Ortaklıktan çıkarılma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/16437 E. 2015/5657 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklıktan çıkarma↗ delil değerlendirmesi↗ ortaklıktan çıkarılma↗ keşif↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 03.06.2014 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davalı ortağın 6762 Sayılı TTK' nın 551. maddesi uyarınca şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir. Davacı, ortaklıktan çıkarma için haklı neden olarak davalının davacı şirketin müşterilerini davalı ve dava dışı babasının birlikte kurdukları, dava dışı şirkete yönlendirdiklerini ileri sürmüş, bu iddiasına dayanak olarak da davalı tarafından gönderildiğini iddia ettiği bir kısım e-mail çıktılarını delil olarak sunmuştur. Davalı taraf ise, yargılama sırasındaki tüm beyanlarında bu e-maillerin kendisi tarafından gönderilmediğini, delil olarak sunulan e-mail çıktılarının davacının nezdinde bulunan bilgisayardan alındığını bu nedenle davacı tarafından e-mail içeriklerine müdahele edilmiş olabileceğini savunmuş, e-maillerin kim tarafından gönderildiği, içeriğinin değiştirilip değiştirilmediği yönünde inceleme yapılmasını talep etmiştir. Mahkemece, bu savunma hususunda herhangi bir araştırma yapılmaksızın e-maillerin davalı tarafından gönderildiği ve içeriklerinin doğru olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, e-mail içeriğinin teknik olarak başkası tarafından değiştirilme ihtimali olabileceği gibi, birinin adresinden gönderilmiş gibi gösterilen bir e-mailin de gönderilmesi mümkündür. Bu nedenle, taraflardan biri irade açıklamasının ispatı için mahkemeye e-mail mesajı sunduğunda, az önce açıklandığı üzere, değiştirme ihtimali sebebiyle sadece e-mail metni irade açıklamasının ispatı için yeterli olmayacaktır. Ancak, e-mailin güvenli elektronik imza ile imzalanmış olması durumunda bu veri hukuki işlemin ispatında kullanılabilecektir. Kolaylıkla değiştirilme ihtimalleri dikkate alındığında, çıktısı alınmış e-maillerin hakimin delilleri serbestçe değerlendirmesi ilkesi çerçevesinde, keşif delili sayesinde incelenmesi mümkün olabilir. (Erturgut, Dr. Mine, Medeni Usul Hukukunda Elektronik İmzalı Belgelerin Delil Olarak Değerlendirilmesi, ... 2004,S:37,38)
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, yukarıda da açıklandığı üzere, davalı e-maillerin kendisi tarafından gönderilmediğin, içeriklerinin değiştirildiğini savunmuş ve bu yönde inceleme talep etmiş ise de, mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmaksızın e-mail içerikleri doğru kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, davacı tarafından dosyaya sunulan bahsi geçen e-maillere dayanılarak davalının da içinde bulunduğu kişiler aleyhine açılan haksız rekabet davasında alınan bilirkişi raporunda da e-mail çıktılarının değiştirilme ihtimali sebebiyle tek başlarına delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, e-maillerin gönderildiği söylenen bilgisayarın ve bağlı olduğu internet server'ının incelenmesi gerektiği mütalaa edilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafından delil olarak sunulan e-mailler üzerinde inceleme yapılıp, dosyadaki diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1282 E. 2015/6440 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · teslim
Benzer bu karardaDava, davalı «taşıyıcının» «taşıma sözleşmesine» aykırı davranması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı,yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesine» göre, davacının talimatı olmadan emtianın alıcısına «teslim» edilmemesi gerekirken davalının, davacının talimatı olmaksızın emtiayı alıcısına teslime ettiğini, bu nedenle alıcıdan mal bedelini tahsil edemediğini ileri sürmüş …
… ya kapsamına göre, davacının ihraç ettiği malların Belçika'ya taşınması işinin davalı tarafından üstlenildiği, taraflar arasında malların davacının talimatı olmadan «teslim» edilmeyeceğine dair yazılı bir sözleşme olmadığı, davacı şirket çalışanı tarafından davalı şirket çalışanına e-mail yolu ile davacının talimatı olmadan malın tesli …
Davacı, taraflar arasında davacının talimatı olmadan malın «teslim» edilmeyeceğine dair anlaşmanın bulunduğunun delili olarak, taraflar arasında geçen e-mail yazışmalarını dosyaya sunmuş, davalı bu maillerin içeriğini inkar etmemekle birlikte, davalı şirket çalışanına gönderildiğini, bu kişinin şirket yetkilisi olmadığını, e-mail yazışmaları ile bu yönde bir sözleşme kurulmuş sayılamayacağını savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/375 E. 2017/3228 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vasıflı ikrar · yasal karine · limited şirket müdürü · karine · şirket müdürü · ikrar · icra takibine itiraz · ispat yükü
Benzer bu karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davacının davalıya şirketin ihtiyaçları için iki ayrı «havale» işlemi ile gönderdiği 50.000 TL'nin davalının şahsi işleri için harcandığını iddia ettiği, davalının yapılan bu havalenin daha önce verdiği borcun geri ödenmesi için olduğunu savunarak «vasıflı ikrarda» bulunduğu, bu nedenle «ispat yükünün» davacı tarafa ait olacağı, yine havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı konusunda yasal karinenin aksinin ispat yükünün de davacı tarafa ait olacağı, davacı taraf ispat yükünü yerine getirdikleri savını ileri sürmüş ise de dayandığı e-maillerin bağlayıcılığının bulunmadığı, söz konusu havalelerin davalı tarafa gönderilmesi hususunda herhangi bir ödeme «sebebinin» açıklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının ortağı olduğu «limited şirketin müdürü» davalının şirket ihtiyacı için gönderilen parayı şirket hesabına geçirmemesi sebebiyle oluştuğu ileri sürülen alacağın tahsili amacıyla başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Dairemiz bozma ilamında, davalı tarafa yapılan «havale» işleminde herhangi bir açıklama bulunmadığı için mevcut bir borcun ödendiğine dair «yasal karine» bulunduğu, bu karinenin .../... aksini «ispat yükünün» davacı tarafta olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Mahkemece Dairemizin sayılı bozma ilamına uyulmuş, «ispat yükü» üzerinde olan davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4243 E. 2023/452 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil başlangıcı · yapılandırma protokolü · imza inkarı · delil başlangıcı · kesin delil · borçlu olunmadığının tespiti · yazılı delil · muvazaa
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1.Davalıdan bu «bono» karşılığı nakit para ya da mal ve hizmet alınmadığını, 2.Dava dışı Aykent Denetim A.Ş. firması ile borcun tasfiyesine yönelik «yapılan protokollerin» değerlendirilmediğini, zira bu protokoller incelendiğinde bononun «muvazaalı» verildiğini davalının «ikrar» ettiğinin görüleceğini, 3.27.03.2015 tarihli borç «tasfiye» ve tahsil belgesinin, Aykent A.Ş. ile davalı arasında borcun tasfiyesine yönelik imzalı belgeyi davalı inkar etmiş ise de, «imzası inkar» edilmediğinden incelenmediğini, dosyaya sunulan tüm deliller incelendiğinde ise «yazılı delil başlangıcı» olup değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Şti. firması ile davalı arasında büro işyeri alım-satımından doğan bir borç olduğunu, büro işyerinin tapusu verilemeyecek olunca, «teminat» olarak ve «muvazaalı» olarak davaya konu borç için senet düzenlendiğini ve anlaşmalı olarak icraya konulduğunu, işbu senet için müvekkilinin davalıdan hiçbir mal ve hizmet almadığını, 2.Borcun tasfiyesine yönelik aralarında birçok «protokol» yapıldığını ve ve bu protokollerin her iki tarafın e-maillerinden birbirlerine gönderildiğini, bu protokollerde davalının iddialarını doğrulamakta ve davaya konu senet ve borcun muvazaalı olarak verildiğini «ikrar» ettiğini, 3.İlk Derece Mahkemesinden bu e-maillerin adreslerinin ve gönderildikleri bilgisayarların tespiti için «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasını talep ettikleri hâlde bu talebin kabul edilmediğini, Yargıtayın «son» kararlarında artık whatsup, e-mail ve diğer sosyal medya dökümanlarının yazılı ve «kesin delil» olarak kabul edildiğini, 4.Bu durumda İlk Derece Mahkemesince işbu e-maillerin taraf bilgisayarlarından ve gerçek hesaplarından gönderilip gönderilmediği hususunda …
… arafça verilen dilekçede, mal beyanında bulunulduğu, aynı zamanda "borcu kabul ediyorum" ibaresi ile davacının açıkça borcu kabul ettiği, bu dilekçenin herhangi bir «haciz» baskısı olmadan davacının kendi iradesi ile verilmiş, «imzası inkar» edilmeyen bir belge olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 188 inci maddesi anlamında «ikrar» niteliğinde bulunduğu, davacı taraf istinaf dilekçesinde her ne kadar tarafların e-mailleri ve diğer mesaj gönderme platformları üzerinde inceleme yapılmasını tale …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «bedelsiz» olan ve «teminat» olarak verilen bonodan dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/16437 E. , 2015/5657 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/07/2013 gün ve 2012/266-2013/431 sayılı kararı onayan Daire’nin 03.06.2014 gün ve 2013/18146-2014/10333 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkette %12 hissesi bulunan davalının, babasının müdürlük görevinden ayrılmasından sonra, 02.01.2012 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirket müdürü olarak görev yaptığını, şirket müdürlüğü görevinden 07.02.2012 tarihinde kendi isteğiyle istifa ettiğini, davalı ile babasının müvekili şirketin temsilciliklerini yaptığı ve bizzat müvekkili şirketin müşterisi konumundaki şirketleri yeni kuracakları şirkete nasıl yönlendireceklerinin planlarını yaptıklarını ve bu planları fiiliyata geçirdiklerini, davalının müvekkili şirketin temsilciliğini yaptığı firmalara elektronik postalar göndererek, sözleşmeleri feshetmeleri ve/veya yeni kuracağı şirket üzerinden temsilciliklerinin devam ettirilmesi için yönlendirmelerde bulunduğunu, belgeleri gizlemek suretiyle müvekkilinin sözleşmelerini yenilemesini engellediğini, müvekkilinin müşterilerini babası tarafından kurulan başka bir şirkete yönlendirdiğini, bu şirkette görev alarak tamamen müvekkili aleyhine zarar verici eylemlerde bulunduğunu ileri sürerek, davalının ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 03.06.2014 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davalı ortağın 6762 Sayılı TTK' nın 551. maddesi uyarınca şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir. Davacı, ortaklıktan çıkarma için haklı neden olarak davalının davacı şirketin müşterilerini davalı ve dava dışı babasının birlikte kurdukları, dava dışı şirkete yönlendirdiklerini ileri sürmüş, bu iddiasına dayanak olarak da davalı tarafından gönderildiğini iddia ettiği bir kısım e-mail çıktılarını delil olarak sunmuştur. Davalı taraf ise, yargılama sırasındaki tüm beyanlarında bu e-maillerin kendisi tarafından gönderilmediğini, delil olarak sunulan e-mail çıktılarının davacının nezdinde bulunan bilgisayardan alındığını bu nedenle davacı tarafından e-mail içeriklerine müdahele edilmiş olabileceğini savunmuş, e-maillerin kim tarafından gönderildiği, içeriğinin değiştirilip değiştirilmediği yönünde inceleme yapılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, bu savunma hususunda herhangi bir araştırma yapılmaksızın e-maillerin davalı tarafından gönderildiği ve içeriklerinin doğru olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, e-mail içeriğinin teknik olarak başkası tarafından değiştirilme ihtimali olabileceği gibi, birinin adresinden gönderilmiş gibi gösterilen bir e-mailin de gönderilmesi mümkündür. Bu nedenle, taraflardan biri irade açıklamasının ispatı için mahkemeye e-mail mesajı sunduğunda, az önce açıklandığı üzere, değiştirme ihtimali sebebiyle sadece e-mail metni irade açıklamasının ispatı için yeterli olmayacaktır. Ancak, e-mailin güvenli elektronik imza ile imzalanmış olması durumunda bu veri hukuki işlemin ispatında kullanılabilecektir. Kolaylıkla değiştirilme ihtimalleri dikkate alındığında, çıktısı alınmış e-maillerin hakimin delilleri serbestçe değerlendirmesi ilkesi çerçevesinde, keşif delili sayesinde incelenmesi mümkün olabilir.
(Erturgut, Dr. Mine, Medeni Usul Hukukunda Elektronik İmzalı Belgelerin Delil Olarak Değerlendirilmesi, ... 2004,S:37,38)
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, yukarıda da açıklandığı üzere, davalı e-maillerin kendisi tarafından gönderilmediğin, içeriklerinin değiştirildiğini savunmuş ve bu yönde inceleme talep etmiş ise de, mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmaksızın e-mail içerikleri doğru kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, davacı tarafından dosyaya sunulan bahsi geçen e-maillere dayanılarak davalının da içinde bulunduğu kişiler aleyhine açılan haksız rekabet davasında alınan bilirkişi raporunda da e-mail çıktılarının değiştirilme ihtimali sebebiyle tek başlarına delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, e-maillerin gönderildiği söylenen bilgisayarın ve bağlı olduğu internet server'ının incelenmesi gerektiği mütalaa edilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafından delil olarak sunulan e-mailler üzerinde inceleme yapılıp, dosyadaki diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü Dairemizin 03.06.2014 gün, 2013/18146 esas 2014/10333 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde 22/04/2015 karar düzeltme isteyene iadesine,
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/395712400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz