Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/12540 E. 2015/5857 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ardiye ücreti↗ şekil şartı↗ sigorta ettiren↗ kusur↗ hasar↗ eksik inceleme↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında sigortalı emtianın saklanması ve depolanmasına ilişkin yazılı bir sözleşme yapılmadığı, aslında imalatçı şirkette depolanan ürünlerin, taşımanın gecikmesi nedeniyle davalıya ait tır parkında depolandığı, bu hususun sigorta ettiren şirket tarafından da kabul edildiği, bu haliyle davalı ile sigorta ettiren arasındaki ilişkinin ardiye ilişkisi değil taşıma ilişkisi olduğu, davalının sadece sigortalı emtianın Türkiye'den İtalya'ya taşınması işini üstlendiği, taşımanın ertelenmesi ve uygun bir depolama alanının bulunamaması nedeniyle davalının asıl uzmanlık alanı olmayan ardiye işini arızi olarak yaptığı, sigorta ettiren şirketin, söz konusu ürünlerin açık alanda bekletileceğini bildiği, esasen bu ürünlerin montaj sahalarında da açık alanda depolandığı, davalının tır parkında muhafaza ettiği mallar için muhtemel tüm tedbirleri aldığı, alınan tedbirlerin yeterli bulunduğu, davalının herhangi bir kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı ile davacının sigorta ettireni arasında ardiye sözleşmesi bulunduğu ve davalının gerekli önlemleri almaması nedeniyle sigortalı emtianın hasara uğradığı iddiasına dayalı rucüen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılmadığı, davaya konu ilişkinin ardiye ilişkisi değil taşıma ilişkisi olduğu ve davalı tarafça alınan tedbirlerin yeterli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davaya konu sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 11. maddesi uyarınca kanunda açıklık olmadığı sürece akdin geçerliliği herhangi bir şekle tabi bulunmamaktadır. Anılan hükümden anlaşılacağı üzere kural olarak borç doğuran akitlerde şekil serbestisi geçerli olup ancak kanunda açıkça öngörülmesi halinde bir akdin geçerliliği şekil şartına tabi tutulabilir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, davacı tarafın taraflar arasında kurulduğunu iddia ettiği ardiye sözleşmesine ilişkin hükümler mülga BK'nun 473. vd maddelerinde düzenlenmiş olup bu tip sözleşmeler için özel bir şekil şartı öngörülmemiştir.
Davacı tarafça dosyaya sunulan 31.03.2008 ve sonraki tarihli faturalardan davalının ardiye ücreti adı altında davacının sigortalısından para tahsil ettiği anlaşılmakta olup, sigortalı emtianın da davalı tarafından işletilen tır parkında muhafaza edildiği gözetildiğinde taraflar arasında ardiye ilişkisinin kurulduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda, mahkemenin taraflar arasındaki ilişkinin ardiye ilişkisi olmadığına ilişkin kabulü yerinde bulunmadığı gibi, somut olayda tarafların kusur durumlarına ilişkin dosyada mübrez raporlar arasındaki çelişkinin giderilmemiş olması ve hükme esas alınmayan rapora hangi nedenle itibar edilmediğinin karar yerinde gösterilmemesi de doğru görülmemiştir. O halde, mahkemece davalı ile davacının halefi olduğu sigorta ettiren arasında ardiye ilişkisinin kurulduğunun kabulü ile mülga 818 sayılı BK'nun 474. maddesi uyarınca davalının kendisine muhafaza edilmek üzere teslim edilen emtiayı özenle koruma borcunun bulunduğu gözetilerek, bu kapsamda davacı tarafından sigortalanan malların selden zarar görmesini önleyici ne gibi tedbirler alınabileceği, sel sırasında davalının malları kurtarmak bakımından gerekli her türlü özeni gösterip göstermediği hususlarında dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek biçimde içinde ardiye konusunda uzman bir bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirmeye ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5840 E. 2016/2050 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:birim fiyat · sözleşmeden doğan dava · depo kararı · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak davalıya ait «depoda» muhafaza edilen portakalların birinci sınıf kalitede ve «birim fiyatının» 0,36 TL olduğu, ardiye sahibi olan davalının ardiye «sözleşmesinden doğan» ihtimam ile muhafaza yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği, davacının ise dava konusu ürünün amaca uygun olarak paketlenmesi ve taşınması konusunda yeterince özenli davranmadığı, üründeki bozulmanın zaman zaman davalı tarafından tespit edilerek davacıya bildirilmesine rağmen davacının gerekli tedbirleri almadığı, bu nedenle tarafların eşit oranda kusurlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 24.688,00 TL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10/02/2015 tarihli kararı ile onanmıştır.
-
Tazminat | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/874 E. 2011/10197 K.
Ortak:hasar · eksik inceleme · teslim
İncelediğiniz karardaO halde, mahkemece davalı ile davacının halefi olduğu «sigorta ettiren» arasında ardiye ilişkisinin kurulduğunun kabulü ile mülga 818 sayılı BK'nun 474. maddesi uyarınca davalının kendisine muhafaza edilmek üzere «teslim» edilen emtiayı özenle koruma borcunun bulunduğu gözetilerek, bu kapsamda davacı tarafından sigortalanan malların selden zarar görmesini önleyici ne gibi tedbirler alınabileceği, sel sırasında davalının malları kurtarmak bakımından gerekli her türlü özeni gösterip göstermediği hususlarında dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek biçimde içinde ardiye konusunda uzman bir bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirmeye ve «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
1- Dava, davalı ile davacının «sigorta ettireni» arasında ardiye sözleşmesi bulunduğu ve davalının gerekli önlemleri almaması nedeniyle sigortalı emtianın «hasara» uğradığı iddiasına dayalı rucüen tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, davalıya «teslim» edildiği iddia edilen emtianın, yangına dayalı olarak antrepoda «hasar» görmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece meydana gelen hasardan davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «hasara» sebep olan yangının DHMİ denetiminde olan sundurmadan kaynaklandığı, davalının deposuna sirayet etiği, davalının kusurunun bulunmadığı, davalı antrepo işleticisinin ardiye sözleşmesi gereğince «taşıyana» karşı muhafaza borcu altında bulunduğu, davacıya karşı sorumlu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca, ardiye sahibinin Borçlar Kanunu’nun 474. maddesi gereğince kendisine muhafaza edilmek üzere «teslim» edilen emtiayı özenle koruma borcu bulunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ifa yardımcısı · zayi · ifa · taşıyıcı · taşıyan
Benzer bu karardaDavalı vekili cevap dilekçesinde, «taşıyıcı» havayolu şirketlerine antrepo hizmeti verdiğini, taşıyıcının «ifa yardımcısı» olduğunu savunmuş, 13.03.2008 tarihli müzekkere cevabında ise Olympic Airlines S.A. şirketinin taşımakta olduğu emtialarla ilgili anılan şirketle aralarında yazılı depolama sözleşmesi bulunmadığını beyan etmiştir.
Ancak, mahkemece hükme esas alınan raporu düzenleyen kurulda, hava taşıma konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişi olmadığı gibi, davalının neden «taşıyıcının» «ifa yardımcısı» olarak değerlendirildiği de açık olarak ortaya konulmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «hasara» sebep olan yangının DHMİ denetiminde olan sundurmadan kaynaklandığı, davalının deposuna sirayet etiği, davalının kusurunun bulunmadığı, davalı antrepo işleticisinin ardiye sözleşmesi gereğince «taşıyana» karşı muhafaza borcu altında bulunduğu, davacıya karşı sorumlu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında, davacıya ait emtianın Kuveyt/İstanbul arası havayolu ile geldikten sonra, davalının işlettiği Atatürk Hava Limanında bulunan antrepoya bırakıldığı ve emtia burada iken çıkan yangın nedeniyle emtianın yanarak «zayi» olduğu hususlarında ihtilaf yoktur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8919 E. 2012/15423 K.
Ortak:ardiye ücreti · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaDavacı tarafça dosyaya sunulan 31.03.2008 ve sonraki tarihli faturalardan davalının «ardiye ücreti» adı altında davacının sigortalısından para tahsil ettiği anlaşılmakta olup, sigortalı emtianın da davalı tarafından işletilen tır parkında muhafaza edildiği gözetildiğinde taraflar arasında ardiye ilişkisinin kurulduğunun kabulü gerekmektedir.
O halde, mahkemece davalı ile davacının halefi olduğu «sigorta ettiren» arasında ardiye ilişkisinin kurulduğunun kabulü ile mülga 818 sayılı BK'nun 474. maddesi uyarınca davalının kendisine muhafaza edilmek üzere «teslim» edilen emtiayı özenle koruma borcunun bulunduğu gözetilerek, bu kapsamda davacı tarafından sigortalanan malların selden zarar görmesini önleyici ne gibi tedbirler alınabileceği, sel sırasında davalının malları kurtarmak bakımından gerekli her türlü özeni gösterip göstermediği hususlarında dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek biçimde içinde ardiye konusunda uzman bir bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirmeye ve «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaAncak, talep edilebilecek «ardiye ücretinin» belirlenmesi amacıyla, gümrük mevzuatı konusunda uzman bir bilirkişiden, taraflar arasındaki sözleşme ve mevzuat hükümleri de birlikte değerlendirilmek suretiyle rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi, davalının herhangi bir ardiye ücreti ödediğinin sabit olmaması halinde ise, davanın şimdiki gibi kabulüne karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Her ne kadar mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalının cevap dilekçesine ekli dava dışı antrepo firması tarafından düzenlenmiş olan 09.04.2009 tarihli «ardiye ücretine» ilişkin «fatura» ve yine aynı tarihli davacı şirkete hitaben yazılan yazıdan, ardiye ücretinin davalı şirket adına değil davacı adına tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.
Davanın çözümü için öncelikle, davalı firma tarafından «ardiye ücretinin», dava dışı antrepo firmasına ödenip ödenmediğinin belirlenmesi, davalıya bu konuda delillerini sunması hususunda «kesin mehil» verilip deliller incelendikten sonra, ardiye Ücretinin ödendiğinin sabit olması halinde, Mülga 818 sayılı BK'nun 410 vd. maddelerinde düzenlenen vekaletsiz iş görm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · ek mehil · fatura · temsil · kesin hüküm · e-defter
Benzer bu karardaDavanın çözümü için öncelikle, davalı firma tarafından «ardiye ücretinin», dava dışı antrepo firmasına ödenip ödenmediğinin belirlenmesi, davalıya bu konuda delillerini sunması hususunda «kesin mehil» verilip deliller incelendikten sonra, ardiye Ücretinin ödendiğinin sabit olması halinde, Mülga 818 sayılı BK'nun 410 vd. maddelerinde düzenlenen vekaletsiz iş görm …
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı «defterlerinin» incelenmesinde davalının davacıya cari hesaptan dolayı 4.971,74 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı «temsilcisi» temyiz etmiştir.
Her ne kadar mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalının cevap dilekçesine ekli dava dışı antrepo firması tarafından düzenlenmiş olan 09.04.2009 tarihli «ardiye ücretine» ilişkin «fatura» ve yine aynı tarihli davacı şirkete hitaben yazılan yazıdan, ardiye ücretinin davalı şirket adına değil davacı adına tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/12540 E. , 2015/5857 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/10/2013 tarih ve 2012/37-2013/358 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.04.2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalı vekili Av... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin ...'da kurulu bir sigorta şirketi olduğunu, müvekkili tarafından sigortalanan ve sigorta ettirenin İtalya'daki bir müşterisi için Türkiye'de imal ettirilen rüzgar türbini kulelerinin, bazı teknik nedenlerle İtalya'ya taşınmasının ertelendiğini, erteleme süresinde söz konusu türbin kulelerinin ardiye sözleşmesine dayalı olarak davalıya ait depolarda depolandığını ancak davalının basiretli bir tacir gibi davranıp olası risklere karşı gerekli önlemleri almaması nedeniyle depodaki emtianın meydana gelen sel sonucunda zarara uğradığını, müvekkilinin söz konusu emtianın hasara uğraması nedeniyle toplam 253.364,56 Euro ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, bu bedelin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin aslen taşımacılık ile iştigal ettiğini ve ardiyeci sayılamayacağını, müvekkilinin, davacının sigorta ettireni ile uzun süreli ticari ilişkisi bulunduğundan bu şirketin ricası üzerine ve başkaca da bir yer temin edilemediğinden kendisine ait tır parkında söz konusu emtiayı depoladığını, karşılığında cüzi bir ücret alındığını, sigorta ettirenin depolanacak malın niteliği ve depolanacağı yerin özellikleri konusunda hiç bir bilgi vermediğini, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında sigortalı emtianın saklanması ve depolanmasına ilişkin yazılı bir sözleşme yapılmadığı, aslında imalatçı şirkette depolanan ürünlerin, taşımanın gecikmesi nedeniyle davalıya ait tır parkında depolandığı, bu hususun sigorta ettiren şirket tarafından da kabul edildiği, bu haliyle davalı ile sigorta ettiren arasındaki ilişkinin ardiye ilişkisi değil taşıma ilişkisi olduğu, davalının sadece sigortalı emtianın Türkiye'den İtalya'ya taşınması işini üstlendiği, taşımanın ertelenmesi ve uygun bir depolama alanının bulunamaması nedeniyle davalının asıl uzmanlık alanı olmayan ardiye işini arızi olarak yaptığı, sigorta ettiren şirketin, söz konusu ürünlerin açık alanda bekletileceğini bildiği, esasen bu ürünlerin montaj sahalarında da açık alanda depolandığı, davalının tır parkında muhafaza ettiği mallar için muhtemel tüm tedbirleri aldığı, alınan tedbirlerin yeterli bulunduğu, davalının herhangi bir kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı ile davacının sigorta ettireni arasında ardiye sözleşmesi bulunduğu ve davalının gerekli önlemleri almaması nedeniyle sigortalı emtianın hasara uğradığı iddiasına dayalı rucüen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılmadığı, davaya konu ilişkinin ardiye ilişkisi değil taşıma ilişkisi olduğu ve davalı tarafça alınan tedbirlerin yeterli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davaya konu sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 11. maddesi uyarınca kanunda açıklık olmadığı sürece akdin geçerliliği herhangi bir şekle tabi bulunmamaktadır. Anılan hükümden anlaşılacağı üzere kural olarak borç doğuran akitlerde şekil serbestisi geçerli olup ancak kanunda açıkça öngörülmesi halinde bir akdin geçerliliği şekil şartına tabi tutulabilir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, davacı tarafın taraflar arasında kurulduğunu iddia ettiği ardiye sözleşmesine ilişkin hükümler mülga BK'nun 473. vd maddelerinde düzenlenmiş olup bu tip sözleşmeler için özel bir şekil şartı öngörülmemiştir.
Davacı tarafça dosyaya sunulan 31.03.2008 ve sonraki tarihli faturalardan davalının ardiye ücreti adı altında davacının sigortalısından para tahsil ettiği anlaşılmakta olup, sigortalı emtianın da davalı tarafından işletilen tır parkında muhafaza edildiği gözetildiğinde taraflar arasında ardiye ilişkisinin kurulduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda, mahkemenin taraflar arasındaki ilişkinin ardiye ilişkisi olmadığına ilişkin kabulü yerinde bulunmadığı gibi, somut olayda tarafların kusur durumlarına ilişkin dosyada mübrez raporlar arasındaki çelişkinin giderilmemiş olması ve hükme esas alınmayan rapora hangi nedenle itibar edilmediğinin karar yerinde gösterilmemesi de doğru görülmemiştir. O halde, mahkemece davalı ile davacının halefi olduğu sigorta ettiren arasında ardiye ilişkisinin kurulduğunun kabulü ile mülga 818 sayılı BK'nun 474.
maddesi uyarınca davalının kendisine muhafaza edilmek üzere teslim edilen emtiayı özenle koruma borcunun bulunduğu gözetilerek, bu kapsamda davacı tarafından sigortalanan malların selden zarar görmesini önleyici ne gibi tedbirler alınabileceği, sel sırasında davalının malları kurtarmak bakımından gerekli her türlü özeni gösterip göstermediği hususlarında dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek biçimde içinde ardiye konusunda uzman bir bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirmeye ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 27/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/400762000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz