadan ayrıldığından bahisle bila tebliğ iade edilmiş, borçlu ...’a çıkarılan ödeme emri ise işyeri ortağı ...’ye tebliğ edilmiştir.
Benzer bu karardaDava dilekçesinde davalı bankanın, hem «acente» hem de krediyi kullandıran sıfatıyla zarardan sorumlu olduğu ileri sürülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · kredi sözleşmesi · sigorta poliçesi · hasar
Benzer bu karardaDava, «hasar» nedeniyle «sigorta tazminatı» istemine ilişkindir.
O halde, davalı bankanın kredi kullandıran sıfatıyla, «kredi sözleşmesi» ve «sigorta poliçesi» hükümlerine göre zarardan sorumluluğu bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir,
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/8521 E. , 2015/5590 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/04/2007 tarih ve 2006/158-2007/141 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/04/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalılar vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı ... Hizmeti Ltd. Şti. arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin davalılarca müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, tahsil edilen primlerin müvekkil şirkete aktarılmaması üzerine acentelik sözleşmesi feshedilerek davalılar ve dava dışı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı borçlularca haksız yere itiraz edildiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL’lik kısmı için itirazın iptaline, ıslahla toplam 243.000 TL’ye yönelik itirazın iptali ve takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde takip tarihi itibariyle davacının davalılardan 254,412,31 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, sulh sözleşmesine rağmen itiraz edilmesi haksız bulunduğundan hüküm altına alınan alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulü ile taleple bağlı kalınarak davalıların itirazının iptaline, takibin 240.219 TL asıl alacak, 2.781,00 TL işlemiş faiz olmak üzere 243.000 TL üzerinden asıl alacağın takip tarihinden işleyecek faizi ile birlikte devamına, hüküm altına alınan alacak miktarı üzerinden %40’tan az olmamak üzere hesaplanan 97.200 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, acentelik sözleşmesinin feshinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Anayasa'nın 36, 1086 sayılı HUMK'nın 73. ve 6100 sayılı HMK'nın 27. maddelerinde taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden yani hukuki dinlenilme hakkı yerine getirilmeden karar verilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu husus yargılamaya hakim olan ilkelerden olup, mahkemece buna uyulması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta, davacı ile dava dışı ...Hiz. Ltd. Şti. arasında imzalanan acentelik sözleşmesini davalılar müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalamışlardır.
Acentelik sözleşmesinin 22. maddesinde acente ve müşterek borçlu müteselsil kefillerin tebligata yarar adresleri ayrı ayrı bildirilmiştir. Dava dilekçesi davalıların acentelik sözleşmesinde bildirilen adreslerine değil de acente... Hiz. Ltd. Şti’nin “...-...” adresine tebliğe çıkarılmış ve davalıların adres bırakmadan ayrılması nedeniyle tebliğ edilememiştir. Davacı vekilinin, davalıların icra dosyasındaki adreslerine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapılmasını talep etmesi üzerine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapılmıştır. Ancak icra dosyasında ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığı adres yine acente...Ltd.Şti.’nin adresi olan “...-...” adresi olup davalı borçlu ...’a çıkarılan tebligat adres bırakmadan ayrıldığından bahisle bila tebliğ iade edilmiş, borçlu ...’a çıkarılan ödeme emri ise işyeri ortağı ...’ye tebliğ edilmiştir.
Borçlu ... ve ... vekili ödeme emrine itiraz dilekçesinde “...-...” adresini bildirmiştir. İcra dosyasında davalı borçlulara yapılmış usulüne uygun bir tebligat bulunmadığından mahkemece dava dilekçesinin icra dosyasındaki adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine tebliğe çıkarılması usulüne uygun olmamıştır. Dava dosyasında davalılara yapılmış usulüne uygun bir tebligat bulunmadığı halde ıslah dilekçesi ve gerekçeli karar da yine dava dışı acentenin yukarıda bildirilen adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Bu durumda mahkemece, dava dilekçesi ve duruşma gününün davalılara usulüne uygun şekilde tebliği ile taraf teşkili sağlanıp, buna göre yargılamaya devam olunması gerekirken, yapılan usulsüz tebliğler ile davalılarının yokluğunda savunma hakkını kısıtlayacak şekilde yargılama yapılarak karar verilmesi doğru görülmemiş, taraf teşkili usulüne uygun olarak yerine getirilmeden yapılan yargılama sonucu verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin uyuşmazlığın esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 21/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/400763100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz