İtrazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/375 E. 2017/3228 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vasıflı ikrar↗ yasal karine↗ limited şirket müdürü↗ karine↗ şirket müdürü↗ ikrar↗ icra takibine itiraz↗ ispat yükü↗ sebepsiz zenginleşme↗ uyuşmazlık konusu↗ limited şirket↗ havale↗ dava sebebi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davacının davalıya şirketin ihtiyaçları için iki ayrı havale işlemi ile gönderdiği 50.000 TL'nin davalının şahsi işleri için harcandığını iddia ettiği, davalının yapılan bu havalenin daha önce verdiği borcun geri ödenmesi için olduğunu savunarak vasıflı ikrarda bulunduğu, bu nedenle ispat yükünün davacı tarafa ait olacağı, yine havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı konusunda yasal karinenin aksinin ispat yükünün de davacı tarafa ait olacağı, davacı taraf ispat yükünü yerine getirdikleri savını ileri sürmüş ise de dayandığı e-maillerin bağlayıcılığının bulunmadığı, söz konusu havalelerin davalı tarafa gönderilmesi hususunda herhangi bir ödeme sebebinin açıklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının ortağı olduğu limited şirketin müdürü davalının şirket ihtiyacı için gönderilen parayı şirket hesabına geçirmemesi sebebiyle oluştuğu ileri sürülen alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemizin sayılı bozma ilamına uyulmuş, ispat yükü üzerinde olan davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemiz bozma ilamında, davalı tarafa yapılan havale işleminde herhangi bir açıklama bulunmadığı için mevcut bir borcun ödendiğine dair yasal karine bulunduğu, bu karinenin
.../...
aksini ispat yükünün davacı tarafta olduğu açıkça ifade edilmiştir. Bu durumda üzerinde herhangi bir açıklama bulunmayan havale dekontlarına karşı davacı tarafın sunduğu delillerin değerlendirilmesi gerekir. Nitekim davacı, yasal karinenin aksini ispat için dosyaya, davalı ile aralarındaki e-mail yazışmalarını sunmuş ve davalı hesabına havale edilen tutarların şirkete verilmek amacıyla gönderilmiş olduğunu savunmuştur. Davalı tarafından da inkar edilmeyen yazışmaların içeriğine göre; davalı taraf 05.06.2008 tarihli e-maili ile davacıdan bugüne kadar yapmış olduğu ödemeleri tarihleri ve miktarları ile bildirmesini istemiş, davacı 05.06.2008 ve 14.08.2008 tarihli e-mailleri ile davalıya cevap vermiş ve diğer ödemeleri dışında uyuşmazlık konusu olan 06.02.2008 tarihinde 25.000 TL ve 05.03.2008 tarihinde 25.000 TL olmak üzere toplam 50.000 TL ödemesini de göndermiş olduğunu alacak listesinde bildirmiştir. Davalı, davacının listelediği ve ödenmek üzere gönderildiği iddia edilen bu tutarlara itiraz etmediği gibi 50.000 TL'nin kendi şahsi alacağı nedeniyle gönderildiğini dahi iddia etmemiştir. Bu durumda, taraflar arasında ve itiraza uğramayan yazışmaların içeriğine itibar edilerek, uyuşmazlık konusu edilen ödemelerin tarafların ortağı olduğu ödenmek üzere davalı hesabına gönderilmiş olduğunun kabulü gerekir. Nitekim davacı ile ortağı olduğu . arasında görülen sayılı dava dosyasında verilen karar da Dairemizce, ...'in cevaben gönderdiği e-mailde diğer ödemeler dışında toplam 625.000 TL'nin de şirket yetkilisi ...'in çalışanlarına ödenmek üzere verildiğinin sabit olduğu ve bu tutar yönünden de davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bu durumda, davalı tarafça, 06.02.2008 tarihinde 25.000 TL ve 05.03.2008 tarihinde 25.000 TL olmak üzere hesabına havale edilen toplam 50.000 TL'yie ödediği ispat edilemediği gibi, bu havalelerin şahsi borç-alacak ilişkisi kapsamında yapılmış olduğu da ispat edilemediğine göre, davalının bu miktarda sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, deliller eksik ve yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6489 E. 2013/21793 K.
Ortak:yasal karine · karine · ispat yükü · havale
İncelediğiniz karardaDairemiz bozma ilamında, davalı tarafa yapılan «havale» işleminde herhangi bir açıklama bulunmadığı için mevcut bir borcun ödendiğine dair «yasal karine» bulunduğu, bu karinenin .../... aksini «ispat yükünün» davacı tarafta olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davacının davalıya şirketin ihtiyaçları için iki ayrı «havale» işlemi ile gönderdiği 50.000 TL'nin davalının şahsi işleri için harcandığını iddia ettiği, davalının yapılan bu havalenin daha önce verdiği borcun geri ödenmesi için olduğunu savunarak «vasıflı ikrarda» bulunduğu, bu nedenle «ispat yükünün» davacı tarafa ait olacağı, yine havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı konusunda yasal karinenin aksinin ispat yükünün de davacı tarafa ait olacağı, davacı taraf ispat yükünü yerine getirdikleri savını ileri sürmüş ise de dayandığı e-maillerin bağlayıcılığının bulunmadığı, söz konusu havalelerin davalı tarafa gönderilmesi hususunda herhangi bir ödeme «sebebinin» açıklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemizin sayılı bozma ilamına uyulmuş, «ispat yükü» üzerinde olan davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yönünde «yasal karine» mevcut olduğu, aksini iddia edenin «ispat yükü» altında bulunduğu, davacının borç para verdiğini yasal delillerle ispatlamayadığı, «yemin teklif» etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davalının ticari kayıt ve «defterleri» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacının şirkete borç para verdiği iddiasının incelenerek, yine dosyada mevcut davalı şirket tarafından davacıya «havale» edilen 24.07.2009 tarihli banka dekontundaki "borç ödeme" ibaresi de nazara alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin teklifi · yemin · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yönünde «yasal karine» mevcut olduğu, aksini iddia edenin «ispat yükü» altında bulunduğu, davacının borç para verdiğini yasal delillerle ispatlamayadığı, «yemin teklif» etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı taraf delil listesinde bilirkişi raporuna, duruşmada da şirkete verilen borcun varlığı konusunda davalı tarafın «defterlerine» dayandığı halde, davalı şirketin defter ve kayıtları incelenmeden «eksik incelemeyle» hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece davalının ticari kayıt ve «defterleri» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacının şirkete borç para verdiği iddiasının incelenerek, yine dosyada mevcut davalı şirket tarafından davacıya «havale» edilen 24.07.2009 tarihli banka dekontundaki "borç ödeme" ibaresi de nazara alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1282 E. 2015/6440 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · teslim
Benzer bu karardaDava, davalı «taşıyıcının» «taşıma sözleşmesine» aykırı davranması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı,yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesine» göre, davacının talimatı olmadan emtianın alıcısına «teslim» edilmemesi gerekirken davalının, davacının talimatı olmaksızın emtiayı alıcısına teslime ettiğini, bu nedenle alıcıdan mal bedelini tahsil edemediğini ileri sürmüş …
… ya kapsamına göre, davacının ihraç ettiği malların Belçika'ya taşınması işinin davalı tarafından üstlenildiği, taraflar arasında malların davacının talimatı olmadan «teslim» edilmeyeceğine dair yazılı bir sözleşme olmadığı, davacı şirket çalışanı tarafından davalı şirket çalışanına e-mail yolu ile davacının talimatı olmadan malın tesli …
Davacı, taraflar arasında davacının talimatı olmadan malın «teslim» edilmeyeceğine dair anlaşmanın bulunduğunun delili olarak, taraflar arasında geçen e-mail yazışmalarını dosyaya sunmuş, davalı bu maillerin içeriğini inkar etmemekle birlikte, davalı şirket çalışanına gönderildiğini, bu kişinin şirket yetkilisi olmadığını, e-mail yazışmaları ile bu yönde bir sözleşme kurulmuş sayılamayacağını savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12563 E. 2018/4154 K.
Ortak:havale
İncelediğiniz karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davacının davalıya şirketin ihtiyaçları için iki ayrı «havale» işlemi ile gönderdiği 50.000 TL'nin davalının şahsi işleri için harcandığını iddia ettiği, davalının yapılan bu havalenin daha önce verdiği borcun geri ödenmesi için olduğunu savunarak «vasıflı ikrarda» bulunduğu, bu nedenle «ispat yükünün» davacı tarafa ait olacağı, yine havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı konusunda yasal karinenin aksinin ispat yükünün de davacı tarafa ait olacağı, davacı taraf ispat yükünü yerine getirdikleri savını ileri sürmüş ise de dayandığı e-maillerin bağlayıcılığının bulunmadığı, söz konusu havalelerin davalı tarafa gönderilmesi hususunda herhangi bir ödeme «sebebinin» açıklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemiz bozma ilamında, davalı tarafa yapılan «havale» işleminde herhangi bir açıklama bulunmadığı için mevcut bir borcun ödendiğine dair «yasal karine» bulunduğu, bu karinenin .../... aksini «ispat yükünün» davacı tarafta olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Bu durumda üzerinde herhangi bir açıklama bulunmayan «havale» dekontlarına karşı davacı tarafın sunduğu delillerin değerlendirilmesi gerekir.
Benzer bu karardaDavacı vekili 05.08.2016 «havale» tarihli temyize cevap dilekçesi ile davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cevap süresi · harç · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaTemyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz «harç» ve giderlerinin yatırılması hususunda ve HUMK 434/«son» maddesi uyarınca davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, her halükarda davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/375 E. , 2017/3228 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 13/10/2015 tarih ve 2015/235-2015/467 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflarınn ortakları olduğunu, şirket müdürü olan davalının şirketin ihtiyacı bulunduğunu belirtmesi üzerine her biri 25.000 TL tutarında iki ayrı gönderinin şirketin nakit ihtiyaçlarına binaen davalının banka hesabına havale edildiğini, bu gönderilerin şirkete aktarılmayıp davalı üzerinde kaldığı anlaşılınca davalı hakkında icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; icra takibine itirazın iptaline, alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu edilen toplam 50.000 TL'nin daha önce davalı tarafından davacıya verilen borcun ödemesi olduğunu, bu hususu tanık ile ispatlayabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davacının davalıya şirketin ihtiyaçları için iki ayrı havale işlemi ile gönderdiği 50.000 TL'nin davalının şahsi işleri için harcandığını iddia ettiği, davalının yapılan bu havalenin daha önce verdiği borcun geri ödenmesi için olduğunu savunarak vasıflı ikrarda bulunduğu, bu nedenle ispat yükünün davacı tarafa ait olacağı, yine havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı konusunda yasal karinenin aksinin ispat yükünün de davacı tarafa ait olacağı, davacı taraf ispat yükünü yerine getirdikleri savını ileri sürmüş ise de dayandığı e-maillerin bağlayıcılığının bulunmadığı, söz konusu havalelerin davalı tarafa gönderilmesi hususunda herhangi bir ödeme sebebinin açıklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının ortağı olduğu limited şirketin müdürü davalının şirket ihtiyacı için gönderilen parayı şirket hesabına geçirmemesi sebebiyle oluştuğu ileri sürülen alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemizin sayılı bozma ilamına uyulmuş, ispat yükü üzerinde olan davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemiz bozma ilamında, davalı tarafa yapılan havale işleminde herhangi bir açıklama bulunmadığı için mevcut bir borcun ödendiğine dair yasal karine bulunduğu, bu karinenin
.../...
aksini ispat yükünün davacı tarafta olduğu açıkça ifade edilmiştir. Bu durumda üzerinde herhangi bir açıklama bulunmayan havale dekontlarına karşı davacı tarafın sunduğu delillerin değerlendirilmesi gerekir. Nitekim davacı, yasal karinenin aksini ispat için dosyaya, davalı ile aralarındaki e-mail yazışmalarını sunmuş ve davalı hesabına havale edilen tutarların şirkete verilmek amacıyla gönderilmiş olduğunu savunmuştur. Davalı tarafından da inkar edilmeyen yazışmaların içeriğine göre; davalı taraf 05.06.2008 tarihli e-maili ile davacıdan bugüne kadar yapmış olduğu ödemeleri tarihleri ve miktarları ile bildirmesini istemiş, davacı 05.06.2008 ve 14.08.2008 tarihli e-mailleri ile davalıya cevap vermiş ve diğer ödemeleri dışında uyuşmazlık konusu olan 06.02.2008 tarihinde 25.000 TL ve 05.03.2008 tarihinde 25.000 TL olmak üzere toplam 50.000 TL ödemesini de göndermiş olduğunu alacak listesinde bildirmiştir.
Davalı, davacının listelediği ve ödenmek üzere gönderildiği iddia edilen bu tutarlara itiraz etmediği gibi 50.000 TL'nin kendi şahsi alacağı nedeniyle gönderildiğini dahi iddia etmemiştir. Bu durumda, taraflar arasında ve itiraza uğramayan yazışmaların içeriğine itibar edilerek, uyuşmazlık konusu edilen ödemelerin tarafların ortağı olduğu ödenmek üzere davalı hesabına gönderilmiş olduğunun kabulü gerekir. Nitekim davacı ile ortağı olduğu . arasında görülen sayılı dava dosyasında verilen karar da Dairemizce, ...'in cevaben gönderdiği e-mailde diğer ödemeler dışında toplam 625.000 TL'nin de şirket yetkilisi ...'in çalışanlarına ödenmek üzere verildiğinin sabit olduğu ve bu tutar yönünden de davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bu durumda, davalı tarafça, 06.02.2008 tarihinde 25.000 TL ve 05.03.2008 tarihinde 25.000 TL olmak üzere hesabına havale edilen toplam 50.000 TL'yie ödediği ispat edilemediği gibi, bu havalelerin şahsi borç-alacak ilişkisi kapsamında yapılmış olduğu da ispat edilemediğine göre, davalının bu miktarda sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, deliller eksik ve yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 31/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/359377000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz