6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kâr dağıtmama kararının TTK 523/2 koşulları eksik incelenerek onanmasının bozulması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8800 E. 2017/7610 K. · · İlk derece: 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı

Gerekçe özeti

Kâr payı hakkı TTK 452 anlamında müktesep hak olup, kâr dağıtmamanın dayanağı olan TTK 523/2 istisnasının koşulları (aktiflerin yenilenmesi gerekliliği, pay sahiplerinin menfaati, şirketin sürekli gelişimi ve kararlı kâr payı dağıtımı) somut olarak, finans/muhasebe uzmanı içeren bilirkişi incelemesiyle araştırılmadan kâr dağıtmama kararının iptali istemi reddedilemez; müktesep kâr payı hakkı ile bu istisna arasındaki denge kurulmalıdır. Ayrıca bağımsız denetçi atanmasına ilişkin kararlar TTK 440/2 uyarınca kesindir; ayrı ibra gündemi varsa bilanço onayı ibra sonucu doğurmaz; genel kurul kararının iptali davasını yönetim kurulu tek başına kabul edemez.

Ele alınan sorunlar

Bağımsız denetçi atanması istemine ilişkin kararın temyiz kabiliyeti → ret

İddia: Davacılar, TTK 438/488 kapsamında şirkete denetçi atanmasını talep etmiş ve reddine ilişkin kararı temyiz etmiştir.

Gerekçe: Bağımsız denetçi atanması isteminin kabul veya reddine dair kararlar TTK 440/2 uyarınca kesindir; kesin kararlar temyiz edilemeyeceğinden bu yöne ilişkin temyiz isteminin reddi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kâr dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının iptali → kabul

İddia: Davacılar, şirketin uzun yıllardır kârın çok az bir kısmını dağıttığını, birikmiş kârın yüksek olduğuna karşın dönem kârının küçük bir bölümünün dağıtılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın nihai amacı kâr elde edip ortaklarına dağıtmaktır; kâr payı hakkı TTK 452 anlamında müktesep haktır. Bunun en önemli istisnası olan TTK 523/2, aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse ve bütün pay sahiplerinin menfaati ile şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa kanunda/esas sözleşmede öngörülenden başka yedek akçe ayrılmasına izin verir; müktesep kâr payı hakkı ile bu istisna arasındaki hassas denge kurulmalıdır. Somut olayda şirketin devam eden yatırımları, kredi borçları, geçmiş dönem kârlarının kullanımı, cüzi kâr dağıtımıyla kalan kârın yedeğe ayrılmasının müktesep hakkı ihlal edip etmediği, kâr dağıtımının sermayeyi düşürüp düşürmeyeceği ve kalan kısmın yedeğe ayrılmasının afaki iyiniyete uygunluğu, içinde finans/muhasebe uzmanı bulunan bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak belirlenmelidir. Bu inceleme yapılmadan, eksik incelemeyle kâr dağıtmama için uygun koşulların bulunduğu gerekçesiyle iptal isteminin reddi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Erteleme, ibra, özel denetçi ve yönetim kurulunun davayı kabul yetkisine ilişkin istemler → ret

İddia: Davacılar; ikinci kez erteleme talebinin reddini, bilanço onayının ibra sonucu doğurduğunu, bilgi edinme/inceleme haklarının ihlalini ve özel denetçi atanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Uzman aracılığıyla inceletme hakkı dürüst hesap verme ilkelerine göre kullandırıldığından görüşmelerin ikinci kez ertelenmesi talebinin reddi kanuna uygundur. Yönetim kuruluna ilişkin ayrı bir ibra gündemi ve oylaması bulunduğundan bilanço ve gelir tablolarının onaylanması ibra sonucunu doğurmaz. Özel denetçi atanması için kanun veya esas sözleşmenin ihlali şartı aranır ve böyle bir ihlal yoktur. Genel kurul kararının iptali davasının kabulü için genel kurul kararı gerektiğinden, yönetim kurulu (vekili) tek başına davayı kabul edemez. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Müktesep kâr payı hakkı ile TTK 523/2 istisnası arasındaki dengenin ve kâr dağıtmama kararında yapılacak bilirkişi incelemesinin kapsamının belirlenmesi bakımından bağlayıcı emsal; ayrıca denetçi atama kararının kesinliği ve bilanço onayı-ibra ayrımı yönünden emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr payı ve müktesep hak (TTK 452) TTK 523/2 yedek akçe istisnası kâr dağıtmama bağımsız denetçi atanması ve kesinlik (TTK 440/2) özel denetçi atanması (TTK 438) bilanço onayı ve ibra ayrımı genel kurul kararının iptali davasında kabul yetkisi

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 523/2TTK 452TTK 440/2TTK 488TTK 438TTK 420/2

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yedek akçe

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6354 E. 2016/3021 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kar Payı Alacağı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10779 E. 2014/18719 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kârın ihtiyari kısmının yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet yönünden denetlenmesi zorunluluğu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9365 E. 2014/16936 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3784 E. 2024/6352 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • HUMK 440'ta sayılan sebepleri içermeyen karar düzeltme istemi reddedilir

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3473 E. 2019/8149 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2016/8800 E.  ,  2017/7610 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/01/2016 tarih ve 2014/177-2016/19 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 39/3 maddesi hükmü gereğince Daire ve kurulların toplantılarını engelleyen toplu red istemlerinin dinlenemeyecek olması nedeniyle davacı vekilinin Dairenin çekilmesi (reddi) istemi yerinde görülmemiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili; müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 2013 yılı hesap ve faaliyetlerine ilişkin gündemin görüşüleceği Olağan Genel Kurul Toplantısının 17/02/2014 tarihinde yapıldığını, ancak şirketin bilançosu ve buna bağlı alt hesap ayrıntıları hakkında müvekkiline bilinçli oy kullanmaya yetecek ölçüde bilgi verilmediği gerekçesi ile bilanço görüşmelerinin ertelenmesi talebinde bulunulduğunu, talep üzerine bilanço görüşmeleri ile bilançoya bağlı gündem maddelerinin 24/03/2014 tarihinde yapılacak Genel Kurul Toplantısında görüşülmesine karar verildiğini, 24/03/2014 tarihli Genel Kurul Toplantılarında alınan kararların TTK'nın ilgili hükümlerine, şirket ana sözleşmesine, eşitlik ilkesine, objektif iyiniyet kurallarına, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek ve 24/03/2014 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların iptali ile TTK 438.

maddesi gereğince davalı şirketin 2013 yılı hesap ve faaliyetlerinin denetimi amacıyla özel denetçi atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; davacının 17.02.2014 günlü toplantıyı ertelettiğini, TTK m. 420/2 hükmünde öngörülen ikinci kez erteletmenin koşullarının oluşmadığını, 24.03.2014 tarihli toplantıda alınan kararların hukuka uygun olduğunu, 1 milyon TL kâr dağıtım kararı alındığını, gerisinin şirket bünyesinde bırakıldığını, şirkete özel denetçi atanması talebinin yerinde olmadığını, davacıların gereken her türlü bilgiye sahip olduğunu, ilk toplantıyı erteletmesine rağmen şirket hesaplarını incelemek için gelmediğini savunarak davanın reddini istemiş, Genel Kurul Kararının 6. maddesinin (kâr dağıtımı) iptali talebi konusunda kendilerinin de kabul beyanının olduğunu, dolayısıyla bunun iptalini istediklerini beyan etmiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının davacılara itirazlarını uzman aracılığı ile incelettirme hakkını dürüst hesap verme ilkelerine göre kullandırdığı dikkate alındığında, görüşmelerin ikinci defa ertelenmesi talebinin reddine ilişkin kararın kanuna uygun olduğu, bilanço ve gelir tablolarında oy kullanmalarının yönetim kuruluna ilişkin ayrı bir ibra gündemi ve oylaması bulunması nedeniyle bilanço ve gelir tablolarının onaylanmasının ibra sonucunu doğurmayacağından anılan eski yönetim kurulu üyeleri ve pay sahiplerinin bilançonun onaylanmasına ilişkin oylamaya katılmalarında kanuna aykırılık bulunmadığı, TTK'da "denetçi raporunun ibrası" şeklinde bir ibra türü bulunmadığı, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin oylamada kanuna aykırı bir durumun olmadığı, TTK'nın 523/2 hükmünde öngörülen iki halden biri varsa kâr dağıtılmaması kararı alınabileceği, şirketin yaptığı yeni otel yatırımı için gerekli kaynakları ağırlıklı olarak öz kaynaklarından temin yoluna gittiği ve yıl sonu itibariyle 49.755.751,46 TL yatırım yaptığı ve bu yatırımların devam ettiği dikkate alınarak şirket kârının dağıtılmaması için uygun koşulların mevcut olduğu, genel kurulca alınan kararla ilgili yönetim kurulunun davayı kabul etme yetkisi olmadığı, genel kurul kararının iptali davasının kabulü için genel kurul kararı alınması gerektiği, bu yolda karar alınmadığından davalı vekilinin tek başına kabul yetkisinin geçerli olmadığı, davacıların tüm dosya kapsamına göre bilgi edinme ve inceleme haklarının ihlal edilmediği, özel denetçi atanması için kanun veya esas sözleşmenin ihlal edilmesi şartı arandığı ve böyle bir ihlalin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

1- Davacılar vekilinin taleplerinden biri 6102 sayılı TTK'nın 488. maddesi kapsamında anonim şirkete bağımsız denetçi atanması istemine ilişkin olup, 20.01.2016 tarihli karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş ise de, mahkemece bağımsız denetçi atanması isteminin kabul veya reddine dair verilen kararlar TTK'nın 440/2 maddesi uyarınca kesindir. HUMK 432/4. maddesine göre, temyizi kabil olmayan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay ilgili Dairesi tarafından da bu konuda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar vekilinin genel kurul kararının iptali ile ilgili mahkeme kararına yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

3- Dava, anonim şirket genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Gündemin 6. maddesinde yer alan 2013 yılı ve geçmiş yıl kârlarının görüşülmesi sırasında, şirketin devam eden yatırımları, yatırım planları ve mali durumu gözönüne alınarak şirketin 2013 yılı ve geçmiş yıl kârlarının dağıtılmayarak şirket bünyesinde bırakılması genel kurulun onayına sunulmuş, davacıların temsilcisi 6.000.000,00 TL olan dönem net kârının dağıtılmasını istemiş, bir başka ortağın şirket kârının 1.000.000,00 TL'nın yasal kesintiler yapıldıktan sonra 2014 yılı içinde dağıtılması teklifi toplantı başkanı tarafından makul karşılanmış, oylamaya sunulmuş ve kabul edilmiştir. Davacılar vekili; şirketin uzun yıllardır kârın az bir miktarını dağıtma yoluna gittiğini, geçmiş dönem birikmiş kârının 45.936.938,73 TL'yı bulduğunu, yine 2013 yılı kârının da 6.000.000,00 TL olduğunu, 1/6'sının dağıtılmasının genel kurulda kabul edildiğini, bu durumun hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmektedir.

Genel kurulda ilgili maddenin görüşülmesi sırasında toplantı başkanı, şirketin birikmiş kârının şirket kasasında bulunan para anlamına gelmediğini, yatırımlarda kullanıldığını, bu yatırımlar nedeniyle şirketin henüz kapanmamış kısa ve uzun vadeli banka kredilerinin mevcut olduğunu, 2013 yılında tamamlanmış bir otel yatırımı ile devam eden başkaca yatırımlarının bulunduğunu ifade etmiştir. Dosyaya sunulan 31.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda da; şirketin dönem net kârı 6.348.128,32 TL olarak tespit edilmiş, kanuni yedek akçeler ayrıldıktan sonra 2013 yılı dağıtılabilir kâr miktarı 6.030.721,90 TL olarak hesaplanmıştır. TTK'nın 523/2. maddesinde öngörülen iki halden birinin varlığı halinde şirketin genel kurul kararıyla kâr dağıtmama yönünde karar alabileceği, şöyle ki şirketin yeni bir otel yaptığı, yıl sonu itibariyle 49.755.751,46 TL yatırım yapmış olduğu ve yatırımlarının devam ettiği, gerekli kaynakları özvarlığından temin yoluna gittiği, bu nedenle şirketin kâr dağıtmaması için uygun koşulların mevcut olduğu sonucuna varılmıştır.

Yine dosyaya sunulan sonraki tarihli bilirkişi raporunda ise; genel kurulda şirketin kâr dağıtmamasının sebebi olarak sayılan hususların değerlendirilmesi için gerekirken devam eden yatırımların bulunup bulunmadığı, dönem kârından kanuni ve iradi yedeklerin ayrılıp ayrılmadığı, kârı dağıtmak yerine yedek akçe olarak ayrılmasının şirket yatırımları için zorunlu olup olmadığının finansal değerlendirmeyi gerektirdiği ifade edilmiştir.Mahkemece de TTK'nın 523/2. bendi uyarınca şirketin kâr dağıtmaması için uygun koşulların olduğu gerekçesiyle davacıların buna ilişkin genel kurul kararının iptali talebi reddedilmiştir.

Öncelikle ve özellikle ifade etmek gerekirse, her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın nihai amacı kâr elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Bu amaç, anasözleşmelerde yer almaz çeşitli kanunlardaki kişi birliklerini ayıran, “müşterek gaye” kıstasından ve “ortaklık” kavramından doğar. Başka bir deyişle “anonim şirket kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulur” (TTK madde 331) ve kâr elde etmek ve paylaştırmak nihai amacını elde etmek hedefine yönelir ve bu yolda çaba harcar. Ortaklığın bütün organları bu nihai amaca uygun kararlar almak zorundadır. Şirketin nihai amacının kâr elde edip ortaklara dağıtması esas olmakla birlikte anasözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenler bu genel ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır.

Bu istisnaların en önemlisi ve uygulamada da sıkça görülüp dava konusu uyuşmazlığa da konu olan TTK’nın 523/2. maddesindeki düzenlemedir. Anılan düzenleme gereğince genel kurul, aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir. TTK'nın 452. maddesinde belirtilen müktesep haklardan olan kâr payı hakkı ile bu hakkın istisnasını oluşturan TTK’nın 523/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur.

Bu durumda, şirketin esas sözleşmesinde ayrıca yedek akçe ayrılmasına ilişkin düzenleme bulunmadığı da gözetilerek, şirketin uzun yıllar kâr payını çoğunu dağıtmayıp şirket bünyesinde tutmasının davacıların müktesep hakkını ihlal edip etmediği, genel kurulda ifade edilen devam eden şirket yatırımları nedeniyle şirketin uzun ve kısa vadeli kredi borçlarının bulunup bulunmadığı, şirketin yatırım giderlerini nasıl karşıladığı, geçmiş dönem kârlarının da şirket yatırımlarında kullanılıp kullanılmadığı, mecburi temettü dışında kalan kısım için cüzi kâr dağıtım kararı alınarak kalan kârın yedek akçeye ayrılmasının yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı, kâr dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurup doğurmayacağı, dağıtılması öngörülen kâr payı dışında kalan kısmın ortaklığın devamlı gelişmesi ve düzenli kâr payı dağıtılmasının temini bakımından uygun ve yararlı olup olmadığı ve kalan kısmın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının tespit edilmesi gerekir.

Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalı şirketin faaliyet gösterdiği sektörün genel gelişimi, davalı şirketin ekonomik faaliyet ve amaçları ayrıca şirket işlemlerinin devamlı gelişmesini veyahut mümkün olduğu kadar istikrarlı kâr payı dağıtılmasını temin bakımından davalı şirketin ne oranda kâr payı dağıtması gerektiği yolunda içinde finans yada muhasebe uzmanının da bulunduğu bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, yazılı şekilde eksik incelemeyle şirketin kâr dağıtmaması için uygun koşulların mevcut olduğu gerekçesiyle kar dağıtımına ilişkin genel kurul kararının iptali isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin özel denetçi atanması isteminin reddine yönelik kararla ilgili temyiz isteminin REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin genel kurul kararının iptali istemine yönelik sair temyiz itirazlarının reddine; (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 26/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/388993300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.